Rücuen alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/5017 E. 2019/4254 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 10 yıllık
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': '10 yıllık', 'kanun': None}
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ihbar yükümlülüğü↗ rücuen alacak↗ hisse devir sözleşmesi↗ rücu↗ istirdat↗ ihbar↗ fatura↗ harç↗ menfi tespit↗ eksik inceleme↗ zamanaşımı↗ hmk 353(1)b-2↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, sözleşmenin 7.4 ve 7.6 maddeleri uyarınca ödenen bedelden davalının sorumlu olduğu, ihtilafın sözleşmeden önceki dönemde ortaya çıkmış olması nedeniyle davacının ihbar yükümlülüğünün bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 135.617,30 TL'nin 13/03/2013, 1.667,15 TL'nin 11/06/2012, 3.203,50 TL'nin 03/07/2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstinaf mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, sözleşmenin 7.4 maddesi gereğince yapılan ödemenin sözleşmenin imzalandığı tarihten önceki döneme isabet eden olaylara dayanması nedeniyle davacının ödemiş olduğu bedeli davalıdan talep edebileceği, hisse devir sözleşmesi hükümlerinin öncelikle uygulanması gerektiği yönündeki itirazın anılan sözleşmenin 9.4 ve 22. maddeleri uyarınca yerinde olmadığı, sözleşme ilişkisi bulunduğundan 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu ve davanın süresinde açıldığı, ödeme tarihinden itibaren faize hükmedilmesinde de herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre, yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesi'nce yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne, anılan karara karşı davalı vekilince yapılan istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesi'nce esastan reddine karar verilmiştir. Ancak, davacı tarafça İstanbul 48. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03.04.2012 tarih, 2011/400 E. - 2012/68 K. sayılı ilamı uyarınca ödenmek zorunda kalınan bedel, bakiye karar harcı, temyiz harç ve giderlerinin rucüen tahsili için açılan işbu davada, rücuya konu İstanbul 48. Asliye Ticaret Mahkemesinin anılan kararı ile, dava dışı şirket hakkında 11.02.2005 tarihinde sayaç ile oynandığı ve usulsüz elektrik kullanıldığından bahisle tutanak düzenlendiği ve 11.06.2001-11.02.2005 tarihleri arasında borç taahhuk ettirildiği oysa, usulsüz elektrik kullanılmadığı iddiası ile BEDAŞ aleyhine açılan menfi tespit davasının vaki ödemeler nedeniyle istirdat davasına dönüşmesi sonucu davanın kabulü ile, 4.142,30 TL'nin ödeme tarihi olan 21.07.2006, 4.273,60 TL'nin ödeme tarihleri olan 21.8.2006, 21.9.2006, 21.12.2006, 30.1.2007, 10.4.2007, 18.4.2007, 7.5.2007, 4.7.2007, 23.8.2007 tarihlerinden itibaren toplam 51.151,90 TL'nin faiziyle tahsiline karar verildiği ve kararın temyiz incelemesinden de geçerek kesinleştiği anlaşılmıştır. Bu durum karşısında, 21.08.2006 tarihinden 23.8.2007 tarihine kadar tahsil edilen fatura bedellerinin taraflar arasında akdedilen İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin imzalandığı 24.07.2006 tarihi sonrası olduğundan işbu tahsilatın davacı BEDAŞ tarafından mı yoksa davalı ... tarafından mı yapıldığı hususunda ödeme belgeleri de getirtilmek sureti ile bir araştırma yapılıp, davacı tarafından dava dışı şirkete yapılan dava konusu ödemenin davacının daha önce bizzat dava dışı şirketten tahsil ettiği bedeller olup olmadığı, işbu bedellerden taraflar arasında akdedilen İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi uyarınca davalının sorumlu tutulup tutulamayacağı hususunda değerlendirme yapılıp sonucuna göre bir karar vermek gerekirken anılan husus nazara alınmaksızın eksik incelemeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11345 E. 2018/3534 K.
Ortak:zamanaşımı · zamanaşımı 10 yıllık
İncelediğiniz kararda… yapılan ödemenin sözleşmenin imzalandığı tarihten önceki döneme isabet eden olaylara dayanması nedeniyle davacının ödemiş olduğu bedeli davalıdan talep edebileceği, «hisse devir sözleşmesi» hükümlerinin öncelikle uygulanması gerektiği yönündeki itirazın anılan sözleşmenin 9.4 ve 22. maddeleri uyarınca yerinde olmadığı, sözleşme ilişkisi bulunduğundan 10 yıllık «zamanaşımına» tabi olduğu ve davanın süresinde açıldığı, ödeme tarihinden itibaren faize hükmedilmesinde de herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusu …
Benzer bu kararda… a, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu zararın ve failin öğrenilme tarihinin 24/12/2012 olduğu, alacağın icra takip tarihi itibarıyla «zamanaşımına» uğramadığı, «hasar tespit tutanağını» Bedaş'ın yetkilisi sıfatıyla diğer davalı ...'ün imzaladığı, davalı tarafın söz konusu işlerden asıl sorumlu olduğu, davalı ...'ün Bedaş’ın çalışanı olması neticesinde hasarın bu kişinin eyleminden meydana geldiğini gösteren bir delil elde edilmediği gerekçesiyle bu davalı yönünden davanın «husumetten» reddine, diğer davalı Bedaş yönünden itirazın «asıl alacak» yönünden iptaline, takip tarihinden itibaren asıl alacağa değişen oranlarda «yasal faiz» uygulanmasına, 10.217,67 TL'nin %20’si oranında «icra inkar tazminatının» davalı Bedaş’tan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hasar tespit tutanağı · sigorta teminatı · icra takibine itiraz · bilirkişi incelemesi · asıl alacak · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · yasal faiz
Benzer bu kararda… a, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu zararın ve failin öğrenilme tarihinin 24/12/2012 olduğu, alacağın icra takip tarihi itibarıyla «zamanaşımına» uğramadığı, «hasar tespit tutanağını» Bedaş'ın yetkilisi sıfatıyla diğer davalı ...'ün imzaladığı, davalı tarafın söz konusu işlerden asıl sorumlu olduğu, davalı ...'ün Bedaş’ın çalışanı olması neticesinde hasarın bu kişinin eyleminden meydana geldiğini gösteren bir delil elde edilmediği gerekçesiyle bu davalı yönünden davanın «husumetten» reddine, diğer davalı Bedaş yönünden itirazın «asıl alacak» yönünden iptaline, takip tarihinden itibaren asıl alacağa değişen oranlarda «yasal faiz» uygulanmasına, 10.217,67 TL'nin %20’si oranında «icra inkar tazminatının» davalı Bedaş’tan tahsiline karar verilmiştir.
2- Dava, «sigorta teminatı» nedeniyle ödenen «hasar» tazminatının tahsiline ilişkin «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
3- Kabule göre de, davacı vekili, dava dilekçesinde itirazın iptalini istemiş olup, mahkemece talep aşılarak «icra inkar tazminatınada» hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu yönden de bozulmasını gerektirmiştir.
Mahkemece davalının bu savunması üzerinde durulmamış, yapılan «bilirkişi incelemesinde» de bu hususa dair değerlendirme yapılmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/10252 E. 2012/16724 K.
Ortak:rücu
İncelediğiniz karardaAsliye Ticaret Mahkemesi'nin 03.04.2012 tarih, 2011/400 E. - 2012/68 K. sayılı ilamı uyarınca ödenmek zorunda kalınan bedel, bakiye karar harcı, temyiz «harç» ve giderlerinin rucüen tahsili için açılan işbu davada, «rücuya» konu İstanbul 48.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, sigorta şirketinin fiilen sigortalısına ödediği bedel nispetinde «rücu davası» açabileceği, işyerinin İstanbul Avrupa yakasında bulunduğu ve bu yakadaki «dağıtımdan» BEDAŞ tarafından yapıldığı gerekçesiyle, TEDAŞ'a hakkındaki davanın «husumetten» reddine, BEDAŞ yönünden ise davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava mülga 6762 Sayılı TTK'nun 1301. maddesi uyarınca açılmış bulunan «sigorta rücu davası» olup, uyuşmazlık esas olarak «hasarın» hangi nedenle meydana geldiği ve miktarı konusundadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sigorta rücu davası · rücu davası · kâr dağıtımı · bilirkişi incelemesi · hasar · husumet
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, sigorta şirketinin fiilen sigortalısına ödediği bedel nispetinde «rücu davası» açabileceği, işyerinin İstanbul Avrupa yakasında bulunduğu ve bu yakadaki «dağıtımdan» BEDAŞ tarafından yapıldığı gerekçesiyle, TEDAŞ'a hakkındaki davanın «husumetten» reddine, BEDAŞ yönünden ise davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava mülga 6762 Sayılı TTK'nun 1301. maddesi uyarınca açılmış bulunan «sigorta rücu davası» olup, uyuşmazlık esas olarak «hasarın» hangi nedenle meydana geldiği ve miktarı konusundadır.
Mahkemece de bu husus kabul edilerek «bilirkişi incelemesi» yaptırılması cihetine gidilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/1317 E. 2021/3911 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/5017 E. , 2019/4254 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 22/05/2017 tarih ve 2016/636 E 2017/449 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nce verilen 05/10/2017 tarih ve 2017/747-2017/626 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 11.06.2019 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. Handan Çalık dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.
Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı arasında 24.07.2006 tarihinde İHDS imzalandığını, Beyoğlu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 03.04.2012 tarih ve 2012/400 E-2012/68 K. sayılı ilamna istinaden müvekkilinin 11.03.2013 tarihinde 135.617,30 TL ödeme yaptığnı yine, 11.06.2012 tarihinde 1.667,15 TL bakiye karar harcını ödediğini ve 03.07.2012 tarihinde 3.303,50 TL temyiz harç ve giderini ödemek zorunda kaldığını, yapılan ödemeden akdedilen İHDS istinaden davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, 135.617,30 TL'nin 11.03.2013, 1.667,15 TL'nin 11.06.2012, 3.303,50 TL'nin 03.07.2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı def’inde bulunmuş, devre esas bilanço düzenlendiğinden ve bu suretle geçmişe yönelik alacak ve borç işlemleri kesinleştiğinden davacının ihale şartnamesi ve hisse satış sözleşmesi hükümlerine göre talepte bulunamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, sözleşmenin 7.4 ve 7.6 maddeleri uyarınca ödenen bedelden davalının sorumlu olduğu, ihtilafın sözleşmeden önceki dönemde ortaya çıkmış olması nedeniyle davacının ihbar yükümlülüğünün bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 135.617,30 TL'nin 13/03/2013, 1.667,15 TL'nin 11/06/2012, 3.203,50 TL'nin 03/07/2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstinaf mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, sözleşmenin 7.4 maddesi gereğince yapılan ödemenin sözleşmenin imzalandığı tarihten önceki döneme isabet eden olaylara dayanması nedeniyle davacının ödemiş olduğu bedeli davalıdan talep edebileceği, hisse devir sözleşmesi hükümlerinin öncelikle uygulanması gerektiği yönündeki itirazın anılan sözleşmenin 9.4 ve 22. maddeleri uyarınca yerinde olmadığı, sözleşme ilişkisi bulunduğundan 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu ve davanın süresinde açıldığı, ödeme tarihinden itibaren faize hükmedilmesinde de herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre, yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesi'nce yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne, anılan karara karşı davalı vekilince yapılan istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesi'nce esastan reddine karar verilmiştir. Ancak, davacı tarafça İstanbul 48. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03.04.2012 tarih, 2011/400 E. - 2012/68 K. sayılı ilamı uyarınca ödenmek zorunda kalınan bedel, bakiye karar harcı, temyiz harç ve giderlerinin rucüen tahsili için açılan işbu davada, rücuya konu İstanbul 48. Asliye Ticaret Mahkemesinin anılan kararı ile, dava dışı şirket hakkında 11.02.2005 tarihinde sayaç ile oynandığı ve usulsüz elektrik kullanıldığından bahisle tutanak düzenlendiği ve 11.06.2001-11.02.2005 tarihleri arasında borç taahhuk ettirildiği oysa, usulsüz elektrik kullanılmadığı iddiası ile BEDAŞ aleyhine açılan menfi tespit davasının vaki ödemeler nedeniyle istirdat davasına dönüşmesi sonucu davanın kabulü ile, 4.142,30 TL'nin ödeme tarihi olan 21.07.2006, 4.273,60 TL'nin ödeme tarihleri olan 21.8.2006, 21.9.2006, 21.12.2006, 30.1.2007, 10.4.2007, 18.4.2007, 7.5.2007, 4.7.2007, 23.8.2007 tarihlerinden itibaren toplam 51.151,90 TL'nin faiziyle tahsiline karar verildiği ve kararın temyiz incelemesinden de geçerek kesinleştiği anlaşılmıştır.
Bu durum karşısında, 21.08.2006 tarihinden 23.8.2007 tarihine kadar tahsil edilen fatura bedellerinin taraflar arasında akdedilen İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin imzalandığı 24.07.2006 tarihi sonrası olduğundan işbu tahsilatın davacı BEDAŞ tarafından mı yoksa davalı ... tarafından mı yapıldığı hususunda ödeme belgeleri de getirtilmek sureti ile bir araştırma yapılıp, davacı tarafından dava dışı şirkete yapılan dava konusu ödemenin davacının daha önce bizzat dava dışı şirketten tahsil ettiği bedeller olup olmadığı, işbu bedellerden taraflar arasında akdedilen İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi uyarınca davalının sorumlu tutulup tutulamayacağı hususunda değerlendirme yapılıp sonucuna göre bir karar vermek gerekirken anılan husus nazara alınmaksızın eksik incelemeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1 maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 11/06/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/517194200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz