Sermaye taahhüdü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/3747 E. 2019/7229 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- beş yıllık
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sermaye taahhüdü↗ ön inceleme aşaması↗ hmk 150↗ tefrik↗ zamanaşımı defi↗ gerçek zarar↗ adli yardım↗ sermaye artırımı↗ şirket zararı↗ zamanaşımı def'i↗ açılmamış sayılma↗ tasfiye memuru↗ tmsf↗ def'i↗ ihtar↗ ek tasfiye↗ yönetim kurulu kararı↗ taahhütname↗ harç↗ yasal faiz↗ temerrüt↗ zamanaşımı↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; yönetim ve denetim kurulu üyelerinin gerçekleşen zararlar nedeniyle sorumlu oldukları, zararın gerçekleşmiş sayılması için paranın gönderildiği şirkete başvurulması ve ona karşı tüm yasal yolların tüketilmiş olmasının gerekmediği, davacı şirketin İktisat Bankası'ndan kullandırılan kredileri yine kendi bünyesinde bulunan şirketlere aktarılmasından ve artırılan sermaye dolayısıyla ödenmemiş 1.283.334,97 TL tutarındaki sermaye borcunun ödeme kabiliyeti bulunmayan Aksoy .. AŞ'ye devrine onay vermeleri sebebiyle kusurlu oldukları, sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri, davacının alacak talebinin temelinin davalıların haksız eylemlerinden kaynaklandığı, davalıların temerrüdü için ayrıca ihtar gerekmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 3.821.334,40 USD'nin 20/08/1999 tarihinden, 579.716,20 USD'nin 03/01/2000 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca işleyecek faiz ile 1.283.334,97 TL'nin 09/10/2001 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ..., Haçik Çopikoğlu dışındaki davalılardan tahsiline, davalılar ..., ..., Haçik Çopikoğlu hakkındaki davanın HMK.nın 150. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili, davalılar ..., ..., ..., ...,..., ..., ... vekilleri ile katılma yoluyla ... Terekesi Tasfiye Memuru temyiz etmiştir.
1-Mahkemece verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karar davalılar ..., ..., ..., ...,..., ..., ... vekilleri ile katılma yoluyla ... Terekesi Tasfiye Memuru tarafından adli yardım talepli olarak temyiz edilmiş olup, sunulan belgelerin incelenmesiyle adli yardım taleplerinin makul ve inandırıcı olduğu kanısına varılmış, Dairemizce davalılar ..., ..., ..., ...,..., ..., ... vekilleri ile ... Terekesi Tasfiye Memurunun kanun yoluna ilişkin harç ve giderler bakımından adli yardım taleplerinin kabulüne karar verilerek temyiz itirazlarının incelenmesine geçilmiştir.
2-Davalılardan ... hakkında açılan davanın eldeki dosyadan tefriki ile bir başka dosya üzerinden yargılamasının yapılmasına karar verildiği halde, mahkemece adı geçen davalı hakkındaki davanın HMK.nın 150. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına hükmedilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3-Dava, Spor Çocuk Televizyon Reklamcılık Ve Yapımcılık AŞ'nin İktisat Bankasından kullanmış olduğu kredinin grup şirketlerine teminatsız olarak aktarılıp geri dönüşünün olmaması nedeniyle oluşan şirket zararının, yine yapılan sermaye artırımı sonrasında payların mali durumu zayıf olan Aksoy Yayıncılık A.Ş. ye devredilmesine onay verilmesi ve sermaye taahhüdünün yerine getirilmesinin takip edilmemesi nedeni ile oluşan şirket zararının tahsili için davalı yönetim kurulu üyelerine ve denetim kurulu üyelerine karşı eski yönetici ve denetçilerin selefleri olmaları nedeniyle 6762 Sayılı TTK’nın 337. maddesine dayalı olarak açılan sorumluluk davasıdır.
Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 309. maddesi uyarınca “Mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkı davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren beş yıl geçmekle müruruzamana uğrar. Şu kadar ki; bu fiil cezayı müstelzim olup Ceza Kanununa göre müddeti daha uzun müruruzamana tabi bulunuyorsa tazminat davasına da o müruruzaman tatbik olunur.” Somut olayda sorumluluk doğurduğu iddia olunan dava dışı İktisat Bankasından alınarak dava dışı şirketlere kredi kullandırılması şeklinde oluşan zararlandırıcı işlem ile mali durumu zayıf olan şirkete pay devirlerine onay verilmesi ve sermaye taahhüdünün yerine getirilmesinin takip edilmemesi şeklinde oluşan zararlandırıcı işlem tarihlerinden itibaren beş yıllık zamanaşımı süresinin işleyecek olmasına göre her bir zararlandırıcı işlem tarihinden itibaren zamanaşımı defilerinin incelenip değerlendirilmesi gerekmektedir. Ancak mahkemece, 03/08/2006 tarihli denetim kurulu raporunda davalıların şirketi mali zarara uğrattıkları tespiti yapılmış olmakla, zararın doğumunun TMSF tarafından bu tarihte öğrenilmiş bulunduğu gerekçesiyle davalıların zamanaşımı def’ileri yerinde görülmemişse de yapılan değerlendirme zararı ve mesul olan kimseyi öğrenmeyle başlayan iki yıllık zamanaşımına ilişkin bulunmakla zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren başlayan beş yıllık zamanaşımı süresine ilişkin bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu suretle, mahkemece dava konusu edilen her bir zararlandırıcı eylem yönünden beş yıllık zamanaşımı süresinin bu hükümler çerçevesinde tespiti ile zamanaşımı def’ilerinin değerlendirilmesi gerekirken, bu hususta değerlendirme yapılmaksızın zamanaşımı def’ilerinin reddiyle işin esası hakkında karar verilmesi doğru olmamış, kararın temyiz eden davalılar yarına bozulması gerekmiştir.
4-Bozma sebep ve şekline göre davacı vekili, davalılar ..., ..., ..., ...,..., ..., ... vekilleri ile katılma yoluyla ... Terekesi Tasfiye Memurunun sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/15493 E. 2016/9413 K.
Ortak:şirket zararı · yönetim kurulu kararı · zamanaşımı · teminat · zamanaşımı beş yıllık
İncelediğiniz kararda3-Dava, Spor Çocuk Televizyon Reklamcılık Ve Yapımcılık AŞ'nin İktisat Bankasından kullanmış olduğu kredinin grup şirketlerine «teminatsız» olarak aktarılıp geri dönüşünün olmaması nedeniyle oluşan «şirket zararının», yine yapılan «sermaye artırımı» sonrasında payların mali durumu zayıf olan Aksoy Yayıncılık A.Ş. ye devredilmesine onay verilmesi ve «sermaye taahhüdünün» yerine getirilmesinin takip edilmemesi nedeni ile oluşan şirket zararının tahsili için davalı «yönetim kurulu» üyelerine ve denetim kurulu üyelerine karşı eski yönetici ve denetçilerin selefleri olmaları nedeniyle 6762 Sayılı TTK’nın 337. maddesine dayalı olarak açılan soru …
… sından alınarak dava dışı şirketlere kredi kullandırılması şeklinde oluşan zararlandırıcı işlem ile mali durumu zayıf olan şirkete pay devirlerine onay verilmesi ve «sermaye taahhüdünün» yerine getirilmesinin takip edilmemesi şeklinde oluşan zararlandırıcı işlem tarihlerinden itibaren beş yıllık «zamanaşımı» süresinin işleyecek olmasına göre her bir zararlandırıcı işlem tarihinden itibaren «zamanaşımı defilerinin» incelenip değerlendirilmesi gerekmektedir.
… da davalıların şirketi mali zarara uğrattıkları tespiti yapılmış olmakla, zararın doğumunun TMSF tarafından bu tarihte öğrenilmiş bulunduğu gerekçesiyle davalıların «zamanaşımı def»’ileri yerinde görülmemişse de yapılan değerlendirme zararı ve mesul olan kimseyi öğrenmeyle başlayan iki yıllık zamanaşımına ilişkin bulunmakla zararı doğuran fiil …
Benzer bu karardaA.Ş'nin İktisat Bankasından kullanmış olduğu kredinin grup şirketlerine «teminatsız» olarak aktarılıp geri dönüşünün olmaması nedeniyle oluşan «şirket zararı» nedeni ile davalı «yönetim kurulu» üyelerine karşı eski yöneticilerin selefleri olması nedeniyle 6762 Sayılı TTK’nın 337. maddesine dayalı olarak açılan sorumluluk davasıdır.
Yayıncılığın İktisat Bankasından kullandığı kredinin herhangi bir «teminat» alınmaksızın grup şirketlerinden ......AŞ'ye aktarıldığı, bu şekilde aktarılan 536.740 USD tutarındaki kredinin davacı şirkete geri dönüşünün yapılmadığı, bu yolla ... şirketinin 536.740 USD zarara uğratıldığı, zaman aşımı nedeniyle zarara asıl sebebiyet veren «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna» gidemeyen davacının mülga 6762 Sayılı TTK'nın 337. maddesine istinaden selef konumundaki yeni yönetim kurulu üyelerinden zararın giderimini talep ettiği, davalılar her ne kadar kredinin kullandırıldığı tarihte yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmamış olsalar da kendi dönemlerine devreden şirket alacağının tahsili ile ilgili herhangi bir işlem yapmamış olmaları nedeniyle TTK'nın 337. maddesi gereğince kusurlu oldukları, TTK'nın 359. maddesine göre kusursuz olduklarını ispat edemedikleri gerekçesiyle; davanın «ıslah» edilmiş hali ile kabulüne, 536.740 USD'nin 26/05/2004 tarihinden itibaren 3095 Sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince işleyecek faiziyle birlikte davalılardan müşter …
… şeklinde oluşan zararlandırıcı işlemin 26.09.2000 yılında yapıldığı, dava tarihi olan 24.10.2008 tarihi dikkate alındığında 2002 yılından önce görev yapan dava dışı «yönetim kurulu» üyeleri açısından TTK’nın 309. maddesinde öngörülen 5 yıllık «zamanaşımı» sürelerinin dolduğu, bu «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluklarına» gidilmesinin mümkün bulunmadığı, devam eden zarar verici bir eylem söz konusu olmadığından fiilin gerçekleştiği tarih yani kredilerin tahsis edildiği tarihin esas …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu · yönetim kurulu üyeliği · ıslah
Benzer bu karardaYayıncılığın İktisat Bankasından kullandığı kredinin herhangi bir «teminat» alınmaksızın grup şirketlerinden ......AŞ'ye aktarıldığı, bu şekilde aktarılan 536.740 USD tutarındaki kredinin davacı şirkete geri dönüşünün yapılmadığı, bu yolla ... şirketinin 536.740 USD zarara uğratıldığı, zaman aşımı nedeniyle zarara asıl sebebiyet veren «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna» gidemeyen davacının mülga 6762 Sayılı TTK'nın 337. maddesine istinaden selef konumundaki yeni yönetim kurulu üyelerinden zararın giderimini talep ettiği, davalılar her ne kadar kredinin kullandırıldığı tarihte yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmamış olsalar da kendi dönemlerine devreden şirket alacağının tahsili ile ilgili herhangi bir işlem yapmamış olmaları nedeniyle TTK'nın 337. maddesi gereğince kusurlu oldukları, TTK'nın 359. maddesine göre kusursuz olduklarını ispat edemedikleri gerekçesiyle; davanın «ıslah» edilmiş hali ile kabulüne, 536.740 USD'nin 26/05/2004 tarihinden itibaren 3095 Sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince işleyecek faiziyle birlikte davalılardan müşter …
A.Ş'nin 01/01/2000-25/05/2004 tarihleri arasında «yönetim kurulu üyeliğini» yaptıkları, davalıların göreve getirilmeden önce ...
… şeklinde oluşan zararlandırıcı işlemin 26.09.2000 yılında yapıldığı, dava tarihi olan 24.10.2008 tarihi dikkate alındığında 2002 yılından önce görev yapan dava dışı «yönetim kurulu» üyeleri açısından TTK’nın 309. maddesinde öngörülen 5 yıllık «zamanaşımı» sürelerinin dolduğu, bu «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluklarına» gidilmesinin mümkün bulunmadığı, devam eden zarar verici bir eylem söz konusu olmadığından fiilin gerçekleştiği tarih yani kredilerin tahsis edildiği tarihin esas …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10047 E. 2018/3141 K.
Ortak:gerçek zarar · zamanaşımı · zamanaşımı beş yıllık
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; yönetim ve denetim kurulu üyelerinin «gerçekleşen zararlar» nedeniyle sorumlu oldukları, zararın gerçekleşmiş sayılması için paranın gönderildiği şirkete başvurulması ve ona karşı tüm yasal yolların tüketilmiş olmasının ger …
… sından alınarak dava dışı şirketlere kredi kullandırılması şeklinde oluşan zararlandırıcı işlem ile mali durumu zayıf olan şirkete pay devirlerine onay verilmesi ve «sermaye taahhüdünün» yerine getirilmesinin takip edilmemesi şeklinde oluşan zararlandırıcı işlem tarihlerinden itibaren beş yıllık «zamanaşımı» süresinin işleyecek olmasına göre her bir zararlandırıcı işlem tarihinden itibaren «zamanaşımı defilerinin» incelenip değerlendirilmesi gerekmektedir.
… da davalıların şirketi mali zarara uğrattıkları tespiti yapılmış olmakla, zararın doğumunun TMSF tarafından bu tarihte öğrenilmiş bulunduğu gerekçesiyle davalıların «zamanaşımı def»’ileri yerinde görülmemişse de yapılan değerlendirme zararı ve mesul olan kimseyi öğrenmeyle başlayan iki yıllık zamanaşımına ilişkin bulunmakla zararı doğuran fiil …
Benzer bu kararda1-Dava, şirket yöneticisinin şirkete verdiği iddia olunan «dolaylı zararın» tazmini istemiyle açılan sorumluluk ve «alacak davası» olup mahkemece davalının «zamanaşımı» itirazı hukuk zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle reddedilmiş ise de; ...' nın 309. maddesinin «son» fıkrası uyarınca, mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkı davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı …
Somut olayda zararın vukuu tarihinden itibaren beş yıl ve mesul olan kimsenin öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl geçmiş ise de davalının eylemi, 5237 sayılı TCK' nın «257». maddesine göre hizmet nedeniyle görevi kötüye kullanma suçu olduğundan aynı Yasa'nın 66. maddesine göre dava «zamanaşımı» 8 yıldır.
Dolayısıyla suç tarihinden itibaren «ceza zamanaşımı» süresi dolmamış olup mahkemenin hukuk zamanaşımının dolmadığı gerekçesi doğru değil ise de yukarıda açıklanan gerekçeyle zamanaşımının reddi sonucu itibariyle doğrudur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dolaylı zarar · ceza zamanaşımı · i̇i̇k 257 · alacak davası · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda1-Dava, şirket yöneticisinin şirkete verdiği iddia olunan «dolaylı zararın» tazmini istemiyle açılan sorumluluk ve «alacak davası» olup mahkemece davalının «zamanaşımı» itirazı hukuk zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle reddedilmiş ise de; ...' nın 309. maddesinin «son» fıkrası uyarınca, mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkı davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı …
TL’yi yöneticisi olduğu şirkete intikal ettirmeyerek hem davacı alacaklının «dolaylı zarara» uğramasına neden olduğu, hem de anılan tutar kadar yöneticisi bulunduğu şirkete borcu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Somut olayda zararın vukuu tarihinden itibaren beş yıl ve mesul olan kimsenin öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl geçmiş ise de davalının eylemi, 5237 sayılı TCK' nın «257». maddesine göre hizmet nedeniyle görevi kötüye kullanma suçu olduğundan aynı Yasa'nın 66. maddesine göre dava «zamanaşımı» 8 yıldır.
Dolayısıyla suç tarihinden itibaren «ceza zamanaşımı» süresi dolmamış olup mahkemenin hukuk zamanaşımının dolmadığı gerekçesi doğru değil ise de yukarıda açıklanan gerekçeyle zamanaşımının reddi sonucu itibariyle doğrudur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14159 E. 2018/6638 K.
Ortak:zamanaşımı def'i · def'i · zamanaşımı · zamanaşımı beş yıllık
İncelediğiniz kararda… da davalıların şirketi mali zarara uğrattıkları tespiti yapılmış olmakla, zararın doğumunun TMSF tarafından bu tarihte öğrenilmiş bulunduğu gerekçesiyle davalıların «zamanaşımı def»’ileri yerinde görülmemişse de yapılan değerlendirme zararı ve mesul olan kimseyi öğrenmeyle başlayan iki yıllık zamanaşımına ilişkin bulunmakla zararı doğuran fiil …
Bu suretle, mahkemece dava konusu edilen her bir zararlandırıcı eylem yönünden beş yıllık «zamanaşımı» süresinin bu hükümler çerçevesinde tespiti ile «zamanaşımı def»’ilerinin değerlendirilmesi gerekirken, bu hususta değerlendirme yapılmaksızın zamanaşımı def’ilerinin reddiyle işin esası hakkında karar verilmesi doğru olmamış, kararın temyiz eden davalılar yarına bozulması gerekmiştir.
… sından alınarak dava dışı şirketlere kredi kullandırılması şeklinde oluşan zararlandırıcı işlem ile mali durumu zayıf olan şirkete pay devirlerine onay verilmesi ve «sermaye taahhüdünün» yerine getirilmesinin takip edilmemesi şeklinde oluşan zararlandırıcı işlem tarihlerinden itibaren beş yıllık «zamanaşımı» süresinin işleyecek olmasına göre her bir zararlandırıcı işlem tarihinden itibaren «zamanaşımı defilerinin» incelenip değerlendirilmesi gerekmektedir.
Benzer bu karardaBu durumda, davalı tarafça süresinde «zamanaşımı def»'inde bulunulduğu halde mahkemece bu hususta olumlu ya da «olumsuz» karar verilmemesi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
1- Dava, davalının murisi ve şirket ortağı olan ... şirkete verdiği iddia olunan zararların tazmini istemiyle açılan «tazminat davası» olup, mahkemece davalının «zamanaşımı» itirazı değerlendirilmeksizin kabul kararı verilmiştir.
765 sayılı Yasa'ya göre bu suçta «zamanaşımı» süresi 5 yıldır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tazminat davası · mirasçılık · olumsuz oy · dolandırıcılık · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalının murisi olan ... , şirketi borca soktuğu, murisin tek «mirasçısı» olan davalının da bu borçtan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
1- Dava, davalının murisi ve şirket ortağı olan ... şirkete verdiği iddia olunan zararların tazmini istemiyle açılan «tazminat davası» olup, mahkemece davalının «zamanaşımı» itirazı değerlendirilmeksizin kabul kararı verilmiştir.
6762 sayılı ...'nın 309.maddesinin «son» fıkrası uyarınca, mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkı davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren beş yıl geçmekle müruruzamana uğrar.
Somut olayda davalının murisine isnat olunan eylem «dolandırıcılık» suçuna ilişkindir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/3915 E. 2011/2496 K.
Ortak:zamanaşımı def'i · def'i · yönetim kurulu kararı · zamanaşımı · zamanaşımı beş yıllık
İncelediğiniz kararda… da davalıların şirketi mali zarara uğrattıkları tespiti yapılmış olmakla, zararın doğumunun TMSF tarafından bu tarihte öğrenilmiş bulunduğu gerekçesiyle davalıların «zamanaşımı def»’ileri yerinde görülmemişse de yapılan değerlendirme zararı ve mesul olan kimseyi öğrenmeyle başlayan iki yıllık zamanaşımına ilişkin bulunmakla zararı doğuran fiil …
Bu suretle, mahkemece dava konusu edilen her bir zararlandırıcı eylem yönünden beş yıllık «zamanaşımı» süresinin bu hükümler çerçevesinde tespiti ile «zamanaşımı def»’ilerinin değerlendirilmesi gerekirken, bu hususta değerlendirme yapılmaksızın zamanaşımı def’ilerinin reddiyle işin esası hakkında karar verilmesi doğru olmamış, kararın temyiz eden davalılar yarına bozulması gerekmiştir.
3-Dava, Spor Çocuk Televizyon Reklamcılık Ve Yapımcılık AŞ'nin İktisat Bankasından kullanmış olduğu kredinin grup şirketlerine «teminatsız» olarak aktarılıp geri dönüşünün olmaması nedeniyle oluşan «şirket zararının», yine yapılan «sermaye artırımı» sonrasında payların mali durumu zayıf olan Aksoy Yayıncılık A.Ş. ye devredilmesine onay verilmesi ve «sermaye taahhüdünün» yerine getirilmesinin takip edilmemesi nedeni ile oluşan şirket zararının tahsili için davalı «yönetim kurulu» üyelerine ve denetim kurulu üyelerine karşı eski yönetici ve denetçilerin selefleri olmaları nedeniyle 6762 Sayılı TTK’nın 337. maddesine dayalı olarak açılan soru …
Benzer bu karardaOysa, TTK' nun 1460 ncı maddesi gereğince dava basit muhakeme usulüne tabi olup, davalılar ilk celseden evvel «zamanaşımı def»'i nde bulunduklarından davalıların zamanaşımı def'i süresinde olup, mahkemece, zamanaşımı def'i 3.4.2008 tarihli oturumda gerekçesiz bir şekilde reddedilmiş ise de …
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalıların «yönetim kurulu» başkanı ve üyesi oldukları İsbaş A.Ş ile dava dışı şirketlerle imzalanan «sözleşmeleri fesh» etmek suretiyle İsbaş A.Ş. nin tazminat ödemesine neden olduklarının mahkeme kararları ile ve icra dosyaları ile belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu tazminatın davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
1- Dava, dava dışı Isbaş A.Ş.nin hakim ortağı olan davacının eski «yönetim kurulu» başkan ve üyesi olan davalılardan TTK.nun 309 ncu maddesine dayalı dolayısıyla görmüş olduğu zararının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ceza zamanaşımı · sözleşmenin feshi · fesih
Benzer bu karardaDavacı tarafça davaya dayanak yapılan ve davalılar tarafından dava dışı şirketlerle yapılan sözleşmelerin «fesih» tarihinin 10.6.1999 tarihi olması, işbu davanın 15.10.2007 tarihinde açılması ve anılan madde de öngörülen «ceza zamanaşımı» süresinin varlığının da iddia edilmemesi karşısında davalılar yönünden fesih tarihi ile dava tarihi arasındaki beş yıllık sürenin geçmiş olması nedeniyle davanın z …
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalıların «yönetim kurulu» başkanı ve üyesi oldukları İsbaş A.Ş ile dava dışı şirketlerle imzalanan «sözleşmeleri fesh» etmek suretiyle İsbaş A.Ş. nin tazminat ödemesine neden olduklarının mahkeme kararları ile ve icra dosyaları ile belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu tazminatın davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/4988 E. 2014/10999 K.
Ortak:zamanaşımı def'i · def'i · zamanaşımı · zamanaşımı beş yıllık
İncelediğiniz kararda… da davalıların şirketi mali zarara uğrattıkları tespiti yapılmış olmakla, zararın doğumunun TMSF tarafından bu tarihte öğrenilmiş bulunduğu gerekçesiyle davalıların «zamanaşımı def»’ileri yerinde görülmemişse de yapılan değerlendirme zararı ve mesul olan kimseyi öğrenmeyle başlayan iki yıllık zamanaşımına ilişkin bulunmakla zararı doğuran fiil …
Bu suretle, mahkemece dava konusu edilen her bir zararlandırıcı eylem yönünden beş yıllık «zamanaşımı» süresinin bu hükümler çerçevesinde tespiti ile «zamanaşımı def»’ilerinin değerlendirilmesi gerekirken, bu hususta değerlendirme yapılmaksızın zamanaşımı def’ilerinin reddiyle işin esası hakkında karar verilmesi doğru olmamış, kararın temyiz eden davalılar yarına bozulması gerekmiştir.
… sından alınarak dava dışı şirketlere kredi kullandırılması şeklinde oluşan zararlandırıcı işlem ile mali durumu zayıf olan şirkete pay devirlerine onay verilmesi ve «sermaye taahhüdünün» yerine getirilmesinin takip edilmemesi şeklinde oluşan zararlandırıcı işlem tarihlerinden itibaren beş yıllık «zamanaşımı» süresinin işleyecek olmasına göre her bir zararlandırıcı işlem tarihinden itibaren «zamanaşımı defilerinin» incelenip değerlendirilmesi gerekmektedir.
Benzer bu kararda1-Dava, «limited şirket ortağının» «şirket müdürleri» aleyhine açtığı «sorumluluk davası» olup, mümeyyiz davalılar vekili süresi içinde «zamanaşımı def»'inde bulunmuştur.
Buna göre, mahkemece mümeyyiz davalıların süresi içinde «zamanaşımı def»'inde bulunmaları sebebiyle zamanaşımı def'i incelenmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken bu hususta hüküm tesis edilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün mümeyyiz davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket ortağı · şirket müdürlüğü · sorumluluk davası · satış sözleşmesi · limited şirket · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda1-Dava, «limited şirket ortağının» «şirket müdürleri» aleyhine açtığı «sorumluluk davası» olup, mümeyyiz davalılar vekili süresi içinde «zamanaşımı def»'inde bulunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının hissedarı olduğu şirket aktifine kayıtlı olan çekicinin 10.02.2005 tarihinde noter «satış sözleşmesi» ile 100.000 TL bedelle davalı şirkete satıldığı, satış işlemini P.
6762 sayılı TTK'nın 309/«son» maddesinde ''Mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkı davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren beş yıl geçmekle müruruzamana uğrar.
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14053 E. 2018/2427 K.
Ortak:şirket zararı · yönetim kurulu kararı · zamanaşımı · zamanaşımı beş yıllık
İncelediğiniz kararda3-Dava, Spor Çocuk Televizyon Reklamcılık Ve Yapımcılık AŞ'nin İktisat Bankasından kullanmış olduğu kredinin grup şirketlerine «teminatsız» olarak aktarılıp geri dönüşünün olmaması nedeniyle oluşan «şirket zararının», yine yapılan «sermaye artırımı» sonrasında payların mali durumu zayıf olan Aksoy Yayıncılık A.Ş. ye devredilmesine onay verilmesi ve «sermaye taahhüdünün» yerine getirilmesinin takip edilmemesi nedeni ile oluşan şirket zararının tahsili için davalı «yönetim kurulu» üyelerine ve denetim kurulu üyelerine karşı eski yönetici ve denetçilerin selefleri olmaları nedeniyle 6762 Sayılı TTK’nın 337. maddesine dayalı olarak açılan soru …
… sından alınarak dava dışı şirketlere kredi kullandırılması şeklinde oluşan zararlandırıcı işlem ile mali durumu zayıf olan şirkete pay devirlerine onay verilmesi ve «sermaye taahhüdünün» yerine getirilmesinin takip edilmemesi şeklinde oluşan zararlandırıcı işlem tarihlerinden itibaren beş yıllık «zamanaşımı» süresinin işleyecek olmasına göre her bir zararlandırıcı işlem tarihinden itibaren «zamanaşımı defilerinin» incelenip değerlendirilmesi gerekmektedir.
… da davalıların şirketi mali zarara uğrattıkları tespiti yapılmış olmakla, zararın doğumunun TMSF tarafından bu tarihte öğrenilmiş bulunduğu gerekçesiyle davalıların «zamanaşımı def»’ileri yerinde görülmemişse de yapılan değerlendirme zararı ve mesul olan kimseyi öğrenmeyle başlayan iki yıllık zamanaşımına ilişkin bulunmakla zararı doğuran fiil …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların süresi içerisinde zaman aşımı itirazında bulundukları, davada «zamanaşımı» süresinin zararın ve sorumluların öğrenilmesinden itibaren 2 yıl olduğu, zararın en geç eski «yönetim kurulu» hakkında dava açılmasına ilişkin kararın alındığı, 05/03/2011 tarihinde zararın öğrenildiğinin kabul edildiği, bu tarihten itibaren iki yıllık zaman aşım süresi do …
1- Dava, şirket «yönetim kurulu» üyelerinin ve muhasebecisinin «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Mahkemece, dava konusu olayda zararın ve sorumluların öğrenilmesinden itibaren 2 yıllık «zamanaşımı» süresinin uygulanacağı ve bu süre dolduktan sonra davanın açılmış olduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ceza zamanaşımı · şikayet
Benzer bu karardaDavacı şirket vekili, davalıların mevzuata aykırı işlemler yaptığını, yapılmaması gereken giderlerin yapıldığını, şirket kaynaklarının aktarıldığını, davalılar aleyhine dava açılması hususunda 05.03.2011 tarihli genel kurulda karar alındığını, davalılar hakkında «şikayette» bulunduğunu ve ...
Cumhuriyet Başsavcılığının 2011/7071 sayılı soruşturma dosyası nazara alınarak «ceza zamanaşımı» hükümlerinin de değerlendirilmesi gerekmektedir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/3747 E. , 2019/7229 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 18/02/2016 tarih ve 2006/605-2016/144 sayılı kararın Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili, davalılar ..., ..., ..., ...,..., ..., ... vekilleri ile katılma yoluyla ... Terekesi Tasfiye Memuru vekili tarafından duruşmalı istenmiş olduğu anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 22.01.2019 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalılardan ..., ..., ...,... vekili Av. ... ve davalılardan ... vekili Av. ... dinlenildikten sonra, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla,
duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı şirketin yönetim ve denetiminin TMSF ye aktarılan şirketlerden olduğunu, 03/08/2006 tarihi Denetim Kurulu Raporunda şirketin zarara uğratıldığının ve her bir sorumlunun sorumluluğunun kapsamının belirlendiğini, 15/09/2006 tarihli genel kurulda 2001 yılına ilişkin ibraların geçersizlikleri nedeniyle TTK.nın 380. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve sorumlular hakkında dava açılmasına karar verildiğini, söz konusu şirketin ... grubu şirketlerinden olduğunu, şirketin İktisat Bankası şubelerinden aldığı kredilerin AKS TV A.Ş.'ye ve Atlas Finansal Kiralama A.Ş.'ye teminatsız olarak aktarıldığını, 2001 ile 2003 yılları arasında görev yapan davalıların seleflerinin haksız fillerinden kaynaklanan yolsuz muameleleri denetlemediklerini, yönetim kurulu ve denetim kurulu üyesi olan davalılaraın sorumlu oldyuklarını, davacı şirketin 25/09/1998 tarihi itibariyle 12 gerçek kişi hissedardan oluştuğunu, yapılan sermaye artırımı neticesinde bazı hissedarlann sermaye taahhütlerini yerine getirmemesi üzerine, bu hissedarların pay sahipliği haklarından mahrum bırakılmalarına karar verildiğini, payların mali durumu zayıf olan Aksoy Yayıncılık A.Ş.
ye aktarılmasına onay verilmemesi gerektiğini, bu şirketin sermaye taahhüdünü ödeyemeyeceğinin belli olduğunu, payların bu şirkete devredilmesi ve sermaye taahhüdünün yerine getirilmesinin takip edilememesi karşısında, davalıların şirketi zarara uğrattıklarını ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 7.000,00 USD.nin zararın meydana geldiği tarihten itibaren Amerikan Dolarına uygulanan en yüksek faiziyle birlikte, 6.000,00 TL nin ise zarar tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan tazminini talep ve dava etmiştir. Islah dilekçesiyle de talebini 8.232.896,50 USD ve 1.283.535 TL.ye yükseltmiştir.
Davalılar ve vekilleri, zamanaşımı def’inde bulunmuşlar, geçerli ibra kararı nedeniyle davalılardan talepte bulunulamayacağını, davalıların sorumluluklarının olmadığını savunarak, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; yönetim ve denetim kurulu üyelerinin gerçekleşen zararlar nedeniyle sorumlu oldukları, zararın gerçekleşmiş sayılması için paranın gönderildiği şirkete başvurulması ve ona karşı tüm yasal yolların tüketilmiş olmasının gerekmediği, davacı şirketin İktisat Bankası'ndan kullandırılan kredileri yine kendi bünyesinde bulunan şirketlere aktarılmasından ve artırılan sermaye dolayısıyla ödenmemiş 1.283.334,97 TL tutarındaki sermaye borcunun ödeme kabiliyeti bulunmayan Aksoy .. AŞ'ye devrine onay vermeleri sebebiyle kusurlu oldukları, sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri, davacının alacak talebinin temelinin davalıların haksız eylemlerinden kaynaklandığı, davalıların temerrüdü için ayrıca ihtar gerekmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 3.821.334,40 USD'nin 20/08/1999 tarihinden, 579.716,20 USD'nin 03/01/2000 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca işleyecek faiz ile 1.283.334,97 TL'nin 09/10/2001 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ..., Haçik Çopikoğlu dışındaki davalılardan tahsiline, davalılar ..., ..., Haçik Çopikoğlu hakkındaki davanın HMK.nın 150.
maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili, davalılar ..., ..., ..., ...,..., ..., ... vekilleri ile katılma yoluyla ... Terekesi Tasfiye Memuru temyiz etmiştir.
1-Mahkemece verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karar davalılar ..., ..., ..., ...,..., ..., ... vekilleri ile katılma yoluyla ... Terekesi Tasfiye Memuru tarafından adli yardım talepli olarak temyiz edilmiş olup, sunulan belgelerin incelenmesiyle adli yardım taleplerinin makul ve inandırıcı olduğu kanısına varılmış, Dairemizce davalılar ..., ..., ..., ...,..., ..., ... vekilleri ile ... Terekesi Tasfiye Memurunun kanun yoluna ilişkin harç ve giderler bakımından adli yardım taleplerinin kabulüne karar verilerek temyiz itirazlarının incelenmesine geçilmiştir.
2-Davalılardan ... hakkında açılan davanın eldeki dosyadan tefriki ile bir başka dosya üzerinden yargılamasının yapılmasına karar verildiği halde, mahkemece adı geçen davalı hakkındaki davanın HMK.nın 150. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına hükmedilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3-Dava, Spor Çocuk Televizyon Reklamcılık Ve Yapımcılık AŞ'nin İktisat Bankasından kullanmış olduğu kredinin grup şirketlerine teminatsız olarak aktarılıp geri dönüşünün olmaması nedeniyle oluşan şirket zararının, yine yapılan sermaye artırımı sonrasında payların mali durumu zayıf olan Aksoy Yayıncılık A.Ş. ye devredilmesine onay verilmesi ve sermaye taahhüdünün yerine getirilmesinin takip edilmemesi nedeni ile oluşan şirket zararının tahsili için davalı yönetim kurulu üyelerine ve denetim kurulu üyelerine karşı eski yönetici ve denetçilerin selefleri olmaları nedeniyle 6762 Sayılı TTK’nın 337. maddesine dayalı olarak açılan sorumluluk davasıdır.
Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 309. maddesi uyarınca “Mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkı davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren beş yıl geçmekle müruruzamana uğrar. Şu kadar ki; bu fiil cezayı müstelzim olup Ceza Kanununa göre müddeti daha uzun müruruzamana tabi bulunuyorsa tazminat davasına da o müruruzaman tatbik olunur.” Somut olayda sorumluluk doğurduğu iddia olunan dava dışı İktisat Bankasından alınarak dava dışı şirketlere kredi kullandırılması şeklinde oluşan zararlandırıcı işlem ile mali durumu zayıf olan şirkete pay devirlerine onay verilmesi ve sermaye taahhüdünün yerine getirilmesinin takip edilmemesi şeklinde oluşan zararlandırıcı işlem tarihlerinden itibaren beş yıllık zamanaşımı süresinin işleyecek olmasına göre her bir zararlandırıcı işlem tarihinden itibaren zamanaşımı defilerinin incelenip değerlendirilmesi gerekmektedir.
Ancak mahkemece, 03/08/2006 tarihli denetim kurulu raporunda davalıların şirketi mali zarara uğrattıkları tespiti yapılmış olmakla, zararın doğumunun TMSF tarafından bu tarihte öğrenilmiş bulunduğu gerekçesiyle davalıların zamanaşımı def’ileri yerinde görülmemişse de yapılan değerlendirme zararı ve mesul olan kimseyi öğrenmeyle başlayan iki yıllık zamanaşımına ilişkin bulunmakla zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren başlayan beş yıllık zamanaşımı süresine ilişkin bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu suretle, mahkemece dava konusu edilen her bir zararlandırıcı eylem yönünden beş yıllık zamanaşımı süresinin bu hükümler çerçevesinde tespiti ile zamanaşımı def’ilerinin değerlendirilmesi gerekirken, bu hususta değerlendirme yapılmaksızın zamanaşımı def’ilerinin reddiyle işin esası hakkında karar verilmesi doğru olmamış, kararın temyiz eden davalılar yarına bozulması gerekmiştir.
4-Bozma sebep ve şekline göre davacı vekili, davalılar ..., ..., ..., ...,..., ..., ... vekilleri ile katılma yoluyla ... Terekesi Tasfiye Memurunun sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar ..., ..., ...,..., ..., ..., ... vekilleri ile ... Terekesi Tasfiye Memurunun kanun yoluna ilişkin harç ve giderler bakımından adli yardım talebinin kabulüne, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın re’sen BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar ..., ..., ..., ...,..., ..., ... vekilleri ile ... Terekesi Tasfiye Memurunun temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekili, davalılar ..., ..., ..., ...,..., ..., ... vekilleri ile katılma yoluyla ... Terekesi Tasfiye Memurunun sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 2.037,00 TL duruşma vekalet ücretinin, davacıdan alınarak davalılardan ..., ..., ...,...'a ve ...'a verilmesine, 14/11/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/547406800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz