Ttk 394
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/5027 E. 2019/2127 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 394↗ ihbar tazminatı↗ hizmet akdi↗ kıdem tazminatı↗ huzur hakkı↗ işçilik alacakları↗ esas sözleşme↗ ispat külfeti↗ ihbar↗ bilirkişi incelemesi↗ yönetim kurulu kararı↗ eksik inceleme↗ dahili dava↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davacının davalı şirkette 100 pay hisse sahibi olduğu ve yönetici pozisyonunda genel müdür yardımcısı, genel müdür ve yönetim kurulu başkanı sıfatları ile çalıştığı, davacının davalı şirkette işveren vekili statüsünde bulunduğu, 4857 sayılı İş Kanunu uyarınca işçi vasfını taşımadığı, davalı şirkette hissedar olan davacının aynı zamanda işçi sıfatı ile fazla mesai ve diğer taleplerinin değerlendirilme imkanının olmadığı, davacının yönetici sıfatı ile çalışma saatlerini kendisinin tespit etmesi nedeni ile fazla çalışma, hafta tatili ve yıllık izin ücretlerinin talebinin yerinde olmadığı, TTK 394. maddesi gereğince huzur hakkı veya ücretin ancak esas sözleşme veya genel kurul kararı ile verileceği, davacının maaş artışına ilişkin genel kurul kararı olmadığı, davacının iş akti işine özen göstermemesi ve mali hakları konusunda tek başına karar alması nedeniyle 4857 sayılı İş Kanununun 25/II-e maddesi gereğince haklı nedenle fesh edildiğinden kıdem-ihbar tazminatı talep edemeyeceği, ücret alacağının bulunmadığı, davacının ticaret hukukuna dayalı alacak veya hak talebinin de bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, davalı şirkette genel müdür yardımcısı olarak görev yapan davacının hizmet akdinin haksız feshedildiği iddiasıyla kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla mesai, ulusal bayram, genel tatil, hafta tatili ve ücret alacaklarının tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının 4857 sayılı İş Kanunu uyarınca işçi sıfatını taşımadığı ve ticaret hukukuna dayalı alacak talebinde de bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak davacı işçilik alacaklarının yanı sıra genel müdür yardımcısı sıfatıyla hizmet akdine dayalı olarak çalışması nedeniyle 2013 yılı Ekim ayına ait ücretinin ödenmediğini ileri sürerek 18.000 TL ücret talebinde de bulunmuştur.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi raporunda 30.07.2013 tarihli yönetim kurulu kararı ile davacıya emeklerinin karşılığı olarak 6.000,00 TL huzur hakkı ödenmesine karar verildiği ve huzur hakkının Türk Ticaret Kanununda düzenlenmiş olmakla ücrete dahil edilemeyeceği belirlenmiş olup, davacının ücretinin net 7.000,00 TL, brüt 9.791,58 TL olabileceği bildirilmiş ancak davacının ücret alacağının ödenip ödenmediği hususunda belirleme yapılmadığı gibi davacının en son aldığı ücret yönünden mahkemece dinlenen tanıkların beyanları da değerlendirilmemiştir. Bu durumda mahkemece öncelikle davacının dava konusu ettiği 2013 yılı Ekim ayı ücret alacağının miktarı belirlenip, ücretin ödendiğinin ispat külfetinin de davalıda olduğu gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru olmamış kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4619 E. 2023/3791 K.
Ortak:ihbar tazminatı · kıdem tazminatı · huzur hakkı · ispat külfeti · ihbar · yönetim kurulu kararı · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda… emece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davacının davalı şirkette 100 pay hisse sahibi olduğu ve yönetici pozisyonunda genel müdür yardımcısı, genel müdür ve «yönetim kurulu» başkanı sıfatları ile çalıştığı, davacının davalı şirkette işveren vekili statüsünde bulunduğu, 4857 sayılı İş Kanunu uyarınca işçi vasfını taşımadığı, davalı şirkette hissedar olan davacının aynı zamanda işçi sıfatı ile fazla mesai ve diğer taleplerinin değerlendirilme imkanının olmadığı, davacının yönetici sıfatı ile çalışma saatlerini kendisinin tespit etmesi nedeni ile fazla çalışma, hafta tatili ve yıllık izin ücretlerinin talebinin yerinde olmadığı, TTK 394. maddesi gereğince «huzur hakkı» veya ücretin ancak «esas sözleşme» veya genel kurul kararı ile verileceği, davacının maaş artışına ilişkin genel kurul kararı olmadığı, davacının iş akti işine özen göstermemesi ve mali hakları konusunda tek başına karar alması nedeniyle 4857 sayılı İş Kanununun 25/II-e maddesi gereğince haklı nedenle fesh edildiğinden kıdem-«ihbar tazminatı» talep edemeyeceği, ücret alacağının bulunmadığı, davacının ticaret hukukuna dayalı alacak veya hak talebinin de bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar veri …
2-Dava, davalı şirkette genel müdür yardımcısı olarak görev yapan davacının «hizmet akdinin» haksız feshedildiği iddiasıyla «kıdem tazminatı», «ihbar tazminatı», yıllık izin, fazla mesai, ulusal bayram, genel tatil, hafta tatili ve ücret alacaklarının tahsili istemine ilişkindir.
Ancak davacı «işçilik alacaklarının» yanı sıra genel müdür yardımcısı sıfatıyla hizmet akdine dayalı olarak çalışması nedeniyle 2013 yılı Ekim ayına ait ücretinin ödenmediğini ileri sürerek 18.000 TL ücret talebinde de bulunmuştur.Mahkemece «bilirkişi incelemesi» yaptırılmış, bilirkişi raporunda 30.07.2013 tarihli «yönetim kurulu» kararı ile davacıya emeklerinin karşılığı olarak 6.000,00 TL «huzur hakkı» ödenmesine karar verildiği ve huzur hakkının Türk Ticaret Kanununda düzenlenmiş olmakla ücrete «dahil» edilemeyeceği belirlenmiş olup, davacının ücretinin net 7.000,00 TL, brüt 9.791,58 TL olabileceği bildirilmiş ancak davacının ücret alacağının ödenip ödenmediği hususunda belirleme yapılmadığı gibi davacının en «son» aldığı ücret yönünden mahkemece dinlenen tanıkların beyanları da değerlendirilmemiştir.
Benzer bu karardaDavalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının iş akdinin «fesih» nedeni ücretini arttırmasıyken Mahkemece fesih nedeni oluşturan ücret artışının hesaplamada esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, ücret alacağı miktarının belirlenmesinde objektif ölçütler göz ardı edilerek salt tanık anlatımlarının dikkate alındığını, davacının ücret alacağı olarak 18.000,00 TL talep ettiğini ancak «huzur hakkının» «yönetim kurulu» üyelerine tanınan bir mali hak olduğunu ve ücretten ayrı olduğu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Bozma Kararı Dairemizin 13.03.2019 tarih, 2017/5027 E. ve 2019/2127 K. sayılı kararıyla davacının sair temyiz itirazlarının reddi ile dava konusu ettiği 2013 yılı Ekim ayı ücret alacağının miktarı belirlenip ücretin ödendiğinin «ispat külfetinin» de davalıda olduğu gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
… ktiğini, müvekkilinin ücret alacağını kendi iradesi ile artırdığına yönelik davalı şirket iddialarının asılsız ve mesnetsiz olduğunu, zira tanık anlatımlarına değil «yazılı delile» itibar edilmesi gerektiğini, şirket sahibi tarafından %100 maaş zammı ile «yönetim kurulu» başkanlığının müvekkiline teklif edildiğini ve müvekkilinin de bu «teminat» ile teklifi kabul ettiğini, bütün işlemler gibi maaş artırım işleminin de çift imza ile ve diğer yönetim kurulu üyelerinin de bilgisi dahilinde şirket sahibi taraf …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:yazılı delil · fesih · teminat
Benzer bu kararda… ktiğini, müvekkilinin ücret alacağını kendi iradesi ile artırdığına yönelik davalı şirket iddialarının asılsız ve mesnetsiz olduğunu, zira tanık anlatımlarına değil «yazılı delile» itibar edilmesi gerektiğini, şirket sahibi tarafından %100 maaş zammı ile «yönetim kurulu» başkanlığının müvekkiline teklif edildiğini ve müvekkilinin de bu «teminat» ile teklifi kabul ettiğini, bütün işlemler gibi maaş artırım işleminin de çift imza ile ve diğer yönetim kurulu üyelerinin de bilgisi dahilinde şirket sahibi taraf …
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının iş akdinin «fesih» nedeni ücretini arttırmasıyken Mahkemece fesih nedeni oluşturan ücret artışının hesaplamada esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, ücret alacağı miktarının belirlenmesinde objektif ölçütler göz ardı edilerek salt tanık anlatımlarının dikkate alındığını, davacının ücret alacağı olarak 18.000,00 TL talep ettiğini ancak «huzur hakkının» «yönetim kurulu» üyelerine tanınan bir mali hak olduğunu ve ücretten ayrı olduğu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/9209 E. 2010/1577 K.
Ortak:kıdem tazminatı · ihbar
İncelediğiniz kararda2-Dava, davalı şirkette genel müdür yardımcısı olarak görev yapan davacının «hizmet akdinin» haksız feshedildiği iddiasıyla «kıdem tazminatı», «ihbar tazminatı», yıllık izin, fazla mesai, ulusal bayram, genel tatil, hafta tatili ve ücret alacaklarının tahsili istemine ilişkindir.
… emece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davacının davalı şirkette 100 pay hisse sahibi olduğu ve yönetici pozisyonunda genel müdür yardımcısı, genel müdür ve «yönetim kurulu» başkanı sıfatları ile çalıştığı, davacının davalı şirkette işveren vekili statüsünde bulunduğu, 4857 sayılı İş Kanunu uyarınca işçi vasfını taşımadığı, davalı şirkette hissedar olan davacının aynı zamanda işçi sıfatı ile fazla mesai ve diğer taleplerinin değerlendirilme imkanının olmadığı, davacının yönetici sıfatı ile çalışma saatlerini kendisinin tespit etmesi nedeni ile fazla çalışma, hafta tatili ve yıllık izin ücretlerinin talebinin yerinde olmadığı, TTK 394. maddesi gereğince «huzur hakkı» veya ücretin ancak «esas sözleşme» veya genel kurul kararı ile verileceği, davacının maaş artışına ilişkin genel kurul kararı olmadığı, davacının iş akti işine özen göstermemesi ve mali hakları konusunda tek başına karar alması nedeniyle 4857 sayılı İş Kanununun 25/II-e maddesi gereğince haklı nedenle fesh edildiğinden kıdem-«ihbar tazminatı» talep edemeyeceği, ücret alacağının bulunmadığı, davacının ticaret hukukuna dayalı alacak veya hak talebinin de bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar veri …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, kıdem, «ihbar», genel tatil ve bayram, hafta tatili ve fazla mesai ücretine hak kazandığı, bilirkişinin hesapladığı 30.077,48 TL fazla mesai ücreti ile genel tatil ve bayram ücretleri ile izin, hastalık gibi nedenlerle çalışılmayan günler olabileceğinden % 50 oranında indirim yapılması gerektiği belirtilerek, toplam 35.960,46 TL alacağın davalıdan tahsiline, dava ile istenen meblağa davadan, ıslahla istenen meblağa «ıslah» tarihinden itibaren «temerrüt faizi» yürütülmesine karar verilmiştir.
2-1475 sayılı İş Kanununun 14/11. maddesi gereği «kıdem tazminatı» için «fesih» tarihinden itibaren «temerrüt faizi» yürütülmesi gerekirken, dava tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi doğru olmamış ve kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiş ise de yapıla …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:fesih · temerrüt faizi · ıslah · temerrüt
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, kıdem, «ihbar», genel tatil ve bayram, hafta tatili ve fazla mesai ücretine hak kazandığı, bilirkişinin hesapladığı 30.077,48 TL fazla mesai ücreti ile genel tatil ve bayram ücretleri ile izin, hastalık gibi nedenlerle çalışılmayan günler olabileceğinden % 50 oranında indirim yapılması gerektiği belirtilerek, toplam 35.960,46 TL alacağın davalıdan tahsiline, dava ile istenen meblağa davadan, ıslahla istenen meblağa «ıslah» tarihinden itibaren «temerrüt faizi» yürütülmesine karar verilmiştir.
2-1475 sayılı İş Kanununun 14/11. maddesi gereği «kıdem tazminatı» için «fesih» tarihinden itibaren «temerrüt faizi» yürütülmesi gerekirken, dava tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi doğru olmamış ve kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiş ise de yapıla …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17430 E. 2015/12285 K.
Ortak:ihbar tazminatı · kıdem tazminatı · ihbar · eksik inceleme
İncelediğiniz kararda2-Dava, davalı şirkette genel müdür yardımcısı olarak görev yapan davacının «hizmet akdinin» haksız feshedildiği iddiasıyla «kıdem tazminatı», «ihbar tazminatı», yıllık izin, fazla mesai, ulusal bayram, genel tatil, hafta tatili ve ücret alacaklarının tahsili istemine ilişkindir.
… emece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davacının davalı şirkette 100 pay hisse sahibi olduğu ve yönetici pozisyonunda genel müdür yardımcısı, genel müdür ve «yönetim kurulu» başkanı sıfatları ile çalıştığı, davacının davalı şirkette işveren vekili statüsünde bulunduğu, 4857 sayılı İş Kanunu uyarınca işçi vasfını taşımadığı, davalı şirkette hissedar olan davacının aynı zamanda işçi sıfatı ile fazla mesai ve diğer taleplerinin değerlendirilme imkanının olmadığı, davacının yönetici sıfatı ile çalışma saatlerini kendisinin tespit etmesi nedeni ile fazla çalışma, hafta tatili ve yıllık izin ücretlerinin talebinin yerinde olmadığı, TTK 394. maddesi gereğince «huzur hakkı» veya ücretin ancak «esas sözleşme» veya genel kurul kararı ile verileceği, davacının maaş artışına ilişkin genel kurul kararı olmadığı, davacının iş akti işine özen göstermemesi ve mali hakları konusunda tek başına karar alması nedeniyle 4857 sayılı İş Kanununun 25/II-e maddesi gereğince haklı nedenle fesh edildiğinden kıdem-«ihbar tazminatı» talep edemeyeceği, ücret alacağının bulunmadığı, davacının ticaret hukukuna dayalı alacak veya hak talebinin de bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar veri …
Bu durumda mahkemece öncelikle davacının dava konusu ettiği 2013 yılı Ekim ayı ücret alacağının miktarı belirlenip, ücretin ödendiğinin «ispat külfetinin» de davalıda olduğu gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı olarak karar verilmesi doğru olmamış kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlara ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının 3.113,80 TL «ihbar tazminatı», 13.789,73 TL yıllık ücretli izin alacağı ve 8.024,93 TL ulusal tatil ve bayram tatili ücreti alacağının bulunduğu, davacının «kıdem tazminatı», fazla mesai ücreti ve hafta tatili ücreti alacağının bulunmadığı, taleple bağlı kalındığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 3.113,80 TL ihbar tazminatı, 13.70 …
2- Dava, yabancı bayraklı gemide kaptan olarak çalışan davacının, «ihbar» ve «kıdem tazminatı», ulusal tatil ve bayram tatili alacağı, hafta tatili alacağı, fazla mesai ücreti ve yıllık izin ücreti alacaklarının, davalı gemi işletme müteahhidinden tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece uyuşmazlığa İş Kanunu veya Deniz İş Kanunu hükümlerinin uygulanamayacağı, bu nedenle davacının «kıdem tazminatı», fazla mesai ücreti ve hafta tatili ücreti alacaklarını talep edemeyeceği, diğer taleplerinin ise kısmen yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cy/cy kaydı
Benzer bu karardaAncak davalı vekilince 20.02.2012 tarihli dilekçe ile davacı kaptanın 21.06.2010-20.08.2010 tarihleri arasında izin haklarını topluca kullandığı savunulmuş ve dilekçe ekinde de kanıt olarak, belirtilen tarihlere ilişkin gemi jurnal «kaydı», gümrük muhafaza müdürlüğü ile liman başkanlığı kayıtları sunulmuştur.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8477 E. 2013/22900 K.
Ortak:ihbar
İncelediğiniz kararda… emece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davacının davalı şirkette 100 pay hisse sahibi olduğu ve yönetici pozisyonunda genel müdür yardımcısı, genel müdür ve «yönetim kurulu» başkanı sıfatları ile çalıştığı, davacının davalı şirkette işveren vekili statüsünde bulunduğu, 4857 sayılı İş Kanunu uyarınca işçi vasfını taşımadığı, davalı şirkette hissedar olan davacının aynı zamanda işçi sıfatı ile fazla mesai ve diğer taleplerinin değerlendirilme imkanının olmadığı, davacının yönetici sıfatı ile çalışma saatlerini kendisinin tespit etmesi nedeni ile fazla çalışma, hafta tatili ve yıllık izin ücretlerinin talebinin yerinde olmadığı, TTK 394. maddesi gereğince «huzur hakkı» veya ücretin ancak «esas sözleşme» veya genel kurul kararı ile verileceği, davacının maaş artışına ilişkin genel kurul kararı olmadığı, davacının iş akti işine özen göstermemesi ve mali hakları konusunda tek başına karar alması nedeniyle 4857 sayılı İş Kanununun 25/II-e maddesi gereğince haklı nedenle fesh edildiğinden kıdem-«ihbar tazminatı» talep edemeyeceği, ücret alacağının bulunmadığı, davacının ticaret hukukuna dayalı alacak veya hak talebinin de bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar veri …
2-Dava, davalı şirkette genel müdür yardımcısı olarak görev yapan davacının «hizmet akdinin» haksız feshedildiği iddiasıyla «kıdem tazminatı», «ihbar tazminatı», yıllık izin, fazla mesai, ulusal bayram, genel tatil, hafta tatili ve ücret alacaklarının tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaHukuk Dairesi'nin bozma ilamı ile taraflar arasında iş ilişkisinin bulunmayıp «vekalet ilişkisi» olduğu hususunun kesinleştiği, Haziran ayı itibariyle vekalet alacağının 16.500 TL olduğu ve bu ücretin ödenmediğinin anlaşıldığı, yasal koşulları oluşmayan kıdem, «ihbar», «kötü niyet», yıllık hafta ve genel tatil izinlerine ve manevi tazminata ilişkin istemlerin reddine karar vermek gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, davacı yanın 2006 yılı haziran ayı ücretine ilişkin isteminin kabulü ile 1.000 TL için dava tarihinden, kalan kısım için «ıslah» tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacı yana verilmesine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:vekalet ilişkisi · kısmi kabul · nispi vekalet ücreti · maktu vekalet ücreti · kötü niyet · görevsizlik kararı · ıslah · yasal faiz
Benzer bu karardaHukuk Dairesi'nin bozma ilamı ile taraflar arasında iş ilişkisinin bulunmayıp «vekalet ilişkisi» olduğu hususunun kesinleştiği, Haziran ayı itibariyle vekalet alacağının 16.500 TL olduğu ve bu ücretin ödenmediğinin anlaşıldığı, yasal koşulları oluşmayan kıdem, «ihbar», «kötü niyet», yıllık hafta ve genel tatil izinlerine ve manevi tazminata ilişkin istemlerin reddine karar vermek gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, davacı yanın 2006 yılı haziran ayı ücretine ilişkin isteminin kabulü ile 1.000 TL için dava tarihinden, kalan kısım için «ıslah» tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacı yana verilmesine karar verilmiştir.
2- Ancak, davanın 16.500 TL'lik «kısmı kabul» edildiğine göre davacı yararına «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de; yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK'nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün, aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir.
İş Mahkemesinden «görevsizlik» kararı ile geldiği, İş Mahkemesinde yapılan yargılama sonucu verilen kararın taraflarca temyizi üzerine Yargıtay 9.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3766 E. 2019/6365 K.
Ortak:ihbar tazminatı · kıdem tazminatı · işçilik alacakları · ihbar · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz kararda… emece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davacının davalı şirkette 100 pay hisse sahibi olduğu ve yönetici pozisyonunda genel müdür yardımcısı, genel müdür ve «yönetim kurulu» başkanı sıfatları ile çalıştığı, davacının davalı şirkette işveren vekili statüsünde bulunduğu, 4857 sayılı İş Kanunu uyarınca işçi vasfını taşımadığı, davalı şirkette hissedar olan davacının aynı zamanda işçi sıfatı ile fazla mesai ve diğer taleplerinin değerlendirilme imkanının olmadığı, davacının yönetici sıfatı ile çalışma saatlerini kendisinin tespit etmesi nedeni ile fazla çalışma, hafta tatili ve yıllık izin ücretlerinin talebinin yerinde olmadığı, TTK 394. maddesi gereğince «huzur hakkı» veya ücretin ancak «esas sözleşme» veya genel kurul kararı ile verileceği, davacının maaş artışına ilişkin genel kurul kararı olmadığı, davacının iş akti işine özen göstermemesi ve mali hakları konusunda tek başına karar alması nedeniyle 4857 sayılı İş Kanununun 25/II-e maddesi gereğince haklı nedenle fesh edildiğinden kıdem-«ihbar tazminatı» talep edemeyeceği, ücret alacağının bulunmadığı, davacının ticaret hukukuna dayalı alacak veya hak talebinin de bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar veri …
2-Dava, davalı şirkette genel müdür yardımcısı olarak görev yapan davacının «hizmet akdinin» haksız feshedildiği iddiasıyla «kıdem tazminatı», «ihbar tazminatı», yıllık izin, fazla mesai, ulusal bayram, genel tatil, hafta tatili ve ücret alacaklarının tahsili istemine ilişkindir.
Ancak davacı «işçilik alacaklarının» yanı sıra genel müdür yardımcısı sıfatıyla hizmet akdine dayalı olarak çalışması nedeniyle 2013 yılı Ekim ayına ait ücretinin ödenmediğini ileri sürerek 18.000 TL ücret talebinde de bulunmuştur.Mahkemece «bilirkişi incelemesi» yaptırılmış, bilirkişi raporunda 30.07.2013 tarihli «yönetim kurulu» kararı ile davacıya emeklerinin karşılığı olarak 6.000,00 TL «huzur hakkı» ödenmesine karar verildiği ve huzur hakkının Türk Ticaret Kanununda düzenlenmiş olmakla ücrete «dahil» edilemeyeceği belirlenmiş olup, davacının ücretinin net 7.000,00 TL, brüt 9.791,58 TL olabileceği bildirilmiş ancak davacının ücret alacağının ödenip ödenmediği hususunda belirleme yapılmadığı gibi davacının en «son» aldığı ücret yönünden mahkemece dinlenen tanıkların beyanları da değerlendirilmemiştir.
Benzer bu kararda… alışan olduğu, İş Kanunu hükümleri uygulanması gerektiği, davalının bu iş akdini feshetmede haklı olduğunu ispatlayamadığı, davacının emsal değer üzerinden kıdem ve «ihbar tazminatı» ile fazla mesai ve yıllık izin alacağı talep edebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 3.924,82 TL «kıdem tazminatı» («fesih» tarihi itibariyle uygulanacak mevduat faizi ile), 2.219,83 TL ihbar tazminatı, 2.229,48 TL fazla mesai alacağı(dava tarihi itibariyle uygulanacak mevduat faizi ile …
Davacı talepleri; kıdem ve «ihbar tazminatı», fazla mesai, yıllık izin ve eksik maaş alacağıdır.
Anılan talepler, 4857 Sayılı İş Kanunundan doğan «işçilik alacakları» olup, Dairemiz bozma ilamında davacı ile davalı şirket arasındaki ilişkinin 6762 sayılı TTK’nın 312. madde ve devamında düzenlenen şirket «yönetim kurulu» üyesi ile şirket arasındaki hizmet ilişkisi olduğu belirlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:işçi-işveren ilişkisi · fesih
Benzer bu kararda… alışan olduğu, İş Kanunu hükümleri uygulanması gerektiği, davalının bu iş akdini feshetmede haklı olduğunu ispatlayamadığı, davacının emsal değer üzerinden kıdem ve «ihbar tazminatı» ile fazla mesai ve yıllık izin alacağı talep edebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 3.924,82 TL «kıdem tazminatı» («fesih» tarihi itibariyle uygulanacak mevduat faizi ile), 2.219,83 TL ihbar tazminatı, 2.229,48 TL fazla mesai alacağı(dava tarihi itibariyle uygulanacak mevduat faizi ile …
Bu bağlamda, mahkemece, taraflar arasında, İş Kanunu kapsamında bir «işçi işveren ilişkisi» bulunmadığı ve buna bağlı olarak, davacının işçilik alacağı talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddi gerekirken yazılı şekilde kısmen kabul kararı verilmesi doğru olmamış kararın anılan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/5027 E. , 2019/2127 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada ...
8. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 27/02/2017 tarih ve 2016/462-2017/109 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin davalı işyerinde 01/07/2008 tarihinden itibaren çalışmaya başladığını, en son ücretinin 18.000,00 TL olduğunu, usulsüz olan bir takım kararların müvekkilince imzalanmaması üzerine iş akdine son verilmesine karar verildiğini ve iş akdinin 24.10.2013 tarihinde noter ihtarnamesi ile 4857 sayılı Kanunun 25. maddesi uyarınca davalı tarafça haksız olarak feshedildiğini, kıdem ve ihbar tazminatları ile çalıştığı süre boyunca fazla mesai, yıllık izin, genel tatil, hafta tatili ücretlerinin ve Ekim ayı ücretinin ödenmediğini ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000 TL kıdem tazminatı,1.000 TL ihbar tazminatı, 1.000 TL yıllık izin ücreti, 1.000 TL fazla mesai ücreti, 1.000 TL ulusal bayram ve genel tatil ücreti, 1.000 TL hafta tatili ücreti, 18.000 TL ücret alacağı olmak üzere toplam 24.000,00 TL alacağın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacının davalı işyerinde genel müdür olarak çalışmaya başladığını, davacının işveren vekili konumunda olduğunu, işveren vekillerinin kıdem, ihbar tazminatı ve fazla mesai taleplerinin kanuna ve Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu, davacının davalı işverenin güvenini kötüye kullandığını, davalı işvereni maddi zarara uğrattığını ve feshin haklı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davacının davalı şirkette 100 pay hisse sahibi olduğu ve yönetici pozisyonunda genel müdür yardımcısı, genel müdür ve yönetim kurulu başkanı sıfatları ile çalıştığı, davacının davalı şirkette işveren vekili statüsünde bulunduğu, 4857 sayılı İş Kanunu uyarınca işçi vasfını taşımadığı, davalı şirkette hissedar olan davacının aynı zamanda işçi sıfatı ile fazla mesai ve diğer taleplerinin değerlendirilme imkanının olmadığı, davacının yönetici sıfatı ile çalışma saatlerini kendisinin tespit etmesi nedeni ile fazla çalışma, hafta tatili ve yıllık izin ücretlerinin talebinin yerinde olmadığı, TTK 394. maddesi gereğince huzur hakkı veya ücretin ancak esas sözleşme veya genel kurul kararı ile verileceği, davacının maaş artışına ilişkin genel kurul kararı olmadığı, davacının iş akti işine özen göstermemesi ve mali hakları konusunda tek başına karar alması nedeniyle 4857 sayılı İş Kanununun 25/II-e maddesi gereğince haklı nedenle fesh edildiğinden kıdem-ihbar tazminatı talep edemeyeceği, ücret alacağının bulunmadığı, davacının ticaret hukukuna dayalı alacak veya hak talebinin de bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, davalı şirkette genel müdür yardımcısı olarak görev yapan davacının hizmet akdinin haksız feshedildiği iddiasıyla kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla mesai, ulusal bayram, genel tatil, hafta tatili ve ücret alacaklarının tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının 4857 sayılı İş Kanunu uyarınca işçi sıfatını taşımadığı ve ticaret hukukuna dayalı alacak talebinde de bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak davacı işçilik alacaklarının yanı sıra genel müdür yardımcısı sıfatıyla hizmet akdine dayalı olarak çalışması nedeniyle 2013 yılı Ekim ayına ait ücretinin ödenmediğini ileri sürerek 18.000 TL ücret talebinde de bulunmuştur.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi raporunda 30.07.2013 tarihli yönetim kurulu kararı ile davacıya emeklerinin karşılığı olarak 6.000,00 TL huzur hakkı ödenmesine karar verildiği ve huzur hakkının Türk Ticaret Kanununda düzenlenmiş olmakla ücrete dahil edilemeyeceği belirlenmiş olup, davacının ücretinin net 7.000,00 TL, brüt 9.791,58 TL olabileceği bildirilmiş ancak davacının ücret alacağının ödenip ödenmediği hususunda belirleme yapılmadığı gibi davacının en son aldığı ücret yönünden mahkemece dinlenen tanıkların beyanları da değerlendirilmemiştir.
Bu durumda mahkemece öncelikle davacının dava konusu ettiği 2013 yılı Ekim ayı ücret alacağının miktarı belirlenip, ücretin ödendiğinin ispat külfetinin de davalıda olduğu gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru olmamış kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 13/03/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/497337200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz