Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/8170 E. 2013/22564 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hmk 297↗ yapılandırma protokolü↗ denetime elverişlilik↗ protokol↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı alacağının 242.619.40 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 48.219.40 TL'nin 20.09.2007, 165.690.00 TL'nin 03.03.2008 ve 28.710 TL'nin 30.01.2009 tarihinden itibaren avans faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, taraflar arasında düzenlenen protokole dayalı alacak istemine ilişkindir.
Davanın açıldığı tarihteki yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nın 388 ile yürürlükteki 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddeleri uyarınca mahkeme kararları, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmelidir. x
Anayasanın 141. maddesinin 3. fıkrası hükmü de mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiğini düzenlemektedir. Dolayısıyla gerekçe, bir hükmün olmazsa olmaz unsurudur. Taraflar, ancak kararlara konulması gereken gerekçeler sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki nedene dayandırıldığını anlayabilirler. Ayrıca, karar aleyhine yasa yollarına başvurulduğunda da Yargıtay incelemesi sırasında gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı denetlenebilir. Diğer bir anlatımla, Yargıtay incelemesi ancak bir kararın gerekçe taşıması halinde mümkün olabilir.
Somut olayda davacı davasını taraflar arasında imzalandığı ileri sürülen 28.12.2007 tarihli protokole dayandırmıştır. Davalı, anılan protokole davacı tarafın uymadığını, yeni protokol yapıldığını, davacının buna da uymadığını, sonraki yapılan protokolleri de ihlal ettiğini, edimlerini yerine getirmediğinden protokol hükmünün geçerliliğinin kalmadığını savunmuştur. Hükme esas alınan ve mali alanda uzmanlığı bulunan bilirkişi de protokol hükmünün yürürlüğünü koruyup korumadığının değerlendirilmesinin hukuki bir konu olduğunu, bir takım harçların protokol kapsamında olup olmadığı hususunun araştırılması sonrasında tahsilinin gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesinin mahkemeye ait bulunduğu görüşüne yer vermiştir. Ancak, mahkemece, iddia ve savunmalar değerlendirilmeden, salt bilirkişi raporunda ihtimale dayalı açıklanan tutarın tahsiline karar verilmiştir.
Bu durum karşısında, temyiz konusu yapılan mahkeme kararı, mülga HUMK’nın 388 ile 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddelerinde belirtilen unsurlardan ve özellikle de gerekçeden yoksun olduğundan, denetime elverişli bulunmamaktadır. O halde, gerekçesiz şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/34 E. 2019/7128 K.
Ortak:denetime elverişlilik
İncelediğiniz karardaBu durum karşısında, temyiz konusu yapılan mahkeme kararı, mülga HUMK’nın 388 ile 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddelerinde belirtilen unsurlardan ve özellikle de gerekçeden yoksun olduğundan, «denetime elverişli» bulunmamaktadır.
Benzer bu karardaBu durum karşısında, mahkemece yukarıda açıklanan yasa hükümlerine uygun şekilde tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilerek, kendi içinde tutarlı, maddi olaya ve talebe uygun, «denetime elverişli» gerekçeli karar oluşturulmak gerekirken Anayasa ile 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddelerinde belirtilen unsurlardan yoksun gerekçesiz karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın öncelikle bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Menfi tespit | Borçlu olmadığının tespiti | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/3409 E. 2022/5928 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kötüniyet tazminatı · kötüniyet
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davanın reddine, davalının «kötüniyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
-
İhtiyati haciz kararının kaldırılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/1389 E. 2015/3200 K.
Ortak:denetime elverişlilik
İncelediğiniz karardaBu durum karşısında, temyiz konusu yapılan mahkeme kararı, mülga HUMK’nın 388 ile 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddelerinde belirtilen unsurlardan ve özellikle de gerekçeden yoksun olduğundan, «denetime elverişli» bulunmamaktadır.
Benzer bu karardaTemyiz konusu yapılan mahkeme kararı, HUMK.'nun 388 nci maddesinde belirtilen unsurlardan ve özellikle de gerekçeden yoksun olup, «denetime elverişli» değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtiyati hacze itiraz · ara karar · ihtiyati haciz · tenfiz · haciz
Benzer bu kararda1- Alacaklı davacı ... tarafından açılan «tenfiz» davasında «ihtiyati haciz» kararının kaldırılması borçlu davalı vekilince talep edilmiş olup, bu istemin duruşma «ara» kararı ile reddine karar verilmiş, ancak ayrı bir gerekçeli karar yazılmamıştır.
Mahkemece, duruşmalı yapılan inceleme sonucunda tesis edilen «ara» kararla, «ihtiyati haciz» kararına yönelik itirazlar yerinde görülmeyerek reddine karar verilmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, «ihtiyati hacze itiraz» eden (davalı) vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/2205 E. 2019/3693 K.
Ortak:denetime elverişlilik · Alacak
İncelediğiniz karardaBu durum karşısında, temyiz konusu yapılan mahkeme kararı, mülga HUMK’nın 388 ile 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddelerinde belirtilen unsurlardan ve özellikle de gerekçeden yoksun olduğundan, «denetime elverişli» bulunmamaktadır.
Benzer bu kararda… e yukarıda açıklanan yasa hükümlerine uygun şekilde tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilerek, kendi içinde tutarlı, maddi olaya, talebe ve savunmaya uygun, «denetime elverişli» gerekçeli karar oluşturulması gerekirken, Anayasa ile 6100 sayılı HMK'nın 297. ve 298.maddelerinde belirtilen unsurlardan ve gerekçeden yoksun ve usulüne uygun hük …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bankacılık işlemlerinden kaynaklanan alacak · bankacılık işlemleri · reeskont faizi
Benzer bu kararda1-Dava, «bankacılık işlemlerinden kaynaklanan alacak» istemine ilişkindir.
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; Yargıtay bozma ilamında açıklanan gerekçeler ile, davacı vekilinin davalı aleyhine açmış olduğu davanın kabulü ile, davacının davalı banka hesabında bulunan 7.020.-TL'nın 23.08.2013 tarihinden itibaren ticari «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/13917 E. 2012/20435 K.
Ortak:denetime elverişlilik
İncelediğiniz karardaBu durum karşısında, temyiz konusu yapılan mahkeme kararı, mülga HUMK’nın 388 ile 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddelerinde belirtilen unsurlardan ve özellikle de gerekçeden yoksun olduğundan, «denetime elverişli» bulunmamaktadır.
Benzer bu karardaTemyiz konusu yapılan mahkeme kararı, HUMK.'nun 388 nci maddesinde belirtilen unsurlardan ve özellikle de gerekçeden yoksun olup, «denetime elverişli» değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davacının 21.400 TL alacaklı olduğu sübuta erdiği gerekçesiyle, davalının itirazının iptaline, %40 oranında «icra inkar tazminatına» mahkum edilmesine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/10913 E. 2013/16214 K.
Ortak:denetime elverişlilik
İncelediğiniz karardaBu durum karşısında, temyiz konusu yapılan mahkeme kararı, mülga HUMK’nın 388 ile 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddelerinde belirtilen unsurlardan ve özellikle de gerekçeden yoksun olduğundan, «denetime elverişli» bulunmamaktadır.
Benzer bu karardaTemyiz konusu yapılan mahkeme kararı, HUMK'nın 388'inci maddesinde belirtilen unsurlardan ve özellikle de gerekçeden yoksun olup, «denetime elverişli» değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtiyati tedbir
Benzer bu karardaDava, «ihtiyati tedbir» istemine ilişkindir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, «ihtiyati tedbir» talep eden vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9830 E. 2015/10091 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kötüniyet tazminatı · ibra · kötü niyet tazminatı · kötü niyet · kötüniyet · menfi tespit
Benzer bu karardaMahkemece, kendisine ödeme yapıldığı iddia edilen avukatın davacının borcunun tamamını ödediğini ve davacının «ibra» edildiğini beyan ettiği gerekçesi ile davanın kabulüne, ve davalının kötü niyetli olması nedeniyle %20 «kötü niyet tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Somut olayda davalı aleyhine gerekçesi açıklanmadan «kötüniyet tazminatına» hükmedilmiştir.
Mahkemece, yukarıda anılan hükümler nazara alınmadan gerekçesiz olarak davalı aleyhine «kötüniyet tazminatına» hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir. (1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir. (2) Dava, «menfi tespit» istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8053 E. 2014/13479 K.
Ortak:denetime elverişlilik · Alacak
İncelediğiniz karardaBu durum karşısında, temyiz konusu yapılan mahkeme kararı, mülga HUMK’nın 388 ile 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddelerinde belirtilen unsurlardan ve özellikle de gerekçeden yoksun olduğundan, «denetime elverişli» bulunmamaktadır.
Benzer bu karardaBu itibarla karar, mülga 1086 sayılı HUMK'nın 388. maddesinde ve 6100 sayılı HMK’nın 297. maddesinde belirtilen unsurlardan ve özellikle de gerekçeden yoksun olup, «denetime elverişli» değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma
Benzer bu karardaY. hakkındaki «davanın açılmamış sayılmasına», davalı H.M. hakkındaki davanın kabulü ile 36.000,00 TL'nin faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/8170 E. , 2013/22564 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 28. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13.03.2012 tarih ve 2011/272-2012/46 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 10.12.2013 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davacı arasında imzalanan 28.12.2007 tarihli protokol uyarınca davalı tarafından ödenmiş tahsil, ceza evi ve tapu alım-satım harçlarının geri alınması halinde, geri alınan tutarın bankanın döviz satış kurundan USD'ye çevrilerek borçluların bankaya karşı tüm edimlerini yerine getirmiş olmaları koşuluyla müvekkilinin hesaplarına alacak kaydedileceğinin hüküm altına alındığını, icra takiplerinde ödenen harçların 29.02.2008 tarihinde iade alındığının müvekkiline bildirildiğini, bu durumun icra dosyalarından da sabit olduğunu, ihtara rağmen ödeme yapılmadığını ileri sürerek, 331.280 TL'nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının tüm edimlerini yerine getirmesi koşuluyla harçların iadesinin kararlaştırıldığını, protokole dayalı edimlerini zamanında ve gereği gibi ifa etmediğini, 28.12.2007 tarihli protokolün hükümlerinin yerine getirilmemesi nedeniyle ek protokoller yapıldığını, dayanak protokolün hükmünün kalmadığını, 22.10.2009 tarihli üçüncü şahsın verdiği teklif ile borcun tamamen tasfiye edildiğini, sonrasında harç tahsil edilmediğini, alınan harçların da kredi borcundan mahsup edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı alacağının 242.619.40 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 48.219.40 TL'nin 20.09.2007, 165.690.00 TL'nin 03.03.2008 ve 28.710 TL'nin 30.01.2009 tarihinden itibaren avans faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, taraflar arasında düzenlenen protokole dayalı alacak istemine ilişkindir.
Davanın açıldığı tarihteki yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nın 388 ile yürürlükteki 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddeleri uyarınca mahkeme kararları, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmelidir. x
Anayasanın 141. maddesinin 3. fıkrası hükmü de mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiğini düzenlemektedir. Dolayısıyla gerekçe, bir hükmün olmazsa olmaz unsurudur. Taraflar, ancak kararlara konulması gereken gerekçeler sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki nedene dayandırıldığını anlayabilirler. Ayrıca, karar aleyhine yasa yollarına başvurulduğunda da Yargıtay incelemesi sırasında gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı denetlenebilir. Diğer bir anlatımla, Yargıtay incelemesi ancak bir kararın gerekçe taşıması halinde mümkün olabilir.
Somut olayda davacı davasını taraflar arasında imzalandığı ileri sürülen 28.12.2007 tarihli protokole dayandırmıştır. Davalı, anılan protokole davacı tarafın uymadığını, yeni protokol yapıldığını, davacının buna da uymadığını, sonraki yapılan protokolleri de ihlal ettiğini, edimlerini yerine getirmediğinden protokol hükmünün geçerliliğinin kalmadığını savunmuştur. Hükme esas alınan ve mali alanda uzmanlığı bulunan bilirkişi de protokol hükmünün yürürlüğünü koruyup korumadığının değerlendirilmesinin hukuki bir konu olduğunu, bir takım harçların protokol kapsamında olup olmadığı hususunun araştırılması sonrasında tahsilinin gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesinin mahkemeye ait bulunduğu görüşüne yer vermiştir.
Ancak, mahkemece, iddia ve savunmalar değerlendirilmeden, salt bilirkişi raporunda ihtimale dayalı açıklanan tutarın tahsiline karar verilmiştir.
Bu durum karşısında, temyiz konusu yapılan mahkeme kararı, mülga HUMK’nın 388 ile 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddelerinde belirtilen unsurlardan ve özellikle de gerekçeden yoksun olduğundan, denetime elverişli bulunmamaktadır. O halde, gerekçesiz şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 10.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/570697500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz