Takas def'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/5369 E. 2019/6629 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
takas def'i↗ muaccel alacak↗ hapis hakkı↗ navlun alacağı↗ navlun sözleşmesi↗ zilyetlik↗ taşıtan↗ takas↗ müktesep hak↗ navlun↗ sözleşmeden doğan dava↗ muacceliyet↗ def'i↗ taşıyıcı↗ hukuki yarar↗ icra inkar tazminatı↗ taşıyan↗ inkar tazminatı↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, uyulan bozma ilamı, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, asıl davada davacının hapis hakkını kullanabileceği mauccel alacağı bulunmadığı, davalının ise hapis hakkının kullanımı nedeniyle zarara uğradığını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile itirazın iptaline, takip bedelinin %20’si oranında icra inkar tazminatına, birleşen davada ise asıl dava davalısının asıl davada takas talebinde bulunduğu, ayrıca dava açmasında hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl davada davalı birleşen davada davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl davada davalı birleşen davada davacı vekilinin birleşen davaya ilişkin tüm, asıl davaya ilişkin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Asıl dava, navlun alacağından doğan meblağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibinin iptali istemine ilişkindir.
Dava tarihi itibariyle uygulanması gereken 6102 sayılı TTK’nın 1201. madde hükmüne göre, navlun alacaklısı taşıyıcının, navlun sözleşmesinden doğan bütün alacakları için Türk Medenî Kanunu'nun 950 ilâ 953'üncü maddeleri uyarınca eşya üzerinde hapis hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir. Gönderme yapılan 4721 sayılı TMK 950. madde hükmüne göre de, hapis hakkının kullanımı için öncelikle alacağın muacceliyeti ile hapis hakkı kullanılan eşya ile muaccel alacak arasına bağlantı bulunması gerekir. Ancak eşya üzerindeki zilyetlik ve zilyedin alacağı ticari ilişkiden doğmuş ise hapis hakkı kullanılacak eşya ile alacak arasında bu bağlantı var sayılır.
Somut olaya gelindiğinde, asıl davada; davacı taşıyıcının alacak talebine karşılık, davalı taşıtan, taşıma işine konu bir kısım malları davacı taşıyan tarafından alıcılara teslim edilmeyerek, alacak ile aynı miktar zarara yol açtığı gerekçesiyle takas def'inde bulunmuştur. Davacı taraf ise hapis hakkına haiz olduğunu ileri sürerek, taşıma konusu bir kısım malların alıcılarına teslim edilmediğine ilişkin davalı savunmasını kabul etmiştir. Mahkemece, asıl davada davacının hapis hakkı bulunmadığı kabul edilmiş, ancak buna ilişkin kısım yönünden gerekçeli karar davacı tarafça temyiz edilmemiştir. Bu durumda, davalı taraf lehine oluşan usulü müktesep hak karşısında asıl davada davalının takas talebi dikkate alınarak, nitelikteki, davacı tarafça alıcılarına teslim edilmeyen mal bedellerinin, davacı alacağından mahsubu ile sonuca ulaşılması gerekirken hatalı değerlendirme ile asıl davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış kararın anılan nedenlerle temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/8451 E. 2022/4023 K.
Ortak:hapis hakkı · navlun alacağı · navlun · taşıyıcı · teslim
İncelediğiniz karardaDava tarihi itibariyle uygulanması gereken 6102 sayılı TTK’nın 1201. madde hükmüne göre, «navlun» alacaklısı «taşıyıcının», «navlun sözleşmesinden doğan» bütün alacakları için Türk Medenî Kanunu'nun 950 ilâ 953'üncü maddeleri uyarınca eşya üzerinde «hapis hakkına» sahip olduğu düzenlenmiştir.
2-Asıl dava, «navlun alacağından» doğan meblağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibinin iptali istemine ilişkindir.
Somut olaya gelindiğinde, asıl davada; davacı «taşıyıcının» alacak talebine karşılık, davalı «taşıtan», taşıma işine konu bir kısım malları davacı «taşıyan» tarafından alıcılara «teslim» edilmeyerek, alacak ile aynı miktar zarara yol açtığı gerekçesiyle «takas def»'inde bulunmuştur.
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ve dava dışı firması arasında imzalanan «taşıma sözleşmesinde» sözleşmenin taraflarının açıkça yazılmadığı, «navlun» miktarı ve ödeme şekline ilişkin bilgilerin yer almadığı, buna göre davalının sözleşme hükümleri ile bağlı olmasının kabul edilemeyeceği, sözleşmenin davalı tarafı bağlamadığı, davacının dava dışı Erdem Firmasına yapmış olduğu ödemenin davalı tarafa yapılmış ödeme şeklinde kabul edilemeyeceği, davalı «taşıyıcının» üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirerek taşımayı gerçekleştirdiği, «navlun alacağına» hak kazandığı ve navlun alacağının dava dışı Erdem Firmasına yapıldığı yönündeki iddiaların ise davalıyı bağlamadığı, davalının taşıma ilişkisi nedeniyle navlun alacağını alamadığı dikkate alınarak «hapis hakkını» kullanmasında yasal bir engel bulunmadığı, «cezai şartın» ise davalı taşıyıcının kusurundan kaynaklanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararı davacı vekili istinaf etmiştir.
Somut olayda, davacının «navlun bedelini» ödediği ve buna rağmen emtianın «teslim» edilmeyerek haksız olarak «hapis hakkının» kullanıldığı iddia edildiğine göre, tarafların «ticari defter» ve kayıtları da incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, navlun bedelinin ödenip ödenmediği ayrıca, «taşıyıcının» hapis hakkını taşıma ücreti ile orantılı başka bir anlatım ile taşıma ücretine göre aşkın bir miktar üzerinde kullanıp kullanmadığı tespit edilmeden «eksik inceleme» ve araştırmaya dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Dava, CMR hükümlerine tabi taşıma kapsamındaki emtianın «teslim» edilememe nedeniyle 3.kişiye karşı olan «taahhüttün» yerine getirilmemesinden kaynaklı ödenen «cezai şartın» tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari defter ibrazı · navlun bedeli · cezai şart · taşıma sözleşmesi · bilirkişi incelemesi · ticari defter · taahhütname · eksik inceleme
Benzer bu karardaSomut olayda, davacının «navlun bedelini» ödediği ve buna rağmen emtianın «teslim» edilmeyerek haksız olarak «hapis hakkının» kullanıldığı iddia edildiğine göre, tarafların «ticari defter» ve kayıtları da incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, navlun bedelinin ödenip ödenmediği ayrıca, «taşıyıcının» hapis hakkını taşıma ücreti ile orantılı başka bir anlatım ile taşıma ücretine göre aşkın bir miktar üzerinde kullanıp kullanmadığı tespit edilmeden «eksik inceleme» ve araştırmaya dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ve dava dışı firması arasında imzalanan «taşıma sözleşmesinde» sözleşmenin taraflarının açıkça yazılmadığı, «navlun» miktarı ve ödeme şekline ilişkin bilgilerin yer almadığı, buna göre davalının sözleşme hükümleri ile bağlı olmasının kabul edilemeyeceği, sözleşmenin davalı tarafı bağlamadığı, davacının dava dışı Erdem Firmasına yapmış olduğu ödemenin davalı tarafa yapılmış ödeme şeklinde kabul edilemeyeceği, davalı «taşıyıcının» üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirerek taşımayı gerçekleştirdiği, «navlun alacağına» hak kazandığı ve navlun alacağının dava dışı Erdem Firmasına yapıldığı yönündeki iddiaların ise davalıyı bağlamadığı, davalının taşıma ilişkisi nedeniyle navlun alacağını alamadığı dikkate alınarak «hapis hakkını» kullanmasında yasal bir engel bulunmadığı, «cezai şartın» ise davalı taşıyıcının kusurundan kaynaklanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararı davacı vekili istinaf etmiştir.
Dava, CMR hükümlerine tabi taşıma kapsamındaki emtianın «teslim» edilememe nedeniyle 3.kişiye karşı olan «taahhüttün» yerine getirilmemesinden kaynaklı ödenen «cezai şartın» tahsili istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, kararı davacı vekilinin istinaf etmesi üzerine istinaf mahkemesince,taraflarca «ticari defter» ve kayıtlara delil olarak dayanılmış ise de, mahkemece ticari defter ve kayıtlar üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılmadığı, mahkemece alınan bilirkişi raporuna karşı sunulan beyanlarda, taraflarca bu yönde bir itirazda bulunulmadığı ve bu hususun istinaf itirazı olarak d …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/13804 E. 2013/12585 K.
Ortak:hapis hakkı · navlun alacağı · navlun · icra inkar tazminatı · taşıyan · inkar tazminatı · teslim
İncelediğiniz karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, asıl davada davacının «hapis hakkını» kullanabileceği mauccel alacağı bulunmadığı, davalının ise hapis hakkının kullanımı nedeniyle zarara uğradığını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile itirazın iptaline, takip bedelinin %20’si oranında «icra inkar tazminatına», birleşen davada ise asıl dava davalısının asıl davada «takas» talebinde bulunduğu, ayrıca dava açmasında «hukuki yararı» bulunmadığı gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
2-Asıl dava, «navlun alacağından» doğan meblağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibinin iptali istemine ilişkindir.
Dava tarihi itibariyle uygulanması gereken 6102 sayılı TTK’nın 1201. madde hükmüne göre, «navlun» alacaklısı «taşıyıcının», «navlun sözleşmesinden doğan» bütün alacakları için Türk Medenî Kanunu'nun 950 ilâ 953'üncü maddeleri uyarınca eşya üzerinde «hapis hakkına» sahip olduğu düzenlenmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davalı firma tarafından taşınmak amacıyla davacı korgo şirketine 17 koli havlu «teslim» edildiği, davacı şirket yetkilisi ... 'nun davalı şirketten alacakları olduğu bildirilerek bu havluları muhatap firmaya teslim etmeden el koyduğu, bu eyleminden dolayı yargılanıp «güveni kötüye kullanmaktan» mahkumiyetine karar verildiği, davacı ... şirketinin davalı şirketine verdiği korgo hizmetinden dolayı «fatura» düzenleyip aleyhine icra takibi yaptığı, icra takibine konu kargo alacak bedeli davacı firmanın kendisine taşınmak üzere teslim olunan ve el konulan ürünlerin bedelleri nazara alındığında davacı tarafın icra takibine konu alacak miktarınca ürüne el koyduğu, taşıma işini gerçekleştirmediği bu sebeplerle davalı taraftan alacağının bulunmadığı gerekçesiyle, itirazın iptali davasının reddine, taraflar arasında taşımadan kaynaklanan «cari hesap ilişkisi» söz konusu olup alacağın varlığı ve miktarının tespiti yargılamayı gerektirdiğinden «icra inkar tazminatının» uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Ancak davacı tarafından «hapis hakkı» kullanılan taşımaya konu mallar dışındaki taşımalarla ilgili davacı tarafın «navlun alacağının» bulunduğu hususu taraflar arasında çekişmesiz olup, davacı taraf bu navlun alacağına karşı olarak hapis hakkını kullandığını, navlun alacağının ödenmesi halinde hapis hakkını kullandığı ürünleri iade edeceğini belirtmektedir.
Dava, «navlun alacağının» tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cari hesap ilişkisi · güveni kötüye kullanma · cari hesap · fatura
Benzer bu karardaMahkemece, davalı firma tarafından taşınmak amacıyla davacı korgo şirketine 17 koli havlu «teslim» edildiği, davacı şirket yetkilisi ... 'nun davalı şirketten alacakları olduğu bildirilerek bu havluları muhatap firmaya teslim etmeden el koyduğu, bu eyleminden dolayı yargılanıp «güveni kötüye kullanmaktan» mahkumiyetine karar verildiği, davacı ... şirketinin davalı şirketine verdiği korgo hizmetinden dolayı «fatura» düzenleyip aleyhine icra takibi yaptığı, icra takibine konu kargo alacak bedeli davacı firmanın kendisine taşınmak üzere teslim olunan ve el konulan ürünlerin bedelleri nazara alındığında davacı tarafın icra takibine konu alacak miktarınca ürüne el koyduğu, taşıma işini gerçekleştirmediği bu sebeplerle davalı taraftan alacağının bulunmadığı gerekçesiyle, itirazın iptali davasının reddine, taraflar arasında taşımadan kaynaklanan «cari hesap ilişkisi» söz konusu olup alacağın varlığı ve miktarının tespiti yargılamayı gerektirdiğinden «icra inkar tazminatının» uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/415 E. 2023/1086 K.
Ortak:hapis hakkı · takas · müktesep hak · navlun · muacceliyet · taşıyıcı · hukuki yarar · icra inkar tazminatı · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, asıl davada davacının «hapis hakkını» kullanabileceği mauccel alacağı bulunmadığı, davalının ise hapis hakkının kullanımı nedeniyle zarara uğradığını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile itirazın iptaline, takip bedelinin %20’si oranında «icra inkar tazminatına», birleşen davada ise asıl dava davalısının asıl davada «takas» talebinde bulunduğu, ayrıca dava açmasında «hukuki yararı» bulunmadığı gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Dava tarihi itibariyle uygulanması gereken 6102 sayılı TTK’nın 1201. madde hükmüne göre, «navlun» alacaklısı «taşıyıcının», «navlun sözleşmesinden doğan» bütün alacakları için Türk Medenî Kanunu'nun 950 ilâ 953'üncü maddeleri uyarınca eşya üzerinde «hapis hakkına» sahip olduğu düzenlenmiştir.
Gönderme yapılan 4721 sayılı TMK 950. madde hükmüne göre de, «hapis hakkının» kullanımı için öncelikle alacağın «muacceliyeti» ile hapis hakkı kullanılan eşya ile «muaccel alacak» arasına bağlantı bulunması gerekir.
Benzer bu karardaMahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 14.03.2018 tarih, 2014/847 E. ve 2018/«167» K. sayılı kararı ile asıl davada davacının «hapis hakkını» kullanabileceği «muaccel» alacağı bulunmadığı, davalının ise hapis hakkının kullanımı nedeniyle zarara uğradığını ispatlayamadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, itirazın iptaline ve «icra inkar tazminatına», birleşen davada ise asıl dava davalısının asıl davada «takas» talebinde bulunduğu, ayrıca dava açmasında «hukuki yararı» bulunmadığı gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verilmiş, kararı, asıl davada davalı birleşen davada davacı vekili temyiz etmiştir.
İkinci Bozma Kararı Dairemizin, 23.10.2019 tarih, 2018/5369 E. ve 2019/6629 K. sayılı kararıyla Mahkemece, asıl davada davacının «hapis hakkı» bulunmadığının kabul edildiği, ancak bu kısım yönünden gerekçeli karar davacı tarafından temyiz edilmediği, bu durumda, davalı taraf lehine oluşan usulü «müktesep hak» oluştuğu, asıl davada davalının «takas» talebi dikkate alınarak davacı tarafından alıcılarına «teslim» edilmeyen mal bedellerinin, davacı alacağından mahsubu ile sonuca ulaşılması gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davada davalının «takas» beyanının dikkate alınması gerektiği, icra takibindeki alacak miktarının 21.125,75 usd olduğu, asıl davada davalının hapis hakkından kaynaklı zararının 13.175,75 usd olduğu, davalı alıcılarına bir kısım malların «teslim» olmadığının davacının kabulünde olduğu, alıcılara teslim edilmeyen mallara ilişkin davalının 20.04.2012 tarihi, 713490, 713491 ve 713684 numaralı faturalar düzenlendiği, bu faturaların borçtan mahsubu gerektiği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, itirazın 7.950,00 usd «asıl alacak» yönünden iptali ile takip tarihinden itibaren asıl alacağa davacının talebi aşılmamak üzere 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 4 üncü maddesinin a bendi uyarınca kamu bankalarının aynı yabancı para türünden 1 yıl süreli mevduata uyguladıkları en yüksek faizin uygulanması suretiyle takibin devamına; birleşen davanın «hukuki yarar» yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:cari hesap sözleşmesi · navlun faturası · doğrudan zarar · navlun bedeli · iade faturası · i̇i̇k 167 · cari hesap · mahsup
Benzer bu kararda… etle; davacının el koyduğu eşyaların tamamı üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, bilirkişilerce sadece malına el konulan müşterilerin tazmin faturalarına yani «doğrudan zararlarının» incelendiğini, müşterilerin bir kısmının daha sonraki taşımalarında «navlun bedelini» düşürterek zarar bedelini aldığını, «navlun faturalarındaki» indirimlerin bilirkişiler tarafından incelenmesinin gerektiğini, birleşen davada aleyhe hükmolunan vekâlet ücreti ve «yargılama giderlerinin» haksız olduğunu ileri sürerek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
Mahkemece 14.01.2014 tarih, 2013/53 E. ve 2014/12 K. sayılı kararı ile Çin'den Türkiye'ye taşımalarda davalının alt «komisyoncu»; Türkiye'den Çin'e yapılan taşımalarda ise davacının alt komisyonculuk faaliyeti içinde oldukları, davacı ve davalı arasında «cari hesap sözleşmesi» bulunmamakla birlikte, ödeme ve «fatura» hesaplarının cari hesap şeklinde işlendiği, davacının dava konusu alacağını teşkil eden davalıya tanzim etmiş olduğu faturaların davalının 2012 yılı «ticari defterlerine» usulüne uygun olarak kaydedildiği ve hizmetin verildiği olgusunun ihtilafsız olduğu, uyuşmazlığın davalı tarafından davacı adına tanzim edilen faturaların davacı tarafından kabul edilmemesi nedeniyle ortaya çıktığı, davalının bu faturaları davacıya tebliğ ettiğini kanıtlayamadığı, davalının bir takım müşterisine yaptığı faaliyetler nedeniyle bedeller ödemek durumunda kaldığı, bu ödemelerin davacının yaptığı ve zarar verdiği taşımalar nedeniyle yapıldığı davalı tarafından ispat edilemediği gerekçesi ile davanın kabulüne, itirazın 21.125,75 usd «asıl alacak» yönünden iptaline ve icra inkâr tazminatına karar verilmiş, kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
… izin 09.06.2014 tarih, 2014/4882 E. ve 2014/10905 K. sayılı kararıyla mahkemece yeniden teşekkül ettirilecek uzman bilirkişilerden davalı tarafından dosyaya sunulan «iade faturaları» ve bu faturalara mesnet taşıma belgelerinin tümü üzerinde inceleme yaptırılarak davalının gerçekten de davacı ile olan sözleşme ilişkisi çerçevesinde davacıya (Çin'e) yaptığı taşımalar sırasında davacının kendisine alıcı sıfatı ile gönderilen mallar üzerinde «hapis hakkını» kullanmasının haklı nedenlere dayanıp dayanmadığı, davalının sunmuş olduğu iade faturalarının bu taşımalara ilişkin olup olmadığı hususları araştırılıp değerlendir …
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 14.03.2018 tarih, 2014/847 E. ve 2018/«167» K. sayılı kararı ile asıl davada davacının «hapis hakkını» kullanabileceği «muaccel» alacağı bulunmadığı, davalının ise hapis hakkının kullanımı nedeniyle zarara uğradığını ispatlayamadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, itirazın iptaline ve «icra inkar tazminatına», birleşen davada ise asıl dava davalısının asıl davada «takas» talebinde bulunduğu, ayrıca dava açmasında «hukuki yararı» bulunmadığı gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verilmiş, kararı, asıl davada davalı birleşen davada davacı vekili temyiz etmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/8345 E. 2014/11962 K.
Ortak:hapis hakkı · hukuki yarar · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, asıl davada davacının «hapis hakkını» kullanabileceği mauccel alacağı bulunmadığı, davalının ise hapis hakkının kullanımı nedeniyle zarara uğradığını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile itirazın iptaline, takip bedelinin %20’si oranında «icra inkar tazminatına», birleşen davada ise asıl dava davalısının asıl davada «takas» talebinde bulunduğu, ayrıca dava açmasında «hukuki yararı» bulunmadığı gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Dava tarihi itibariyle uygulanması gereken 6102 sayılı TTK’nın 1201. madde hükmüne göre, «navlun» alacaklısı «taşıyıcının», «navlun sözleşmesinden doğan» bütün alacakları için Türk Medenî Kanunu'nun 950 ilâ 953'üncü maddeleri uyarınca eşya üzerinde «hapis hakkına» sahip olduğu düzenlenmiştir.
Gönderme yapılan 4721 sayılı TMK 950. madde hükmüne göre de, «hapis hakkının» kullanımı için öncelikle alacağın «muacceliyeti» ile hapis hakkı kullanılan eşya ile «muaccel alacak» arasına bağlantı bulunması gerekir.
Benzer bu karardaMahkemece, talep eden kurtaran olduğundan kurtarma ücreti alacağından dolayı TTK'nın 1315/1. maddesine göre TMK'nın 950-953 uyarınca kurtarılan diğer eşyada «hapis hakkının» mevcut olduğu, İİK'nın «257»/1. maddesi doğrultusunda rehinle temin edilmiş alacağın ihtiyaten haczinin olanaklı olmadığı, talep edenin hapis hakkı bulunması nedeniyle «ihtiyati haciz» talebinde bulunmakta «hukuki yararının» olmadığı gerekçesiyle, talebin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, kurtarma ücreti alacağı nedeniyle alacaklının «hapis hakkını» haiz bulunduğu ve bu nedenle de «ihtiyati haciz» talebinde «hukuki yararının» bulunmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Rehin ve/veya «hapis hakkı» ile geminin ihtiyaten haczi farklı haklar olup, alacaklının bu hakları kullanmakta tercih hakkı bulunduğundan, «ihtiyati haciz» isteyen (alacaklı) vekilinin ihtiyati haciz talep etmekte «hukuki yararı» bulunmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:i̇i̇k 257 · ihtiyati haciz · haciz
Benzer bu karardaMahkemece, talep eden kurtaran olduğundan kurtarma ücreti alacağından dolayı TTK'nın 1315/1. maddesine göre TMK'nın 950-953 uyarınca kurtarılan diğer eşyada «hapis hakkının» mevcut olduğu, İİK'nın «257»/1. maddesi doğrultusunda rehinle temin edilmiş alacağın ihtiyaten haczinin olanaklı olmadığı, talep edenin hapis hakkı bulunması nedeniyle «ihtiyati haciz» talebinde bulunmakta «hukuki yararının» olmadığı gerekçesiyle, talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, «ihtiyati haciz» isteyen vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece, kurtarma ücreti alacağı nedeniyle alacaklının «hapis hakkını» haiz bulunduğu ve bu nedenle de «ihtiyati haciz» talebinde «hukuki yararının» bulunmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Rehin ve/veya «hapis hakkı» ile geminin ihtiyaten haczi farklı haklar olup, alacaklının bu hakları kullanmakta tercih hakkı bulunduğundan, «ihtiyati haciz» isteyen (alacaklı) vekilinin ihtiyati haciz talep etmekte «hukuki yararı» bulunmaktadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/5369 E. , 2019/6629 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 14/03/2018 tarih ve 2014/847-2018/167 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili, müvekkili şirketin Çin'in taşımacılık sektöründe itibarlı bir şirket olduğunu, davalı şirketin müvekkili şirketin çalıştığı taşıma komisyoncularından biri olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişki neticesinde verilen taşıma hizmetlerine karşılık müvekkili şirket tarafından tanzim edilen faturaların davalı borçluya gönderildiğini, davalı borçlunun faturalara bir itirazının olmadığını, ancak davalı tarafından bir ödeme yapılmaması üzerine 23.130,75 USD asıl alacağa istinaden davalı şirket hakkında icra takibi başlatıldığını, davalının borca ve ferilerine itirazı üzerinde takibin durduğunu, takibin itiraz sonucu durdurulmasından sonra davalı şirketin müvekkili şirketin banka hesabına 2.005,00 USD havale gönderdiğini, bu durumun da davalının icra dosyasına yaptığı itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu gösterdiğini ileri sürerek itirazın kısmen iptaline, davalının asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, birleşen davada, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Asıl davada davalı vekili, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesine göre karşılıklı komisyonculuk yapıldığını, müvekkili şirketin gönderdiği emtiaya davacı tarafından, cari hesap borcu gerekçesiyle, el konularak teslimat yapılmadığını, müvekkilinin vadesi gelmiş borcu olmadığını, davacının elkoyduğu malları gönderen şirketler tarafından da taşıyıcı sıfatı ile müvekkiline rücu edilerek malların bedeli tazmin edildiğini, müvekkili tarafça da bu zararların davacı adına fatura edilip davacı hesabına işlendiğini, davacının verdiği zararın mahsubundan
sonra borcun kalan kısmı davacıya ödendiğini, savunarak asıl davanın reddine, birleşen davada davacı sıfatıyla, asıl davacının hapis hakkını haksız kullanımı nedeniyle müşterilerine yaptığı ödemelere istinaden düzenlediği fatura bedellerinin asıl davacı alacağına takası yoluyla borçlu olmadığının tespitini ya da 21.125,75 USD’nin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, asıl davada davacının hapis hakkını kullanabileceği mauccel alacağı bulunmadığı, davalının ise hapis hakkının kullanımı nedeniyle zarara uğradığını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile itirazın iptaline, takip bedelinin %20’si oranında icra inkar tazminatına, birleşen davada ise asıl dava davalısının asıl davada takas talebinde bulunduğu, ayrıca dava açmasında hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl davada davalı birleşen davada davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl davada davalı birleşen davada davacı vekilinin birleşen davaya ilişkin tüm, asıl davaya ilişkin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Asıl dava, navlun alacağından doğan meblağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibinin iptali istemine ilişkindir.
Dava tarihi itibariyle uygulanması gereken 6102 sayılı TTK’nın 1201. madde hükmüne göre, navlun alacaklısı taşıyıcının, navlun sözleşmesinden doğan bütün alacakları için Türk Medenî Kanunu'nun 950 ilâ 953'üncü maddeleri uyarınca eşya üzerinde hapis hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir. Gönderme yapılan 4721 sayılı TMK 950. madde hükmüne göre de, hapis hakkının kullanımı için öncelikle alacağın muacceliyeti ile hapis hakkı kullanılan eşya ile muaccel alacak arasına bağlantı bulunması gerekir. Ancak eşya üzerindeki zilyetlik ve zilyedin alacağı ticari ilişkiden doğmuş ise hapis hakkı kullanılacak eşya ile alacak arasında bu bağlantı var sayılır.
Somut olaya gelindiğinde, asıl davada; davacı taşıyıcının alacak talebine karşılık, davalı taşıtan, taşıma işine konu bir kısım malları davacı taşıyan tarafından alıcılara teslim edilmeyerek, alacak ile aynı miktar zarara yol açtığı gerekçesiyle takas def'inde bulunmuştur. Davacı taraf ise hapis hakkına haiz olduğunu ileri sürerek, taşıma konusu bir kısım malların alıcılarına teslim edilmediğine ilişkin davalı savunmasını kabul etmiştir. Mahkemece, asıl davada davacının hapis hakkı bulunmadığı kabul edilmiş, ancak buna ilişkin kısım yönünden gerekçeli karar davacı tarafça temyiz edilmemiştir. Bu durumda, davalı taraf lehine oluşan usulü müktesep hak karşısında asıl davada davalının takas talebi dikkate alınarak, nitelikteki, davacı tarafça alıcılarına teslim edilmeyen mal bedellerinin, davacı alacağından mahsubu ile sonuca ulaşılması gerekirken hatalı değerlendirme ile asıl davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış kararın anılan nedenlerle temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davalı birleşen davada davacı vekilinin birleşen davadaki tüm, asıl davadaki (2) numaralı bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün temyiz eden asıl dava davalısı lehine BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 23/10/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/546316500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz