Havayolu taşıma sözleşmesinden tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/4837 E. 2019/6257 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
montreal sözleşmesi↗ bagaj kaybı↗ sorumluluk üst sınırı (sdr)↗ sdr kuru↗ montreal konvansiyonu↗ taşıyıcının sınırlı sorumluluğu↗ varşova konvansiyonu↗ sorumluluk sınırlaması↗ sdr↗ hmk 297↗ sınırlı sorumluluk↗ taşıyıcının sorumluluğu↗ gerçek zarar↗ emredici hüküm↗ taşıma sözleşmesi↗ tbk 99↗ kâr kaybı↗ taşıyıcı↗ maddi ve manevi tazminat↗ ihtarname↗ dosya masrafı↗ maddi tazminat↗ ilan↗ hasar↗ avans faizi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporuna göre, somut olayda Montreal Konvansiyonu hükümlerinin uygulanması gerektiği, buna göre tanık anlatımları doğrultusunda davacının zararının daha fazla olduğu düşünülse de davalının sorumluluğunun 1131 SDR karşılığı olan 1.017,02 TL ile sınırlı olacağı; kaybolan bagajdaki eşyaların maddi değerinin 1.017,02 TL 'nin üstünde bulunmasına rağmen ayrıca manevi tazminata hükmedilemediği gerekçesiyle davanın maddi tazminat talebi açısından kısmen kabulü ile kayıp bavul bedeli 1.017,02 TL ve ihtarname masrafı 154,16 TL olmak üzere toplam 1.171,18 TL maddi tazminatın 13.07.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine; manevi tazminat talebinin ispatlanamadığından reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, havayolu ile yolcu taşıma sözleşmesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup Mahkemece maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne, manevi tazminat isteminin ise reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, 2920 sayılı Sivil Havacılık Kanunu’nun 106. maddesi yollamasıyla somut olayda, davaya konu bagaj kaybının 26.03.2011 tarihinden sonra gerçekleştiği ve bu nedenle Varşova Konvansiyonu'nun 26.3.2011 tarihinde yürürlüğe giren ve 1999 tarihli Montreal Sözleşmesi'yle değişik 22. maddesine göre bagajın kaybolması ya da hasara uğraması halinde hava taşıyıcısının sınırlı sorumlu olduğuna dair hükümlerinin uygulanması yerinde ise de; havayolu taşıyıcısının bagajdan doğan sorumluluğunun üst sınırının 1131 SDR olduğu kabul edilip, öncelikle davacının gerçek zararının hesaplanıp, bu zararın 1131 SDR’nin altında kalması halinde gerçek zarara, üstünde çıkması halinde ise 1131 SDR ile sınırlı sorumluluğa karar verilmesi, hesaplama yapılırken SDR kurunun karar tarihinde TCMB nezdinde ilan edilen karşılığının dikkate alınması gerekirken, dosya kapsamındaki bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, kg başına 17 SDR’den 14 kg bagaj karşılığı 238 SDR’nin dava tarihindeki kur üzerinden çarpımıyla bulunan bedele 1131 SDR karşılığıymış gibi gerekçelendirilmek suretiyle hükmedilmesi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
2- Davacı vekilinin manevi tazminat isteminin reddine ilişkin temyiz istemlerine gelince, Varşova Konvansiyonu'nun 26.3.2011 tarihinde yürürlüğe giren ve 1999 tarihli Montreal Sözleşmesi'yle değişik 22. maddesi uyarınca havayolu taşıyıcısının sorumluluğunu sınırlandıran hükümler sadece maddi tazminat istemlere ilişkin olduğundan, manevi tazminata dair istemlerin sınırlı sorumluluk miktarı gözetilerek reddine karar verilmesi doğru değildir. Ancak, her bagaj kaybı manevi tazminatı gerektirmeyip, davacının kaybolan eşyasının manevi zararına sebebiyet verip vermeyeceği değerlendirilmelidir. Ez cümle, davacının eşyasının kaybolmasıyla birlikte 6098 sayılı TBK’nın 58. maddesindeki koşulların (818 s. BK’nın 49.md.) oluşup oluşmadığı incelenip değerlendirilerek, sonucuna göre manevi tazminat istemi hakkında bir karar verilmesi gerekirken, doğrudan manevi tazminat isteminin reddi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
3- 6100 sayılı HMK’nın 297/1.a maddesinde hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadlarının sicil numaraları ile birlikte yer alması bir zorunluluk olarak belirtilmiş olup, temyize konu kararda Kanunun anılan emredici hükmüne aykırı olarak kararı veren hâkimin ve zabıt katibinin ad ve soyadlarının sicil numaralarıyla birlikte yer almadığı anlaşıldığından kararın bu nedenle de re’sen bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
4- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/728 E. 2019/7962 K.
Ortak:gerçek zarar
İncelediğiniz karardaMahkemece, 2920 sayılı Sivil Havacılık Kanunu’nun 106. maddesi yollamasıyla somut olayda, davaya konu «bagaj kaybının» 26.03.2011 tarihinden sonra gerçekleştiği ve bu nedenle Varşova Konvansiyonu'nun 26.3.2011 tarihinde yürürlüğe giren ve 1999 tarihli Montreal Sözleşmesi'yle değişik 22. maddesine göre bagajın kaybolması ya da «hasara» uğraması halinde hava «taşıyıcısının sınırlı sorumlu» olduğuna dair hükümlerinin uygulanması yerinde ise de; havayolu taşıyıcısının bagajdan doğan sorumluluğunun üst sınırının 1131 SDR olduğu kabul edilip, öncelikle davacının «gerçek zararının» hesaplanıp, bu zararın 1131 SDR’nin altında kalması halinde gerçek zarara, üstünde çıkması halinde ise 1131 SDR ile sınırlı sorumluluğa karar verilmesi, hesaplama yapılırken SDR kurunun karar tarihinde TCMB nezdinde «ilan» edilen karşılığının dikkate alınması gerekirken, dosya kapsamındaki bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, kg başına 17 SDR’den 14 kg bagaj karşılığı 238 SDR’nin …
Benzer bu karardaAncak, mahkemece neden bilirkişi raporuna itibar edilmediği karar yerinde tartışılmadığı gibi, 1131 SDR’nin davalının sorumluluğunun üst sınırı olduğu ve davacının «gerçek zararının» 1131 SDR karşılığını aşması halinde davalının sorumluluğunun 1131 SDR olarak belirlenebileceği, davacının gerçek zararının 1131 SDR karşılığının altında kalması ha …
Bu durumda, açıklanan hususlar dikkate alınarak, mahkemece öncelikle davacının «gerçek zararının» belirlenmesi ve sonucuna göre bir değerlendirme yapılması gerekirken, yazılı olduğu şekilde, yetersiz gerekçeyle ve «eksik incelemeye» dayalı olarak karar verilmesi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulmasını gerektimiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sorumluluk sınırı · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · eksik inceleme · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, dosyadaki deliller ile «ibraz» olunan bilgiler ve belgeler ile bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve davacının ve davalının dilekçelerine göre yapılan incelemede, dava konusu hizmetin ayıplı hizmet olduğu, bilirkişi raporunda da belirtilen yasal düzenlemeler ve Montreal Sözleşmesinde «sorumluluk sınırının» 1131 SDR olarak belirlendiği dikkate alınarak, davacının sorumlu olduğu miktarın 1131 SDR olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüyle dava konusu takibin 5.428,00 TL üzerine devamına ve «icra inkar tazminatı» ödenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bu durumda, açıklanan hususlar dikkate alınarak, mahkemece öncelikle davacının «gerçek zararının» belirlenmesi ve sonucuna göre bir değerlendirme yapılması gerekirken, yazılı olduğu şekilde, yetersiz gerekçeyle ve «eksik incelemeye» dayalı olarak karar verilmesi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulmasını gerektimiştir.
-
Hava taşıması zararı | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/15640 E. 2016/4224 K.
Ortak:bagaj kaybı · sorumluluk sınırlaması · sınırlı sorumluluk · taşıyıcının sorumluluğu · gerçek zarar · kâr kaybı · taşıyıcı · hasar
İncelediğiniz karardaMahkemece, 2920 sayılı Sivil Havacılık Kanunu’nun 106. maddesi yollamasıyla somut olayda, davaya konu «bagaj kaybının» 26.03.2011 tarihinden sonra gerçekleştiği ve bu nedenle Varşova Konvansiyonu'nun 26.3.2011 tarihinde yürürlüğe giren ve 1999 tarihli Montreal Sözleşmesi'yle değişik 22. maddesine göre bagajın kaybolması ya da «hasara» uğraması halinde hava «taşıyıcısının sınırlı sorumlu» olduğuna dair hükümlerinin uygulanması yerinde ise de; havayolu taşıyıcısının bagajdan doğan sorumluluğunun üst sınırının 1131 SDR olduğu kabul edilip, öncelikle davacının «gerçek zararının» hesaplanıp, bu zararın 1131 SDR’nin altında kalması halinde gerçek zarara, üstünde çıkması halinde ise 1131 SDR ile sınırlı sorumluluğa karar verilmesi, hesaplama yapılırken SDR kurunun karar tarihinde TCMB nezdinde «ilan» edilen karşılığının dikkate alınması gerekirken, dosya kapsamındaki bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, kg başına 17 SDR’den 14 kg bagaj karşılığı 238 SDR’nin …
2- Davacı vekilinin manevi tazminat isteminin reddine ilişkin temyiz istemlerine gelince, Varşova Konvansiyonu'nun 26.3.2011 tarihinde yürürlüğe giren ve 1999 tarihli Montreal Sözleşmesi'yle değişik 22. maddesi uyarınca havayolu «taşıyıcısının sorumluluğunu sınırlandıran» hükümler sadece «maddi tazminat» istemlere ilişkin olduğundan, manevi tazminata dair istemlerin «sınırlı sorumluluk» miktarı gözetilerek reddine karar verilmesi doğru değildir.
Ancak, her «bagaj kaybı» manevi tazminatı gerektirmeyip, davacının kaybolan eşyasının manevi zararına sebebiyet verip vermeyeceği değerlendirilmelidir.
Benzer bu karardaKonvansiyonu'nun 26.3.20011 tarihinde yürürlüğe giren ve 1999 tarihli Montreal Sözleşmesi'yle değişik 22. maddesine göre bagajın kaybolması ya da «hasara» uğraması halinde «hava taşıyıcısının sorumluluğu sınırlı sorumluluktur».
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, somut olayda «bagaj kaybı» hususunda uyuşmazlık bulunmadığı, davacı tarafından süresi dahilinde «hasar» başvurusunda bulunulduğu, karar tarihi itibariyle 1 SDR kuru baz alınarak 1131 özel çekme hakkı karşılığı kadar davacının tazminat isteyebileceği gerekçesiyle 4.206,98 TL'nin davalıdan tahsiline, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, yolcunun «bagaj kaybı» nedeniyle «gerçek zararının» belirlenmesi ve belirlenen tutarın üst sınır ile karşılaştırılması suretiyle üst sınırın altında ise zararın tamamına, bunun üstünde ise üst sınıra kadar tazminata hükmedilmesi gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hava taşıyıcısının sorumluluğu · hava taşıması
Benzer bu kararda2- Dava, «hava taşıması» sırasında bagajın kaybolması nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararların tahsili istemine ilişkindir.
Konvansiyonu'nun 26.3.20011 tarihinde yürürlüğe giren ve 1999 tarihli Montreal Sözleşmesi'yle değişik 22. maddesine göre bagajın kaybolması ya da «hasara» uğraması halinde «hava taşıyıcısının sorumluluğu sınırlı sorumluluktur».
Somut olayda, mahkemece «bagajın kaybı» nedeniyle oluşan «gerçek zarar» tespit edilmeden ve «hava taşıması» konusunda uzman bilirkişiden rapor alınmadan doğrudan doğruya sorumluluğun üst sınırına hükmedilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14602 E. 2018/5610 K.
Ortak:bagaj kaybı · sorumluluk sınırlaması · sınırlı sorumluluk · taşıyıcının sorumluluğu · gerçek zarar · kâr kaybı · taşıyıcı · hasar
İncelediğiniz karardaMahkemece, 2920 sayılı Sivil Havacılık Kanunu’nun 106. maddesi yollamasıyla somut olayda, davaya konu «bagaj kaybının» 26.03.2011 tarihinden sonra gerçekleştiği ve bu nedenle Varşova Konvansiyonu'nun 26.3.2011 tarihinde yürürlüğe giren ve 1999 tarihli Montreal Sözleşmesi'yle değişik 22. maddesine göre bagajın kaybolması ya da «hasara» uğraması halinde hava «taşıyıcısının sınırlı sorumlu» olduğuna dair hükümlerinin uygulanması yerinde ise de; havayolu taşıyıcısının bagajdan doğan sorumluluğunun üst sınırının 1131 SDR olduğu kabul edilip, öncelikle davacının «gerçek zararının» hesaplanıp, bu zararın 1131 SDR’nin altında kalması halinde gerçek zarara, üstünde çıkması halinde ise 1131 SDR ile sınırlı sorumluluğa karar verilmesi, hesaplama yapılırken SDR kurunun karar tarihinde TCMB nezdinde «ilan» edilen karşılığının dikkate alınması gerekirken, dosya kapsamındaki bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, kg başına 17 SDR’den 14 kg bagaj karşılığı 238 SDR’nin …
2- Davacı vekilinin manevi tazminat isteminin reddine ilişkin temyiz istemlerine gelince, Varşova Konvansiyonu'nun 26.3.2011 tarihinde yürürlüğe giren ve 1999 tarihli Montreal Sözleşmesi'yle değişik 22. maddesi uyarınca havayolu «taşıyıcısının sorumluluğunu sınırlandıran» hükümler sadece «maddi tazminat» istemlere ilişkin olduğundan, manevi tazminata dair istemlerin «sınırlı sorumluluk» miktarı gözetilerek reddine karar verilmesi doğru değildir.
Ancak, her «bagaj kaybı» manevi tazminatı gerektirmeyip, davacının kaybolan eşyasının manevi zararına sebebiyet verip vermeyeceği değerlendirilmelidir.
Benzer bu karardaAncak, bagajın kaybolması yada «hasara» uğraması halinde «hava taşıyıcısının sorumluluğu sınırlı sorumluluk» olup, bu durumda, yolcunun «bagaj kaybı» nedeniyle «gerçek zararının» belirlenmesi ve belirlenen tutarın üst sınır ile karşılaştırılması suretiyle üst sınırın altında ise zararın tamamına, bunun üstünde ise üst sınır kadar tazminata hükmedilmesi gerekmektedir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacının taşıma sırasında ... kg.'lık bagajının davalıya «tesliminden» sonra kaybolduğu, davacıya ait kaybolan bagajda bulunan eşyaların neler olduğu ve «gerçek zararın» ne miktarda olduğu tespit edilemediği, davacı tarafından gerçek zarara ilişkin herhangi bir delil sunulamadığı, Montreal Konvansiyonu'nun 22/.... maddesine göre da …
Mahkemece, davacının «gerçek zararının ispat» edilemediği, davalının Montreal Konvansiyonu’nun 22/.... maddesine göre sorumluluğunun üst sınırının 4.417,68 TL olduğu gerekçesiyle taleple bağlı kalınarak ....300,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hava taşıyıcısının sorumluluğu · zararın ispatı · teslim
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacının taşıma sırasında ... kg.'lık bagajının davalıya «tesliminden» sonra kaybolduğu, davacıya ait kaybolan bagajda bulunan eşyaların neler olduğu ve «gerçek zararın» ne miktarda olduğu tespit edilemediği, davacı tarafından gerçek zarara ilişkin herhangi bir delil sunulamadığı, Montreal Konvansiyonu'nun 22/.... maddesine göre da …
Mahkemece, davacının «gerçek zararının ispat» edilemediği, davalının Montreal Konvansiyonu’nun 22/.... maddesine göre sorumluluğunun üst sınırının 4.417,68 TL olduğu gerekçesiyle taleple bağlı kalınarak ....300,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Ancak, bagajın kaybolması yada «hasara» uğraması halinde «hava taşıyıcısının sorumluluğu sınırlı sorumluluk» olup, bu durumda, yolcunun «bagaj kaybı» nedeniyle «gerçek zararının» belirlenmesi ve belirlenen tutarın üst sınır ile karşılaştırılması suretiyle üst sınırın altında ise zararın tamamına, bunun üstünde ise üst sınır kadar tazminata hükmedilmesi gerekmektedir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5238 E. 2022/7225 K.
Ortak:bagaj kaybı · taşıyıcının sorumluluğu · gerçek zarar · kâr kaybı · taşıyıcı · maddi tazminat
İncelediğiniz karardaMahkemece, 2920 sayılı Sivil Havacılık Kanunu’nun 106. maddesi yollamasıyla somut olayda, davaya konu «bagaj kaybının» 26.03.2011 tarihinden sonra gerçekleştiği ve bu nedenle Varşova Konvansiyonu'nun 26.3.2011 tarihinde yürürlüğe giren ve 1999 tarihli Montreal Sözleşmesi'yle değişik 22. maddesine göre bagajın kaybolması ya da «hasara» uğraması halinde hava «taşıyıcısının sınırlı sorumlu» olduğuna dair hükümlerinin uygulanması yerinde ise de; havayolu taşıyıcısının bagajdan doğan sorumluluğunun üst sınırının 1131 SDR olduğu kabul edilip, öncelikle davacının «gerçek zararının» hesaplanıp, bu zararın 1131 SDR’nin altında kalması halinde gerçek zarara, üstünde çıkması halinde ise 1131 SDR ile sınırlı sorumluluğa karar verilmesi, hesaplama yapılırken SDR kurunun karar tarihinde TCMB nezdinde «ilan» edilen karşılığının dikkate alınması gerekirken, dosya kapsamındaki bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, kg başına 17 SDR’den 14 kg bagaj karşılığı 238 SDR’nin …
2- Davacı vekilinin manevi tazminat isteminin reddine ilişkin temyiz istemlerine gelince, Varşova Konvansiyonu'nun 26.3.2011 tarihinde yürürlüğe giren ve 1999 tarihli Montreal Sözleşmesi'yle değişik 22. maddesi uyarınca havayolu «taşıyıcısının sorumluluğunu sınırlandıran» hükümler sadece «maddi tazminat» istemlere ilişkin olduğundan, manevi tazminata dair istemlerin «sınırlı sorumluluk» miktarı gözetilerek reddine karar verilmesi doğru değildir.
Ancak, her «bagaj kaybı» manevi tazminatı gerektirmeyip, davacının kaybolan eşyasının manevi zararına sebebiyet verip vermeyeceği değerlendirilmelidir.
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, Montreal Sözleşmesinin 17/2. maddesinde «taşıyıcının» bagajın kaybından doğan sorumluluğunun hükme bağlandığını, Sözleşmenin 22/2 maddesine göre özel bir beyan bulunmadığı taktirde her yolcu için «taşıyıcının sorumluluğunun» 1131 Özel Çekme Hakkı ile sınırlandırıldığını, Sözleşmenin 23/3 maddesine göre sorumluluğun karar tarihindeki SDR kuru ile çarpımı sonucu bulunacak rakamla sınırlı olacağının belirtildiği, davacının hüküm tarihindeki 1131 Özel Çekme Hakkı 12.127,26 TL olduğu dikkate alınarak taleple bağlı kalınarak «maddi tazminata» ilişkin isteminin ve davacının davaya konu olay nedeni ile şahsi haklarının saldırıya uğradığı ve zedelendiği, dolayısıyla BK'nın 58. maddesinde belirtilen şartlar …
2-Dairemizin önceki Bozma İlamı ile ifade edildiği üzere her «bagaj kaybı» manevi tazminatı gerektirmeyip kaybolan eşyanın niteliği ve kullanım amacı dikkate alınarak 6098 sayılı TBK’nın 58. maddesi uyarınca manevi tazminat koşullarının oluşup oluşmadığının olay bazlı olarak tartışılarak karar verilmesi gerekirken genel ifadelerle manevi tazminata karar verilmesi doğru olmamış hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
… nin karar tarihindeki TL karşılığına hüküm kurulması gerekirken Bozma İlamı ile çelişecek şekilde dava tarihindeki SDR kurunun dikkate alınması doğru olmadığı gibi, «gerçek zararın» üst sınırı olan 1131 SDR üzerinden tazminat hesabı yapılması da doğru olmamış kararın bu sebeplerle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/13233 E. 2018/173 K.
Ortak:bagaj kaybı · sorumluluk sınırlaması · sınırlı sorumluluk · taşıyıcının sorumluluğu · gerçek zarar · taşıma sözleşmesi · kâr kaybı · taşıyıcı
İncelediğiniz karardaMahkemece, 2920 sayılı Sivil Havacılık Kanunu’nun 106. maddesi yollamasıyla somut olayda, davaya konu «bagaj kaybının» 26.03.2011 tarihinden sonra gerçekleştiği ve bu nedenle Varşova Konvansiyonu'nun 26.3.2011 tarihinde yürürlüğe giren ve 1999 tarihli Montreal Sözleşmesi'yle değişik 22. maddesine göre bagajın kaybolması ya da «hasara» uğraması halinde hava «taşıyıcısının sınırlı sorumlu» olduğuna dair hükümlerinin uygulanması yerinde ise de; havayolu taşıyıcısının bagajdan doğan sorumluluğunun üst sınırının 1131 SDR olduğu kabul edilip, öncelikle davacının «gerçek zararının» hesaplanıp, bu zararın 1131 SDR’nin altında kalması halinde gerçek zarara, üstünde çıkması halinde ise 1131 SDR ile sınırlı sorumluluğa karar verilmesi, hesaplama yapılırken SDR kurunun karar tarihinde TCMB nezdinde «ilan» edilen karşılığının dikkate alınması gerekirken, dosya kapsamındaki bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, kg başına 17 SDR’den 14 kg bagaj karşılığı 238 SDR’nin …
2- Davacı vekilinin manevi tazminat isteminin reddine ilişkin temyiz istemlerine gelince, Varşova Konvansiyonu'nun 26.3.2011 tarihinde yürürlüğe giren ve 1999 tarihli Montreal Sözleşmesi'yle değişik 22. maddesi uyarınca havayolu «taşıyıcısının sorumluluğunu sınırlandıran» hükümler sadece «maddi tazminat» istemlere ilişkin olduğundan, manevi tazminata dair istemlerin «sınırlı sorumluluk» miktarı gözetilerek reddine karar verilmesi doğru değildir.
Ancak, her «bagaj kaybı» manevi tazminatı gerektirmeyip, davacının kaybolan eşyasının manevi zararına sebebiyet verip vermeyeceği değerlendirilmelidir.
Benzer bu kararda… öre, davacıya ait bavulların kaybından davalıların birlikte sorumlu olduğu, davacının kaybolan bavullarındaki eşyaların değerine ilişkin belge sunamadığı, davacının «gerçek zararının» tespitinin de mümkün olmadığı, «bagaj kaybı» nedeniyle «taşıyıcının sorumluluğunun» üst sınırının 1131 SDR olduğu davanın kısmen kabulüne, 4.063,00 TL alacağın davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Somut olaya uygulanması gerekli Varşova Konvansiyonu'nun 26.3.20011 tarihinde yürürlüğe giren ve 1999 tarihli Montreal Sözleşmesi'yle değişik 22. maddesine göre bagajın kaybolması ya da «hasar» hasara uğraması halinde «hava taşıyıcısının sorumluluğu sınırlı sorumluluktur».
Bu durumda, yolcunun «bagaj kaybı» nedeniyle «gerçek zararının» belirlenmesi ve belirlenen tutarın üst sınır ile karşılaştırılması suretiyle üst sınırın altında ise zararın tamamına, bunun üstünde ise üst sınır kadar tazminata hükmedilmesi gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hava taşıyıcısının sorumluluğu · ifa yardımcısı · hava taşıması · ifa
Benzer bu kararda3-Davalı ...Ş. vekilinin temyiz itirazlarına gelince, anılan davalı «taşıma sözleşmesinin» tarafı olmadığını ve yer hizmetlerini sunan «ifa yardımcısı» olduğunu savunmuş, mahkemece, sorumlu olduğuna karar verilmiştir.
2-Dava, «hava taşıması» sırasında bagajın kaybolması nedeniyle uğranılan maddi zararın tahsili istemine ilişkindir.
Somut olaya uygulanması gerekli Varşova Konvansiyonu'nun 26.3.20011 tarihinde yürürlüğe giren ve 1999 tarihli Montreal Sözleşmesi'yle değişik 22. maddesine göre bagajın kaybolması ya da «hasar» hasara uğraması halinde «hava taşıyıcısının sorumluluğu sınırlı sorumluluktur».
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/4163 E. 2010/10055 K.
Ortak:sınırlı sorumluluk · kâr kaybı
İncelediğiniz karardaMahkemece, 2920 sayılı Sivil Havacılık Kanunu’nun 106. maddesi yollamasıyla somut olayda, davaya konu «bagaj kaybının» 26.03.2011 tarihinden sonra gerçekleştiği ve bu nedenle Varşova Konvansiyonu'nun 26.3.2011 tarihinde yürürlüğe giren ve 1999 tarihli Montreal Sözleşmesi'yle değişik 22. maddesine göre bagajın kaybolması ya da «hasara» uğraması halinde hava «taşıyıcısının sınırlı sorumlu» olduğuna dair hükümlerinin uygulanması yerinde ise de; havayolu taşıyıcısının bagajdan doğan sorumluluğunun üst sınırının 1131 SDR olduğu kabul edilip, öncelikle davacının «gerçek zararının» hesaplanıp, bu zararın 1131 SDR’nin altında kalması halinde gerçek zarara, üstünde çıkması halinde ise 1131 SDR ile sınırlı sorumluluğa karar verilmesi, hesaplama yapılırken SDR kurunun karar tarihinde TCMB nezdinde «ilan» edilen karşılığının dikkate alınması gerekirken, dosya kapsamındaki bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, kg başına 17 SDR’den 14 kg bagaj karşılığı 238 SDR’nin …
2- Davacı vekilinin manevi tazminat isteminin reddine ilişkin temyiz istemlerine gelince, Varşova Konvansiyonu'nun 26.3.2011 tarihinde yürürlüğe giren ve 1999 tarihli Montreal Sözleşmesi'yle değişik 22. maddesi uyarınca havayolu «taşıyıcısının sorumluluğunu sınırlandıran» hükümler sadece «maddi tazminat» istemlere ilişkin olduğundan, manevi tazminata dair istemlerin «sınırlı sorumluluk» miktarı gözetilerek reddine karar verilmesi doğru değildir.
Ancak, her «bagaj kaybı» manevi tazminatı gerektirmeyip, davacının kaybolan eşyasının manevi zararına sebebiyet verip vermeyeceği değerlendirilmelidir.
Benzer bu kararda… ı bulunduğuna ve ek bir ücret ödendiğine dair belge bulunmadığı, Varşova Konvansiyonu Lahey Protokolü ve onu değiştiren 4 nolu Montreal Protokolü uyarınca davalının «sınırlı sorumlu» olduğu,buna göre 770,54 YTL maddi ve 2.000,00 YTL manevi tazminatın dava tarihi itibariyle değişen oranlarda yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ve …
Türk Sivil Havacılık Kanunu ve Varşova Konvansiyonu' nda bagajın ziyan ve «kaybı» halinde manevi tazminata hükmedilip hükmedilmeyeceği bakımından herhangi bir düzenleme bulunmadığından bu konuda Borçlar Kanunu hükümlerine göre değerlendirme yapılması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hava taşıması
Benzer bu kararda2-Dava «hava taşıması» sırasında bagajın kaybolması nedeniyle maddi ve manevi tazminata ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/4837 E. , 2019/6257 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
(TÜKETİCİ MAHKEMESİ SIFATIYLA)
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Alanya 1. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 12/06/2018 tarih ve 2017/176-2018/225 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 13.07.2015 tarih, 20:10 uçağı ile İstanbul Sabiha Gökçen havaalanından Gazipaşa - Alanya havalimanına seyahat ettiğini, Gazipaşa Havalimanında bavulu gelmeyen müvekkilinin davalının Sabiha Gökçen Havalimanındaki bürosunu defalarca aradığını ancak telefona bakan olmadığını, müvekkilinin olayın gelişimini ve isteklerini bildirdikleri ihtarnameyi davalıya tebliğ etmesine rağmen herhangi bir cevap alamadığını ileri sürerek davalıya çekilen ilk ihtarname için yapılan masraf 139,22 TL; ikinci ihtarname için yapılan masraf 154,16 TL ve 4.677,00 TL kaybolan valiz masrafı olmak üzere toplam 5.000,00 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin zarardan sorumlu olmadığını, sorumlu tutulacaksa da Montreal Konvansiyonu gereğince en fazla 1131 SDR karşılığı sınırlı sorumlu olduğunu, müvekkilince davacıya 14 kg bagajına karşılık olarak 364 USD teklif edildiğini ancak davacının kabul etmediğini, davacının maddi zararının ispatlayamadığını, olayda manevi tazminat koşullarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporuna göre, somut olayda Montreal Konvansiyonu hükümlerinin uygulanması gerektiği, buna göre tanık anlatımları doğrultusunda davacının zararının daha fazla olduğu düşünülse de davalının sorumluluğunun 1131 SDR karşılığı olan 1.017,02 TL ile sınırlı olacağı; kaybolan bagajdaki eşyaların maddi değerinin 1.017,02 TL 'nin üstünde bulunmasına rağmen ayrıca manevi tazminata hükmedilemediği gerekçesiyle davanın maddi tazminat talebi açısından kısmen kabulü ile kayıp bavul bedeli 1.017,02 TL ve ihtarname masrafı 154,16 TL olmak üzere toplam 1.171,18 TL maddi tazminatın 13.07.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine;
manevi tazminat talebinin ispatlanamadığından reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, havayolu ile yolcu taşıma sözleşmesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup Mahkemece maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne, manevi tazminat isteminin ise reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, 2920 sayılı Sivil Havacılık Kanunu’nun 106. maddesi yollamasıyla somut olayda, davaya konu bagaj kaybının 26.03.2011 tarihinden sonra gerçekleştiği ve bu nedenle Varşova Konvansiyonu'nun 26.3.2011 tarihinde yürürlüğe giren ve 1999 tarihli Montreal Sözleşmesi'yle değişik 22. maddesine göre bagajın kaybolması ya da hasara uğraması halinde hava taşıyıcısının sınırlı sorumlu olduğuna dair hükümlerinin uygulanması yerinde ise de; havayolu taşıyıcısının bagajdan doğan sorumluluğunun üst sınırının 1131 SDR olduğu kabul edilip, öncelikle davacının gerçek zararının hesaplanıp, bu zararın 1131 SDR’nin altında kalması halinde gerçek zarara, üstünde çıkması halinde ise 1131 SDR ile sınırlı sorumluluğa karar verilmesi, hesaplama yapılırken SDR kurunun karar tarihinde TCMB nezdinde ilan edilen karşılığının dikkate alınması gerekirken, dosya kapsamındaki bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, kg başına 17 SDR’den 14 kg bagaj karşılığı 238 SDR’nin dava tarihindeki kur üzerinden çarpımıyla bulunan bedele 1131 SDR karşılığıymış gibi gerekçelendirilmek suretiyle hükmedilmesi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
2- Davacı vekilinin manevi tazminat isteminin reddine ilişkin temyiz istemlerine gelince, Varşova Konvansiyonu'nun 26.3.2011 tarihinde yürürlüğe giren ve 1999 tarihli Montreal Sözleşmesi'yle değişik 22. maddesi uyarınca havayolu taşıyıcısının sorumluluğunu sınırlandıran hükümler sadece maddi tazminat istemlere ilişkin olduğundan, manevi tazminata dair istemlerin sınırlı sorumluluk miktarı gözetilerek reddine karar verilmesi doğru değildir. Ancak, her bagaj kaybı manevi tazminatı gerektirmeyip, davacının kaybolan eşyasının manevi zararına sebebiyet verip vermeyeceği değerlendirilmelidir. Ez cümle, davacının eşyasının kaybolmasıyla birlikte 6098 sayılı TBK’nın 58. maddesindeki koşulların (818 s.
BK’nın 49.md.) oluşup oluşmadığı incelenip değerlendirilerek, sonucuna göre manevi tazminat istemi hakkında bir karar verilmesi gerekirken, doğrudan manevi tazminat isteminin reddi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
3- 6100 sayılı HMK’nın 297/1.a maddesinde hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadlarının sicil numaraları ile birlikte yer alması bir zorunluluk olarak belirtilmiş olup, temyize konu kararda Kanunun anılan emredici hükmüne aykırı olarak kararı veren hâkimin ve zabıt katibinin ad ve soyadlarının sicil numaralarıyla birlikte yer almadığı anlaşıldığından kararın bu nedenle de re’sen bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
4- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) ve (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın anılan taraf yararına BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın re’sen BOZULMASINA, (4) Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 07/10/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/543002700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz