Ortağın dolaylı zarar nedeniyle sorumluluk davasında aktif husumet yokluğu
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2023/2469 E. 2024/17 K. · · İlk derece: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tazminatistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık
★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)
Gerekçe özeti
Anonim şirket yöneticisinin sorumluluğuna dayanan davada, ileri sürülen zararın şirketin malvarlığının azalması niteliğinde olması halinde bu zarar şirketin doğrudan, pay sahibinin ise dolaylı zararı sayılır. Dolaylı zarar iddiasıyla açılan sorumluluk davasında ortak, tazminatın kendisine değil şirkete ödenmesini talep edebilir; taleple bağlılık kuralı (HMK 26/1) gereğince tazminatın doğrudan kendisine ödenmesini isteyen ortağın davası aktif dava ehliyeti/husumet yokluğu nedeniyle reddedilir.
Ele alınan sorunlar
Ortağın şirket zararının kendisine ödenmesini talep edebilmesi (doğrudan/dolaylı zarar ayrımı ve aktif husumet) → ret
İddia: Davacı vekili, davalı yöneticinin kasıtlı ve kötü niyetli eylemleriyle şirketin malvarlığını azalttığını, TTK 553/I uyarınca yöneticinin pay sahiplerine karşı da sorumlu olduğunu, bu nedenle zararın payı oranında kendisine ödenmesi gerektiğini ileri sürerek ilk derece kararının kaldırılmasını istemiştir.
Gerekçe: TTK 553(1) uyarınca şirket yöneticileri yasadan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur. TTK 553-555 maddeleri gereğince şirket alacaklıları ve pay sahiplerinin şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açma imkânı vardır; ancak bunun için oluştuğu iddia olunan zararın doğrudan mı dolaylı mı olduğunun tespiti gerekir. Yöneticinin ortaklığın malvarlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşmeye aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açar; ortaklığın doğrudan zarar görmesi, ortakların ve alacaklıların dolaylı zararı olarak sonuç doğurur. Ortak veya alacaklı konumundaki kişilerin sorumluluk davası yoluyla kendileri adına istemde bulunabilmelerinin koşulu, oluştuğu ileri sürülen zararın doğrudan zarar niteliğinde olmasıdır. Şirket yöneticilerinin, şirketin aldığı borcu veya edim yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla şirketi atıl kılarak acz içine düşürmesi hali üçüncü kişiler yönünden doğrudan zarar niteliğindedir; bunun dışında kalan dolaylı zararlarda ortaklar veya alacaklılar ancak yöneticinin ödeyeceği tazminatın şirkete verilmesi yönünde istemde bulunabilir. Davacı tarafından ileri sürülen tüm zarar iddiaları (şirket malvarlığının elden çıkartılması, alacakların tahsil edilmemesi) şirketin doğrudan, ortakların ise dolaylı zararı kapsamındadır ve dolaylı zararların ancak şirkete ödenmesi talep edilebilir. Dava tarihinde yürürlükte olan TTK 555 hükmü uyarınca ortağın 'tazminatın şirkete verilmesi' kayıt ve şartıyla sorumluluk davası açması mümkün olmasına rağmen davacı zararın kendisine ödenmesini talep etmiştir; HMK 26(1) taleple bağlılık kuralı gözetilerek davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığından davanın reddinde isabetsizlik yoktur.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Kararın, anonim şirket yöneticisinin sorumluluğu davalarında ortağın doğrudan/dolaylı zarar ayrımını ve TTK 555 uyarınca dolaylı zararda tazminatın ancak şirkete ödenmesinin talep edilebileceğine ilişkin tespiti, benzer nitelikte açılan pay sahibi davalarında aktif husumet değerlendirmesi açısından bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- Dolaylı zarara dayanan sorumluluk davasında pay sahibinin tazminatın kendisine ödenmesini talep etmesi halinde aktif dava ehliyeti (husumet) bulunmadığı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
doğrudan zarar↗ dolaylı zarar↗ aktif husumet↗ taleple bağlılık kuralı↗ şirket yöneticilerinin sorumluluğu↗ sorumluluk davası↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2023/2469
KARAR NO 2024/17
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 20/09/2023
NUMARASI 2023/202 Esas 2023/570 Karar
DAVA
Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
Davanın aktif husumet yokluğundan reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; müvekkili davacının ... San. ve Tic.AŞ'nin YK başkan yardımcısı olduğunu, davalı ...'in eski YK başkanı olduğunu,şirketin genel kurul toplantılarının 2015 yılından itibaren yapılmadığını, İstanbul 20. ATMnden 2019/84 esas sayılı dosyasında davacıya izin verildiğini,09/07/2020 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurula davalının katılmadığını, bu toplantıda yeni yönetim kurulu seçildiğini, 13/10/2023 tarihli genel kurulda davalının ibra edilmediğini, şirket hakkında tasfiye talebinde bulunduğunu,davalının 01/01/2009 tarihinden itibaren şirketin alacaklarını, kira paralarını tahsil etmediğini, bilinçli ve kötü niyetli bir şekilde şirketin faaliyetine fiilen son verdiğini ,şirketin menkullerini belgesiz satarak mal edindiğini , geçmiş yıllara ait belge ve ticari defterlerin bir çoğunu yok etmiş yeni yönetime teslim etmediğini, davalı, 06/01/2015 tarihli yönetim kurulu toplantısında alınan yönetim kurulu kararında, müvekkilini sanki o toplantıya katıldığını göstererek kendisini yönetim kurulu başkanlığına dava dışı ...
firmasının uğratıldığı zararlara karşılık şimdilik 30.000-TL maddi tazminatın işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak pay sahiplerinden olan müvekkiline şirket hissesi oranında ödenesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; davacının haksız iddiasının 2 ve 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, davacı ve çocukları ... şirketinin hakim ortağı olduğunu, uzun yıllardır ve halen yönetim kurulunda olduğunu, davacının tüm işlemlerden bilgisinin olduğunu, en son 09/07/2020 tarihinde, davacı ve çocuklarının oyuyla, müvekkilinin yöntim kurulundan çıkarılarak,oğlu ...'in YK başkanı ve davacının başkan yardımcısı seçildiğini, genel kurul toplantısına katılan şirketin tüm mali tablolarına erişen davacının, yönetim kurulu başkan yardımcısı olarak seçildiği tarihin üzerinden 3 yıl geçtikten sonra taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının iddilarını ispalayabilecek herhangi bir delili dosyaya sunmadığını, şirketin faaliyetinin sona ermesinin sebebinin, o dönemde her iki şirketin kurucusu müteveffa baba ...'in sağlığında yine aile şirketi olan ...
poliüretan şirketinin kurulması olduğunu, şirketin faaliyetine devam etmemesinin, ... şirketinin kurulmasının ...'in tercihi olduğunu, şirketin 2008 yılına kadar vergi vb. giderlerini ... şirketi'nin karşıladığını,davacının her iki şirket arasında imzalanan 01/01/2004 tarihli muvazaalı kira sözleşmesine dayanarak, ... poliüretan şirketine karşı kira bedeli talebiyle takip başlattığını, taşınmazın bir kısmının zaten ... şirketine ait olduğunu, şirketin o tarihte tasfiye edilmemesinin tek sebebinin ... poliüretan şirketi tarafından ... ayakkabı şirketinin ruhsatının kullanılması olduğunu,... şirketininYK başkan yardımcısı ... ile ... şirketinin YK başkanı olan müvekkili ... arasında müteveffa baba ...' in mirası sebebiyle ihtilaf bulunduğunu, zamanaşımı defi dikkate alınarak davanın reddine, esasa dair ispatlanamayan davanın reddine, zararın davacıya ödenmesine karar verilmeyeceğinden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; TTK'nın 553.maddesine göre, şirket yöneticilerinin sorumluluğu, kanun ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmemesinden kaynaklanmakta olup, şirket yöneticileri, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumlu oldukları, şirketin zararı ile ortakların doğrudan zararları ayrı olup, ortak olan şirketin uğradığı zararın tazminin talep ederse bu tazminatın ancak şirkete ödenmesini talep edebileceği, kendi hissesi oranında kendisine ödenmesini talep edemeyeceği, ortağın kendisi uğradığı zarar ise, şirketle ilgisi olmayan, yöneticinin doğrudan şirketi yönetirken pay sahibine verdiği zarar olduğu, huzurdaki davada davacı, davalı yönetim kurulu başkanının, şirketi yönetirken yaptığı usulsüzlükler nedeniyle şirketin zarar gördüğünü, bu zarardan kendi ortaklık payının da etkilendiğini ileri sürerek uğranılan zararın kendisine ödenmesi talep ettiği, davacının talep konusu ettiği şirketin malvarlığında azalmaya yol açan eylem ve işlemler nedeniyle davacının dolayısıyla uğradığı zararlar olup, TTK'nın 555/1 maddesi gereğince tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebileceği, davacının ise tazminatın doğrudan kendisine ödenmesini talep ettiği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEBLERİ
Davacı vekili; davalının 6102 Sayılı TTK'nın öngördüğü kusurluluktan ziyade kasıtlı ve kötü niyetli olduğunu, amacı ise diğer ortaklardan olan müvekkilinin haklarını engellemek ve dava dışı şirketin bütün aktiflerini kendi menfaati için kullanmak olduğunu, TTK'nın 553/I. maddesi uyarınca, “Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem "pay sahiplerine" hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar.” Yargıtay 11.HD.
13. 6.1974 tarih ve 1974/1913 E. -1974/1990 K. sayılı kararına göre; TBK hükümleri gereğince şirket işlerini idare eden müdür, tıpkı vekil gibi sorumlu olacağı, genel sorumluluk prensibi gereğince dava hakkı; şirket tüzel kişiliğine, ortaklara ve şirket alacaklılarına ait olduğunu, davalının bu fiilleri karşısında müvekkil, alacaklarına kavuşabilmek ve şirkete ait aktiflerin, kazançların iadesi için işbu davayı açmak zorunda kaldıklarını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, anonim şirket yöneticisinin sorumluluğu kapsamında oluştuğu ileri sürülen şirket zararının tazmini istemine ilişkindir. TTK'nın 553(1). maddesi uyarınca, şirket yöneticileri yasadan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur. TTK'nın 553-555 maddeleri gereğince, şirket alacaklıları ve pay sahiplerinin şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açmaları imkanı mevcuttur. Yöneticinin, ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların da dolaylı zarar görmesine yol açar.
Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların ve alacaklıların dolaylı zararı olarak sonuç doğurur. Söz konusu davanın açılıp görülebilmesi için, oluştuğu iddia olunan zararın doğrudan ya da dolaylı zarar niteliğinde olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Şirket ortağı veya alacaklısı konumunda olan kişilerin sorumluluk davası yolu ile kendileri adına istemde bulunabilmelerinin koşulu, oluştuğu ileri sürülen zararın, doğrudan zarar niteliğinde olmasıdır. Şirket yöneticilerinin, şirketin almış olduğu borcu ya da başkaca edim yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla şirketi atıl kılarak acz içine düşürmeleri hali, üçüncü kişiler yönünden doğrudan zarar niteliğinde olup, bunun dışında kalan ve dolaylı zarar olarak nitelendirilebilecek hususlarda ortakların veya alacaklıların, ancak yöneticilerin ödeyeceği tazminatın şirkete verilmesi yönünde istemde bulunmaları mümkündür.
Davacılar tarafından ileri sürülen tüm zarar iddiaları şirketin zarara uğratıldığı, şirketin malvarlığının davalı yönetici tarafından elden çıkartıldığı, alacakların tahsil edilmediğinin ileri sürüldüğü, dayanılan vakıaların şirketin doğrudan ; ortakların ise dolaylı zararı kapsamında olup, yukarıda açıklandığı üzere dolaylı zararların ancak şirkete ödenmesi talep edilebilecektir. Oysa davacı, zararın payı oranında kendisine ödenmesi istemiyle işbu davayı açmıştır. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK 555.maddesi hükmü uyarınca ortağın “tazminatın şirkete verilmesi” kayıt ve şartıyla sorumluluk davası açmasının mümkün bulunmasına rağmen davacının zararın müvekkiline ödenmesini talep etmesi karşısında HMK 26(1) gereği taleple bağlılık kuralı gözetilerek bu gerekçe ile davacının aktif dava ehliyeti olmadığından davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 269,85-TL harcın mahsubu ile kalan 157,75-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.04/01/2024
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/57221 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi