6102TTK Türk Ticaret Kanunu

İtrazın İptali

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/728 E. 2019/7962 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
montreal sözleşmesi sorumluluk üst sınırı (sdr) sözleşmesel sorumluluk sorumluluk sınırı sdr gerçek zarar icra inkar tazminatı inkar tazminatı eksik inceleme ibraz

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, dosyadaki deliller ile ibraz olunan bilgiler ve belgeler ile bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve davacının ve davalının dilekçelerine göre yapılan incelemede, dava konusu hizmetin ayıplı hizmet olduğu, bilirkişi raporunda da belirtilen yasal düzenlemeler ve Montreal Sözleşmesinde sorumluluk sınırının 1131 SDR olarak belirlendiği dikkate alınarak, davacının sorumlu olduğu miktarın 1131 SDR olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüyle dava konusu takibin 5.428,00 TL üzerine devamına ve icra inkar tazminatı ödenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1.Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2.Dava, 22.02.2015 tarihli uluslararası havayolu taşımacılığı nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkemece alınan 23.08.2017 tarihli bilirkişi raporunda, davacının bagajda bulunduğu iddia olunan 2 adet saat bedelini talep edemeyeceği ve davalının sorumluluğunun da 1131 SDR ile sınırlı olduğu belirtilmiş olmasına karşın, mahkemece doğrudan davalının sorumluluğunun 1131 SDR karşılığı olduğuna karar verilmiştir. Ancak, mahkemece neden bilirkişi raporuna itibar edilmediği karar yerinde tartışılmadığı gibi, 1131 SDR’nin davalının sorumluluğunun üst sınırı olduğu ve davacının gerçek

zararının 1131 SDR karşılığını aşması halinde davalının sorumluluğunun 1131 SDR olarak belirlenebileceği, davacının gerçek zararının 1131 SDR karşılığının altında kalması halinde ise, davalının sorumluluğunun belirlenen bu gerçek zarar miktarı olarak belirlenebileceği hususu gözden kaçırılmıştır. Bu durumda, açıklanan hususlar dikkate alınarak, mahkemece öncelikle davacının gerçek zararının belirlenmesi ve sonucuna göre bir değerlendirme yapılması gerekirken, yazılı olduğu şekilde, yetersiz gerekçeyle ve eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulmasını gerektimiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Maddi ve Manevi Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5238 E. 2022/7225 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Havayolu taşıma sözleşmesinden tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4837 E. 2019/6257 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14602 E. 2018/5610 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2019/728 E.  ,  2019/7962 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ TÜKETİCİ MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 6. Tüketici Mahkemesince verilen 11/09/2017 tarih ve 2016/252-2017/650 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin 22.02.2015 tarihinde Helsinki-İstanbul uçuşu ile Türkiye'ye dönmesi esnasında bagajının kaybolması sonucunda taşıyıcıdan uğradığı zarara istinaden 6820,00 TL alacak talep edildiğini, davalı tarafın ödeme yapmaması sonucu Bakırköy 14. İcra Müdürlüğünün 2015/9016 Esas sayılı dosyasıyla takip başlatıldığını ancak davalının itirazda bulunduğunu belirterek haksız ve hukuka aykırı olan itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, dosyadaki deliller ile ibraz olunan bilgiler ve belgeler ile bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve davacının ve davalının dilekçelerine göre yapılan incelemede, dava konusu hizmetin ayıplı hizmet olduğu, bilirkişi raporunda da belirtilen yasal düzenlemeler ve Montreal Sözleşmesinde sorumluluk sınırının 1131 SDR olarak belirlendiği dikkate alınarak, davacının sorumlu olduğu miktarın 1131 SDR olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüyle dava konusu takibin 5.428,00 TL üzerine devamına ve icra inkar tazminatı ödenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1.Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2.Dava, 22.02.2015 tarihli uluslararası havayolu taşımacılığı nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkemece alınan 23.08.2017 tarihli bilirkişi raporunda, davacının bagajda bulunduğu iddia olunan 2 adet saat bedelini talep edemeyeceği ve davalının sorumluluğunun da 1131 SDR ile sınırlı olduğu belirtilmiş olmasına karşın, mahkemece doğrudan davalının sorumluluğunun 1131 SDR karşılığı olduğuna karar verilmiştir. Ancak, mahkemece neden bilirkişi raporuna itibar edilmediği karar yerinde tartışılmadığı gibi, 1131 SDR’nin davalının sorumluluğunun üst sınırı olduğu ve davacının gerçek

zararının 1131 SDR karşılığını aşması halinde davalının sorumluluğunun 1131 SDR olarak belirlenebileceği, davacının gerçek zararının 1131 SDR karşılığının altında kalması halinde ise, davalının sorumluluğunun belirlenen bu gerçek zarar miktarı olarak belirlenebileceği hususu gözden kaçırılmıştır. Bu durumda, açıklanan hususlar dikkate alınarak, mahkemece öncelikle davacının gerçek zararının belirlenmesi ve sonucuna göre bir değerlendirme yapılması gerekirken, yazılı olduğu şekilde, yetersiz gerekçeyle ve eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulmasını gerektimiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle kararın davalı yararına BOZULMASINA, 09/12/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/561149600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.