Özen ve bağlılık yükümlülüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/4660 E. 2019/3822 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
özen ve bağlılık yükümlülüğü↗ bağlılık yükümlülüğü↗ şirket müdürünün azli↗ azil↗ istinaf başvurusunun reddi↗ kamu düzenine aykırılık↗ ticari defter kayıtları↗ şirket zararı↗ kamu düzeni↗ ticari defter↗ temsil↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
dava, şirket müdürünün azli istemine ilişkin olup, mahkemece asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı-karşı davalı, sürekli yurt dışında olması nedeniyle şirket hesaplarının davalı-karşı davacı tarafından kontrol edildiğini, şirket hesaplarının kendisine gösterilmediğini, gelir ve giderlerin kendisinden gizlendiğini, şirkete 200.000,00 TL ödeme yaptığını, ödemenin şirket kayıtlarına işlenmediğini, hesapların usulsüz tutulduğunu, şirket gelirlerinin deftere yansıtılmadığını ileri sürerek, davalı-karşı davacı ortağın müdürlük görevinden azlini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davacı-karşı davalının şirkete sokulmadığı ve şirket hesap ve kayıtlarının gösterilmediği yönündeki iddialarının sabit olmadığı tespit edilmiş ancak şirketin zarar ettiği, iyi yönetilmediği, şirketin kayıtlarının usulüne uygun tutulmadığını, şirketin yönetilmesi ile daha yoğun ilgilenen davalı-karşı davacının bilirkişi raporlarındaki saptanan işlem ve eylemlerinin yöneticinin özen ve bağlılık yükümlülüğüne aykırı olduğu gerekçesiyle, asıl davanın kabulüne karar vermiştir. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından da, davacı-karşı davalı da münferit yetkiyle şirketi temsile yetkili müdür ise de, bizzat davalı yanın beyanlarıyla da anlaşıldığı üzere şirketin fiilen davalı tarafından yönetilmiş olduğu da gözetildiğinde, İlk Derece Mahkemesince dinlenen tanıklar, müzekkere yanıtları, toplanan deliller ile alınan bilirkişi raporu içeriğindeki tespitler ışığında kurulan hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da görülmediği gerekçesi ile davalı-karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Davacı-karşı davalı da, davalı-karşı davacı gibi dava dışı şirketin münferit tam yetkili müdürüdür. Dosyada mübrez asıl ve ek bilirkişi raporlarında; şirkete ait ticari defter ve kayıtların tam olarak usulüne uygun tutulmadığı belirlenmekle birlikte ticari defter ve kayıtların tutulmasından davacı ile davalı yöneticilerin her ikisinin de TTK'nun 623, 626. maddeleri hükümleri kapsamında sorumluluğu bulunmakta olup, bu gerekçe ile azil talebinde bulunulması ve yine bu gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi MK 2'ye aykırı olup, asıl dava yönünden verilen hükmün davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4408 E. 2020/1355 K.
Ortak:şirket müdürünün azli · e-defter
İncelediğiniz karardadava, «şirket müdürünün azli» istemine ilişkin olup, mahkemece asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
… erin kendisinden gizlendiğini, şirkete 200.000,00 TL ödeme yaptığını, ödemenin şirket kayıtlarına işlenmediğini, hesapların usulsüz tutulduğunu, şirket gelirlerinin «deftere» yansıtılmadığını ileri sürerek, davalı-karşı davacı ortağın müdürlük görevinden azlini istemiştir.
Dosyada mübrez asıl ve ek bilirkişi raporlarında; şirkete ait «ticari defter» ve kayıtların tam olarak usulüne uygun tutulmadığı belirlenmekle birlikte ticari defter ve kayıtların tutulmasından davacı ile davalı yöneticilerin her ikisinin de TTK'nun 623, 626. maddeleri hükümleri kapsamında sorumluluğu bulunmakta olup, bu gerekçe ile «azil» talebinde bulunulması ve yine bu gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi MK 2'ye aykırı olup, asıl dava yönünden verilen hükmün davalı yararına bozulmasına ka …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı ...’in şirkete ait «defterleri» mahkemeye sunmadığı, TTK’nın 82. maddesine uygun şekilde defterlerin «zayi» olduğu konusunda talepte bulunmadığı ayrıca davalı «şirket müdürünün azli» için haklı nedenlerin oluştuğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı ...’in «şirket müdürlüğü» görevinden azline dair verilen kararın davalılar vekili tarafından temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirket müdürlüğü · zayi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı ...’in şirkete ait «defterleri» mahkemeye sunmadığı, TTK’nın 82. maddesine uygun şekilde defterlerin «zayi» olduğu konusunda talepte bulunmadığı ayrıca davalı «şirket müdürünün azli» için haklı nedenlerin oluştuğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı ...’in «şirket müdürlüğü» görevinden azline dair verilen kararın davalılar vekili tarafından temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/6365 E. 2018/236 K.
Ortak:şirket müdürünün azli · temsil · e-defter
İncelediğiniz karardadava, «şirket müdürünün azli» istemine ilişkin olup, mahkemece asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
… erin kendisinden gizlendiğini, şirkete 200.000,00 TL ödeme yaptığını, ödemenin şirket kayıtlarına işlenmediğini, hesapların usulsüz tutulduğunu, şirket gelirlerinin «deftere» yansıtılmadığını ileri sürerek, davalı-karşı davacı ortağın müdürlük görevinden azlini istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından da, davacı-karşı davalı da münferit yetkiyle şirketi «temsile» yetkili müdür ise de, bizzat davalı yanın beyanlarıyla da anlaşıldığı üzere şirketin fiilen davalı tarafından yönetilmiş olduğu da gözetildiğinde, İlk Derece Mahkemesince dinlenen tanıklar, müzekkere yanıtları, toplanan deliller ile alınan bilirkişi raporu içeriğindeki tespitler ışığında kurulan hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi, «kamu düzenine aykırılık» da görülmediği gerekçesi ile davalı-karşı davacı vekilinin «istinaf başvurusunun reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı ...’in şirkete ait «defterleri» mahkemeye sunmadığı, ...’ın 82. maddesine uygun şekilde defterlerin «zayi» olduğu konusunda talepte bulunmadığı ayrıca davalı «şirket müdürünün azli» için haklı nedenlerin oluştuğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı ...’in «şirket müdürlüğü» görevinden azline karar verilmiştir.
Bu durumda, davacıların, öncelikle «şirket müdürünün azli» veya «temsil» «yetkisinin» sınırlandırılmasını gerektiren haklı sebeplerin varlığını ispat etmesi gerekmektedir.
1- Dava, haklı nedenlerle «limited şirket müdürünün azli» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bağlılık yükümü · limited şirket müdürünün azli · temsil yetkisi · haklı sebep · şirket müdürlüğü · şirket müdürü · sözleşmeden doğan dava · zayi
Benzer bu karardaAnılan maddenin sonraki fıkrasında ise; yöneticinin, özen ve «bağlılık yükümü» ile diğer kanunlardan ve şirket «sözleşmesinden doğan» yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesinin veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin «haklı sebep» olarak kabul olunacağı düzenlenmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı ...’in şirkete ait «defterleri» mahkemeye sunmadığı, ...’ın 82. maddesine uygun şekilde defterlerin «zayi» olduğu konusunda talepte bulunmadığı ayrıca davalı «şirket müdürünün azli» için haklı nedenlerin oluştuğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı ...’in «şirket müdürlüğü» görevinden azline karar verilmiştir.
Oysa mahkemece, yazılı şekilde, anılan hususlar gözetilmeden ve davacılar tarafından ileri sürülen hangi fiillerin «haklı sebep» olduğu belirtilmeden sadece davalı ...’in müdür olmadığı döneme ait «defterleri» mahkemeye sunmadığı gerekçesiyle davalının «şirket müdürlüğünden» azline karar verilmiştir.
1- Dava, haklı nedenlerle «limited şirket müdürünün azli» istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/13526 E. 2018/4741 K.
Ortak:şirket müdürünün azli · temsil
İncelediğiniz karardadava, «şirket müdürünün azli» istemine ilişkin olup, mahkemece asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından da, davacı-karşı davalı da münferit yetkiyle şirketi «temsile» yetkili müdür ise de, bizzat davalı yanın beyanlarıyla da anlaşıldığı üzere şirketin fiilen davalı tarafından yönetilmiş olduğu da gözetildiğinde, İlk Derece Mahkemesince dinlenen tanıklar, müzekkere yanıtları, toplanan deliller ile alınan bilirkişi raporu içeriğindeki tespitler ışığında kurulan hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi, «kamu düzenine aykırılık» da görülmediği gerekçesi ile davalı-karşı davacı vekilinin «istinaf başvurusunun reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu durumda, davacının, öncelikle «şirket müdürünün azli» veya «temsil» «yetkisinin» sınırlandırılmasını gerektiren haklı sebeplerin varlığını ispat etmesi gerekmektedir.
1- Dava, haklı nedenlerle «limited şirket müdürünün azli» istemine ilişkin olup, mahkemece, davalı şirket yönünden işin esasına girilerek yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, «şirket müdürünün azli» davalarında «husumetin», azli istenen müdüre yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup, ayrıca «limited şirketin» dava edilmesi zorunlu değildir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:bağlılık yükümü · limited şirket müdürünün azli · temsil yetkisi · haklı sebep · şirket müdürü · sözleşmeden doğan dava · denetime elverişlilik · ispat yükü
Benzer bu karardaAnılan maddenin sonraki fıkrasında ise; yöneticinin, özen ve «bağlılık yükümü» ile diğer kanunlardan ve şirket «sözleşmesinden doğan» yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesinin veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin «haklı sebep» olarak kabul olunacağı düzenlenmiştir.
Bu itibarla, mahkemece, davacı tarafından ileri sürülen iddiaların «ispat yükünün» davacı üzerinde olduğu gözetilerek, davacının dayandığı deliller toplanmak ve davacı tarafından ileri sürülen iddialar üzerinde durulmak, şirket kayıtları üzerinde «denetime elverişli» «bilirkişi incelemesi» yaptırılmak ve sonuçta haklı sebeplerin gerçekleşip gerçekleşmediği tespit edilmek suretiyle sonucuna göre karar verilmek gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
1- Dava, haklı nedenlerle «limited şirket müdürünün azli» istemine ilişkin olup, mahkemece, davalı şirket yönünden işin esasına girilerek yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
2- Ayrıca, tarafların davalı şirketin ortakları oldukları, davalı ...’in bu «şirketin müdürü» olduğu ve halen görevine devam ettiği hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/11129 E. 2016/5941 K.
Ortak:azil · temsil
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesi tarafından da, davacı-karşı davalı da münferit yetkiyle şirketi «temsile» yetkili müdür ise de, bizzat davalı yanın beyanlarıyla da anlaşıldığı üzere şirketin fiilen davalı tarafından yönetilmiş olduğu da gözetildiğinde, İlk Derece Mahkemesince dinlenen tanıklar, müzekkere yanıtları, toplanan deliller ile alınan bilirkişi raporu içeriğindeki tespitler ışığında kurulan hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi, «kamu düzenine aykırılık» da görülmediği gerekçesi ile davalı-karşı davacı vekilinin «istinaf başvurusunun reddine» karar verilmiştir.
Dosyada mübrez asıl ve ek bilirkişi raporlarında; şirkete ait «ticari defter» ve kayıtların tam olarak usulüne uygun tutulmadığı belirlenmekle birlikte ticari defter ve kayıtların tutulmasından davacı ile davalı yöneticilerin her ikisinin de TTK'nun 623, 626. maddeleri hükümleri kapsamında sorumluluğu bulunmakta olup, bu gerekçe ile «azil» talebinde bulunulması ve yine bu gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi MK 2'ye aykırı olup, asıl dava yönünden verilen hükmün davalı yararına bozulmasına ka …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacı ... 'nin, davalı ...'yi şirketi «temsile» yetkili müdür olarak 06/01/1995 tarihli «ortaklar kurulu» kararı ile atandığı, her ne kadar davacı, şirket hisselerini 01/03/2006 tarihinde devrettiği dolayısıyla davalı şirkette yetkili müdür sıfatının kalmadığı iddiasıyla eldeki davayı açmış ise de, Ticaret Sicil Müdürlüğünün 07/08/2014 tarihli yazısından davacının «şirket müdürlüğünün» ve temsil «yetkisinin» sona erdiğine dair ortaklar kurulu kararı olmadığı gibi azline ilişkin davacının istifaname başlıklı 08/12/2011 tarihli yazısına kadar da herhangi bir «azil» bildirimi veya kararının bulunmadığı ancak 16/01/2008 tarihli 6978 yevmiye numaralı «ticaret sicil» gazetesinin yayınlandığı tarihte şirket müdürlüğü'ne ... ve ...'un getirildiği gerekçesiyle davacının 16/01/2008 itibariyle davalı şirketin müdürlük ve temsil yetkisinin sona erdiğinin tespitine, Ticaret Sicil «kaydının» düzeltilmesi için Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne müzekkere yazılmasına, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
Müdürlük yetkisi ancak «istifa», «azil», ölüm ve görev süresinin sona ermesi gibi nedenlerle kaldırılabilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket müdürlüğü · ortaklık sıfatı · şirket müdürlüğü · istifa · ortaklar kurulu kararı · limited şirket · ticaret sicili · yetkisizlik kararı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacı ... 'nin, davalı ...'yi şirketi «temsile» yetkili müdür olarak 06/01/1995 tarihli «ortaklar kurulu» kararı ile atandığı, her ne kadar davacı, şirket hisselerini 01/03/2006 tarihinde devrettiği dolayısıyla davalı şirkette yetkili müdür sıfatının kalmadığı iddiasıyla eldeki davayı açmış ise de, Ticaret Sicil Müdürlüğünün 07/08/2014 tarihli yazısından davacının «şirket müdürlüğünün» ve temsil «yetkisinin» sona erdiğine dair ortaklar kurulu kararı olmadığı gibi azline ilişkin davacının istifaname başlıklı 08/12/2011 tarihli yazısına kadar da herhangi bir «azil» bildirimi veya kararının bulunmadığı ancak 16/01/2008 tarihli 6978 yevmiye numaralı «ticaret sicil» gazetesinin yayınlandığı tarihte şirket müdürlüğü'ne ... ve ...'un getirildiği gerekçesiyle davacının 16/01/2008 itibariyle davalı şirketin müdürlük ve temsil yetkisinin sona erdiğinin tespitine, Ticaret Sicil «kaydının» düzeltilmesi için Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne müzekkere yazılmasına, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
… 1.03.2006 tarihinde şirket hisselerini devrettiğini ve müdürlük görevinin sona erdiğini iddia etmiş, mahkemece, 16.01.2008 tarihli Ticaret Sicili Gazetesinde davalı «şirket müdürlüğüne» ... ve ...'un münferit yetkiyle müdür olarak seçildikleri ve bu tarih itibariyle davacının müdürlük görevinin sona erdiğinin kabulüne karar verilmişse de, «limited şirkette müdürlük» yetkisi «ortaklık sıfatına» bağlı olmayıp, 6762 sayılı TTK'nın 541. maddesine göre ortak olmayanlardan da müdür atanabilir.
1-Dava, davacının davalı «limited şirketteki müdürlüğünün» sona erdiğinin ve gerçek müdürlerin tespiti ile buna ilişkin ticaret sicilindeki kayıtların düzeltilmesi istemine ilişkindir.
Müdürlük yetkisi ancak «istifa», «azil», ölüm ve görev süresinin sona ermesi gibi nedenlerle kaldırılabilir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12858 E. 2018/4217 K.
Ortak:şirket müdürünün azli · ticari defter · temsil · e-defter
İncelediğiniz karardaDosyada mübrez asıl ve ek bilirkişi raporlarında; şirkete ait «ticari defter» ve kayıtların tam olarak usulüne uygun tutulmadığı belirlenmekle birlikte ticari defter ve kayıtların tutulmasından davacı ile davalı yöneticilerin her ikisinin de TTK'nun 623, 626. maddeleri hükümleri kapsamında sorumluluğu bulunmakta olup, bu gerekçe ile «azil» talebinde bulunulması ve yine bu gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi MK 2'ye aykırı olup, asıl dava yönünden verilen hükmün davalı yararına bozulmasına ka …
dava, «şirket müdürünün azli» istemine ilişkin olup, mahkemece asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
… erin kendisinden gizlendiğini, şirkete 200.000,00 TL ödeme yaptığını, ödemenin şirket kayıtlarına işlenmediğini, hesapların usulsüz tutulduğunu, şirket gelirlerinin «deftere» yansıtılmadığını ileri sürerek, davalı-karşı davacı ortağın müdürlük görevinden azlini istemiştir.
Benzer bu karardaBu durumda, davacının, öncelikle «şirket müdürünün azli» veya «temsil» «yetkisinin» sınırlandırılmasını gerektiren haklı sebeplerin varlığını ispat etmesi gerekmektedir.
Ancak, dosya kapsamından, davalı şirketin 2015 yılı «ticari defterlerinin» tutulmadığı, davalı «şirket müdürü» ve davalı şirketin diğer ortaklarının, davalı şirket ile aynı işi yapan dava dışı ...Tic.
Şti. ve dava dışı birçok şirkete satıldığı ve satışa yönelik faturaların dosyaya «ibraz» edildiği, ayrıca davalı şirket aleyhine icra takipleri yapıldığı ve «haciz» işlemleri uygulandığı, şirket borçlarının özellikle ödenmediği, davalı şirketin 2015 yılı «ticari defterleri» tutulmadığı için bu hususların bilirkişi raporunda göz ardı edildiği anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bağlılık yükümü · limited şirket müdürünün azli · temsil yetkisi · kayyım atanması · haklı sebep · kayyım · şirket müdürü · sözleşmeden doğan dava
Benzer bu karardaDava, haklı nedenlerle «limited şirket müdürünün azli» ve davalı şirkete «kayyım atanması» istemlerine ilişkin olup, dosya kapsamında bulunan taraf beyanları ve iradeleri gözetildiğinde tarafların davalı şirketin ortakları oldukları, davalı ... ...’un bu «şirketin müdürü» olduğu ve halen görevine devam ettiği hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Anılan maddenin sonraki fıkrasında ise; yöneticinin, özen ve «bağlılık yükümü» ile diğer kanunlardan ve şirket «sözleşmesinden doğan» yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesinin veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin «haklı sebep» olarak kabul olunacağı düzenlenmiştir.
Bu itibarla, mahkemece, davacı tarafından ileri sürülen iddiaların ispatlandığı ve davalı «şirket müdürünün azli» yönünden haklı sebeplerin oluştuğu gözetilerek, davalı şirket müdürünün haklı nedenle azline ve davalı şirkete «kayyım atanmasına» karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
… a kapsamına göre; davacının % 55 hisse ile davalı şirketin 17.03.2014 tarihinden itibaren ortağı ve 14.08.2012-27.02.2015 tarihleri arasında münferit imzaya yetkili «şirket müdürü» olduğu, 19.03.2014 tarihli «protokole» göre davacının davalı şirketteki ortaklığının sembolik bir ortaklık olduğu, davacının müdürlükten ayrılmasından yaklaşık 3,5 ay sonra işbu davanın açıldığı, davalı müdürün herhangi bir «kötü niyetinin», haksız veya kusurlu eylemi veya ihmalinin bulunmadığı, şirketin amacına uygun ve iyi yönetildiği, zaten davadan kısa süre öncesine kadar da davalı şirketin tek ye …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5809 E. 2018/67 K.
Ortak:şirket müdürünün azli · azil · temsil
İncelediğiniz karardadava, «şirket müdürünün azli» istemine ilişkin olup, mahkemece asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından da, davacı-karşı davalı da münferit yetkiyle şirketi «temsile» yetkili müdür ise de, bizzat davalı yanın beyanlarıyla da anlaşıldığı üzere şirketin fiilen davalı tarafından yönetilmiş olduğu da gözetildiğinde, İlk Derece Mahkemesince dinlenen tanıklar, müzekkere yanıtları, toplanan deliller ile alınan bilirkişi raporu içeriğindeki tespitler ışığında kurulan hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi, «kamu düzenine aykırılık» da görülmediği gerekçesi ile davalı-karşı davacı vekilinin «istinaf başvurusunun reddine» karar verilmiştir.
Dosyada mübrez asıl ve ek bilirkişi raporlarında; şirkete ait «ticari defter» ve kayıtların tam olarak usulüne uygun tutulmadığı belirlenmekle birlikte ticari defter ve kayıtların tutulmasından davacı ile davalı yöneticilerin her ikisinin de TTK'nun 623, 626. maddeleri hükümleri kapsamında sorumluluğu bulunmakta olup, bu gerekçe ile «azil» talebinde bulunulması ve yine bu gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi MK 2'ye aykırı olup, asıl dava yönünden verilen hükmün davalı yararına bozulmasına ka …
Benzer bu kararda… ve tüm dosya kapsamına göre; mahkememizin 2015/171 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde davacılar ...ve ...'in davalarının reddine karar verildiği, «asli müdahale talebi» ile ...'ün davasının «tefrik» edilerek mahkememizin yeni esasına kaydedildiği, davalı şirket yöneticisinin «görevlendirmesi» ve görevden azlinin ...'nin 616. maddesi uyarınca genel kurula ait olduğu, «azınlık pay sahibi» olan davacının keyfiyeti önce genel kurula ve buradan alınacak karara göre dava yolu ile mahkemeye getirmesi gerektiği, oysa davacının doğrudan dava açtığı, davacının belirtiği sebeplerin «şirket müdürünün azli» için yeterli bir neden sayılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, «azınlık pay sahibi» davacının önce genel kurula başvurup genel kuruldan karar alındıktan sonra dava yoluyla mahkemeden talepte bulunabileceği, ayrıca davacının bildirdiği sebeplerin «şirket müdürünün azli» için yeterli neden sayılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, Türk Ticaret Kanunu’nun 630/2. maddesi uyarınca, her ortak, haklı sebeplerin varlığı durumunda yöneticilerin yönetim hakkının ve «temsil yetkisinin kaldırılmasını» veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:azınlık pay sahibi · temsil yetkisinin kaldırılması · müdahale talebi · asli müdahale · haklı sebep · tefrik · limited şirket · yetkisizlik kararı
Benzer bu kararda… ve tüm dosya kapsamına göre; mahkememizin 2015/171 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde davacılar ...ve ...'in davalarının reddine karar verildiği, «asli müdahale talebi» ile ...'ün davasının «tefrik» edilerek mahkememizin yeni esasına kaydedildiği, davalı şirket yöneticisinin «görevlendirmesi» ve görevden azlinin ...'nin 616. maddesi uyarınca genel kurula ait olduğu, «azınlık pay sahibi» olan davacının keyfiyeti önce genel kurula ve buradan alınacak karara göre dava yolu ile mahkemeye getirmesi gerektiği, oysa davacının doğrudan dava açtığı, davacının belirtiği sebeplerin «şirket müdürünün azli» için yeterli bir neden sayılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, Türk Ticaret Kanunu’nun 630/2. maddesi uyarınca, her ortak, haklı sebeplerin varlığı durumunda yöneticilerin yönetim hakkının ve «temsil yetkisinin kaldırılmasını» veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir.
Dava, «limited şirket» müdürünün azline ilişkindir.
Mahkemece, «azınlık pay sahibi» davacının önce genel kurula başvurup genel kuruldan karar alındıktan sonra dava yoluyla mahkemeden talepte bulunabileceği, ayrıca davacının bildirdiği sebeplerin «şirket müdürünün azli» için yeterli neden sayılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/4660 E. , 2019/3822 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 05/04/2017 tarih ve 2015/359 E. - 2017/338 K. sayılı kararın davalı-karşı davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nce verilen 12/07/2017 tarih ve 2017/405-2017/409 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı-karşı davacı vekili tarafından duruşmalı istenmiş olup, duruşma için belirlenen 14.05.2019 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı/karşı davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.
Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalının Seson Restoran Gıda Oto.Tic. Ltd. Şti.’ni kurduklarını, şirket sözleşmesine göre her iki tarafın da %50 hisseye ve ayrı ayrı yönetim ve temsil salahiyetine sahip olduklarını, davalının şirketin kuruluşundan beri şirketin kasasını elinde tuttuğunu, çalışanları kendisinin belirlediğini, müvekkiline de misafirmiş gibi davrandığını, aynca müvekkilinin sürekli yurt dışında olması nedeniyle şirket hesaplarının hep davalı tarafından kontrol edildiğini, müvekkili tarafından sorulduğunda gösterilmediğini, şirketin gelir ve giderlerinin müvekkilinden gizlendiğini, kısmen elden, kısmen müvekkilinin ve kardeşinin hesaplarından şirkete yaklaşık 200.000,00 TL ödemenin yapıldığını , bu ödemelerin şirket kayıtlarında gösterilmediğinin fark edildiğini, müvekkilinin yaptığı tüm bu ödemelerin davalının ve eşinin, müvekkiline gönderdiği e-posta ve SMS mesajlarında kabul edildiğini, davalının, şirketi zararda ve borçlu gösterdiğini, gelirleri ve giderleri şirket kayıtlarına işlemediğini, müvekkilinin şirketin kredibiletisinin olmaması nedeniyle şirket adına kullanılan 50.000,00.TL tutarındaki kredi için kendi evine ipotek konulmasına razı olduğunu, davalının müvekkilini, şirket geliri ile bu krediyi ödememekle tehdit ettiğini, müvekkilini hak ettiğinin çok altında bir tutar ile ortaklıktan çıkartmaya çalıştığını, davalının şirket hesaplarından şahsi harcamalar yaptığını, şirketin hesaplarını usulsüz bir biçimde tuttuğunu, şirket gelirlerini defterlere yansıtmadığını , stopaj ve vergi ödemelerini yapmadığını, müvekkilinin yaptığı ödemeleri şirket kayıtlarına işlemediğini ileri sürerek, davalı ortağın müdürlükten azline ve yönetim ile temsil yetkilerinin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, asıl davada ileri sürülen iddiaların doğru olmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiş; karşı davada ise müdürlüğün gerektirdiği sorumluluklarını yerine getirmeyen davacı-karşı davacının müdürlükten azline karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince, her ne kadar davacı-karşı davalının şirkete sokulmadığı, şirket hesaplarının gösterilmediği yönündeki iddiaları sabit olmamış ise de şirketin fiilen davalı-karşı davacı tarafça yönetildiğinin belirlendiğini, yine alınan bilirkişi raporları ile şirketin kuruluşundan itibaren sürekli zarar ettiği, dolayısıyla kuruluş amacına uygun ekonomik sonuçlar alacak şekilde yönetilemediği, şirket kayıtlarının usulüne uygun şekilde tutulmadığı, şirketin yönetilmesiyle daha yoğun olarak ilgilenen davalı-karşı davacının müdürlük vazifesinin icrası esnasında bilirkişi raporunda saptanan işlem ve eylemlerinin yöneticinin özen ve bağımlılık yükümlülüğünü ihlal niteliğinde sayılacağı, davalı-karşı davacı yönünden TTK 630/2-3 maddesindeki koşulların davalı-karşı davacı yönünden gerçekleştiği kabul edilerek asıl davanın kabulü ile davalı ...'nin Seson Restoran Gıda Otomotiv Tic.
Ltd. Şti'nin müdürlük görevinden azline, yönetim ve temsil yetkisinin kaldırılmasına, karşı davanın reddine karar verilmiş; karara karşı davalı karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, her ne kadar davacı karşı davalı da münferit yetkiyle şirketi temsile yetkili müdür ise de, bizzat davalı yanın beyanlarıyla da anlaşıldığı üzere şirketin fiilen davalı tarafından yönetilmiş olduğu da gözetildiğinde, İlk Derece Mahkemesince dinlenen tanıklar, müzekkere yanıtları, toplanan deliller ile alınan bilirkişi raporu içeriğindeki tespitler ışığında kurulan hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden davalı-karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı-karşı davacı vekili temyiz etmiştir.
Asıl ve karşı dava, şirket müdürünün azli istemine ilişkin olup, mahkemece asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı-karşı davalı, sürekli yurt dışında olması nedeniyle şirket hesaplarının davalı-karşı davacı tarafından kontrol edildiğini, şirket hesaplarının kendisine gösterilmediğini, gelir ve giderlerin kendisinden gizlendiğini, şirkete 200.000,00 TL ödeme yaptığını, ödemenin şirket kayıtlarına işlenmediğini, hesapların usulsüz tutulduğunu, şirket gelirlerinin deftere yansıtılmadığını ileri sürerek, davalı-karşı davacı ortağın müdürlük görevinden azlini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davacı-karşı davalının şirkete sokulmadığı ve şirket hesap ve kayıtlarının gösterilmediği yönündeki iddialarının sabit olmadığı tespit edilmiş ancak şirketin zarar ettiği, iyi yönetilmediği, şirketin kayıtlarının usulüne uygun tutulmadığını, şirketin yönetilmesi ile daha yoğun ilgilenen davalı-karşı davacının bilirkişi raporlarındaki saptanan işlem ve eylemlerinin yöneticinin özen ve bağlılık yükümlülüğüne aykırı olduğu gerekçesiyle, asıl davanın kabulüne karar vermiştir. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından da, davacı-karşı davalı da münferit yetkiyle şirketi temsile yetkili müdür ise de, bizzat davalı yanın beyanlarıyla da anlaşıldığı üzere şirketin fiilen davalı tarafından yönetilmiş olduğu da gözetildiğinde, İlk Derece Mahkemesince dinlenen tanıklar, müzekkere yanıtları, toplanan deliller ile alınan bilirkişi raporu içeriğindeki tespitler ışığında kurulan hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da görülmediği gerekçesi ile davalı-karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Davacı-karşı davalı da, davalı-karşı davacı gibi dava dışı şirketin münferit tam yetkili müdürüdür. Dosyada mübrez asıl ve ek bilirkişi raporlarında; şirkete ait ticari defter ve kayıtların tam olarak usulüne uygun tutulmadığı belirlenmekle birlikte ticari defter ve kayıtların tutulmasından davacı ile davalı yöneticilerin her ikisinin de TTK'nun 623, 626. maddeleri hükümleri kapsamında sorumluluğu bulunmakta olup, bu gerekçe ile azil talebinde bulunulması ve yine bu gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi MK 2'ye aykırı olup, asıl dava yönünden verilen hükmün davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı-karşı davacının temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 2.037,00 TL duruşma vekalet ücretinin, davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 16/05/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/513073800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz