6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ortağın dolaylı zarar nedeniyle sorumluluk davasında aktif husumet yokluğu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2023/2469 E. 2024/17 K. · · İlk derece: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Tazminatistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Gerekçe özeti

Anonim şirket yöneticisinin sorumluluğuna dayanan davada, ileri sürülen zararın şirketin malvarlığının azalması niteliğinde olması halinde bu zarar şirketin doğrudan, pay sahibinin ise dolaylı zararı sayılır. Dolaylı zarar iddiasıyla açılan sorumluluk davasında ortak, tazminatın kendisine değil şirkete ödenmesini talep edebilir; taleple bağlılık kuralı (HMK 26/1) gereğince tazminatın doğrudan kendisine ödenmesini isteyen ortağın davası aktif dava ehliyeti/husumet yokluğu nedeniyle reddedilir.

Ele alınan sorunlar

Ortağın şirket zararının kendisine ödenmesini talep edebilmesi (doğrudan/dolaylı zarar ayrımı ve aktif husumet) → ret

İddia: Davacı vekili, davalı yöneticinin kasıtlı ve kötü niyetli eylemleriyle şirketin malvarlığını azalttığını, TTK 553/I uyarınca yöneticinin pay sahiplerine karşı da sorumlu olduğunu, bu nedenle zararın payı oranında kendisine ödenmesi gerektiğini ileri sürerek ilk derece kararının kaldırılmasını istemiştir.

Gerekçe: TTK 553(1) uyarınca şirket yöneticileri yasadan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur. TTK 553-555 maddeleri gereğince şirket alacaklıları ve pay sahiplerinin şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açma imkânı vardır; ancak bunun için oluştuğu iddia olunan zararın doğrudan mı dolaylı mı olduğunun tespiti gerekir. Yöneticinin ortaklığın malvarlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşmeye aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açar; ortaklığın doğrudan zarar görmesi, ortakların ve alacaklıların dolaylı zararı olarak sonuç doğurur. Ortak veya alacaklı konumundaki kişilerin sorumluluk davası yoluyla kendileri adına istemde bulunabilmelerinin koşulu, oluştuğu ileri sürülen zararın doğrudan zarar niteliğinde olmasıdır. Şirket yöneticilerinin, şirketin aldığı borcu veya edim yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla şirketi atıl kılarak acz içine düşürmesi hali üçüncü kişiler yönünden doğrudan zarar niteliğindedir; bunun dışında kalan dolaylı zararlarda ortaklar veya alacaklılar ancak yöneticinin ödeyeceği tazminatın şirkete verilmesi yönünde istemde bulunabilir. Davacı tarafından ileri sürülen tüm zarar iddiaları (şirket malvarlığının elden çıkartılması, alacakların tahsil edilmemesi) şirketin doğrudan, ortakların ise dolaylı zararı kapsamındadır ve dolaylı zararların ancak şirkete ödenmesi talep edilebilir. Dava tarihinde yürürlükte olan TTK 555 hükmü uyarınca ortağın 'tazminatın şirkete verilmesi' kayıt ve şartıyla sorumluluk davası açması mümkün olmasına rağmen davacı zararın kendisine ödenmesini talep etmiştir; HMK 26(1) taleple bağlılık kuralı gözetilerek davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığından davanın reddinde isabetsizlik yoktur.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kararın, anonim şirket yöneticisinin sorumluluğu davalarında ortağın doğrudan/dolaylı zarar ayrımını ve TTK 555 uyarınca dolaylı zararda tazminatın ancak şirkete ödenmesinin talep edilebileceğine ilişkin tespiti, benzer nitelikte açılan pay sahibi davalarında aktif husumet değerlendirmesi açısından bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Usul tespitleri

Dava şartı
Dolaylı zarara dayanan sorumluluk davasında pay sahibinin tazminatın kendisine ödenmesini talep etmesi halinde aktif dava ehliyeti (husumet) bulunmadığı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
doğrudan zarar dolaylı zarar aktif husumet taleple bağlılık kuralı şirket yöneticilerinin sorumluluğu sorumluluk davası

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 553(1)TTK 553-555TTK 555 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 26(1)

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2023/2469

KARAR NO 2024/17

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 20/09/2023

NUMARASI 2023/202 Esas 2023/570 Karar

DAVA

Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)

Davanın aktif husumet yokluğundan reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkili davacının ... San. ve Tic.AŞ'nin YK başkan yardımcısı olduğunu, davalı ...'in eski YK başkanı olduğunu,şirketin genel kurul toplantılarının 2015 yılından itibaren yapılmadığını, İstanbul 20. ATMnden 2019/84 esas sayılı dosyasında davacıya izin verildiğini,09/07/2020 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurula davalının katılmadığını, bu toplantıda yeni yönetim kurulu seçildiğini, 13/10/2023 tarihli genel kurulda davalının ibra edilmediğini, şirket hakkında tasfiye talebinde bulunduğunu,davalının 01/01/2009 tarihinden itibaren şirketin alacaklarını, kira paralarını tahsil etmediğini, bilinçli ve kötü niyetli bir şekilde şirketin faaliyetine fiilen son verdiğini ,şirketin menkullerini belgesiz satarak mal edindiğini , geçmiş yıllara ait belge ve ticari defterlerin bir çoğunu yok etmiş yeni yönetime teslim etmediğini, davalı, 06/01/2015 tarihli yönetim kurulu toplantısında alınan yönetim kurulu kararında, müvekkilini sanki o toplantıya katıldığını göstererek kendisini yönetim kurulu başkanlığına dava dışı ...

firmasının uğratıldığı zararlara karşılık şimdilik 30.000-TL maddi tazminatın işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak pay sahiplerinden olan müvekkiline şirket hissesi oranında ödenesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; davacının haksız iddiasının 2 ve 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, davacı ve çocukları ... şirketinin hakim ortağı olduğunu, uzun yıllardır ve halen yönetim kurulunda olduğunu, davacının tüm işlemlerden bilgisinin olduğunu, en son 09/07/2020 tarihinde, davacı ve çocuklarının oyuyla, müvekkilinin yöntim kurulundan çıkarılarak,oğlu ...'in YK başkanı ve davacının başkan yardımcısı seçildiğini, genel kurul toplantısına katılan şirketin tüm mali tablolarına erişen davacının, yönetim kurulu başkan yardımcısı olarak seçildiği tarihin üzerinden 3 yıl geçtikten sonra taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının iddilarını ispalayabilecek herhangi bir delili dosyaya sunmadığını, şirketin faaliyetinin sona ermesinin sebebinin, o dönemde her iki şirketin kurucusu müteveffa baba ...'in sağlığında yine aile şirketi olan ...

poliüretan şirketinin kurulması olduğunu, şirketin faaliyetine devam etmemesinin, ... şirketinin kurulmasının ...'in tercihi olduğunu, şirketin 2008 yılına kadar vergi vb. giderlerini ... şirketi'nin karşıladığını,davacının her iki şirket arasında imzalanan 01/01/2004 tarihli muvazaalı kira sözleşmesine dayanarak, ... poliüretan şirketine karşı kira bedeli talebiyle takip başlattığını, taşınmazın bir kısmının zaten ... şirketine ait olduğunu, şirketin o tarihte tasfiye edilmemesinin tek sebebinin ... poliüretan şirketi tarafından ... ayakkabı şirketinin ruhsatının kullanılması olduğunu,... şirketininYK başkan yardımcısı ... ile ... şirketinin YK başkanı olan müvekkili ... arasında müteveffa baba ...' in mirası sebebiyle ihtilaf bulunduğunu, zamanaşımı defi dikkate alınarak davanın reddine, esasa dair ispatlanamayan davanın reddine, zararın davacıya ödenmesine karar verilmeyeceğinden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; TTK'nın 553.maddesine göre, şirket yöneticilerinin sorumluluğu, kanun ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmemesinden kaynaklanmakta olup, şirket yöneticileri, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumlu oldukları, şirketin zararı ile ortakların doğrudan zararları ayrı olup, ortak olan şirketin uğradığı zararın tazminin talep ederse bu tazminatın ancak şirkete ödenmesini talep edebileceği, kendi hissesi oranında kendisine ödenmesini talep edemeyeceği, ortağın kendisi uğradığı zarar ise, şirketle ilgisi olmayan, yöneticinin doğrudan şirketi yönetirken pay sahibine verdiği zarar olduğu, huzurdaki davada davacı, davalı yönetim kurulu başkanının, şirketi yönetirken yaptığı usulsüzlükler nedeniyle şirketin zarar gördüğünü, bu zarardan kendi ortaklık payının da etkilendiğini ileri sürerek uğranılan zararın kendisine ödenmesi talep ettiği, davacının talep konusu ettiği şirketin malvarlığında azalmaya yol açan eylem ve işlemler nedeniyle davacının dolayısıyla uğradığı zararlar olup, TTK'nın 555/1 maddesi gereğince tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebileceği, davacının ise tazminatın doğrudan kendisine ödenmesini talep ettiği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEBLERİ

Davacı vekili; davalının 6102 Sayılı TTK'nın öngördüğü kusurluluktan ziyade kasıtlı ve kötü niyetli olduğunu, amacı ise diğer ortaklardan olan müvekkilinin haklarını engellemek ve dava dışı şirketin bütün aktiflerini kendi menfaati için kullanmak olduğunu, TTK'nın 553/I. maddesi uyarınca, “Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem "pay sahiplerine" hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar.” Yargıtay 11.HD.

13. 6.1974 tarih ve 1974/1913 E. -1974/1990 K. sayılı kararına göre; TBK hükümleri gereğince şirket işlerini idare eden müdür, tıpkı vekil gibi sorumlu olacağı, genel sorumluluk prensibi gereğince dava hakkı; şirket tüzel kişiliğine, ortaklara ve şirket alacaklılarına ait olduğunu, davalının bu fiilleri karşısında müvekkil, alacaklarına kavuşabilmek ve şirkete ait aktiflerin, kazançların iadesi için işbu davayı açmak zorunda kaldıklarını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, anonim şirket yöneticisinin sorumluluğu kapsamında oluştuğu ileri sürülen şirket zararının tazmini istemine ilişkindir. TTK'nın 553(1). maddesi uyarınca, şirket yöneticileri yasadan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur. TTK'nın 553-555 maddeleri gereğince, şirket alacaklıları ve pay sahiplerinin şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açmaları imkanı mevcuttur. Yöneticinin, ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların da dolaylı zarar görmesine yol açar.

Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların ve alacaklıların dolaylı zararı olarak sonuç doğurur. Söz konusu davanın açılıp görülebilmesi için, oluştuğu iddia olunan zararın doğrudan ya da dolaylı zarar niteliğinde olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Şirket ortağı veya alacaklısı konumunda olan kişilerin sorumluluk davası yolu ile kendileri adına istemde bulunabilmelerinin koşulu, oluştuğu ileri sürülen zararın, doğrudan zarar niteliğinde olmasıdır. Şirket yöneticilerinin, şirketin almış olduğu borcu ya da başkaca edim yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla şirketi atıl kılarak acz içine düşürmeleri hali, üçüncü kişiler yönünden doğrudan zarar niteliğinde olup, bunun dışında kalan ve dolaylı zarar olarak nitelendirilebilecek hususlarda ortakların veya alacaklıların, ancak yöneticilerin ödeyeceği tazminatın şirkete verilmesi yönünde istemde bulunmaları mümkündür.

Davacılar tarafından ileri sürülen tüm zarar iddiaları şirketin zarara uğratıldığı, şirketin malvarlığının davalı yönetici tarafından elden çıkartıldığı, alacakların tahsil edilmediğinin ileri sürüldüğü, dayanılan vakıaların şirketin doğrudan ; ortakların ise dolaylı zararı kapsamında olup, yukarıda açıklandığı üzere dolaylı zararların ancak şirkete ödenmesi talep edilebilecektir. Oysa davacı, zararın payı oranında kendisine ödenmesi istemiyle işbu davayı açmıştır. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK 555.maddesi hükmü uyarınca ortağın “tazminatın şirkete verilmesi” kayıt ve şartıyla sorumluluk davası açmasının mümkün bulunmasına rağmen davacının zararın müvekkiline ödenmesini talep etmesi karşısında HMK 26(1) gereği taleple bağlılık kuralı gözetilerek bu gerekçe ile davacının aktif dava ehliyeti olmadığından davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 269,85‬-TL harcın mahsubu ile kalan 157,75-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.04/01/2024

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/57221 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/923 E. 2024/8942 K. · Onandı

Dolaylı zararda tazminat ancak şirkete ödenmek üzere istenebilir

Gerekçe özeti

Yönetici sorumluluğu davasında şirketin malvarlığında azalmaya yol açan eylemlerden doğan zarar pay sahibi bakımından dolaylı zarardır; bu hâlde pay sahibi tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilir, payı oranında kendisine ödenmesini talep ederse aktif dava ehliyeti bulunmadığından dava usulden reddedilir.

Emsal değeri

Dolaylı zararda tazminatın yalnız şirkete ödenmek üzere istenebileceği, aksi hâlde davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan reddedileceği yönündeki tespit Yargıtay'ca onanmıştır.

Kavramlar: yönetici sorumluluğu doğrudan zarar dolaylı (yansıma) zarar aktif dava ehliyeti tazminatın şirkete ödenmesi pay sahibinin dava hakkı

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2024/923 E.  ,  2024/8942 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2023/2469 Esas, 2024/17 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2023/202 E., 2023/570 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili davacının ... Ayakkabı San. ve Tic. A.Ş.'nin YK başkan yardımcısı olduğunu, davalı ...'in eski YK başkanı olduğunu, Şirketin genel kurul toplantılarının 2015 yılından itibaren yapılmadığını, İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesinden 2019/84 esas sayılı dosyasında davacıya izin verildiğini, 09.07.2020 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurula davalının katılmadığını, bu toplantıda yeni yönetim kurulu seçildiğini, 13.10.2023 tarihli genel kurulda davalının ibra edilmediğini, Şirket hakkında tasfiye talebinde bulunduğunu, davalının 01.01.2009 tarihinden itibaren Şirketin alacaklarını, kira paralarını tahsil etmediğini, bilinçli ve kötü niyetli bir şekilde Şirketin faaliyetine fiilen son verdiğini, Şirketin menkullerini belgesiz satarak mal edindiğini, geçmiş yıllara ait belge ve ticari defterlerin bir çoğunu yok etmiş yeni yönetime teslim etmediğini, davalı, 06.01.2015 tarihli yönetim kurulu toplantısında alınan yönetim kurulu kararında, müvekkilini sanki o toplantıya katıldığını göstererek kendisini yönetim kurulu başkanlığına dava dışı ...

Ayakkabı firmasının uğratıldığı zararlara karşılık şimdilik 30.000,00 TL maddi tazminatın işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak pay sahiplerinden olan müvekkiline Şirket hissesi oranında ödenmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının haksız iddiasının 2 ve 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, davacı ve çocukları ... Ayakkabı Şirketinin hakim ortağı olduğunu, uzun yıllardır ve halen yönetim kurulunda olduğunu, davacının tüm işlemlerden bilgisinin olduğunu, en son 09.07.2020 tarihinde, davacı ve çocuklarının oyuyla, müvekkilinin yönetim kurulundan çıkarılarak, oğlu ... ...'in YK başkanı ve davacının başkan yardımcısı seçildiğini, genel kurul toplantısına katılan Şirketin tüm mali tablolarına erişen davacının, yönetim kurulu başkan yardımcısı olarak seçildiği tarihin üzerinden 3 yıl geçtikten sonra taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının iddialarını ispalayabilecek herhangi bir delili dosyaya sunmadığını, Şirketin faaliyetinin sona ermesinin sebebinin, o dönemde her iki Şirketin kurucusu müteveffa baba ...'in sağlığında yine aile Şirketi olan ...

Poliüretan Şirketinin kurulması olduğunu, Şirketin faaliyetine devam etmemesinin, ... Poliüretan Şirketinin kurulmasının ...'in tercihi olduğunu, Şirketin 2008 yılına kadar vergi vb. giderlerini ... Poliüretan Şirketi'nin karşıladığını, davacının her iki Şirket arasında imzalanan 01.01.2004 tarihli muvazaalı kira sözleşmesine dayanarak, ... Poliüretan Şirketine karşı kira bedeli talebiyle takip başlattığını, taşınmazın bir kısmının zaten ... Poliüretan Şirketine ait olduğunu, Şirketin o tarihte tasfiye edilmemesinin tek sebebinin ... Poliüretan Şirketi tarafından ... ayakkabı Şirketinin ruhsatının kullanılması olduğunu, ... Ayakkabı Şirketinin YK başkan yardımcısı ... ile ... Poliüretan Şirketinin YK başkanı olan müvekkili ...

arasında müteveffa baba ...'in mirası sebebiyle ihtilaf bulunduğunu, zamanaşımı defi dikkate alınarak davanın reddine, esasa dair ispatlanamayan davanın reddine, zararın davacıya ödenmesine karar verilmeyeceğinden davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesince, TTK'nın 553.maddesine göre, Şirket yöneticilerinin sorumluluğu, kanun ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmemesinden kaynaklanmakta olup, Şirket yöneticileri, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumlu oldukları, Şirketin zararı ile ortakların doğrudan zararları ayrı olup, ortak olan Şirketin uğradığı zararın tazminini talep ederse bu tazminatın ancak Şirkete ödenmesini talep edebileceği, kendi hissesi oranında kendisine ödenmesini talep edemeyeceği, ortağın kendisi uğradığı zarar ise, Şirketle ilgisi olmayan, yöneticinin doğrudan Şirketi yönetirken pay sahibine verdiği zarar olduğu, huzurdaki davada davacı, davalı yönetim kurulu başkanının, Şirketi yönetirken yaptığı usulsüzlükler nedeniyle Şirketin zarar gördüğünü, bu zarardan kendi ortaklık payının da etkilendiğini ileri sürerek uğranılan zararın kendisine ödenmesi talep ettiği, davacının talep konusu ettiği Şirketin malvarlığında azalmaya yol açan eylem ve işlemler nedeniyle davacının dolayısıyla uğradığı zararlar olup, TTK'nın 555/1 maddesi gereğince tazminatın ancak Şirkete ödenmesini isteyebileceği, davacının ise tazminatın doğrudan kendisine ödenmesini talep ettiği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesince, davacı tarafından ileri sürülen tüm zarar iddiaları Şirketin zarara uğratıldığı, Şirketin malvarlığının davalı yönetici tarafından elden çıkartıldığı, alacakların tahsil edilmediğinin ileri sürüldüğü, dayanılan vakıaların Şirketin doğrudan; ortakların ise dolaylı zararı kapsamında olup, yukarıda açıklandığı üzere dolaylı zararların ancak Şirkete ödenmesi talep edilebilecektir. Oysa davacı, zararın payı oranında kendisine ödenmesi istemiyle işbu davayı açmıştır. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 555. maddesi hükmü uyarınca ortağın “tazminatın Şirkete verilmesi” kayıt ve şartıyla sorumluluk davası açmasının mümkün bulunmasına rağmen davacının zararın müvekkiline ödenmesini talep etmesi karşısında HMK 26 (1) gereği taleple bağlılık kuralı gözetilerek bu gerekçe ile davacının aktif dava ehliyeti olmadığından davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ İNCELEMESİ

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, anonim Şirket yöneticisinin sorumluluğu kapsamında oluştuğu ileri sürülen Şirket zararının tazmini istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6102 sayılı Kanun'un 553 ila 555 inci maddeleri.

3. Değerlendirme

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 11.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.