Demuraj
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/8843 E. 2013/22481 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
demuraj↗ mücbir sebep↗ makul süre↗ taşıtan↗ konişmento↗ taşıma sözleşmesi↗ kamu düzeni↗ taşıyıcı↗ ihbar↗ taşıyan↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece yapılan yargılama sonunda iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin kırkambar sözleşmesi olduğu, taşıma konusu konteynırın 12.01.2011 tarihinde gemiden tahliye edildiği, davalı taşıtanın oluşan demuraj ücretlerinden sorumlu tutulabilmesi için yükün tahliye limanında gönderilen tarafından teslim alınmadığının taşıtana ihbar edilmiş olması ve bu halde yükün tahliye limanına tevdisi gerekmekte olup bu ihbarın yapıldığının davacı tarafça ispat edilemediği, yükün tahliye edildiği 12.01.2011 tarihinden itibaren makul süre içerisinde gönderilen tarafından teslim alınması mümkün olup, davalının iç karışıklık olduğu yönündeki savunmasına itibar edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taraflar arasında düzenlenen taşıma sözleşmesi kapsamında demoraj alacağı ve konteynır bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, yargılama aşamasında davalı tarafça, yurtdışında bulunan gönderilenin Libya'da uzun zamandır devam eden iş savaş ve ayaklanma sebebiyle malı teslim alamadığı, bu durumun mücbir sebep sayılacağı savunulmuş, bunun dışında bir savunma sebebi ileri sürmemiş, mahkemece davalı tarafça ileri sürülmeyen mülga 6762 sayılı TTK'nın 1057/2 maddesi gereğince taşıyanın gönderene ihbarda bulunmamış olması nedeniyle aynı Yasa'nın 1081. maddesi gereğince talepte bulunamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, HMK'nın 25. maddesi gereğince kanunda gösterilen istisnalar dışında hakim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz. Taraflarca getirilme ilkesinin sonucu olarak hakim, tarafların ileri sürmediği vakıaları kendiliğinden araştıramaz. Davacı talep sonucunu haklı gösterecek vakıaları mahkemeye sunmalıdır. Davalı ise, savunmasında dayandığı itiraz ve defileri haklı gösterecek vakıa ve delilleri ileri sürmelidir. Taraflarca getirilme ilkesinin istisnaları kamu düzenini ilgilendiren davalar olup, bu davalarda kendiliğinden araştırma ilkesi uygulanır.
Bu durumda, somut olayda davalı tarafça malın gönderilen tarafından teslim alınmadığının kendisine ihbar edilmediği, bu nedenle de taşıyıcının demoraj alacağı ve konteynır bedeli talep edemeyeceğine ilişkin ileri sürdüğü bir savunması olmadığına ve ayrıca konişmento üzerinde demuraj sürelerinin açıkça belirtilmiş olması ve demoraj süresinin ihtardan sonra başlayacağına dair bir kaydın da bulunmamasına rağmen, mahkemece, ileri sürülmeyen bir vakıanın resen gözönüne alınarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/7149 E. 2013/21984 K.
Ortak:demuraj · mücbir sebep · makul süre · taşıtan · taşıma sözleşmesi · kamu düzeni · taşıyıcı · ihbar
İncelediğiniz kararda… m dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin kırkambar sözleşmesi olduğu, taşıma konusu konteynırın 12.01.2011 tarihinde gemiden tahliye edildiği, davalı «taşıtanın» oluşan «demuraj» ücretlerinden sorumlu tutulabilmesi için yükün tahliye limanında gönderilen tarafından «teslim» alınmadığının taşıtana «ihbar» edilmiş olması ve bu halde yükün tahliye limanına tevdisi gerekmekte olup bu ihbarın yapıldığının davacı tarafça ispat edilemediği, yükün tahliye edildiği 12.01.2011 tarihinden itibaren «makul süre» içerisinde gönderilen tarafından teslim alınması mümkün olup, davalının iç karışıklık olduğu yönündeki savunmasına itibar edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddin …
Dava, taraflar arasında düzenlenen «taşıma sözleşmesi» kapsamında demoraj alacağı ve konteynır bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, yargılama aşamasında davalı tarafça, yurtdışında bulunan gönderilenin Libya'da uzun zamandır devam eden iş savaş ve ayaklanma sebebiyle malı «teslim» alamadığı, bu durumun «mücbir sebep» sayılacağı savunulmuş, bunun dışında bir savunma «sebebi» ileri sürmemiş, mahkemece davalı tarafça ileri sürülmeyen mülga 6762 sayılı TTK'nın 1057/2 maddesi gereğince «taşıyanın» gönderene «ihbarda» bulunmamış olması nedeniyle aynı Yasa'nın 1081. maddesi gereğince talepte bulunamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, somut olayda davalı tarafça malın gönderilen tarafından «teslim» alınmadığının kendisine «ihbar» edilmediği, bu nedenle de «taşıyıcının» demoraj alacağı ve konteynır bedeli talep edemeyeceğine ilişkin ileri sürdüğü bir savunması olmadığına ve ayrıca «konişmento» üzerinde «demuraj» sürelerinin açıkça belirtilmiş olması ve demoraj süresinin ihtardan sonra başlayacağına dair bir «kaydın» da bulunmamasına rağmen, mahkemece, ileri sürülmeyen bir vakıanın resen gözönüne alınarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu taşımaya ilişkin taraflar arasındaki sözleşmenin kırkambar sözleşmesi olduğu, davalı «taşıtanın» oluşan «demuraj» ücretlerinden sorumlu tutulabilmesi için yükün tahliye limanında gönderilen tarafından «teslim» alınmadığının taşıtana «ihbar» edilmiş olması ve bu halde yükün tahliye limanına tevdisi gerekmekte olup bu ihbarın yapıldığının davacı tarafından ispat edilmediği, davalı vekilinin savunmasında belirttiği Libya'da çıkan iç karışıklık sebebiyle malların teslim alınamadığını ya da gönderilen tarafından teslim alınmasının mümkün olmadığını hususunda ise, yükün tahliye edildiği 09/11/2010 tarihinden itibaren «makul süre» içerisinde yük gönderilen tarafından teslim alınmayıp bu kez dava sırasında 15/02/2011 tarihinde başlayan ...'nın teslim alınmama «sebebi» olarak gösterilmesinin, aradan geçen yaklaşık 2 aylık süre dikkate alındığında hayatın olağan akışına aykırı olduğu, teslim almama sebebinin bu iç karışıklık olduğ …
Dava, taraflar arasında düzenlenen «taşıma sözleşmesi» kapsamında süresterya ücretinin tahsili istemine ilişkin olup, yargılama aşamasında davalı vekili, yurtdışında bulunan gönderilenin Libya'da uzun zamandır devam eden iç savaş ve ayaklanma sebebiyle malı «teslim» alamadığı, bu durumun «mücbir sebep» sayılacağı savunmuş, bunun dışında bir savunma «sebebi» ileri sürmemiş, mahkemece davalı tarafça ileri sürülmeyen mülga 6762 sayılı TTK'nın 1057/2 maddesi gereğince «taşıyanın» gönderene «ihbarda» bulunmamış olması nedeniyle aynı Yasa'nın 1081. maddesi gereğince talepte bulunamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, somut olayda davalı tarafça malın gönderilen tarafından «teslim» alınmadığının kendisine «ihbar» edilmediği, bu nedenle de «taşıyıcının» süresterya ücreti talep edemeyeceğine ilişkin ileri sürdüğü bir savunması olmadığına ve ayrıca «konşimento» üzerinde demoraj sürelerinin açıkça belirtilmiş olması ve demoraj süresinin ihtardan sonra başlayacağına dair bir «kaydın» da bulunmamasına rağmen, mahkemece ileri sürülmeyen bir vakıanın resen gözönüne alınarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:konşimento · def'i
Benzer bu karardaDavalı ise, savunmasında dayandığı itiraz ve «def»'ileri haklı gösterecek vakıa ve delilleri ileri sürmelidir.
Bu durumda, somut olayda davalı tarafça malın gönderilen tarafından «teslim» alınmadığının kendisine «ihbar» edilmediği, bu nedenle de «taşıyıcının» süresterya ücreti talep edemeyeceğine ilişkin ileri sürdüğü bir savunması olmadığına ve ayrıca «konşimento» üzerinde demoraj sürelerinin açıkça belirtilmiş olması ve demoraj süresinin ihtardan sonra başlayacağına dair bir «kaydın» da bulunmamasına rağmen, mahkemece ileri sürülmeyen bir vakıanın resen gözönüne alınarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Deniz Ticaret 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5829 E. 2014/9808 K.
Ortak:demuraj · taşıtan · ihbar · teslim
İncelediğiniz kararda… m dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin kırkambar sözleşmesi olduğu, taşıma konusu konteynırın 12.01.2011 tarihinde gemiden tahliye edildiği, davalı «taşıtanın» oluşan «demuraj» ücretlerinden sorumlu tutulabilmesi için yükün tahliye limanında gönderilen tarafından «teslim» alınmadığının taşıtana «ihbar» edilmiş olması ve bu halde yükün tahliye limanına tevdisi gerekmekte olup bu ihbarın yapıldığının davacı tarafça ispat edilemediği, yükün tahliye edildiği 12.01.2011 tarihinden itibaren «makul süre» içerisinde gönderilen tarafından teslim alınması mümkün olup, davalının iç karışıklık olduğu yönündeki savunmasına itibar edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddin …
Bu durumda, somut olayda davalı tarafça malın gönderilen tarafından «teslim» alınmadığının kendisine «ihbar» edilmediği, bu nedenle de «taşıyıcının» demoraj alacağı ve konteynır bedeli talep edemeyeceğine ilişkin ileri sürdüğü bir savunması olmadığına ve ayrıca «konişmento» üzerinde «demuraj» sürelerinin açıkça belirtilmiş olması ve demoraj süresinin ihtardan sonra başlayacağına dair bir «kaydın» da bulunmamasına rağmen, mahkemece, ileri sürülmeyen bir vakıanın resen gözönüne alınarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Dava, taraflar arasında düzenlenen «taşıma sözleşmesi» kapsamında demoraj alacağı ve konteynır bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, yargılama aşamasında davalı tarafça, yurtdışında bulunan gönderilenin Libya'da uzun zamandır devam eden iş savaş ve ayaklanma sebebiyle malı «teslim» alamadığı, bu durumun «mücbir sebep» sayılacağı savunulmuş, bunun dışında bir savunma «sebebi» ileri sürmemiş, mahkemece davalı tarafça ileri sürülmeyen mülga 6762 sayılı TTK'nın 1057/2 maddesi gereğince «taşıyanın» gönderene «ihbarda» bulunmamış olması nedeniyle aynı Yasa'nın 1081. maddesi gereğince talepte bulunamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… m dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin kırkambar sözleşmesi olduğu, taşıma konusu konteynırın 12.01.2011 tarihinde gemiden tahliye edildiği, davalı «taşıtanın» oluşan «demuraj» ücretlerinden sorumlu tutulabilmesi için yükün tahliye Limanı'nda gönderilen tarafından «teslim» alınmadığının taşıtana «ihbar» edilmiş olması ve bu halde yükün tahliye limanına tevdisi gerekmekte olup bu ihbarın yapıldığının davacı tarafça ispat edilemediği , yükün tahliye edildiği 12/01/2 …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/12133 E. 2013/11552 K.
Ortak:demuraj
İncelediğiniz kararda… m dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin kırkambar sözleşmesi olduğu, taşıma konusu konteynırın 12.01.2011 tarihinde gemiden tahliye edildiği, davalı «taşıtanın» oluşan «demuraj» ücretlerinden sorumlu tutulabilmesi için yükün tahliye limanında gönderilen tarafından «teslim» alınmadığının taşıtana «ihbar» edilmiş olması ve bu halde yükün tahliye limanına tevdisi gerekmekte olup bu ihbarın yapıldığının davacı tarafça ispat edilemediği, yükün tahliye edildiği 12.01.2011 tarihinden itibaren «makul süre» içerisinde gönderilen tarafından teslim alınması mümkün olup, davalının iç karışıklık olduğu yönündeki savunmasına itibar edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddin …
Bu durumda, somut olayda davalı tarafça malın gönderilen tarafından «teslim» alınmadığının kendisine «ihbar» edilmediği, bu nedenle de «taşıyıcının» demoraj alacağı ve konteynır bedeli talep edemeyeceğine ilişkin ileri sürdüğü bir savunması olmadığına ve ayrıca «konişmento» üzerinde «demuraj» sürelerinin açıkça belirtilmiş olması ve demoraj süresinin ihtardan sonra başlayacağına dair bir «kaydın» da bulunmamasına rağmen, mahkemece, ileri sürülmeyen bir vakıanın resen gözönüne alınarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaDava, «konteyner demuraj» ücreti istemine ilişkindir.
Mahkemece taraflar arasındaki sözleşmede «demurajla» ilgili hüküm olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak taraflar arasındaki sözleşmede her ne kadar «demuraj» konusunda düzenleme yok ise de, davalının imzasını inkar etmediği 04.02.2009 tarihli «taahhütnamede» açıkça oluşabilecek konteyner gecikme bedeli (demuraj), ardiye ve benzeri gecikmeyle ilgili her türlü giderin karşılanacağı taahhüt edilmiş olup, mahkemece bu belg …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:konteyner demurajı · kötü niyet tazminatı · kötü niyet · taahhütname
Benzer bu kararda… raj alacağının talep şartlarının gerçekleşmediği, sözleşmede asıl borcun konteynerlerin geri getirilmesi olarak belirlendiği gerekçesiyle davanın reddine, davacının «kötü niyeti» ispat edilemediği gerekçesiyle de davalının % 40 «kötü niyet tazminatı» talebinin de reddine karar verilmiştir.
Dava, «konteyner demuraj» ücreti istemine ilişkindir.
Ancak taraflar arasındaki sözleşmede her ne kadar «demuraj» konusunda düzenleme yok ise de, davalının imzasını inkar etmediği 04.02.2009 tarihli «taahhütnamede» açıkça oluşabilecek konteyner gecikme bedeli (demuraj), ardiye ve benzeri gecikmeyle ilgili her türlü giderin karşılanacağı taahhüt edilmiş olup, mahkemece bu belg …
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/1669 E. 2016/481 K.
Ortak:demuraj · taşıyan · teslim
İncelediğiniz kararda… m dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin kırkambar sözleşmesi olduğu, taşıma konusu konteynırın 12.01.2011 tarihinde gemiden tahliye edildiği, davalı «taşıtanın» oluşan «demuraj» ücretlerinden sorumlu tutulabilmesi için yükün tahliye limanında gönderilen tarafından «teslim» alınmadığının taşıtana «ihbar» edilmiş olması ve bu halde yükün tahliye limanına tevdisi gerekmekte olup bu ihbarın yapıldığının davacı tarafça ispat edilemediği, yükün tahliye edildiği 12.01.2011 tarihinden itibaren «makul süre» içerisinde gönderilen tarafından teslim alınması mümkün olup, davalının iç karışıklık olduğu yönündeki savunmasına itibar edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddin …
Dava, taraflar arasında düzenlenen «taşıma sözleşmesi» kapsamında demoraj alacağı ve konteynır bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, yargılama aşamasında davalı tarafça, yurtdışında bulunan gönderilenin Libya'da uzun zamandır devam eden iş savaş ve ayaklanma sebebiyle malı «teslim» alamadığı, bu durumun «mücbir sebep» sayılacağı savunulmuş, bunun dışında bir savunma «sebebi» ileri sürmemiş, mahkemece davalı tarafça ileri sürülmeyen mülga 6762 sayılı TTK'nın 1057/2 maddesi gereğince «taşıyanın» gönderene «ihbarda» bulunmamış olması nedeniyle aynı Yasa'nın 1081. maddesi gereğince talepte bulunamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, somut olayda davalı tarafça malın gönderilen tarafından «teslim» alınmadığının kendisine «ihbar» edilmediği, bu nedenle de «taşıyıcının» demoraj alacağı ve konteynır bedeli talep edemeyeceğine ilişkin ileri sürdüğü bir savunması olmadığına ve ayrıca «konişmento» üzerinde «demuraj» sürelerinin açıkça belirtilmiş olması ve demoraj süresinin ihtardan sonra başlayacağına dair bir «kaydın» da bulunmamasına rağmen, mahkemece, ileri sürülmeyen bir vakıanın resen gözönüne alınarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı tarafın incelenen ve «delil niteliğinde» sayılan «ticari defterlerinden» dava dışı «fiili taşıyan» ...'ye konteyner demoraj ücreti olarak 30.000 USD ödediğinin sabit olduğu, «demuraj» ücretinden «navlun» ücretini ödemeyerek, konteynerlerin «teslim» alınmamasına sebebiyet veren davalının sorumlu bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 30.000 USD'nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının ...ile açılmış 1 yıl vadeli «mevduat hesabına» ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
2- Ancak dava, «konteyner demuraj» ücretinin tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda anılan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporundan belirlenen bedele nasıl bir hesap yöntemi uygulanarak ulaşıldığı anlaşılamamakta ve bu nedenle raporda belirlenen miktarın uygunluğu denetlenememektedir.
Bu itibarla, bilirkişi raporuna bu yönden yaptığı itirazları üzerinde durularak, «konteyner demuraj» ücretinin, sözleşmede ne kadar kararlaştırıldığı ve nasıl bir hesap yöntemi belirlendiği açıklanmak suretiyle, hüküm kurmaya ve «denetime elverişli» bir bilirkişi raporu alınmasının ardından karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» sonucu hüküm kurulması doğru bulunmamış, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:konteyner demurajı · fiili taşıyan · delil niteliği · navlun · mevduat hesabı · denetime elverişlilik · ticari defter · eksik inceleme
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı tarafın incelenen ve «delil niteliğinde» sayılan «ticari defterlerinden» dava dışı «fiili taşıyan» ...'ye konteyner demoraj ücreti olarak 30.000 USD ödediğinin sabit olduğu, «demuraj» ücretinden «navlun» ücretini ödemeyerek, konteynerlerin «teslim» alınmamasına sebebiyet veren davalının sorumlu bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 30.000 USD'nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının ...ile açılmış 1 yıl vadeli «mevduat hesabına» ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Bu itibarla, bilirkişi raporuna bu yönden yaptığı itirazları üzerinde durularak, «konteyner demuraj» ücretinin, sözleşmede ne kadar kararlaştırıldığı ve nasıl bir hesap yöntemi belirlendiği açıklanmak suretiyle, hüküm kurmaya ve «denetime elverişli» bir bilirkişi raporu alınmasının ardından karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» sonucu hüküm kurulması doğru bulunmamış, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Ancak dava, «konteyner demuraj» ücretinin tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda anılan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporundan belirlenen bedele nasıl bir hesap yöntemi uygulanarak ulaşıldığı anlaşılamamakta ve bu nedenle raporda belirlenen miktarın uygunluğu denetlenememektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/17455 E. 2014/1272 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kötü niyet tazminatı · kötü niyet
Benzer bu kararda… raj alacağının talep şartlarının gerçekleşmediği, sözleşmede asıl borcun konteynerlerin geri getirilmesi olarak belirlendiği gerekçesiyle davanın reddine, davacının «kötü niyeti» ispat edilemediği gerekçesiyle de davalının % 40 «kötü niyet tazminatı» talebinin de reddine dair tesis edilen karar, davacı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/8843 E. , 2013/22481 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 52. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29/01/2013 tarih ve 2011/168-2013/15 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili şirkete gönderdiği talimat üzerine yüklenen konteyner muhteviyatı emtianın müvekkili firmaya ait 31.12.2010 tarihli konşimento kapsamında İstanbul limanı'ndan Libya'nın Misurata Limanı'na taşınarak 12.01.2010 tarihinde tam ve eksiksiz olarak tahliye edildiğini, ancak emtianın alıcı firma tarafından teslim alınmadığını belirterek konteynerin liman sahasında beklediği 70 günlük süre için tahakkuk eden 640,00.USD demoraj ücretinin ve konteynerin iade edilmemesi sebebiyle 5.500,00.USD konteynır bedeli olmak üzere toplam 6.140,00.USD'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsili talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, Libya'da uzun zamandır devam eden iç savaş ve ayaklanma sebebiyle gönderilen firmanın emtiaları teslim alamadığını, bu durumun tamamen mücbir sebepten kaynaklandığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin kırkambar sözleşmesi olduğu, taşıma konusu konteynırın 12.01.2011 tarihinde gemiden tahliye edildiği, davalı taşıtanın oluşan demuraj ücretlerinden sorumlu tutulabilmesi için yükün tahliye limanında gönderilen tarafından teslim alınmadığının taşıtana ihbar edilmiş olması ve bu halde yükün tahliye limanına tevdisi gerekmekte olup bu ihbarın yapıldığının davacı tarafça ispat edilemediği, yükün tahliye edildiği 12.01.2011 tarihinden itibaren makul süre içerisinde gönderilen tarafından teslim alınması mümkün olup, davalının iç karışıklık olduğu yönündeki savunmasına itibar edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taraflar arasında düzenlenen taşıma sözleşmesi kapsamında demoraj alacağı ve konteynır bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, yargılama aşamasında davalı tarafça, yurtdışında bulunan gönderilenin Libya'da uzun zamandır devam eden iş savaş ve ayaklanma sebebiyle malı teslim alamadığı, bu durumun mücbir sebep sayılacağı savunulmuş, bunun dışında bir savunma sebebi ileri sürmemiş, mahkemece davalı tarafça ileri sürülmeyen mülga 6762 sayılı TTK'nın 1057/2 maddesi gereğince taşıyanın gönderene ihbarda bulunmamış olması nedeniyle aynı Yasa'nın 1081. maddesi gereğince talepte bulunamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, HMK'nın 25. maddesi gereğince kanunda gösterilen istisnalar dışında hakim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz. Taraflarca getirilme ilkesinin sonucu olarak hakim, tarafların ileri sürmediği vakıaları kendiliğinden araştıramaz. Davacı talep sonucunu haklı gösterecek vakıaları mahkemeye sunmalıdır. Davalı ise, savunmasında dayandığı itiraz ve defileri haklı gösterecek vakıa ve delilleri ileri sürmelidir. Taraflarca getirilme ilkesinin istisnaları kamu düzenini ilgilendiren davalar olup, bu davalarda kendiliğinden araştırma ilkesi uygulanır.
Bu durumda, somut olayda davalı tarafça malın gönderilen tarafından teslim alınmadığının kendisine ihbar edilmediği, bu nedenle de taşıyıcının demoraj alacağı ve konteynır bedeli talep edemeyeceğine ilişkin ileri sürdüğü bir savunması olmadığına ve ayrıca konişmento üzerinde demuraj sürelerinin açıkça belirtilmiş olması ve demoraj süresinin ihtardan sonra başlayacağına dair bir kaydın da bulunmamasına rağmen, mahkemece, ileri sürülmeyen bir vakıanın resen gözönüne alınarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/570118200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz