Haksız Rekabetin Tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/5325 E. 2019/6552 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tasarruf yetkisi↗ tbk 99↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ haksız fiil↗ maddi ve manevi tazminat↗ haksız rekabet↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ dahili dava↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davaya konu “9. Sınıf Matematik Üçrenk Soru Bankası" adlı yayının bir bütün olarak veya yayın içeriğindeki soruların, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında “ilim ve edebiyat eseri” veya “eser” olmadığı, bu bağlamda davaya konu yayının FSEK kapsamında koruma bulamayacağı, davaya konu yayın veya yayın içeriği eser olmamakla birlikte, şayet koşulları mevcut ise Türk Borçlar Kanunu veya Türk Ticaret Kanunu kapsamında haksız fiil, haksız rekabet, hükümlerine göre korunma imkanının bulunduğu, bununla birlikte 2012 basım tarihli inceleme konusu yayının, davacı ile davalı yazarlar tarafından ortaklaşa olarak hazırlandığı, ancak davaya konu bu yayında yer alan soruların her birinin hangi yazar/yazarlar tarafından ve kaç adet olarak hazırlandığının belli olmadığı, söz konusu yayınlar üzerindeki çoğaltma ve yayma niteliğindeki tasarruf yetkilerinin davalı yayınevine ait olduğu, bahse konu yayınların içeriğindeki soruların oluşturulmasından yayınevinin değil, yazarların sorumlu bulunduğu, davaya konu yayın içeriğindeki soruların daha önceki yıllarda davalılarca hazırlanan ve davalı yayınevince yayımlanmış olan aynı nitelikteki kitaplarda da yer aldığı, davaya konu 2012 tarihli yayında yer alan sorulardan hangilerinin tek başına davacı tarafınca üretildiğinin davacı tarafça ortaya konulamaması nedeniyle bahse konu soruların davalı yazarlarca 2013, 2014 ve 2015 tarihli güncelleştirilmiş yayınlarda aynen veya değiştirilerek kullanıldığı iddiasının da açıklığa kavuşturamadığı, ayrıca Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulunca alınan kararlar doğrultusunda ortaya çıkan müfredat değişiklikleri doğrultusunda, davaya konu yayının 2012 yılı baskısında hak sahibi yayınevince veya yayınevinin sözleşme yaptığı yazarlarca değişiklikler yapılmasının, söz konusu yayının güncelliğini ve geçerliliğini korumak amacıyla zorunlu olduğu, bu kapsamda somut vakıada haksız fiil veya haksız rekabet hükümlerinin uygulanmasına da yer olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, 2012 basım tarihli “9. Sınıf Matematik Üçrenk Soru Bankası” adlı kitabın giriş kısmında yazarların ..., ... ve ... olduğu, dava konusu 2013, 2014 ve 2015 basım tarihli “9. Sınıf Matematik Üçrenk Soru Bankası” adlı kitaplarda ise davacının adının yazar olarak belirtilmediği, 2012 basım tarihli kitapta yer alan 1.341 adet sorunun 2013, 2014 ve 2015 tarihli kitaplarda da kullanıldığı, ancak bahse konu 1.341 adet sorunun 927 adedinin davalı yayınevi tarafından daha önceki yıllarda yayımlanan, davalı yazarlara ait 13 adet kitapta da aynı şekilde yer aldığı, 2012 basım tarihli kitaptaki 235 adet sorunun ise ana kurgu aynı olmakla birlikte, kullanılan rakamlar, harfler ve terimler değiştirilmek suretiyle 2013, 2014 ve 2015 tarihli kitaplarda da bulunduğu, ancak bu soruların da benzerlerinin davalı ... Ltd. Şti. tarafından daha önceki yıllarda yayımlanan ve davalı yazarlara ait 13 adet kitapta da yer aldığı, davacı vekilinin itirazları dikkate alınarak yeninden bilirkişi raporu alındığı, ancak bu raporda da ilk derece mahkemesince alınan rapora paralel olarak dava konusu kitap içindeki soruların her yerde karşılaşılabilen, sahibinin hususiyetini taşımayan, daha önce yayımlanmış metinlerinde geçen isim, sıfat ve objeler ile özel isimlerin değiştirilerek ifade edilmesiyle oluşturulduğu, dolayısıyla davacının FSEK kapsamında talep edebileceği bir hakkının bulunmadığının mütalaa edildiği ve bu görüşün Dairece de benimsendiği, davacının TBK'nın haksız fiil veya TTK'nın haksız rekabet hükümlerine göre talepte bulunma imkanına gelince; esasen davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde sadece FSEK'e dayanıldığından, davacının anılan hükümlere göre korunamayacağının kabulü gerekse de bir an için aksi düşünüldüğünde dahi, 2012 basım tarihli inceleme konusu yayının, davacı ile davalı yazarlar tarafından ortaklaşa hazırlandığı ve dava konusu 2013 ve devamı baskılarda bu yayında yer alan soruların büyük çoğunluğunun kullanıldığı ancak, 2013 ve devamı baskıların, Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulunca alınan kararlar doğrultusunda, ilköğretim veya ortaöğretimde yapılan müfredat değişiklikleri gözetilerek, davalılarca büyük oranda yeniden yazılıp güncellendiği, buna ilaveten davaya konu yayın içeriğindeki soruların, daha önceki yıllarda davalı yayınevi dahil birçok yayınevince yayımlanmış olan aynı nitelikteki kitaplarda da aynen yer aldığı, sonuç olarak davacının hak iddia ettiği 2012 tarihli yayında yer alan ve 2013 ve devamı baskılarda kullanılan soruların, tek başına davacı tarafından üretilmiş olduğunun davacı tarafça kanıtlanamadığı, bu nedenle haksız fiil veya haksız rekabet hükümlerine göre de hak iddia edilemeyeceği, her ne kadar tüm bu nedenler ilk derece mahkemesi kararının gerekçesiyle aynı olsa da duruşma açılıp inceleme yapılarak yazılı sonuca varıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 28.03.2017 gün ve 2016/56 E. - 2017/128 K. sayılı kararının kaldırılmasına, davacının davasının reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava eserden doğan telif hakkına tecavüzün önlenmesi ile 5846 sayılı Kanunun 68. maddesi gereği üç kat maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesi tarafından yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince yeniden yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporuna göre yazılı gerekçeyle ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
5846 sayılı FSEK'in 2/1. maddesi uyarınca, sahibinin hususiyetini yansıtması şartıyla herhangi bir şekilde dil ve yazıyla ifade olunan eserler ilim ve edebiyat eseri kapsamında korunmaktadır. Bu kapsamanda özgün matematik soru ve cevaplarının da ilim ve edebiyat eseri olarak dikkate alınması gerekmekte olup, Mahkemece matematik soru ve cevaplarının eser mahiyetinde olmadığına ilişkin değerlendirmeyle karar verilmesi doğru olmamıştır.
Kanun'un birlikte eser sahipliğini düzenleyen 10. maddesindeki, "Birden fazla kimsenin iştirakiyle vücuda getirilen eserin ayrılmaz bir bütün teşkil etmesi halinde, eser sahipliğinin onu vücuda getirenlerin oluşturduğu birliğe ait olacağı, bir sözleşmede veya hizmet şartlarında veya eser meydana getirildiğinde yürürlükte olan herhangi bir yasada aksi öngörülmediği takdirde eser üzerindeki hakların eser sahipliğini oluşturan gerçek veya tüzel kişiler tarafından kullanılacağı ve eser sahiplerinden her birinin, birlik menfaatlerine tecavüz edildiği takdirde tek başına hareket edebileceği" yönündeki düzenleme karşısında davaya konu soru bankası kitaplarında hangi soruların davacı tarafından hazırlandığının ispat edilemediğine dair gerekçe de yerinde olmamıştır.
Ayrıca İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporlarında, davacının da yazarları arasında yer aldığı "9. Sınıf Matematik Üçrenk Soru Bankası" isimli eserin 2012 yılı baskısındaki 1341 adet sorunun davaya konu 2013 vesonraki yıllarda yapılan baskılarda da aynen yer aldığı, bunlardan 927 adedinin davacının yazarları arasında olmadığı önceki baskılardaki sorularla birebir aynı olduğu, geriye kalan 414 sorunun 235 adedinin önceki baskılarda yer almamakla birlikte ana kurgu aynı kalmak kaydıyla önceki baskılarda yer alan sorulara benzerlik gösterdiği tespit edilmiş ise de, davaya konu 2013 ve sonraki yıllarda yapılan baskılarda yer alan diğer sorular hakkında bir değerlendirmede bulunulmamış, 235 sorunun da hususiyet arz edip etmediğinin tespiti için içerisinde matematik alanında bir uzmanın da bulunduğu bilirkişi heyetinden rapor alınmamıştır.Şu halde, içlerinde alan uzmanının da olduğu bilirkişi heyeti vasıtasıyla, davacıların birlikte eser sahibi olduğu 2012 baskısında olup davaya konu 2013 ve sonraki yıllarda yapılan baskılarda da yer alan 1341 sorudan yukarıda anıldığı üzere davacının yazarı olmadığı eserlerdeki sorularla aynı olan 927 soru haricindeki 414 sorunun 5846 sayılı Kanun kapsamında hususiyet arz edip etmediği tespit edilerek, hususiyet arz ettiğinin tespiti halinde davacının bu sorular üzerinde mali ve manevi haklarının da bulunduğunun kabulüyle değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince davanın reddine yönelik kararın kaldırılıp yeniden esas hakkında davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmediğinden bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/9076 E. 2013/22554 K.
Ortak:Haksız Rekabetin Tespiti
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taşıyan · maddi tazminat
Benzer bu kararda… tabında yer alan 12 soruya ait cevapların, davacının kitabında yer alan aynı soruların cevaplarından aynen alındığı, alınan soru cevaplarının sahibinin hususiyetini «taşıyan» fikri çaba ürünü, ilim eseri niteliğinde bulunduğu, alıntılandırmada herhangi bir kaynak gösterilmediği gibi, amacı aşacak şekilde iktibas yapıldığı; aynı şekilde …
Dava, 5846 sayılı Kanun kapsamında, esere tecavüz nedeniyle tecavüzün ref'i, basım ve satışının durdurulması ve «maddi tazminat» talebine ilişkindir.
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 1/B ve 2. maddeler uyarınca, ilim ve edebiyat eseri herhangi bir şekilde dil ve yazıyla ifade olunan ve sahibinin hususiyetini «taşıyan» fikir mahsulüdür.
… ış, öte yandan davacı tarafça piyasaya sunulan kitapta yer alan söz konusu 12 adet cevabın 5846 sayılı FSEK'in 1/B ve 2. maddeleri kapsamında sahibinin hususiyetini «taşıyan» ilim ve edebiyat eseri niteliğinde fikir mahsulü olup olmadığı hususunda bir açıklamada bulunulmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/731 E. 2024/4511 K.
Ortak:kaldırma ve yeniden hüküm · haksız fiil · maddi ve manevi tazminat · istinaf yoluna başvurulabilirlik
İncelediğiniz kararda… lduğu, dolayısıyla davacının FSEK kapsamında talep edebileceği bir hakkının bulunmadığının mütalaa edildiği ve bu görüşün Dairece de benimsendiği, davacının TBK'nın «haksız fiil» veya TTK'nın «haksız rekabet» hükümlerine göre talepte bulunma imkanına gelince; esasen davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde sadece FSEK'e dayanıldığından, davacının anılan hükümlere göre korunamayacağının kabulü gerekse de bir an için aksi düşünüldüğünde dahi, 2012 basım tarihli inceleme konusu yayının, davacı ile davalı yazarlar tarafından ortaklaşa hazırlandığı ve dava konusu 2013 ve devamı baskılarda bu yayında yer alan soruların büyük çoğunluğunun kullanıldığı ancak, 2013 ve devamı baskıların, Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulunca alınan kararlar doğrultusunda, ilköğretim veya ortaöğretimde yapılan müfredat değişiklikleri gözetilerek, davalılarca büyük oranda yeniden yazılıp güncellendiği, buna ilaveten davaya konu yayın içeriğindeki soruların, daha önceki yıllarda davalı yayınevi «dahil» birçok yayınevince yayımlanmış olan aynı nitelikteki kitaplarda da aynen yer aldığı, sonuç olarak davacının hak iddia ettiği 2012 tarihli yayında yer alan ve 2013 ve devamı baskılarda kullanılan soruların, tek başına davacı tarafından üretilmiş olduğunun davacı tarafça kanıtlanamadığı, bu nedenle haksız fiil veya haksız rekabet hükümlerine göre de hak iddia edilemeyeceği, her ne kadar tüm bu nedenler ilk derece mahkemesi kararının gerekçesiyle aynı olsa da duruşma açılıp inceleme yapılarak yazılı sonuca varıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının «kaldırılarak yeniden» hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Ankara 3.
… oruma bulamayacağı, davaya konu yayın veya yayın içeriği eser olmamakla birlikte, şayet koşulları mevcut ise Türk Borçlar Kanunu veya Türk Ticaret Kanunu kapsamında «haksız fiil», «haksız rekabet», hükümlerine göre korunma imkanının bulunduğu, bununla birlikte 2012 basım tarihli inceleme konusu yayının, davacı ile davalı yazarlar tarafından ortaklaşa olarak hazırlandığı, ancak davaya konu bu yayında yer alan soruların her birinin hangi yazar/yazarlar tarafından ve kaç adet olarak hazırlandığının belli olmadığı, söz konusu yayınlar üzerindeki çoğaltma ve yayma niteliğindeki «tasarruf yetkilerinin» davalı yayınevine ait olduğu, bahse konu yayınların içeriğindeki soruların oluşturulmasından yayınevinin değil, yazarların sorumlu bulunduğu, davaya konu yayın içe …
Karara karşı davacı vekili tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
Benzer bu karardaKararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… iğini, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin sipariş üzerine yayım sözleşmesi niteliğinde olduğunu, bu durumun alınan raporlarla da sabit olduğunu, müvekkili şirketi «temsil» ve adına «taahhütte» bulunabilecek kişiler arasında bir dönem editör olarak çalışan ... bulunmadığı gibi mevzuatlarında da sermaye şirketlerinde editör olarak görev yapan kişinin şirket adına taahhütte bulunabileceğine dair bir hüküm olmadığını, İlk Derece Mahkemesinin sipariş üzerine yayım sözleşmesinin unsurlarını hatalı yorumladığını, davacının davasını «ıslah» ederek işbu davasını 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun (5846 sayılı Kanun) 70 inci maddesine dayalı olarak «haksız fiile» dayalı tazminat talebinde bulunmuş olduğundan; davacının davası «zamanaşımına» uğradığı halde mahkemenin kabul kararı vermesinin hatalı olduğunu, aynı Kanun'un 52 nci maddesinde belirtilen şartları ihtiva etmeyen bir taahhüt olduğunu belirter …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilince 04/04/2011 tarihli «taahhütname» açısından genel yayın yönetmeninin «temsil yetkisi» olmadığını ileri sürmüşse de, bandrol işlemlerinin adı geçen genel yayın yönetmeni tarafından yapıldığı, işin mahiyeti gereğince davalıya «izafeten» telif vb. sözleşme imzalama «yetkisinin» olduğunun kabulü gerektiği, 5846 sayılı Kanun'un 10 ve 18 nci maddeleri gereğince, aksi anlaşılmadığı sürece meydana getirilen eserler üzerindeki mali haklar, soru hazırlayan öğretmenleri bir araya getiren yayınevi üzerinde olup somut olayda davalının sonraki baskılarda «muvafakat» almasına gerek bulunmadığı, davalı yayımcının, meydana getirilecek esere ait bir plana göre eser sahiplerini bir araya getirerek soru bankası ve deneme kitabı oluşturduğu, Davacı ...'nün de coğrafya soruları hazırlayarak davalı yayıncı firmaya verdiği, ilk baskısının yapıldığı, aynı Kanun'un 52 nci maddesi gereğince mali hakların yazılı bir devir sözleşmesi ile devredileceği ve devir sözleşmesinde devir konusu haklar açıkça tereddüte mahal vermeyecek biçimde düzenleneceği, davaya dayanak teşkil eden Taahhütname başlıklı 04/04/2011 tarihli belgede "Yargı Yayınevi'nce yayımlanan 2011 yılı KPSS Coğrafya 50 Fasikül deneme sınavı kitabında yer alan 40 adet deneme sınavının soruları ..., ...,...,'a ait olup: 2012 ve daha sonraki yıllara ilişkin hiçbir yayında kullanılmayacaktır." biçiminde düzenleme mevcutsa da mali hakların devrinin geçerli ve usulüne uygun olarak yapılmadığı, bu durumda genel yayın yönetmeni tarafından mali hakların davacıya yeniden devredildiğine ilişkin açık ve tereddütsüz bir «protokol» söz konusu olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözlü sözleşme · gerekçe-hüküm çelişkisi · isticvap · temsil yetkisi · izafeten dava · aktif husumet ehliyeti · aktif husumet · husumet ehliyeti
Benzer bu kararda… iyorsa yani davacının kendisine ait olduğunu iddia ettiği sorulara ilişkin tek tek aidiyet belirtilmiş ise davacının mali haklarına dayalı tazminat davasını açmakta «aktif husumet ehliyetinin» bulunduğu gerekçesiyle işin esasına girilmesi; yayınlar üzerinde böyle bir belirleme yapılamıyorsa da yukarıda zikredilen maddenin tatbiki gerekmektedir.
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme «gerekçesinin çelişkiler» barındırdığını, davacının, 05.06.2018 tarihli duruşmada alınan «isticvabında», açık bir şekilde müvekkili şirket ile anlaştıklarını, bu anlaşma çerçevesinde 50 adet deneme kitapçığını hazırlayıp müvekkili şirkete verdiğini, bu deneme kitaplarını tek başına hazırlamadığını, Ö.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilince 04/04/2011 tarihli «taahhütname» açısından genel yayın yönetmeninin «temsil yetkisi» olmadığını ileri sürmüşse de, bandrol işlemlerinin adı geçen genel yayın yönetmeni tarafından yapıldığı, işin mahiyeti gereğince davalıya «izafeten» telif vb. sözleşme imzalama «yetkisinin» olduğunun kabulü gerektiği, 5846 sayılı Kanun'un 10 ve 18 nci maddeleri gereğince, aksi anlaşılmadığı sürece meydana getirilen eserler üzerindeki mali haklar, soru hazırlayan öğretmenleri bir araya getiren yayınevi üzerinde olup somut olayda davalının sonraki baskılarda «muvafakat» almasına gerek bulunmadığı, davalı yayımcının, meydana getirilecek esere ait bir plana göre eser sahiplerini bir araya getirerek soru bankası ve deneme kitabı oluşturduğu, Davacı ...'nün de coğrafya soruları hazırlayarak davalı yayıncı firmaya verdiği, ilk baskısının yapıldığı, aynı Kanun'un 52 nci maddesi gereğince mali hakların yazılı bir devir sözleşmesi ile devredileceği ve devir sözleşmesinde devir konusu haklar açıkça tereddüte mahal vermeyecek biçimde düzenleneceği, davaya dayanak teşkil eden Taahhütname başlıklı 04/04/2011 tarihli belgede "Yargı Yayınevi'nce yayımlanan 2011 yılı KPSS Coğrafya 50 Fasikül deneme sınavı kitabında yer alan 40 adet deneme sınavının soruları ..., ...,...,'a ait olup: 2012 ve daha sonraki yıllara ilişkin hiçbir yayında kullanılmayacaktır." biçiminde düzenleme mevcutsa da mali hakların devrinin geçerli ve usulüne uygun olarak yapılmadığı, bu durumda genel yayın yönetmeni tarafından mali hakların davacıya yeniden devredildiğine ilişkin açık ve tereddütsüz bir «protokol» söz konusu olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
… rılan diğer kitaplara davacının ismi belirtilmeksizin aktarılıp kamuya sunulmasının, davacının adın belirtilmesi hakkına tecavüz oluşturduğu, davalının aralarındaki «sözlü sözleşmeye» göre belirlenen adetin çok üstünde basım yapmasının «sözleşmeye aykırılık» niteliğinde olduğu ve bu vakaya dayalı istemlerin 10 yıllık «zamanaşımına» tabi bulunduğu, bu nedenle «ıslah» ile artırılan talebe yönelik «zamanaşımı def»'inin reddedileceği gerekçesiyle davacı tarafından davalı yayınevi aleyhine açılan eser sahipliğinden doğan mali ve manevi hakların ihlalinin engellenmesine yönelik davanın kabulü ile; davalının davacının hazırladığı soruların izinsiz çoğaltılması ve yayımlanması suretiyle yaptığı tecavüzün engellenmesine, tecavüzün engellenmesi kararının Türkiye genelinde yayamı yapan bir gazetede «ilan» edilmesine, ilan ücretinin davalıdan tahsiline, davacının «maddi tazminat» davasının kabulü ile 20.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 03.10.2017'den, 328.647,96 TL maddi tazminatın ise ıslah tarihi olan 05.02.2021 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile yapılan yayının miktarı dikkate alınarak takdiren 20 …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/8909 E. 2023/3204 K.
Ortak:kaldırma ve yeniden hüküm · istinaf yoluna başvurulabilirlik
İncelediğiniz karardaKarara karşı davacı vekili tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
… lduğu, dolayısıyla davacının FSEK kapsamında talep edebileceği bir hakkının bulunmadığının mütalaa edildiği ve bu görüşün Dairece de benimsendiği, davacının TBK'nın «haksız fiil» veya TTK'nın «haksız rekabet» hükümlerine göre talepte bulunma imkanına gelince; esasen davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde sadece FSEK'e dayanıldığından, davacının anılan hükümlere göre korunamayacağının kabulü gerekse de bir an için aksi düşünüldüğünde dahi, 2012 basım tarihli inceleme konusu yayının, davacı ile davalı yazarlar tarafından ortaklaşa hazırlandığı ve dava konusu 2013 ve devamı baskılarda bu yayında yer alan soruların büyük çoğunluğunun kullanıldığı ancak, 2013 ve devamı baskıların, Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulunca alınan kararlar doğrultusunda, ilköğretim veya ortaöğretimde yapılan müfredat değişiklikleri gözetilerek, davalılarca büyük oranda yeniden yazılıp güncellendiği, buna ilaveten davaya konu yayın içeriğindeki soruların, daha önceki yıllarda davalı yayınevi «dahil» birçok yayınevince yayımlanmış olan aynı nitelikteki kitaplarda da aynen yer aldığı, sonuç olarak davacının hak iddia ettiği 2012 tarihli yayında yer alan ve 2013 ve devamı baskılarda kullanılan soruların, tek başına davacı tarafından üretilmiş olduğunun davacı tarafça kanıtlanamadığı, bu nedenle haksız fiil veya haksız rekabet hükümlerine göre de hak iddia edilemeyeceği, her ne kadar tüm bu nedenler ilk derece mahkemesi kararının gerekçesiyle aynı olsa da duruşma açılıp inceleme yapılarak yazılı sonuca varıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının «kaldırılarak yeniden» hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Ankara 3.
… rinde mali ve manevi haklarının da bulunduğunun kabulüyle değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince davanın reddine yönelik kararın «kaldırılıp yeniden» esas hakkında davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmediğinden bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaKararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… mesi gerekirken nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin doğru bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine, manevi tazminat talebi yönünden davacı aleyhine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tanıma · eser sözleşmesi · üçüncü kişi · muvafakat · ihtarname · yetkisizlik kararı · eksik inceleme · vekalet ücreti
Benzer bu kararda… üstlendiği edimin sözleşme koşullarında matematik dersi vermek olduğunu, görev tanımında, soru yazılması, kitap yazılması veya davalı adına eser oluşturulması veya «üçüncü kişi» adına eser oluşturulması gibi bir edim bulunmadığını, bilirkişi heyeti tarafından "okul yönetimince verilecek diğer «görevleri» itirazsız kabul eder" hükmünden yola çıkılarak, söz konusu eserlerin sahibinin davalı olduğu, iş ilişkisi kapsamında söz konusu eserlerin oluşturulduğu kanaatine ulaşıldığını, bilirkişi raporu çoğunluk görüşünün, hukuki zeminden uzak olduğunu, «eksik incelemeye» dayalı bilirkişi raporuna göre karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraflar arasında eser oluşturulmasını içeren ne bir «eser sözleşmesi» ne bir istisna akdinin mevcut olmadığını, müvekkili tarafından yaratılan dava konusu eserin Milli Eğitim Bakanlığı'ndan onay almak üzere ders kitabı olarak yazıldığını, müvekkili tarafından oluşturulan eser ile iş görme borcu arasında maddi bir bağ kurmanın olanaklı bulunmadığını, manevi tazminatın tamamen reddedilmesi durumunda maktu olarak «vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken nispi vekâlet ücretine hükmedildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
… lim ve Terbiye Kurulunun onayına sunularak onay alındığını ve yayınlandığını, müvekkiline hak sahipliğinden doğan tazminatların ödenmediğini, davalıya keşide edilen «ihtarnamenin» 17.11.2017 tarihinde tebliğ edildiğini, 3 günlük sürede ödeme yapılmaması nedeniyle davalı şirketin 21.11.2017 tarihinde «temerrüde» düştüğünü ileri sürerek 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun (5846 sayılı Kanun) 68 inci maddesi kapsamında müvekkilinin hak sahibi olduğu eserlerle ilgi …
… i olduğunu iddia ettiği dava konusu yayınları, davalı yanında iş sözleşmesi kapsamında çalışırken görevi gereği meydana getirdiği, dolayısıyla mali hakları kullanma «yetkisinin» davacıda olmadığı, eserde davacı dışında başka kişilerin de adının ayrıca yer alması nedeniyle mali hak sahibinin bizzat davacı olduğuna kanaat getirilemediği gere …
… esinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebeplere ilaveten Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği'nin 86 ncı maddesinde öğretmenlik mesleğinin görev «tanımının» düzenlendiğini, dava konusu eserlerin meydana getirilmesinin bu görev tanımında yer almadığını, esere ilişkin basım yeri, yılı, bandrol gibi hususların müvekkili t …
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/9606 E. 2018/2285 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rayiç değer · ıslah · maddi tazminat · yasal faiz · ilan
Benzer bu kararda… öğretim alanında toplama eser olsa da iktibas serbestisi koşullarına riayet edilmediği, çoğaltma ve yayma haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, «rayiç değerin» 3 katı 55.000 TL «maddi tazminatın» «ıslah» tarihinden itibaren «yasal faizi» ile davalıdan tahsiline, 5.000 TL manevi tazminatın ıslah tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline, taraflar arasında farazi sözleşme kurulmuş olup men taleplerinin reddine, hüküm kesinleşince «ilanına» karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1776 E. 2023/5557 K.
Ortak:kaldırma ve yeniden hüküm · haksız fiil · dahili dava · istinaf yoluna başvurulabilirlik
İncelediğiniz kararda… lduğu, dolayısıyla davacının FSEK kapsamında talep edebileceği bir hakkının bulunmadığının mütalaa edildiği ve bu görüşün Dairece de benimsendiği, davacının TBK'nın «haksız fiil» veya TTK'nın «haksız rekabet» hükümlerine göre talepte bulunma imkanına gelince; esasen davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde sadece FSEK'e dayanıldığından, davacının anılan hükümlere göre korunamayacağının kabulü gerekse de bir an için aksi düşünüldüğünde dahi, 2012 basım tarihli inceleme konusu yayının, davacı ile davalı yazarlar tarafından ortaklaşa hazırlandığı ve dava konusu 2013 ve devamı baskılarda bu yayında yer alan soruların büyük çoğunluğunun kullanıldığı ancak, 2013 ve devamı baskıların, Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulunca alınan kararlar doğrultusunda, ilköğretim veya ortaöğretimde yapılan müfredat değişiklikleri gözetilerek, davalılarca büyük oranda yeniden yazılıp güncellendiği, buna ilaveten davaya konu yayın içeriğindeki soruların, daha önceki yıllarda davalı yayınevi «dahil» birçok yayınevince yayımlanmış olan aynı nitelikteki kitaplarda da aynen yer aldığı, sonuç olarak davacının hak iddia ettiği 2012 tarihli yayında yer alan ve 2013 ve devamı baskılarda kullanılan soruların, tek başına davacı tarafından üretilmiş olduğunun davacı tarafça kanıtlanamadığı, bu nedenle haksız fiil veya haksız rekabet hükümlerine göre de hak iddia edilemeyeceği, her ne kadar tüm bu nedenler ilk derece mahkemesi kararının gerekçesiyle aynı olsa da duruşma açılıp inceleme yapılarak yazılı sonuca varıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının «kaldırılarak yeniden» hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Ankara 3.
… oruma bulamayacağı, davaya konu yayın veya yayın içeriği eser olmamakla birlikte, şayet koşulları mevcut ise Türk Borçlar Kanunu veya Türk Ticaret Kanunu kapsamında «haksız fiil», «haksız rekabet», hükümlerine göre korunma imkanının bulunduğu, bununla birlikte 2012 basım tarihli inceleme konusu yayının, davacı ile davalı yazarlar tarafından ortaklaşa olarak hazırlandığı, ancak davaya konu bu yayında yer alan soruların her birinin hangi yazar/yazarlar tarafından ve kaç adet olarak hazırlandığının belli olmadığı, söz konusu yayınlar üzerindeki çoğaltma ve yayma niteliğindeki «tasarruf yetkilerinin» davalı yayınevine ait olduğu, bahse konu yayınların içeriğindeki soruların oluşturulmasından yayınevinin değil, yazarların sorumlu bulunduğu, davaya konu yayın içe …
Karara karşı davacı vekili tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
Benzer bu kararda… in doğru olduğu, ancak Mahkemece yapılan inceleme ve değerlendirmeler hüküm kurulması için yeterli görülmediğinden bilirkişi heyetinden ek rapor alındığı, davacının «maddi tazminat» istemini dayandırdığı 5846 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi uyarınca taraflar arasında sözleşme ilişkisi doğduğundan «zamanaşımı» süresinin 10 yıl olduğu, yine davacının maddi tazminat istemini dayandırdığı 5846 sayılı Kanun'un 70 inci maddesi uyarınca da «uzamış ceza zamanaşımı» süresinin geçerli bulunması karşısında zamanaşımı süresinin 8 yıl olduğu, özünde «haksız fiile» dayalı bu istemler için zaman aşımı süresinin, en erken davalının ilk basımı gerçekleştirdiği 2012 yılında başlayacağı nazara alındığında hem 16.02.2016 dava hem de 28.05.2018 «ıslah» tarihi itibariyle zamanaşımı sürelerinin dolmadığı, Mahkemece davacının 5846 sayılı Kanun'un 70 inci maddesinin ikinci fıkrasına dayalı talebinin reddine karar verildiği halde, davanın tamamen kabulüne karar verilip, davalı yararına «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerine» hükmedilmemesinin ve 70 inci maddesinin üçüncü fıkrasına dayalı talepleri hakkında bir karar verilmemesinin de doğru görülmediği, davacının 5846 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi uyarınca 199.771,46 TL talep edebileceği, ancak bu konuda davacının 28.05.2018 tarihli ıslah talebi ile bağlı kalındığı, İstinaf mahkemesince alınan ek bilirkişi raporunda davacının 5846 sayılı Kanun'un 70 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca davalının fiili satışlarına göre 3.493,03 TL, bandrol sayısına göre 11.209,22 TL, basım adedine göre 25.792,42 TL kar talep edebileceği, bu bedellerin tamamının, 5846 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi uyarınca hükmedilecek telif tazminatından az olduğundan 5846 sayılı Kanun'un 70 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre davacının koşulları oluşmayan talebinin reddine karar vermek gerektiği, davalı tarafça dava konusu fiilin işlenmediği yönünde bir savunmada bulunulmadığı nazara alınarak ceza davasının kesinleşmesinin beklenmesinin bir yarar sağlamayacağı, dava dilekçesinin talep sonucunda herhangi bir faiz talebinde bulunulmadığı ancak ıslah dilekçesinde tüm telif tazminatı talebi için dava tarihinden itibaren «yasal faiz» talebinde bulunulduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne 199.610,52.TL telif tazminatının dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle davalıdan tahsil …
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilince dava konusu kitapların basım tarihlerinden itibaren «yasal faiz» talep edildiği halde mahkemece bu konuda bir karar verilmediğini, 5846 sayılı Kanun'un 68 inci maddesine göre tazminat istendiği hallerde aynı Kanun'un 70 inci maddesinin ikinci fıkrasına dayanarak tazminat istenebileceğini, mahkemece bu maddeye göre hesap yapılamaması halinde zarar miktarının «hakkaniyete» uygun olarak belirlenmesinin gerektiğini, mahkemenin 5846 sayılı Kanun'un 70 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre yaptığı değerlendirmenin de hatalı olduğunu, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda hesaplamaya «dahil» edilen soru sayılarında «maddi hatalar» yapıldığını ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın kabulünü istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:uzamış ceza zamanaşımı · rayiç bedel · ceza zamanaşımı · mükerrerlik · maddi hata · hakkaniyet · muvafakat · yargılama gideri
Benzer bu kararda… in doğru olduğu, ancak Mahkemece yapılan inceleme ve değerlendirmeler hüküm kurulması için yeterli görülmediğinden bilirkişi heyetinden ek rapor alındığı, davacının «maddi tazminat» istemini dayandırdığı 5846 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi uyarınca taraflar arasında sözleşme ilişkisi doğduğundan «zamanaşımı» süresinin 10 yıl olduğu, yine davacının maddi tazminat istemini dayandırdığı 5846 sayılı Kanun'un 70 inci maddesi uyarınca da «uzamış ceza zamanaşımı» süresinin geçerli bulunması karşısında zamanaşımı süresinin 8 yıl olduğu, özünde «haksız fiile» dayalı bu istemler için zaman aşımı süresinin, en erken davalının ilk basımı gerçekleştirdiği 2012 yılında başlayacağı nazara alındığında hem 16.02.2016 dava hem de 28.05.2018 «ıslah» tarihi itibariyle zamanaşımı sürelerinin dolmadığı, Mahkemece davacının 5846 sayılı Kanun'un 70 inci maddesinin ikinci fıkrasına dayalı talebinin reddine karar verildiği halde, davanın tamamen kabulüne karar verilip, davalı yararına «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerine» hükmedilmemesinin ve 70 inci maddesinin üçüncü fıkrasına dayalı talepleri hakkında bir karar verilmemesinin de doğru görülmediği, davacının 5846 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi uyarınca 199.771,46 TL talep edebileceği, ancak bu konuda davacının 28.05.2018 tarihli ıslah talebi ile bağlı kalındığı, İstinaf mahkemesince alınan ek bilirkişi raporunda davacının 5846 sayılı Kanun'un 70 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca davalının fiili satışlarına göre 3.493,03 TL, bandrol sayısına göre 11.209,22 TL, basım adedine göre 25.792,42 TL kar talep edebileceği, bu bedellerin tamamının, 5846 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi uyarınca hükmedilecek telif tazminatından az olduğundan 5846 sayılı Kanun'un 70 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre davacının koşulları oluşmayan talebinin reddine karar vermek gerektiği, davalı tarafça dava konusu fiilin işlenmediği yönünde bir savunmada bulunulmadığı nazara alınarak ceza davasının kesinleşmesinin beklenmesinin bir yarar sağlamayacağı, dava dilekçesinin talep sonucunda herhangi bir faiz talebinde bulunulmadığı ancak ıslah dilekçesinde tüm telif tazminatı talebi için dava tarihinden itibaren «yasal faiz» talebinde bulunulduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne 199.610,52.TL telif tazminatının dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle davalıdan tahsil …
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilince dava konusu kitapların basım tarihlerinden itibaren «yasal faiz» talep edildiği halde mahkemece bu konuda bir karar verilmediğini, 5846 sayılı Kanun'un 68 inci maddesine göre tazminat istendiği hallerde aynı Kanun'un 70 inci maddesinin ikinci fıkrasına dayanarak tazminat istenebileceğini, mahkemece bu maddeye göre hesap yapılamaması halinde zarar miktarının «hakkaniyete» uygun olarak belirlenmesinin gerektiğini, mahkemenin 5846 sayılı Kanun'un 70 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre yaptığı değerlendirmenin de hatalı olduğunu, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda hesaplamaya «dahil» edilen soru sayılarında «maddi hatalar» yapıldığını ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın kabulünü istemiştir.
… mış olunan kitaplarla ilgili olarak davacı tarafın 2016 yılına kadar hiçbir talebinin olmadığını, davacı taraf uzunca bir süre ses çıkarmayarak söz konusu yayınlara «muvafakat» etmiş sayılmasının gerektiğini, tazminat hesaplaması yapılırken davacı tarafça sunulan Telif Ücret Tarifesinin dikkate alındığını, emsal ve «rayiç bedeller» üzerinden hareket edilmeyip fahiş rakamlara ulaşıldığını, bu nedenle yapılan tazminat hesabını da kabul etmediklerini, «zamanaşımı» hakkında bir değerlendirme yapılmadığını, müvekkil şirkete ait kitapların içerik itibariyle aynı olduğu sadece yeni baskılarda kapaklarındaki yıl ibaresinin değişt …
… n soruların maksadın haklı göstereceği nispette iktisap niteliğinde olduğunu, sorulardan izinsiz faydalanmak gibi bir amacın bulunmadığını, bilirkişilerce soruların «mükerrer» sayıldığını ve tazminatın yanlış hesaplandığını, davacının sunduğu ücret tarifesi üzerinden yapılan tazminat miktarına itiraz edildiğini, davacı taraf uzun süre sessiz kalıp dava açmadığından yayınlara «muvafakat» etmiş sayılacağını, davacı taleplerinin «zamanaşımına» uğradığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/5325 E. , 2019/6552 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 28/03/2017 tarih ve 2016/56 E. - 2017/128 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 19/09/2018 tarih ve 2017/1417 E. - 2018/901 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Esen Basın Yayın Dağıtım Paz. Ltd. Şti. ile “9. Sınıf Matematik Üçrenk Soru Bankası” kitabına ilişkin olarak, diğer davalı yazarlar ile birlikte telif haklarının devrine ilişkin sözleşme imzaladığını, müvekkilinin kendi isminin yer aldığı kitap basımlarından telif ücretini aldığını, ancak daha sonra davalıların söz konusu kitap içeriğini aynen muhafaza ederek yeni ISBN numarası alarak 2013, 2014 ve 2015 yıllarında müvekkilinin ismini de yazarlar arasından çıkartıp yeni kitap gibi yayımlandığını, her iki kitapta çoğu sorunun aynen yer aldığını, soruların sadece yerlerinin değiştirildiğini, soruların bir kısmında, soru kalıplarının aynen korunarak, sayıların veya harflerin veya kelimelerin değiştirildiğini, eser sahipleri arasında kâr ve zararın paylaştırılmasına ilişkin yazılı bir sözleşme olmadığından, kâr ve zararın eşit paylaştırılması gerektiğini, 25.09.2012 tarihinde düzenlenen telif hakkı devir sözleşmesinde, beş yıl süre ile yazarların başka bir yayınevi kanalı ile kendi adlarına aynı tür kitapları yayınlayamayacağının, kitabın sözleşme süresi içerisinde bitmesi durumunda yapılacak yeni sözleşmede tarafların bu sözleşmedeki haklarının korunmasının esas alınacağının belirtildiğini, bu kapsamda 2013/VIII baskı tarihli eserin, bir önceki 9.
sınıf ders kitabından uzaklaşamadığından yeni bir baskı olarak değerlendirilemeyeceğini ileri sürerek, tecavüzün men'ini ve hükmün ilanını, şimdilik 3 kat telif tazminatı bedeli 10.000 TL ile manevi tazminat bedeli 20.000 TL’nin, haksız fiil tarihi olan her basım tarihinden işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili, davacının yazar olarak yer aldığı “9. Sınıf Matematik Üçrenk Soru Bankası” adlı eserin Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu Başkanlığının 01.02.2013 tarih ve 9 sayılı kararı ile birlikte güncelliğini yitirdiğini, 2013 yılı bakımından yeni mevzuata uygun olarak %50 oranında yeni baştan yazılıp güncellenerek basılmasının gerektiğini, müfredat değişikliklerine uygun olarak yeniden ele alınıp değiştirilen her kitap için yeni bir ISBN numarası alınıp, baskı öncesinde yazarlarla yeniden sözleşme yapılmasının gerektiğini, eserin yenilenmiş baskısında birlikte çalışmama kararının 2013 yılı başında davacıya bildirilip, eserin eski baskısı için hazırladığı sorular ayrılarak kendisine teslim edildiğini, davacıya gönderilen sorular dışında gözden kaçan, kendisine ait olduğunu düşündüğü başka soru olup olmadığının sorulduğunu, kendisinin de gönderilen sorular dışında, eski kitapta başka sorusunun olmadığını beyan ettiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davaya konu “9. Sınıf Matematik Üçrenk Soru Bankası" adlı yayının bir bütün olarak veya yayın içeriğindeki soruların, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında “ilim ve edebiyat eseri” veya “eser” olmadığı, bu bağlamda davaya konu yayının FSEK kapsamında koruma bulamayacağı, davaya konu yayın veya yayın içeriği eser olmamakla birlikte, şayet koşulları mevcut ise Türk Borçlar Kanunu veya Türk Ticaret Kanunu kapsamında haksız fiil, haksız rekabet, hükümlerine göre korunma imkanının bulunduğu, bununla birlikte 2012 basım tarihli inceleme konusu yayının, davacı ile davalı yazarlar tarafından ortaklaşa olarak hazırlandığı, ancak davaya konu bu yayında yer alan soruların her birinin hangi yazar/yazarlar tarafından ve kaç adet olarak hazırlandığının belli olmadığı, söz konusu yayınlar üzerindeki çoğaltma ve yayma niteliğindeki tasarruf yetkilerinin davalı yayınevine ait olduğu, bahse konu yayınların içeriğindeki soruların oluşturulmasından yayınevinin değil, yazarların sorumlu bulunduğu, davaya konu yayın içeriğindeki soruların daha önceki yıllarda davalılarca hazırlanan ve davalı yayınevince yayımlanmış olan aynı nitelikteki kitaplarda da yer aldığı, davaya konu 2012 tarihli yayında yer alan sorulardan hangilerinin tek başına davacı tarafınca üretildiğinin davacı tarafça ortaya konulamaması nedeniyle bahse konu soruların davalı yazarlarca 2013, 2014 ve 2015 tarihli güncelleştirilmiş yayınlarda aynen veya değiştirilerek kullanıldığı iddiasının da açıklığa kavuşturamadığı, ayrıca Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulunca alınan kararlar doğrultusunda ortaya çıkan müfredat değişiklikleri doğrultusunda, davaya konu yayının 2012 yılı baskısında hak sahibi yayınevince veya yayınevinin sözleşme yaptığı yazarlarca değişiklikler yapılmasının, söz konusu yayının güncelliğini ve geçerliliğini korumak amacıyla zorunlu olduğu, bu kapsamda somut vakıada haksız fiil veya haksız rekabet hükümlerinin uygulanmasına da yer olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, 2012 basım tarihli “9. Sınıf Matematik Üçrenk Soru Bankası” adlı kitabın giriş kısmında yazarların ..., ... ve ... olduğu, dava konusu 2013, 2014 ve 2015 basım tarihli “9. Sınıf Matematik Üçrenk Soru Bankası” adlı kitaplarda ise davacının adının yazar olarak belirtilmediği, 2012 basım tarihli kitapta yer alan 1.341 adet sorunun 2013, 2014 ve 2015 tarihli kitaplarda da kullanıldığı, ancak bahse konu 1.341 adet sorunun 927 adedinin davalı yayınevi tarafından daha önceki yıllarda yayımlanan, davalı yazarlara ait 13 adet kitapta da aynı şekilde yer aldığı, 2012 basım tarihli kitaptaki 235 adet sorunun ise ana kurgu aynı olmakla birlikte, kullanılan rakamlar, harfler ve terimler değiştirilmek suretiyle 2013, 2014 ve 2015 tarihli kitaplarda da bulunduğu, ancak bu soruların da benzerlerinin davalı ...
Ltd. Şti. tarafından daha önceki yıllarda yayımlanan ve davalı yazarlara ait 13 adet kitapta da yer aldığı, davacı vekilinin itirazları dikkate alınarak yeninden bilirkişi raporu alındığı, ancak bu raporda da ilk derece mahkemesince alınan rapora paralel olarak dava konusu kitap içindeki soruların her yerde karşılaşılabilen, sahibinin hususiyetini taşımayan, daha önce yayımlanmış metinlerinde geçen isim, sıfat ve objeler ile özel isimlerin değiştirilerek ifade edilmesiyle oluşturulduğu, dolayısıyla davacının FSEK kapsamında talep edebileceği bir hakkının bulunmadığının mütalaa edildiği ve bu görüşün Dairece de benimsendiği, davacının TBK'nın haksız fiil veya TTK'nın haksız rekabet hükümlerine göre talepte bulunma imkanına gelince;
esasen davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde sadece FSEK'e dayanıldığından, davacının anılan hükümlere göre korunamayacağının kabulü gerekse de bir an için aksi düşünüldüğünde dahi, 2012 basım tarihli inceleme konusu yayının, davacı ile davalı yazarlar tarafından ortaklaşa hazırlandığı ve dava konusu 2013 ve devamı baskılarda bu yayında yer alan soruların büyük çoğunluğunun kullanıldığı ancak, 2013 ve devamı baskıların, Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulunca alınan kararlar doğrultusunda, ilköğretim veya ortaöğretimde yapılan müfredat değişiklikleri gözetilerek, davalılarca büyük oranda yeniden yazılıp güncellendiği, buna ilaveten davaya konu yayın içeriğindeki soruların, daha önceki yıllarda davalı yayınevi dahil birçok yayınevince yayımlanmış olan aynı nitelikteki kitaplarda da aynen yer aldığı, sonuç olarak davacının hak iddia ettiği 2012 tarihli yayında yer alan ve 2013 ve devamı baskılarda kullanılan soruların, tek başına davacı tarafından üretilmiş olduğunun davacı tarafça kanıtlanamadığı, bu nedenle haksız fiil veya haksız rekabet hükümlerine göre de hak iddia edilemeyeceği, her ne kadar tüm bu nedenler ilk derece mahkemesi kararının gerekçesiyle aynı olsa da duruşma açılıp inceleme yapılarak yazılı sonuca varıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle;
davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 28.03.2017 gün ve 2016/56 E. - 2017/128 K. sayılı kararının kaldırılmasına, davacının davasının reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava eserden doğan telif hakkına tecavüzün önlenmesi ile 5846 sayılı Kanunun 68. maddesi gereği üç kat maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesi tarafından yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince yeniden yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporuna göre yazılı gerekçeyle ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
5846 sayılı FSEK'in 2/1. maddesi uyarınca, sahibinin hususiyetini yansıtması şartıyla herhangi bir şekilde dil ve yazıyla ifade olunan eserler ilim ve edebiyat eseri kapsamında korunmaktadır. Bu kapsamanda özgün matematik soru ve cevaplarının da ilim ve edebiyat eseri olarak dikkate alınması gerekmekte olup, Mahkemece matematik soru ve cevaplarının eser mahiyetinde olmadığına ilişkin değerlendirmeyle karar verilmesi doğru olmamıştır.
Kanun'un birlikte eser sahipliğini düzenleyen 10. maddesindeki, "Birden fazla kimsenin iştirakiyle vücuda getirilen eserin ayrılmaz bir bütün teşkil etmesi halinde, eser sahipliğinin onu vücuda getirenlerin oluşturduğu birliğe ait olacağı, bir sözleşmede veya hizmet şartlarında veya eser meydana getirildiğinde yürürlükte olan herhangi bir yasada aksi öngörülmediği takdirde eser üzerindeki hakların eser sahipliğini oluşturan gerçek veya tüzel kişiler tarafından kullanılacağı ve eser sahiplerinden her birinin, birlik menfaatlerine tecavüz edildiği takdirde tek başına hareket edebileceği" yönündeki düzenleme karşısında davaya konu soru bankası kitaplarında hangi soruların davacı tarafından hazırlandığının ispat edilemediğine dair gerekçe de yerinde olmamıştır.
Ayrıca İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporlarında, davacının da yazarları arasında yer aldığı "9. Sınıf Matematik Üçrenk Soru Bankası" isimli eserin 2012 yılı baskısındaki 1341 adet sorunun davaya konu 2013 vesonraki yıllarda yapılan baskılarda da aynen yer aldığı, bunlardan 927 adedinin davacının yazarları arasında olmadığı önceki baskılardaki sorularla birebir aynı olduğu, geriye kalan 414 sorunun 235 adedinin önceki baskılarda yer almamakla birlikte ana kurgu aynı kalmak kaydıyla önceki baskılarda yer alan sorulara benzerlik gösterdiği tespit edilmiş ise de, davaya konu 2013 ve sonraki yıllarda yapılan baskılarda yer alan diğer sorular hakkında bir değerlendirmede bulunulmamış, 235 sorunun da hususiyet arz edip etmediğinin tespiti için içerisinde matematik alanında bir uzmanın da bulunduğu bilirkişi heyetinden rapor alınmamıştır.Şu halde, içlerinde alan uzmanının da olduğu bilirkişi heyeti vasıtasıyla, davacıların birlikte eser sahibi olduğu 2012 baskısında olup davaya konu 2013 ve sonraki yıllarda yapılan baskılarda da yer alan 1341 sorudan yukarıda anıldığı üzere davacının yazarı olmadığı eserlerdeki sorularla aynı olan 927 soru haricindeki 414 sorunun 5846 sayılı Kanun kapsamında hususiyet arz edip etmediği tespit edilerek, hususiyet arz ettiğinin tespiti halinde davacının bu sorular üzerinde mali ve manevi haklarının da bulunduğunun kabulüyle değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince davanın reddine yönelik kararın kaldırılıp yeniden esas hakkında davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmediğinden bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, davacı vekilinin sair temyiz itirazının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine,
21.10.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/546067800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz