Sigortacının yalnız gerçek zarardan sorumlu olması ve gerçek zararın ispatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/4968 E. 2019/6465 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Sigortacı, 6762 sayılı TTK m.1283 uyarınca yalnız gerçek zararı ödemekle yükümlüdür ve gerçek zararın miktarını ispat yükü sigortalıdadır. Sigortalının hasarı gideren üçüncü kişiye fiilen ödeme yapmış olması ve bu ödemenin defter ve belgelerle doğrulanması, ödenen tutarın sigortacıdan istenebileceği anlamına gelmez; hasar tutanakları, ekspertiz rapor dosyası ve fotoğraflar gibi deliller toplanıp sektör uzmanı bilirkişiden rapor alınarak gerçek hasar miktarı belirlenmeden ve sigortacı poliçe şartları dâhilinde bu gerçek zarardan sorumlu tutulmadan tazminata hükmedilemez.
Ele alınan sorunlar
Hasarın poliçe teminatı kapsamında kalması, hasar ihbarı ve muafiyet savunması → kabul
İddia: Davalı sigortacı, hasarın teminat kapsamında olmadığını, davacının yaptığı hasar bildiriminin meydana gelen hasarla uyuşmadığını ve muafiyet sınırının dikkate alınmadığını savunmuştur.
Gerekçe: Hasar poliçe kapsamında kalmakta, hasar ihbarı usulüne uygun olarak yapılmış olup poliçede muafiyet bulunmamaktadır; hasar bedelini ödeyen davacının ödediği bedeli davalıdan talep hakkı vardır. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Sigortacının gerçek zarardan sorumluluğu ve gerçek zarar miktarının belirlenmesi → kabul
İddia: Davalı sigortacı, davacının bildirdiği hasarın meydana gelen hasarla uyuşmadığını ileri sürerek hükmedilen tazminata itiraz etmiştir.
Gerekçe: Dava, davacı taşıyıcının taşımasını yaptığı rüzgâr türbin kanatlarının gemiden tahliyesi sırasında limanda uğradığı hasar nedeniyle, hasarın tamiri için dava dışı firmaya ödediği hasar bedelinin sigortacıdan tahsili istemine ilişkindir. Poliçe düzenleme tarihi itibariyle yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 1283. maddesi gereğince sigortacı ancak gerçek zararı ödemekle yükümlüdür; gerçek zararın miktarını ispat yükümlülüğü ise sigortalı davacıya aittir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, hasar gören kanatların dava dışı firmaca tamir edildiği belirtilerek bu firma ile davacının defter ve belgeleri değerlendirilmek suretiyle davacının hasar bedelini ödediği tespit edilmiş ve hasarın poliçe kapsamında tazmini gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir. Ancak defter ve belgelere göre davacı tarafından ödeme yapılmış olması, bu miktarın davalıdan talep edilebileceği anlamına gelmez; anılan kanun hükmü gereğince gerçek zararın tespiti ve poliçe şartları dâhilinde sigortacının gerçek zarardan sorumlu tutulması gerekir. Dosyada ekspertiz raporu ve hasara ilişkin evrakların tamamı da mevcut olmadığından, öncelikle hasara ilişkin tutanaklar, ekspertiz rapor dosyası, fotoğraflar gibi tüm deliller toplanıp sektör uzmanı bilirkişilerden rapor alınmak suretiyle gerçek hasar miktarı belirlenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Sigortacının yalnız gerçek zarardan sorumlu olduğu, gerçek zararın ispat yükünün sigortalıda bulunduğu ve fiilen yapılan ödemenin tek başına gerçek zararı ortaya koymadığı yönündeki bozma gerekçesi bakımından bağlayıcı emsal değer taşır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
gerçek zarar↗ ispat yükü↗ nakliyat sigortası↗ poliçe teminatı↗ muafiyet↗ eksik inceleme↗ sektör uzmanı bilirkişi↗ ekspertiz raporu↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4534 E. 2017/6523 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iflas idaresi · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · iflas
Benzer bu karardaBank A.Ş, ...'den tahsiline, davalı ...A.Ş. hakkında açılan davanın reddine, davalı ... ile «iflas idaresi» hakkındaki «davanın açılmamış sayılmasına» dair verilen karar davalı ...Ş, fer'i müdahil TMSF ve fer'i müdahil ... vekillerinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/14841 E. 2014/18549 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iflas idaresi · iflas · terkin · avans faizi · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaBankacılık Limited Şirketi hakkındaki dava daha önceden atiye «terk» edilip bu konuda karar «verilmesine yer olmadığına» karar verildiğinden ve davalı TMSF hakkındaki davanın reddi kararının ise sonucu itibari ile doğru olduğu temyiz incelemesi ile kesinleştiğinden bu davalılar hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına dair verilen karar davalı ..... vekili, fer'i müdahil TMSF vekili ve «iflas idaresi» memurları tarafından temyizi üzerine Dairemizin 03.06.2014 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Mahkemece dairemiz bozma ilamına uyularak; davanın kabulü ile 16.026,96 TL'nin 27/12/1999 tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalılar ..., ...ve ...den tahsiline, ...hakkındaki davanın reddine, ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14456 E. 2018/6672 K.
Ortak:gerçek zarar
İncelediğiniz karardaPoliçe düzenleme tarihi itibariyle yürürlükte olan 6762 sayılı TTK’nın 1283. maddesi gereğince sigortacı, ancak «gerçek zararı» ödemekle yükümlüdür.
Defter ve belgelere göre davacı tarafından 61.026,91 TL’nin ödenmiş olması davacının bu miktarı davalıdan talep edebileceği anlamına gelmeyip yukarıda anılan kanun hükmü gereğince «gerçek zararın» tespiti ve poliçe şartları dahilinde sigortacının gerçek zarardan sorumlu tutulması gerekmektedir.
Benzer bu karardaDosyaya «ibraz» edilen ilk bilirkişi raporunda; meydana gelen «hasar»/zararın sevkıyatın ve «teslim» fiilinin henüz sonuçlanmadığı aşamada «gerçekleştiği, zararın» gerçekleştiği bu noktada davalı sigorta şirketinin «nakliyat emtia sigorta poliçesinden» kaynaklanan sorumluluğunun devam ettiği, hasar/zararın poliçe kapsamında olduğu, davacının davalı sigorta şirketinden tazminat talebinde bulunabileceği kanaati bildirilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nakliyat emtia sigortası · sigorta teminatı · tahkim · ziya · teminat kapsamı · sigorta poliçesi · hasar · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu olaya ilişkin «sigorta poliçesinin» tetkikinden montaj ve demontaj risklerinden kaynaklanacak her türlü «hasar» ve «ziya»'ın «teminat» harici olduğunun anlaşıldığı, «sigorta teminatının» poliçede gösterilen varma yerinde araçtan tahliyeyi takiben derhal sona ereceğinin belirtildiği, davaya konu olayda meydana gelen hasarın türbinin nakliyesi ve indirilmesi esnasında değil, daimi çalışacağı yere montajı sırasında meydana geldiği, bu nedenle poliçe kapsamında olmadığı, ayrıca fer’i müdahil ile davalı arasındaki uyuşmazlığa ilişkin «tahkim» raporunda da yine oy çokluğu ile hasarın emtia reasürans poliçesinin «teminat kapsamında» olmadığı belirtilerek türbin emtiası hasarı için ödeme yapılmasının istenemeyeceğinin karar altına alındığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyaya «ibraz» edilen ilk bilirkişi raporunda; meydana gelen «hasar»/zararın sevkıyatın ve «teslim» fiilinin henüz sonuçlanmadığı aşamada «gerçekleştiği, zararın» gerçekleştiği bu noktada davalı sigorta şirketinin «nakliyat emtia sigorta poliçesinden» kaynaklanan sorumluluğunun devam ettiği, hasar/zararın poliçe kapsamında olduğu, davacının davalı sigorta şirketinden tazminat talebinde bulunabileceği kanaati bildirilmiştir.
Yargılama sırasında alınan ikinci bilirkişi raporunda, dava konusu gaz türbininde meydana gelen «hasarın» bu türbinin kurulumu kapsamında değil, nakliyesi sırasında meydana geldiği hususunda görüş birliğine varıldığı açıklanmış; «son» bilirkişi raporunda ise davalı tarafından sigortalanan emtianın, taşıma sırasında değil daimi olarak çalışacağı yere montajı sırasında hasar gördüğü, poliçede bulunan “Montaj ve demontaj risklerinden kaynaklanacak her türlü hasar ve «ziyanın» «teminat» harici olduğu, «sigorta teminatının» poliçede gösterilen varma yerinde araçtan tahliyeyi takiben derhal sona ereceği” yönündeki şart sebebiyle hasarın «sigorta poliçesi» kapsamında karşılanamayacağı ifade edilmiştir.
Sigorta A.Ş. arasında görülen emtia reasürans poliçesine dayalı 14/12/2006 tarihinde meydana gelen türbin emtiası «hasarı» için ödeme yapılmasının istenemeyeceğine dair tespit kararı verilmesi talepli «tahkim» yargılaması sonucunda verilen tahkim kurulu kararında da hasarın türbin nakil aracından tahliye edildikten sonra meydana geldiği ve hasarın emtia reasürans poliçesinin «teminatı kapsamında» olmadığı sonucuna varıldığı anlaşılmaktadır.
2 benzer karar daha
-
Tazminat | Tazminat davası | Rücuan tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4103 E. 2023/6224 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:sorumsuzluk anlaşması · sigorta halefiyeti · halefiyet ilkesi · dolaylı zarar · ağır kusur · ticari avans faizi · halefiyet · emredici hüküm
Benzer bu kararda… ühendislik Tedarik ve İnşaat Sözleşmesi ve hukuki durumun savunmalarının temelini oluşturacağını, bu itibarla Soma Enerji ile Siemens arasında akdedilen sözleşmenin «halefiyet ilkesi» gereğince davacıyı da bağlayacağını, zarar gören «sigortalının sözleşmesel» olarak dolaylı zararları talep edemeyeceğinin aşikar olduğunu, bu nedenle «dolaylı zarara» ilişkin sigortalının da yani Soma Enerji'nin de olmayan bir hakkın «sigortacıya halefiyet» ile geçmesinin mümkün olamayacağını beyan ederek davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
… emesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafın işin durması nedeni ile oluşan üretimin yapılamamasından kaynaklı olarak talep ettiği zararın «dolaylı zarar» niteliğinde olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin 19 uncu maddesinde dolaylı zararlar konusunda tarafların birbirinden bir hak talep etmeyeceklerinin açıkça düzenlendiği, olayda davalının «ağır kusuru» bulunmadığından anlaşmanın bu maddesinin iptali imkânının da bulunmadığını, ayrıca sözleşmede dolaylı zararlar için «sorumsuzluk anlaşmasının» yanında taraflardan birine bu zararların giderilmesi için sigorta yaptırma zorunluluğu da getirilmediği, gerek asıl davada ve gerekse birleşen davada sözleşmeye gö …
… davalı tarafından yapılan hatalı üretim nedeniyle 29.12.2014 tarihinde kablo başlığı ve 06.04.2015 tarihinde kesici patlaması sonrası oluşan arızadan dolayı üretim «kaybı» meydana geldiğini, ileri sürerek iş kazası nedeniyle meydana gelen üretim kaybından dolayı müvekkili tarafından fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 7.000,00 TL'nin, 29.12.2014 ve 06.04.2015 tarihlerinde meydana gelen iki hatalı imalat sonucu meydana gelen üretim kayıpları için şimdilik her bir olay için ayrı ayrı olmak üzere 1.500,00 TL'nin dava tarihinden itibaren «ticari avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
CEVAP Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde; sözleşmede belirtilen «sigorta poliçesinin» iş kazaları ve bu sebeple oluşabilecek zararlara yönelik olduğunu, bu maddenin iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin bir madde olduğunu, bu sigortanın da müvekkili tarafından yaptırıldığını, talep edilen davacının kâr «kaybı» gibi «dolaylı zararlarının» tazminine yönelik bir poliçe iddiası ile ilgisinin bulunmadığını, sözleşme uyarınca dolaylı zararın talep edilemeyeceğinin düzenlendiğini, bu sebeple davacının dol …
-
Tazminat | Tazminat davası | Rücuan tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4103 E. 2023/6224 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:sorumsuzluk anlaşması · sigorta halefiyeti · halefiyet ilkesi · dolaylı zarar · ağır kusur · ticari avans faizi · halefiyet · emredici hüküm
Benzer bu kararda… ühendislik Tedarik ve İnşaat Sözleşmesi ve hukuki durumun savunmalarının temelini oluşturacağını, bu itibarla Soma Enerji ile Siemens arasında akdedilen sözleşmenin «halefiyet ilkesi» gereğince davacıyı da bağlayacağını, zarar gören «sigortalının sözleşmesel» olarak dolaylı zararları talep edemeyeceğinin aşikar olduğunu, bu nedenle «dolaylı zarara» ilişkin sigortalının da yani Soma Enerji'nin de olmayan bir hakkın «sigortacıya halefiyet» ile geçmesinin mümkün olamayacağını beyan ederek davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
… emesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafın işin durması nedeni ile oluşan üretimin yapılamamasından kaynaklı olarak talep ettiği zararın «dolaylı zarar» niteliğinde olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin 19 uncu maddesinde dolaylı zararlar konusunda tarafların birbirinden bir hak talep etmeyeceklerinin açıkça düzenlendiği, olayda davalının «ağır kusuru» bulunmadığından anlaşmanın bu maddesinin iptali imkânının da bulunmadığını, ayrıca sözleşmede dolaylı zararlar için «sorumsuzluk anlaşmasının» yanında taraflardan birine bu zararların giderilmesi için sigorta yaptırma zorunluluğu da getirilmediği, gerek asıl davada ve gerekse birleşen davada sözleşmeye gö …
… davalı tarafından yapılan hatalı üretim nedeniyle 29.12.2014 tarihinde kablo başlığı ve 06.04.2015 tarihinde kesici patlaması sonrası oluşan arızadan dolayı üretim «kaybı» meydana geldiğini, ileri sürerek iş kazası nedeniyle meydana gelen üretim kaybından dolayı müvekkili tarafından fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 7.000,00 TL'nin, 29.12.2014 ve 06.04.2015 tarihlerinde meydana gelen iki hatalı imalat sonucu meydana gelen üretim kayıpları için şimdilik her bir olay için ayrı ayrı olmak üzere 1.500,00 TL'nin dava tarihinden itibaren «ticari avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
CEVAP Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde; sözleşmede belirtilen «sigorta poliçesinin» iş kazaları ve bu sebeple oluşabilecek zararlara yönelik olduğunu, bu maddenin iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin bir madde olduğunu, bu sigortanın da müvekkili tarafından yaptırıldığını, talep edilen davacının kâr «kaybı» gibi «dolaylı zararlarının» tazminine yönelik bir poliçe iddiası ile ilgisinin bulunmadığını, sözleşme uyarınca dolaylı zararın talep edilemeyeceğinin düzenlendiğini, bu sebeple davacının dol …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/4968 E. , 2019/6465 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 23/03/2017 tarih ve 2014/919 E.- 2017/409 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 05/07/2018 tarih ve 2017/822 E.- 2018/870 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının taşımacılık ile ilgili risklerini davalı ... şirketine 26/12/2011-26/12/2012 dönemini kapsayacak şekilde sigorta ettirdiğini, davacının İskenderun limanını işleten Limak İskenderun A.Ş ile limana gelecek MERLE isimli geminin rıhtıma alınması ve gerekli tüm tahliye ve aktarım işleri için anlaşma yaptığını, davacının sigorta hukuku bakımından Limak A.Ş ile alt taşıyıcılık anlaşması imzaladığını, Limak A.Ş’nin tahliye, tahmil ve aktarım işlerini yaparken 13/09/2012 ve 14/09/2012 tarihlerinde taşıma konusu olan Rüzgar Türbin Kanatlarının iki ayrı durumda hasarlandığını, hasarın davalı şirketin yetkililerine 14/09/2013 tarihinde ayrı ayrı bildirdiğini, hasarların Nordex Enerji A.Ş.
tarafından tamir edildiğini ve yenilendiğini, Nordex Enerji A.Ş'nin hasar bedeli olan 61.026,91 TL’yi acente sıfatı ile 20/11/2012 tarihinde davacı şirkete fatura ettiğini, davacı şirketin de 23/11/2012 tarihinde fatura bedelini ödediğini, davalıya Karşıyaka 5. Noterliğinin 25/04/2013 tarihli ihtarnamesinin keşide edildiğini, davalının bildirimden itibaren 45 gün içinde de hasarı ödemediğini ileri sürerek 61.026,91 TL’nin 23/11/2012 tarihinden itibaren ticari faiz işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili süresinde davaya cevap vermemiş ise de bilahare sunduğu dilekçelerinde hasarın teminat kapsamında olmadığını, davacının yaptığı hasar bildiriminin meydana gelen hasar ile uyuşmadığını, muafiyet sınırının dikkate alınmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, hasarın poliçe kapsamında kaldığı, hasar ihbarının usulüne uygun olarak yapıldığı, hasar bedelini ödeyen davacının ödediği bedeli davalıdan talep hakkı olduğu, poliçede muafiyet bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 61.026,91 TL’nin 23.11.2012 tarihinden itibarek işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
stanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nce, davacı tarafından tazmin edilen hasarın poliçe kapsamında kaldığı, davanın kabul edilmesinin dosya içeriğine, usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda aşağıdaki bentte belirtilen hususlar dışında bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, davacı taşıyıcının taşımasını yaptığı rüzgar türbin kanatlarının gemiden tahliyesi sırasında limanda uğradığı hasar nedeniyle, davacının hasarın tamiri için dava dışı firmaya ödediği hasar bedelinin sigortacıdan tahsili istemine ilişkindir. Poliçe düzenleme tarihi itibariyle yürürlükte olan 6762 sayılı TTK’nın 1283. maddesi gereğince sigortacı, ancak gerçek zararı ödemekle yükümlüdür. Gerçek zararın miktarını ispat yükümlülüğü ise davacı sigortalıya aittir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava dışı Nordex Enerji A.Ş tarafından hasar gören rüzgar türbin kanatlarının tamir edildiği belirtilerek dava dışı bu firma ile davacının defter ve belgeleri değerlendirilmek suretiyle davacının 61.026,91 TL hasar bedeli ödediği belirtilmiş ve hasarın poliçe kapsamında tazmini gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir.
Defter ve belgelere göre davacı tarafından 61.026,91 TL’nin ödenmiş olması davacının bu miktarı davalıdan talep edebileceği anlamına gelmeyip yukarıda anılan kanun hükmü gereğince gerçek zararın tespiti ve poliçe şartları dahilinde sigortacının gerçek zarardan sorumlu tutulması gerekmektedir. Dosyada ekspertiz raporunun ve hasara ilişkin evrakların tamamı da mevcut olmayıp öncelikle hasara ilişkin tutanaklar, ekspertiz rapor dosyası, fotoğraflar gibi tüm deliller toplanılıp sektör uzmanı bilirkişilerden rapor alınmak suretiyle davaya konu rüzgar türbin kanatlarında meydana gelen gerçek hasar miktarın belirlenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 21/10/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/542370700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz