Tahsil
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/12065 E. 2014/14334 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
iştirak halinde mülkiyet↗ tasarruf yetkisi↗ veraset ilamı↗ asli müdahale↗ hakim ortak↗ borcun üstlenilmesi↗ mevduat hesabı↗ mirasçılık↗ tmsf↗ uyuşmazlık konusu↗ kâr payı↗ harç↗ yasal faiz↗ dahili dava↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, mudinin 2005 yılında vefat ettiği, diğer mirasçılar E. B. ve M. B.ın da davaya asli müdahil olarak katıldığı, uyuşmazlık konusu paranın 17.12.1999 vadeli döviz tevdiat hesabı açılarak yatırıldığı, aynı tarihte çekilerek davacı adına "off shore tahsil edilen" açıklaması ile hesap bakiyesinin sıfırlandığı ve bu paranın bankanın merkez şubesindeki ..USD-1 numaralı E. B. O. S. Ltd. hesabına aktarıldığı, davalı bankaca davacının parasını hesaben yurt dışına gönderilmiş gibi bir işleme tabi tutmak suretiyle E.bank Merkez Şubesi bünyesinde kalmasının sağlanmış olduğu, kıyı bankasına gönderilmiş gibi işleme tabi tutulan paranın aslında fiilen Kıbrıs'a gönderilmediği, davalı E. Bank A.Ş'nin hakim ortaklarına ait bir kısım şirketlere kredi verilmesi şeklinde aktarılmış olduğu, durumun ceza dosyası ile sabit bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 20.000.00 USD'nin 15.11.1999 tarihinden itibaren 3095 Sayılı Yasanın 4/a maddesi gereğince yürütülecek yasal faizi ile birlikte 1/3'er miras payları oranında davalı adına borcu üstlenen TMSF'den alınıp davacı S.. Z.., davaya katılanlar E. B. ve M. B.'a verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı ile üstlenen vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, banka hesabındaki paranın tahsili istemine ilişkindir.
Uyuşmazlığa konu hesabın davacının mirasbırakanı H. B.'a ait bulunduğu, dosyaya ibraz edilen veraset ilamına göre anılan kişinin hesabın açılmasından sonra 24.07.2005 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak davacı ile sonradan payları oranında davaya katılan M. B. ve E. B.ı bıraktığı, davacının, davasını doğrudan hesabın tamamına ilişkin açmadığı, kendi payı olduğunu ileri sürdüğü hesabın 1/3 oranına tekabül eden miktara yönelik açtığı, bu miktar üzerinden harç yatırdığı, yargılama sırasında da diğer mirasçıların hesabın bakiye kısmına yönelik harç yatırarak davaya dahil olduğu hususları uyuşmazlık konusu değildir. Ancak, mevduat hesabı davacının ve yargılamaya katılanların mirasbırakanı H. B. adına olup, bu kişinin ölmesiyle terekesine dahil olmuştur. Mirasçılar, terekeye dahil bu hesap üzerinde iştirak halinde maliktirler. İştirak halinde mülkiyette mülkiyet hakkının tümü aynı anda birden fazla kişiye aittir. İştirak halinde mülkiyette paydaşlar, haklarını ve özellikle ortak mal üzerindeki tasarruf yetkilerini oy birliği ile verecekleri karara göre kullanabilirler. Dava açılması da bu anlamda önemli bir hukuki tasarruf niteliğinde olacağından, paydaşların hep birlikte hareketini zorunlu kılmaktadır. Mirasçılardan birinin terekedeki mal ve haklara ilişkin olarak yalnızca kendi payı oranında dava açması halinde, böyle bir davanın dinlenebilirliği bulunmamaktadır.
Bu durum karşısında, uyuşmazlığa konu hesabın iştirak halinde mülkiyete konu olduğu, hak sahiplerinden birinin kendi payına ilişkin açtığı davanın dinlenemeyeceği, esasen asli müdahale koşullarının da bulunmadığı dikkate alınıp, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı ve üstlenen vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/10266 E. 2016/3892 K.
Ortak:iştirak halinde mülkiyet · tasarruf yetkisi · veraset ilamı · mevduat hesabı · mirasçılık · uyuşmazlık konusu · kâr payı · dahili dava
İncelediğiniz karardaB.ı bıraktığı, davacının, davasını doğrudan hesabın tamamına ilişkin açmadığı, kendi «payı» olduğunu ileri sürdüğü hesabın 1/3 oranına tekabül eden miktara yönelik açtığı, bu miktar üzerinden «harç» yatırdığı, yargılama sırasında da diğer «mirasçıların» hesabın bakiye kısmına yönelik harç yatırarak davaya «dahil» olduğu hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
B.'a ait bulunduğu, dosyaya «ibraz» edilen «veraset ilamına» göre anılan kişinin hesabın açılmasından sonra 24.07.2005 tarihinde öldüğü, geriye «mirasçı» olarak davacı ile sonradan payları oranında davaya katılan M.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, mudinin 2005 yılında vefat ettiği, diğer «mirasçılar» E.
Benzer bu karardaUyuşmazlığa konu hesabın davacının murisi ...’a ait bulunduğu, dosyaya «ibraz» edilen «veraset ilamına» göre anılan kişinin hesabın açılmasından sonra 27.10.2009 tarihinde vefat ettiği, geriye «mirasçı» olarak murisin eşi olan davacı ile murisin çocuklarının kaldığı, davacının, davasını doğrudan hesabın tamamına ilişkin açmadığı, kendi «payı» olduğunu ileri sürdüğü, hesabın 1/4 oranına tekabül eden miktara yönelik açtığı hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Ancak, «mevduat hesabı», davacının ve diğer «mirasçıların» murisi ... adına olup, bu kişinin ölmesiyle terekesine «dahil» olmuştur.
… .... yöneticilerinin kendilerine ait şirketlere usulsüz kredi verilmek suretiyle tüketildiği, alacağın ... ...'den tahsil edilmesinin mümkün olmadığı, uyuşmazlığın «havale» görünümlü mevduat toplamak olarak değerlendirilmesi gerektiği, ....'nin bir kısım yöneticilerinin .... aracılığıyla Off Shore hesabı açtıran kişileri bankayı vasıta kılmak suretiyle «dolandırdıkları» ve davacının murisinin iradesinin açıkça fesata uğratıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile, «veraset ilamına» göre davacının hissesine düşen 6.391,14 EURO’nun 09.11.1999 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalı bankadan tahsiline karar verilmiştir. .../...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:feri müdahil · dolandırıcılık · havale · avans faizi · e-defter
Benzer bu kararda… .... yöneticilerinin kendilerine ait şirketlere usulsüz kredi verilmek suretiyle tüketildiği, alacağın ... ...'den tahsil edilmesinin mümkün olmadığı, uyuşmazlığın «havale» görünümlü mevduat toplamak olarak değerlendirilmesi gerektiği, ....'nin bir kısım yöneticilerinin .... aracılığıyla Off Shore hesabı açtıran kişileri bankayı vasıta kılmak suretiyle «dolandırdıkları» ve davacının murisinin iradesinin açıkça fesata uğratıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile, «veraset ilamına» göre davacının hissesine düşen 6.391,14 EURO’nun 09.11.1999 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalı bankadan tahsiline karar verilmiştir. .../...
… rın davalı banka yararına bozulması isteminde bulunmuş olup, fer'i müdahil ... vekilinin söz konusu dilekçesi temyiz istemi mahiyetinde ise de, davalı banka yanında «feri müdahil» olarak davaya katılan ...'ın HUMK'nın 433/2. maddesi uyarınca ancak karşı taraf sıfatına sahip davacı tarafın temyizine karşı katılma yoluyla temyiz hakkı bulunup, davacı kararı temyiz etmediğinden davalı bankanın temyiz dilekçesine istinaden katılma yoluyla temyiz yoluna başvurması mümkün olmadığı gibi, fer'i müdahil ... vekilinin temyiz dilekçesini temyiz «defterine» kaydettirmediği ve temyiz harcını da yatırmadığı, bu haliyle usulünce yapılmış temyiz istemi de bulunmadığı anlaşıldığından, fer'i müdahil ... vekilinin temyiz ist …
Kararı, davalı ... vekili, fer'i müdahil ... vekili ve «feri müdahil» ... vekili temyiz etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/10618 E. 2016/4689 K.
Ortak:iştirak halinde mülkiyet · tasarruf yetkisi · mirasçılık · kâr payı · dahili dava
İncelediğiniz karardaB.ı bıraktığı, davacının, davasını doğrudan hesabın tamamına ilişkin açmadığı, kendi «payı» olduğunu ileri sürdüğü hesabın 1/3 oranına tekabül eden miktara yönelik açtığı, bu miktar üzerinden «harç» yatırdığı, yargılama sırasında da diğer «mirasçıların» hesabın bakiye kısmına yönelik harç yatırarak davaya «dahil» olduğu hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, mudinin 2005 yılında vefat ettiği, diğer «mirasçılar» E.
B.'a ait bulunduğu, dosyaya «ibraz» edilen «veraset ilamına» göre anılan kişinin hesabın açılmasından sonra 24.07.2005 tarihinde öldüğü, geriye «mirasçı» olarak davacı ile sonradan payları oranında davaya katılan M.
Benzer bu karardaTerekeye «dahil» mal veya haklar üzerinde tüm «mirasçılar» iştirak halinde maliktir.
Mirasçılardan birisinin terekedeki mal ve haklara ilişkin olarak yalnızca kendi «payı» oranında dava açması halinde, böyle bir dava dinlenemez, zira, yalnız başına bir «mirasçının» iştirak halinde terekenin şayi cüzünde tasarruf etmesi mümkün değildir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacıların «mirasçısının» bankanın .............
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:havale · e-defter
Benzer bu karardaŞubesi'nde hesap açtığı, çalışanların yönlendirmesi ile off shore hesabına «havale» edildiği, paraların banka bünyesinde bırakıldığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
1- Mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararı fer'i müdahil ......... vekili temyiz etmiş ise de, verilen dilekçe temyiz «defterine» kaydedilmediği gibi, temyiz harcının yatırıldığına dair makbuza da dosya içinde rastlanmamıştır.
Temyiz dilekçesinin verilme usulü HUMK'nın 434'üncü maddesinde açıklanmış olup, buna göre temyiz dilekçesinin temyiz «defterine» kayıt ettirilip, temyiz harcının yatırılmış olması gerekmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11259 E. 2018/6013 K.
Ortak:iştirak halinde mülkiyet · tasarruf yetkisi · veraset ilamı · mevduat hesabı · mirasçılık · kâr payı · dahili dava · ibraz
İncelediğiniz karardaB.'a ait bulunduğu, dosyaya «ibraz» edilen «veraset ilamına» göre anılan kişinin hesabın açılmasından sonra 24.07.2005 tarihinde öldüğü, geriye «mirasçı» olarak davacı ile sonradan payları oranında davaya katılan M.
B.ı bıraktığı, davacının, davasını doğrudan hesabın tamamına ilişkin açmadığı, kendi «payı» olduğunu ileri sürdüğü hesabın 1/3 oranına tekabül eden miktara yönelik açtığı, bu miktar üzerinden «harç» yatırdığı, yargılama sırasında da diğer «mirasçıların» hesabın bakiye kısmına yönelik harç yatırarak davaya «dahil» olduğu hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, mudinin 2005 yılında vefat ettiği, diğer «mirasçılar» E.
Benzer bu karardaDava konusu edilen «mevduat hesabı», davacının ve diğer «mirasçıların» murisi ... adına olup, bu kişinin ölmesiyle terekesine «dahil» olmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile «veraset ilamına» göre davacının hissesine düşen 6.391,14 EURO’nun 09.11.1999 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalı bankadan tahsiline dair verilen kararın davalı banka vekili ile «feri müdahiller» ... ve ... vekillerince temyizi üzerine Dairemizce fer'i müdahil ... vekilinin temyiz isteminin reddine, davalı .... vekili ve fer’i müdahil ... vekilinin temyiz i …
Dava, davacının murisi ...’a ait bulunan banka hesabındaki mevduatın ... bankasına aktarılarak ödenmediği iddiasına dayalı davacının kendi «payı» olduğunu ileri sürdüğü hesabın 1/4 oranına tekabül eden miktarın tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:aktif husumet · feri müdahil · avans faizi · husumet
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kabulü ile «veraset ilamına» göre davacının hissesine düşen 6.391,14 EURO’nun 09.11.1999 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalı bankadan tahsiline dair verilen kararın davalı banka vekili ile «feri müdahiller» ... ve ... vekillerince temyizi üzerine Dairemizce fer'i müdahil ... vekilinin temyiz isteminin reddine, davalı .... vekili ve fer’i müdahil ... vekilinin temyiz i …
Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2016/1822 Esas 2017/388 Karar sayılı kararının kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılarak davacının «aktif husumetinin» değerlendirilmesi, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/9709 E. 2013/23385 K.
Ortak:iştirak halinde mülkiyet · tasarruf yetkisi · mirasçılık · kâr payı · dahili dava
İncelediğiniz karardaB.ı bıraktığı, davacının, davasını doğrudan hesabın tamamına ilişkin açmadığı, kendi «payı» olduğunu ileri sürdüğü hesabın 1/3 oranına tekabül eden miktara yönelik açtığı, bu miktar üzerinden «harç» yatırdığı, yargılama sırasında da diğer «mirasçıların» hesabın bakiye kısmına yönelik harç yatırarak davaya «dahil» olduğu hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, mudinin 2005 yılında vefat ettiği, diğer «mirasçılar» E.
B.'a ait bulunduğu, dosyaya «ibraz» edilen «veraset ilamına» göre anılan kişinin hesabın açılmasından sonra 24.07.2005 tarihinde öldüğü, geriye «mirasçı» olarak davacı ile sonradan payları oranında davaya katılan M.
Benzer bu karardaTerekeye «dahil» mal veya haklar üzerinde tüm «mirasçılar» iştirak halinde maliktir.
Mirasçılardan birinin terekedeki mal ve haklara ilişkin olarak yalnızca kendi «payı» oranında dava açması halinde, böyle bir dava dinlenemez, zira, yalnız başına bir «mirasçının» iştirak halindeki «tereke» üzerinde tasarruf «ehliyeti» yoktur.
Davacı taraf, davalı ... ile müvekkillerinin ...'ın «mirasçısı» olduklarını, murisin vefat etmeden önce davalı ...'a bankadan kredi çekmesi konusunda vekalet verdiğini, ancak davalı ...'ın yetkisi olmadığı halde murisin mevduat …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tereke · tüzel kişilik · taraf ehliyeti · yetkisizlik kararı
Benzer bu karardaMirasçılardan birinin terekedeki mal ve haklara ilişkin olarak yalnızca kendi «payı» oranında dava açması halinde, böyle bir dava dinlenemez, zira, yalnız başına bir «mirasçının» iştirak halindeki «tereke» üzerinde tasarruf «ehliyeti» yoktur.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, muris tarafından davalı ...'a verilen vekaletin mevduat hesabından para çekme işlemini kapsamadığı, davalı ...'ın vekaletteki «yetkisini» aşarak işlem yaptığı, bankanın basiretli şekilde hareket etmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, ..., ..., ..., ... için ayrı ayrı 4.199,91 TL, davacı ... için 12.599,74 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Miras şirketinin «tüzel kişiliği» yoktur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/12328 E. 2017/302 K.
Ortak:iştirak halinde mülkiyet · tasarruf yetkisi · veraset ilamı · mirasçılık · kâr payı · dahili dava
İncelediğiniz karardaB.ı bıraktığı, davacının, davasını doğrudan hesabın tamamına ilişkin açmadığı, kendi «payı» olduğunu ileri sürdüğü hesabın 1/3 oranına tekabül eden miktara yönelik açtığı, bu miktar üzerinden «harç» yatırdığı, yargılama sırasında da diğer «mirasçıların» hesabın bakiye kısmına yönelik harç yatırarak davaya «dahil» olduğu hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
B.'a ait bulunduğu, dosyaya «ibraz» edilen «veraset ilamına» göre anılan kişinin hesabın açılmasından sonra 24.07.2005 tarihinde öldüğü, geriye «mirasçı» olarak davacı ile sonradan payları oranında davaya katılan M.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, mudinin 2005 yılında vefat ettiği, diğer «mirasçılar» E.
Benzer bu karardaŞubesi 'ne 17/11/1999 tarihinde 100.000 DEM tutarında parayı yatırdığı, paranın .... hesabına «havale» edildiği, murisin dava tarihinden önce vefat ettiği, geriye iki «mirasçısının» kaldığı, terekenin «iştirak halinde mülkiyet» hükümlerine tabi olduğu, iştirakin çözülmediği, davacının sadece kendi «payı» için dava açtığını beyan ettiği, hesabın tamamı için dava açılmadığı, iştirak halinde mülkiyet kuralları gereğince miras şirketinin ( terekenin ) tümüne ilişkin davaların bütün mirasçılar tarafından birlikte açılması gerektiği, TMK’nın 640. maddesine göre mirasçılar arasında iştirak halinde mülkiyet hükümleri geçerli olup, mirasçıların «tereke» üzerinde «tasarruf yetkilerini» ancak oybirliğiyle kullanabilecekleri, davacının ise, terekenin tamamı için dava açmadığından dava dışı diğer mirasçının davaya «muvafakati» alınarak ve terekeye «temsilci» atanarak davaya devam edilmesinin mümkün olmadığı zira, terekenin tamamı için açılmış bir dava olmadığına göre muvafakat ile davanın yürütülemeyeceği, davacının sadece kendi payı için dava açtığını beyan etmekle beraber iştirak halinde mülkiyette her bir mirasçının üzerinde serbestçe tasarruf edeceği kendine ait belli bir payının bulunmadığı, dolayısıyla davacının sadece kendi belirli bir payı bulunmadığından ve iştirak de çözülmediğinden davacının «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın husumet yönünden reddine karar verilmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince ise; Mahkemece davacının terekenin tamamı için dava açmadığı, bu nedenle dava dışı diğer «mirasçının» davaya «muvafakatının» alınarak ve terekeye «temsilci» atanarak davaya devam edilmesinin de mümkün olmadığı zira, terekenin tamamı için açılmış bir dava olmadığına göre muvafakat ile davanın yürütülemeyeceği, davacının sadece kendi «payı» için dava açtığını beyan etmekle birlikte «iştirak halinde mülkiyette» her bir mirasçının üzerinde serbestçe tasarruf edeceği kendine ait belli bir payı bulunmadığı, dolayısıyla davacının sadece kendi belirli bir payı olmadığından ve iştirak de çözülmediğinden «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davanın ileri sürülüş biçimi itibari ile tahsiline karar verilmesi istenen alacak davacının murisinin terekesi kapsamında olup, dosyada bulunan «veraset ilamı» gereğince murisin davacı dışında da yargılama sırasında davaya katılarak muvafakat verdiğini beyan eden ... isimli mirasçısının bulunduğu anlaşılmıştır.
TMK’nın 640. maddesine göre, «mirasçılar» arasında «iştirak halinde mülkiyet» hükümleri geçerli olup, mirasçılar «tereke» üzerinde ancak oybirliği ile tasarruf edebileceklerinden davanın diğer mirasçıların «muvafakatlarının» sağlanması veya TMK'nın 640/3 madde ve fıkrası uyarınca yetkili mahkemece terekeye «temsilci» tayin ettirilmesi suretiyle görülmesi gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tereke · aktif husumet ehliyeti · ihbar olunan · aktif husumet · husumet ehliyeti · muvafakat · taraf ehliyeti · ihbar
Benzer bu karardaŞubesi 'ne 17/11/1999 tarihinde 100.000 DEM tutarında parayı yatırdığı, paranın .... hesabına «havale» edildiği, murisin dava tarihinden önce vefat ettiği, geriye iki «mirasçısının» kaldığı, terekenin «iştirak halinde mülkiyet» hükümlerine tabi olduğu, iştirakin çözülmediği, davacının sadece kendi «payı» için dava açtığını beyan ettiği, hesabın tamamı için dava açılmadığı, iştirak halinde mülkiyet kuralları gereğince miras şirketinin ( terekenin ) tümüne ilişkin davaların bütün mirasçılar tarafından birlikte açılması gerektiği, TMK’nın 640. maddesine göre mirasçılar arasında iştirak halinde mülkiyet hükümleri geçerli olup, mirasçıların «tereke» üzerinde «tasarruf yetkilerini» ancak oybirliğiyle kullanabilecekleri, davacının ise, terekenin tamamı için dava açmadığından dava dışı diğer mirasçının davaya «muvafakati» alınarak ve terekeye «temsilci» atanarak davaya devam edilmesinin mümkün olmadığı zira, terekenin tamamı için açılmış bir dava olmadığına göre muvafakat ile davanın yürütülemeyeceği, davacının sadece kendi payı için dava açtığını beyan etmekle beraber iştirak halinde mülkiyette her bir mirasçının üzerinde serbestçe tasarruf edeceği kendine ait belli bir payının bulunmadığı, dolayısıyla davacının sadece kendi belirli bir payı bulunmadığından ve iştirak de çözülmediğinden davacının «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın husumet yönünden reddine karar verilmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince ise; Mahkemece davacının terekenin tamamı için dava açmadığı, bu nedenle dava dışı diğer «mirasçının» davaya «muvafakatının» alınarak ve terekeye «temsilci» atanarak davaya devam edilmesinin de mümkün olmadığı zira, terekenin tamamı için açılmış bir dava olmadığına göre muvafakat ile davanın yürütülemeyeceği, davacının sadece kendi «payı» için dava açtığını beyan etmekle birlikte «iştirak halinde mülkiyette» her bir mirasçının üzerinde serbestçe tasarruf edeceği kendine ait belli bir payı bulunmadığı, dolayısıyla davacının sadece kendi belirli bir payı olmadığından ve iştirak de çözülmediğinden «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davanın ileri sürülüş biçimi itibari ile tahsiline karar verilmesi istenen alacak davacının murisinin terekesi kapsamında olup, dosyada bulunan «veraset ilamı» gereğince murisin davacı dışında da yargılama sırasında davaya katılarak muvafakat verdiğini beyan eden ... isimli mirasçısının bulunduğu anlaşılmıştır.
Kararı, davacı vekili ile «ihbar olunan» ... vekili temyiz etmiştir.
1- İhbar olunan ... vekilinin 27/07/2015 tarihli temyize cevap ve temyiz dilekçesinin temyiz «defterine» kaydedilmediği ve temyiz harcının da yatırılmadığı ayrıca, «ihbar olunan» ...'a karşı «husumet» yöneltilerek açılan bir dava bulunmadığı, mahkemece verilen kararda da anılanın ihbar olunan sıfatı ile karar başlığında gösterildiği ve aleyhine herhangi bir hüküm de tesis edilmediği anlaşıldığından, ihbar olunan ...'ın süresinde usulünce yapılmış temyiz istemi bulunmadığı gibi, ihbar olunanın hükmü temyiz etmekte «hukuki yararı» da olmadığından, ihbar olunan ... vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/12065 E. , 2014/14334 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 24/12/2012
NUMARASI 2011/546-2012/313
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24.12.2012 tarih ve 2011/546-2012/313 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı ile borcu üstlenen vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 23.09.2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı I.Bank A.Ş vekili Av. İ. G., borcu üstlenen TMSF vekili Av. E.D. ve asli müdahiller vekili Av. F.. K.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi B.Ş. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin miras bırakanı olan müteveffa H.B. tarafından davalı bankaya devrinden önce E.A.Ş'nin İ. İstanbul Şubesi'ne 20.000 USD yatırdığını, anılan paranın talimatı olmaksızın banka yetkililerince dava dışı kıyı bankasına aktarıldığını, daha sonra bu mevduatın bankanın hakim hissedarlarına usulsüz kredi vermek suretiyle tüketildiğini, müvekkilinin zarara uğratıldığını ileri sürerek, bu meblağın bankaya yatırıldığı tarihten itibaren yürütülecek faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, mudinin 2005 yılında vefat ettiği, diğer mirasçılar E. B. ve M. B.ın da davaya asli müdahil olarak katıldığı, uyuşmazlık konusu paranın 17.12.1999 vadeli döviz tevdiat hesabı açılarak yatırıldığı, aynı tarihte çekilerek davacı adına "off shore tahsil edilen" açıklaması ile hesap bakiyesinin sıfırlandığı ve bu paranın bankanın merkez şubesindeki ..USD-1 numaralı E. B. O. S. Ltd. hesabına aktarıldığı, davalı bankaca davacının parasını hesaben yurt dışına gönderilmiş gibi bir işleme tabi tutmak suretiyle E.bank Merkez Şubesi bünyesinde kalmasının sağlanmış olduğu, kıyı bankasına gönderilmiş gibi işleme tabi tutulan paranın aslında fiilen Kıbrıs'a gönderilmediği, davalı E.
Bank A.Ş'nin hakim ortaklarına ait bir kısım şirketlere kredi verilmesi şeklinde aktarılmış olduğu, durumun ceza dosyası ile sabit bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 20.000.00 USD'nin 15.11.1999 tarihinden itibaren 3095 Sayılı Yasanın 4/a maddesi gereğince yürütülecek yasal faizi ile birlikte 1/3'er miras payları oranında davalı adına borcu üstlenen TMSF'den alınıp davacı S.. Z.., davaya katılanlar E. B. ve M. B.'a verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı ile üstlenen vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, banka hesabındaki paranın tahsili istemine ilişkindir.
Uyuşmazlığa konu hesabın davacının mirasbırakanı H. B.'a ait bulunduğu, dosyaya ibraz edilen veraset ilamına göre anılan kişinin hesabın açılmasından sonra 24.07.2005 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak davacı ile sonradan payları oranında davaya katılan M. B. ve E. B.ı bıraktığı, davacının, davasını doğrudan hesabın tamamına ilişkin açmadığı, kendi payı olduğunu ileri sürdüğü hesabın 1/3 oranına tekabül eden miktara yönelik açtığı, bu miktar üzerinden harç yatırdığı, yargılama sırasında da diğer mirasçıların hesabın bakiye kısmına yönelik harç yatırarak davaya dahil olduğu hususları uyuşmazlık konusu değildir. Ancak, mevduat hesabı davacının ve yargılamaya katılanların mirasbırakanı H. B.
adına olup, bu kişinin ölmesiyle terekesine dahil olmuştur. Mirasçılar, terekeye dahil bu hesap üzerinde iştirak halinde maliktirler. İştirak halinde mülkiyette mülkiyet hakkının tümü aynı anda birden fazla kişiye aittir. İştirak halinde mülkiyette paydaşlar, haklarını ve özellikle ortak mal üzerindeki tasarruf yetkilerini oy birliği ile verecekleri karara göre kullanabilirler. Dava açılması da bu anlamda önemli bir hukuki tasarruf niteliğinde olacağından, paydaşların hep birlikte hareketini zorunlu kılmaktadır. Mirasçılardan birinin terekedeki mal ve haklara ilişkin olarak yalnızca kendi payı oranında dava açması halinde, böyle bir davanın dinlenebilirliği bulunmamaktadır.
Bu durum karşısında, uyuşmazlığa konu hesabın iştirak halinde mülkiyete konu olduğu, hak sahiplerinden birinin kendi payına ilişkin açtığı davanın dinlenemeyeceği, esasen asli müdahale koşullarının da bulunmadığı dikkate alınıp, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı ve üstlenen vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ve üstlenen vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı ve üstlenen yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ve borcu üstlenen TMSF'ye verilmesine, 23.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102147600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz