İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/13804 E. 2013/12585 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hapis hakkı↗ navlun alacağı↗ cari hesap ilişkisi↗ güveni kötüye kullanma↗ navlun↗ cari hesap↗ fatura↗ icra inkar tazminatı↗ taşıyan↗ inkar tazminatı↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davalı firma tarafından taşınmak amacıyla davacı korgo şirketine 17 koli havlu teslim edildiği, davacı şirket yetkilisi ... 'nun davalı şirketten alacakları olduğu bildirilerek bu havluları muhatap firmaya teslim etmeden el koyduğu, bu eyleminden dolayı yargılanıp güveni kötüye kullanmaktan mahkumiyetine karar verildiği, davacı ... şirketinin davalı şirketine verdiği korgo hizmetinden dolayı fatura düzenleyip aleyhine icra takibi yaptığı, icra takibine konu kargo alacak bedeli davacı firmanın kendisine taşınmak üzere teslim olunan ve el konulan ürünlerin bedelleri nazara alındığında davacı tarafın icra takibine konu alacak miktarınca ürüne el koyduğu, taşıma işini gerçekleştirmediği bu sebeplerle davalı taraftan alacağının bulunmadığı gerekçesiyle, itirazın iptali davasının reddine, taraflar arasında taşımadan kaynaklanan cari hesap ilişkisi söz konusu olup alacağın varlığı ve miktarının tespiti yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatının uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, navlun alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda özetlendiği şekilde davacı taşıyanın icra takibine konu alacak kadar ürüne el koyduğu ve bu el koyduğu ürünlerle ilgili taşıma işinin gerçekleşmediği ve bu nedenle davacının alacağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak davacı tarafından hapis hakkı kullanılan taşımaya konu mallar dışındaki taşımalarla ilgili davacı tarafın navlun alacağının bulunduğu hususu taraflar arasında çekişmesiz olup, davacı taraf bu navlun alacağına karşı olarak hapis hakkını kullandığını, navlun alacağının ödenmesi halinde hapis hakkını kullandığı ürünleri iade edeceğini belirtmektedir. Bu durumda, davacının hapis hakkının kullanıldığı malların iadesi koşuluyla itirazın iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/8451 E. 2022/4023 K.
Ortak:hapis hakkı · navlun alacağı · navlun · teslim
İncelediğiniz karardaAncak davacı tarafından «hapis hakkı» kullanılan taşımaya konu mallar dışındaki taşımalarla ilgili davacı tarafın «navlun alacağının» bulunduğu hususu taraflar arasında çekişmesiz olup, davacı taraf bu navlun alacağına karşı olarak hapis hakkını kullandığını, navlun alacağının ödenmesi halinde hapis hakkını kullandığı ürünleri iade edeceğini belirtmektedir.
Dava, «navlun alacağının» tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, davalı firma tarafından taşınmak amacıyla davacı korgo şirketine 17 koli havlu «teslim» edildiği, davacı şirket yetkilisi ... 'nun davalı şirketten alacakları olduğu bildirilerek bu havluları muhatap firmaya teslim etmeden el koyduğu, bu eyleminden dolayı yargılanıp «güveni kötüye kullanmaktan» mahkumiyetine karar verildiği, davacı ... şirketinin davalı şirketine verdiği korgo hizmetinden dolayı «fatura» düzenleyip aleyhine icra takibi yaptığı, icra takibine konu kargo alacak bedeli davacı firmanın kendisine taşınmak üzere teslim olunan ve el konulan ürünlerin bedelleri nazara alındığında davacı tarafın icra takibine konu alacak miktarınca ürüne el koyduğu, taşıma işini gerçekleştirmediği bu sebeplerle davalı taraftan alacağının bulunmadığı gerekçesiyle, itirazın iptali davasının reddine, taraflar arasında taşımadan kaynaklanan «cari hesap ilişkisi» söz konusu olup alacağın varlığı ve miktarının tespiti yargılamayı gerektirdiğinden «icra inkar tazminatının» uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ve dava dışı firması arasında imzalanan «taşıma sözleşmesinde» sözleşmenin taraflarının açıkça yazılmadığı, «navlun» miktarı ve ödeme şekline ilişkin bilgilerin yer almadığı, buna göre davalının sözleşme hükümleri ile bağlı olmasının kabul edilemeyeceği, sözleşmenin davalı tarafı bağlamadığı, davacının dava dışı Erdem Firmasına yapmış olduğu ödemenin davalı tarafa yapılmış ödeme şeklinde kabul edilemeyeceği, davalı «taşıyıcının» üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirerek taşımayı gerçekleştirdiği, «navlun alacağına» hak kazandığı ve navlun alacağının dava dışı Erdem Firmasına yapıldığı yönündeki iddiaların ise davalıyı bağlamadığı, davalının taşıma ilişkisi nedeniyle navlun alacağını alamadığı dikkate alınarak «hapis hakkını» kullanmasında yasal bir engel bulunmadığı, «cezai şartın» ise davalı taşıyıcının kusurundan kaynaklanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararı davacı vekili istinaf etmiştir.
Somut olayda, davacının «navlun bedelini» ödediği ve buna rağmen emtianın «teslim» edilmeyerek haksız olarak «hapis hakkının» kullanıldığı iddia edildiğine göre, tarafların «ticari defter» ve kayıtları da incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, navlun bedelinin ödenip ödenmediği ayrıca, «taşıyıcının» hapis hakkını taşıma ücreti ile orantılı başka bir anlatım ile taşıma ücretine göre aşkın bir miktar üzerinde kullanıp kullanmadığı tespit edilmeden «eksik inceleme» ve araştırmaya dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Dava, CMR hükümlerine tabi taşıma kapsamındaki emtianın «teslim» edilememe nedeniyle 3.kişiye karşı olan «taahhüttün» yerine getirilmemesinden kaynaklı ödenen «cezai şartın» tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari defter ibrazı · navlun bedeli · cezai şart · taşıma sözleşmesi · taşıyıcı · bilirkişi incelemesi · ticari defter · taahhütname
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ve dava dışı firması arasında imzalanan «taşıma sözleşmesinde» sözleşmenin taraflarının açıkça yazılmadığı, «navlun» miktarı ve ödeme şekline ilişkin bilgilerin yer almadığı, buna göre davalının sözleşme hükümleri ile bağlı olmasının kabul edilemeyeceği, sözleşmenin davalı tarafı bağlamadığı, davacının dava dışı Erdem Firmasına yapmış olduğu ödemenin davalı tarafa yapılmış ödeme şeklinde kabul edilemeyeceği, davalı «taşıyıcının» üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirerek taşımayı gerçekleştirdiği, «navlun alacağına» hak kazandığı ve navlun alacağının dava dışı Erdem Firmasına yapıldığı yönündeki iddiaların ise davalıyı bağlamadığı, davalının taşıma ilişkisi nedeniyle navlun alacağını alamadığı dikkate alınarak «hapis hakkını» kullanmasında yasal bir engel bulunmadığı, «cezai şartın» ise davalı taşıyıcının kusurundan kaynaklanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararı davacı vekili istinaf etmiştir.
Somut olayda, davacının «navlun bedelini» ödediği ve buna rağmen emtianın «teslim» edilmeyerek haksız olarak «hapis hakkının» kullanıldığı iddia edildiğine göre, tarafların «ticari defter» ve kayıtları da incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, navlun bedelinin ödenip ödenmediği ayrıca, «taşıyıcının» hapis hakkını taşıma ücreti ile orantılı başka bir anlatım ile taşıma ücretine göre aşkın bir miktar üzerinde kullanıp kullanmadığı tespit edilmeden «eksik inceleme» ve araştırmaya dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Dava, CMR hükümlerine tabi taşıma kapsamındaki emtianın «teslim» edilememe nedeniyle 3.kişiye karşı olan «taahhüttün» yerine getirilmemesinden kaynaklı ödenen «cezai şartın» tahsili istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, kararı davacı vekilinin istinaf etmesi üzerine istinaf mahkemesince,taraflarca «ticari defter» ve kayıtlara delil olarak dayanılmış ise de, mahkemece ticari defter ve kayıtlar üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılmadığı, mahkemece alınan bilirkişi raporuna karşı sunulan beyanlarda, taraflarca bu yönde bir itirazda bulunulmadığı ve bu hususun istinaf itirazı olarak d …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/10119 E. 2015/12440 K.
Ortak:navlun · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · İtirazın iptali
İncelediğiniz karardaMahkemece, davalı firma tarafından taşınmak amacıyla davacı korgo şirketine 17 koli havlu «teslim» edildiği, davacı şirket yetkilisi ... 'nun davalı şirketten alacakları olduğu bildirilerek bu havluları muhatap firmaya teslim etmeden el koyduğu, bu eyleminden dolayı yargılanıp «güveni kötüye kullanmaktan» mahkumiyetine karar verildiği, davacı ... şirketinin davalı şirketine verdiği korgo hizmetinden dolayı «fatura» düzenleyip aleyhine icra takibi yaptığı, icra takibine konu kargo alacak bedeli davacı firmanın kendisine taşınmak üzere teslim olunan ve el konulan ürünlerin bedelleri nazara alındığında davacı tarafın icra takibine konu alacak miktarınca ürüne el koyduğu, taşıma işini gerçekleştirmediği bu sebeplerle davalı taraftan alacağının bulunmadığı gerekçesiyle, itirazın iptali davasının reddine, taraflar arasında taşımadan kaynaklanan «cari hesap ilişkisi» söz konusu olup alacağın varlığı ve miktarının tespiti yargılamayı gerektirdiğinden «icra inkar tazminatının» uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Dava, «navlun alacağının» tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Ancak davacı tarafından «hapis hakkı» kullanılan taşımaya konu mallar dışındaki taşımalarla ilgili davacı tarafın «navlun alacağının» bulunduğu hususu taraflar arasında çekişmesiz olup, davacı taraf bu navlun alacağına karşı olarak hapis hakkını kullandığını, navlun alacağının ödenmesi halinde hapis hakkını kullandığı ürünleri iade edeceğini belirtmektedir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafın «navlun» ödeme yükümlüsü olduğuna ilişkin delil bulunmadığı, davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle, davanın reddine, alacağın % 20 oranında «icra inkar tazminatının» davacıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kötüniyet tazminatı · kötüniyet
Benzer bu karardaMahkemece, davanın reddedildiğinden davalı lehine «kötüniyet tazminatına» hükmedilmiştir.
Davacı aleyhine «kötüniyet tazminatına» hükmedilebilmesi için, davacının yaptığı icra takibinin haksız olması yeterli olmayıp aynı zamanda bu icra takibinin kötüniyetli olarak yapıldığının ispat edilmesi gerekir.
Dosya kapsamında davacının «kötüniyetle» takip başlattığını gösteren bir delil bulunmadığından davalının «kötüniyet tazminatı» isteminin reddi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/13804 E. , 2013/12585 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19/04/2012 tarih ve 2010/1287-2012/476 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalının muhtelif zamanlarda kargo işini yaptığını, ücretini alamaması nedeniyle davalı aleyhine yaptıkları icra takibinin davalının borca itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazının iptali ile takibin devamına %40 icra inkar tazminatına hükmolunmasını, talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin taşınması amacıyla davacı şirkete kargo teslim ettiğini, teslim olunan kargonun karşı tarafa teslim edilmemesine rağmen davacının fatura düzenleyip icra takibi yaptığını, müvekkilinin davacı tarafa 04/12/2009 tarihinde 18 koli olarak kargo teslim ettiğini, buna ilişkin sevk irsaliyesi düzenlendiğini davacı tarafa teslim olunan 18 koliye el koyması nedeniyle hakkında ceza yargılaması yapıldığını hizmet sebebi ile güveni kötüye kullanma suçunun işlendiğini savunarak, davanın reddine %40 icra inkar tazminatına hükmolunmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davalı firma tarafından taşınmak amacıyla davacı korgo şirketine 17 koli havlu teslim edildiği, davacı şirket yetkilisi ... 'nun davalı şirketten alacakları olduğu bildirilerek bu havluları muhatap firmaya teslim etmeden el koyduğu, bu eyleminden dolayı yargılanıp güveni kötüye kullanmaktan mahkumiyetine karar verildiği, davacı ... şirketinin davalı şirketine verdiği korgo hizmetinden dolayı fatura düzenleyip aleyhine icra takibi yaptığı, icra takibine konu kargo alacak bedeli davacı firmanın kendisine taşınmak üzere teslim olunan ve el konulan ürünlerin bedelleri nazara alındığında davacı tarafın icra takibine konu alacak miktarınca ürüne el koyduğu, taşıma işini gerçekleştirmediği bu sebeplerle davalı taraftan alacağının bulunmadığı gerekçesiyle, itirazın iptali davasının reddine, taraflar arasında taşımadan kaynaklanan cari hesap ilişkisi söz konusu olup alacağın varlığı ve miktarının tespiti yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatının uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, navlun alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda özetlendiği şekilde davacı taşıyanın icra takibine konu alacak kadar ürüne el koyduğu ve bu el koyduğu ürünlerle ilgili taşıma işinin gerçekleşmediği ve bu nedenle davacının alacağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak davacı tarafından hapis hakkı kullanılan taşımaya konu mallar dışındaki taşımalarla ilgili davacı tarafın navlun alacağının bulunduğu hususu taraflar arasında çekişmesiz olup, davacı taraf bu navlun alacağına karşı olarak hapis hakkını kullandığını, navlun alacağının ödenmesi halinde hapis hakkını kullandığı ürünleri iade edeceğini belirtmektedir.
Bu durumda, davacının hapis hakkının kullanıldığı malların iadesi koşuluyla itirazın iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyzi itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/451975200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz