Ttk 447
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/9622 E. 2016/4384 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 447↗ ttk 445↗ ttk 446↗ çağrı usulsüzlüğü↗ ana sözleşme değişikliği↗ mutlak butlan↗ infazda tereddüt↗ butlan↗ olağanüstü genel kurul↗ genel kurul kararının iptali↗ infaz↗ iptal davası↗ bilirkişi incelemesi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; 15/06/2013 tarihli genel kurul toplantısı için yapılan çağrı usulsüzlüklerinin ve alınan bazı kararların TTK'nın 446/1-b. maddesine aykırı olduğu, bu eksikliğin sonuca etkili olduğu, ana sözleşme değişikliği ile A gruba paylara yönetim kuurlu üyelerine seçme konusunda tanınan imtiyazın TTK'nın 360. ve 434/2. maddesine aykırı olduğu ve TTK'nın 447. maddesi uyarınca batıl olduğu yönündeki bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın kabulü ile 15/06/2013 tarihli davalı ... 'nin genel kurul kararının iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, TTK'nın 445. vd maddeleri uyarınca açılmış olağan genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkin olup, mahkemece alınan bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın kabulü ile yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
Mutlak butlan hali dışında toplantıya katılıp alınan karara karşı aleyhe oy veren ve muhalefetini tutanağa geçirten ortağın yukarıda belirtilen nedenlerle iptal davası açması mümkündür. Genel kurulda alınan kararların iptaline karar verilebilmesi için her bir karar bakımından mahkemece davacıdan hangi nedenle kararın iptalini istediğinin sorulması ve buna göre de her bir karar bakımından inceleme yapılması, gerekiyorsa bilirkişi incelemesi yaptırılması ve kararın gerekçesinde de davacının taleplerinin hangi nedenle reddine veya kabulüne karar verildiğinin ayrı ayrı açıklanması gerekir. Ancak, mahkeme kararının gerekçesinde, genel kurulda alınan hangi kararların hangi yasal gerekçelerle iptali gerektiği yeterince açıklanmamış, bilirkişi raporunun sonuç kısmı hükme gerekçe olarak yazılmış ve davanın kabulüne karar verilmiş olduğundan, gerekli ve yeterli gerekçeden yoksun mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
2- Ayrıca, mahkeme kararının hüküm fıkrasında da davanın kabulüne karar verildikten sonra “...şirketinin genel kurul kararının iptaline” şeklinde hüküm oluşturulmuş, ancak genel kurulda alınan hangi kararların iptal edildiği hususu açık ve net olarak ifade edilmemiş, tüm genel kurul kararlarının iptal edildiği şeklinde ve infazda tereddüt yaratacak şekilde hüküm tesisi de hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4647 E. 2019/3855 K.
Ortak:mutlak butlan · butlan · olağanüstü genel kurul · iptal davası
İncelediğiniz karardaMutlak «butlan» hali dışında toplantıya katılıp alınan karara karşı aleyhe oy veren ve muhalefetini tutanağa geçirten ortağın yukarıda belirtilen nedenlerle «iptal davası» açması mümkündür.
1- Dava, TTK'nın 445. vd maddeleri uyarınca açılmış «olağan genel kurul kararlarının iptali» istemine ilişkin olup, mahkemece alınan bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın kabulü ile yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
Benzer bu kararda… lunmadığına dair gerekçenin haklı ve yasal zeminde olmadığı gibi, yasada vekaletin şekline ilişkin açık bir düzenleme olmamasına rağmen, TBK 21/1 maddede belirlenen «şekil şartlarına» göre de somut davada sunulan vekaletname ve imza sirkülerinin davacı «temsilcilerinin» genel kurul toplantısına kabul edilmelerine engel teşkil etmeyeceği, dolayısıyla davacı yanın TTK'nın 447(1)-a maddesinde tanımlanan pay sahibinin genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilmez nitelikteki haklarını ortadan kaldıran genel kurul toplantısının batıl olduğu gerekçesiyle, genel kurul kararlarının «mutlak butlanla» batıl olduğunun tespitine karar vermiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, davada «butlan» halinin bulunmadığı, iptal edilebilirliğin söz konusu olduğu, davacıların ortaklık hakkından doğan genel kurula katılma ve oy kullanma haklarının engellendiği, davacıların genel kurulda alınacak kararlar üzerinde etki etme imkanlarının haksız olarak ortadan kaldırıldığı, alınan bu kararların «dürüstlük kuralına» aykırı olduğunun ve iptali gerektiğinin kabulünün gerektiği, yani, bu durumda kararların içeriklerinin ayrıca incelenip tartışılmasına, kanuna, ana sözleşmeye veya «dürüstlük kuralına aykırılığını» araştırmaya gerek olmadığı gerekçesiyle, HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilerek esas hakkında yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda yasal koşulları bulunmayan butlanın tespiti talebinin reddine, davalı şirketin 03/08/2016 tarihli «olağan genel kurul» toplantısında alınan tüm kararların TTK'nın 445. maddesi uyarınca iptaline karar verilmiştir.
1- Dava, davalı «anonim şirketin» 03/08/2016 tarihli «olağan genel kurul» toplantısında alınan kararların «butlanı», olmadığı taktirde iptali istemine ilişkin olup uyuşmazlığa dava tarihi ve dava konusu genel kurul tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK hükümleri uygulanacaktır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekaletname eksikliği · dürüstlük kuralına aykırılık · şekil şartı · esas sözleşme · şirket merkezi mahkemesi · pay sahipliği · dürüstlük kuralı · olumsuz oy
Benzer bu kararda6102 sayılı TTK'nın “İptal sebepleri” başlıklı 445. maddesine göre “446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya «esas sözleşme» hükümlerine ve özellikle «dürüstlük kuralına» aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, «şirket merkezinin» bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde «iptal davası» açabilirler.” Aynı kanunun “İptal davası açabilecek kişiler” başlıklı 446/1-b maddesinde ise “Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, «olumsuz» oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi «ilan» edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya «temsilcilerinin» toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren «pay sahipleri»...” hükmü mevcuttur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, davada «butlan» halinin bulunmadığı, iptal edilebilirliğin söz konusu olduğu, davacıların ortaklık hakkından doğan genel kurula katılma ve oy kullanma haklarının engellendiği, davacıların genel kurulda alınacak kararlar üzerinde etki etme imkanlarının haksız olarak ortadan kaldırıldığı, alınan bu kararların «dürüstlük kuralına» aykırı olduğunun ve iptali gerektiğinin kabulünün gerektiği, yani, bu durumda kararların içeriklerinin ayrıca incelenip tartışılmasına, kanuna, ana sözleşmeye veya «dürüstlük kuralına aykırılığını» araştırmaya gerek olmadığı gerekçesiyle, HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilerek esas hakkında yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda yasal koşulları bulunmayan butlanın tespiti talebinin reddine, davalı şirketin 03/08/2016 tarihli «olağan genel kurul» toplantısında alınan tüm kararların TTK'nın 445. maddesi uyarınca iptaline karar verilmiştir.
… llanma haklarının engellendiği, davacıların genel kurulda alınacak kararlar üzerinde etki etme imkanlarının haksız olarak ortadan kaldırıldığı, alınan bu kararların «dürüstlük kuralına» aykırı olduğunun ve iptali gerektiğinin kabulünün gerektiği, yani, bu durumda kararların içeriklerinin ayrıca incelenip tartışılmasına, kanuna, ana sözleşmeye veya «dürüstlük kuralına aykırılığını» araştırmaya gerek olmadığı yönünde gerekçeye yer verilmişse de tek başına bu aykırılık genel kurul toplantısının iptali sonucunu doğurmayacak olup, mahkemece 6102 …
… lunmadığına dair gerekçenin haklı ve yasal zeminde olmadığı gibi, yasada vekaletin şekline ilişkin açık bir düzenleme olmamasına rağmen, TBK 21/1 maddede belirlenen «şekil şartlarına» göre de somut davada sunulan vekaletname ve imza sirkülerinin davacı «temsilcilerinin» genel kurul toplantısına kabul edilmelerine engel teşkil etmeyeceği, dolayısıyla davacı yanın TTK'nın 447(1)-a maddesinde tanımlanan pay sahibinin genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilmez nitelikteki haklarını ortadan kaldıran genel kurul toplantısının batıl olduğu gerekçesiyle, genel kurul kararlarının «mutlak butlanla» batıl olduğunun tespitine karar vermiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/9622 E. , 2016/4384 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20/01/2015 tarih ve 2013/383-2015/28 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkili ...'ın davalı Şirketin % 10 A Grubu ve % 10.5 B Grubu hisse ile azınlık oy ve haklarını sahip ortağı olduğunu, 15/06/2013 tarihli yapılan genel kurul toplantısı usul ve yasaya uygun hazırlanıp gerçekleştirilmediğini, bilanço ve faaliyet raporlarının incelemeye sunulmadığını, ana sözleşme değşikliklerinin çağrıda açıkça gösterilmediğini, ana sözleşme değişikliklerinin TTK 340,344, 419/2, 422, 434/2, 437, 493 maddelerini, eşitlik ilkesi ve dürüstlük ilkesini ihlal ettiğini ileri sürerek 15/06/2013 tarihli şirket olağan genel kurul kararlarının iptaline karar verilmesini yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı şirkete yüklenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Şirket vekili; davacının öne sürdüğü iddialardan hiçbirinin bir anonim şirket genel kurul kararının iptal edilmesini gerektirecek ehemmiyet ve dayanağa sahip olmadıklarını, tüm işlemlerini TTK ve sair mevzuata uygun gerçekleştirildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; 15/06/2013 tarihli genel kurul toplantısı için yapılan çağrı usulsüzlüklerinin ve alınan bazı kararların TTK'nın 446/1-b. maddesine aykırı olduğu, bu eksikliğin sonuca etkili olduğu, ana sözleşme değişikliği ile A gruba paylara yönetim kuurlu üyelerine seçme konusunda tanınan imtiyazın TTK'nın 360. ve 434/2. maddesine aykırı olduğu ve TTK'nın 447. maddesi uyarınca batıl olduğu yönündeki bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın kabulü ile 15/06/2013 tarihli davalı ... 'nin genel kurul kararının iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, TTK'nın 445. vd maddeleri uyarınca açılmış olağan genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkin olup, mahkemece alınan bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın kabulü ile yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
Mutlak butlan hali dışında toplantıya katılıp alınan karara karşı aleyhe oy veren ve muhalefetini tutanağa geçirten ortağın yukarıda belirtilen nedenlerle iptal davası açması mümkündür. Genel kurulda alınan kararların iptaline karar verilebilmesi için her bir karar bakımından mahkemece davacıdan hangi nedenle kararın iptalini istediğinin sorulması ve buna göre de her bir karar bakımından inceleme yapılması, gerekiyorsa bilirkişi incelemesi yaptırılması ve kararın gerekçesinde de davacının taleplerinin hangi nedenle reddine veya kabulüne karar verildiğinin ayrı ayrı açıklanması gerekir. Ancak, mahkeme kararının gerekçesinde, genel kurulda alınan hangi kararların hangi yasal gerekçelerle iptali gerektiği yeterince açıklanmamış, bilirkişi raporunun sonuç kısmı hükme gerekçe olarak yazılmış ve davanın kabulüne karar verilmiş olduğundan, gerekli ve yeterli gerekçeden yoksun mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
2- Ayrıca, mahkeme kararının hüküm fıkrasında da davanın kabulüne karar verildikten sonra “...şirketinin genel kurul kararının iptaline” şeklinde hüküm oluşturulmuş, ancak genel kurulda alınan hangi kararların iptal edildiği hususu açık ve net olarak ifade edilmemiş, tüm genel kurul kararlarının iptal edildiği şeklinde ve infazda tereddüt yaratacak şekilde hüküm tesisi de hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20/04/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/220225700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz