Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/13075 E. 2013/10885 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 10 yıllık
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kimlik tespiti↗ faiz başlangıç tarihi↗ kusur oranı↗ protokol↗ yasal faiz↗ kusur↗ cy/cy kaydı↗ eksik inceleme↗ zamanaşımı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı kurumun sigortalının ölümünden sonra hak edilmediği halde çekilen emekli aylıkları nedeni ile zarara uğradığı, davacı kurum ile davalı banka arasında yapılan 1984 ve 2000 tarihli protokollerin B/6, B/7, B/9 ila 4.6 ve 4.7 maddeleri gereğince davalı bankanın emekli aylıklarını öderken kimlik tespiti yapması gerektiği, yine yılın belli aylarında sigortalıların yaşayıp yaşamadıklarının tespiti açısından muhtarlık ilmuhaberi ve yoklama belgesi alma gerekliliğinin davalı bankaya yüklendiği, bu nedenle bankanın sigortalının ölümünden sonra haksız yere yapılan ödemelerde sorumluluğunun bulunduğu, 10 yıllık zamanaşımı süresini aşan kısım için davacının talepte bulunamayacağı, 10 yıllık süreyi doldurmayan kısmın ise 7.912,62 TL olduğu, davacı tarafça dava dilekçesinde faiz talep edilmesine rağmen bu faizin başlangıç tarihinin belirtilmediği bu nedenle asıl alacağa dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 7.912,62 TL'nın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, davacı Kurum’dan yaşlılık aylığı almaktayken ölen ...’ın ölümünden sonra da hesabına yatan paraların çekilmiş olması nedeniyle uğranılan zararın davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Davacı Kurum’dan yaşlılık aylığı almaktayken 27.05.1995 tarihinde ölen ve ölüm tescili nüfus kaydına aynı tarihte yapılan ...’ın ölümünden sonra da 17.06.2003 tarihine kadar hesabına yatırılan aylıkların çekildiği anlaşılmış olup, davacı haksız olarak çekilen miktarlardan dolayı akdedilen protokolle üstlendiği yükümlülüğü yerine getirmeyen davalı bankanın sorumlu olduğunu iddia ederek, uğradığı zararın davalı bankadan tazminini istemiştir.
Taraflar arasında davacı Kurum’dan gelir ve aylık almakta olanlara banka şubeleri tarafından yapılacak ödemelerle ilgili olarak 27.09.1984 ve 15.12.2000 tarihli protokoller akdedilmiştir. Mahkemece, davalı bankanın ödemelerle ilgili olarak anılan protokollerde belirtilen hususlara riayet etmediği, bu nedenle oluşan Kurum zararından dolayı davacıya karşı sorumlu olduğu sonucuna varılmış ise de sigortalı 27.05.1995 tarihinde ölmüş olup, buna ilişkin tescilin de nüfusa aynı tarihte yapılmış olmasına rağmen davacı Kurum tarafından 17.06.2003 tarihine kadar ölen sigortalının hesabına maaş gönderilmiş, sigortalının ölümüne ilişkin olarak davalı bankaya davacı tarafından herhangi bir bildirimde bulunulmamıştır. Bu durumda mahkemece ölen sigortalının maaş hesabından haksız olarak ödemelerin yapıldığı davaya konu 21.07.1995-17.06.2003 tarihleri arasındaki dönemde davacı Kurum’un yaşlılık aylığı alanlara ilişkin olarak kendi mevzuatı ve çalışma sistemi gereği belli dönemlerde yoklama yapma, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’nden bilgi alma yönünde bir sorumluluğunun olup olmadığının araştırılması, bu yönde bir sorumluluğunun bulunduğunun ve somut olayda bunun ihmal edildiğinin tespiti halinde davacının davalı ile akdettiği protokol hükümlerine dayanarak kendisinin mevzuattan ve çalışma sisteminden kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldıramayacağı da göz önüne alınarak, somut olayda mahkemece, zamanaşımı süresinin dolmadığı kabul edilen alacak miktarı yönünden davacı kurumun müterafik kusurunun bulunup bulunmadığının tespiti, var ise kusur oranlarının belirlenmesi ile buna göre davalının sorumluluğu hakkında bir karar verilmesi gerekirken davalının savunmasında bu hususu belirtmiş olmasına ve bilirkişi raporuna bu yönde yapmış olduğu itirazlara rağmen anılan hususlar üzerinde durulmayarak eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/9362 E. 2011/2206 K.
Ortak:protokol · yasal faiz · cy/cy kaydı · eksik inceleme · Tazminat
İncelediğiniz kararda… alının ölümünden sonra hak edilmediği halde çekilen emekli aylıkları nedeni ile zarara uğradığı, davacı kurum ile davalı banka arasında yapılan 1984 ve 2000 tarihli «protokollerin» B/6, B/7, B/9 ila 4.6 ve 4.7 maddeleri gereğince davalı bankanın emekli aylıklarını öderken «kimlik tespiti» yapması gerektiği, yine yılın belli aylarında sigortalıların yaşayıp yaşamadıklarının tespiti açısından muhtarlık ilmuhaberi ve yoklama belgesi alma gerekliliğinin davalı bankaya yüklendiği, bu nedenle bankanın sigortalının ölümünden sonra haksız yere yapılan ödemelerde sorumluluğunun bulunduğu, 10 yıllık «zamanaşımı» süresini aşan kısım için davacının talepte bulunamayacağı, 10 yıllık süreyi doldurmayan kısmın ise 7.912,62 TL olduğu, davacı tarafça dava dilekçesinde faiz talep edilmesine rağmen bu «faizin başlangıç tarihinin» belirtilmediği bu nedenle asıl alacağa dava tarihinden itibaren «yasal faiz» işletilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 7.912,62 TL'nın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar …
Davacı Kurum’dan yaşlılık aylığı almaktayken 27.05.1995 tarihinde ölen ve ölüm tescili nüfus «kaydına» aynı tarihte yapılan ...’ın ölümünden sonra da 17.06.2003 tarihine kadar hesabına yatırılan aylıkların çekildiği anlaşılmış olup, davacı haksız olarak çekilen miktarlardan dolayı akdedilen «protokolle» üstlendiği yükümlülüğü yerine getirmeyen davalı bankanın sorumlu olduğunu iddia ederek, uğradığı zararın davalı bankadan tazminini istemiştir.
… unun olup olmadığının araştırılması, bu yönde bir sorumluluğunun bulunduğunun ve somut olayda bunun ihmal edildiğinin tespiti halinde davacının davalı ile akdettiği «protokol» hükümlerine dayanarak kendisinin mevzuattan ve çalışma sisteminden kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldıramayacağı da göz önüne alınarak, somut olayda mahkemece, «zamanaşımı» süresinin dolmadığı kabul edilen alacak miktarı yönünden davacı kurumun müterafik kusurunun bulunup bulunmadığının tespiti, var ise «kusur oranlarının» belirlenmesi ile buna göre davalının sorumluluğu hakkında bir karar verilmesi gerekirken davalının savunmasında bu hususu belirtmiş olmasına ve bilirkişi raporuna bu yönde yapmış olduğu itirazlara rağmen anılan hususlar üzerinde durulmayarak «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaDavacı Kurum’dan yaşlılık aylığı almaktayken 02.11.1993 tarihinde ölen ve ölüm tescili nüfus «kaydına» 30.11.1993 tarihinde yapılan ...’ın ölümünden sonra da 18.05.2005 tarihine kadar hesabına yatırılan aylıkların çekildiği anlaşılmış olup, davacı haksız olarak çekilen miktarlardan dolayı akdedilen «protokolle» üstlendiği yükümlülüğü yerine getirmeyen davalı bankanın sorumlu olduğunu iddia ederek, uğradığı zararın davalı bankadan tazminini istemiştir.
Mahkemece, davalı bankanın ödemelerle ilgili olarak anılan «protokollerde» belirtilen hususlara riayet etmediği, bu nedenle oluşan Kurum zararından dolayı davacıya karşı sorumlu olduğu sonucuna varılmış ise de sigortalı 02.11.1993 tarihinde ölmüş olup, buna ilişkin tescilin de nüfusa 30.11.1993 tarihinde yapılmış olmasına rağmen davacı Kurum tarafından 18.05.2005 tarihine kadar ölen sigortalının hesabına maaş gönderilmiş olup, sigortalının ölümüne ilişkin olarak davalı bankaya davacı tarafından herhangi bir bildirimde bulunulmamıştır.Bu durumda mahkemece ölen sigortalının maaş hesabından haksız olarak ödemelerin yapıldığı davaya konu 21.11.1993-18.05.2005 tarihleri arasındaki dönemde davacı Kurum’un yaşlılık aylığı alanlara ilişkin olarak kendi mevzuatı ve çalışma sistemi gereği belli dönemlerde yoklama yapma, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’nden bilgi alma yönünde bir sorumluluğunun olup olmadığının araştırılması, bu yönde bir sorumluluğunun bulunduğunun ve somut olayda bunun ihmal edildiğinin tespiti halinde davacının davalı ile akdettiği protokol hükümlerine dayanarak kendisinin mevzuattan ve çalışma sisteminden kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldıramayacağı da göz önüne alınarak anılan hususların açıklığa kavuşturulması suretiyle davacı Kurum’un somut olayda müterafik kusurunun bulunup bulunmadığının tespiti ile buna göre davalının sorumluluğu hakkında bir karar verilmesi gerekirken davalının savunmasında bu hususu belirtmiş olmasına ve bilirkişi raporuna bu yönde yapmış olduğu itirazlara rağmen anılan hususlar üzerinde durulmayarak «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, hak sahibi olmayan kişilere yapılan ödemelerden ve işleyen faizinden davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 6.000,00 YTL «asıl alacak» ve 7.810,04 YTL «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 13.810,04 YTL’nin asıl alacak 6.000,00 YTL ’ye 01.11.2006 tarihinden itibaren «yasal faiz» uygulanmak suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:işlemiş faiz · asıl alacak
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, hak sahibi olmayan kişilere yapılan ödemelerden ve işleyen faizinden davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 6.000,00 YTL «asıl alacak» ve 7.810,04 YTL «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 13.810,04 YTL’nin asıl alacak 6.000,00 YTL ’ye 01.11.2006 tarihinden itibaren «yasal faiz» uygulanmak suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/15010 E. 2014/4187 K.
Ortak:kimlik tespiti · kusur oranı · protokol · kusur · eksik inceleme · zamanaşımı · zamanaşımı 10 yıllık · Tazminat
İncelediğiniz kararda… unun olup olmadığının araştırılması, bu yönde bir sorumluluğunun bulunduğunun ve somut olayda bunun ihmal edildiğinin tespiti halinde davacının davalı ile akdettiği «protokol» hükümlerine dayanarak kendisinin mevzuattan ve çalışma sisteminden kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldıramayacağı da göz önüne alınarak, somut olayda mahkemece, «zamanaşımı» süresinin dolmadığı kabul edilen alacak miktarı yönünden davacı kurumun müterafik kusurunun bulunup bulunmadığının tespiti, var ise «kusur oranlarının» belirlenmesi ile buna göre davalının sorumluluğu hakkında bir karar verilmesi gerekirken davalının savunmasında bu hususu belirtmiş olmasına ve bilirkişi raporuna bu yönde yapmış olduğu itirazlara rağmen anılan hususlar üzerinde durulmayarak «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
… alının ölümünden sonra hak edilmediği halde çekilen emekli aylıkları nedeni ile zarara uğradığı, davacı kurum ile davalı banka arasında yapılan 1984 ve 2000 tarihli «protokollerin» B/6, B/7, B/9 ila 4.6 ve 4.7 maddeleri gereğince davalı bankanın emekli aylıklarını öderken «kimlik tespiti» yapması gerektiği, yine yılın belli aylarında sigortalıların yaşayıp yaşamadıklarının tespiti açısından muhtarlık ilmuhaberi ve yoklama belgesi alma gerekliliğinin davalı bankaya yüklendiği, bu nedenle bankanın sigortalının ölümünden sonra haksız yere yapılan ödemelerde sorumluluğunun bulunduğu, 10 yıllık «zamanaşımı» süresini aşan kısım için davacının talepte bulunamayacağı, 10 yıllık süreyi doldurmayan kısmın ise 7.912,62 TL olduğu, davacı tarafça dava dilekçesinde faiz talep edilmesine rağmen bu «faizin başlangıç tarihinin» belirtilmediği bu nedenle asıl alacağa dava tarihinden itibaren «yasal faiz» işletilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 7.912,62 TL'nın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar …
Davacı Kurum’dan yaşlılık aylığı almaktayken 27.05.1995 tarihinde ölen ve ölüm tescili nüfus «kaydına» aynı tarihte yapılan ...’ın ölümünden sonra da 17.06.2003 tarihine kadar hesabına yatırılan aylıkların çekildiği anlaşılmış olup, davacı haksız olarak çekilen miktarlardan dolayı akdedilen «protokolle» üstlendiği yükümlülüğü yerine getirmeyen davalı bankanın sorumlu olduğunu iddia ederek, uğradığı zararın davalı bankadan tazminini istemiştir.
Benzer bu kararda… unun olup olmadığının araştırılması, bu yönde bir sorumluluğunun bulunduğunun ve somut olayda bunun ihmal edildiğinin tespiti halinde davacının davalı ile akdettiği «protokol» hükümlerine dayanarak kendisinin mevzuattan ve çalışma sisteminden kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldıramayacağı da göz önüne alınarak, somut olayda mahkemece, «zamanaşımı» süresinin dolmadığı kabul edilen alacak miktarı yönünden davacı kurumun müterafik kusurunun bulunup bulunmadığının tespiti, var ise «kusur oranlarının» belirlenmesi ile buna göre davalının sorumluluğu hakkında bir karar verilmesi gerekirken davalının savunmasında bu hususu belirtmiş olmasına ve bilirkişi raporuna bu yönde yapmış olduğu itirazlara rağmen anılan hususlar üzerinde durulmayarak «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Oysa, taraflar arasında yapılan 27.09.1984 tarihli ilk «protokolde» her ne kadar ATM kartı kullanılarak ödeme yapılması hususunda bir düzenleme yer almamış ise de, anılan protokolün ödemeler başlıklı 6'ncı maddesi “ödemelerin, bizzat emekli sigortalının kendisine veya onu «temsil» eden kayyum veya vekiline, bankanın cari usulüne göre «kimlik tespitinden» sonra yapılacağı”, yine 7'nci maddesi “kayyum veya vekile yapılacak ödemelerde asıl hak sahibinin sağ olduğuna dair, yılda iki kez Mayıs ve Kasım aylarında muhtarlık ilmuhaberinin isteneceği” hükümlerini haiz olup, anılan açık hükümler karşısında davacı tarafından davalı bankanın ödeme şekline ilişkin olarak «icazetinin» bulunup bulunmadığı, bu ödeme türünü benimseyip benimsemediği, benimsemişse buna yönelik olarak kanıtların nelerden ibaret olduğunun mahkemece «denetime elverişli» bir şekilde tartışılmaması doğru görülmediği gibi davacının birinci protokol süresi içinde ATM kartı ile yapılan ödemelerden sonra emeklisi hesabına ödenmek üzere para yatırmasının davacı yönünden yalnızca «müterafik kusur» olarak değerlendirileceğinin dahi nazara alınmaması doğru bulunmamıştır.
… olduğu, dava dışı sigortalı Ahmet Torun'un ölümünden sonra 04.09.1999-01.11.2004 tarihleri arasında 10.185,67 TL'lik çekim gerçekleştirildiği ancak, davacı tarafın «zamanaşımı» süresini göz önünde bulundurarak 8.718,60 TL olarak talepte bulunduğu ve talebin hesap hareketleri ile doğrulandığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile 8.718,60 TL'nin her bir maaşın ödeme tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müterafik kusur · icazet · ticari faiz · denetime elverişlilik · temsil
Benzer bu karardaOysa, taraflar arasında yapılan 27.09.1984 tarihli ilk «protokolde» her ne kadar ATM kartı kullanılarak ödeme yapılması hususunda bir düzenleme yer almamış ise de, anılan protokolün ödemeler başlıklı 6'ncı maddesi “ödemelerin, bizzat emekli sigortalının kendisine veya onu «temsil» eden kayyum veya vekiline, bankanın cari usulüne göre «kimlik tespitinden» sonra yapılacağı”, yine 7'nci maddesi “kayyum veya vekile yapılacak ödemelerde asıl hak sahibinin sağ olduğuna dair, yılda iki kez Mayıs ve Kasım aylarında muhtarlık ilmuhaberinin isteneceği” hükümlerini haiz olup, anılan açık hükümler karşısında davacı tarafından davalı bankanın ödeme şekline ilişkin olarak «icazetinin» bulunup bulunmadığı, bu ödeme türünü benimseyip benimsemediği, benimsemişse buna yönelik olarak kanıtların nelerden ibaret olduğunun mahkemece «denetime elverişli» bir şekilde tartışılmaması doğru görülmediği gibi davacının birinci protokol süresi içinde ATM kartı ile yapılan ödemelerden sonra emeklisi hesabına ödenmek üzere para yatırmasının davacı yönünden yalnızca «müterafik kusur» olarak değerlendirileceğinin dahi nazara alınmaması doğru bulunmamıştır.
… olduğu, dava dışı sigortalı Ahmet Torun'un ölümünden sonra 04.09.1999-01.11.2004 tarihleri arasında 10.185,67 TL'lik çekim gerçekleştirildiği ancak, davacı tarafın «zamanaşımı» süresini göz önünde bulundurarak 8.718,60 TL olarak talepte bulunduğu ve talebin hesap hareketleri ile doğrulandığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile 8.718,60 TL'nin her bir maaşın ödeme tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14065 E. 2018/1898 K.
Ortak:protokol · eksik inceleme · Tazminat
İncelediğiniz kararda… unun olup olmadığının araştırılması, bu yönde bir sorumluluğunun bulunduğunun ve somut olayda bunun ihmal edildiğinin tespiti halinde davacının davalı ile akdettiği «protokol» hükümlerine dayanarak kendisinin mevzuattan ve çalışma sisteminden kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldıramayacağı da göz önüne alınarak, somut olayda mahkemece, «zamanaşımı» süresinin dolmadığı kabul edilen alacak miktarı yönünden davacı kurumun müterafik kusurunun bulunup bulunmadığının tespiti, var ise «kusur oranlarının» belirlenmesi ile buna göre davalının sorumluluğu hakkında bir karar verilmesi gerekirken davalının savunmasında bu hususu belirtmiş olmasına ve bilirkişi raporuna bu yönde yapmış olduğu itirazlara rağmen anılan hususlar üzerinde durulmayarak «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
… alının ölümünden sonra hak edilmediği halde çekilen emekli aylıkları nedeni ile zarara uğradığı, davacı kurum ile davalı banka arasında yapılan 1984 ve 2000 tarihli «protokollerin» B/6, B/7, B/9 ila 4.6 ve 4.7 maddeleri gereğince davalı bankanın emekli aylıklarını öderken «kimlik tespiti» yapması gerektiği, yine yılın belli aylarında sigortalıların yaşayıp yaşamadıklarının tespiti açısından muhtarlık ilmuhaberi ve yoklama belgesi alma gerekliliğinin davalı bankaya yüklendiği, bu nedenle bankanın sigortalının ölümünden sonra haksız yere yapılan ödemelerde sorumluluğunun bulunduğu, 10 yıllık «zamanaşımı» süresini aşan kısım için davacının talepte bulunamayacağı, 10 yıllık süreyi doldurmayan kısmın ise 7.912,62 TL olduğu, davacı tarafça dava dilekçesinde faiz talep edilmesine rağmen bu «faizin başlangıç tarihinin» belirtilmediği bu nedenle asıl alacağa dava tarihinden itibaren «yasal faiz» işletilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 7.912,62 TL'nın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar …
Davacı Kurum’dan yaşlılık aylığı almaktayken 27.05.1995 tarihinde ölen ve ölüm tescili nüfus «kaydına» aynı tarihte yapılan ...’ın ölümünden sonra da 17.06.2003 tarihine kadar hesabına yatırılan aylıkların çekildiği anlaşılmış olup, davacı haksız olarak çekilen miktarlardan dolayı akdedilen «protokolle» üstlendiği yükümlülüğü yerine getirmeyen davalı bankanın sorumlu olduğunu iddia ederek, uğradığı zararın davalı bankadan tazminini istemiştir.
Benzer bu kararda… unun olup olmadığının araştırılması, bu yönde bir sorumluluğunun bulunduğunun ve somut olayda bunun ihmal edildiğinin tespiti halinde davacının davalı ile akdettiği «protokol» hükümlerine dayanarak kendisinin mevzuattan ve çalışma sisteminden kaynaklanan sorumluluğunun ortadan kalktığını ileri süremeyeceği de göz önüne alınarak anılan hususların açıklığa kavuşturulması suretiyle davacı Kurum’un somut olayda müterafik kusurunun bulunup bulunmadığının tespiti ile buna göre davalı Bankanın sorumluluğu hakkında bir karar verilmesi gerekirken, anılan hususlar üzerinde durulmayarak ve «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
… 2008 dönemi aylıkları toplamı olan 16.160,00 TL'nin müteveffanın bankomat hesabından bankanın verdiği ATM kartı ile muhtelif yerlerde çekildiği, taraflar arasındaki «protokol» gereğince ATM kartına bir yıllık miad tarihi konulduğu, sigortalının hayatta olup olmadığı ve aylık alma koşullarının devam edip etmediğine dair takip ve tespit so …
Davacı Kurum’dan emekli aylığı almaktayken ....06.2003 tarihinde ölen ...’ün ölümünden sonra da 27.01.2008 tarihine kadar hesabına yatırılan aylıkların çekildiği anlaşılmış olup, davacı haksız olarak çekilen miktarlardan dolayı akdedilen «protokolle» üstlendiği yükümlülüğü yerine getirmeyen ve asgari dikkat ve özeni göstermeyen davalı bankanın sorumlu olduğunu iddia ederek, uğradığı zararın davalı bankadan tazminini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/12114 E. 2016/3235 K.
Ortak:protokol · yasal faiz · eksik inceleme · Tazminat
İncelediğiniz kararda… alının ölümünden sonra hak edilmediği halde çekilen emekli aylıkları nedeni ile zarara uğradığı, davacı kurum ile davalı banka arasında yapılan 1984 ve 2000 tarihli «protokollerin» B/6, B/7, B/9 ila 4.6 ve 4.7 maddeleri gereğince davalı bankanın emekli aylıklarını öderken «kimlik tespiti» yapması gerektiği, yine yılın belli aylarında sigortalıların yaşayıp yaşamadıklarının tespiti açısından muhtarlık ilmuhaberi ve yoklama belgesi alma gerekliliğinin davalı bankaya yüklendiği, bu nedenle bankanın sigortalının ölümünden sonra haksız yere yapılan ödemelerde sorumluluğunun bulunduğu, 10 yıllık «zamanaşımı» süresini aşan kısım için davacının talepte bulunamayacağı, 10 yıllık süreyi doldurmayan kısmın ise 7.912,62 TL olduğu, davacı tarafça dava dilekçesinde faiz talep edilmesine rağmen bu «faizin başlangıç tarihinin» belirtilmediği bu nedenle asıl alacağa dava tarihinden itibaren «yasal faiz» işletilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 7.912,62 TL'nın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar …
… unun olup olmadığının araştırılması, bu yönde bir sorumluluğunun bulunduğunun ve somut olayda bunun ihmal edildiğinin tespiti halinde davacının davalı ile akdettiği «protokol» hükümlerine dayanarak kendisinin mevzuattan ve çalışma sisteminden kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldıramayacağı da göz önüne alınarak, somut olayda mahkemece, «zamanaşımı» süresinin dolmadığı kabul edilen alacak miktarı yönünden davacı kurumun müterafik kusurunun bulunup bulunmadığının tespiti, var ise «kusur oranlarının» belirlenmesi ile buna göre davalının sorumluluğu hakkında bir karar verilmesi gerekirken davalının savunmasında bu hususu belirtmiş olmasına ve bilirkişi raporuna bu yönde yapmış olduğu itirazlara rağmen anılan hususlar üzerinde durulmayarak «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Davacı Kurum’dan yaşlılık aylığı almaktayken 27.05.1995 tarihinde ölen ve ölüm tescili nüfus «kaydına» aynı tarihte yapılan ...’ın ölümünden sonra da 17.06.2003 tarihine kadar hesabına yatırılan aylıkların çekildiği anlaşılmış olup, davacı haksız olarak çekilen miktarlardan dolayı akdedilen «protokolle» üstlendiği yükümlülüğü yerine getirmeyen davalı bankanın sorumlu olduğunu iddia ederek, uğradığı zararın davalı bankadan tazminini istemiştir.
Benzer bu kararda… unun olup olmadığının araştırılması, bu yönde bir sorumluluğunun bulunduğunun ve somut olayda bunun ihmal edildiğinin tespiti halinde davacının davalı ile akdettiği «protokol» hükümlerine dayanarak kendisinin mevzuattan ve çalışma sisteminden kaynaklanan sorumluluğunun ortadan kalktığını ileri süremeyeceği de göz önüne alınarak anılan hususların açıklığa kavuşturulması suretiyle davacı Kurum’un somut olayda müterafik kusurunun bulunup bulunmadığının tespiti ile buna göre davalı Bankanın sorumluluğu hakkında bir karar verilmesi gerekirken, anılan hususlar üzerinde durulmayarak ve «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
A.Ş. yönünden kabulü ile 11.756,33 TL'nin dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte bu davalıdan tahsili ili davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
… ’un ölümünden sonra da 31.11.2004 tarihine kadar hesabına yatırılan aylıkların çekildiği anlaşılmış olup, davacı haksız olarak çekilen miktarlardan dolayı akdedilen «protokolle» üstlendiği yükümlülüğü yerine getirmeyen ve asgari dikkat ve özeni göstermeyen davalı bankanın sorumlu olduğunu iddia ederek, uğradığı zararın davalı bankadan ve b …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hakkaniyet indirimi · hakkaniyet
Benzer bu kararda… ibi kurumsal bir işletmenin yapılan para ödemesinde asgari özeni göstermesi durumunda bile haksız ödemeye sebebiyet verilmeyeceğinden zarar miktarında her hangi bir «hakkaniyet indirimi» yapılamayacağı gerekçesiyle davanın, davalı ... yönünden reddine, davalı ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/5012 E. 2015/11880 K.
Ortak:protokol · yasal faiz · kusur
İncelediğiniz kararda… alının ölümünden sonra hak edilmediği halde çekilen emekli aylıkları nedeni ile zarara uğradığı, davacı kurum ile davalı banka arasında yapılan 1984 ve 2000 tarihli «protokollerin» B/6, B/7, B/9 ila 4.6 ve 4.7 maddeleri gereğince davalı bankanın emekli aylıklarını öderken «kimlik tespiti» yapması gerektiği, yine yılın belli aylarında sigortalıların yaşayıp yaşamadıklarının tespiti açısından muhtarlık ilmuhaberi ve yoklama belgesi alma gerekliliğinin davalı bankaya yüklendiği, bu nedenle bankanın sigortalının ölümünden sonra haksız yere yapılan ödemelerde sorumluluğunun bulunduğu, 10 yıllık «zamanaşımı» süresini aşan kısım için davacının talepte bulunamayacağı, 10 yıllık süreyi doldurmayan kısmın ise 7.912,62 TL olduğu, davacı tarafça dava dilekçesinde faiz talep edilmesine rağmen bu «faizin başlangıç tarihinin» belirtilmediği bu nedenle asıl alacağa dava tarihinden itibaren «yasal faiz» işletilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 7.912,62 TL'nın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar …
… unun olup olmadığının araştırılması, bu yönde bir sorumluluğunun bulunduğunun ve somut olayda bunun ihmal edildiğinin tespiti halinde davacının davalı ile akdettiği «protokol» hükümlerine dayanarak kendisinin mevzuattan ve çalışma sisteminden kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldıramayacağı da göz önüne alınarak, somut olayda mahkemece, «zamanaşımı» süresinin dolmadığı kabul edilen alacak miktarı yönünden davacı kurumun müterafik kusurunun bulunup bulunmadığının tespiti, var ise «kusur oranlarının» belirlenmesi ile buna göre davalının sorumluluğu hakkında bir karar verilmesi gerekirken davalının savunmasında bu hususu belirtmiş olmasına ve bilirkişi raporuna bu yönde yapmış olduğu itirazlara rağmen anılan hususlar üzerinde durulmayarak «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Davacı Kurum’dan yaşlılık aylığı almaktayken 27.05.1995 tarihinde ölen ve ölüm tescili nüfus «kaydına» aynı tarihte yapılan ...’ın ölümünden sonra da 17.06.2003 tarihine kadar hesabına yatırılan aylıkların çekildiği anlaşılmış olup, davacı haksız olarak çekilen miktarlardan dolayı akdedilen «protokolle» üstlendiği yükümlülüğü yerine getirmeyen davalı bankanın sorumlu olduğunu iddia ederek, uğradığı zararın davalı bankadan tazminini istemiştir.
Benzer bu kararda… en 18/04/2005 tarihine kadar geçen süre içinde davalı Banka tarafından aylık ödenmesine devam edildiği, taraflar arasında akdedilen 27/09/1984 ve 15/12/2000 tarihli «protokol» hükümlerine aykırı davranarak gerekli dikkat ve özeni göstermeyen bankanın kusurlu olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, 19.022,74 TL'nin hükme esas alınan 17/11/2014 tarihli bilirkişi raporunda tespit edilen ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek değişen oranlardaki «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece, davalının «protokol» hükümlerine aykırı davrandığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Oysa, maaş tahakkuku yapıp banka hesabına aktaran davacı kurumun da, hak sahiplerinin sağ olup olmadığını öncelikle denetlemesi ve incelemesi gerektiğinden, dava konusu olayda davalı Banka ile birlikte «müterafik kusuru» vardır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müterafik kusur
Benzer bu karardaOysa, maaş tahakkuku yapıp banka hesabına aktaran davacı kurumun da, hak sahiplerinin sağ olup olmadığını öncelikle denetlemesi ve incelemesi gerektiğinden, dava konusu olayda davalı Banka ile birlikte «müterafik kusuru» vardır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/10060 E. 2013/10259 K.
Ortak:kimlik tespiti · protokol · kusur · cy/cy kaydı · zamanaşımı · zamanaşımı 10 yıllık
İncelediğiniz kararda… alının ölümünden sonra hak edilmediği halde çekilen emekli aylıkları nedeni ile zarara uğradığı, davacı kurum ile davalı banka arasında yapılan 1984 ve 2000 tarihli «protokollerin» B/6, B/7, B/9 ila 4.6 ve 4.7 maddeleri gereğince davalı bankanın emekli aylıklarını öderken «kimlik tespiti» yapması gerektiği, yine yılın belli aylarında sigortalıların yaşayıp yaşamadıklarının tespiti açısından muhtarlık ilmuhaberi ve yoklama belgesi alma gerekliliğinin davalı bankaya yüklendiği, bu nedenle bankanın sigortalının ölümünden sonra haksız yere yapılan ödemelerde sorumluluğunun bulunduğu, 10 yıllık «zamanaşımı» süresini aşan kısım için davacının talepte bulunamayacağı, 10 yıllık süreyi doldurmayan kısmın ise 7.912,62 TL olduğu, davacı tarafça dava dilekçesinde faiz talep edilmesine rağmen bu «faizin başlangıç tarihinin» belirtilmediği bu nedenle asıl alacağa dava tarihinden itibaren «yasal faiz» işletilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 7.912,62 TL'nın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar …
… unun olup olmadığının araştırılması, bu yönde bir sorumluluğunun bulunduğunun ve somut olayda bunun ihmal edildiğinin tespiti halinde davacının davalı ile akdettiği «protokol» hükümlerine dayanarak kendisinin mevzuattan ve çalışma sisteminden kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldıramayacağı da göz önüne alınarak, somut olayda mahkemece, «zamanaşımı» süresinin dolmadığı kabul edilen alacak miktarı yönünden davacı kurumun müterafik kusurunun bulunup bulunmadığının tespiti, var ise «kusur oranlarının» belirlenmesi ile buna göre davalının sorumluluğu hakkında bir karar verilmesi gerekirken davalının savunmasında bu hususu belirtmiş olmasına ve bilirkişi raporuna bu yönde yapmış olduğu itirazlara rağmen anılan hususlar üzerinde durulmayarak «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Davacı Kurum’dan yaşlılık aylığı almaktayken 27.05.1995 tarihinde ölen ve ölüm tescili nüfus «kaydına» aynı tarihte yapılan ...’ın ölümünden sonra da 17.06.2003 tarihine kadar hesabına yatırılan aylıkların çekildiği anlaşılmış olup, davacı haksız olarak çekilen miktarlardan dolayı akdedilen «protokolle» üstlendiği yükümlülüğü yerine getirmeyen davalı bankanın sorumlu olduğunu iddia ederek, uğradığı zararın davalı bankadan tazminini istemiştir.
Benzer bu karardaEmsal olarak gösterilen Dairemiz kararında, aynı taraflar arasında görülen benzer uyuşmazlığın çözümünde taraflar arasında imzalanan 07/09/1998 tarihli «protokolün» 5. ve 9. maddelerine göre; davalı bankanın sadece veli, vasi, vekil veya kayyuma ödeme yapması halinde her yıl Mart ve Eylül aylarında hak sahibinin sağ olduğuna dair nüfus «kaydı» isteme yükümlülüğünün bulunduğu, ATM kartı aracılığıyla yapılan maaş ödemelerinde «kimlik tespitine» imkan bulunmadığı, hesap sahiplerinin sağ olup olmadığını denetleme görevinin davacı kurumun sorumluluğunda olduğu gözetilerek oluşan zarardan davalı bankanın soru …
Davalı vekili; taraflar arasında imzalanan «protokol» uyarınca yetkili mahkemenin Ankara Mahkemeleri olduğunu, dava konusu paranın müvekkilinin uhdesinde bulunmayıp sigortalının «mirasçıları» tarafından çekildiği için «husumetin» yanlış yöneltildiğini, davanın «zamanaşımına» uğradığını,müvekkilinin maaş ödemesi konusunda davacı ile aralarında «yapılan protokole» uygun hareket edildiğini, davacının sigortalısının ölümüne rağmen hesabına maaş gönderiminde bulunarak kusurlu davrandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalı bankaya adı geçen «protokolün» hangi hükmü uyarınca «kusur» yüklendiği somut olarak belirtilmeksizin karar verilmesi ve Dairemizin yukarıda belirtilen ilamı emsal gösterilmesine rağmen emsale aykırı hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerden dolayı temyiz eden yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yapılandırma protokolü · mirasçılık · yenileme · bilirkişi incelemesi · husumet
Benzer bu karardaDavalı vekili; taraflar arasında imzalanan «protokol» uyarınca yetkili mahkemenin Ankara Mahkemeleri olduğunu, dava konusu paranın müvekkilinin uhdesinde bulunmayıp sigortalının «mirasçıları» tarafından çekildiği için «husumetin» yanlış yöneltildiğini, davanın «zamanaşımına» uğradığını,müvekkilinin maaş ödemesi konusunda davacı ile aralarında «yapılan protokole» uygun hareket edildiğini, davacının sigortalısının ölümüne rağmen hesabına maaş gönderiminde bulunarak kusurlu davrandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
… şı ...’nun 07/02/2000 tarihinde vefat etmesine rağmen sigortalının davalı bankada bulunan maaş hesabından ATM kartı ile 25/02/2000 ila 25/03/2003 tarihleri arasında «mirasçıları» tarafından maaşının çekildiğinin tespit edildiğini, davalı ile müvekkili arasında «yapılan protokol» uyarınca davalının kurumun uğradığı 5.159,27 TL zarardan sorumlu olduğunu belirterek bu bedelin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece; toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporuna ve tüm dosya kapsamına göre; davalının taraflar arasında imzalanan «protokol» hükümlerine aykırı hareket ederek ATM kartlarını belli dönemlerde «yenilemeyip» kontrol etmediği ve hak sahibinin sağ olduğuna dair nüfus kayıtlarını istemeyerek kusurlu davrandığı, benzer bir dava olan Mahkemelerinin 2007/14 E.
2007/403 K sayılı dosyasının Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği için yeniden «bilirkişi incelemesi» yaptırılmasının gerekmediği, dava konusu ödemelerden davalı bankanın sorumlu olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3392 E. 2019/5454 K.
Ortak:protokol · kusur
İncelediğiniz kararda… unun olup olmadığının araştırılması, bu yönde bir sorumluluğunun bulunduğunun ve somut olayda bunun ihmal edildiğinin tespiti halinde davacının davalı ile akdettiği «protokol» hükümlerine dayanarak kendisinin mevzuattan ve çalışma sisteminden kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldıramayacağı da göz önüne alınarak, somut olayda mahkemece, «zamanaşımı» süresinin dolmadığı kabul edilen alacak miktarı yönünden davacı kurumun müterafik kusurunun bulunup bulunmadığının tespiti, var ise «kusur oranlarının» belirlenmesi ile buna göre davalının sorumluluğu hakkında bir karar verilmesi gerekirken davalının savunmasında bu hususu belirtmiş olmasına ve bilirkişi raporuna bu yönde yapmış olduğu itirazlara rağmen anılan hususlar üzerinde durulmayarak «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
… alının ölümünden sonra hak edilmediği halde çekilen emekli aylıkları nedeni ile zarara uğradığı, davacı kurum ile davalı banka arasında yapılan 1984 ve 2000 tarihli «protokollerin» B/6, B/7, B/9 ila 4.6 ve 4.7 maddeleri gereğince davalı bankanın emekli aylıklarını öderken «kimlik tespiti» yapması gerektiği, yine yılın belli aylarında sigortalıların yaşayıp yaşamadıklarının tespiti açısından muhtarlık ilmuhaberi ve yoklama belgesi alma gerekliliğinin davalı bankaya yüklendiği, bu nedenle bankanın sigortalının ölümünden sonra haksız yere yapılan ödemelerde sorumluluğunun bulunduğu, 10 yıllık «zamanaşımı» süresini aşan kısım için davacının talepte bulunamayacağı, 10 yıllık süreyi doldurmayan kısmın ise 7.912,62 TL olduğu, davacı tarafça dava dilekçesinde faiz talep edilmesine rağmen bu «faizin başlangıç tarihinin» belirtilmediği bu nedenle asıl alacağa dava tarihinden itibaren «yasal faiz» işletilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 7.912,62 TL'nın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar …
Davacı Kurum’dan yaşlılık aylığı almaktayken 27.05.1995 tarihinde ölen ve ölüm tescili nüfus «kaydına» aynı tarihte yapılan ...’ın ölümünden sonra da 17.06.2003 tarihine kadar hesabına yatırılan aylıkların çekildiği anlaşılmış olup, davacı haksız olarak çekilen miktarlardan dolayı akdedilen «protokolle» üstlendiği yükümlülüğü yerine getirmeyen davalı bankanın sorumlu olduğunu iddia ederek, uğradığı zararın davalı bankadan tazminini istemiştir.
Benzer bu karardaDavalı bankanın «protokol» hükümlerine aykırı hareket ederek her yıl «yenilenmesi» gereken kartları yenilememesinin davalı banka yönünden «kusur» teşkil etmesi yanında davacının da ölen mensubunu davalı bankaya bildirmemesinin "«müterafik kusur»" niteliğinde olduğu ve tarafların zararların oluşumunda müterafik kusurlu bulundukları yönündeki Dairemizin yerleşik kararları (2017/3180 Esas-2019/7 Karar) uyarın …
… , billirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı bankanın emekli aylığı sahibinden muhtarlık belgesini almadığı, ATM kartının 1 yıl ile sınırlanmadığı ve ATM «hamilinin» kasım aylarında bankaya çağırılmadığı, ATM kartının 1 yılı aşacak şekilde kullanımını sağlamak suretiyle «protokollerde» üstlendiği yükümlülükleri ihlal ettiği, hak sahibinin ölümünden sonra dahi 21/08/1998 ile 18/08/2004 tarihleri arasında 72 ay süre ile kimliği belirsiz kişi yada k …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müterafik kusur · yenileme · hamil
Benzer bu karardaDavalı bankanın «protokol» hükümlerine aykırı hareket ederek her yıl «yenilenmesi» gereken kartları yenilememesinin davalı banka yönünden «kusur» teşkil etmesi yanında davacının da ölen mensubunu davalı bankaya bildirmemesinin "«müterafik kusur»" niteliğinde olduğu ve tarafların zararların oluşumunda müterafik kusurlu bulundukları yönündeki Dairemizin yerleşik kararları (2017/3180 Esas-2019/7 Karar) uyarın …
… , billirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı bankanın emekli aylığı sahibinden muhtarlık belgesini almadığı, ATM kartının 1 yıl ile sınırlanmadığı ve ATM «hamilinin» kasım aylarında bankaya çağırılmadığı, ATM kartının 1 yılı aşacak şekilde kullanımını sağlamak suretiyle «protokollerde» üstlendiği yükümlülükleri ihlal ettiği, hak sahibinin ölümünden sonra dahi 21/08/1998 ile 18/08/2004 tarihleri arasında 72 ay süre ile kimliği belirsiz kişi yada k …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/13075 E. , 2013/10885 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
18. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20/03/2012 tarih ve 2011/56-2012/39 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili kurumdan yaşlılık aylığı almakta iken, 20.07.1995 tarihinde vefat eden ...'ın 21.07.1995-17.06.2003 tarihleri arasındaki aylıkları toplamı olan 10.439,48 TL'nın, müteveffanın hesabından haksız olarak çekildiğini, davacı kurum ile davalı banka arasında akdedilen 24.09.1984 ve 15.12.2000 tarihli protokollere aykırı olarak ...'a süresiz bankomat kartı verildiğini, bu nedenle sigortalının ölümünden sonra da davalı bankadan emekli aylığı, vergi iadesi ödemeleri gibi ödemelerin çekilmeye devam edilmesi sonucunda davacı kurumun uğradığı zarardan davalı bankanın sorumlu olduğunu ileri sürerek, 10.439,48 TL’nın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, talep edilen alacağın zamanaşımına uğradığını, taraflar arasında yapılan protokollerde bankomat kartları ve ATM cihazları ile ilgili herhangi bir hüküm bulunmadığını, emeklilere kolaylık sağlamak amacı ile bankomat uygulamasının sürdürüldüğünü, sigortalının yaşayıp yaşamadığını tespit etme görevinin bankaya değil, davacı kuruma ait olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı kurumun sigortalının ölümünden sonra hak edilmediği halde çekilen emekli aylıkları nedeni ile zarara uğradığı, davacı kurum ile davalı banka arasında yapılan 1984 ve 2000 tarihli protokollerin B/6, B/7, B/9 ila 4.6 ve 4.7 maddeleri gereğince davalı bankanın emekli aylıklarını öderken kimlik tespiti yapması gerektiği, yine yılın belli aylarında sigortalıların yaşayıp yaşamadıklarının tespiti açısından muhtarlık ilmuhaberi ve yoklama belgesi alma gerekliliğinin davalı bankaya yüklendiği, bu nedenle bankanın sigortalının ölümünden sonra haksız yere yapılan ödemelerde sorumluluğunun bulunduğu, 10 yıllık zamanaşımı süresini aşan kısım için davacının talepte bulunamayacağı, 10 yıllık süreyi doldurmayan kısmın ise 7.912,62 TL olduğu, davacı tarafça dava dilekçesinde faiz talep edilmesine rağmen bu faizin başlangıç tarihinin belirtilmediği bu nedenle asıl alacağa dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 7.912,62 TL'nın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, davacı Kurum’dan yaşlılık aylığı almaktayken ölen ...’ın ölümünden sonra da hesabına yatan paraların çekilmiş olması nedeniyle uğranılan zararın davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Davacı Kurum’dan yaşlılık aylığı almaktayken 27.05.1995 tarihinde ölen ve ölüm tescili nüfus kaydına aynı tarihte yapılan ...’ın ölümünden sonra da 17.06.2003 tarihine kadar hesabına yatırılan aylıkların çekildiği anlaşılmış olup, davacı haksız olarak çekilen miktarlardan dolayı akdedilen protokolle üstlendiği yükümlülüğü yerine getirmeyen davalı bankanın sorumlu olduğunu iddia ederek, uğradığı zararın davalı bankadan tazminini istemiştir.
Taraflar arasında davacı Kurum’dan gelir ve aylık almakta olanlara banka şubeleri tarafından yapılacak ödemelerle ilgili olarak 27.09.1984 ve 15.12.2000 tarihli protokoller akdedilmiştir. Mahkemece, davalı bankanın ödemelerle ilgili olarak anılan protokollerde belirtilen hususlara riayet etmediği, bu nedenle oluşan Kurum zararından dolayı davacıya karşı sorumlu olduğu sonucuna varılmış ise de sigortalı 27.05.1995 tarihinde ölmüş olup, buna ilişkin tescilin de nüfusa aynı tarihte yapılmış olmasına rağmen davacı Kurum tarafından 17.06.2003 tarihine kadar ölen sigortalının hesabına maaş gönderilmiş, sigortalının ölümüne ilişkin olarak davalı bankaya davacı tarafından herhangi bir bildirimde bulunulmamıştır.
Bu durumda mahkemece ölen sigortalının maaş hesabından haksız olarak ödemelerin yapıldığı davaya konu 21.07.1995-17.06.2003 tarihleri arasındaki dönemde davacı Kurum’un yaşlılık aylığı alanlara ilişkin olarak kendi mevzuatı ve çalışma sistemi gereği belli dönemlerde yoklama yapma, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’nden bilgi alma yönünde bir sorumluluğunun olup olmadığının araştırılması, bu yönde bir sorumluluğunun bulunduğunun ve somut olayda bunun ihmal edildiğinin tespiti halinde davacının davalı ile akdettiği protokol hükümlerine dayanarak kendisinin mevzuattan ve çalışma sisteminden kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldıramayacağı da göz önüne alınarak, somut olayda mahkemece, zamanaşımı süresinin dolmadığı kabul edilen alacak miktarı yönünden davacı kurumun müterafik kusurunun bulunup bulunmadığının tespiti, var ise kusur oranlarının belirlenmesi ile buna göre davalının sorumluluğu hakkında bir karar verilmesi gerekirken davalının savunmasında bu hususu belirtmiş olmasına ve bilirkişi raporuna bu yönde yapmış olduğu itirazlara rağmen anılan hususlar üzerinde durulmayarak eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, davacı taraf harçtan muaf olduğundan dolayı, harç alınmasına mahal olmadığına, 27.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/537041600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz