6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Zayi Belgesi Verilmesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/11430 E. 2013/9287 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Görevli mahkeme
görev/görevsizlik

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
çekişmesiz yargı işi çekişmesiz yargı zayi belgesi ticari işletme ticari dava niteliği zayi sulh hukuk mahkemesi ticari defter görevsizlik kararı sulh dahili dava e-defter görevli mahkeme

Atıf yapılan mevzuat: HUMK · HMK — HMK 383 · TTK — TTK 4TTK 5

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre, zayi belgesi istenen ticari işletme defteri ve faturaların içinde bulunduğu çanta ile birlikte otomobilin torpido gözünden çalındığı ileri sürülmüşse de defter ve belgelerin bu şekilde saklanmasının hayatın olağan akışına uymadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1- İstem, dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı Yasa’nın 68. maddesine dayalı ticari defter ve belgelerin zayiine ilişkin belge verilmesi davasıdır.

Dava ve karar tarihinden önce 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren HMK’nın 383. maddesinde çekişmesiz yargı işleri ile ilgili olarak “aksine bir düzenleme bulunmadığı sürece” sulh hukuk mahkemesinin görevli olacağı öngörülmüştür. Bu bağlamda konuya yaklaşıldığında, bu nitelikteki davanın da gerek 1086 sayılı Kanun’un yürürlükte kaldığı süreçteki yargısal uygulama ve gerekse de 6100 sayılı HMK’nın 383/2-e/6 maddesi uyarınca ticaret hukukuna dahil çekişmesiz yargı işi niteliğinde olduğu açıktır. Bu nedenle, ilk bakışta, bu nitelikteki davaların da sulh hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği ileri sürülebilecektir. Ancak bu nitelikteki davalar ve/veya HMK’da tercih edilmiş tanımıyla işlerin, aynı zamanda dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 4. ve 5. maddeleri uyarınca ticari dava ve/veya iş niteliğinde bulunduğu da kuşkusuzdur. Söz konusu yasa hükümlerinin özel nitelikte birer usul hükmü niteliğinde bulundukları düşünüldüğünde, bu davalar ve esasen ticaret hukukuna dahil ve mahkemece görülecek olan çekişmesiz yargı işlerinin tümü bakımından görevli mahkemenin tayininde, HMK’nın 383. maddesinde belirtilen hükmün aksine ve özel bir düzenlemenin var olduğu, bu durumda 6762 sayılı TTK’nın 5. maddesinin başlığı ile birlikte nazara alındığında, ticaret hukukunda yer alan

çekişmesiz yargı işleri bakımından asıl görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu açıktır. Nitekim, 6100 sayılı HMK ile aynı tarihte kabul edilen ve fakat karar tarihinden önce yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5. maddesinde 6335 sayılı Kanun’un 2. maddesi ile yapılan değişiklik ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri bakımından ticaret mahkemelerinin görevli olduğunun belirtilmiş olması da yasa koyucunun iradesinin esasen bu yönde olduğunun açık bir göstergesidir.

Görev, davanın her aşamasında re’sen nazara alınacak bir husus olup, açıklanan nedenlerle mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken iş esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

2- Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin temyiz isteminin bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Çekin iptali | Çek iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/16747 E. 2013/7535 K.

    Ortak: · görev/görevsizlik

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Çekin iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/8500 E. 2013/7729 K.

    Ortak: · görev/görevsizlik

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Kıymetli evrak zayii

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/5942 E. 2015/13380 K.

    Ortak: · görev/görevsizlik

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

5 benzer karar daha
  • Çek iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/552 E. 2014/9682 K.

    Ortak: · görev/görevsizlik

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Çek iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/2370 E. 2014/9121 K.

    Ortak: · görev/görevsizlik

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Zayi Belgesi Verilmesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/4304 E. 2013/3960 K.

    Ortak: · görev/görevsizlik · Zayi Belgesi Verilmesi

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Çek İptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/9847 E. 2013/7562 K.

    Ortak: · görev/görevsizlik

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Kıymetli evrak zayii

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/14306 E. 2012/16645 K.

    Ortak: · görev/görevsizlik

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2012/11430 E.  ,  2013/9287 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ SULH HUKUK MAHKEMESİ

Hasımsız olarak görülen görülen davada ... Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05.06.2012 tarih ve 2012/539-2012/885 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkiline ait 2011 yılı ticari işletme defteri, fatura defteri ve bir kısım ticari evraklarının çalındığını ileri sürerek, bu defter ve belgeler hakkında zayii kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre, zayi belgesi istenen ticari işletme defteri ve faturaların içinde bulunduğu çanta ile birlikte otomobilin torpido gözünden çalındığı ileri sürülmüşse de defter ve belgelerin bu şekilde saklanmasının hayatın olağan akışına uymadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1- İstem, dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı Yasa’nın 68. maddesine dayalı ticari defter ve belgelerin zayiine ilişkin belge verilmesi davasıdır.

Dava ve karar tarihinden önce 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren HMK’nın 383. maddesinde çekişmesiz yargı işleri ile ilgili olarak “aksine bir düzenleme bulunmadığı sürece” sulh hukuk mahkemesinin görevli olacağı öngörülmüştür. Bu bağlamda konuya yaklaşıldığında, bu nitelikteki davanın da gerek 1086 sayılı Kanun’un yürürlükte kaldığı süreçteki yargısal uygulama ve gerekse de 6100 sayılı HMK’nın 383/2-e/6 maddesi uyarınca ticaret hukukuna dahil çekişmesiz yargı işi niteliğinde olduğu açıktır. Bu nedenle, ilk bakışta, bu nitelikteki davaların da sulh hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği ileri sürülebilecektir. Ancak bu nitelikteki davalar ve/veya HMK’da tercih edilmiş tanımıyla işlerin, aynı zamanda dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 4.

ve 5. maddeleri uyarınca ticari dava ve/veya iş niteliğinde bulunduğu da kuşkusuzdur. Söz konusu yasa hükümlerinin özel nitelikte birer usul hükmü niteliğinde bulundukları düşünüldüğünde, bu davalar ve esasen ticaret hukukuna dahil ve mahkemece görülecek olan çekişmesiz yargı işlerinin tümü bakımından görevli mahkemenin tayininde, HMK’nın 383. maddesinde belirtilen hükmün aksine ve özel bir düzenlemenin var olduğu, bu durumda 6762 sayılı TTK’nın 5. maddesinin başlığı ile birlikte nazara alındığında, ticaret hukukunda yer alan

çekişmesiz yargı işleri bakımından asıl görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu açıktır. Nitekim, 6100 sayılı HMK ile aynı tarihte kabul edilen ve fakat karar tarihinden önce yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5. maddesinde 6335 sayılı Kanun’un 2. maddesi ile yapılan değişiklik ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri bakımından ticaret mahkemelerinin görevli olduğunun belirtilmiş olması da yasa koyucunun iradesinin esasen bu yönde olduğunun açık bir göstergesidir.

Görev, davanın her aşamasında re’sen nazara alınacak bir husus olup, açıklanan nedenlerle mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken iş esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

2- Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin temyiz isteminin bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle mahkeme kararının BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/515615600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.