İtirazın iptali | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/415 E. 2023/1086 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
taşıma komisyoncusu↗ taşıyıcı sıfatı↗ cari hesap sözleşmesi↗ hapis hakkı↗ navlun faturası↗ faturaya itiraz↗ doğrudan zarar↗ navlun bedeli↗ iade faturası↗ i̇i̇k 167↗ acentelik sözleşmesi↗ takas↗ icra inkâr tazminatı↗ müktesep hak↗ 3095 sayılı kanun↗ navlun↗ cari hesap↗ vekâlet ücreti↗ acentelik↗ muacceliyet↗ rücu↗ mahsup↗ alacak davası↗ komisyon↗ vade↗ taşıyıcı↗ temerrüt faizi↗ hukuki yarar↗ ticari defter↗ yargılama gideri↗ havale↗ fatura↗ iflas↗ asıl alacak↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ yükleten (shipper)↗ temerrüt↗ teslim↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 14.01.2014 tarih, 2013/53 E. ve 2014/12 K. sayılı kararı ile Çin'den Türkiye'ye taşımalarda davalının alt komisyoncu; Türkiye'den Çin'e yapılan taşımalarda ise davacının alt komisyonculuk faaliyeti içinde oldukları, davacı ve davalı arasında cari hesap sözleşmesi bulunmamakla birlikte, ödeme ve fatura hesaplarının cari hesap şeklinde işlendiği, davacının dava konusu alacağını teşkil eden davalıya tanzim etmiş olduğu faturaların davalının 2012 yılı ticari defterlerine usulüne uygun olarak kaydedildiği ve hizmetin verildiği olgusunun ihtilafsız olduğu, uyuşmazlığın davalı tarafından davacı adına tanzim edilen faturaların davacı tarafından kabul edilmemesi nedeniyle ortaya çıktığı, davalının bu faturaları davacıya tebliğ ettiğini kanıtlayamadığı, davalının bir takım müşterisine yaptığı faaliyetler nedeniyle bedeller ödemek durumunda kaldığı, bu ödemelerin davacının yaptığı ve zarar verdiği taşımalar nedeniyle yapıldığı davalı tarafından ispat edilemediği gerekçesi ile davanın kabulüne, itirazın 21.125,75 usd asıl alacak yönünden iptaline ve icra inkâr tazminatına karar verilmiş, kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
B. Birinci Bozma Kararı
Dairemizin 09.06.2014 tarih, 2014/4882 E. ve 2014/10905 K. sayılı kararıyla mahkemece yeniden teşekkül ettirilecek uzman bilirkişilerden davalı tarafından dosyaya sunulan iade faturaları ve bu faturalara mesnet taşıma belgelerinin tümü üzerinde inceleme yaptırılarak davalının gerçekten de davacı ile olan sözleşme ilişkisi çerçevesinde davacıya (Çin'e) yaptığı taşımalar sırasında davacının kendisine alıcı sıfatı ile gönderilen mallar üzerinde hapis hakkını kullanmasının haklı nedenlere dayanıp dayanmadığı, davalının sunmuş olduğu iade faturalarının bu taşımalara ilişkin olup olmadığı hususları araştırılıp değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmek üzere araştırma yapılması gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 14.03.2018 tarih, 2014/847 E. ve 2018/167 K. sayılı kararı ile asıl davada davacının hapis hakkını kullanabileceği muaccel alacağı bulunmadığı, davalının ise hapis hakkının kullanımı nedeniyle zarara uğradığını ispatlayamadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına, birleşen davada ise asıl dava davalısının asıl davada takas talebinde bulunduğu, ayrıca dava açmasında hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verilmiş, kararı, asıl davada davalı birleşen davada davacı vekili temyiz etmiştir.
D. İkinci Bozma Kararı
Dairemizin, 23.10.2019 tarih, 2018/5369 E. ve 2019/6629 K. sayılı kararıyla Mahkemece, asıl davada davacının hapis hakkı bulunmadığının kabul edildiği, ancak bu kısım yönünden gerekçeli karar davacı tarafından temyiz edilmediği, bu durumda, davalı taraf lehine oluşan usulü müktesep hak oluştuğu, asıl davada davalının takas talebi dikkate alınarak davacı tarafından alıcılarına teslim edilmeyen mal bedellerinin, davacı alacağından mahsubu ile sonuca ulaşılması gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
E. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davada davalının takas beyanının dikkate alınması gerektiği, icra takibindeki alacak miktarının 21.125,75 usd olduğu, asıl davada davalının hapis hakkından kaynaklı zararının 13.175,75 usd olduğu, davalı alıcılarına bir kısım malların teslim olmadığının davacının kabulünde olduğu, alıcılara teslim edilmeyen mallara ilişkin davalının 20.04.2012 tarihi, 713490, 713491 ve 713684 numaralı faturalar düzenlendiği, bu faturaların borçtan mahsubu gerektiği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, itirazın 7.950,00 usd asıl alacak yönünden iptali ile takip tarihinden itibaren asıl alacağa davacının talebi aşılmamak üzere 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 4 üncü maddesinin a bendi uyarınca kamu bankalarının aynı yabancı para türünden 1 yıl süreli mevduata uyguladıkları en yüksek faizin uygulanması suretiyle takibin devamına; birleşen davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının el koyduğu eşyaların tamamı üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, bilirkişilerce sadece malına el konulan müşterilerin tazmin faturalarına yani doğrudan zararlarının incelendiğini, müşterilerin bir kısmının daha sonraki taşımalarında navlun bedelini düşürterek zarar bedelini aldığını, navlun faturalarındaki indirimlerin bilirkişiler tarafından incelenmesinin gerektiğini, birleşen davada aleyhe hükmolunan vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin haksız olduğunu ileri sürerek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl davada davacının kullandığı hapis hakkı nedeniyle alacağından mahsup edilebilecek davalı tarafından üçüncü kişilere ödendiği iddia edilen mal bedellerinin tutarı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/4882 E. 2014/10905 K.
Ortak:hapis hakkı · cari hesap sözleşmesi · iade faturası · takas · cari hesap · mahsup · komisyon · ticari defter
İncelediğiniz karardaMahkemece 14.01.2014 tarih, 2013/53 E. ve 2014/12 K. sayılı kararı ile Çin'den Türkiye'ye taşımalarda davalının alt «komisyoncu»; Türkiye'den Çin'e yapılan taşımalarda ise davacının alt komisyonculuk faaliyeti içinde oldukları, davacı ve davalı arasında «cari hesap sözleşmesi» bulunmamakla birlikte, ödeme ve «fatura» hesaplarının cari hesap şeklinde işlendiği, davacının dava konusu alacağını teşkil eden davalıya tanzim etmiş olduğu faturaların davalının 2012 yılı «ticari defterlerine» usulüne uygun olarak kaydedildiği ve hizmetin verildiği olgusunun ihtilafsız olduğu, uyuşmazlığın davalı tarafından davacı adına tanzim edilen faturaların davacı tarafından kabul edilmemesi nedeniyle ortaya çıktığı, davalının bu faturaları davacıya tebliğ ettiğini kanıtlayamadığı, davalının bir takım müşterisine yaptığı faaliyetler nedeniyle bedeller ödemek durumunda kaldığı, bu ödemelerin davacının yaptığı ve zarar verdiği taşımalar nedeniyle yapıldığı davalı tarafından ispat edilemediği gerekçesi ile davanın kabulüne, itirazın 21.125,75 usd «asıl alacak» yönünden iptaline ve icra inkâr tazminatına karar verilmiş, kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
… izin 09.06.2014 tarih, 2014/4882 E. ve 2014/10905 K. sayılı kararıyla mahkemece yeniden teşekkül ettirilecek uzman bilirkişilerden davalı tarafından dosyaya sunulan «iade faturaları» ve bu faturalara mesnet taşıma belgelerinin tümü üzerinde inceleme yaptırılarak davalının gerçekten de davacı ile olan sözleşme ilişkisi çerçevesinde davacıya (Çin'e) yaptığı taşımalar sırasında davacının kendisine alıcı sıfatı ile gönderilen mallar üzerinde «hapis hakkını» kullanmasının haklı nedenlere dayanıp dayanmadığı, davalının sunmuş olduğu iade faturalarının bu taşımalara ilişkin olup olmadığı hususları araştırılıp değerlendir …
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 14.03.2018 tarih, 2014/847 E. ve 2018/«167» K. sayılı kararı ile asıl davada davacının «hapis hakkını» kullanabileceği «muaccel» alacağı bulunmadığı, davalının ise hapis hakkının kullanımı nedeniyle zarara uğradığını ispatlayamadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, itirazın iptaline ve «icra inkar tazminatına», birleşen davada ise asıl dava davalısının asıl davada «takas» talebinde bulunduğu, ayrıca dava açmasında «hukuki yararı» bulunmadığı gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verilmiş, kararı, asıl davada davalı birleşen davada davacı vekili temyiz etmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, Çin'den Türkiye'ye taşımalarda davalının alt «komisyoncu»; Türkiye'den Çin'e yapılan taşımalarda ise davacının alt komisyonculuk faaliyeti içinde oldukları, davacı ve davalı arasında «cari hesap sözleşmesi» bulunmamakla birlikte, ödeme ve «fatura» hesaplarının cari hesap şeklinde işlendiği, davacının dava konusu alacağını teşkil eden davalı yana tanzim etmiş olduğu faturaların davalının 2012 yılı «ticari defterlerine» usulüne uygun olarak kaydedildiği ve hizmetin verildiği olgusunun ihtilafsız olduğu, uyuşmazlığın davalı tarafından davacı adına tanzim edilen faturaların davacı tarafından kabul edilmemesi nedeniyle ortaya çıktığı, davalının bu faturaları davacıya tebliğ ettiğini kanıtlayamadığı, davalının bir takım müşterisine yaptığı faaliyetler nedeniyle bedeller ödemek durumunda kaldığı, bu ödemelerin davacı yanın yaptığı ve zarar verdiği taşımalar nedeniyle yapıldığı davalı yanca ispat edilemediği, gerekçesi ile davanın kabulüne, itirazın 21.125,75 USD «asıl alacak» yönünden iptaline, takibin devamına, asıl alacağın % 20'si üzerinden hesap edilen 7.576,96 icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar v …
Bu durumda, aynı ilişkiden kaynaklanan hesaplamada davalının savunması çerçevesinde davacının alacağından davalının bu ilişki çerçevesinde 3. kişilere yaptığı ödemelerden ötürü «takas-mahsup» talebinde bulunabileceği kural olarak kabul edilmelidir.
Hal böyle olmakla, mahkemece yeniden teşekkül ettirilecek uzman bilirkişilerden davalı tarafından dosyaya sunulan «iade faturaları» ve bu faturalara mesnet taşıma belgelerinin tümü üzerinde inceleme yaptırılarak davalının gerçekten de davacı ile olan sözleşme ilişkisi çerçevesinde davacıya (Çin'e) yaptığı taşımalar sırasında davacının kendisine alıcı sıfatı ile gönderilen mallar üzerinde «hapis hakkını» kullanmasının haklı nedenlere dayanıp dayanmadığı, davalının sunmuş olduğu iade faturalarının bu taşımalara ilişkin olup olmadığı hususları araştırılıp değerlendirilerek sonucuna göre karar vermek gerekirken «eksik inceleme» ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:açık hesap ilişkisi · açık hesap · takas-mahsup · eksik inceleme
Benzer bu kararda1-Taraflar arasında karşılıklı yapılan taşımalar nedeni ile yazılı sözleşmeye bağlı «açık hesap ilişkisinin» bulunduğu toplanan delillerle anlaşılmakta olup bu husus mahkemenin de kabulündedir.
Bu durumda, aynı ilişkiden kaynaklanan hesaplamada davalının savunması çerçevesinde davacının alacağından davalının bu ilişki çerçevesinde 3. kişilere yaptığı ödemelerden ötürü «takas-mahsup» talebinde bulunabileceği kural olarak kabul edilmelidir.
Hal böyle olmakla, mahkemece yeniden teşekkül ettirilecek uzman bilirkişilerden davalı tarafından dosyaya sunulan «iade faturaları» ve bu faturalara mesnet taşıma belgelerinin tümü üzerinde inceleme yaptırılarak davalının gerçekten de davacı ile olan sözleşme ilişkisi çerçevesinde davacıya (Çin'e) yaptığı taşımalar sırasında davacının kendisine alıcı sıfatı ile gönderilen mallar üzerinde «hapis hakkını» kullanmasının haklı nedenlere dayanıp dayanmadığı, davalının sunmuş olduğu iade faturalarının bu taşımalara ilişkin olup olmadığı hususları araştırılıp değerlendirilerek sonucuna göre karar vermek gerekirken «eksik inceleme» ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/5369 E. 2019/6629 K.
Ortak:hapis hakkı · takas · müktesep hak · navlun · muacceliyet · taşıyıcı · hukuki yarar · icra inkar tazminatı · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 14.03.2018 tarih, 2014/847 E. ve 2018/«167» K. sayılı kararı ile asıl davada davacının «hapis hakkını» kullanabileceği «muaccel» alacağı bulunmadığı, davalının ise hapis hakkının kullanımı nedeniyle zarara uğradığını ispatlayamadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, itirazın iptaline ve «icra inkar tazminatına», birleşen davada ise asıl dava davalısının asıl davada «takas» talebinde bulunduğu, ayrıca dava açmasında «hukuki yararı» bulunmadığı gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verilmiş, kararı, asıl davada davalı birleşen davada davacı vekili temyiz etmiştir.
İkinci Bozma Kararı Dairemizin, 23.10.2019 tarih, 2018/5369 E. ve 2019/6629 K. sayılı kararıyla Mahkemece, asıl davada davacının «hapis hakkı» bulunmadığının kabul edildiği, ancak bu kısım yönünden gerekçeli karar davacı tarafından temyiz edilmediği, bu durumda, davalı taraf lehine oluşan usulü «müktesep hak» oluştuğu, asıl davada davalının «takas» talebi dikkate alınarak davacı tarafından alıcılarına «teslim» edilmeyen mal bedellerinin, davacı alacağından mahsubu ile sonuca ulaşılması gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davada davalının «takas» beyanının dikkate alınması gerektiği, icra takibindeki alacak miktarının 21.125,75 usd olduğu, asıl davada davalının hapis hakkından kaynaklı zararının 13.175,75 usd olduğu, davalı alıcılarına bir kısım malların «teslim» olmadığının davacının kabulünde olduğu, alıcılara teslim edilmeyen mallara ilişkin davalının 20.04.2012 tarihi, 713490, 713491 ve 713684 numaralı faturalar düzenlendiği, bu faturaların borçtan mahsubu gerektiği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, itirazın 7.950,00 usd «asıl alacak» yönünden iptali ile takip tarihinden itibaren asıl alacağa davacının talebi aşılmamak üzere 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 4 üncü maddesinin a bendi uyarınca kamu bankalarının aynı yabancı para türünden 1 yıl süreli mevduata uyguladıkları en yüksek faizin uygulanması suretiyle takibin devamına; birleşen davanın «hukuki yarar» yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, asıl davada davacının «hapis hakkını» kullanabileceği mauccel alacağı bulunmadığı, davalının ise hapis hakkının kullanımı nedeniyle zarara uğradığını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile itirazın iptaline, takip bedelinin %20’si oranında «icra inkar tazminatına», birleşen davada ise asıl dava davalısının asıl davada «takas» talebinde bulunduğu, ayrıca dava açmasında «hukuki yararı» bulunmadığı gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Dava tarihi itibariyle uygulanması gereken 6102 sayılı TTK’nın 1201. madde hükmüne göre, «navlun» alacaklısı «taşıyıcının», «navlun sözleşmesinden doğan» bütün alacakları için Türk Medenî Kanunu'nun 950 ilâ 953'üncü maddeleri uyarınca eşya üzerinde «hapis hakkına» sahip olduğu düzenlenmiştir.
Gönderme yapılan 4721 sayılı TMK 950. madde hükmüne göre de, «hapis hakkının» kullanımı için öncelikle alacağın «muacceliyeti» ile hapis hakkı kullanılan eşya ile «muaccel alacak» arasına bağlantı bulunması gerekir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:takas def'i · muaccel alacak · navlun alacağı · navlun sözleşmesi · zilyetlik · taşıtan · sözleşmeden doğan dava · def'i
Benzer bu karardaSomut olaya gelindiğinde, asıl davada; davacı «taşıyıcının» alacak talebine karşılık, davalı «taşıtan», taşıma işine konu bir kısım malları davacı «taşıyan» tarafından alıcılara «teslim» edilmeyerek, alacak ile aynı miktar zarara yol açtığı gerekçesiyle «takas def»'inde bulunmuştur.
Dava tarihi itibariyle uygulanması gereken 6102 sayılı TTK’nın 1201. madde hükmüne göre, «navlun» alacaklısı «taşıyıcının», «navlun sözleşmesinden doğan» bütün alacakları için Türk Medenî Kanunu'nun 950 ilâ 953'üncü maddeleri uyarınca eşya üzerinde «hapis hakkına» sahip olduğu düzenlenmiştir.
2-Asıl dava, «navlun alacağından» doğan meblağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibinin iptali istemine ilişkindir.
Gönderme yapılan 4721 sayılı TMK 950. madde hükmüne göre de, «hapis hakkının» kullanımı için öncelikle alacağın «muacceliyeti» ile hapis hakkı kullanılan eşya ile «muaccel alacak» arasına bağlantı bulunması gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/8451 E. 2022/4023 K.
Ortak:hapis hakkı · navlun bedeli · navlun · taşıyıcı · ticari defter · teslim · e-defter
İncelediğiniz karardaMahkemece 14.01.2014 tarih, 2013/53 E. ve 2014/12 K. sayılı kararı ile Çin'den Türkiye'ye taşımalarda davalının alt «komisyoncu»; Türkiye'den Çin'e yapılan taşımalarda ise davacının alt komisyonculuk faaliyeti içinde oldukları, davacı ve davalı arasında «cari hesap sözleşmesi» bulunmamakla birlikte, ödeme ve «fatura» hesaplarının cari hesap şeklinde işlendiği, davacının dava konusu alacağını teşkil eden davalıya tanzim etmiş olduğu faturaların davalının 2012 yılı «ticari defterlerine» usulüne uygun olarak kaydedildiği ve hizmetin verildiği olgusunun ihtilafsız olduğu, uyuşmazlığın davalı tarafından davacı adına tanzim edilen faturaların davacı tarafından kabul edilmemesi nedeniyle ortaya çıktığı, davalının bu faturaları davacıya tebliğ ettiğini kanıtlayamadığı, davalının bir takım müşterisine yaptığı faaliyetler nedeniyle bedeller ödemek durumunda kaldığı, bu ödemelerin davacının yaptığı ve zarar verdiği taşımalar nedeniyle yapıldığı davalı tarafından ispat edilemediği gerekçesi ile davanın kabulüne, itirazın 21.125,75 usd «asıl alacak» yönünden iptaline ve icra inkâr tazminatına karar verilmiş, kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
İkinci Bozma Kararı Dairemizin, 23.10.2019 tarih, 2018/5369 E. ve 2019/6629 K. sayılı kararıyla Mahkemece, asıl davada davacının «hapis hakkı» bulunmadığının kabul edildiği, ancak bu kısım yönünden gerekçeli karar davacı tarafından temyiz edilmediği, bu durumda, davalı taraf lehine oluşan usulü «müktesep hak» oluştuğu, asıl davada davalının «takas» talebi dikkate alınarak davacı tarafından alıcılarına «teslim» edilmeyen mal bedellerinin, davacı alacağından mahsubu ile sonuca ulaşılması gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
… etle; davacının el koyduğu eşyaların tamamı üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, bilirkişilerce sadece malına el konulan müşterilerin tazmin faturalarına yani «doğrudan zararlarının» incelendiğini, müşterilerin bir kısmının daha sonraki taşımalarında «navlun bedelini» düşürterek zarar bedelini aldığını, «navlun faturalarındaki» indirimlerin bilirkişiler tarafından incelenmesinin gerektiğini, birleşen davada aleyhe hükmolunan vekâlet ücreti ve «yargılama giderlerinin» haksız olduğunu ileri sürerek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
Benzer bu karardaSomut olayda, davacının «navlun bedelini» ödediği ve buna rağmen emtianın «teslim» edilmeyerek haksız olarak «hapis hakkının» kullanıldığı iddia edildiğine göre, tarafların «ticari defter» ve kayıtları da incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, navlun bedelinin ödenip ödenmediği ayrıca, «taşıyıcının» hapis hakkını taşıma ücreti ile orantılı başka bir anlatım ile taşıma ücretine göre aşkın bir miktar üzerinde kullanıp kullanmadığı tespit edilmeden «eksik inceleme» ve araştırmaya dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ve dava dışı firması arasında imzalanan «taşıma sözleşmesinde» sözleşmenin taraflarının açıkça yazılmadığı, «navlun» miktarı ve ödeme şekline ilişkin bilgilerin yer almadığı, buna göre davalının sözleşme hükümleri ile bağlı olmasının kabul edilemeyeceği, sözleşmenin davalı tarafı bağlamadığı, davacının dava dışı Erdem Firmasına yapmış olduğu ödemenin davalı tarafa yapılmış ödeme şeklinde kabul edilemeyeceği, davalı «taşıyıcının» üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirerek taşımayı gerçekleştirdiği, «navlun alacağına» hak kazandığı ve navlun alacağının dava dışı Erdem Firmasına yapıldığı yönündeki iddiaların ise davalıyı bağlamadığı, davalının taşıma ilişkisi nedeniyle navlun alacağını alamadığı dikkate alınarak «hapis hakkını» kullanmasında yasal bir engel bulunmadığı, «cezai şartın» ise davalı taşıyıcının kusurundan kaynaklanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararı davacı vekili istinaf etmiştir.
İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, kararı davacı vekilinin istinaf etmesi üzerine istinaf mahkemesince,taraflarca «ticari defter» ve kayıtlara delil olarak dayanılmış ise de, mahkemece ticari defter ve kayıtlar üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılmadığı, mahkemece alınan bilirkişi raporuna karşı sunulan beyanlarda, taraflarca bu yönde bir itirazda bulunulmadığı ve bu hususun istinaf itirazı olarak d …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticari defter ibrazı · navlun alacağı · cezai şart · taşıma sözleşmesi · bilirkişi incelemesi · taahhütname · eksik inceleme · ibraz
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ve dava dışı firması arasında imzalanan «taşıma sözleşmesinde» sözleşmenin taraflarının açıkça yazılmadığı, «navlun» miktarı ve ödeme şekline ilişkin bilgilerin yer almadığı, buna göre davalının sözleşme hükümleri ile bağlı olmasının kabul edilemeyeceği, sözleşmenin davalı tarafı bağlamadığı, davacının dava dışı Erdem Firmasına yapmış olduğu ödemenin davalı tarafa yapılmış ödeme şeklinde kabul edilemeyeceği, davalı «taşıyıcının» üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirerek taşımayı gerçekleştirdiği, «navlun alacağına» hak kazandığı ve navlun alacağının dava dışı Erdem Firmasına yapıldığı yönündeki iddiaların ise davalıyı bağlamadığı, davalının taşıma ilişkisi nedeniyle navlun alacağını alamadığı dikkate alınarak «hapis hakkını» kullanmasında yasal bir engel bulunmadığı, «cezai şartın» ise davalı taşıyıcının kusurundan kaynaklanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararı davacı vekili istinaf etmiştir.
Dava, CMR hükümlerine tabi taşıma kapsamındaki emtianın «teslim» edilememe nedeniyle 3.kişiye karşı olan «taahhüttün» yerine getirilmemesinden kaynaklı ödenen «cezai şartın» tahsili istemine ilişkindir.
1-Bilindiği üzere, TTK. m 88/1 ve 6100 sayılı HMK 222/1 maddesinde; "Mahkeme, ticari davalarda tarafların «ticari defterlerinin ibrazına» kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.” düzenlemesi mevcuttur.
İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, kararı davacı vekilinin istinaf etmesi üzerine istinaf mahkemesince,taraflarca «ticari defter» ve kayıtlara delil olarak dayanılmış ise de, mahkemece ticari defter ve kayıtlar üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılmadığı, mahkemece alınan bilirkişi raporuna karşı sunulan beyanlarda, taraflarca bu yönde bir itirazda bulunulmadığı ve bu hususun istinaf itirazı olarak d …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/415 E. , 2023/1086 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2020/122 Esas, 2020/832 Karar
DAVA TARİHİ 02.10.2012 (Asıl)-31.12.2013(Birleşen)
HÜKÜM
Asıl davanın kısmen kabulü, birleşen davanın reddi
BİRLEŞEN DAVA
Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/501 E. sayılı dosyası
Taraflar arasındaki asıl itirazın iptali, birleşen alacak davalarının bozma ilâmına uyularak yapılan yargılaması sonucunda, Mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davalının davacının çalıştığı taşıma komisyoncularından biri olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişki neticesinde verilen taşıma hizmetlerine karşılık davacı tarafından tanzim edilen faturaların davalıya gönderildiğini, davalının faturalara bir itirazının olmadığını, ancak davalı tarafından bir ödeme yapılmaması üzerine 23.130,75 usd asıl alacağa istinaden davalı şirket hakkında icra takibi başlatıldığını, davalının borca ve ferilerine itirazı üzerine takibin durduğunu, takibin itiraz sonucu durdurulmasından sonra davalının davacı banka hesabına 2.005,00 usd havale gönderdiğini, bu durumun da davalının icra dosyasına yaptığı itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu gösterdiğini ileri sürerek itirazın kısmen iptalini ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Birleşen davada davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; asıl davacının hapis hakkını haksız kullanımı nedeniyle müşterilerine yaptığı ödemelere istinaden düzenlediği fatura bedellerinin asıl davacı alacağına takası yoluyla borçlu olmadığının tespitini ya da 21.125,75 usd’nin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki acentelik sözleşmesine göre karşılıklı komisyonculuk yapıldığını, davalının gönderdiği emtiaya davacı tarafından, cari hesap borcu gerekçesiyle el konularak teslimat yapılmadığını, davalının vadesi gelmiş borcu olmadığını, davacının elkoyduğu malları gönderen şirketler tarafından da taşıyıcı sıfatı ile davalıdan rücu edilerek malların bedelinin tazmin edildiğini, davalı tarafından bu zararların davacı adına fatura edilip davacı hesabına işlendiğini, davacının verdiği zararın mahsubundan sonra borcun kalan kısmın davacıya ödendiğini belirterek asıl davanın reddini istemiştir.
2.Birleşen davada davalı birleşen davanın cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
Mahkemece 14.01.2014 tarih, 2013/53 E. ve 2014/12 K. sayılı kararı ile Çin'den Türkiye'ye taşımalarda davalının alt komisyoncu; Türkiye'den Çin'e yapılan taşımalarda ise davacının alt komisyonculuk faaliyeti içinde oldukları, davacı ve davalı arasında cari hesap sözleşmesi bulunmamakla birlikte, ödeme ve fatura hesaplarının cari hesap şeklinde işlendiği, davacının dava konusu alacağını teşkil eden davalıya tanzim etmiş olduğu faturaların davalının 2012 yılı ticari defterlerine usulüne uygun olarak kaydedildiği ve hizmetin verildiği olgusunun ihtilafsız olduğu, uyuşmazlığın davalı tarafından davacı adına tanzim edilen faturaların davacı tarafından kabul edilmemesi nedeniyle ortaya çıktığı, davalının bu faturaları davacıya tebliğ ettiğini kanıtlayamadığı, davalının bir takım müşterisine yaptığı faaliyetler nedeniyle bedeller ödemek durumunda kaldığı, bu ödemelerin davacının yaptığı ve zarar verdiği taşımalar nedeniyle yapıldığı davalı tarafından ispat edilemediği gerekçesi ile davanın kabulüne, itirazın 21.125,75 usd asıl alacak yönünden iptaline ve icra inkâr tazminatına karar verilmiş, kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
B. Birinci Bozma Kararı
Dairemizin 09.06.2014 tarih, 2014/4882 E. ve 2014/10905 K. sayılı kararıyla mahkemece yeniden teşekkül ettirilecek uzman bilirkişilerden davalı tarafından dosyaya sunulan iade faturaları ve bu faturalara mesnet taşıma belgelerinin tümü üzerinde inceleme yaptırılarak davalının gerçekten de davacı ile olan sözleşme ilişkisi çerçevesinde davacıya (Çin'e) yaptığı taşımalar sırasında davacının kendisine alıcı sıfatı ile gönderilen mallar üzerinde hapis hakkını kullanmasının haklı nedenlere dayanıp dayanmadığı, davalının sunmuş olduğu iade faturalarının bu taşımalara ilişkin olup olmadığı hususları araştırılıp değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmek üzere araştırma yapılması gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 14.03.2018 tarih, 2014/847 E. ve 2018/167 K. sayılı kararı ile asıl davada davacının hapis hakkını kullanabileceği muaccel alacağı bulunmadığı, davalının ise hapis hakkının kullanımı nedeniyle zarara uğradığını ispatlayamadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına, birleşen davada ise asıl dava davalısının asıl davada takas talebinde bulunduğu, ayrıca dava açmasında hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verilmiş, kararı, asıl davada davalı birleşen davada davacı vekili temyiz etmiştir.
D. İkinci Bozma Kararı
Dairemizin, 23.10.2019 tarih, 2018/5369 E. ve 2019/6629 K. sayılı kararıyla Mahkemece, asıl davada davacının hapis hakkı bulunmadığının kabul edildiği, ancak bu kısım yönünden gerekçeli karar davacı tarafından temyiz edilmediği, bu durumda, davalı taraf lehine oluşan usulü müktesep hak oluştuğu, asıl davada davalının takas talebi dikkate alınarak davacı tarafından alıcılarına teslim edilmeyen mal bedellerinin, davacı alacağından mahsubu ile sonuca ulaşılması gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
E. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davada davalının takas beyanının dikkate alınması gerektiği, icra takibindeki alacak miktarının 21.125,75 usd olduğu, asıl davada davalının hapis hakkından kaynaklı zararının 13.175,75 usd olduğu, davalı alıcılarına bir kısım malların teslim olmadığının davacının kabulünde olduğu, alıcılara teslim edilmeyen mallara ilişkin davalının 20.04.2012 tarihi, 713490, 713491 ve 713684 numaralı faturalar düzenlendiği, bu faturaların borçtan mahsubu gerektiği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, itirazın 7.950,00 usd asıl alacak yönünden iptali ile takip tarihinden itibaren asıl alacağa davacının talebi aşılmamak üzere 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 4 üncü maddesinin a bendi uyarınca kamu bankalarının aynı yabancı para türünden 1 yıl süreli mevduata uyguladıkları en yüksek faizin uygulanması suretiyle takibin devamına;
birleşen davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının el koyduğu eşyaların tamamı üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, bilirkişilerce sadece malına el konulan müşterilerin tazmin faturalarına yani doğrudan zararlarının incelendiğini, müşterilerin bir kısmının daha sonraki taşımalarında navlun bedelini düşürterek zarar bedelini aldığını, navlun faturalarındaki indirimlerin bilirkişiler tarafından incelenmesinin gerektiğini, birleşen davada aleyhe hükmolunan vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin haksız olduğunu ileri sürerek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl davada davacının kullandığı hapis hakkı nedeniyle alacağından mahsup edilebilecek davalı tarafından üçüncü kişilere ödendiği iddia edilen mal bedellerinin tutarı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 23.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/936576500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz