BAM ilk derece kararını kaldırmadan hükmün bir bendini düzeltemez
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/5476 E. 2019/6775 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Bölge adliye mahkemesinin, HMK'nın 370/2. maddesi anlamında ilk derece kararındaki hatalı hususları düzeltme yetkisi yoktur; istinaf başvurusu HMK'nın 353/1-b-2 maddesi kapsamında değerlendirilip kabul edildiğinde ilk derece mahkemesi kararının tümden kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulması gerekir. İlk derece kararı kaldırılmaksızın hükmün yalnız bir bendinin (vekâlet ücreti) düzeltilmesi suretiyle karar verilmesi bozmayı gerektirir.
Ele alınan sorunlar
Bölge adliye mahkemesinin, ilk derece kararını kaldırmaksızın hükmün yalnız bir bendini düzelterek karar verip veremeyeceği → kabul
Gerekçe: 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse düzelterek yeniden esas hakkında karar verileceğini öngörmektedir. Bölge adliye mahkemelerinin ise, 6100 sayılı HMK'nın 370/2. maddesinde belirtilen biçimde ilk derece mahkemelerince verilen kararlarda hatalı olduğu belirlenen hususları düzeltme yetkileri bulunmamaktadır. Bu hükümler karşısında, davalı tarafın istinaf başvurusunda ileri sürdüğü hususlar HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca değerlendirilecekse ilk derece mahkemesi kararının tümden kaldırılıp yeniden esas hakkında hüküm kurulması gerekir; ilk derece kararı kaldırılmaksızın yalnızca vekâlet ücretine ilişkin bendin düzeltilmesi suretiyle hüküm tesisi doğru değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Bölge adliye mahkemesinin ilk derece kararını kaldırmaksızın hükmün bir bendini düzelterek karar veremeyeceği, HMK 353/1-b-2 uygulamasında kararın tümden kaldırılıp yeniden esas hakkında hüküm kurulması gerektiği yönünden bağlayıcı emsal değer taşır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
istinaf incelemesinin kapsamı↗ düzelterek yeniden esas hakkında karar↗ kararın kaldırılması↗ bölge adliye mahkemesinin düzeltme yetkisi↗ nisbi vekâlet ücreti↗ re'sen bozma↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Geçerli rekabet yasağı yoksa eski çalışanların bilgi ve tecrübeyi rakip işverende kullanması haksız rekabet değildir 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/1479 E. 2022/3736 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haksız rekabet
Benzer bu kararda… lınarak sayının davacı şirketin ekonomik olarak ağır duruma düşmesine sebebiyet vermeyeceği, davacıyı yıpratmak amacını taşımadığı, aksi yönde delillin bulunmadığı, «haksız rekabetten» söz edilemeyeceği, davacının çalışmakta olduğu bazı müşterilerin davalı şirket kurulduktan sonra davalı ile çalışmaya başlamış olmasının davalı şirketin faaliyetini geliştirmesinin ve dolayısıyla piyasanın gelişmesinin bir gereği olduğu, davalı şirketin söz konusu müşterileri kazanmak için «haksız eylemde» bulunduğuna, davacıyı doğrudan doğruya zarara uğratmak amacıyla hareket ettiğine dair delil sunulmadığı, davalı şirket ile çalışmaya başlayan davacının önceki müşterilerinin sayısının az oluşu dikkate alınarak davalı şirketin TTK'nın 54/2 maddesinde belirtilen «dürüstlük kuralına aykırılık» teşkil edecek herhangi bir fiilinin ve dolayısıyla haksız rekabetin mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… ğunda yapacakları pazarlıkta davacının fiyatını da kullanmalarının doğal olduğu, davacı ile davalı gerçek kişiler arasında düzenlenen iş sözleşmelerinde geçerli bir «rekabet yasağı» hükmü bulunmadığı, davacı şirketin personel sayısı ve iş hacmi gözetildiğinde bu çalışanların davacı açısından vazgeçilemez personel niteliğinde ve sayısında olmadıkları, esasen bu konuda bilirkişi raporları arasında bir çelişki mevcut olmadığı, bilirkişi raporunun «takdiri delil» olduğu, davalıların «haksız rekabet» teşkil eden eylemlerinin kanıtlanamadığı, davanın reddine ilişkin hükümde isabetsizlik bulunmadığı, ancak hükmün «vekalet ücretine» ilişkin kısmının düzeltilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine, davalılar vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine, davalılar yararına «nispi vekalet ücretine» karar hükmedilmiştir.
2- Dava «haksız rekabetin» tespiti ve buna bağlı fer’i istemlere ilişkin olup; ilk derece mahkemesince dava reddedilmiş, karar davacı vekilince esasa, davalılar vekilince «vekalet ücretine» ilişkin nedenlerle istinaf edilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/2976 E. 2014/6901 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:maddi hata
Benzer bu karardaYargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve Dairemiz bozma ilamında geçen dava dışı şirket sayısının 5 olmasına rağmen 6 yazılmasının «maddi hataya» dayalı olmasına göre, davacılar vekilinin tüm karar düzeltme itirazlarının reddi gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/4336 E. 2013/5938 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:dosya masrafı · vekalet ücreti
Benzer bu kararda… rici sebeplere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair karar düzeltme istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir. ...- Ancak dava maktu harca ve «vekalet ücretine» tabi olduğu halde nisbi olarak alınması ve davalıya fazla «masraf» yüklenmesi doğru olmamış ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK'nun 438 …
1 benzer karar daha
-
Banka Teminat Mektubunun İadesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/5098 E. 2010/11539 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:vekalet ücreti · zamanaşımı
Benzer bu karardaMahkemece, «zamanaşımı» nedeniyle davanın reddine ilişkin verilen karar taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairemizce («vekalet ücretinin» nisbi verilmesi gerektiği) gerekçesiyle davalı yararına bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak davalı yararına nisbi vekalet ücretine hükmedilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/5476 E. , 2019/6775 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 18/07/2017 tarih ve 2014/412 E.- 2017/767 K. sayılı kararın davacı vekili ve davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine-kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 01/10/2018 tarih ve 2017/812 E.- 2018/1122 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davalı ile müvekkilinin uluslararası taşıma alanında çalıştığını, davalı şirketin müvekkilinin eski çalışanlarını bünyesine katarak rekabet gücünü zayıflatmayı amaçladığını, müvekkili şirketin eski çalışanlarının ise davalı şirketin kendilerine sunduğu yüksek ücret ve bunun gibi kişisel menfaatleri uğruna şirketin ticari sırlarını davalı şirkete sunarak haksız rekabette bulunduklarını, müvekkilinin eski çalışanları olan bir kısım davalıların müvekkilinin fiyat bilgilerini paylaştıklarını, müşterileri davalı şirkete yönlendirdiklerini, bilgi ve tecrübeleri paylaştıklarını, çalışanların davalı şirkete geçişine neden olduklarını, davalı şirketin ise işe alımlarda çalışanların toplu halde geçişine neden olduğunu, çalışanları ayarttığını, bu yollarla müvekkiline ait müşterileri ele geçirme ve şirket bilgilerine vakıf olma amacı taşıdığını, piyasanın altında fiyat teklifleri verdiğini, çalışanları bünyesine katarak hizmet, ticari ve pazarlama sırlarını elde ederek haksız rekabete neden olduğunu, bu nedenle bir kısım müşterilerin davalı şirketle çalışmaya başladığını, müvekkilinin zararına neden olduklarını ileri sürerek davalılarının haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin tespitini, men’ini, davanın belirsiz alacak davası olarak görülmesini, müvekkilinin zararının ve davalının elde etmesi muhtemel menfaatin belirlenerek şimdilik 5.000,00 TL dava değeri üzerinden müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiş, 17.07.2017 tarihli ıslah dilekçesiyle tazminata ilişkin talebini 182.729,43 TL'ye yükseltmiştir.
Davalılar vekili; zamanaşımı itirazında bulunarak davacının haksız rekabeti en geç 09.06.2011 tarihinde öğrendiğini, dava tarihine kadar bir yıldan fazla sürenin geçtiğini, işten ayrılma nedenlerinin davacı şirketin kötü yönetimi olduğunu, kötü niyetle davanın ikame edildiğini, ticari sır, bilgi verilmesinin söz konusu olmadığını yüksek kazanç elde etmek amacıyla iş değiştirilmesi ve karşılığında ticari sırların kullanılmasının da söz konusu olmadığını, personel yönetmeliğinin çalışma prosedürleri ve disiplin yönetmeliğinin davacı şirket tarafından manevi baskı altında imzalatıldığını, imzalanan belgelerin geçersiz olduğunu, çalışanların emeğinin karşılığının verilmediğini, çalışma barışının bulunmadığını, davalı çalışanların tecrübesiyle müvekkili şirket nezdinde çalışmaya başladığını ve çalışma hakkının anayasal kapsamda korunduğunu, ekip halinde geçişin söz konusu olmadığını, müvekkili şirketteki 64 personelden sadece 6 kişinin davacı şirkette önceden çalıştığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı şirketin davacıya rakip olarak ortaya çıkması yine davacı şirkette çalışan davalı elemanların davacı şirketten ayrıldıktan sonra davalı şirkete geçiş yapmasının anayasal çalışma ve sözleşme hürriyeti kapsamında bir hak olduğu, davalı personelin davacı şirkette çalışmakta iken edinmiş olduğu tecrübe ve bilgileri davalı şirkete aktarmasının ve şirketin faaliyet alanında kullanmasının ticari hayatın bir gereği olup davalı personelin davacıya ait ticari sırları ifşa ettiği anlamını taşımadığı, davacı şirketten ayrıldıktan sonra davalı şirkette çalışmaya başlayan personel sayısının az oluşu dikkate alınarak sayının davacı şirketin ekonomik olarak kötü duruma düşmesine sebebiyet vermeyeceği, davacıyı yıpratmak amacı taşımadığı, aksi yönde delilin bulunmadığı, haksız rekabetten söz edilemeyeceği, davacının çalışmakta olduğu bazı müşterilerin davalı şirket kurulduktan sonra davalı ile çalışmaya başlamış olmasının davalı şirketin faaliyetini geliştirmesinin ve dolayısıyla piyasanın gelişmesinin bir gereği olduğu, davalı şirketin söz konusu müşterileri kazanmak için haksız eylemde bulunduğuna, davacıyı doğrudan doğruya zarara uğratmak amacıyla hareket ettiğine dair delil sunulmadığı, davalı şirket ile çalışmaya başlayan davacının önceki müşterilerinin sayısının az oluşu dikkate alınarak davalı şirketin TTK'nun 54/2 maddesinde belirtilen dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edecek herhangi bir fiilinin ve dolayısıyla haksız rekabetin mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili ve davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre ilk bilirkişi raporunda dava tarihinden sonraki olguların dikkate alınarak haksız rekabetin mevcudiyetine dair kanaatin doğru olmadığı, anılan raporun çelişki olarak kabul edilemeyeceği, davalı şirketin davacıdan kazandığı müşterilerin sektörde yeni olmadıkları, davalı gerçek kişilerin iş sözleşmelerinde geçerli bir rekabet yasağı hükmünün bulunmadığı, davalılardan eski çalışanların davacının personel sayısı ve iş hacmi gözetildiğinde davacı açısından vazgeçilemez nitelikte ve sayıda olmadıkları, bilirkişi raporlarının takdiri delil olduğu, davacının ıslah beyanıyla talebini 182.729,43 TL’na artırdığı, davalılar lehine nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretinin hüküm altına alınmasının hatalı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle ilk derece mahkemesi hükmünün 5 numaralı bendinin kaldırılarak davalılar yararına nisbi vekalet ücretinin tahsiline karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava, haksız rekabetin tespiti, men’i ve tazminat talebine ilişkin olup ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, anılan karara karşı davacı tarafça yapılan istinaf başvurusunun bölge adliye mahkemesince esastan reddine karar verilmiş, davalılar vekilince yapılan istinaf başvurusunun ise kabulüyle ilk derece mahkemesince verilen karar kaldırılmaksızın kararın yalnız vekalet ücretine ilişkin bendi değiştirerek hüküm tesis edilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi, Bölge Adliye Mahkemesince, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verileceği hükmünü haizdir. Ayrıca Bölge Adliye Mahkemelerinin 6100 sayılı HMK’nın 370/2 maddesinde belirtildiği şekilde İlk Derece Mahkemelerince verilen kararlarda hatalı olduğu belirlenen hususları düzeltme yetkileri bulunmamakla anılan hükümler doğrultusunda Bölge Adliye Mahkemesince, davalı tarafın istinaf başvurusunda ileri sürdüğü hususlar hakkında 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca değerlendirme yapılması halinde, ilk derece mahkemesi kararının tümden kaldırılıp yeniden esas hakkında hüküm kurulması gerekirken, davalı tarafın istinaf başvurusunun kabul edilip ilk derece mahkemesince verilen karar kaldırılmaksızın vekalet ücretine ilişkin bendin düzeltilerek karar tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen karara yönelik Bölge Adliye Mahkemesi kararının re’sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 04/11/2019 arihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/562024700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz