Davalı sıfatıyla açılan dava hakkında hüküm kurulmaması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/3419 E. 2019/4568 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Bir kurum aynı dosyada hem borcu üstlenen sıfatıyla hem de hakkında hizmet kusuruna dayalı dava açılan davalı sıfatıyla yer alıyorsa, borcu üstlenen sıfatıyla sorumlu tutulması davalı sıfatıyla hakkında açılan dava hakkında hüküm kurulmasını gereksiz kılmaz; hizmet kusuruna dayalı bu dava idari yargının görev alanına girdiğinden görev dava şartı yokluğundan reddine karar verilmeli, bu konuda hiç karar verilmemesi bozmayı gerektirir.
Ele alınan sorunlar
Şubede bulunan mevduatın off-shore banka hesabına aktarılmasından bankanın sorumluluğu → kısmi kabul
İddia: Davalı banka, paranın off-shore şirkete gönderilmesinin davacının talimatıyla gerçekleştiğini, kendisi ile off-shore banka arasında organik bağ bulunmadığını, davacının ayrı tüzel kişiliği olan off-shore bankadan talepte bulunması gerektiğini, bu nedenle davanın husumetten reddi gerektiğini savunmuştur.
Gerekçe: Davacının banka şubesinde bulunan mevduatı şube tarafından off-shore şirkete aktarılmış, bir kısmı çekildikten sonra kalan bakiye vade sonuna kadar durmuştur. Hüküm vermeye elverişli, denetime açık bilirkişi raporuna göre davacı, bakiye mevduatın karşılığını davalı bankadan ve borcu üstlenen fondan, vade sonundan itibaren işleyecek faiziyle birlikte talep edebilir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Düzenleyici ve denetleyici kamu kurumları aleyhine hizmet kusuruna dayalı olarak açılan davada yargı yolu (görev) dava şartı → ret
İddia: Davalı kamu kurumları yargı yolu, görev, yetki ve husumet itirazlarında bulunmuştur.
Gerekçe: Hizmet kusuruna dayalı olarak bu kurumlar aleyhine açılan davalar idari yargının görev alanında bulunduğundan, adli yargı yerinde açılan dava esasa girilmeksizin görev (yargı yolu) dava şartı yokluğundan reddedilmelidir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Davalı sıfatıyla yer alan Fon hakkındaki dava hakkında görev yönünden hüküm kurulmaması → kabul
Gerekçe: Davacı, diğer kamu kurumlarıyla birlikte Fon'a da hizmet kusuruna dayalı olarak husumet yöneltmiş, yargılama sırasında Fon davalı bankanın borcunu üstlenmiştir. Fon'un borcu üstlenen sıfatı ile sorumlu tutulması yerinde ise de, karar başlığında davalı sıfatıyla yer alan ve aleyhine hizmet kusuruna dayalı olarak dava açılan Fon hakkındaki davanın idari yargının görev alanına girmesi sebebiyle görev dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken bu konuda hiçbir karar verilmemesi doğru değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Aynı kurumun borcu üstlenen ve davalı sıfatlarının ayrı ayrı değerlendirilerek her sıfat bakımından hüküm kurulması gereğine ilişkin bağlayıcı Yargıtay tespiti emsal değeri taşır.
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- Kamu kurumları aleyhine hizmet kusuruna dayalı olarak açılan davalar idari yargının görev alanına girer; adli yargıda açılan dava görev dava şartı yokluğundan reddedilir.
- Dava şartı
- görev (yargı yolu)
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hizmet kusuru↗ yargı yolu↗ görev dava şartı↗ borcun üstlenilmesi↗ off-shore mevduat↗ husumet↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/772 E. 2014/20049 K.
Ortak:dava şartı · zamanaşımı var · Alacak
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müdahale talebi · mevduat sözleşmesi · bankacılık işlemleri · hukuki menfaat · akdi faiz · güven kurumu · haksız eylem · rücu
Benzer bu kararda… alep hakkının bulunduğu, söz konusu bedelin aslında fiilen Kıbrıs'a aktarılmayıp Sümerbank A.Ş.'nin ortaklarına ait bir gurup şirketlerde kredi olarak kullanıldığı, «güven kurumu» olarak faaliyet gösteren bankanın bu durumu bilerek mudilerin bir kısmının hesaplarına yönlendirilmiş olmasından sorumlu oldukları gerekçesiyle davanın kabulü ile 30.990 USD'nin davalıdan (üstlenen sıfatıyla TMSF'den) tahsiline, 12.11.1999 tarihinden itibaren dava tarihine kadar «akdi faiz» ve dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
Diğer bir deyişle somut uyuşmazlıkta, davacının dava dışı off shore bankası ile «mevduat sözleşmesi» yapmak konusunda bir iradesi mevcut olmayıp, davacıya karşı davalı Banka çalışanlarının bir «haksız eylemi» söz konusudur.
A.Ş. vekili, müvekkilinin TMSF tarafından el konulan Sümerbank A.Ş.’nin eski hissedarı ve hakim ortağı olduğunu, davanın kabul edilmesi halinde TMSF ile imzalanan «protokoller» gereğince bankanın/TMSF.’nin Off Shore mudilerine ödemek zorunda kalacağı paralar nedeniyle müvekkiline «rücu» edebileceğini, bu durumdan müvekkilinin «hukuki menfaatinin» etkilenecek olması dolayısıyla davalı yanında fer'i müdahale talebinde «hukuki yararının» olduğunu bildirerek, davaya müdahale isteminde bulunmuştur.
2- Ancak dava, «bankacılık işlemlerinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, davacının iradesi davalı Banka çalışanları tarafından fesada uğratılmış ve Sümerbank A.Ş.'ye yatırdığı paraları, şeklen Efektifbank Off-Shore Ltd.'ye «havale» edilmiş ve yeni bir hesap açılmış gibi gösterilmiştir.
-
Ye gönderilmesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/2151 E. 2019/4392 K.
Ortak:dava şartı
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müdahale talebi · güveni kötüye kullanma · hukuki menfaat · mevduat hesabı · feri müdahil · mirasçılık · dolandırıcılık · rücu
Benzer bu kararda… : Davacılar vekili, müvekkilleri ... ve ... ile müvekkillerinin miras bırakanı ...'ın davalı bankaya devrinden önce Sümerbank A.Ş'nin Denizli Şubesi'ne DM cinsinden «mevduat hesabı» açtırdıklarını, müvekkillerinin yatırdıkları paranın henüz «vadesi» gelmeden 21/12/1999 tarihinde Sümerbank A.Ş. yönetimine BDDK tarafından el konularak yönetiminin TMSF'ye devredildiğini, anılan bankanın daha sonra Oyakbank A.Ş. ile birleştirildiğini, Oyakbank'ın da davalı ING Bank'a satıldığını, yapılan araştırmada müvekkillerinin bankaya yatırmış oldukları mevduatların Sümerbank A.Ş. yönetimi tarafından KKTC'de paravan olarak kurulan dava dışı Efektifbank Off Shore Ltd. adlı paravan bir bankanın hesabına aktarıldığını, müvekkillerinin bankalara olan «güveni kötüye kullanılarak» ve iradeleri sakatlanarak «havale» talimatları imzalatıldığını, bu şekilde toplanan paraların Sümerbank A.Ş. yönetimi tarafından grup şirketlerine ve hayali şirketlere usulsüz kredi vermek suretiyle tüketildiğinin tespit edildiğini, müvekkillerinin mevduatlarının off shore mevduatın sigorta kapsamı dışında olduğu gerekçesiyle ödenmediğini, kıyı bankası ile işbirliği içinde mevduat sahiplerini «dolandıran» davalı bankanın müvekkillerinin uğradığı zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, davacılar ... ve ... tarafından yatırılan 109.937 DM mevduat alacağı ile ... tarafından yatırılan 28.560 DM mevduat alacağının davalı bankadan paranın bankaya yattığı tarihten vade sonuna kadar akdi faizleri, vade sonundan ödeme tarihine kadar ise akdi faizden az olmamak üzere işleyecek «temerrüt» faizleri ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
… müvekkilinin TMSF tarafından el konulan Sümerbank A.Ş.’nin eski hissedarı ve hakim ortağı olduğunu, davacıların davasının kabul edilmesi halinde TMSF ile imzalanan «protokoller» gereğince bankanın/TMSF’nin Off Shore mudilerine ödemek zorunda kalacağı paralar nedeniyle müvekkiline «rücu» edebileceğini, bu nedenle müvekkilinin «hukuki menfaatinin» etkilenecek olması nedeniyle davalı yanında «feri müdahil» olmasında «hukuki yararı» bulunduğunu bildirerek, müdahale talebinde bulunmuştur.
… 4.602,50 EURO (28.560,00 DM) alacağın 10/12/1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince işletilecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak ... «mirasçılarına» miras payları oranında ödenmesine dair verilen kararın davalı vekili ile fer'i müdahil TMSF vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır.
Bu durumda mahkemece, anılan şirketin davalı yanında müdahale talebinde «hukuki yararının» bulunduğu gözetilerek, «müdahale talebinin» kabulüne karar verilmesi gerekirken, mahkemece müdahale talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/18706 E. 2014/2463 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/3419 E. , 2019/4568 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 23/11/2017 tarih ve 2014/309 E 2017/928 K. sayılı kararın davalı ...Ş., fer'i müdahil İpeks İplik Tekstil San. A.Ş. ve davalı borcu üstlenen TMSF vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nce verilen 03/05/2018 tarih ve 2018/553-2018/519 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ...Ş. ve TMSF vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin uzun yıllar yurtdışında çalışarak yaptığı birikimi Sümerbank Kartal Şubesinin 123325 nolu hesabına 11.02.1999 tarihinde yatırdığını, zamanla bu birikim 422.558,22 DM’ye ulaştığını, hesabın bankanın o günkü müdürünün ısrarla yönlendirmesi, yoğun propagandası ve iknası ile müvekkilinin çok büyük menfaati olacağına inandırılarak talimatı olmadan kapattırılarak Sümerbank'ın tamamen kendi kuruluşu olan Lefkoşa'daki Effektifbank Off-shore Ltd. nezdinde aynı gün 2871 no'lu yeni bir hesap açtırıldığını, Lefkoşa'da açılan bu hesaptan müvekkiline bir kısım faiz ödemelerinin Sümerbank Kartal Şubesinden gerçekleştirildiği, Sümerbank'ın TMSF’ye devredildiğini, hesabın son işlem gördüğü 04/01/2000 tarihinde müvekkiline ait 337.086 DM’nin davalı Effektifbank off-shore hesabına havale edilmiş gibi gösterildiğini, paranın aslında bankadan çıkmadığını, bankanın Kartal Şubesi eliyle havale görünümlü mevduat toplama kurnazlığı yaptığını, müvekkilinin paralarını Kıbrıs'a giderek tahsil edemediğini ileri sürerek, bakiye alacaklarının ve Efektifbank Ltd.
hakkında açılan dava hakkının saklı kalarak tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile 169.305 EURO (372.471,00 TL) alacağının vade sonu olan 04/01/2000 tarihinden ödeme tarihindeki TCMB Efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak TL karşılığının 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi hükmüne göre yürütülecek faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...Ş. vekili, paranın Effektifbank Off-Shore Ltd. gönderilmesinin davalı talimatı ile gerçekleştirildiğini, bu nedenle davacı taleplerinin samimi olmadığını, müvekkili ile Efektifbank Off-Shore Ltd. arasında organik bağ olmadığını, dava konusu işlemlerin davacının vekil sıfatı ile ... tarafından gerçekleştirildiğinden davanın ...’a ihbar edilmesini, müvekkili bankanın sorumluluğunun bulunmadığını, geçerli bir havale talimatına istinaden bankanın talimat gereğini yerine getirdiğini, davacının kötü niyetli olduğunu, çünkü parasının Efektifbank Off-Shore Ltd. olduğunu ve parayı kendisinin havale ettiğini bildiğini, kendisinde hesap cüzdanı bulunmasına rağmen bu konuları gizlediğini, davacının kendi özgür iradesi ve vekili aracılığı ile daha fazla faiz getirisi elde etmek amacıyla parasını off-shore yatırarak risk altına girmeyi kabul ettiğini, davacının güven nazariyesinin korunmasına tabi olacak iyiniyete sahip olmadığını, ayrıca paranın değerlendirilirken imzalanan sözleşmenin içeriğinin okumamış bulunmasının davacının güven nazariyesinden yararlanmasına engel olduğunu, davacıya Efektifbank Off-Shore Ltd.
ndeki paraların müvekkili güvencesinde olduğunun şifahen bildirilmediğini, bildirilse dahi sözleşmede böyle bir düzenleme olmadığını, davacının alacağının ayrı bir tüzel kişiliğe sahip Effektifbank Off-Shore Ltd.'nden istemesi gerektiğini, bu nedenle davanın husmet nedeniyle de reddi gerektiğini, bankanın güven kurumu olarak gerekli özeni gösterdiğini, davanın İstanbul 6. Ticaret Mahkemesinin 2003/709 Esas ve 2006/320 Karar sayılı davasından farkı olmadığından kesin hüküm sebebi ile reddi gerektiği ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı TMSF vekili, görev, zamanaşımı ve husumet itirazında bulunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı BDDK vekili, yargı yolu, yetki ve husumet itirazında bulunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı SPK vekili, husumet, görev, yetki itirazında bulunup, dava konusuna ilişkin olarak Kurulca yapılan herhangi bir işlem bulunmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
[…]C. Başbakanlık vekili, husumet, görev ve zamanaşımı itirazında bulunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Fer'i müdahil İpeks İplik Tekstil San. A.Ş. vekili, Sümerbank A.Ş.’nin eski hissedarı ve hakim ortağı olduğunu, bankanın ödemek zorunda kalacağı paralardan dolayı müvekkilinin hukuki menfaatinin etkileneceğini, bu nedenle davalı yanında fer'i müdahil olmakta hukuki yararları bulunduğunu, Sümerbank hakim ortakları aleyhine İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen kararın Yargıtay 7. Ceza Dairesi tarafından bozulduğunu, Efektifbanktan alacağın tahsil edilemediğini tespit eden aciz vesikasının dayanağı olan icra dosyasına konu borçların tamamının ödendiğini, dava konusu alacağının tamamının Efektifbank’dan tahsil kabiliyeti olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Fer'i Müdahil Oyak vekili, müvekkilinin davalı bankanın borçlarını üstlenmediğini, davanın asıl muhatap TMSF’ye tevcih edilmesini, davalı yanında fer'i müdahil olarak davaya kabullerine karar verilmesini isteyerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının Kartal Sümerbank şubesinde bulunan 422,558 DEM parasının Kartal şubesi tarafından Efektifbank Off-shore şirketine aktardığı, 01/11/1999 tarihinde 100.000- DEM'in çekildiği, bankada bakiyenin 322,558- DEM olarak kaldığı, vade sonununda 04/01/2000 tarihi olduğu, davacının 322,558 DEM karşılığı 164,921,29 Euro’yu TMSF ve ING Bank’tan 04/01/2000 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a mad uyarınca işleyecek faizi ile birlikte tahsilini talep edebileceği, diğer davalılar SPK, BDDK, Başbakanlık aleyhine açılan davaların mahkemenin yargı yolu bakımından görevsizlik nedeniyle reddi gerektiği, hüküm vermeye elverişli denetime açık bilirkişi raporu ile anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 164.917,07 Euronun 04/01/2000 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi gereğince işleyecek faizi ile birlikte davalı İngbank ve borcu üstlenen TMSF den tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, Davalılar BDDK, SPK, Başbakanlık aleyhine açılan dava idari yargının görev alanında bulunduğundan görevsizlik nedeniyle dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı ...Ş., TMSF ve fer'i müdahil İpeks İplik Teks. San. A.Ş. vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, davalı ...Ş., fer'i müdahil İpeks İplik Tekstil San. A.Ş. ve davalı borcu üstlenen TMSF vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı ...Ş. ve TMSF vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre davalı ...Ş. vekilinin tüm, davalı TMSF vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı, diğer davalılar BDDK, SPK ve Başbakanlık ile birlikte davalı TMSF’nin hizmet kusuruna dayalı olarak TMSF’ye husumet yöneltmiş, davanın devamı sırasında davalı TMSF davalı ... Bankası'nın borcunu üstlenmiştir. Mahkemece, TMSF’nin borcu üstlenen sıfatı ile sorumlu tutulması yerinde ise de, karar başlığında davalı sıfatı ile yer alan ve aleyhine hizmet kusuruna dayalı olarak dava açılan TMSF hakkında açılan davanın idari yargının görev alanına girmesi sebebiyle görev dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, bu konuda hiçbir karar verilmemesi doğru olmamış kararın bu nedenle davalı sıfatı ile temyiz eden TMSF lehine bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, (1) no'lu bentte açıklanan nedenlerle davalı ...Ş. vekilinin tüm, davalı TMSF vekilinin sair temyiz isteminin REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davalı TMSF’nin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalı Bankaya iadesine, 18/06/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/513291900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz