Şirkete şirketin haklı nedenle feshine ve tasfiyesine, karar verilmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/2023 E. 2019/4144 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
temsil kayyımı↗ geri çevirme↗ kayyım atanması↗ kâr payı dağıtımı↗ kayyım↗ ortaklar kurulu kararı↗ fesih↗ kâr dağıtımı↗ hukuki yarar↗ kâr payı↗ tebligat↗ ek tasfiye↗ temsil↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
dava, fesih ve tasfiye, birleşen dava kâr payının tahsili istemine ilişkin olup davacı, asıl davada hem fesih ve tasfiyesi istenen Atılım Elektrik ve Elektronik Tek. Sis. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne, hem de şirketin diğer ortağı ...'a, kâr payının tahsili istemine ilişkin birleşen davada ise sadece Atılım Elektrik ve Elektronik Tek. Sis. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne husumet yöneltmiştir. Mahkemece asıl davanın kabulü ile Atılım Elektrik ve Elektronik Tek. Sis. San ve Tic. Ltd. Şti.'nin fesih ve tasfiyesine ilişkin karar her iki davalı tarafından temyiz edilmemiş, birleşen davada verilen kararın sadece asıl davada davalı gösterilen şirket ortağı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 09.05.2016 günlü, 2015/10567 Esas- 2016/5232 Karar sayılı ilamı ile birleşen davada taraf sıfatı bulunmayan ... vekilinin temyiz istemi reddedilmiştir. Dairemizin birleşen davaya yönelik temyiz isteminin reddine ilişkin kararına karşı asıl davanın davalısı ... vekili bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuşsa da birleşen davada kendisine husumet yöneltilmeyen asıl davanın davalısı ...'ın birleşen davada verilen kararı temyiz etmekte hukuki yararı bulunmadığı gibi karar düzeltme isteminde bulunmakta da hukuki yararının olmadığı anlaşılmakla, asıl davanın davalısı ... vekilinin birleşen davaya yönelik karar düzeltme dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Kâr payının tahsili istemine ilişkin birleşen davada, mahkeme kararı öncelikle Tebligat Kanununun 35. maddesine göre davalı şirkete tebliğ edilmiş olup, Dairemizin 12.11.2018 günlü, 2016/13371 Esas- 2018/6992 Karar sayılı geri çevirme ilamı üzerine mahkemenin 16.01.2019 tarihli kararı ile birleşen dava davalısı Atılım Elektrik ve Elektronik Tek. Sis. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne ...'ın temsil kayyımı atanmasına kadar şirket temsilcisinin bulunmadığı anlaşıldığından, atanan temsil kayyımının şirketi temsilen yaptığı temyiz itirazları süresinde kabul edilerek yapılan incelemede; kural olarak bir ortağın şirketten hissesine düşen kâr payını dava yolu ile isteyebilmesi için öncelikle kâr payının dağıtılması hususunda ortaklar kurulu ya da genel kurul tarafından alınmış bir karar olmalıdır. Anılan kurullar tarafından kâr payı dağıtılması yönünde bir karar alınmamış ise, öncelikle anılan kurulların toplanması, bu hususu karara bağlaması gerektiğinden bu husus yerine getirilmeden mahkemece doğrudan kâr payının tahsili yönünde karar verilemez.
Somut olayda, ortaklar kurulu toplantısının yapılmadığı ve ortaklar kurulu tarafından 2006- 2007- 2008 yıllarına ait kâr payı hakkında alınan bir karar olmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda yapılan açıklamalar uyarınca anılan yıllara ait kâr payı konusunda mahkemece doğrudan bir karar verilmesi mümkün olmadığından 2006- 2007- 2008 yıllarına ait kâr payı isteminin reddi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, birleşen davada verilen kararın bu nedenle davalı şirket yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/4097 E. 2010/10001 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ara karar · terkin · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, “ATILIM" markasının 16 ve 35. sınıflar yönünden davalı adına tescilli olduğu ancak davalının anılan markayı 35/01 sınıfta kullandığına ilişkin delil «ibraz» etmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava, davalı adına tescilli markanın 556 sayılı KHK’nin 14/1.maddesi uyarınca tescil tarihinden itibaren 5 yıl süre ile haklı bir neden olmaksızın kullanılmaması gerekçesine dayalı hükümsüzlük ve «terkin» istemine ilişkindir.
Bu madde uyarınca, markanın, tescil tarihinden itibaren 5 yıl içinde, haklı bir neden olmadan kullanılmaması veya bu kullanıma 5 yıllık bir süre kesintisiz «ara» verilmesi halinde, marka iptal edilir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/3619 E. 2020/2278 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:marka hakkına tecavüz · maddi tazminat · haksız rekabet
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; taraf markalarının benzer olduğu, kullanıldıkları mal ve hizmetlerin aynı olduğu, davalı markasının, davacının tescilli «marka hakkına tecavüz» oluşturduğu, davalının eylemlerinin «haksız rekabet» oluşturduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının eyleminin marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespitine, önlenmesine, neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, davalı adına tescilli ticaret unvanındaki "Atılım Güvenlik" ibaresinin ticaret unvanından terkinine, 10.000,00 TL «maddi tazminata», fazlaya ilişkin talebin reddine dair verilen karar taraf vekillerinin temyiz istemi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/4678 E. 2010/801 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:illiyet bağı · direnme kararı · ticaret unvanı · ticaret sicili · terkin · tacir · ilan · kusur
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının «ticaret sicili» kayıtlarının davacının üniversite adının kabulüne ve kurulmasına ilişkin yasal düzenlemeden sonraki bir tarih olan 08.12.1998 tarihini ihtiva ettiği, davalının ticaret unvanında yer alan Atılım ibaresini marka olarak kullanamayacağını, davalının “Atılım” sözcüğünü kullanmasının davacının tescilli markasına tecavüz ve «haksız rekabet» oluşturacağı ancak, davacının «tacir» olmadığı, bu nedenle davalının ticaret unvanın terkinini talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı eyleminin davacı markasına ve unvanına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine ve men’ine, takdiren 5.000 YTL maddi ve 5.000 YTL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, davalının ticari unvanından “Atılım” sözcüğünün «terkini» isteminin reddine, kararın «ilanına» karar verilmiştir.
Ancak, Dairemizi sözkonusu kararına karşı mahalli mahkemenin «direnme» kararı ve kararın temyizi üzerine verilen Hukuk Genel Kurulu 12.12.2007 tarih ve 965/961 sayılı içtihadında açıklandığı üzere, TTK'nun 56 ve 57.maddesi anlamında «haksız rekabetten» söz edebilmek için «kusur», zarar, «illiyet bağı» unsurları birlikte gerçekleşmelidir.
Mahkemece, Dairemizin 06.04.2006 gün ve 3737/3614 sayılı kararı gerekçe gösterilmek suretiyle davacının üniversite olup «tacir» olmaması nedeniyle davalının «ticaret unvanının» terkinini talep edemeyeceğinden dolayı bu yöne ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Her iki tarafın da «tacir» olması veya her ikisinin de ticari unvanının bulunması gibi bir koşul ise aranmamıştır.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/896 E. 2014/7153 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cy/cy kaydı · ibraz
Benzer bu karardaYargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere, davaya konu taşınmazın 3. kişilere devredildiği ileri sürülmesine rağmen buna ilişkin tapu «kaydı» veya belgelerin halen de «ibraz» edilmemiş olmasına göre, davalı "...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6947 E. 2024/737 K.
Ortak:ek tasfiye · dava şartı
İncelediğiniz karardadava, «fesih» ve «tasfiye», birleşen dava kâr «payının» tahsili istemine ilişkin olup davacı, asıl davada hem fesih ve tasfiyesi istenen Atılım Elektrik ve Elektronik Tek.
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesi kararı «tasfiye memuru» tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile eldeki davanın şirketin ek «tasfiye» işlemlerine ilişkin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun'un 547 nci maddesine ilişkin değil, aynı Kanunun geçici 7 ... maddesine göre açılan «ihya davası» olduğunu, bu madde hükmüne göre sicilden «resen terkin» edilen şirketin ihyasına ilişkin «hukuki menfaat» olanlar tarafından 5 yıl içinde dava açılabileceğinin ön görüldüğünü, bu 5 yıllık sürenin «hak düşürücü süre» olduğunu, bu kapsamda davacı talebi incelendiğinde davanın 5 yıllık hak düşürücü süreden sonra açıldığı davaya konu edilen uyuşmazlığında 2023 yılına ait olduğu, b …
İş Mahkemesinde hizmet tespitine ilişkin davayı 10.01.2022 tarihinde açtığı, mahkemenin 2023/16 esasına kaydedilen dosyanın halen «derdest» olduğu, «ihyası» istenen şirketin ise asgari sermaye miktarının yükseltilmemesi sebebiyle «münfesih» olduğu, 26.08.2014 tarihinde ticaret sicilden «resen terkin» edildiğinin anlaşıldığı, anılan Kanun'un 547 nci maddesine göre «tasfiyenin kapanmasından» sonra ek «tasfiye» işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğunun anlaşılması halinde tasfiye memurunun atanması gerekeceğini, kanunda açıkça belirtildiği üzere ihyası istenen şirket hakkında dava bulunması durumunda ihya kararı verilebileceğinden İlk Derece Mahkemesince «hak düşürücü süre» nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, Antalya ...'nün 29330 numarasında kayıtlı iken «ticaret sicilinden resen terkin» edildiği anlaşılan Atılım Elektronik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin Antalya 1.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:tasfiyenin kapanması · ticaret sicilinden resen terkin · hizmet tespiti davası · münfesihlik · resen terkin · ihya davası · hukuki menfaat · yasal hasım
Benzer bu kararda… duğu, tescili yapılan Genel Kurul Kararına göre 6103 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi uyarınca asgari sermaye miktarına yükseltilmemesi sebebiyle 14.02.2014 tarihinde «münfesih» sayıldığını, münfesih sayılmalarına rağmen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun geçici 7 nci maddesi uyarınca şirkete yapılan «ihtar» ve yayımlanan «ilana» rağmen süresi içerisinde bildirimde bulunmadığından 26.08.2014 tarihinde «ticaret sicilinden resen terkin» edilerek «kaydının» silindiğinin tespit edildiğini, yapılan işlemlerin mevzuata uygun olduğunu bu nedenle davanın reddini, «yasal hasım» olmaları nedeniyle vekâlet ücreti ve «yargılama giderine» hükmedilmemesini talep etmiştir.
İş Mahkemesinde hizmet tespitine ilişkin davayı 10.01.2022 tarihinde açtığı, mahkemenin 2023/16 esasına kaydedilen dosyanın halen «derdest» olduğu, «ihyası» istenen şirketin ise asgari sermaye miktarının yükseltilmemesi sebebiyle «münfesih» olduğu, 26.08.2014 tarihinde ticaret sicilden «resen terkin» edildiğinin anlaşıldığı, anılan Kanun'un 547 nci maddesine göre «tasfiyenin kapanmasından» sonra ek «tasfiye» işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğunun anlaşılması halinde tasfiye memurunun atanması gerekeceğini, kanunda açıkça belirtildiği üzere ihyası istenen şirket hakkında dava bulunması durumunda ihya kararı verilebileceğinden İlk Derece Mahkemesince «hak düşürücü süre» nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, Antalya ...'nün 29330 numarasında kayıtlı iken «ticaret sicilinden resen terkin» edildiği anlaşılan Atılım Elektronik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin Antalya 1.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile eldeki davanın şirketin ek «tasfiye» işlemlerine ilişkin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun'un 547 nci maddesine ilişkin değil, aynı Kanunun geçici 7 ... maddesine göre açılan «ihya davası» olduğunu, bu madde hükmüne göre sicilden «resen terkin» edilen şirketin ihyasına ilişkin «hukuki menfaat» olanlar tarafından 5 yıl içinde dava açılabileceğinin ön görüldüğünü, bu 5 yıllık sürenin «hak düşürücü süre» olduğunu, bu kapsamda davacı talebi incelendiğinde davanın 5 yıllık hak düşürücü süreden sonra açıldığı davaya konu edilen uyuşmazlığında 2023 yılına ait olduğu, b …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava konusu şirkete iş mahkemesinde «hizmet tespiti davası» açtığını, şirketin 2014 yılında «resen terkin» edilmiş olması nedeniyle «ihya davası» açılması zorunluluğunun doğduğunu, bu nedenle akabinde eldeki davanın açıldığını, Yargıtay kararları uyarınca ihyası istenen şirket aleyhine hizmet tespiti davası …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2019/2023 E. , 2019/4144 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 26/11/2013 gün ve 2011/575 - 2013/253 sayılı kararı temyiz isteminin reddi üzerine Daire'nin 09/05/2016 gün ve 2015/10567 - 2016/5232 sayılı kararı aleyhinde davalı ... tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş, ayrıca Dairemizin geri çevirme kararından sonra atanan şirket kayyımı mahkeme kararını birleşen davanın davalısı şirket adına temyiz etmiş, karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla,
dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, asıl dosyada, müvekkilinin davalı Atılım Elektrik Elektronik Teknik Sis. San. Tic. Ltd. Şti.'nde diğer davalı ile birlikte ortak olduklarını, müvekkiline defterlerin incelettirilmediğini, müvekkili tarafından davalıya ihtarname gönderilerek kâr payının ödenmesinin istendiği, kısmi ödeme yapılıp istenen bedelin ödenmemesi üzerine davalı hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, davalı hakkında özel belgede sahtecilik suçundan dolayı dava açıldığı, ceza alması nedeniyle güvenin ortadan kalkıp tarafların şirketi devam ettirmesinin mümkün bulunmadığını ileri sürerek davalı şirketin haklı nedenle feshini ve tasfiyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen dosyada, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.000.- TL kâr payının davalıdan ticari temerrüt faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi istenmiş, talebini HMK'nın 107/2.
maddesi uyarınca artırıp 153.817,70 TL kâr payı alacağının ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Asıl ve birleşen davada davalı vekili, asıl davada şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesini, birleşen davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, asıl davada, şirketin feshi ve tasfiyesine, birleşen davada 153.817,70 TL kâr payı alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile davalıdan tahsiline dair verilen kararın birleşen dava yönünden ... tarafından temyizi üzerine Dairemizce davalının temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
Davalı, ... bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuş, ayrıca Dairemizin geri çevirme kararından sonra atanan şirket kayyımı mahkeme kararını birleşen davanın davalısı şirket adına temyiz etmiştir.
1-Asıl dava, fesih ve tasfiye, birleşen dava kâr payının tahsili istemine ilişkin olup davacı, asıl davada hem fesih ve tasfiyesi istenen Atılım Elektrik ve Elektronik Tek. Sis. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne, hem de şirketin diğer ortağı ...'a, kâr payının tahsili istemine ilişkin birleşen davada ise sadece Atılım Elektrik ve Elektronik Tek. Sis. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne husumet yöneltmiştir. Mahkemece asıl davanın kabulü ile Atılım Elektrik ve Elektronik Tek. Sis. San ve Tic. Ltd. Şti.'nin fesih ve tasfiyesine ilişkin karar her iki davalı tarafından temyiz edilmemiş, birleşen davada verilen kararın sadece asıl davada davalı gösterilen şirket ortağı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 09.05.2016 günlü, 2015/10567 Esas- 2016/5232 Karar sayılı ilamı ile birleşen davada taraf sıfatı bulunmayan ...
vekilinin temyiz istemi reddedilmiştir. Dairemizin birleşen davaya yönelik temyiz isteminin reddine ilişkin kararına karşı asıl davanın davalısı ... vekili bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuşsa da birleşen davada kendisine husumet yöneltilmeyen asıl davanın davalısı ...'ın birleşen davada verilen kararı temyiz etmekte hukuki yararı bulunmadığı gibi karar düzeltme isteminde bulunmakta da hukuki yararının olmadığı anlaşılmakla, asıl davanın davalısı ... vekilinin birleşen davaya yönelik karar düzeltme dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Kâr payının tahsili istemine ilişkin birleşen davada, mahkeme kararı öncelikle Tebligat Kanununun 35. maddesine göre davalı şirkete tebliğ edilmiş olup, Dairemizin 12.11.2018 günlü, 2016/13371 Esas- 2018/6992 Karar sayılı geri çevirme ilamı üzerine mahkemenin 16.01.2019 tarihli kararı ile birleşen dava davalısı Atılım Elektrik ve Elektronik Tek. Sis. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne ...'ın temsil kayyımı atanmasına kadar şirket temsilcisinin bulunmadığı anlaşıldığından, atanan temsil kayyımının şirketi temsilen yaptığı temyiz itirazları süresinde kabul edilerek yapılan incelemede; kural olarak bir ortağın şirketten hissesine düşen kâr payını dava yolu ile isteyebilmesi için öncelikle kâr payının dağıtılması hususunda ortaklar kurulu ya da genel kurul tarafından alınmış bir karar olmalıdır.
Anılan kurullar tarafından kâr payı dağıtılması yönünde bir karar alınmamış ise, öncelikle anılan kurulların toplanması, bu hususu karara bağlaması gerektiğinden bu husus yerine getirilmeden mahkemece doğrudan kâr payının tahsili yönünde karar verilemez.
Somut olayda, ortaklar kurulu toplantısının yapılmadığı ve ortaklar kurulu tarafından 2006- 2007- 2008 yıllarına ait kâr payı hakkında alınan bir karar olmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda yapılan açıklamalar uyarınca anılan yıllara ait kâr payı konusunda mahkemece doğrudan bir karar verilmesi mümkün olmadığından 2006- 2007- 2008 yıllarına ait kâr payı isteminin reddi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, birleşen davada verilen kararın bu nedenle davalı şirket yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davalı ... vekilinin birleşen davaya yönelik karar düzeltme dilekçesinin REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle birleşen davada davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile birleşen davada verilen kararın davalı yararına karar düzeltme yolu açık olmak üzere BOZULMASINA, ödediği karar düzeltme harcının isteği halinde karar düzeltme isteyen davalı ... 'a iadesine, ödediği karar düzeltme harcının isteği halinde karar düzeltme isteyen birleşen davada davalı şirket kayyımına iadesine, 10/06/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/514160900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz