6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Belirsiz alacakta dava dilekçesinde olmayan talep artırımla istenemez

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/2922 E. 2020/99 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Gerekçe özeti

HMK'nın 107. maddesi uyarınca açılan belirsiz alacak davasında, dava dilekçesinde ileri sürülmeyen bir talep bedel artırım dilekçesiyle istenemez; bu talep hakkında usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığından esasa girilmeksizin reddi gerekir. Müdürlerin sorumluluğuna ilişkin talep yönünden ise, dava konusu işlemlerin makul karşılığı bulunup bulunmadığını belirleyemeyen bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli olmayıp, davacının hangi işleme ne şekilde bizzat katıldığı tespit edilmeden soyut gerekçeyle dürüstlük kuralına aykırı davrandığı kabul edilemez.

Ele alınan sorunlar

Belirsiz alacak davasında, dava dilekçesinde ileri sürülmeyen bir talebin bedel artırım dilekçesiyle istenip istenemeyeceği → ret

İddia: Davacı, bedel artırım dilekçesiyle fazlaya dair hakları saklı tutarak talebini, dava dilekçesinde yer almayan müdür ücretleri toplamına yükseltmiş ve harcı ikmal etmiştir.

Gerekçe: HMK'nın 107. maddesi uyarınca açılan belirsiz alacak davalarında, dava dilekçesinde ileri sürülmeyen taleplerin bedel artırım dilekçesine konu edilerek istenmesi mümkün değildir. Bu durumda, müdürlere verilen ücretlere ilişkin talebin usulüne uygun bir dava bulunmadığından reddi gerekmekte iken işin esasına girilerek yazılı gerekçe ile reddedilmesi doğru değilse de, istemin reddi sonucu itibariyle doğrudur; bu yöne ilişkin temyiz itirazları reddedilmelidir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna ve soyut gerekçeye dayalı olarak müdürlerin sorumluluğu hakkında hüküm kurulup kurulamayacağı → kabul

İddia: Davacı, şirket malvarlığının davalılardan birinin ortağı ve yetkilisi olduğu yurt dışı şirkete aktarıldığını, müdürlerin şirketi hukuka aykırı olarak kendilerine borçlandırdığını, kendisiyle işlem yapma yasağına aykırı davranıldığını ve başka şirket çalışanlarının şirket çalışanı gibi gösterildiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Bilirkişi heyeti, itirazların yoğunlaştığı ve ekinde belgeye atıf bulunmayan faturaların nasıl hesaplandığının belli olmadığını, kalan bölümün hangi hizmetler için ne miktarda fiyatlandığının ve bu hizmetlerin makul bir karşılığı olup olmadığının finansal yönden tamamen belirsiz kaldığını, yer, zaman ve uzmanlık sınırları nedeniyle teknik inceleme ve analiz yapılamadığını belirtmiştir; rapor bu hâliyle hüküm kurmaya elverişli değildir. Ayrıca, davacının hangi dayanak belge altında imzasının bulunduğu ve hangi işlemde ne şekilde bizzat yer aldığı tespit edilmeden, soyut gerekçelerle bu davada dürüstlük kuralına aykırı davrandığının kabulü doğru değildir. Mahkemece davacının dava konusu işlemlere katılıp katılmadığı net olarak belirlenmeli, ileri sürülen iddialar hakkında Yargıtay denetimine elverişli bilirkişi raporu alınmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Belirsiz alacak davasında dava dilekçesinde ileri sürülmeyen talebin bedel artırım dilekçesiyle istenemeyeceği ve bu talebin usulüne uygun dava bulunmadığından reddi gerektiği yönünden bağlayıcı emsal değer taşır.

Usul tespitleri

Dava şartı
usulüne uygun açılmış bir dava bulunması — belirsiz alacak davasında talebin dava dilekçesinde ileri sürülmüş olması

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
belirsiz alacak davası bedel artırım dilekçesi usulüne uygun dava bulunmaması şirket müdürlerinin sorumluluğu kendisiyle işlem yapma yasağı dürüstlük kuralı denetime elverişli bilirkişi raporu sonucu itibariyle doğru karar

Atıf yapılan mevzuat: HMK — HMK 107

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2610 E. 2024/1127 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4673 E. 2017/3449 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/3093 E. 2013/8273 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2018/2922 E.  ,  2020/99 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 05/04/2017 tarih ve 2014/1311 E- 2017/329 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 15/03/2018 tarih ve 2017/503 E- 2018/245 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesinin davacı vekili tarafından duruşmalı istenmiş olup, duruşma için belirlenen 07.01.2020 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalılar vekilleri Av. ... ve ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin Norsel İnternational İnşaat. Ltd. Şti'nin % 50 hissesine sahip ortağı olduğunu, diğer %50 hisse ile ortak davalı ...'ün 27.12.2011 tarihli sicil gazetesinde yayınlanan karara göre şirket müdürü olarak atandığını, 07.06.2013 tarihli genel kurulda davalılar ... ile ...'un 5 yıl süre ile şirket müdürü olarak seçildiklerini, dava dışı şirketin esas sermayesinin % 50'sine sahip olmasına karşın müvekkiline bilgi verilmediğini, yasal bilgi edinme haklarının kullanılması için açılan davanın derdest olduğunu, haklı nedenle feshe ilişkin davada alınan kayyım raporuna göre, şirketin 57.000.000.- TL nakit parasının davalı ...'ün % 100'üne sahip olduğu Virgin adalarında kurulmuş, bir posta şirketi mahiyetindeki Folkestone Holdings Inc.'e aktarıldığını, temsilcinin kendi kendisi ile işlem yapma yasağına aykırı hareket ettiğini, maddi zararın miktarının tam olarak bilinmediğini, bu nedenle belirsiz alacak davası açarak 10.000 TL'nin tahsilini talep ettiklerini, bu paranın aktarılmasında muhasebe hileleri yapıldığını, davalıların, faaliyeti sona ermiş şirketi 7 ay içerisinde kendilerine borçlu hale getirdiklerini, davalı ...'ün rekabet yasağına aykırı davrandığını ileri sürerek davalılarca Norsel International Ltd.

Şti.'ne verilen zararın tespiti ile şimdilik 10.000.- TL'nin tahsilini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili, 31.03.2017 tarihli dilekçesi ile davalı ...'ün TTK'nın 616. maddesine aykırı olarak 2014 ve 2015 yılları için aldığı 188.800.- TL ve davalı ...'un 2014 yılı için aldığı 29.321,68 TL toplamı olan 218.121,68 TL'nin avans faizi ile birlikte tahsilini istemiştir.

Davalılar vekili, Norsel İnternational İnşaat. Ltd. Şti. ile Folkestone Holdings Inc. Arasında tamamı gerçeğe uygun ve kayıtlı bir ticari ilişkinin bulunduğunu, ilişkinin kökeninde Norsel İnternational İnşaat. Ltd. Şti'nin sermaye yetersizliği sebebiyle ortaya çıkmış mal ve hizmetlerin vadeli temini ve finansman ihtiyacının olduğunu, bu ticari ilişkinin Türkmenistan tarafının da bizzat davacı tarafından yürütüldüğünü, Norsel İnternational İnşaat. Ltd. Şti.'nin üstlendiği projelerin başından sonuna kadar Folksetone'dan inşaat malzemesi, iş makinesi, inşaat taşeronluğu vs. mal ve hizmet aldığını, ortada mesnetsiz bir para aktarımı değil, satın alınan mal ve hizmet bedelinin ödenmesinin söz konusu olduğunu, dolayısıyla müdürlerin şirketi zarara uğratmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının Norsel İnternational İnşaat. Ltd. Şti.'nin Türkmenistan Şubesindeki işler için yetkili olarak atandığı gibi Folkestone Holdings Inc.'nin de vekaletine sahip olduğu, hem yetkili hem de vekil olarak bizzat işlemlerin içinde yer aldığı, onay verdiği işlemlerden davalıların rekabet yasağına aykırı davrandıklarını iddia etmesinin iyiniyetle bağdaşmadığı, her ne kadar şirket müdürlerine ücret verileceğine dair bir genel kurul kararı yoksa da müdürlerin harcadıkları emek ve mesaiye karşılık makul bir ücret alabileceği, yapılan işler dikkate alındığından alınan ücretin makul kabul edildiği, bu ücretin şirket zararı olarak nitelendirilemeyeceği, davacının, azil tarihine kadar Norsel İnternational İnşaat.

Ltd. Şti'nin Türkmenistan Şubesi faaliyetlerini yürüttüğü, işlemlere imza attığı, bizzat yer aldığı işler sebebiyle yöneticilerin sorumluluğunu ileri sürmesinin iyiniyetli kabul edilemeyeceği, dürüstlük kuralına aykırı davranışın korunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1-Dava, davalı şirket müdürlerinin, davacının da ortağı olduğu Norsel International Ltd. Şti.'nin malvarlığının davalılardan ...'ün ortağı ve yetkilisi olduğu Virgin Adalarında kurulu şirkete aktarıldığı, müdürlerin hukuka aykırı olarak şirketi kendilerine borçlandırdığı, şirket yöneticisinin kendisi ile işlem yapma yasağına ayakırı hareket ettiği, başka şirket çalışanlarının Norsel International Ltd. Şti çalışanı gibi gösterildiği, böylece Norsel International Ltd. Şti.'nin zarara uğratıldığı iddialarına dayalı belirsiz alacak davası olarak açılmış, şimdilik 10.000.- TL'nin tahsili istenmiş, dava dilekçesinde davalı müdürlerin aldıkları ücretlere ilişkin bir talep ileri sürülmemiştir. Davacı vekili, 31.03.2017 havale tarihli bedel arttırım dilekçesinde fazlaya dair hakları saklı tutarak talebini müdürlerin aldığı ücretler toplamı olan 218.121,68 TL'ye çıkarmış, dava açılırken 10.000.- TL üzerinden yatırdığı harcı mahsup edip 208.121,68 TL üzerinden harcı ikmal etmiştir.

HMK'nın 107. maddesi uyarınca açılan belirsiz alacak davalarında, dava dilekçesinde ileri sürülmeyen taleplerin bedel arttırım dilekçesine konu edilerek istenmesi mümkün değildir. Bu durumda, mahkemece müdürlere verilen ücretlere ilişkin talebin usulüne uygun bir dava bulunmadığından reddi gerekmekte iken işin esasına girilerek yazılı gerekçe ile reddedilmesi doğru değilse de istemin reddi sonucu itibariyle doğru olduğundan davacı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2-Dava dilekçesinde istenen 10.000.-TL tutarındaki talep hakkında verilen karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi heyetince, davalılardan ...'ün ortağı ve yetkilisi olduğu Folkestone Holdings Inc.tarafından Norsel International Ltd. Şti.'ne kesilmiş çok sayıda fatura olduğu, davacı itirazlarının yoğunlaştığı ve ekinde herhangi bir belgeye atıf bulunmayan 33.704.177,33 TL tutarındaki faturaların nasıl hesaplandığının belli olmadığı, bunlar dışında kalan faturalar ile eki çok sayıdaki harcama belgesinin fotokopileri üzerinde sondaj yöntemi ile ve önemli büyüklüğe sahip görünenler itibariyle inceleme yapıldığı, bu faturalar ile ekindeki belgelerin toplam tutarları arasında uyumluluk bulunduğu, bununla birlikte iki dava dışı şirket arasındaki varlık ve kaynak değişimi ile faaliyet sonuçlarına etkisinin irdelenebilmesinin salt bu belge fotokopilerinden hareketle ve sadece Norsel International Ltd.

Şti.'nin kayıtları ve mali tabloları ile sınırlı olarak yapılabilen bir incelemede olanaklı olmadığı, bu kalan bölümün hangi hizmetler için ne miktarda fiyatlandığı, dolayısıyla dava dışı Folkestone Inc tarafından gerçekleştirildiği belirtilen hizmetlerin makul bir karşılığı olup olmadığının finansal yönden tamamen belirsiz olduğu, yönetim, organizasyon, danışmanlık faturaları da dahil olmak üzere yapılan işin boyutları, teknik özellikleri ve süreç dinamikleri itibariyle uygunluğa yönelik herhangi bir teknik inceleme ve analiz yapılabilmesinin de gerek yer ve zaman kısıtları, gerekse uzmanlık alanları sınırları çerçevesinde olanaklı bulunmadığı ifade edilmiştir. Bilirkişi raporu bu haliyle hüküm kurmaya elverişli olmadığı gibi mahkemece, Norsel International Ltd.

Şti.'nin Türkmenistan Şubesi müdürü olan davacının hangi dayanak belge altında imzasının bulunduğu ve hangi işlemde ne şekilde bizzat kendisinin yer aldığı tespit edilmeden soyut gerekçelerle işbu davada dürüstlük kuralına aykırı davrandığının kabulü doğru değildir. Bu durumda mahkemece, davacının dava konusu işlemlere katılıp katılmadığının net olarak belirlenmesi, davacı yanca ileri sürülen iddialar hakkında Yargıtay denetimine elverişli bilirkişi raporu alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye ve soyut gerekçeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bölge adliye mahkemesi kararının bozularak kaldırılması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) no'lu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin davalı şirket müdürlerine verilen ücretlere ilişkin talebin reddine yönelik temyiz itirazlarının reddine, (2) no'lu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 2.540,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 07/01/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/569187200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Bozuldu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2017/503 E. 2018/245 K.

Şirket müdürlerinin sorumluluğu davasında MK 2 dürüstlük kuralı

Gerekçe özeti

Bir şirket işleminin karara bağlanmasında ve gerçekleştirilmesinde bizzat rol alan, o işleme onay veren veya vekaletle ilgili şirketleri temsil eden kişinin, sonradan aynı işlemler nedeniyle şirket yöneticilerinin sorumluluğunu ileri sürmesi MK 2. maddedeki dürüstlük kuralına aykırıdır. Genel kurul kararı olmaksızın şirket müdürlerine ödenen ücretin, harcanan emek ve mesaiye karşılık makul düzeyde ve piyasa koşullarıyla uyumlu olması halinde, karar eksikliği tek başına ücretin TTK 553 kapsamında şirket zararı sayılmasını gerektirmez.

Emsal değeri

Şirket işlemlerinde bizzat vekaletle rol alan ve onay veren ortağın, sonradan aynı işlemler nedeniyle yönetici sorumluluğu iddiasında bulunmasının MK 2 dürüstlük kuralına aykırılığı ile genel kurul kararı olmaksızın ödenen makul ücretin TTK 553 kapsamında zarar sayılmayacağı hususlarında bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: TTK 553 yönetim kurulu/müdür sorumluluğu TTK 395 şirketle işlem ve rekabet yasağı TTK 626/2 rekabet yasağının kaldırılması MK 2 dürüstlük kuralı belirsiz alacak davası çifte temsil genel kurul kararı olmadan ücret ödenmesi

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2017/503

KARAR NO 2018/245

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 05/04/2017

NUMARASI 2014/1311 Esas 2017/329 Karar

DAVA

Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 15/03/2018

Davanın reddine ilişkin hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 08/10/2012 tarihinden itibaren... ltd.şti'nin % 50 hissesine sahip ortağı olduğunu,diğer hissedarın ... olduğunu, ...'ün 27/12/2011 tarihli sicil gazetesinde yayınlanan karara göre şirket müdürü olarak atandığını, 07/06/2013 tarihli genel kurulda ise ... ile ...'un 5 yıl süre ile şirket müdürü olarak seçildiklerini , şirketin 2011,2012 ve 2013 yıllarına ait genel kurul toplantılarının yapılmadığını, bu sebeple Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1267 esas sayılı davanın açıldığını, aynı konuda faaliyet gösterecek başka bir şirket kurarak haksız fiilde bulunmaları nedeniyle azillerine ilişkin Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1019 esas sayılı davanın açıldığını ve halen derdest olduğunu, dava dışı şirketin esas sermayesinin % 50'sine sahip olmasına karşın müvekkiline bilgi verilmediğini, yasal bilgi edinme amacıyla Bakırköy 2.

Asliye Ticaret Mahkemesi'nde dava açıldığını, dava dışı şirketin haklı nedeniyle feshine ilişkin açmış oldukları davanın Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/867 Esasında devam ettiğini, bu davada alınan kayyım raporuna göre,şirketin 57.000.000-TL nakit parasının davalı ...'ün % 100'üne sahip olduğu Virgin adalarında kurulmuş ... Şirketine aktardığını, ...'ün hem müvekkilinin ortak olduğu ...'in müdürü hemde Virgin adalarında kurulan şirketin yasal temsilcisi olduğunu, şirkette işlem yapma diğer bir deyişle temsilcinin kendi kendisi ile işlem yapma yasağına aykırı hareket ettiğini, TTK'nın 395. maddesindeki yasaklara aykırı hareketi söz konusu olduğunu, ...'ün genel kurul izni olmadan bu şekilde para nakli yapmasının batıl bir işlem olduğunu ve her zaman ileri sürülebileceğini, maddi zararın miktarı tam olarak bilinmediğini, bu nedenle belirsiz alacak davası açarak 10.000-TL nin tahsilini talep ettiklerini, bu paranın aktarılmasında muhasebe hileleri yapıldığını, faaliyeti sona ermiş şirketi 7 ay içerisinde kendilerine borçlu hale getirdiklerini, şirket müdürü olan davalıların TTK'nın 395.

maddesindeki şirkette işlem yapma ve şirket temsil yasağını ihlal etmeleri nedeniyle TTK'nın 553 maddesi gereğince pay sahiplerine ve şirkete karşı sorumlu olduklarını, vermiş oldukları zarardan sorumlu olduklarını belirterek davalılar Norsel İnternational Şirketi'ne vermiş oldukları zararın tespiti ile TTK'nın 553. maddesi gereğince tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalılar vekili cevap dilekçesinde; zarar kalemlerinin dava dilekçesinde belirtilmesi nedeniyle davanın belirsiz dava olarak açılamayacağını, bunun usule aykırı olduğunu, şirket müdürlerine karşı açılan bu davanın kötü niyetle açıldığını, iddiaların doğru olmadığını, şirket müdürlerinin yönetimden kaynaklı kusurlarının bulunmadığını, zira davacının ... Ltd. Şti. arasındaki ilişkiyi iyi bildiğini, ileri sürülen sahtecilik suçu ile ilgili savcılıkça yapılan incelemede imzanın davacının elinin ürünü olduğunun tespit edildiğini, ihtiyati tedbir talebinin de haksız olduğunu ileri sürerek tedbir talebinin ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece;TTK'nın 644/1-a maddesi gereğince 553. maddedeki sorumluluğa ilişkin hüküm limited şirketlerine uygulanacağını, davacının rekabet yasağına aykırı hareket edildiği bu nedenle şirketin zarara uğratıldığı yönündeki iddiasının yerinde olmadığını, zira rekabet yasağını düzenleyen TTK 626/2 maddesinin şirket sözleşmesi ile veya genel kurul kararı ile aksinin kabulünün her zaman mümkün olduğunu, ancak davacının gerek Norsel şirketinin gerekse para aktarıldığı iddia edilen Folkestone şirketinde vekaleti bulunduğunu,yapılan işlemlere imza attığını, işlemlerin karara bağlanması ve gerçekleşmesinde kendisininde rol aldığı ve onay verdiği işlemlerden davalıların rekabet yasağına aykırı davrandıklarını ileri sürmenin iyi niyetle bağdaşmadığını,

TTK 616 maddesine göre şirket genel müdürü olan davalılara ücret verilmesine ilişkin genel kurul kararı olmamakla birlikte şirkette çalışanlarında görevlerini ifa etmeleri sırasında harcamış oldukları emek ve mesaiye karşılık makul bir ücret almaları gerektiği, dava konusu uyuşmazlıkta da 2014 yılında ...'e 52.681,96-TL ...'a ise 29.321,68-TL ücret ödendiğinin bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, Şirketin sermayesi Türkmenistan'da gerçekleştirildiği işler dikkate alındığında ödenen ücretlerinde aylığa bölünmesi halinde düşen ücret makul bir ücret olduğunu, yapılan faaliyet çerçevesinde harcanan emek ve mesaiye karşılık şirket müdürlerine ödenen ücretin TTK'nın 553. maddesi kapsamında şirketin zarara uğratılması mahiyetinde değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, Şirketin zararına olarak Türkmenistan ve Virgin adalarında kurulan şirketlere para aktarıldığı yönündeki iddianın ise, davacının ...

tarafından vekillikten azledildiği, 24/09/2014 tarihine kadar Türkmenistan'daki şube faaliyetlerini yürüttüğünü, yine vekalete istinaden diğer şirketinde işlerini yaptığı bu işlemlerin altında davacının da kendi imzasının bulunduğunu, kendisinin bizzat yer aldığı işler nedeni ile mevcut yöneticilerin sorumluluğunu ileri sürmenin TMK'nın 2. maddesi gereğince dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde müvekkilinin proje, fizibilite, danışmanlık, organizasyon fatura bedelinden ilk defa 1.12.2014 kayyım raporu ile haberdar olduğu dikkate alınmadan, müvekkilinin Türkmenistan'da yapılan tüm işlemlerle ilgili haftalık toplantılar yaptığını bilgi verdiğini, faturayı sunanın ... şirketi olduğunun göz ardı edildiğini, sunulan belgelerin faturanın içeriği ile ilgisinin olmadığını, aralarında uyumluluk bulunmadığını, şirketin .. şirketinin finansmanına ihtiyaç duymayacağını, zira davalı ...'ün şirket hak edişini yıllık ve kırık vadeli repoda değerlendirdiğini sonrada Temmuz 2013 tarihinde 1.900.000-USD yi kendi şahsi hesabına aktardığını, .. şirketinin muhasebe kayıtlarında davalıların iddia ettikleri finansman kaynağına ilişkin bir kayıt olmadığını, müvekkilinin temsil sırasında çifte temsil ve şirketle işlem yasağına aykırı hareketi olmadığını, bilirkişi raporunda danışmanlık faturaları ile ilgi bir sözleşme olmadığını, bu nedenle ...

şirketine ödenen paraların ihbar olunan şirkete ödenmesi gerektiği yönündeki görüşü nazara alınmadığını, Bakırköy 7. ATM nin 2016/741 E sayılı dosyasında davalıların aldıkları brüt ücretin genel kurul kararı olmadan ödenmesi nedeniyle iadesi gerektiği yönündeki değerlendirmenin nazara alınmadığını, şirketin 2014 yılı başından itibaren hiç bir ticari faaliyet olmadan maaş almalarının hatalı olduğunu, Türkmenistan'daki 3 ayrı projenin gelirlerinin zarar gösterilerek Folkestone hesaplarına aktarıldığına ilişkin iddialarının değerlendirilmediğini, davalı defterlerinin usulüne uygun tutulmadığını lehlerine delil olarak kullanılamayacağını belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kabulünü talep etmiştir.

GEREKÇE

Dosyaya toplanan tüm delillerden ; dava dışı şirketin 2011 yılında davalı ... ve ortağı tarafından kurulduğu ;

3. 10.2012 tarihli hisse devir sözleşmesi ile davacıya şirketin %50 payının devredildiği,şirketin davacı henüz ortak almadan aldığı 13.1.2012 tarihli ve 2012/1 sayılı ortaklar kurulu kararıyla Aşkabad -Türkmenistanda şube açılmasına ,...'nün münferit şube yetkilisi olmasına ,2012 yılı için verilen 31.1.2012 tarihli vekaletnamede şirketin Türkmenistanda ki tüm faaliyetlerinde şirketi temsil yetkisi verildiği,vekaletnamelerin sonuncusu ile görev yapmakta iken 24.9.2014 tarihli azilname ile görevine son verildiği, şirketin 6 haziran 2013 tarihli davalıların müdür olarak seçilmelerine ve her ikisine münferit temsil yetkisi verildiği ,ancak bu toplantıda alınan karardaki imzanın davacıya ait olmaması nedeniyle başlatılan soruşturmanın halen devam ettiği anlaşılmaktadır.

Davacının iddiaları davalıların şirketin kaynaklarını bir tabela şirketi olduğu idddia olunan ve davalı ..."e ait olan merkezi Virgin adalarında kurulu 50.000 usd nominal sermayeye sahip ve 2003 yılında kurulan .. şirketine şirketin kaynaklarının usulsuz aktarıldığına ilişkindir.Ancak bu şirketin de 11.2.2011 tarihinden itibaren davacıya vekaletname verdiği 24.9.2014 tarihinde ... şirketi tarafından da vekaletten azledildiği anlaşılmaktadır. Buna göre davalıların her iki şirketin temsilcisi olduğu anlaşılmakta ise de davacının da her iki şirketi temsil yetkisi bulunması nedeniyle şirketin zararına olduğu iddia olunan işlemleri de yürüttüğü anlaşılmaktadır.

Şirketin bilançolarına ilişkin mali incelemeler neticesinde ; şirketin Türkmenistan da 3 ayrı devlet ihalesi aldığı , ve merkez ofisi ile 3 ayrı şantiye için ayrı hesap tutulduğu ,bu işlerin tamamlandığı ancak kesin kabullerinin yapılmadığı,inşaat maliyetleri içinde ... şirketinin 33 milyon -Tl bedelli inşaat ,proje ,fizibilite,organizasyon vs, faturası bulunduğu proje maliyetinin %17 lik kısmını teşkil etiği ,faturaların ekinde harcama belgeleri bulunduğu ve ek belgelerin tutarları ile faturalar arasında uyumluluk olduğu,,ancak her iki şirket arasında verilen hizmetin yazılı bir sözleşmeye bağlanmadığı ,birim fiyatların belli edilmediği ,inşaat maliyetlerinin ...şirketi tarafından karşılandığı, ancak verilen hizmetler ile finansman katkısının ayrı ayrı belirtilmediği ancak finansman katkısının maliyet avantajının faturaların %5 oranına tekabül ettiği bilirkişi kurulu tarafından tesbit edilmiştir.

Davacı vekili; davalıların bir ortaklar kurulu kararı olmaksızın şirketten maaş aldıkları,müdüre maaş ödenmesi için ortaklar kurulu kararı gerektiği karar olmaksızın maaş ödenmesini şirket zararı olduğuna ilişkin bilirkişi kurulu raporu üzerine alınan maaş tutarı kadar davasını ıslah etmiş ise de ; sunulan SGK belgelerinden davalı ..."ün işe giriş tarihi 13.2.2012, davalı ..."un işe giriş tarihi 1.5.2013 tarihi olup genel müdür ve genel müdür yardımcısı olarak işe giriş bildirgeleri verildiği,davalı ..."ün ilk olarak 850-TL ücretten sonra 1.500-TL ,akabinde 3000-TL ve devam eden yıllarda 6.639-TL ücret aldığı ,..."unda 3000-TL ücretle SGK lı olduğu davacı şirkete ortak olmadan evvel davalı ..."ün hizmet akdinin SGK ya bildirildiği , şirketin ilk kuruluşunda %90 paydaş bulunan ...

"ün davacıdan evvel ki ortağının da onayıyla şirketin çalışanı olarak ücret aldığının anlaşıldığı ,davalı ..."unda aylık 3000-TL ücretinin fahiş bulunduğu iddialarının dikkate alınamayacağı zira aynı tarihte başka işçilerinde aynı maaşı aldıkları (örneğin ...), kimseden ücretsiz çalışmasının beklenemeyeceği ,ödenen ücretlerin şirket zararına olduğu iddialarının dinlenemeyeceği ,aynı zamanda maliyetleri yüksek boyutta olan 3 ayrı şantiyede işin yürütüldüğü gözetildiğinde şirket müdürlerinin aldıkları ücretin fahiş olmadığı ,genel kurul kararı bulunmamasının sonuca etkili bulunmadığına dair İlk Derece Mahkemesinin gerekçesinde isabetsizlik olmadığı sonucuna varılmıştır.

Taraflar arasında şirket feshi ,ortaklar kurulu kararının iptali ,bilgi edinme isteği ve ceza soruşturmaları dahilinde davaların derdest bulunduğu ,taraf vekilleri tarafından bu dosyalarda alınan bilirkişi raporları, kayyım raporları ,bilimsel görüşler vs. İbraz edilmiş olup ;İncelendiğinde varılan sonuç,... tarafından ...-Türkmenistan şantiyelerinin finanse edildiği ,yapılan günlük kasa formlarının ... Türkmenistan Müdürü -davacı tarafından imza ile onaylandığı tüm işlemler birlikte düşünüldüğünde şantiyelerin yabancı şirket tarafından mal ve hizmet temini sağlanarak yürütüldüğü , davacı vekili iddialarında şirketin finansmana ihtiyacı olmadığı iddiasında ise de belli bir kaynak ile yürütülecek inşaat işlerinin bir finansmana ihtiyacı olduğu açık olup davalılardan ...

"ün şirketinin bu kaynağı sağladığı,ancak katlanılan maliyetin akabinde davadışı davacının da ortak bulunduğu şirkete fatura edildiği ,davalı ... bu inşaatları aslında ... ile yapabilecek iken zamanın Türkmenistan Hükümetinin politikaları doğrultusunda Türk uyruklu ... şirketinin ihaleye girdiği ve teslim tutanaklarında da...l şirketinin Türk şirketi olduğunun vurgulandığı,sonuçta davacı yabancı şirkete kaynak aktarıldığını iddia etmiş ise de bu kaynağın hangi suretle aktarıldığının açıklanamadığı ,yapılan incelemelerde faturaların ekindeki belgelerin tutarlarının birbiriyle örtüştüğü ve mükerrerlik bulunmadığının tesbit edildiği ,bu faturalar ... tarafından tanzim edilse de Türkmenistan şantiyelerinin işleri için tanzim edildiği anlaşılmakla ,şantiyelerin yetkilisi olan davacının bu faturaların hangi kaleminin gerçek olmadığını en iyi açıklayabilecek durumda kişi olduğu,zira bu faturaların kendi kontrolünde yapılan işler, gönderilen malzeme, temin edilen hizmet nedeniyle düzenlendikleri .mevcut ilişki de davalı ..."ün bilgi verilen kişi olduğu ,(örneğin;

davacının 21.3.2017 tarihli dilekçesinin 26.sayfası "müvekkilim Türkmenistan da yaptığı tüm işlemlerle ilgili olarak haftalık düzenli kararlar alıp ,bu karar ve işlemleri düzenli olarak davalılara bildirdiği )"izah olunmuştur. Maliyetlerin şişirilerek fatura tanzim edilmek suretiyle kaynak aktarıldığı iddia olunmuş ise de davacı bunu açıklayıp iddialarını somutlaştıramadığı,davasına dayanak ettiği işlemler yapıldığı sırada ,hem finansör hemde finanse edilen şirketin vekaletname ile işlerini yürütenin davacı olduğu anlaşılmakla yapılan işlemlerde davalıların kusurlu bulunduğunu ve şirkete zarar verildiğini iddia etmesinin MK 2.maddeye aykırı bulunması nedeniyle davanın reddine karar veren İlk Derece Mahkemesinin hükmüne yönelik ileri sürülen istinaf sebebleri yerinde görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

Alınması gereken 35,90- TL istinaf karar harçtan davacı tarafından peşin yatırılan 31,40- TL harcın mahsubu ile bakiye 4,50- TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, hükümden sonra davalı yan gider avansından karşılanan 10- TL posta masrafının davacıdan alınarak davalara verilmesine,

Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 362/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 15/03/2018

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.