Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/893 E. 2019/6323 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ihbar tazminatı↗ kıdem tazminatı↗ vekalet ilişkisi↗ prim alacağı↗ yazılı delille ispat↗ tanık beyanı↗ temerrüt tarihi↗ şirket müdürü↗ ziya↗ kötüniyet tazminatı↗ ek prim↗ kötü niyet tazminatı↗ kötü niyet↗ ihbar↗ görevsizlik kararı↗ ıslah↗ yönetim kurulu kararı↗ kötüniyet↗ yetkisizlik kararı↗ temerrüt↗ temsil↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 07.03.2012-05.07.2013 tarih aralığında davalı şirketin yönetim kurulu üyesi olduğu ayrıca, 01.10.2012 - 31.12.2013 tarih aralığında şirket müdürü sıfatıyla davalı şirketi belirli konularda temsil etme yetkisinin bulunduğu, davacının gerek şirket müdürü gerekse yönetim kurulu üyesi olması karşısında, tarafların 01.10.2012- 08.04.2013 tarihleri arasında iş ilişkisinin bulunmadığı, davalı şirkette çalışma süresinin tespitinde bordroların esas alınması gerektiğinden, bordro ile belgelenen 04.01.2003 tarihinden işten ayrıldığı 08.04.2013 tarihine kadar davalı şirkette çalıştığı kanaatine varıldığı, davacının ücretinin SGK kayıtlarının aksine dinlenen tanık beyanlarına göre fazla olduğu, ancak bunun yazılı delille ispat edilemediği, davacının davalı şirketteki konumu dikkate alınarak tanık beyanlarının ortalaması alınmak suretiyle net 9.000,00 TL (brüt 13.422,46 TL) maaş aldığının kabul edildiği ve işbu kabul doğrultusunda diğer alacaklarının da hesaplandığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, net 29.285,99 TL kıdem tazminatının temerrüt tarihi olan 08/04/2013 tarihinden itibaren banka mevduatına uygulanan en yüksek faiz oranı ile, net 20.417,94 TL ihbar tazminatının, 10.000,00 TL'sinin dava tarihinden, 10.417,94 TL'sinin ise ıslah tarihi olan 21/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle, net 45.000,00 TL ücretli izin ücretinin, 10.000,00 TL'sinin dava tarihinden, 35.000,00 TL'sinin ise ıslah tarihi olan 21/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle, 2.400,00 TL ödenmemiş ücret alacağının, 500,00 TL'sinin dava tarihinden, 1.900,00 TL'sinin ise ıslah tarihi olan 21/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline, prim, fazla mesai ve kötü niyet tazminat taleplerinin ise, reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Davacı tarafça, iş akdi ile çalıştığı davalı işyerinden akdin haksız ve kötüniyetli feshi nedeniyle İş Kanunu kapsamında almaya hak kazandığı kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücretli izin alacağı, prim alacağı, fazla mesai ve çalışılan hafta tatili ücreti, kötüniyet tazminatı ve maaş alacaklarının tahsili için açılan işbu davada mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, davanın açıldığı Antalya 4. İş Mahkemesi’nin 2013/418 Esas sayılı dosyasında 17.3.2014 tarih, 2014/135 K. sayılı kararla, davacının yönetim kurulu üyesi olup, yönetim kurulu üyesi ile şirket arasında hizmet ilişkisi değil daha ziyade vekalet ilişkisi söz konusu olduğundan somut uyuşmazlıkta ticaret mahkemelerinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verildiği, işbu kararın Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 13.06.2014 tarih, 2014/8856 E-2014/13439 K. sayılı ilamı ile onandığı anlaşılmıştır.
Bu durum karşısında, mahkemece temyiz incelemesinden de geçen görevsizlik kararı uyarınca artık taraflar arasındaki ilişkinin hizmet ilişkisi değil vekalet ilişkisi olarak kabul edilmesi gerekirken bu kabulün aksi yönünde olacak şekilde davacı ile davalı şirket arasında iş ilişkisi bulunduğundan bahisle hüküm tesisi cihetine gidilmesi doğru olmamıştır.
Bu itibarla, yukarıda da açıklandığı üzere davacı tarafça davalı şirkette yönetim kurulu üyesi olmasından kaynaklı alacağının değil, İş Kanunundan kaynaklı alacakların talep edildiği oysa, taraflar arasındaki ilişki hizmet ilişkisi olarak kabul edilmediği için İş Kanunundan kaynaklı alacakların talep edilemeyeceği nazara alınarak davanın reddine karar vermek gerekirken yanılgılı değerlendirme ile kısmen kabulü doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/985 E. 2021/4471 K.
Ortak:ihbar tazminatı · kıdem tazminatı · temerrüt tarihi · ek prim · kötü niyet tazminatı · kötü niyet · ihbar · ıslah
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 07.03.2012-05.07.2013 tarih aralığında davalı şirketin «yönetim kurulu» üyesi olduğu ayrıca, 01.10.2012 - 31.12.2013 tarih aralığında «şirket müdürü» sıfatıyla davalı şirketi belirli konularda «temsil» etme «yetkisinin» bulunduğu, davacının gerek şirket müdürü gerekse yönetim kurulu üyesi olması karşısında, tarafların 01.10.2012- 08.04.2013 tarihleri arasında iş ilişkisinin bulunmadığı, davalı şirkette çalışma süresinin tespitinde bordroların esas alınması gerektiğinden, bordro ile belgelenen 04.01.2003 tarihinden işten ayrıldığı 08.04.2013 tarihine kadar davalı şirkette çalıştığı kanaatine varıldığı, davacının ücretinin SGK kayıtlarının aksine dinlenen «tanık beyanlarına» göre fazla olduğu, ancak bunun «yazılı delille ispat» edilemediği, davacının davalı şirketteki konumu dikkate alınarak tanık beyanlarının ortalaması alınmak suretiyle net 9.000,00 TL (brüt 13.422,46 TL) maaş aldığının kabul edildiği ve işbu kabul doğrultusunda diğer alacaklarının da hesaplandığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, net 29.285,99 TL «kıdem tazminatının» «temerrüt tarihi» olan 08/04/2013 tarihinden itibaren banka mevduatına uygulanan en yüksek faiz oranı ile, net 20.417,94 TL «ihbar tazminatının», 10.000,00 TL'sinin dava tarihinden, 10.417,94 TL'sinin ise «ıslah» tarihi olan 21/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle, net 45.000,00 TL ücretli izin ücretinin, 10.000,00 TL'sinin dava tarihinden, 35.000,00 TL'sinin ise ıslah tarihi olan 21/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle, 2.400,00 TL ödenmemiş ücret alacağının, 500,00 TL'sinin dava tarihinden, 1.900,00 TL'sinin ise ıslah tarihi olan 21/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline, «prim», fazla mesai ve «kötü niyet tazminat» taleplerinin ise, reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafça, iş akdi ile çalıştığı davalı işyerinden akdin haksız ve «kötüniyetli» feshi nedeniyle İş Kanunu kapsamında almaya hak kazandığı «kıdem tazminatı», «ihbar tazminatı», ücretli izin alacağı, «prim alacağı», fazla mesai ve çalışılan hafta tatili ücreti, «kötüniyet tazminatı» ve maaş alacaklarının tahsili için açılan işbu davada mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulü ile, net 29.285,99 TL «kıdem tazminatının» «temerrüt tarihi» olan 08/04/2013 tarihinden itibaren banka mevduatına uygulanan en yüksek faiz oranı ile, net 20.417,94 TL «ihbar tazminatının», 10.000,00 TL'sinin dava tarihinden, 10.417,94 TL'sinin ise «ıslah» tarihi olan 21/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle, net 45.000,00 TL ücretli izin ücretinin, 10.000,00 TL'sinin dava tarihinden, 35.000,00 TL'sinin ise ıslah tarihi olan 21/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle, 2.400,00 TL ödenmemiş ücret alacağının, 500,00 TL'sinin dava tarihinden, 1.900,00 TL'sinin ise ıslah tarihi olan 21/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline, «prim», fazla mesai ve «kötü niyet tazminat» taleplerinin reddine dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/9209 E. 2010/1577 K.
Ortak:kıdem tazminatı · ihbar · ıslah · temerrüt
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 07.03.2012-05.07.2013 tarih aralığında davalı şirketin «yönetim kurulu» üyesi olduğu ayrıca, 01.10.2012 - 31.12.2013 tarih aralığında «şirket müdürü» sıfatıyla davalı şirketi belirli konularda «temsil» etme «yetkisinin» bulunduğu, davacının gerek şirket müdürü gerekse yönetim kurulu üyesi olması karşısında, tarafların 01.10.2012- 08.04.2013 tarihleri arasında iş ilişkisinin bulunmadığı, davalı şirkette çalışma süresinin tespitinde bordroların esas alınması gerektiğinden, bordro ile belgelenen 04.01.2003 tarihinden işten ayrıldığı 08.04.2013 tarihine kadar davalı şirkette çalıştığı kanaatine varıldığı, davacının ücretinin SGK kayıtlarının aksine dinlenen «tanık beyanlarına» göre fazla olduğu, ancak bunun «yazılı delille ispat» edilemediği, davacının davalı şirketteki konumu dikkate alınarak tanık beyanlarının ortalaması alınmak suretiyle net 9.000,00 TL (brüt 13.422,46 TL) maaş aldığının kabul edildiği ve işbu kabul doğrultusunda diğer alacaklarının da hesaplandığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, net 29.285,99 TL «kıdem tazminatının» «temerrüt tarihi» olan 08/04/2013 tarihinden itibaren banka mevduatına uygulanan en yüksek faiz oranı ile, net 20.417,94 TL «ihbar tazminatının», 10.000,00 TL'sinin dava tarihinden, 10.417,94 TL'sinin ise «ıslah» tarihi olan 21/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle, net 45.000,00 TL ücretli izin ücretinin, 10.000,00 TL'sinin dava tarihinden, 35.000,00 TL'sinin ise ıslah tarihi olan 21/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle, 2.400,00 TL ödenmemiş ücret alacağının, 500,00 TL'sinin dava tarihinden, 1.900,00 TL'sinin ise ıslah tarihi olan 21/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline, «prim», fazla mesai ve «kötü niyet tazminat» taleplerinin ise, reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafça, iş akdi ile çalıştığı davalı işyerinden akdin haksız ve «kötüniyetli» feshi nedeniyle İş Kanunu kapsamında almaya hak kazandığı «kıdem tazminatı», «ihbar tazminatı», ücretli izin alacağı, «prim alacağı», fazla mesai ve çalışılan hafta tatili ücreti, «kötüniyet tazminatı» ve maaş alacaklarının tahsili için açılan işbu davada mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, kıdem, «ihbar», genel tatil ve bayram, hafta tatili ve fazla mesai ücretine hak kazandığı, bilirkişinin hesapladığı 30.077,48 TL fazla mesai ücreti ile genel tatil ve bayram ücretleri ile izin, hastalık gibi nedenlerle çalışılmayan günler olabileceğinden % 50 oranında indirim yapılması gerektiği belirtilerek, toplam 35.960,46 TL alacağın davalıdan tahsiline, dava ile istenen meblağa davadan, ıslahla istenen meblağa «ıslah» tarihinden itibaren «temerrüt faizi» yürütülmesine karar verilmiştir.
2-1475 sayılı İş Kanununun 14/11. maddesi gereği «kıdem tazminatı» için «fesih» tarihinden itibaren «temerrüt faizi» yürütülmesi gerekirken, dava tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi doğru olmamış ve kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiş ise de yapıla …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:fesih · temerrüt faizi
Benzer bu kararda2-1475 sayılı İş Kanununun 14/11. maddesi gereği «kıdem tazminatı» için «fesih» tarihinden itibaren «temerrüt faizi» yürütülmesi gerekirken, dava tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi doğru olmamış ve kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiş ise de yapıla …
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, kıdem, «ihbar», genel tatil ve bayram, hafta tatili ve fazla mesai ücretine hak kazandığı, bilirkişinin hesapladığı 30.077,48 TL fazla mesai ücreti ile genel tatil ve bayram ücretleri ile izin, hastalık gibi nedenlerle çalışılmayan günler olabileceğinden % 50 oranında indirim yapılması gerektiği belirtilerek, toplam 35.960,46 TL alacağın davalıdan tahsiline, dava ile istenen meblağa davadan, ıslahla istenen meblağa «ıslah» tarihinden itibaren «temerrüt faizi» yürütülmesine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17430 E. 2015/12285 K.
Ortak:ihbar tazminatı · kıdem tazminatı · ihbar
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 07.03.2012-05.07.2013 tarih aralığında davalı şirketin «yönetim kurulu» üyesi olduğu ayrıca, 01.10.2012 - 31.12.2013 tarih aralığında «şirket müdürü» sıfatıyla davalı şirketi belirli konularda «temsil» etme «yetkisinin» bulunduğu, davacının gerek şirket müdürü gerekse yönetim kurulu üyesi olması karşısında, tarafların 01.10.2012- 08.04.2013 tarihleri arasında iş ilişkisinin bulunmadığı, davalı şirkette çalışma süresinin tespitinde bordroların esas alınması gerektiğinden, bordro ile belgelenen 04.01.2003 tarihinden işten ayrıldığı 08.04.2013 tarihine kadar davalı şirkette çalıştığı kanaatine varıldığı, davacının ücretinin SGK kayıtlarının aksine dinlenen «tanık beyanlarına» göre fazla olduğu, ancak bunun «yazılı delille ispat» edilemediği, davacının davalı şirketteki konumu dikkate alınarak tanık beyanlarının ortalaması alınmak suretiyle net 9.000,00 TL (brüt 13.422,46 TL) maaş aldığının kabul edildiği ve işbu kabul doğrultusunda diğer alacaklarının da hesaplandığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, net 29.285,99 TL «kıdem tazminatının» «temerrüt tarihi» olan 08/04/2013 tarihinden itibaren banka mevduatına uygulanan en yüksek faiz oranı ile, net 20.417,94 TL «ihbar tazminatının», 10.000,00 TL'sinin dava tarihinden, 10.417,94 TL'sinin ise «ıslah» tarihi olan 21/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle, net 45.000,00 TL ücretli izin ücretinin, 10.000,00 TL'sinin dava tarihinden, 35.000,00 TL'sinin ise ıslah tarihi olan 21/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle, 2.400,00 TL ödenmemiş ücret alacağının, 500,00 TL'sinin dava tarihinden, 1.900,00 TL'sinin ise ıslah tarihi olan 21/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline, «prim», fazla mesai ve «kötü niyet tazminat» taleplerinin ise, reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafça, iş akdi ile çalıştığı davalı işyerinden akdin haksız ve «kötüniyetli» feshi nedeniyle İş Kanunu kapsamında almaya hak kazandığı «kıdem tazminatı», «ihbar tazminatı», ücretli izin alacağı, «prim alacağı», fazla mesai ve çalışılan hafta tatili ücreti, «kötüniyet tazminatı» ve maaş alacaklarının tahsili için açılan işbu davada mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlara ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının 3.113,80 TL «ihbar tazminatı», 13.789,73 TL yıllık ücretli izin alacağı ve 8.024,93 TL ulusal tatil ve bayram tatili ücreti alacağının bulunduğu, davacının «kıdem tazminatı», fazla mesai ücreti ve hafta tatili ücreti alacağının bulunmadığı, taleple bağlı kalındığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 3.113,80 TL ihbar tazminatı, 13.70 …
2- Dava, yabancı bayraklı gemide kaptan olarak çalışan davacının, «ihbar» ve «kıdem tazminatı», ulusal tatil ve bayram tatili alacağı, hafta tatili alacağı, fazla mesai ücreti ve yıllık izin ücreti alacaklarının, davalı gemi işletme müteahhidinden tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece uyuşmazlığa İş Kanunu veya Deniz İş Kanunu hükümlerinin uygulanamayacağı, bu nedenle davacının «kıdem tazminatı», fazla mesai ücreti ve hafta tatili ücreti alacaklarını talep edemeyeceği, diğer taleplerinin ise kısmen yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cy/cy kaydı · eksik inceleme
Benzer bu karardaAncak davalı vekilince 20.02.2012 tarihli dilekçe ile davacı kaptanın 21.06.2010-20.08.2010 tarihleri arasında izin haklarını topluca kullandığı savunulmuş ve dilekçe ekinde de kanıt olarak, belirtilen tarihlere ilişkin gemi jurnal «kaydı», gümrük muhafaza müdürlüğü ile liman başkanlığı kayıtları sunulmuştur.
Bu durum karşısında mahkemece, davacı kaptanın kullandığı yıllık izin süresi bakımından davalı vekilinin bilirkişi raporuna yaptığı itirazlar değerlendirilmeden «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/5027 E. 2019/2127 K.
Ortak:ihbar tazminatı · kıdem tazminatı · ihbar · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 07.03.2012-05.07.2013 tarih aralığında davalı şirketin «yönetim kurulu» üyesi olduğu ayrıca, 01.10.2012 - 31.12.2013 tarih aralığında «şirket müdürü» sıfatıyla davalı şirketi belirli konularda «temsil» etme «yetkisinin» bulunduğu, davacının gerek şirket müdürü gerekse yönetim kurulu üyesi olması karşısında, tarafların 01.10.2012- 08.04.2013 tarihleri arasında iş ilişkisinin bulunmadığı, davalı şirkette çalışma süresinin tespitinde bordroların esas alınması gerektiğinden, bordro ile belgelenen 04.01.2003 tarihinden işten ayrıldığı 08.04.2013 tarihine kadar davalı şirkette çalıştığı kanaatine varıldığı, davacının ücretinin SGK kayıtlarının aksine dinlenen «tanık beyanlarına» göre fazla olduğu, ancak bunun «yazılı delille ispat» edilemediği, davacının davalı şirketteki konumu dikkate alınarak tanık beyanlarının ortalaması alınmak suretiyle net 9.000,00 TL (brüt 13.422,46 TL) maaş aldığının kabul edildiği ve işbu kabul doğrultusunda diğer alacaklarının da hesaplandığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, net 29.285,99 TL «kıdem tazminatının» «temerrüt tarihi» olan 08/04/2013 tarihinden itibaren banka mevduatına uygulanan en yüksek faiz oranı ile, net 20.417,94 TL «ihbar tazminatının», 10.000,00 TL'sinin dava tarihinden, 10.417,94 TL'sinin ise «ıslah» tarihi olan 21/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle, net 45.000,00 TL ücretli izin ücretinin, 10.000,00 TL'sinin dava tarihinden, 35.000,00 TL'sinin ise ıslah tarihi olan 21/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle, 2.400,00 TL ödenmemiş ücret alacağının, 500,00 TL'sinin dava tarihinden, 1.900,00 TL'sinin ise ıslah tarihi olan 21/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline, «prim», fazla mesai ve «kötü niyet tazminat» taleplerinin ise, reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafça, iş akdi ile çalıştığı davalı işyerinden akdin haksız ve «kötüniyetli» feshi nedeniyle İş Kanunu kapsamında almaya hak kazandığı «kıdem tazminatı», «ihbar tazminatı», ücretli izin alacağı, «prim alacağı», fazla mesai ve çalışılan hafta tatili ücreti, «kötüniyet tazminatı» ve maaş alacaklarının tahsili için açılan işbu davada mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İş Mahkemesi’nin 2013/418 Esas sayılı dosyasında 17.3.2014 tarih, 2014/135 K. sayılı kararla, davacının «yönetim kurulu» üyesi olup, yönetim kurulu üyesi ile şirket arasında hizmet ilişkisi değil daha «ziyade» «vekalet ilişkisi» söz konusu olduğundan somut uyuşmazlıkta ticaret mahkemelerinin «görevli» olduğundan bahisle «görevsizlik» kararı verildiği, işbu kararın Yargıtay 7.
Benzer bu kararda… emece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davacının davalı şirkette 100 pay hisse sahibi olduğu ve yönetici pozisyonunda genel müdür yardımcısı, genel müdür ve «yönetim kurulu» başkanı sıfatları ile çalıştığı, davacının davalı şirkette işveren vekili statüsünde bulunduğu, 4857 sayılı İş Kanunu uyarınca işçi vasfını taşımadığı, davalı şirkette hissedar olan davacının aynı zamanda işçi sıfatı ile fazla mesai ve diğer taleplerinin değerlendirilme imkanının olmadığı, davacının yönetici sıfatı ile çalışma saatlerini kendisinin tespit etmesi nedeni ile fazla çalışma, hafta tatili ve yıllık izin ücretlerinin talebinin yerinde olmadığı, TTK 394. maddesi gereğince «huzur hakkı» veya ücretin ancak «esas sözleşme» veya genel kurul kararı ile verileceği, davacının maaş artışına ilişkin genel kurul kararı olmadığı, davacının iş akti işine özen göstermemesi ve mali hakları konusunda tek başına karar alması nedeniyle 4857 sayılı İş Kanununun 25/II-e maddesi gereğince haklı nedenle fesh edildiğinden kıdem-«ihbar tazminatı» talep edemeyeceği, ücret alacağının bulunmadığı, davacının ticaret hukukuna dayalı alacak veya hak talebinin de bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar veri …
2-Dava, davalı şirkette genel müdür yardımcısı olarak görev yapan davacının «hizmet akdinin» haksız feshedildiği iddiasıyla «kıdem tazminatı», «ihbar tazminatı», yıllık izin, fazla mesai, ulusal bayram, genel tatil, hafta tatili ve ücret alacaklarının tahsili istemine ilişkindir.
Ancak davacı «işçilik alacaklarının» yanı sıra genel müdür yardımcısı sıfatıyla hizmet akdine dayalı olarak çalışması nedeniyle 2013 yılı Ekim ayına ait ücretinin ödenmediğini ileri sürerek 18.000 TL ücret talebinde de bulunmuştur.Mahkemece «bilirkişi incelemesi» yaptırılmış, bilirkişi raporunda 30.07.2013 tarihli «yönetim kurulu» kararı ile davacıya emeklerinin karşılığı olarak 6.000,00 TL «huzur hakkı» ödenmesine karar verildiği ve huzur hakkının Türk Ticaret Kanununda düzenlenmiş olmakla ücrete «dahil» edilemeyeceği belirlenmiş olup, davacının ücretinin net 7.000,00 TL, brüt 9.791,58 TL olabileceği bildirilmiş ancak davacının ücret alacağının ödenip ödenmediği hususunda belirleme yapılmadığı gibi davacının en «son» aldığı ücret yönünden mahkemece dinlenen tanıkların beyanları da değerlendirilmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hizmet akdi · huzur hakkı · işçilik alacakları · esas sözleşme · ispat külfeti · bilirkişi incelemesi · eksik inceleme · dahili dava
Benzer bu karardaAncak davacı «işçilik alacaklarının» yanı sıra genel müdür yardımcısı sıfatıyla hizmet akdine dayalı olarak çalışması nedeniyle 2013 yılı Ekim ayına ait ücretinin ödenmediğini ileri sürerek 18.000 TL ücret talebinde de bulunmuştur.Mahkemece «bilirkişi incelemesi» yaptırılmış, bilirkişi raporunda 30.07.2013 tarihli «yönetim kurulu» kararı ile davacıya emeklerinin karşılığı olarak 6.000,00 TL «huzur hakkı» ödenmesine karar verildiği ve huzur hakkının Türk Ticaret Kanununda düzenlenmiş olmakla ücrete «dahil» edilemeyeceği belirlenmiş olup, davacının ücretinin net 7.000,00 TL, brüt 9.791,58 TL olabileceği bildirilmiş ancak davacının ücret alacağının ödenip ödenmediği hususunda belirleme yapılmadığı gibi davacının en «son» aldığı ücret yönünden mahkemece dinlenen tanıkların beyanları da değerlendirilmemiştir.
… emece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davacının davalı şirkette 100 pay hisse sahibi olduğu ve yönetici pozisyonunda genel müdür yardımcısı, genel müdür ve «yönetim kurulu» başkanı sıfatları ile çalıştığı, davacının davalı şirkette işveren vekili statüsünde bulunduğu, 4857 sayılı İş Kanunu uyarınca işçi vasfını taşımadığı, davalı şirkette hissedar olan davacının aynı zamanda işçi sıfatı ile fazla mesai ve diğer taleplerinin değerlendirilme imkanının olmadığı, davacının yönetici sıfatı ile çalışma saatlerini kendisinin tespit etmesi nedeni ile fazla çalışma, hafta tatili ve yıllık izin ücretlerinin talebinin yerinde olmadığı, TTK 394. maddesi gereğince «huzur hakkı» veya ücretin ancak «esas sözleşme» veya genel kurul kararı ile verileceği, davacının maaş artışına ilişkin genel kurul kararı olmadığı, davacının iş akti işine özen göstermemesi ve mali hakları konusunda tek başına karar alması nedeniyle 4857 sayılı İş Kanununun 25/II-e maddesi gereğince haklı nedenle fesh edildiğinden kıdem-«ihbar tazminatı» talep edemeyeceği, ücret alacağının bulunmadığı, davacının ticaret hukukuna dayalı alacak veya hak talebinin de bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar veri …
Bu durumda mahkemece öncelikle davacının dava konusu ettiği 2013 yılı Ekim ayı ücret alacağının miktarı belirlenip, ücretin ödendiğinin «ispat külfetinin» de davalıda olduğu gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak karar verilmesi doğru olmamış kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Dava, davalı şirkette genel müdür yardımcısı olarak görev yapan davacının «hizmet akdinin» haksız feshedildiği iddiasıyla «kıdem tazminatı», «ihbar tazminatı», yıllık izin, fazla mesai, ulusal bayram, genel tatil, hafta tatili ve ücret alacaklarının tahsili istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/893 E. , 2019/6323 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 17/11/2017 tarih ve 2014/834-2017/766 sayılı kararın Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olduğu anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 08.10.2019 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 15.10.2003 tarihinden beri ADOPEN A.Ş.'ni de bünyesinde bulunduran ADO Grup Şirketleri nezdinde görevinden haksız ve nedensiz olarak, hiçbir yazılı bildirimde bulunulmadan ve hiçbir açıklama yapılmadan işten çıkartıldığı 08.04.2013 tarihine kadar çalıştığını, müvekkiline yasal hakları ve prim alacaklarının ödenmediğini, müvekkilinin davalı iş yerindeki son unvanının "Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı" olduğunu, davalının müvekkili ile yazılı bir iş sözleşmesi akdetmediğini, davalı tarafından kötüniyetli olarak iş akdine son verildiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 10.000,00 TL kıdem tazminatı, 10.000,00 TL ihbar tazminatı, 10.000,00 TL ücretli izin alacağı, 1.000,00 TL prim alacağı, 1.000,00 TL fazla mesai ve çalışılan hafta tatili ücreti, 1.000,00 TL kötüniyet tazminatı, 500,00 TL maaş alacağı olmak üzere şimdilik 33.500,00 TL’nin faziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile talebini 66.603,93 TL’ne yükseltmiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı def’inde bulunmuş, davacının davalı işyerinde yönetim kurulu üyesi ve şirket ortağı olarak, şirket müdürü dahil olmak üzere şirkete hizmet akdi ile bağlı tüm çalışanlara emir ve talimat verme yetkisine haiz konumunda bulunan, şirketin muhasebe departmanına verdiği talimatlarla para transferi konusunda yetkin bir konumda olduğunu, davalının şirkette hizmet akdi ile çalışan bir personelden ziyade şirketin sahiplerinden olduğunu, iş yerini kendisinin terk ettiğini, müvekkili şirketten herhangi bir alacağı bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 07.03.2012-05.07.2013 tarih aralığında davalı şirketin yönetim kurulu üyesi olduğu ayrıca, 01.10.2012 - 31.12.2013 tarih aralığında şirket müdürü sıfatıyla davalı şirketi belirli konularda temsil etme yetkisinin bulunduğu, davacının gerek şirket müdürü gerekse yönetim kurulu üyesi olması karşısında, tarafların 01.10.2012- 08.04.2013 tarihleri arasında iş ilişkisinin bulunmadığı, davalı şirkette çalışma süresinin tespitinde bordroların esas alınması gerektiğinden, bordro ile belgelenen 04.01.2003 tarihinden işten ayrıldığı 08.04.2013 tarihine kadar davalı şirkette çalıştığı kanaatine varıldığı, davacının ücretinin SGK kayıtlarının aksine dinlenen tanık beyanlarına göre fazla olduğu, ancak bunun yazılı delille ispat edilemediği, davacının davalı şirketteki konumu dikkate alınarak tanık beyanlarının ortalaması alınmak suretiyle net 9.000,00 TL (brüt 13.422,46 TL) maaş aldığının kabul edildiği ve işbu kabul doğrultusunda diğer alacaklarının da hesaplandığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, net 29.285,99 TL kıdem tazminatının temerrüt tarihi olan 08/04/2013 tarihinden itibaren banka mevduatına uygulanan en yüksek faiz oranı ile, net 20.417,94 TL ihbar tazminatının, 10.000,00 TL'sinin dava tarihinden, 10.417,94 TL'sinin ise ıslah tarihi olan 21/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle, net 45.000,00 TL ücretli izin ücretinin, 10.000,00 TL'sinin dava tarihinden, 35.000,00 TL'sinin ise ıslah tarihi olan 21/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle, 2.400,00 TL ödenmemiş ücret alacağının, 500,00 TL'sinin dava tarihinden, 1.900,00 TL'sinin ise ıslah tarihi olan 21/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline, prim, fazla mesai ve kötü niyet tazminat taleplerinin ise, reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Davacı tarafça, iş akdi ile çalıştığı davalı işyerinden akdin haksız ve kötüniyetli feshi nedeniyle İş Kanunu kapsamında almaya hak kazandığı kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücretli izin alacağı, prim alacağı, fazla mesai ve çalışılan hafta tatili ücreti, kötüniyet tazminatı ve maaş alacaklarının tahsili için açılan işbu davada mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, davanın açıldığı Antalya 4. İş Mahkemesi’nin 2013/418 Esas sayılı dosyasında 17.3.2014 tarih, 2014/135 K. sayılı kararla, davacının yönetim kurulu üyesi olup, yönetim kurulu üyesi ile şirket arasında hizmet ilişkisi değil daha ziyade vekalet ilişkisi söz konusu olduğundan somut uyuşmazlıkta ticaret mahkemelerinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verildiği, işbu kararın Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 13.06.2014 tarih, 2014/8856 E-2014/13439 K. sayılı ilamı ile onandığı anlaşılmıştır.
Bu durum karşısında, mahkemece temyiz incelemesinden de geçen görevsizlik kararı uyarınca artık taraflar arasındaki ilişkinin hizmet ilişkisi değil vekalet ilişkisi olarak kabul edilmesi gerekirken bu kabulün aksi yönünde olacak şekilde davacı ile davalı şirket arasında iş ilişkisi bulunduğundan bahisle hüküm tesisi cihetine gidilmesi doğru olmamıştır.
Bu itibarla, yukarıda da açıklandığı üzere davacı tarafça davalı şirkette yönetim kurulu üyesi olmasından kaynaklı alacağının değil, İş Kanunundan kaynaklı alacakların talep edildiği oysa, taraflar arasındaki ilişki hizmet ilişkisi olarak kabul edilmediği için İş Kanunundan kaynaklı alacakların talep edilemeyeceği nazara alınarak davanın reddine karar vermek gerekirken yanılgılı değerlendirme ile kısmen kabulü doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 2.037,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 08/10/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/555122900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz