6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Yönetici sorumluluğu davasında genel kurul kararı dava şartıdır

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2023/1151 E. 2024/360 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Tazminatistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Gerekçe özeti

6102 sayılı TTK döneminde şirket tüzel kişiliği tarafından yönetim kurulu üyeleri aleyhine TTK 553 vd. uyarınca açılan sorumluluk davasında, mülga TTK'nın 341. maddesindeki gibi açık bir düzenleme bulunmasa da TTK 408/1 ve 479/3-c hükümleri karşısında davanın açılabilmesi için genel kurulda dava açılmasına ilişkin bir karar alınması gerekir; bu karar dava şartı niteliğindedir ve mahkemece re'sen gözetilir. Bu eksiklik saptandığında dava doğrudan reddedilmemeli, tarafa kesin süre verilerek genel kurul kararının ibrazı sağlanmalıdır; ancak süre içinde ibraz edilmezse dava şartı yokluğundan reddedilir. Diğer ortakların davaya muvafakati veya müdahale talebi, eksik olan genel kurul kararının yerini tutmaz.

Ele alınan sorunlar

Şirket yöneticileri aleyhine sorumluluk davası açılabilmesi için genel kurul kararının dava şartı olup olmadığı → ret

Gerekçe: 6102 sayılı TTK'da, mülga TTK'nın 341. maddesindeki gibi açık bir düzenleme bulunmamakla birlikte, TTK'nın 408/1 ve 479/3-c maddelerindeki düzenleme karşısında anonim şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir. Bu yönteme uyulmaması davanın hemen reddi sonucunu doğurmamalı; davalı yönetici aleyhine tazminat davası açılması yönünde alınmış bir kararın bulunup bulunmadığı araştırılmalı, böyle bir kararın varlığı dava şartı olduğundan mahkemece kendiliğinden gözetilmelidir. Genel kurulun devredilemez yetkileri arasında (TTK 408/2) yönetim kurulu üyelerinin seçimi, görevden alınmaları ve ibraları sayılmış olup, madde sayılan haller sınırlayıcı olmadığından, ibra ve görevden alma ile ilgili kararlar alınmasını, bunlara karşı şirket adına açılacak sorumluluk davasından bağımsız düşünmek mümkün değildir. Pay sahiplerinin iradelerini genel kurulda gösterdiği ve oy kullanmada imtiyazların kullanılamayacağı kararlar arasında ibra ve sorumluluk davası açılmasının sayılması, bu iki konunun genel kurulda karara bağlanması gerektiğini göstermektedir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Diğer ortakların muvafakatinin/davaya müdahale talebinin eksik olan genel kurul kararı dava şartını tamamlayıp tamamlamayacağı → ret

İddia: Davacı vekili, davalılar haricindeki ortakların davaya muvafakat ettiklerini, genel kurul oylamaya sunulsa dahi davalıların TTK'nın 436. maddesi gereği oydan yoksun kalacaklarından oylarının sonuca etkili olmayacağını, bu nedenle dava şartının yerine getirildiğini istinaf nedeni olarak ileri sürmüştür.

Gerekçe: Ortakların muvafakati alınarak genel kurul dava şartının yerine getirildiğinin kabulü mümkün olmadığından bu istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

6102 sayılı TTK döneminde yönetici sorumluluğu davası açılabilmesi için genel kurul kararının dava şartı olduğu ve bu eksikliğin mahkemece re'sen gözetilerek tarafa kesin süre verilmesi gerektiği yönündeki değerlendirme; ayrıca ortakların muvafakatinin bu dava şartını tamamlayamayacağı tespiti bakımından emsal niteliktedir.

Usul tespitleri

Dava şartı
Şirket tarafından yönetim kurulu üyeleri aleyhine açılan TTK 553 vd. uyarınca sorumluluk davasında, davalı yöneticiler aleyhine dava açılmasına ilişkin genel kurul kararının bulunması dava şartıdır; bu eksiklik mahkemece re'sen gözetilir ve giderilmesi için tarafa uygun kesin süre verilmesi gerekir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yönetici sorumluluğu davası genel kurul kararı dava şartı kesin süre TTK 553 TTK 408 TTK 479/3-c oydan yoksunluk (TTK 436) ibra

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 553TTK 408/1TTK 408/2TTK 479/3-cTTK 436 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 54

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2023/1151

KARAR NO 2024/360

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 08/02/2023

NUMARASI 2022/553 Esas - 2023/104 Karar

DAVA

Tazminat (Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 04/03/2024

Dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, İstanbul Ticaret Sicilinin ... sicil numarasıyla kayıtlı müvekkili ... AŞ’nde ...’ın % 12,5, ...’ın 37,50 %37,5) ... ’ın %25,... ’ın %25 hisse adedi bulunduğu, şirketin yönetim kuruluna; hissedarlardan ... ve dışarıdan ...

08. 11.2022 tarihine kadar seçildiği, bu tarihten sonra şirketin tüm temsil, ilzamı ve işleyişinin şirket genel kurul kararıyla bu kişilere devir ve emanet edildiği, müvekkili şirketin 08.09.2021 tarihli genel kurul kararıyla şirketi temsil ve ilzama yetkili yönetim kurulu üyeleri olan ... ve .... yönetim kurulu görevini yürütürken yaptığı usulsüzlükler akabinde ibra edilmemesi neticesinde yönetim kurulu üyeliği görevlerinden alındıkları ve şirketi temsil ve ilzam yetkileri sona erdiği, bu hususun İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından 29.09.2021 tarihinde tescil olunduğu ve Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 29.09.2021 tarihli, 10419 sayılı ve 784. sayfasında ilan edildiği, genel kurul kararıyla görevden alınan davalılar ...

şirketin yönetimi değiştikten sonra yapılan incelemelerde davalıların şirketin yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı dönemde yetkilerini kötüye kullanarak şirket hesaplarından herhangi bir sebep olmaksızın şahıslarına para transferleri gerçekleştirdikleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 5/A maddesi gereğice arabuluculuk başvurusunda bulunulduğu, taraflarla ayrı ayrı yapılan görüşmeler neticesinde anlaşamama tutanaklarının tanzim edildiği, bu nedenle müvekkili şirket hesaplarından sebepsizce aktarılan paranın iadesi talebiyle huzurdaki davayı açma zarureti oluştuğu, davalılar tarafından şirket hesaplarından; kendi şahsi hesaplarına aktarılan paranın (işlemiş ve işleyecek avans faiziyle birlikte) fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla her bir davalı yönünden ayrı ayrı davalılardan alınarak müvekkiline verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili,şirket ortakları arasında birtakım anlaşmazlıkların baş gösterdiğini ve bu kişilerin şirket yönetimine müdahale etmeye başladığını, bu kişilerin zamanla müvekkilline karşı husumet beslemeye başladıklarını, 08/09/2021 tarihli genel kurul toplantısının 6102 sayılı TTK'nin emredici hükümleri doğrultusunda gerçekleştirilmemesi gerektiğinin bildirilmesine rağmen toplantının akşam saatlerinde müvekkillerinin yokluğunda gerçekleştirilerek müvekkillerinin ibra edilmediğini, yönetim kurulu üyeliği ve başkanlığı görevlerinden alındıklarını ve yerlerine ... atandığını, aynı zamanda ...'ın 08/11/2022 tarihine kadar münferiden şirketi temsil ve ilzama yetkili kılındığını, alınan kararların iptali talebi ile İstanbul Anadolu 10.

ATMnin 2021/625 esas sayılı dosyasında dava açıldığını, ilgili davanın halen derdest olup iddia edilen para aktarımının gerçekleştirildiği düşünüldüğünde dahi davacı şirketin kendi banka hesap kayıtlarına erişiminin mevcut olduğunu, belirlenemeyen herhangi bir alacağın olmadığını, davanın öncelikle usulden, aksi halde İstanbul Anadolu 10. ATM'nin 2021/625 Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılarak kesinleşmesinin beklenilmesini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece, davanın 6102 sayılı TTK'nın 553 vd. Maddelerinde düzenlenen sorumluluk davası olduğu, dava şirket tüzel kişiliği adına açılmış olup davacıların dava açmadan evvel yöneticilere karşı sorumluluk davası açılmasına dair alınmış bir genel kurul kararı ibraz etmedikleri, 16.11.2022 tarihli oturumda 1 numaralı ara kararında davacı vekiline davalılar hakkında böyle bir genel kurul kararı var ise ibraz etmek yoksa genel kurul icra edip bu kararı sunmak üzere işin mahiyetine uygun kesin süre verilmiş ise de davacılarca verilen kesin süre içinde genel kurul kararı ibraz edilemediği, eski TTK'dan farklı olarak TTK'da şirket zararının tazmininde dava hakkının kullanılması bakımından genel kurulda karar alınmasını gerekli kılan bir düzenleme içermediği, davacı şirket 4 ortaklı olup aleyhine dava açılan yöneticiler ile ihtilaf yaşadıkları dava dışı ortakların hisse oranları eşit olup %50 oranında olduğu, şirket ortakları ...

vekilleri davaya müdahale isteminde bulunarak açılan davaya muvafakat ettiklerini, genel kurul icra edilse dahi davalıların TTK'nın 436. Maddesi gereği oydan yoksun olacaklarını, davaya muvafakat vermeleri nedeni ile davaya devam edilmesini talep etmişlerse de davacısı şirket tüzel kişiliği olan bir sorumluluk davasında şirket yöneticilerine karşı dava açılması hususunda alınmış bir genel kurul kararı dava şartı mahiyetinde olduğu, şirket ortaklarının davaya muvafakatleri veya müdahaleleri ile eksik olan dava şartının tamamlanamayacağı, genel kurul kararı icra edemeyen ve bu kararı sunamayan ortakların pay sahipliği sıfatı ile şirket yöneticilerine zamanaşımı süreleri içinde dava açma hakları her zaman mevcut olduğu gerekçesiyle, davanın dava şartı noksanlığı nedeni ile reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, davacı şirketin 4 ortağı bulunduğunu, bu ortakların ikisinin halihazırda davalılar, diğer ikisi ise ... olduğunu, davalıların her birinin %25 payı olduğunu, şirket paylarının yarısını teşkil ettiğini, diğer %50 paya sahip paydaşlar tarafından davaya müdahale talebinde bulunularak davaya muvafakat ettiklerin, genel kurul oylamaya sunulsa dahi davalıların oydan yoksun olacağı nedeniyle oylarının etkili olmayacağı beyan edildiğini, davalıların şirket yönetiminde oldukları süre boyunca şirket hesaplarından şahsi hesaplarına madde 553 vd uyarınca açılan davaya iznin verilmesine dair; genel kurulda yapılacak bu oylamaya, davalılar TTK'nın 436. maddesi gereğince oydan yoksun olacaklarından davalıların oyları sonuca etkili olmayacağını ileri sürerek kararın kaldırılmasını, davanın esasının incelenmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava; TTK'nın 553. vd.maddeleri uyarınca şirket tarafından açılmış sorumluluk davasıdır.6102 sayılı TTK nda yöneticinin sorumluluğuna dayalı dava açılabilmesi için eTTK'nın 341. maddesinin aksine bir genel kurul kararı gerektiği düzenlenmemiştir. Yargıtay 11. HD'nin kanunun yürürlüğünden sonra verdiği kararlarında"... dava tarihi itibariyle 6103 sayılı Kanunun 3. maddesi uyarınca somut olaya uygulanması mümkün 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nın 408/1 ve 479/3-c maddelerindeki düzenleme karşısında anonim şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir.

Fakat, anılan yönteme uyulmaması davanın hemen reddi sonucunu doğurmamalıdır. Somut olayda davalı yönetici aleyhine tazminat davası açılması yönünde alınmış bir kararın olup olmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Böyle bir kararın varlığı dava şartı olup, mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerekir. Bu durum karşısında mahkemece, genel kurulda davalı hakkında dava açılması yönünde alınmış bir karar var ise ibrazının sağlanması, yoksa anılan eksikliğin giderilmesi için davacı tarafa HMK'nın 54. maddesi uyarınca uygun süre verilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde doğrudan işin esasına girilerek hüküm verilmesi doğru görülmemiş...." denilmiştir. (Yargıtay 11 HD nin 2015/560 esas,13614 karar, 17.12.2015 tarih, 2015/3371 esas, 2016/1194 karar, 09.02.2016 tarihli, 2015/15433 esas, 2016/7433 karar, 22.09.2016 tarihli ilamları vd.)Genel kurulun devredilemez nitelikteki görev ve yetkileri TTK'nın 408/2 de sayılmış olup "Yönetim kurulu üyelerinin seçimi, süreleri, ücretleri ile huzur hakkı, ikramiye ve prim gibi haklarının belirlenmesi, ibraları hakkında karar verilmesi ve görevden alınmaları" da yer aldığı halde, şirket adına sorumluluk davası açılması konusunda karar alma yetkisinden söz edilmemiş tir.Ancak,maddede sayılan hallerin sınırlayıcı olmadığı, yönetim kurulu üyelerinin seçimi, görevden alınmaları ve özellikle ibraları hakkında karar alınmasını onlara karşı şirket adına açılacak sorumluluk davasından bağımsız düşünmek mümkün değildir.Pay sahiplerinin iradelerini genel kurulda gösterdiği , oy kullanmada imtiyazların kullanılamayacağı kararlar arasında ibra ve sorumluluk davası açılmasının sayılması bu iki konunun genel kurulda karara bağlanması gerektiğini göstermektedir.

Davacı vekili, davalıların haricindeki ortakların muvafakati sunulduğundan bahisle dava şartının yerine getirildiğini istinaf nedeni olarak ileri sürmüş ise de; ortakların muvafakati alınarak genel kurul dava şartının yerine getirildiğini kabul mümkün olmadığından yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, dava şartı yokluğundan davanın reddine ilişkin kararda isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 179,90‬-TL harcın mahsubu ile kalan 247,70-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 04/03/2024

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/55633 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.