Limited şirket ortağı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/4988 E. 2014/10999 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- ['6102/309']
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
limited şirket ortağı↗ ttk 309/4↗ şirket müdürlüğü↗ sorumluluk davası↗ satış sözleşmesi↗ zamanaşımı def'i↗ def'i↗ limited şirket↗ dahili dava↗ zamanaşımı↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece yapılan yargılama sonunda iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının hissedarı olduğu şirket aktifine kayıtlı olan çekicinin 10.02.2005 tarihinde noter satış sözleşmesi ile 100.000 TL bedelle davalı şirkete satıldığı, satış işlemini P. Lojistik Ulus. ve Dahili Nak. ve Tic. Ltd. Şti. adına davalı Serkan Balkan'ın gerçekleştirdiği, şirketin söz konusu satış sebebiyle 10.685,87 TL zarar ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 10.685,87 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak şirkete iadesine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar S. B. ve Ş. (Ş.) B. vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, limited şirket ortağının şirket müdürleri aleyhine açtığı sorumluluk davası olup, mümeyyiz davalılar vekili süresi içinde zamanaşımı def'inde bulunmuştur. 6762 sayılı TTK'nın 309/son maddesinde ''Mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkı davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren beş yıl geçmekle müruruzamana uğrar. Şu kadar ki; bu fiil cezayı müstelzim olup Ceza Kanunu'na göre müddeti daha uzun müruruzamana tabi bulunuyorsa tazminat davasına da o müruruzaman tatbik olunur.'' düzenlemesine yer verilmiştir. Buna göre, mahkemece mümeyyiz davalıların süresi içinde zamanaşımı def'inde bulunmaları sebebiyle zamanaşımı def'i incelenmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken bu hususta hüküm tesis edilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün mümeyyiz davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, mümeyyiz davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14159 E. 2018/6638 K.
Ortak:zamanaşımı def'i · def'i · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı ['6102/309']
İncelediğiniz kararda1-Dava, «limited şirket ortağının» «şirket müdürleri» aleyhine açtığı «sorumluluk davası» olup, mümeyyiz davalılar vekili süresi içinde «zamanaşımı def»'inde bulunmuştur.
Buna göre, mahkemece mümeyyiz davalıların süresi içinde «zamanaşımı def»'inde bulunmaları sebebiyle zamanaşımı def'i incelenmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken bu hususta hüküm tesis edilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün mümeyyiz davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
6762 sayılı TTK'nın 309/«son» maddesinde ''Mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkı davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren beş yıl geçmekle müruruzamana uğrar.
Benzer bu karardaBu durumda, davalı tarafça süresinde «zamanaşımı def»'inde bulunulduğu halde mahkemece bu hususta olumlu ya da «olumsuz» karar verilmemesi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
1- Dava, davalının murisi ve şirket ortağı olan ... şirkete verdiği iddia olunan zararların tazmini istemiyle açılan «tazminat davası» olup, mahkemece davalının «zamanaşımı» itirazı değerlendirilmeksizin kabul kararı verilmiştir.
6762 sayılı ...'nın 309.maddesinin «son» fıkrası uyarınca, mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkı davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren beş yıl geçmekle müruruzamana uğrar.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tazminat davası · mirasçılık · olumsuz oy · dolandırıcılık
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalının murisi olan ... , şirketi borca soktuğu, murisin tek «mirasçısı» olan davalının da bu borçtan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
1- Dava, davalının murisi ve şirket ortağı olan ... şirkete verdiği iddia olunan zararların tazmini istemiyle açılan «tazminat davası» olup, mahkemece davalının «zamanaşımı» itirazı değerlendirilmeksizin kabul kararı verilmiştir.
Somut olayda davalının murisine isnat olunan eylem «dolandırıcılık» suçuna ilişkindir.
Bu durumda, davalı tarafça süresinde «zamanaşımı def»'inde bulunulduğu halde mahkemece bu hususta olumlu ya da «olumsuz» karar verilmemesi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/3915 E. 2011/2496 K.
Ortak:zamanaşımı def'i · def'i · zamanaşımı · zamanaşımı ['6102/309']
İncelediğiniz kararda1-Dava, «limited şirket ortağının» «şirket müdürleri» aleyhine açtığı «sorumluluk davası» olup, mümeyyiz davalılar vekili süresi içinde «zamanaşımı def»'inde bulunmuştur.
Buna göre, mahkemece mümeyyiz davalıların süresi içinde «zamanaşımı def»'inde bulunmaları sebebiyle zamanaşımı def'i incelenmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken bu hususta hüküm tesis edilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün mümeyyiz davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaOysa, TTK' nun 1460 ncı maddesi gereğince dava basit muhakeme usulüne tabi olup, davalılar ilk celseden evvel «zamanaşımı def»'i nde bulunduklarından davalıların zamanaşımı def'i süresinde olup, mahkemece, zamanaşımı def'i 3.4.2008 tarihli oturumda gerekçesiz bir şekilde reddedilmiş ise de …
Davacı tarafça davaya dayanak yapılan ve davalılar tarafından dava dışı şirketlerle yapılan sözleşmelerin «fesih» tarihinin 10.6.1999 tarihi olması, işbu davanın 15.10.2007 tarihinde açılması ve anılan madde de öngörülen «ceza zamanaşımı» süresinin varlığının da iddia edilmemesi karşısında davalılar yönünden fesih tarihi ile dava tarihi arasındaki beş yıllık sürenin geçmiş olması nedeniyle davanın z …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ceza zamanaşımı · sözleşmenin feshi · fesih · yönetim kurulu kararı
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalıların «yönetim kurulu» başkanı ve üyesi oldukları İsbaş A.Ş ile dava dışı şirketlerle imzalanan «sözleşmeleri fesh» etmek suretiyle İsbaş A.Ş. nin tazminat ödemesine neden olduklarının mahkeme kararları ile ve icra dosyaları ile belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu tazminatın davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Davacı tarafça davaya dayanak yapılan ve davalılar tarafından dava dışı şirketlerle yapılan sözleşmelerin «fesih» tarihinin 10.6.1999 tarihi olması, işbu davanın 15.10.2007 tarihinde açılması ve anılan madde de öngörülen «ceza zamanaşımı» süresinin varlığının da iddia edilmemesi karşısında davalılar yönünden fesih tarihi ile dava tarihi arasındaki beş yıllık sürenin geçmiş olması nedeniyle davanın z …
1- Dava, dava dışı Isbaş A.Ş.nin hakim ortağı olan davacının eski «yönetim kurulu» başkan ve üyesi olan davalılardan TTK.nun 309 ncu maddesine dayalı dolayısıyla görmüş olduğu zararının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10047 E. 2018/3141 K.
Ortak:zamanaşımı · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı ['6102/309']
İncelediğiniz kararda1-Dava, «limited şirket ortağının» «şirket müdürleri» aleyhine açtığı «sorumluluk davası» olup, mümeyyiz davalılar vekili süresi içinde «zamanaşımı def»'inde bulunmuştur.
6762 sayılı TTK'nın 309/«son» maddesinde ''Mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkı davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren beş yıl geçmekle müruruzamana uğrar.
Buna göre, mahkemece mümeyyiz davalıların süresi içinde «zamanaşımı def»'inde bulunmaları sebebiyle zamanaşımı def'i incelenmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken bu hususta hüküm tesis edilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün mümeyyiz davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu kararda1-Dava, şirket yöneticisinin şirkete verdiği iddia olunan «dolaylı zararın» tazmini istemiyle açılan sorumluluk ve «alacak davası» olup mahkemece davalının «zamanaşımı» itirazı hukuk zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle reddedilmiş ise de; ...' nın 309. maddesinin «son» fıkrası uyarınca, mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkı davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı …
Somut olayda zararın vukuu tarihinden itibaren beş yıl ve mesul olan kimsenin öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl geçmiş ise de davalının eylemi, 5237 sayılı TCK' nın «257». maddesine göre hizmet nedeniyle görevi kötüye kullanma suçu olduğundan aynı Yasa'nın 66. maddesine göre dava «zamanaşımı» 8 yıldır.
Dolayısıyla suç tarihinden itibaren «ceza zamanaşımı» süresi dolmamış olup mahkemenin hukuk zamanaşımının dolmadığı gerekçesi doğru değil ise de yukarıda açıklanan gerekçeyle zamanaşımının reddi sonucu itibariyle doğrudur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dolaylı zarar · ceza zamanaşımı · i̇i̇k 257 · gerçek zarar · alacak davası
Benzer bu kararda1-Dava, şirket yöneticisinin şirkete verdiği iddia olunan «dolaylı zararın» tazmini istemiyle açılan sorumluluk ve «alacak davası» olup mahkemece davalının «zamanaşımı» itirazı hukuk zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle reddedilmiş ise de; ...' nın 309. maddesinin «son» fıkrası uyarınca, mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkı davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı …
Ancak, dava «dolaylı zarar» iddiasıyla açılmış olup, davacı uğradığı «gerçek zararın» saptanarak dolaylı zarar miktarı kadar şirkete verilmesini isteyebilir.
TL’yi yöneticisi olduğu şirkete intikal ettirmeyerek hem davacı alacaklının «dolaylı zarara» uğramasına neden olduğu, hem de anılan tutar kadar yöneticisi bulunduğu şirkete borcu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Somut olayda zararın vukuu tarihinden itibaren beş yıl ve mesul olan kimsenin öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl geçmiş ise de davalının eylemi, 5237 sayılı TCK' nın «257». maddesine göre hizmet nedeniyle görevi kötüye kullanma suçu olduğundan aynı Yasa'nın 66. maddesine göre dava «zamanaşımı» 8 yıldır.
2 benzer karar daha
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14053 E. 2018/2427 K.
Ortak:zamanaşımı · zamanaşımı ['6102/309']
İncelediğiniz kararda1-Dava, «limited şirket ortağının» «şirket müdürleri» aleyhine açtığı «sorumluluk davası» olup, mümeyyiz davalılar vekili süresi içinde «zamanaşımı def»'inde bulunmuştur.
Buna göre, mahkemece mümeyyiz davalıların süresi içinde «zamanaşımı def»'inde bulunmaları sebebiyle zamanaşımı def'i incelenmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken bu hususta hüküm tesis edilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün mümeyyiz davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların süresi içerisinde zaman aşımı itirazında bulundukları, davada «zamanaşımı» süresinin zararın ve sorumluların öğrenilmesinden itibaren 2 yıl olduğu, zararın en geç eski «yönetim kurulu» hakkında dava açılmasına ilişkin kararın alındığı, 05/03/2011 tarihinde zararın öğrenildiğinin kabul edildiği, bu tarihten itibaren iki yıllık zaman aşım süresi do …
Mahkemece, dava konusu olayda zararın ve sorumluların öğrenilmesinden itibaren 2 yıllık «zamanaşımı» süresinin uygulanacağı ve bu süre dolduktan sonra davanın açılmış olduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Buna göre, anılan hüküm doğrultusunda dava konusu olayda 2 ve 5 yıllık «zamanaşımı» sürelerinin geçerli olduğunun dikkate alınması, ayrıca davalılar aleyhine yürütülen ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ceza zamanaşımı · şikayet · şirket zararı · yönetim kurulu kararı
Benzer bu kararda1- Dava, şirket «yönetim kurulu» üyelerinin ve muhasebecisinin «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların süresi içerisinde zaman aşımı itirazında bulundukları, davada «zamanaşımı» süresinin zararın ve sorumluların öğrenilmesinden itibaren 2 yıl olduğu, zararın en geç eski «yönetim kurulu» hakkında dava açılmasına ilişkin kararın alındığı, 05/03/2011 tarihinde zararın öğrenildiğinin kabul edildiği, bu tarihten itibaren iki yıllık zaman aşım süresi do …
Davacı şirket vekili, davalıların mevzuata aykırı işlemler yaptığını, yapılmaması gereken giderlerin yapıldığını, şirket kaynaklarının aktarıldığını, davalılar aleyhine dava açılması hususunda 05.03.2011 tarihli genel kurulda karar alındığını, davalılar hakkında «şikayette» bulunduğunu ve ...
Cumhuriyet Başsavcılığının 2011/7071 sayılı soruşturma dosyası nazara alınarak «ceza zamanaşımı» hükümlerinin de değerlendirilmesi gerekmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8349 E. 2014/598 K.
Ortak:zamanaşımı · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı ['6102/309']
İncelediğiniz kararda1-Dava, «limited şirket ortağının» «şirket müdürleri» aleyhine açtığı «sorumluluk davası» olup, mümeyyiz davalılar vekili süresi içinde «zamanaşımı def»'inde bulunmuştur.
6762 sayılı TTK'nın 309/«son» maddesinde ''Mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkı davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren beş yıl geçmekle müruruzamana uğrar.
Buna göre, mahkemece mümeyyiz davalıların süresi içinde «zamanaşımı def»'inde bulunmaları sebebiyle zamanaşımı def'i incelenmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken bu hususta hüküm tesis edilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün mümeyyiz davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaDavacı şirket ile davalının müdürü olduğu dava dışı şirket arasında akdedilen prefinansman sözleşmesi uyarınca, dava dışı şirekete gönderilen paraların davalı tarafından 2004 yılı içerisinde mal edindiği iddiası 765 sayılı TCK 510. maddesinde belirtilen hizmet nedeniyle «emniyeti suistimal» suçunu oluşturacağı, bunun da yine aynı Yasa'nın 102/4. maddesi uyarınca 5 yıllık olağan «zamanaşımı» süresine tabi olduğu anlaşılmaktadır.
TTK 309/«son» maddesi uyarınca "Mesul olan kimselere karşı tazminat isteme hakkı davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren beş yıl geçmekle müruruzamana uğrar.
Şu kadar ki; bu fiil cezayı müstelzim olup Ceza Kanunu'na göre müddeti daha uzun müruruzamana tabi bulunuyorsa tazminat davasına da o müruruzaman tatbik olunur." Buna göre, mahkemece 15.02.2011 tarihinde açılan davanın «zamanaşımı» süresi içerisinde açılmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi gerekirken esasa girilmesi doğru olmamış davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:emniyeti suistimal · dolaylı zarar · şirket zararı · avans faizi
Benzer bu karardaÖ..’in EFT’lerle tahsil edilen 5.050.000,00 TL’den 3.061.120,12 TL’sini şirkete intikal ettirmeyerek hem davacı alacaklının «dolaylı zarara» uğramasına neden olduğu, hem de anılan tutar kadar yöneticisi bulunduğu şirkete borcu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 3.061.120,12 TL'nin 21.07.2004 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile Ö.Petrol Ürünleri Ltd.
1- Dava, davalı şirket müdürünün eylemleri ile dava dışı müdürü bulunduğu «şirketi zarara» uğrattığı iddiasıyla açılan sorumluluk davasıdır.
Davacı şirket ile davalının müdürü olduğu dava dışı şirket arasında akdedilen prefinansman sözleşmesi uyarınca, dava dışı şirekete gönderilen paraların davalı tarafından 2004 yılı içerisinde mal edindiği iddiası 765 sayılı TCK 510. maddesinde belirtilen hizmet nedeniyle «emniyeti suistimal» suçunu oluşturacağı, bunun da yine aynı Yasa'nın 102/4. maddesi uyarınca 5 yıllık olağan «zamanaşımı» süresine tabi olduğu anlaşılmaktadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/4988 E. , 2014/10999 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 13/12/2010
NUMARASI 2008/53-2010/736
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13/12/2010 tarih ve 2008/53-2010/736 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar S. B. ve Ş. (Ş.) Balkan vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin %50 hissesini devraldığı P. Lojistik Ulus. ve Dahili Nak. ve Tic. Ltd. Şti'nin tek malvarlığı olan çekicinin şirketin ana sözleşmesindeki faaliyetlerini yapamayacak hale getirilmesi amacıyla ile şirket müdürü olan davalı S. B. tarafından münferit imza ile diğer davalı şirkete satıldığını, satış bedelinin davalı şirket tarafından ödenmediğini, çekicinin satış işleminin gerçek değer üzerinden yapılmadığını, satış işleminin tek başına dışarıdan atanmış müdür tarafından gerçekleştirilemeyeceğini, diğer davalının şirketin diğer müdürü olduğunu, gerek bu satış işlemi gerekse başka işlemlerle şirket müdürlerinin şirketi zarara uğrattıklarını belirterek araç satışının iptaline, aracın alıcı tarafından satılmış olması halinde gerçek satış bedelinin alıcıdan alınmasına, şirket müdürlerinin firmayı uğrattıkları zararı şirkete geri ödemelerine, bu kapsamda 95.000 TL'nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında yanlızca çekicinin satışı sebebiyle şirketin uğramış olduğu zarar miktarının talep edildiğini, başka bir taleplerinin olmadığını belirtmiştir.
Davalı şirket vekili, çekicinin satış bedeli tamamen ödenmek suretiyle oto alım-satımı ile iştigal eden müvekkili tarafından satın alındığını ve daha sonra tekrar satıldığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı Şahin Balkan vekili, zamanaşımı def'i, yetki, görev, aktif dava ehliyeti yokluğu, kesin hüküm itirazlarının bulunduğunu, araç satışında herhangi bir usulsüzlük bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiş, yargılama aşamasında davalılardan S. B.'ın da vekili olduğunu beyan etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının hissedarı olduğu şirket aktifine kayıtlı olan çekicinin 10.02.2005 tarihinde noter satış sözleşmesi ile 100.000 TL bedelle davalı şirkete satıldığı, satış işlemini P. Lojistik Ulus. ve Dahili Nak. ve Tic. Ltd. Şti. adına davalı Serkan Balkan'ın gerçekleştirdiği, şirketin söz konusu satış sebebiyle 10.685,87 TL zarar ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 10.685,87 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak şirkete iadesine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar S. B. ve Ş. (Ş.) B. vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, limited şirket ortağının şirket müdürleri aleyhine açtığı sorumluluk davası olup, mümeyyiz davalılar vekili süresi içinde zamanaşımı def'inde bulunmuştur. 6762 sayılı TTK'nın 309/son maddesinde ''Mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkı davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren beş yıl geçmekle müruruzamana uğrar. Şu kadar ki; bu fiil cezayı müstelzim olup Ceza Kanunu'na göre müddeti daha uzun müruruzamana tabi bulunuyorsa tazminat davasına da o müruruzaman tatbik olunur.'' düzenlemesine yer verilmiştir. Buna göre, mahkemece mümeyyiz davalıların süresi içinde zamanaşımı def'inde bulunmaları sebebiyle zamanaşımı def'i incelenmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken bu hususta hüküm tesis edilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün mümeyyiz davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, mümeyyiz davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, mümeyyiz davalılar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün mümeyyiz davalılar yararına BOZULMASINA; (2) numaralı bentte yazılı nedenlerle, mümeyyiz davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davalılar S. B. ve Ş. (Ş.) Balkan'a iadesine, 10/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102167000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz