Tahrifat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/162 E. 2019/4241 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tahrifat↗ ticari defter ve kayıtlar↗ hisse devri↗ hisse devir sözleşmesi↗ temlik↗ ortaklık ilişkisi↗ ticari defter↗ tacir↗ cy/cy kaydı↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, davacının özgür iradesi ve yazılı temlik beyanı ile dava dışı Nurgül İnanır'a ait pay bedelini ona ödemek suretiyle devralmak istediği, her ne kadar bozma ilamında davalı şirketin tacir olup bir muhasebe kaydı olması gerektiği, muhasebe ile ilgili defterlerinde hisse devrinin muhasebeleştirilmediği, bu suretle davacı ile davalı arasında geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığı üzerinde durulmuş ise de, dava konusu olayda hisse bedelinin davalı şirkete değil şahsa ödenmesi ve davalı şirketin kendi kasasına yapılan bir ödeme olmaması hususu gözetildiğinde, bu durumun davalıya ait mizan kaydında görülmemesinin doğal olduğu, davalı tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürülmesi ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan davacı tarafından dava dışı hisse devir sözleşmesinin tarafı bulunan şahsa haksız çıkar sağlanması olgusunun da delille ispatlanması gerektiği, ancak bu yönde her hangi bir delil elde edilemediği, davalı şirketçe çifte defter tutulduğunun, ticari defter ve kayıtlarda tahrifat yapıldığının, yanıltıcı belgeler düzenlendiğinin tespit edilemediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davacı ile taraflar arasında geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespitine, bedel istemine yönelik talebin ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce davacı yararına bozulmuştur.
Davalılar vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalılar vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İstirdat 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1735 E. 2017/4922 K.
Ortak:tahrifat · hisse devri · hisse devir sözleşmesi · temlik · ortaklık ilişkisi · ticari defter · tacir · cy/cy kaydı
İncelediğiniz karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, davacının özgür iradesi ve yazılı «temlik» beyanı ile dava dışı Nurgül İnanır'a ait pay bedelini ona ödemek suretiyle devralmak istediği, her ne kadar bozma ilamında davalı şirketin «tacir» olup bir muhasebe «kaydı» olması gerektiği, muhasebe ile ilgili «defterlerinde» «hisse devrinin» muhasebeleştirilmediği, bu suretle davacı ile davalı arasında geçerli bir «ortaklık ilişkisinin» bulunmadığı üzerinde durulmuş ise de, dava konusu olayda hisse bedelinin davalı şirkete değil şahsa ödenmesi ve davalı şirketin kendi kasasına yapılan bir ödeme olmaması hususu gözetildiğinde, bu durumun davalıya ait mizan kaydında görülmemesinin doğal olduğu, davalı tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürülmesi ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan davacı tarafından dava dışı «hisse devir sözleşmesinin» tarafı bulunan şahsa haksız çıkar sağlanması olgusunun da delille ispatlanması gerektiği, ancak bu yönde her hangi bir delil elde edilemediği, davalı şirketçe çifte defter tutulduğunun, «ticari defter» ve kayıtlarda «tahrifat» yapıldığının, yanıltıcı belgeler düzenlendiğinin tespit edilemediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davacı ile taraflar arasında geçerli bir ortaklık ilişki …
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, davacının özgür iradesi ve yazılı «temlik» beyanı ile dava dışı Nurgül İnanır'a ait pay bedelini ona ödemek suretiyle devralmak istediği, her ne kadar bozma ilamında davalı şirketin «tacir» olup bir muhasebe «kaydı» olması gerektiği, muhasebe ile ilgili «defterlerinde» «hisse devrinin» muhasebeleştirilmediği, bu suretle davacı ile davalı arasında geçerli bir «ortaklık ilişkisinin» bulunmadığı üzerinde durulmuş ise de, dava konusu olayda hisse bedelinin davalı şirkete değil şahsa ödenmesi ve davalı şirketin kendi kasasına yapılan bir ödeme olmaması hususu gözetildiğinde, bu durumun davalıya ait mizan kaydında görülmemesinin doğal olduğu, davalı tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürülmesi ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan davacı tarafından dava dışı «hisse devir sözleşmesinin» tarafı bulunan şahsa haksız çıkar sağlanması olgusunun da delille ispatlanması gerektiği, ancak bu yönde her hangi bir delil elde edilemediği, davalı şirketçe çifte defter tutulduğunun, «ticari defter» ve kayıtlarda «tahrifat» yapıldığının, yanıltıcı belgeler düzenlendiğinin tespit edilemediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davacı ile taraflar arasında geçerli bir ortaklık ilişki …
2-Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
… u, davalılar tarafından kullanılan hilelerle davacının yanılgıya düşürüldüğü yönünde herhangi bir delil elde edilemediği gerekçesiyle, taraflar arasında geçerli bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığının tespitine, bedel istemine ilişkin talebin ispatlanamadığından reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargılama giderleri · istirdat · haksız fiil · yargılama gideri · taşıyan
Benzer bu karardaNitekim uyulan bozma ilamımızda da sahih bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığı, olayın «haksız fiil» olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş olup davalı şirketin ismini «taşıyan» belgede hisse devraldığının belirtilmesi ve bu bedelin miktarı konusunda davalı tarafın bir itirazının da bulunmaması karşısında davalıların ödenen bedelden soruml …
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılar vekilinin «yargılama giderleri» dışındaki tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
… ük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, tahsil ettikleri parayı ise muhasebe kayıtlarına yansıtmayarak para iade taleplerini reddettikleri böylelikle «haksız fiilde» bulundukları anlaşılmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11477 E. 2018/5641 K.
Ortak:temlik · ortaklık ilişkisi
İncelediğiniz karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, davacının özgür iradesi ve yazılı «temlik» beyanı ile dava dışı Nurgül İnanır'a ait pay bedelini ona ödemek suretiyle devralmak istediği, her ne kadar bozma ilamında davalı şirketin «tacir» olup bir muhasebe «kaydı» olması gerektiği, muhasebe ile ilgili «defterlerinde» «hisse devrinin» muhasebeleştirilmediği, bu suretle davacı ile davalı arasında geçerli bir «ortaklık ilişkisinin» bulunmadığı üzerinde durulmuş ise de, dava konusu olayda hisse bedelinin davalı şirkete değil şahsa ödenmesi ve davalı şirketin kendi kasasına yapılan bir ödeme olmaması hususu gözetildiğinde, bu durumun davalıya ait mizan kaydında görülmemesinin doğal olduğu, davalı tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürülmesi ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan davacı tarafından dava dışı «hisse devir sözleşmesinin» tarafı bulunan şahsa haksız çıkar sağlanması olgusunun da delille ispatlanması gerektiği, ancak bu yönde her hangi bir delil elde edilemediği, davalı şirketçe çifte defter tutulduğunun, «ticari defter» ve kayıtlarda «tahrifat» yapıldığının, yanıltıcı belgeler düzenlendiğinin tespit edilemediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davacı ile taraflar arasında geçerli bir ortaklık ilişki …
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının yazılı «temlik» beyanı ile dava dışı «üçüncü kişiye» ait hisseleri hisse bedelini ona (...'e) ödemek suretiyle devralmak istediği ancak devir sonrası geçerli surette «ortaklık ilişkisi» kurulamadığı, hisse bedelinin davalı şirkete değil şahsa ödenmesi davalı şirketin kendi kasasına yapılan bir ödeme olmaması olgusu gözetildiğinde bu durumun davalıya ait mizan kaydında görülmemesinin doğal olduğu, davalı tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürülmesi ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan davacı tarafından davalı ya da bir başkasına haksız çıkar sağlanması olgusunun da delille ispatlanması gerektiği ancak bu yönde herhangi bir delil elde edilemediği-«müterafik kusur» durumunun bulunmadığı-davacı tarafça davalıya ödünç para verildiğinin de kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davacı ile taraflar arasında geçer …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müterafik kusur · üçüncü kişi · kusur
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının yazılı «temlik» beyanı ile dava dışı «üçüncü kişiye» ait hisseleri hisse bedelini ona (...'e) ödemek suretiyle devralmak istediği ancak devir sonrası geçerli surette «ortaklık ilişkisi» kurulamadığı, hisse bedelinin davalı şirkete değil şahsa ödenmesi davalı şirketin kendi kasasına yapılan bir ödeme olmaması olgusu gözetildiğinde bu durumun davalıya ait mizan kaydında görülmemesinin doğal olduğu, davalı tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürülmesi ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan davacı tarafından davalı ya da bir başkasına haksız çıkar sağlanması olgusunun da delille ispatlanması gerektiği ancak bu yönde herhangi bir delil elde edilemediği-«müterafik kusur» durumunun bulunmadığı-davacı tarafça davalıya ödünç para verildiğinin de kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davacı ile taraflar arasında geçer …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2883 E. 2016/6460 K.
Ortak:tahrifat · hisse devir sözleşmesi · temlik · ortaklık ilişkisi · ticari defter · e-defter
İncelediğiniz karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, davacının özgür iradesi ve yazılı «temlik» beyanı ile dava dışı Nurgül İnanır'a ait pay bedelini ona ödemek suretiyle devralmak istediği, her ne kadar bozma ilamında davalı şirketin «tacir» olup bir muhasebe «kaydı» olması gerektiği, muhasebe ile ilgili «defterlerinde» «hisse devrinin» muhasebeleştirilmediği, bu suretle davacı ile davalı arasında geçerli bir «ortaklık ilişkisinin» bulunmadığı üzerinde durulmuş ise de, dava konusu olayda hisse bedelinin davalı şirkete değil şahsa ödenmesi ve davalı şirketin kendi kasasına yapılan bir ödeme olmaması hususu gözetildiğinde, bu durumun davalıya ait mizan kaydında görülmemesinin doğal olduğu, davalı tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürülmesi ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan davacı tarafından dava dışı «hisse devir sözleşmesinin» tarafı bulunan şahsa haksız çıkar sağlanması olgusunun da delille ispatlanması gerektiği, ancak bu yönde her hangi bir delil elde edilemediği, davalı şirketçe çifte defter tutulduğunun, «ticari defter» ve kayıtlarda «tahrifat» yapıldığının, yanıltıcı belgeler düzenlendiğinin tespit edilemediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davacı ile taraflar arasında geçerli bir ortaklık ilişki …
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamı ve uyulan bozma ilamı doğrultusunda, davacının özgür iradesi ve yazılı «temlik» beyanı ile davalı ...'e ait «payı» bedelini ona ödemek suretiyle devraldığı devrin usulüne uygun olduğu, dava konusu olayda hisse bedelinin davalı şirkete değil şahsa ödendiği, bu durumun davalıya ait mizan kaydında görülemeyeceği, davalı tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürülmesi ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan davacı tarafından davalı ya da bir başkasına haksız çıkar sağlandığının, davalı şirketce çifte «defter» tutulduğunun, «ticari defter» ve kayıtlarda «tahrifat» yapıldığının, yanıltıcı belgeler düzenlendiğinin tespit edilemediği, «pay defteri» ile «hazirun cetvelinde» yer alan kayıtların farklılık gösterdiği, ortaklık ana sözleşmesinde bağlam hükmünün öngörülmediği, davaya konu «hisse devir sözleşmesindeki» «pay devrinin» şirket tarafından benimsenip pay defterine kaydedildiği gerekçesi ile ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
1- Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hazirun cetveli · pay devri · pay defteri · istirdat · haksız fiil · kâr payı · taşıyan · eksik inceleme
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamı ve uyulan bozma ilamı doğrultusunda, davacının özgür iradesi ve yazılı «temlik» beyanı ile davalı ...'e ait «payı» bedelini ona ödemek suretiyle devraldığı devrin usulüne uygun olduğu, dava konusu olayda hisse bedelinin davalı şirkete değil şahsa ödendiği, bu durumun davalıya ait mizan kaydında görülemeyeceği, davalı tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürülmesi ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan davacı tarafından davalı ya da bir başkasına haksız çıkar sağlandığının, davalı şirketce çifte «defter» tutulduğunun, «ticari defter» ve kayıtlarda «tahrifat» yapıldığının, yanıltıcı belgeler düzenlendiğinin tespit edilemediği, «pay defteri» ile «hazirun cetvelinde» yer alan kayıtların farklılık gösterdiği, ortaklık ana sözleşmesinde bağlam hükmünün öngörülmediği, davaya konu «hisse devir sözleşmesindeki» «pay devrinin» şirket tarafından benimsenip pay defterine kaydedildiği gerekçesi ile ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
1- Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
Grubu'na «dahil» bazı şirketlerin fiili ve hukuki irtibat halinde oldukları, birlikte hareket ederek para toplama amacıyla yukarıda belirtilen belgeler gibi belgeler karşılığında para tahsil ettikleri, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kulllanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, tahsil ettikleri parayı ise muhasebe kayıtlarına yansıtmayarak para iade taleplerini reddettikleri böylelikle «haksız fiilde» bulundukları anlaşılmaktadır.
Davalı şirketin unvanını «taşıyan» belgede hisse devraldığının belirtilmesi ve bu bedelin miktarı konusunda davalı tarafın bir itirazının da bulunmaması karşısında davalıların ödenen bedelden sorumlu olduğu kabul edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamına uygun düşmeyen yazılı gerekçeyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1742 E. 2016/6463 K.
Ortak:tahrifat · hisse devir sözleşmesi · temlik · ortaklık ilişkisi · ticari defter · e-defter
İncelediğiniz karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, davacının özgür iradesi ve yazılı «temlik» beyanı ile dava dışı Nurgül İnanır'a ait pay bedelini ona ödemek suretiyle devralmak istediği, her ne kadar bozma ilamında davalı şirketin «tacir» olup bir muhasebe «kaydı» olması gerektiği, muhasebe ile ilgili «defterlerinde» «hisse devrinin» muhasebeleştirilmediği, bu suretle davacı ile davalı arasında geçerli bir «ortaklık ilişkisinin» bulunmadığı üzerinde durulmuş ise de, dava konusu olayda hisse bedelinin davalı şirkete değil şahsa ödenmesi ve davalı şirketin kendi kasasına yapılan bir ödeme olmaması hususu gözetildiğinde, bu durumun davalıya ait mizan kaydında görülmemesinin doğal olduğu, davalı tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürülmesi ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan davacı tarafından dava dışı «hisse devir sözleşmesinin» tarafı bulunan şahsa haksız çıkar sağlanması olgusunun da delille ispatlanması gerektiği, ancak bu yönde her hangi bir delil elde edilemediği, davalı şirketçe çifte defter tutulduğunun, «ticari defter» ve kayıtlarda «tahrifat» yapıldığının, yanıltıcı belgeler düzenlendiğinin tespit edilemediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davacı ile taraflar arasında geçerli bir ortaklık ilişki …
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamı ve uyulan bozma ilamı doğrultusunda, davacının özgür iradesi ve yazılı «temlik» beyanı ile davalı ...'e ait «payı» bedelini ona ödemek suretiyle devraldığı, devrin usulüne uygun olduğu, dava konusu olayda hisse bedelinin davalı şirkete değil şahsa ödenmesi davalı şirketin kendi kasasına yapılan bir ödeme olmaması olgusu gözetildiğinde bu durumun davalıya ait mizan kaydında görülemeyeceği, davalı tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürülmesi ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan davacı tarafından davalı ya da bir başkasına haksız çıkar sağlanması olgusunun da delille ispatlanması gerektiği ancak bu yönde her hangi bir delil elde edilememesi, davalı şirketce çifte «defter» tutulduğunun, «ticari defter» ve kayıtlarda «tahrifat» yapıldığının, yanıltıcı belgeler düzenlendiğinin tespit edilememesi, «pay defteri» ile «hazirun cetvelinde» yer alan kayıtların farklılık göstermemesi, ortaklık ana sözleşesinde bağlam hükmünün öngörülmemesi, davaya konu «hisse devir sözleşmesindeki» «pay devrinin» şirket tarafından benimsenip pay defterine kaydedilmesi, davacının isteminin «pay devir sözleşmesine» dayandığından sözleşmenin tarafı olmayan davalı şirketlere «husumet» düşmeyeceği gerekçeleri ile davalılar ...
1- Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pay devir sözleşmesi · hazirun cetveli · pay devri · pasif husumet yokluğu · pay defteri · pasif husumet · husumet yokluğu · anonim şirket
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamı ve uyulan bozma ilamı doğrultusunda, davacının özgür iradesi ve yazılı «temlik» beyanı ile davalı ...'e ait «payı» bedelini ona ödemek suretiyle devraldığı, devrin usulüne uygun olduğu, dava konusu olayda hisse bedelinin davalı şirkete değil şahsa ödenmesi davalı şirketin kendi kasasına yapılan bir ödeme olmaması olgusu gözetildiğinde bu durumun davalıya ait mizan kaydında görülemeyeceği, davalı tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürülmesi ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan davacı tarafından davalı ya da bir başkasına haksız çıkar sağlanması olgusunun da delille ispatlanması gerektiği ancak bu yönde her hangi bir delil elde edilememesi, davalı şirketce çifte «defter» tutulduğunun, «ticari defter» ve kayıtlarda «tahrifat» yapıldığının, yanıltıcı belgeler düzenlendiğinin tespit edilememesi, «pay defteri» ile «hazirun cetvelinde» yer alan kayıtların farklılık göstermemesi, ortaklık ana sözleşesinde bağlam hükmünün öngörülmemesi, davaya konu «hisse devir sözleşmesindeki» «pay devrinin» şirket tarafından benimsenip pay defterine kaydedilmesi, davacının isteminin «pay devir sözleşmesine» dayandığından sözleşmenin tarafı olmayan davalı şirketlere «husumet» düşmeyeceği gerekçeleri ile davalılar ...
… TTK'nın 336/5. maddesinde tarif edilen gerek kanunların gerekse sözleşmelerin kendisine yüklediği sair vazifelerin kasten ve ihmal neticesi yapılmaması, TTK'nın 321/«son» maddesinde de, «temsile» ve idareye salahiyetli olanların vazifelerini yaptıkları sırada işledikleri haksız fiillerden «anonim şirketin» sorumlu olacağı hükme bağlandığından davalı ...'ın da davalı şirketlerin «yönetim kurulu» başkanı olarak gerek MK'nın 50. maddesi gerekse de TTK'nın 321/son maddesi uyarınca zarardan sorumlu tutulabileceği ve bu nedenle kendisine «husumet» yöneltilebileceği gözetilmeksizin bu davalı yönünden dahi «pasif husumet yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
2- Ayrıca, olay tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 336. maddesi uyarınca davalı ... hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğundan» yazılı gerekçeyle reddi de doğru değildir.
… ünmemesinin doğal olduğu, davalılar tarafından kullanılan hilelerle davacının yanılgıya düşürüldüğü yönünde herhangi bir delil elde edilemediği, davacının isteminin «pay devri» sözleşmesine dayandığı, sözleşmenin tarafı olmayan davalı şirketlere «husumet» yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, şirketler yönünden davanın husumetten reddine, davalı ... yönünden ise ispatlanamadığından reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2710 E. 2016/6462 K.
Ortak:temlik · ortaklık ilişkisi
İncelediğiniz karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, davacının özgür iradesi ve yazılı «temlik» beyanı ile dava dışı Nurgül İnanır'a ait pay bedelini ona ödemek suretiyle devralmak istediği, her ne kadar bozma ilamında davalı şirketin «tacir» olup bir muhasebe «kaydı» olması gerektiği, muhasebe ile ilgili «defterlerinde» «hisse devrinin» muhasebeleştirilmediği, bu suretle davacı ile davalı arasında geçerli bir «ortaklık ilişkisinin» bulunmadığı üzerinde durulmuş ise de, dava konusu olayda hisse bedelinin davalı şirkete değil şahsa ödenmesi ve davalı şirketin kendi kasasına yapılan bir ödeme olmaması hususu gözetildiğinde, bu durumun davalıya ait mizan kaydında görülmemesinin doğal olduğu, davalı tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürülmesi ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan davacı tarafından dava dışı «hisse devir sözleşmesinin» tarafı bulunan şahsa haksız çıkar sağlanması olgusunun da delille ispatlanması gerektiği, ancak bu yönde her hangi bir delil elde edilemediği, davalı şirketçe çifte defter tutulduğunun, «ticari defter» ve kayıtlarda «tahrifat» yapıldığının, yanıltıcı belgeler düzenlendiğinin tespit edilemediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davacı ile taraflar arasında geçerli bir ortaklık ilişki …
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı, alınan bilirkişi raporu, tüm dosya kapsamına göre, davacının yazılı «temlik» beyanı ile dava dışı «üçüncü kişiye» ait hisseleri hisse bedelini ona (...'e) ödemek suretiyle devralmak istediği ancak devir sonrası geçerli surette «ortaklık ilişkisi» kurulamadığı, hisse bedelinin davalı şirkete değil şahsa ödenmesi davalı şirketin kendi kasasına yapılan bir ödeme olmaması olgusu gözetildiğinde bu durumun davalıya ait mizan kaydında görülmemesinin doğal olduğu, davalı tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürülmesi ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan davacı tarafından davalı ya da bir başkasına haksız çıkar sağlanması olgusunun da delille ispatlanması gerektiği ancak bu yönde herhangi bir delil elde edilemediği-«müterafik kusur» durumunun bulunmadığı-davacı tarafça davalıya ödünç para verildiğinin de kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile davacı ile taraflar arasında geçer …
1-Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
… u, davalılar tarafından kullanılan hilelerle davacının yanılgıya düşürüldüğü yönünde herhangi bir delil elde edilemediği gerekçesiyle, taraflar arasında geçerli bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığının tespitine, bedel istemine ilişkin talebin ispatlanamadığından reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müterafik kusur · üçüncü kişi · istirdat · haksız fiil · taşıyan · kusur · dahili dava
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı, alınan bilirkişi raporu, tüm dosya kapsamına göre, davacının yazılı «temlik» beyanı ile dava dışı «üçüncü kişiye» ait hisseleri hisse bedelini ona (...'e) ödemek suretiyle devralmak istediği ancak devir sonrası geçerli surette «ortaklık ilişkisi» kurulamadığı, hisse bedelinin davalı şirkete değil şahsa ödenmesi davalı şirketin kendi kasasına yapılan bir ödeme olmaması olgusu gözetildiğinde bu durumun davalıya ait mizan kaydında görülmemesinin doğal olduğu, davalı tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürülmesi ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan davacı tarafından davalı ya da bir başkasına haksız çıkar sağlanması olgusunun da delille ispatlanması gerektiği ancak bu yönde herhangi bir delil elde edilemediği-«müterafik kusur» durumunun bulunmadığı-davacı tarafça davalıya ödünç para verildiğinin de kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile davacı ile taraflar arasında geçer …
Grubuna «dahil» bazı şirketlerin fiili ve hukuki irtibat halinde oldukları, birlikte hareket ederek para toplama amacıyla yukarıda belirtilen belgeler gibi belgeler karşılığında para tahsil ettikleri, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kulllanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, tahsil ettikleri parayı ise muhasebe kayıtlarına yansıtmayarak para iade taleplerini reddettikleri böylelikle «haksız fiilde» bulundukları anlaşılmaktadır.
Nitekim uyulan bozma ilamımızda da sahih bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığı, olayın «haksız fiil» olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş olup davalı şirketin unvanını «taşıyan» belgede hisse devraldığının belirtilmesi ve bu bedelin miktarı konusunda davalı tarafın bir itirazının da bulunmaması karşısında davalıların ödenen bedelden soruml …
1-Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4724 E. 2016/6466 K.
Ortak:hisse devir sözleşmesi · ortaklık ilişkisi
İncelediğiniz karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, davacının özgür iradesi ve yazılı «temlik» beyanı ile dava dışı Nurgül İnanır'a ait pay bedelini ona ödemek suretiyle devralmak istediği, her ne kadar bozma ilamında davalı şirketin «tacir» olup bir muhasebe «kaydı» olması gerektiği, muhasebe ile ilgili «defterlerinde» «hisse devrinin» muhasebeleştirilmediği, bu suretle davacı ile davalı arasında geçerli bir «ortaklık ilişkisinin» bulunmadığı üzerinde durulmuş ise de, dava konusu olayda hisse bedelinin davalı şirkete değil şahsa ödenmesi ve davalı şirketin kendi kasasına yapılan bir ödeme olmaması hususu gözetildiğinde, bu durumun davalıya ait mizan kaydında görülmemesinin doğal olduğu, davalı tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürülmesi ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan davacı tarafından dava dışı «hisse devir sözleşmesinin» tarafı bulunan şahsa haksız çıkar sağlanması olgusunun da delille ispatlanması gerektiği, ancak bu yönde her hangi bir delil elde edilemediği, davalı şirketçe çifte defter tutulduğunun, «ticari defter» ve kayıtlarda «tahrifat» yapıldığının, yanıltıcı belgeler düzenlendiğinin tespit edilemediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davacı ile taraflar arasında geçerli bir ortaklık ilişki …
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında hukuki sonuç doğuracak biçimde sahih bir «ortaklık ilişkisinin» mevcut olmadığı anlaşılmış ancak davaya konu devir belgesinin doğrudan davalı şirketlerden değil dava dışı üçüncü kişilerden alındığından hisse bedelinin - davalı şirkete değil şahsa ödenmesi davalı şirketin kendi kasasına yapılan bir ödeme olmaması olgusu gözetildiğinde - davalı şirketlere ait mizan kaydında görülmesinin mümkün olmadığı, davalılar tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürülmesi ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan davacı tarafından dava dışı «hisse devir sözleşemesinin» tarafı bulunan şahsa haksız çıkar sağlanması olgusunun da delille ispatlanması gerektiği ancak bu yönde her hangi bir delil elde edilemediği -«müterafik kusur» durumunun bulunmadığı-,davacı tarafça davalılara ödünç para verildiğinin de kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile, davacıyla davalı taraflar aras …
2-Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
… u, davalılar tarafından kullanılan hilelerle davacının yanılgıya düşürüldüğü yönünde herhangi bir delil elde edilemediği gerekçesiyle, taraflar arasında geçerli bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığının tespitine, bedel istemine ilişkin talebin ispatlanamadığından reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müterafik kusur · istirdat · haksız fiil · taşıyan · kusur · eksik inceleme · dahili dava · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında hukuki sonuç doğuracak biçimde sahih bir «ortaklık ilişkisinin» mevcut olmadığı anlaşılmış ancak davaya konu devir belgesinin doğrudan davalı şirketlerden değil dava dışı üçüncü kişilerden alındığından hisse bedelinin - davalı şirkete değil şahsa ödenmesi davalı şirketin kendi kasasına yapılan bir ödeme olmaması olgusu gözetildiğinde - davalı şirketlere ait mizan kaydında görülmesinin mümkün olmadığı, davalılar tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürülmesi ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan davacı tarafından dava dışı «hisse devir sözleşemesinin» tarafı bulunan şahsa haksız çıkar sağlanması olgusunun da delille ispatlanması gerektiği ancak bu yönde her hangi bir delil elde edilemediği -«müterafik kusur» durumunun bulunmadığı-,davacı tarafça davalılara ödünç para verildiğinin de kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile, davacıyla davalı taraflar aras …
Grubu'na «dahil» bazı şirketlerin fiili ve hukuki irtibat halinde oldukları, birlikte hareket ederek para toplama amacıyla yukarıda belirtilen belgeler gibi belgeler karşılığında para tahsil ettikleri, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kulllanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, tahsil ettikleri parayı ise muhasebe kayıtlarına yansıtmayarak para iade taleplerini reddettikleri böylelikle «haksız fiilde» bulundukları anlaşılmaktadır.
Nitekim uyulan bozma ilamımızda da sahih bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığı, olayın «haksız fiil» olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş olup davalı şirketin unvanını «taşıyan» belgede hisse devraldığının belirtilmesi ve bu bedelin miktarı konusunda davalı tarafın bir itirazının da bulunmaması karşısında davalıların ödenen bedelden soruml …
2-Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/6928 E. 2018/97 K.
Ortak:hisse devir sözleşmesi · ortaklık ilişkisi · cy/cy kaydı
İncelediğiniz karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, davacının özgür iradesi ve yazılı «temlik» beyanı ile dava dışı Nurgül İnanır'a ait pay bedelini ona ödemek suretiyle devralmak istediği, her ne kadar bozma ilamında davalı şirketin «tacir» olup bir muhasebe «kaydı» olması gerektiği, muhasebe ile ilgili «defterlerinde» «hisse devrinin» muhasebeleştirilmediği, bu suretle davacı ile davalı arasında geçerli bir «ortaklık ilişkisinin» bulunmadığı üzerinde durulmuş ise de, dava konusu olayda hisse bedelinin davalı şirkete değil şahsa ödenmesi ve davalı şirketin kendi kasasına yapılan bir ödeme olmaması hususu gözetildiğinde, bu durumun davalıya ait mizan kaydında görülmemesinin doğal olduğu, davalı tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürülmesi ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan davacı tarafından dava dışı «hisse devir sözleşmesinin» tarafı bulunan şahsa haksız çıkar sağlanması olgusunun da delille ispatlanması gerektiği, ancak bu yönde her hangi bir delil elde edilemediği, davalı şirketçe çifte defter tutulduğunun, «ticari defter» ve kayıtlarda «tahrifat» yapıldığının, yanıltıcı belgeler düzenlendiğinin tespit edilemediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davacı ile taraflar arasında geçerli bir ortaklık ilişki …
Benzer bu kararda… ahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, şirket muhasebe kayıtlarında davacının söz konusu şirkete para ödediğine ilişkin bir «kayda» rastlanılmadığı, taraflar arasında hukuki sonuç doğuracak biçimde sahih bir «ortaklık ilişkisinin» mevcut olmadığı, somut olayda para toplama amacının güdüldüğü, davalıların bu durumu bilip birlikte hareket ettikleri, davacının zararından davalı şirket ve şirket yöneticisinin de «haksız fiil» hükümleri uyarınca sorumluluklarının bulunduğu, ancak birleşen davaya konu davacının dava dışı ...'den hisse aldığına ilişkin devir belgesinin doğrudan davalı şirketlerden değil dava dışı üçüncü kişilerden alındığından hisse bedelinin davalı şirkete ait mizan kaydında görülmesinin mümkün olmadığı, davalılar tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürülmesi ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan davacı tarafından dava dışı «hisse devir sözleşmesinin» tarafı bulunan şahsa haksız çıkar sağlanması olgusunun da delille ispatlanamaması nedeniyle bu belge yönünden yapılan istemin yerinde olmadığı gerekçesiyle, asıl d …
A.Ş. arasında geçerli bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığının tespitine, bu nedenle 55.399,10 TL'nin ve 17.870,60 TL'nin davalılar ...
A.Ş. ile ...'dan dava tarihinden itibaren işleyecek «ticari avans faizi» ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı ...Ş. yönünden açılan davanın reddine; birleşen davada davanın kısmen kabulü ile, davacıyla davalı ...Ş. arasında geçerli bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığının tespitine, 44.676,70 TL'nin davalılardan dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, fa …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eksik araştırma · ticari avans faizi · usuli kazanılmış hak · kesinlik sınırı · kazanılmış hak · husumet yokluğu · istirdat · haksız fiil
Benzer bu karardaBu durumda, ikinci bozma öncesi verilen tahsil hükmü davacı tarafça temyiz edilmediğinden faiz türü yönünden davalılar lehine «usuli kazanılmış hak» oluşmuştur.
… ahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, şirket muhasebe kayıtlarında davacının söz konusu şirkete para ödediğine ilişkin bir «kayda» rastlanılmadığı, taraflar arasında hukuki sonuç doğuracak biçimde sahih bir «ortaklık ilişkisinin» mevcut olmadığı, somut olayda para toplama amacının güdüldüğü, davalıların bu durumu bilip birlikte hareket ettikleri, davacının zararından davalı şirket ve şirket yöneticisinin de «haksız fiil» hükümleri uyarınca sorumluluklarının bulunduğu, ancak birleşen davaya konu davacının dava dışı ...'den hisse aldığına ilişkin devir belgesinin doğrudan davalı şirketlerden değil dava dışı üçüncü kişilerden alındığından hisse bedelinin davalı şirkete ait mizan kaydında görülmesinin mümkün olmadığı, davalılar tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürülmesi ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan davacı tarafından dava dışı «hisse devir sözleşmesinin» tarafı bulunan şahsa haksız çıkar sağlanması olgusunun da delille ispatlanamaması nedeniyle bu belge yönünden yapılan istemin yerinde olmadığı gerekçesiyle, asıl d …
A.Ş. ile ...'dan dava tarihinden itibaren işleyecek «ticari avans faizi» ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı ...Ş. yönünden açılan davanın reddine; birleşen davada davanın kısmen kabulü ile, davacıyla davalı ...Ş. arasında geçerli bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığının tespitine, 44.676,70 TL'nin davalılardan dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, fa …
1-5219 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonucu karar tarihinde yürürlükte bulunan HUMK 427. maddesinde öngörülen «kesinlik sınırı», 5236 sayılı Kanun'un 19'uncu maddesiyle HUMK'ya eklenen Ek-Madde 4'te öngörülen yeniden değerleme oranı da dikkate alındığında, 2016 yılı için 2.200,00 TL'dir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/7067 E. 2018/299 K.
Ortak:hisse devir sözleşmesi · ortaklık ilişkisi · cy/cy kaydı
İncelediğiniz karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, davacının özgür iradesi ve yazılı «temlik» beyanı ile dava dışı Nurgül İnanır'a ait pay bedelini ona ödemek suretiyle devralmak istediği, her ne kadar bozma ilamında davalı şirketin «tacir» olup bir muhasebe «kaydı» olması gerektiği, muhasebe ile ilgili «defterlerinde» «hisse devrinin» muhasebeleştirilmediği, bu suretle davacı ile davalı arasında geçerli bir «ortaklık ilişkisinin» bulunmadığı üzerinde durulmuş ise de, dava konusu olayda hisse bedelinin davalı şirkete değil şahsa ödenmesi ve davalı şirketin kendi kasasına yapılan bir ödeme olmaması hususu gözetildiğinde, bu durumun davalıya ait mizan kaydında görülmemesinin doğal olduğu, davalı tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürülmesi ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan davacı tarafından dava dışı «hisse devir sözleşmesinin» tarafı bulunan şahsa haksız çıkar sağlanması olgusunun da delille ispatlanması gerektiği, ancak bu yönde her hangi bir delil elde edilemediği, davalı şirketçe çifte defter tutulduğunun, «ticari defter» ve kayıtlarda «tahrifat» yapıldığının, yanıltıcı belgeler düzenlendiğinin tespit edilemediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davacı ile taraflar arasında geçerli bir ortaklık ilişki …
Benzer bu karardaGıda Sanayi ve Ticaret A.Ş adlı şirketteki bir kısım hisselerini 30.000,00 DM ve 30.250,00 DM bedelle satın aldığı, «bozma sonrası» aldırılan bilirkişi raporunda açıkça şirket muhasebe kayıtlarında davacının davalı şirketlere para ödediğine ilişkin bir «kayda» rastlanılmadığının belirtilmiş olması karşısında taraflar arasında hukuki sonuç doğuracak biçimde sahih bir «ortaklık ilişkisinin» mevcut olmadığı, ancak davaya konu devir belgesinin doğrudan davalı şirketlerden değil dava dışı üçüncü kişilerden alındığından hisse bedelinin davalı şirkete ait mizan kaydında görülmesinin mümkün olmadığı, davalılar tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürülmesi ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan davacı tarafından dava dışı «hisse devir sözleşmesinin» tarafı bulunan şahsa haksız çıkar sağlanması olgusunun da ispatlanmadığı, davacı tarafça davalılara ödünç para verildiğinin de kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanı …
Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş. arasında geçerli bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığının tespitine, bedel yönünden yapılan istemin ispat olunamadığından reddine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir.
2-Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tespiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bozma sonrası karar · husumet yokluğu · istirdat · haksız fiil · taşıyan · karar verilmesine yer olmadığına · husumet
Benzer bu karardaA.Ş. hakkında açılan davanın «husumet yokluğundan» reddine dair verilen karar davacı tarafça temyiz edilmeksizin kesinlemiş olup mahkemece yeniden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesi gerekirken bu husus gözetilmeksizin karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle anılan davalı şirket yararına bozulması gerekmiştir.
Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş adlı şirketteki bir kısım hisselerini 30.000,00 DM ve 30.250,00 DM bedelle satın aldığı, «bozma sonrası» aldırılan bilirkişi raporunda açıkça şirket muhasebe kayıtlarında davacının davalı şirketlere para ödediğine ilişkin bir «kayda» rastlanılmadığının belirtilmiş olması karşısında taraflar arasında hukuki sonuç doğuracak biçimde sahih bir «ortaklık ilişkisinin» mevcut olmadığı, ancak davaya konu devir belgesinin doğrudan davalı şirketlerden değil dava dışı üçüncü kişilerden alındığından hisse bedelinin davalı şirkete ait mizan kaydında görülmesinin mümkün olmadığı, davalılar tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürülmesi ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan davacı tarafından dava dışı «hisse devir sözleşmesinin» tarafı bulunan şahsa haksız çıkar sağlanması olgusunun da ispatlanmadığı, davacı tarafça davalılara ödünç para verildiğinin de kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanı …
2-Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tespiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
… ük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, tahsil ettikleri parayı ise muhasebe kayıtlarına yansıtmayarak para iade taleplerini reddettikleri böylelikle «haksız fiilde» bulundukları anlaşılmaktadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/162 E. , 2019/4241 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Yozgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 26/11/2015 gün ve 2015/446-2015/718 sayılı kararı bozan Daire'nin 02/10/2017 gün ve 2016/1735 - 2017/4922 sayılı kararı aleyhinde davalılar vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların her istendiği an geri ödeneceği ve yatırılan paralar karşılığı yüksek faiz verileceği garantisiyle binlerce kişiden para topladıklarını, bu kapsamda müvekkilinden de hisse senedi devir ve kabul sözleşmesi başlıklı belge karşılığında para alındığını, ancak müvekkilince istenmesine rağmen alınan paranın geri ödenmediğini, davalıların eylemlerinin hukuki dayanağının bulunmadığını, TTK, Bankalar Kanunu ve SPK hükümlerinin ihlal edildiğini, anılan kanunlar uyarınca müvekkilinin şirket ortağı yapılmasının mümkün bulunmadığını, şirket yönetim kurulu üyelerinin yürütülen bu faaliyetler nedeniyle defalarca yargılandıklarını ve mahkum edildiklerini, yapılan bu yargılamalar neticesinde şirket defterlerinde bulunan kayıtların gerçeği yansıtmadığının tespit edildiğini, TTK'nın 336.
maddesi uyarınca davalı ...'ın da ortaya çıkan zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespitine, kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğüne, 20.000 DM karşılığı 17.713,18 TL alacağın en yüksek ticari faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, davacının özgür iradesi ve yazılı temlik beyanı ile dava dışı Nurgül İnanır'a ait pay bedelini ona ödemek suretiyle devralmak istediği, her ne kadar bozma ilamında davalı şirketin tacir olup bir muhasebe kaydı olması gerektiği, muhasebe ile ilgili defterlerinde hisse devrinin muhasebeleştirilmediği, bu suretle davacı ile davalı arasında geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığı üzerinde durulmuş ise de, dava konusu olayda hisse bedelinin davalı şirkete değil şahsa ödenmesi ve davalı şirketin kendi kasasına yapılan bir ödeme olmaması hususu gözetildiğinde, bu durumun davalıya ait mizan kaydında görülmemesinin doğal olduğu, davalı tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürülmesi ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan davacı tarafından dava dışı hisse devir sözleşmesinin tarafı bulunan şahsa haksız çıkar sağlanması olgusunun da delille ispatlanması gerektiği, ancak bu yönde her hangi bir delil elde edilemediği, davalı şirketçe çifte defter tutulduğunun, ticari defter ve kayıtlarda tahrifat yapıldığının, yanıltıcı belgeler düzenlendiğinin tespit edilemediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davacı ile taraflar arasında geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespitine, bedel istemine yönelik talebin ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce davacı yararına bozulmuştur.
Davalılar vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalılar vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalılar vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 27,10 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 389,49 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen davalılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine, 11/06/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/512714700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz