Illiyet bağı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/4678 E. 2010/801 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
illiyet bağı↗ direnme kararı↗ ticaret unvanı↗ ticaret sicili↗ terkin↗ tacir↗ ilan↗ kusur↗ haksız rekabet↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının ticaret sicili kayıtlarının davacının üniversite adının kabulüne ve kurulmasına ilişkin yasal düzenlemeden sonraki bir tarih olan 08.12.1998 tarihini ihtiva ettiği, davalının ticaret unvanında yer alan Atılım ibaresini marka olarak kullanamayacağını, davalının “Atılım” sözcüğünü kullanmasının davacının tescilli markasına tecavüz ve haksız rekabet oluşturacağı ancak, davacının tacir olmadığı, bu nedenle davalının ticaret unvanın terkinini talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı eyleminin davacı markasına ve unvanına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine ve men’ine, takdiren 5.000 YTL maddi ve 5.000 YTL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, davalının ticari unvanından “Atılım” sözcüğünün terkini isteminin reddine, kararın ilanına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı taraf, "ATILIM" ibaresinin davalı adına tescilli ticaret unvanından terkinini de istemiştir. Mahkemece, Dairemizin 06.04.2006 gün ve 3737/3614 sayılı kararı gerekçe gösterilmek suretiyle davacının üniversite olup tacir olmaması nedeniyle davalının ticaret unvanının terkinini talep edemeyeceğinden dolayı bu yöne ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Ancak, Dairemizi sözkonusu kararına karşı mahalli mahkemenin direnme kararı ve kararın temyizi üzerine verilen Hukuk Genel Kurulu 12.12.2007 tarih ve 965/961 sayılı içtihadında açıklandığı üzere, TTK'nun 56 ve 57.maddesi anlamında haksız rekabetten söz edebilmek için kusur, zarar, illiyet bağı unsurları birlikte gerçekleşmelidir. Her iki tarafın da tacir olması veya her ikisinin de ticari unvanının bulunması gibi bir koşul ise aranmamıştır. Bu bakımdan somut uyuşmazlıkta dosyaya ibraz edilen deliller birlikte değerlendirilerek bir çözüme ulaşılması gerekirken Dairemizin yukarıda tarih ve dosya numarası belirtilen kararı emsal olarak salt bu gerekçe ile ticari unvan terkinine yönelik istemin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/3619 E. 2020/2278 K.
Ortak:haksız rekabet
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının «ticaret sicili» kayıtlarının davacının üniversite adının kabulüne ve kurulmasına ilişkin yasal düzenlemeden sonraki bir tarih olan 08.12.1998 tarihini ihtiva ettiği, davalının ticaret unvanında yer alan Atılım ibaresini marka olarak kullanamayacağını, davalının “Atılım” sözcüğünü kullanmasının davacının tescilli markasına tecavüz ve «haksız rekabet» oluşturacağı ancak, davacının «tacir» olmadığı, bu nedenle davalının ticaret unvanın terkinini talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı eyleminin davacı markasına ve unvanına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine ve men’ine, takdiren 5.000 YTL maddi ve 5.000 YTL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, davalının ticari unvanından “Atılım” sözcüğünün «terkini» isteminin reddine, kararın «ilanına» karar verilmiştir.
Ancak, Dairemizi sözkonusu kararına karşı mahalli mahkemenin «direnme» kararı ve kararın temyizi üzerine verilen Hukuk Genel Kurulu 12.12.2007 tarih ve 965/961 sayılı içtihadında açıklandığı üzere, TTK'nun 56 ve 57.maddesi anlamında «haksız rekabetten» söz edebilmek için «kusur», zarar, «illiyet bağı» unsurları birlikte gerçekleşmelidir.
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; taraf markalarının benzer olduğu, kullanıldıkları mal ve hizmetlerin aynı olduğu, davalı markasının, davacının tescilli «marka hakkına tecavüz» oluşturduğu, davalının eylemlerinin «haksız rekabet» oluşturduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının eyleminin marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespitine, önlenmesine, neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, davalı adına tescilli ticaret unvanındaki "Atılım Güvenlik" ibaresinin ticaret unvanından terkinine, 10.000,00 TL «maddi tazminata», fazlaya ilişkin talebin reddine dair verilen karar taraf vekillerinin temyiz istemi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:marka hakkına tecavüz · maddi tazminat
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; taraf markalarının benzer olduğu, kullanıldıkları mal ve hizmetlerin aynı olduğu, davalı markasının, davacının tescilli «marka hakkına tecavüz» oluşturduğu, davalının eylemlerinin «haksız rekabet» oluşturduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının eyleminin marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespitine, önlenmesine, neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, davalı adına tescilli ticaret unvanındaki "Atılım Güvenlik" ibaresinin ticaret unvanından terkinine, 10.000,00 TL «maddi tazminata», fazlaya ilişkin talebin reddine dair verilen karar taraf vekillerinin temyiz istemi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/4097 E. 2010/10001 K.
Ortak:terkin · ibraz
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının «ticaret sicili» kayıtlarının davacının üniversite adının kabulüne ve kurulmasına ilişkin yasal düzenlemeden sonraki bir tarih olan 08.12.1998 tarihini ihtiva ettiği, davalının ticaret unvanında yer alan Atılım ibaresini marka olarak kullanamayacağını, davalının “Atılım” sözcüğünü kullanmasının davacının tescilli markasına tecavüz ve «haksız rekabet» oluşturacağı ancak, davacının «tacir» olmadığı, bu nedenle davalının ticaret unvanın terkinini talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı eyleminin davacı markasına ve unvanına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine ve men’ine, takdiren 5.000 YTL maddi ve 5.000 YTL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, davalının ticari unvanından “Atılım” sözcüğünün «terkini» isteminin reddine, kararın «ilanına» karar verilmiştir.
Bu bakımdan somut uyuşmazlıkta dosyaya «ibraz» edilen deliller birlikte değerlendirilerek bir çözüme ulaşılması gerekirken Dairemizin yukarıda tarih ve dosya numarası belirtilen kararı emsal olarak salt bu gerekçe ile ticari unvan terkinine yönelik istemin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, “ATILIM" markasının 16 ve 35. sınıflar yönünden davalı adına tescilli olduğu ancak davalının anılan markayı 35/01 sınıfta kullandığına ilişkin delil «ibraz» etmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava, davalı adına tescilli markanın 556 sayılı KHK’nin 14/1.maddesi uyarınca tescil tarihinden itibaren 5 yıl süre ile haklı bir neden olmaksızın kullanılmaması gerekçesine dayalı hükümsüzlük ve «terkin» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ara karar
Benzer bu karardaBu madde uyarınca, markanın, tescil tarihinden itibaren 5 yıl içinde, haklı bir neden olmadan kullanılmaması veya bu kullanıma 5 yıllık bir süre kesintisiz «ara» verilmesi halinde, marka iptal edilir.
-
Şirkete şirketin haklı nedenle feshine ve tasfiyesine, karar verilmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/2023 E. 2019/4144 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temsil kayyımı · geri çevirme · kayyım atanması · kâr payı dağıtımı · kayyım · ortaklar kurulu kararı · fesih · kâr dağıtımı
Benzer bu karardaŞti.'ne ...'ın «temsil kayyımı atanmasına» kadar şirket temsilcisinin bulunmadığı anlaşıldığından, atanan temsil kayyımının şirketi temsilen yaptığı temyiz itirazları süresinde kabul edilerek yapılan incelemede; kural olarak bir ortağın şirketten hissesine düşen kâr payını dava yolu ile isteyebilmesi için öncelikle kâr «payının dağıtılması» hususunda «ortaklar kurulu» ya da genel kurul tarafından alınmış bir karar olmalıdır.
Anılan kurullar tarafından kâr «payı dağıtılması» yönünde bir karar alınmamış ise, öncelikle anılan kurulların toplanması, bu hususu karara bağlaması gerektiğinden bu husus yerine getirilmeden mahkemece doğrudan kâr payının tahsili yönünde karar verilemez.
dava, «fesih» ve «tasfiye», birleşen dava kâr «payının» tahsili istemine ilişkin olup davacı, asıl davada hem fesih ve tasfiyesi istenen Atılım Elektrik ve Elektronik Tek.
Şti.'nin «fesih» ve tasfiyesine ilişkin karar her iki davalı tarafından temyiz edilmemiş, birleşen davada verilen kararın sadece asıl davada davalı gösterilen şirket ortağı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 09.05.2016 günlü, 2015/10567 Esas- 2016/5232 Karar sayılı ilamı ile birleşen davada taraf sıfatı bulunmayan ... vekilinin temyiz istemi reddedilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/15915 E. 2013/22700 K.
Ortak:illiyet bağı
İncelediğiniz karardaAncak, Dairemizi sözkonusu kararına karşı mahalli mahkemenin «direnme» kararı ve kararın temyizi üzerine verilen Hukuk Genel Kurulu 12.12.2007 tarih ve 965/961 sayılı içtihadında açıklandığı üzere, TTK'nun 56 ve 57.maddesi anlamında «haksız rekabetten» söz edebilmek için «kusur», zarar, «illiyet bağı» unsurları birlikte gerçekleşmelidir.
Benzer bu karardaMahkemece, dava konusu sahte çekin icra takibine konulması nedeniyle davacının maddi ve manevi zararının gerçekleştiği, var olan zararı ile «haksız eylem» arasında «illiyet bağı» bulunduğu ve bu hali ile BK.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yediemin · ticari itibarın zedelenmesi · ticari itibar · gerçek zarar · haksız eylem · sözleşmenin feshi · haksız fiil · haciz
Benzer bu kararda41 vd. maddelerinde düzenlenen «haksız fiil» nedeniyle tazminat isteminin tüm koşullarının gerçekleştiği,ancak davacı 30.000 TL «maddi tazminat» istemiş ise de dava dışı Atılım Çorapla ilgili «sözleşmenin feshi» iddiasından zarar gördüğü hususunu ispat edemediği, yine bu dava için vekiline ödediğini belirttiği «vekalet ücretini» de talep etmesine karşın vekalet ücretinin vekalet görevinin dava sonuçlanıncaya kadar devam ettiği ve dava sonuçlanınca akdedilmiş olacağı, maddi tazminat olarak haksız fiile dayalı istemlerde ise dava açıldığı tarihte gerçekleşmiş olan «gerçek zararın» istenebileceği, davacının ispat etmiş olduğu gerçek zararın daha önce açılan davada alınan «teminat» mektuplarına ilişkin «masraflar», takip dosyasına ödenen «yediemin» ücretinden oluştuğu gerekçesiyle maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 560,28 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat isteminin reddine, davacının manevi tazminat istemi yönünden ise davalının haksız fiili nedeniyle davacı hakkında icra takibinde bulunularak «haciz» uygulaması yapıldığı, bu durumun davacının «ticari itibarını zedelediği» gerekçesiyle davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 15.000 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizler» ile birlikte davalıdan alınmasına dair verilen kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizin 18.03.2013 günlü ilamında açıklanan nedenlerle b …
Mahkemece, dava konusu sahte çekin icra takibine konulması nedeniyle davacının maddi ve manevi zararının gerçekleştiği, var olan zararı ile «haksız eylem» arasında «illiyet bağı» bulunduğu ve bu hali ile BK.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2008/4678 E. , 2010/801 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12.12.2007 tarih ve 2006/422 - 2007/289 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 26.01.2010 gününde davacı avukatı Zerlin Kılıçoğlu geldi, davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili üniversitenin Atılım Vakfı tarafından 4281 sayılı Yasa ile 1997 yılında kurulduğunu, müvekkilinin “Atılım” ibaresi için 25.05.2001 tarihinden itibaren eğitim ve öğretim hizmetlerini de kapsayacak şekilde adına marka tescil belgesi aldığını, davalı şirketin “Atılım” veya “Atılım Dershanesi” adı altında eğitim alanında faaliyette bulunduğunu ve müvekkilinin adına tescilli olan “Atılım” markasını ilan panolarında, dershanelerde, tanıtıcı reklamlarda, yazışma evrakında ve ticaret unvanında kullandığını, davalının söz konusu eylemlerinin müvekkilinin tescilli markasına tecavüz oluşturduğunu ve haksız rekabete neden olduğunu ileri sürerek davalının eyleminin markaya ve marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespitine, tescilli markaya vaki tecavüzün önlenmesi ve haksız rekabetin men’i ile “Atılım” ibaresinin her türlü kullanımına son verilmesine, davalının eylemleri sonucu ortaya çıkan zararlarına karşılık şimdilik 5.000 YTL maddi ve 5.000 YTL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline ve “Atılım” ibaresinin davalının ticaret unvanından terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin 21.03.1997 tarihinde Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde tescilinin ilan olunduğunu, davacının ise “Atılım” markasını 25.05.2001 tarihinde tescil ettirdiğini, bu nedenle müvekkilinin “Atılım” ibaresini kullanma hakkının bulunduğunu, müvekkilinin kendi unvanını kullanması nedeniyle kötü niyetli olduğundan bahsedilemeyeceğini, davacının tescilinin sadece Üniversiteye münhasır olup, ticari marka niteliğinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının ticaret sicili kayıtlarının davacının üniversite adının kabulüne ve kurulmasına ilişkin yasal düzenlemeden sonraki bir tarih olan 08.12.1998 tarihini ihtiva ettiği, davalının ticaret unvanında yer alan Atılım ibaresini marka olarak kullanamayacağını, davalının “Atılım” sözcüğünü kullanmasının davacının tescilli markasına tecavüz ve haksız rekabet oluşturacağı ancak, davacının tacir olmadığı, bu nedenle davalının ticaret unvanın terkinini talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı eyleminin davacı markasına ve unvanına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine ve men’ine, takdiren 5.000 YTL maddi ve 5.000 YTL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, davalının ticari unvanından “Atılım” sözcüğünün terkini isteminin reddine, kararın ilanına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı taraf, "ATILIM" ibaresinin davalı adına tescilli ticaret unvanından terkinini de istemiştir. Mahkemece, Dairemizin 06.04.2006 gün ve 3737/3614 sayılı kararı gerekçe gösterilmek suretiyle davacının üniversite olup tacir olmaması nedeniyle davalının ticaret unvanının terkinini talep edemeyeceğinden dolayı bu yöne ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Ancak, Dairemizi sözkonusu kararına karşı mahalli mahkemenin direnme kararı ve kararın temyizi üzerine verilen Hukuk Genel Kurulu 12.12.2007 tarih ve 965/961 sayılı içtihadında açıklandığı üzere, TTK'nun 56 ve 57.maddesi anlamında haksız rekabetten söz edebilmek için kusur, zarar, illiyet bağı unsurları birlikte gerçekleşmelidir. Her iki tarafın da tacir olması veya her ikisinin de ticari unvanının bulunması gibi bir koşul ise aranmamıştır. Bu bakımdan somut uyuşmazlıkta dosyaya ibraz edilen deliller birlikte değerlendirilerek bir çözüme ulaşılması gerekirken Dairemizin yukarıda tarih ve dosya numarası belirtilen kararı emsal olarak salt bu gerekçe ile ticari unvan terkinine yönelik istemin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 750,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.01.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1008232400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz