İstirdat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/4335 E. 2010/10697 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sahtecilik↗ ciro↗ hamil↗ sebepsiz zenginleşme↗ keşideci↗ istirdat↗ çek↗ eksik inceleme↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, dava konusu çekin orijinal davacı çeki olduğu, davalının çeki ibraz ederek tahsil ettiği, sahteciliğin olmadığı, davacının talep hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, muhatap sıfatıyla hamile ödenen çek bedelinin çekin sahte olduğu iddiasına dayalı istirdadı istemine ilişkindir.
Dava konusu olan ve hamiline düzenlenen bu çekin muhatabının davacı olduğu ve ciro yoluyla hamil bulunan davalının süresinde ibraz ederek bedelini tahsil ettiği hususları çekişmesizdir. Davacı taraf, ödenen bu çekin kendisinin düzenlemiş olduğu çek karnesinden keşide edilmediğini, esasen keşidecinin imzası ve yazısını da içermediğini, tamamen sahte olduğunu, bu nedenle davalıya ödenen bedelin hesap sahibi keşideciye iade edildiğini ve davalının sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek, ödenen meblağın istirdadını talep etmiştir. Yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, hükmün yeterli araştırma ve incelemeye dayandığını kabul etmek mümkün değildir. Mahkemece salt karnenin sahte olup olmadığı yönünde inceleme yapan ve savcılık soruşturmasında alınan rapora itibar edilerek hüküm kurulmuştur. Oysa davacı taraf, hem çek karnesinin hem de çekin üzerindeki keşideciye ait yazı ile imzanın sahte olduğunu, gerçeği yansıtmadığını iddia etmiştir. Bu durum karşısında, davacının iddialarına ilişkin olarak kanıtları tam toplanmadan, hem çek karnesinin hem de imzanın dava dışı keşideciye ait olup olmadığı hususu araştırılmadan yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/11052 E. 2016/5871 K.
Ortak:çek · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaBu durum karşısında, davacının iddialarına ilişkin olarak kanıtları tam toplanmadan, hem «çek» karnesinin hem de imzanın dava dışı «keşideciye» ait olup olmadığı hususu araştırılmadan yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Dava, muhatap sıfatıyla «hamile» ödenen «çek» bedelinin çekin sahte olduğu iddiasına dayalı «istirdadı» istemine ilişkindir.
Davacı taraf, ödenen bu çekin kendisinin düzenlemiş olduğu «çek» karnesinden keşide edilmediğini, esasen «keşidecinin» imzası ve yazısını da içermediğini, tamamen sahte olduğunu, bu nedenle davalıya ödenen bedelin hesap sahibi keşideciye iade edildiğini ve davalının «sebepsiz zenginleştiğini» ileri sürerek, ödenen meblağın «istirdadını» talep etmiştir.
Benzer bu kararda… ece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacı şirketin eski müdürü olan davalının görev yaptığı dönemde 22/04/2013 tarihinde dava konusu «çek» karnesini «teslim» aldığı, şirket «defterlerinde» bahsi geçen çek yapraklarının kullanıldığına ve iade edildiğine dair bir kayıt olmadığı, basiretli bir yönetici olarak bu çek yapraklarını davacı şirkete teslim et …
Dava, «limited şirket» eski yöneticisi davalıda bulunduğu iddia edilen «çek» karnesinin iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davalı, yargılamanın her aşamasında çek karnesinin kendisinde olmadığını ve davacı şirkete iade ettiğini savunmuştur.
Bu durumda, mahkemece, uyuşmazlığın niteliği de gözetilerek davalının alınan beyanı dahi «ispat külfetinin» davalıda olduğu sonucunu doğurmayacağı kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile ispat külfetini davalıya yükleyerek, «infazı» kabil olmayacak şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, temyiz edenin sıfatına göre kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ispat külfeti · infaz · limited şirket · teslim · e-defter
Benzer bu kararda… ece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacı şirketin eski müdürü olan davalının görev yaptığı dönemde 22/04/2013 tarihinde dava konusu «çek» karnesini «teslim» aldığı, şirket «defterlerinde» bahsi geçen çek yapraklarının kullanıldığına ve iade edildiğine dair bir kayıt olmadığı, basiretli bir yönetici olarak bu çek yapraklarını davacı şirkete teslim et …
Bu durumda, mahkemece, uyuşmazlığın niteliği de gözetilerek davalının alınan beyanı dahi «ispat külfetinin» davalıda olduğu sonucunu doğurmayacağı kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile ispat külfetini davalıya yükleyerek, «infazı» kabil olmayacak şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, temyiz edenin sıfatına göre kararın bozulması gerekmiştir.
Dava, «limited şirket» eski yöneticisi davalıda bulunduğu iddia edilen «çek» karnesinin iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davalı, yargılamanın her aşamasında çek karnesinin kendisinde olmadığını ve davacı şirkete iade ettiğini savunmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/13769 E. 2011/6646 K.
Ortak:çek · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaBu durum karşısında, davacının iddialarına ilişkin olarak kanıtları tam toplanmadan, hem «çek» karnesinin hem de imzanın dava dışı «keşideciye» ait olup olmadığı hususu araştırılmadan yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Dava, muhatap sıfatıyla «hamile» ödenen «çek» bedelinin çekin sahte olduğu iddiasına dayalı «istirdadı» istemine ilişkindir.
Davacı taraf, ödenen bu çekin kendisinin düzenlemiş olduğu «çek» karnesinden keşide edilmediğini, esasen «keşidecinin» imzası ve yazısını da içermediğini, tamamen sahte olduğunu, bu nedenle davalıya ödenen bedelin hesap sahibi keşideciye iade edildiğini ve davalının «sebepsiz zenginleştiğini» ileri sürerek, ödenen meblağın «istirdadını» talep etmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, «çek karnesi» hazırlanmasına ilişkin talimat yazısının şirketin antetli kağıdına yazılarak şirket «temsilcisinin» imzası taklit edilmek suretiyle şirkete ait kaşe kullanılarak hazırlandığı ve yine şirkete ait fakstan gönderildiği, taraflar arasında çok sayıda kredi kullanma, çek tahsilatı, para çekme ve yatırma gibi işlemlerin yapıldığı ve bu işlemlerin bir çoğunun sekreter vasıtası ile yapıldığı, bu şekilde taraflar arasında şirket yetkilileri dışındaki kişilerle «bankacılık işlemleri» yapma konusunda «teamül» oluştuğu, davalı bankanın gelen talimat yazısından şüphe duymasını gerektiren bir neden bulunmadığından bankanın kusurunun bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu belirleme «eksik incelemeye» dayalıdır.
Dava, davalı banka tarafından davacı şirkete ait «çek» karnesinin davacı ile ilgisi bulunmayan 3. kişiye verildiği iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda, taraflar arasında, davacı şirkette sekreter olarak çalışan dava dışı Fadime’nin, şirket «temsilcisinin» imzasını sahte olarak atmak suretiyle davalı bankaya «çek karnesi» hazırlayarak dava dışı Filiz isimli kişiye «teslim» edilmesi talimatını faksladığı ve davalı banka tarafından da bu talimatta ismi belirtilen kişiye çek karnesinin teslim edildiği hususlarında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çek karnesi · bankacılık işlemleri · teamül · temsil · teslim
Benzer bu karardaMahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, «çek karnesi» hazırlanmasına ilişkin talimat yazısının şirketin antetli kağıdına yazılarak şirket «temsilcisinin» imzası taklit edilmek suretiyle şirkete ait kaşe kullanılarak hazırlandığı ve yine şirkete ait fakstan gönderildiği, taraflar arasında çok sayıda kredi kullanma, çek tahsilatı, para çekme ve yatırma gibi işlemlerin yapıldığı ve bu işlemlerin bir çoğunun sekreter vasıtası ile yapıldığı, bu şekilde taraflar arasında şirket yetkilileri dışındaki kişilerle «bankacılık işlemleri» yapma konusunda «teamül» oluştuğu, davalı bankanın gelen talimat yazısından şüphe duymasını gerektiren bir neden bulunmadığından bankanın kusurunun bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu belirleme «eksik incelemeye» dayalıdır.
Somut olayda, taraflar arasında, davacı şirkette sekreter olarak çalışan dava dışı Fadime’nin, şirket «temsilcisinin» imzasını sahte olarak atmak suretiyle davalı bankaya «çek karnesi» hazırlayarak dava dışı Filiz isimli kişiye «teslim» edilmesi talimatını faksladığı ve davalı banka tarafından da bu talimatta ismi belirtilen kişiye çek karnesinin teslim edildiği hususlarında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, davalının bu talimat faksına göre «çek karnesi» hazırlayarak dava dışı kişiye çek karnesini «teslim» etmesinde sorumluluğunun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
… Uygulanacak Hükümler” başlığı altında 6. maddenin 2. bendinde “…çekler yalnız müşteriye veya banka uygun bulursa vekiline verilecektir” düzenlemesi getirilmiş olup, «çek» karnesinin kime verileceğine ilişkin bu düzenleme ile bu konudaki davalı bankanın iç uygulamasının ne olduğu, faks ile alınan talimatın ve bu talimatta belirtilen kişiye çek karnesinin «teslim» edilmesinin bankacılık uygulamasına göre mümkün bulunup bulunmadığı değerlendirilmemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/4335 E. , 2010/10697 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11.11.2008 tarih ve 2006/582 - 2008/1197 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, dava dışı limitet şirketin tahsildarı davalının ibraz ettiği çekin karşılığının 31.08.2005 tarihinde ödendiğini, şubede yapılan inceleme sonucu bu çekin sahte olduğunun ortaya çıktığını, bedelinin çek hesabı sahibi keşideciye iade edilerek ibraname alındığını, davalının sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek, 4.600.00 YTL’nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin çalıştığı şirkette mutemet olduğunu, durumun davacı tarafından da kabul edildiğini, aldığı çek bedelini şirkete ödediğini, davacının kendi kusurunu müvekkiline yüklemeye çalıştığını, kaldı ki sahteliğin tartışmalı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, dava konusu çekin orijinal davacı çeki olduğu, davalının çeki ibraz ederek tahsil ettiği, sahteciliğin olmadığı, davacının talep hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, muhatap sıfatıyla hamile ödenen çek bedelinin çekin sahte olduğu iddiasına dayalı istirdadı istemine ilişkindir.
Dava konusu olan ve hamiline düzenlenen bu çekin muhatabının davacı olduğu ve ciro yoluyla hamil bulunan davalının süresinde ibraz ederek bedelini tahsil ettiği hususları çekişmesizdir. Davacı taraf, ödenen bu çekin kendisinin düzenlemiş olduğu çek karnesinden keşide edilmediğini, esasen keşidecinin imzası ve yazısını da içermediğini, tamamen sahte olduğunu, bu nedenle davalıya ödenen bedelin hesap sahibi keşideciye iade edildiğini ve davalının sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek, ödenen meblağın istirdadını talep etmiştir. Yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, hükmün yeterli araştırma ve incelemeye dayandığını kabul etmek mümkün değildir. Mahkemece salt karnenin sahte olup olmadığı yönünde inceleme yapan ve savcılık soruşturmasında alınan rapora itibar edilerek hüküm kurulmuştur.
Oysa davacı taraf, hem çek karnesinin hem de çekin üzerindeki keşideciye ait yazı ile imzanın sahte olduğunu, gerçeği yansıtmadığını iddia etmiştir. Bu durum karşısında, davacının iddialarına ilişkin olarak kanıtları tam toplanmadan, hem çek karnesinin hem de imzanın dava dışı keşideciye ait olup olmadığı hususu araştırılmadan yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1031977800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz