Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/2423 E. 2019/4051 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
gerekçe-hüküm çelişkisi↗ taşıma senedi↗ hmk 297↗ ziya↗ denetime elverişlilik↗ taşıma sözleşmesi↗ mahsup↗ harç↗ taşıyan↗ cy/cy kaydı↗ avans faizi↗ teslim↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece uyulan bozma ilamı, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının alıcısı olduğu emtianın davalıya taşıma amacıyla tesliminden sonra çalındığı, dolayısıyla davalının emtianın ziyaı nedeniyle sorumlu olduğu, taşıma senedi ve bu niteliği taşıyan belgelerden bir adet emtianın taşındığının anlaşıldığı, yapılan kullanım indirimi ve eklenen giderleri ile tazmin edilebilecek bedelin 11.134,90 TL olarak tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 11.394,90 TL maddi tazmınatın 04/07/2008 tarihinden itibaren işleyecek kısa vadeli ticari kredilere uygulanan avans faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmştir.
Kararı, taraf vekilleri ayrı ayrı temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bentler dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava yurtiçi taşıma sözleşmesinin ifası sırasında meydana gelen zararın tazmini istemine ilişkindir.
Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nın 388 ile yürürlükteki 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddeleri uyarınca mahkeme kararları, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmelidir. Anayasanın 141. maddesinin 3. fıkrası hükmü de mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiğini düzenlemektedir. Dolayısıyla gerekçe, bir hükmün olmazsa olmaz unsurudur. Taraflar, ancak kararlara konulması gereken gerekçeler sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki nedene dayandırıldığını anlayabilirler. Ayrıca, karar aleyhine yasa yollarına başvurulduğunda da Yargıtay incelemesi sırasında gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı denetlenebilir. Diğer bir anlatımla, Yargıtay incelemesi ancak bir kararın somut olaya uygun gerekçe taşıması halinde mümkün olabilir. Öte yandan, yazılacak kararın gerekçesiyle hüküm kısmı arasında bütünsellik esastır. Başka bir anlatımla, gerekçe ile hüküm birbirine bağlı olup, çelişki bulunmaması gerekir. Somut olayda, mahkemece benimsenen 18.01.2018 tarihli bilirkişi raporu kapsamında, tespit edilen 11.134,90 TL zarardan davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle karar verilmiş ise de hüküm kısmında bu meblağ 11.394,90 TL olarak gösterilmiş ve anlatılan çelişkiye düşülmüştür.
Bu durum karşısında, mahkemece yukarıda açıklanan yasa hükümlerine uygun şekilde tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilerek, gerekçe ile hüküm çelişkisi içermeyen, kendi içinde tutarlı, maddi olaya ve talebe uygun, denetime elverişli gerekçeli karar oluşturulmak gerekirken Anayasa, mülga HUMK’nın 388 ile 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddelerinde belirtilen unsurlardan yoksun, maddi olaya uygun düşmeyen, talep, gerekçe ve hüküm çelişkisi içeren karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın öncelikle bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3-İlk derece mahkemesinin 01.04.2010 tarihli kararının hüküm kısmının 5. bendinde, 1.322,80 TL harçtan peşin alınan 327,80 TL’nin mahsubu ile bakiye 995,00 TL’nin, davalıdan alınarak Hazineye irad kaydına karar verilerek, hüküm kesinleşmeden tahsili yapıldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Yine mahkemenin, temyiz incelemesine konu son kararının hüküm kısmının 2. bendinde, 778,38 TL karar harcından peşin alınan 327,80 TL harcın mahsubu ile 450,58 TL’nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına karar verilmiştir.
Oysa; 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 8. maddesi hükmüne göre, bir hükmün bozulmasını mütaakıp verilecek hükümlerden yeni bir hüküm gibi karar ve ilam harcı alınır ve bozulan hükümden evvelce alınmış olan karar ve ilam harcı, mütaakıp hükme ait harçdan mahsup olunur. Somut olayda, yazılı maddeye göre, hüküm kesinleşmeden tahsili yapılan 995,00 TL’den bakiye 450,58 TL’nin düşümü ile kalan 544,42 TL’nin davalıya aidesine karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/34 E. 2019/7128 K.
Ortak:denetime elverişlilik
İncelediğiniz kararda… kümlerine uygun şekilde tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilerek, gerekçe ile hüküm çelişkisi içermeyen, kendi içinde tutarlı, maddi olaya ve talebe uygun, «denetime elverişli» gerekçeli karar oluşturulmak gerekirken Anayasa, mülga HUMK’nın 388 ile 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddelerinde belirtilen unsurlardan yoksun, maddi olaya uyg …
Benzer bu karardaBu durum karşısında, mahkemece yukarıda açıklanan yasa hükümlerine uygun şekilde tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilerek, kendi içinde tutarlı, maddi olaya ve talebe uygun, «denetime elverişli» gerekçeli karar oluşturulmak gerekirken Anayasa ile 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddelerinde belirtilen unsurlardan yoksun gerekçesiz karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın öncelikle bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Menfi tespit | Borçlu olmadığının tespiti | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/3409 E. 2022/5928 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kötüniyet tazminatı · kötüniyet
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davanın reddine, davalının «kötüniyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2295 E. 2018/6580 K.
Ortak:taşıyan · avans faizi
İncelediğiniz karardaMahkemece uyulan bozma ilamı, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının alıcısı olduğu emtianın davalıya taşıma amacıyla «tesliminden» sonra çalındığı, dolayısıyla davalının emtianın «ziyaı» nedeniyle sorumlu olduğu, «taşıma senedi» ve bu niteliği «taşıyan» belgelerden bir adet emtianın taşındığının anlaşıldığı, yapılan kullanım indirimi ve eklenen giderleri ile tazmin edilebilecek bedelin 11.134,90 TL olarak tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 11.394,90 TL maddi tazmınatın 04/07/2008 tarihinden itibaren işleyecek kısa vadeli ticari kredilere uygulanan «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmştir.
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu taşımaya ilişkin CMR belgelerini «taşıyan» sıfatıyla davalı ... ... ... ...'nin imzaladığının anlaşıldığı, dosyada davalı ...
Uluslararası Nakliyat ve Dış Tic Ltd Şti'nin «taşıyan» olduğunu gösterir başka delil olmadığı gerekçesi ile davalı ...s Uluslararası Nakliyat ve Dış Tic Ltd.
2008/ ... takip sayılı dosyasındaki 4.350,00 TL alacağa yapılan itirazın ödeme tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte iptali ile takibin devamına karar verilmek suretiyle her iki davalı hakkında da davanın kabulü şeklinde kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratır ve «infazda tereddüt» oluşturur şekilde karar verilmesi doğru olmadığından kararın re’sen bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:emtia nakliyat sigortası · nakliyat sigortası · infazda tereddüt · rücuen tahsil · icra takibine itiraz · infaz · sigorta poliçesi · husumet
Benzer bu kararda1- Dava, «emtia nakliyat sigorta poliçesi» uyarınca ödenen tazminatın «rücuen tahsili» istemi ile açılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkindir.
2008/ ... takip sayılı dosyasındaki 4.350,00 TL alacağa yapılan itirazın ödeme tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte iptali ile takibin devamına karar verilmek suretiyle her iki davalı hakkında da davanın kabulü şeklinde kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratır ve «infazda tereddüt» oluşturur şekilde karar verilmesi doğru olmadığından kararın re’sen bozulması gerekmiştir.
Şti. aleyhine açılan davanın «husumet» nedeniyle reddine, taşınan emtianın bir kısmının hasarlandığı gerekçesi davalı ... ... ... ... yönünden davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
Şti. aleyhine açılan davanın «husumet» nedeniyle reddine, davalı ... ... ... ... hakkında itirazın iptaline takibin devamına karar vermiştir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/8170 E. 2013/22564 K.
Ortak:denetime elverişlilik · Alacak
İncelediğiniz kararda… kümlerine uygun şekilde tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilerek, gerekçe ile hüküm çelişkisi içermeyen, kendi içinde tutarlı, maddi olaya ve talebe uygun, «denetime elverişli» gerekçeli karar oluşturulmak gerekirken Anayasa, mülga HUMK’nın 388 ile 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddelerinde belirtilen unsurlardan yoksun, maddi olaya uyg …
Benzer bu karardaBu durum karşısında, temyiz konusu yapılan mahkeme kararı, mülga HUMK’nın 388 ile 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddelerinde belirtilen unsurlardan ve özellikle de gerekçeden yoksun olduğundan, «denetime elverişli» bulunmamaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yapılandırma protokolü · protokol
Benzer bu karardaDavalı, anılan «protokole» davacı tarafın uymadığını, yeni protokol yapıldığını, davacının buna da uymadığını, sonraki «yapılan protokolleri» de ihlal ettiğini, edimlerini yerine getirmediğinden protokol hükmünün geçerliliğinin kalmadığını savunmuştur.
1-Dava, taraflar arasında düzenlenen «protokole» dayalı alacak istemine ilişkindir.
Somut olayda davacı davasını taraflar arasında imzalandığı ileri sürülen 28.12.2007 tarihli «protokole» dayandırmıştır.
Hükme esas alınan ve mali alanda uzmanlığı bulunan bilirkişi de «protokol» hükmünün yürürlüğünü koruyup korumadığının değerlendirilmesinin hukuki bir konu olduğunu, bir takım harçların protokol kapsamında olup olmadığı hususunun araştırılması sonrasında tahsilinin gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesinin mahkemeye ait bulunduğu görüşüne yer vermiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9830 E. 2015/10091 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kötüniyet tazminatı · ibra · kötü niyet tazminatı · kötü niyet · kötüniyet · menfi tespit
Benzer bu karardaMahkemece, kendisine ödeme yapıldığı iddia edilen avukatın davacının borcunun tamamını ödediğini ve davacının «ibra» edildiğini beyan ettiği gerekçesi ile davanın kabulüne, ve davalının kötü niyetli olması nedeniyle %20 «kötü niyet tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Somut olayda davalı aleyhine gerekçesi açıklanmadan «kötüniyet tazminatına» hükmedilmiştir.
Mahkemece, yukarıda anılan hükümler nazara alınmadan gerekçesiz olarak davalı aleyhine «kötüniyet tazminatına» hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir. (1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir. (2) Dava, «menfi tespit» istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8053 E. 2014/13479 K.
Ortak:denetime elverişlilik · Alacak
İncelediğiniz kararda… kümlerine uygun şekilde tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilerek, gerekçe ile hüküm çelişkisi içermeyen, kendi içinde tutarlı, maddi olaya ve talebe uygun, «denetime elverişli» gerekçeli karar oluşturulmak gerekirken Anayasa, mülga HUMK’nın 388 ile 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddelerinde belirtilen unsurlardan yoksun, maddi olaya uyg …
Benzer bu karardaBu itibarla karar, mülga 1086 sayılı HUMK'nın 388. maddesinde ve 6100 sayılı HMK’nın 297. maddesinde belirtilen unsurlardan ve özellikle de gerekçeden yoksun olup, «denetime elverişli» değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma
Benzer bu karardaY. hakkındaki «davanın açılmamış sayılmasına», davalı H.M. hakkındaki davanın kabulü ile 36.000,00 TL'nin faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/2205 E. 2019/3693 K.
Ortak:denetime elverişlilik · Alacak
İncelediğiniz kararda… kümlerine uygun şekilde tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilerek, gerekçe ile hüküm çelişkisi içermeyen, kendi içinde tutarlı, maddi olaya ve talebe uygun, «denetime elverişli» gerekçeli karar oluşturulmak gerekirken Anayasa, mülga HUMK’nın 388 ile 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddelerinde belirtilen unsurlardan yoksun, maddi olaya uyg …
Benzer bu kararda… e yukarıda açıklanan yasa hükümlerine uygun şekilde tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilerek, kendi içinde tutarlı, maddi olaya, talebe ve savunmaya uygun, «denetime elverişli» gerekçeli karar oluşturulması gerekirken, Anayasa ile 6100 sayılı HMK'nın 297. ve 298.maddelerinde belirtilen unsurlardan ve gerekçeden yoksun ve usulüne uygun hük …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bankacılık işlemlerinden kaynaklanan alacak · bankacılık işlemleri · reeskont faizi
Benzer bu kararda1-Dava, «bankacılık işlemlerinden kaynaklanan alacak» istemine ilişkindir.
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; Yargıtay bozma ilamında açıklanan gerekçeler ile, davacı vekilinin davalı aleyhine açmış olduğu davanın kabulü ile, davacının davalı banka hesabında bulunan 7.020.-TL'nın 23.08.2013 tarihinden itibaren ticari «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
-
Taşıma sözleşmesinden kaynaklanan tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/16459 E. 2014/18101 K.
Ortak:denetime elverişlilik
İncelediğiniz kararda… kümlerine uygun şekilde tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilerek, gerekçe ile hüküm çelişkisi içermeyen, kendi içinde tutarlı, maddi olaya ve talebe uygun, «denetime elverişli» gerekçeli karar oluşturulmak gerekirken Anayasa, mülga HUMK’nın 388 ile 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddelerinde belirtilen unsurlardan yoksun, maddi olaya uyg …
Benzer bu karardaSomut olayda, davacının 5 günlük liman «bekleme ücreti» 3.750 Euro ve «navlun bedeli» 24.000 Euro talebine ilişkin olarak mahkeme kararı, HUMK'nın 388 ve HMK'nın 297. maddelerinde belirtilen unsurlardan ve özellikle de gerekçeden yoksun olup, «denetime elverişli» değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bekleme ücreti · navlun bedeli · navlun
Benzer bu karardaSomut olayda, davacının 5 günlük liman «bekleme ücreti» 3.750 Euro ve «navlun bedeli» 24.000 Euro talebine ilişkin olarak mahkeme kararı, HUMK'nın 388 ve HMK'nın 297. maddelerinde belirtilen unsurlardan ve özellikle de gerekçeden yoksun olup, «denetime elverişli» değildir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davaya konu taşımanın CMR kapsamında bulunduğu, davalının taşımasını gerçekleştiği 8.200 kg miktarlı makine için «navlun bedeline» hak kazandığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 2.235 Euro'nun davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/2423 E. , 2019/4051 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 02/03/2018 tarih ve 2015/548-2018/214 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin taraf vekilleri tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Almanya'dan ithal edilen makineye ait 2 adet kavanoz kapağı enjeksiyon kalıp göbeğinin tamir ve bakımı için dava dışı ...'a gönderildiğini, tamiri tamamlandıktan sonra davacının Lüleburgaz'daki fabrikasına gönderilmek üzere davalı taşıyıcıya verildiğini, ancak davalının malı müvekkiline teslim etmeyerek zayi ettiğini, bu nedenle aynı emtianın vergi ve sair masrafları ile birlikte 24.278,80 TL'ye yeniden ithal edildiğini ileri sürerek bu bedelin ürünün yeniden alım tarihi olan 04.07.2008 tarihi itibariyle kısa vadeli ticari kredilere uygulanan avans faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, zayi olduğu belirtilen emtianın kullanılmış ve arızalı olması nedeniyle yeni ürün bedelinin istenemeyeceğini, vergi ve taşıma ücreti gibi giderlerin de talep edilemeyeceğini, ancak dava tarihinden itibaren faiz yürütülebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece uyulan bozma ilamı, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının alıcısı olduğu emtianın davalıya taşıma amacıyla tesliminden sonra çalındığı, dolayısıyla davalının emtianın ziyaı nedeniyle sorumlu olduğu, taşıma senedi ve bu niteliği taşıyan belgelerden bir adet emtianın taşındığının anlaşıldığı, yapılan kullanım indirimi ve eklenen giderleri ile tazmin edilebilecek bedelin 11.134,90 TL olarak tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 11.394,90 TL maddi tazmınatın 04/07/2008 tarihinden itibaren işleyecek kısa vadeli ticari kredilere uygulanan avans faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmştir.
Kararı, taraf vekilleri ayrı ayrı temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bentler dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava yurtiçi taşıma sözleşmesinin ifası sırasında meydana gelen zararın tazmini istemine ilişkindir.
Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nın 388 ile yürürlükteki 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddeleri uyarınca mahkeme kararları, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmelidir. Anayasanın 141. maddesinin 3. fıkrası hükmü de mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiğini düzenlemektedir. Dolayısıyla gerekçe, bir hükmün olmazsa olmaz unsurudur. Taraflar, ancak kararlara konulması gereken gerekçeler sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki nedene dayandırıldığını anlayabilirler. Ayrıca, karar aleyhine yasa yollarına başvurulduğunda da Yargıtay incelemesi sırasında gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı denetlenebilir.
Diğer bir anlatımla, Yargıtay incelemesi ancak bir kararın somut olaya uygun gerekçe taşıması halinde mümkün olabilir. Öte yandan, yazılacak kararın gerekçesiyle hüküm kısmı arasında bütünsellik esastır. Başka bir anlatımla, gerekçe ile hüküm birbirine bağlı olup, çelişki bulunmaması gerekir. Somut olayda, mahkemece benimsenen 18.01.2018 tarihli bilirkişi raporu kapsamında, tespit edilen 11.134,90 TL zarardan davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle karar verilmiş ise de hüküm kısmında bu meblağ 11.394,90 TL olarak gösterilmiş ve anlatılan çelişkiye düşülmüştür.
Bu durum karşısında, mahkemece yukarıda açıklanan yasa hükümlerine uygun şekilde tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilerek, gerekçe ile hüküm çelişkisi içermeyen, kendi içinde tutarlı, maddi olaya ve talebe uygun, denetime elverişli gerekçeli karar oluşturulmak gerekirken Anayasa, mülga HUMK’nın 388 ile 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddelerinde belirtilen unsurlardan yoksun, maddi olaya uygun düşmeyen, talep, gerekçe ve hüküm çelişkisi içeren karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın öncelikle bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3-İlk derece mahkemesinin 01.04.2010 tarihli kararının hüküm kısmının 5. bendinde, 1.322,80 TL harçtan peşin alınan 327,80 TL’nin mahsubu ile bakiye 995,00 TL’nin, davalıdan alınarak Hazineye irad kaydına karar verilerek, hüküm kesinleşmeden tahsili yapıldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Yine mahkemenin, temyiz incelemesine konu son kararının hüküm kısmının 2. bendinde, 778,38 TL karar harcından peşin alınan 327,80 TL harcın mahsubu ile 450,58 TL’nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına karar verilmiştir.
Oysa; 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 8. maddesi hükmüne göre, bir hükmün bozulmasını mütaakıp verilecek hükümlerden yeni bir hüküm gibi karar ve ilam harcı alınır ve bozulan hükümden evvelce alınmış olan karar ve ilam harcı, mütaakıp hükme ait harçdan mahsup olunur. Somut olayda, yazılı maddeye göre, hüküm kesinleşmeden tahsili yapılan 995,00 TL’den bakiye 450,58 TL’nin düşümü ile kalan 544,42 TL’nin davalıya aidesine karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı taraf yararına BOZULMASINA, istek halinde aşağıda yazılı 186,09 TL harcın temyiz eden davacıya iadesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 22/05/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/517227800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz