İstirdat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/1735 E. 2017/4922 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tahrifat↗ ticari defter ve kayıtlar↗ hisse senedi↗ hisse devri↗ yargılama giderleri↗ hisse devir sözleşmesi↗ temlik↗ istirdat↗ ortaklık ilişkisi↗ haksız fiil↗ ticari defter↗ yargılama gideri↗ taşıyan↗ tacir↗ cy/cy kaydı↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, davacının özgür iradesi ve yazılı temlik beyanı ile dava dışı Nurgül İnanır'a ait pay bedelini ona ödemek suretiyle devralmak istediği, her ne kadar bozma ilamında davalı şirketin tacir olup bir muhasebe kaydı olması gerektiği, muhasebe ile ilgili defterlerinde hisse devrinin muhasebeleştirilmediği, bu suretle davacı ile davalı arasında geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığı üzerinde durulmuş ise de, dava konusu olayda hisse bedelinin davalı şirkete değil şahsa ödenmesi ve davalı şirketin kendi kasasına yapılan bir ödeme olmaması hususu gözetildiğinde, bu durumun davalıya ait mizan kaydında görülmemesinin doğal olduğu, davalı tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürülmesi ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan davacı tarafından dava dışı hisse devir sözleşmesinin tarafı bulunan şahsa haksız çıkar sağlanması olgusunun da delille ispatlanması gerektiği, ancak bu yönde her hangi bir delil elde edilemediği, davalı şirketçe çifte defter tutulduğunun, ticari defter ve kayıtlarda tahrifat yapıldığının, yanıltıcı belgeler düzenlendiğinin tespit edilemediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davacı ile taraflar arasında geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespitine, bedel istemine yönelik talebin ispatlanamadığından reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılar vekilinin yargılama giderleri dışındaki tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisi kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın istirdadı istemine ilişkindir. Mahkemece, davacının "... Tic. A.Ş. Hisse Senedi Devir ve Kabul Sözleşmesi" başlıklı belgeye istinaden hisseyi dava dışı üçüncü kişiden devraldığı, bedelin davalı şirkete ait mizan kaydında görünmemesinin doğal olduğu, davalılar tarafından kullanılan hilelerle davacının yanılgıya düşürüldüğü yönünde herhangi bir delil elde edilemediği gerekçesiyle, taraflar arasında geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığının tespitine, bedel istemine ilişkin talebin ispatlanamadığından reddine karar verilmiştir.
Ancak, Dairemizden geçen diğer emsal dosyalardan da anlaşılacağı üzere ... Grubu şirketlerin fiili ve hukuki irtibat halinde oldukları, birlikte hareket ederek para toplama amacıyla yukarıda belirtilen belgeler gibi belgeler karşılığında para tahsil ettikleri, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kullanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, tahsil ettikleri parayı ise muhasebe kayıtlarına yansıtmayarak para iade taleplerini reddettikleri böylelikle haksız fiilde bulundukları anlaşılmaktadır. Nitekim uyulan bozma ilamımızda da sahih bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı, olayın haksız fiil olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş olup davalı şirketin ismini taşıyan belgede hisse devraldığının belirtilmesi ve bu bedelin miktarı konusunda davalı tarafın bir itirazının da bulunmaması karşısında davalıların ödenen bedelden sorumlu olduğu kabul edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamına uygun düşmeyen yazılı gerekçeyle geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığının tespitine, bedel istemine ilişkin talebin reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre davalılar vekilinin yargılama giderlerine yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Tahrifat 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/162 E. 2019/4241 K.
Ortak:tahrifat · hisse devri · hisse devir sözleşmesi · temlik · ortaklık ilişkisi · ticari defter · tacir · cy/cy kaydı
İncelediğiniz karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, davacının özgür iradesi ve yazılı «temlik» beyanı ile dava dışı Nurgül İnanır'a ait pay bedelini ona ödemek suretiyle devralmak istediği, her ne kadar bozma ilamında davalı şirketin «tacir» olup bir muhasebe «kaydı» olması gerektiği, muhasebe ile ilgili «defterlerinde» «hisse devrinin» muhasebeleştirilmediği, bu suretle davacı ile davalı arasında geçerli bir «ortaklık ilişkisinin» bulunmadığı üzerinde durulmuş ise de, dava konusu olayda hisse bedelinin davalı şirkete değil şahsa ödenmesi ve davalı şirketin kendi kasasına yapılan bir ödeme olmaması hususu gözetildiğinde, bu durumun davalıya ait mizan kaydında görülmemesinin doğal olduğu, davalı tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürülmesi ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan davacı tarafından dava dışı «hisse devir sözleşmesinin» tarafı bulunan şahsa haksız çıkar sağlanması olgusunun da delille ispatlanması gerektiği, ancak bu yönde her hangi bir delil elde edilemediği, davalı şirketçe çifte defter tutulduğunun, «ticari defter» ve kayıtlarda «tahrifat» yapıldığının, yanıltıcı belgeler düzenlendiğinin tespit edilemediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davacı ile taraflar arasında geçerli bir ortaklık ilişki …
2-Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
… u, davalılar tarafından kullanılan hilelerle davacının yanılgıya düşürüldüğü yönünde herhangi bir delil elde edilemediği gerekçesiyle, taraflar arasında geçerli bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığının tespitine, bedel istemine ilişkin talebin ispatlanamadığından reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, davacının özgür iradesi ve yazılı «temlik» beyanı ile dava dışı Nurgül İnanır'a ait pay bedelini ona ödemek suretiyle devralmak istediği, her ne kadar bozma ilamında davalı şirketin «tacir» olup bir muhasebe «kaydı» olması gerektiği, muhasebe ile ilgili «defterlerinde» «hisse devrinin» muhasebeleştirilmediği, bu suretle davacı ile davalı arasında geçerli bir «ortaklık ilişkisinin» bulunmadığı üzerinde durulmuş ise de, dava konusu olayda hisse bedelinin davalı şirkete değil şahsa ödenmesi ve davalı şirketin kendi kasasına yapılan bir ödeme olmaması hususu gözetildiğinde, bu durumun davalıya ait mizan kaydında görülmemesinin doğal olduğu, davalı tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürülmesi ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan davacı tarafından dava dışı «hisse devir sözleşmesinin» tarafı bulunan şahsa haksız çıkar sağlanması olgusunun da delille ispatlanması gerektiği, ancak bu yönde her hangi bir delil elde edilemediği, davalı şirketçe çifte defter tutulduğunun, «ticari defter» ve kayıtlarda «tahrifat» yapıldığının, yanıltıcı belgeler düzenlendiğinin tespit edilemediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davacı ile taraflar arasında geçerli bir ortaklık ilişki …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2883 E. 2016/6460 K.
Ortak:tahrifat · hisse devir sözleşmesi · temlik · istirdat · ortaklık ilişkisi · haksız fiil · ticari defter · taşıyan · İstirdat
İncelediğiniz karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, davacının özgür iradesi ve yazılı «temlik» beyanı ile dava dışı Nurgül İnanır'a ait pay bedelini ona ödemek suretiyle devralmak istediği, her ne kadar bozma ilamında davalı şirketin «tacir» olup bir muhasebe «kaydı» olması gerektiği, muhasebe ile ilgili «defterlerinde» «hisse devrinin» muhasebeleştirilmediği, bu suretle davacı ile davalı arasında geçerli bir «ortaklık ilişkisinin» bulunmadığı üzerinde durulmuş ise de, dava konusu olayda hisse bedelinin davalı şirkete değil şahsa ödenmesi ve davalı şirketin kendi kasasına yapılan bir ödeme olmaması hususu gözetildiğinde, bu durumun davalıya ait mizan kaydında görülmemesinin doğal olduğu, davalı tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürülmesi ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan davacı tarafından dava dışı «hisse devir sözleşmesinin» tarafı bulunan şahsa haksız çıkar sağlanması olgusunun da delille ispatlanması gerektiği, ancak bu yönde her hangi bir delil elde edilemediği, davalı şirketçe çifte defter tutulduğunun, «ticari defter» ve kayıtlarda «tahrifat» yapıldığının, yanıltıcı belgeler düzenlendiğinin tespit edilemediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davacı ile taraflar arasında geçerli bir ortaklık ilişki …
Nitekim uyulan bozma ilamımızda da sahih bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığı, olayın «haksız fiil» olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş olup davalı şirketin ismini «taşıyan» belgede hisse devraldığının belirtilmesi ve bu bedelin miktarı konusunda davalı tarafın bir itirazının da bulunmaması karşısında davalıların ödenen bedelden soruml …
2-Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamı ve uyulan bozma ilamı doğrultusunda, davacının özgür iradesi ve yazılı «temlik» beyanı ile davalı ...'e ait «payı» bedelini ona ödemek suretiyle devraldığı devrin usulüne uygun olduğu, dava konusu olayda hisse bedelinin davalı şirkete değil şahsa ödendiği, bu durumun davalıya ait mizan kaydında görülemeyeceği, davalı tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürülmesi ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan davacı tarafından davalı ya da bir başkasına haksız çıkar sağlandığının, davalı şirketce çifte «defter» tutulduğunun, «ticari defter» ve kayıtlarda «tahrifat» yapıldığının, yanıltıcı belgeler düzenlendiğinin tespit edilemediği, «pay defteri» ile «hazirun cetvelinde» yer alan kayıtların farklılık gösterdiği, ortaklık ana sözleşmesinde bağlam hükmünün öngörülmediği, davaya konu «hisse devir sözleşmesindeki» «pay devrinin» şirket tarafından benimsenip pay defterine kaydedildiği gerekçesi ile ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
1- Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
Grubu'na «dahil» bazı şirketlerin fiili ve hukuki irtibat halinde oldukları, birlikte hareket ederek para toplama amacıyla yukarıda belirtilen belgeler gibi belgeler karşılığında para tahsil ettikleri, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kulllanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, tahsil ettikleri parayı ise muhasebe kayıtlarına yansıtmayarak para iade taleplerini reddettikleri böylelikle «haksız fiilde» bulundukları anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hazirun cetveli · pay devri · pay defteri · kâr payı · eksik inceleme · dahili dava · karar verilmesine yer olmadığına · husumet
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamı ve uyulan bozma ilamı doğrultusunda, davacının özgür iradesi ve yazılı «temlik» beyanı ile davalı ...'e ait «payı» bedelini ona ödemek suretiyle devraldığı devrin usulüne uygun olduğu, dava konusu olayda hisse bedelinin davalı şirkete değil şahsa ödendiği, bu durumun davalıya ait mizan kaydında görülemeyeceği, davalı tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürülmesi ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan davacı tarafından davalı ya da bir başkasına haksız çıkar sağlandığının, davalı şirketce çifte «defter» tutulduğunun, «ticari defter» ve kayıtlarda «tahrifat» yapıldığının, yanıltıcı belgeler düzenlendiğinin tespit edilemediği, «pay defteri» ile «hazirun cetvelinde» yer alan kayıtların farklılık gösterdiği, ortaklık ana sözleşmesinde bağlam hükmünün öngörülmediği, davaya konu «hisse devir sözleşmesindeki» «pay devrinin» şirket tarafından benimsenip pay defterine kaydedildiği gerekçesi ile ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
2- Öte yandan, Dairemizin ilk bozma ilamıyla «eksik inceleme» nedeniyle davanın reddi kararı bozulmuş, bozmaya uyularak verilen ikinci kararda davalı ... yönünden davanın «husumet» sebebiyle reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Grubu'na «dahil» bazı şirketlerin fiili ve hukuki irtibat halinde oldukları, birlikte hareket ederek para toplama amacıyla yukarıda belirtilen belgeler gibi belgeler karşılığında para tahsil ettikleri, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kulllanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, tahsil ettikleri parayı ise muhasebe kayıtlarına yansıtmayarak para iade taleplerini reddettikleri böylelikle «haksız fiilde» bulundukları anlaşılmaktadır.
A.Ş ile ... vekili temyiz etmiş, bu şekilde davalı ... hakkında verilen «husumetten» red kararı ile davalı ... hakkında verilen kısmen kabul kararı kesinleşmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4724 E. 2016/6466 K.
Ortak:hisse devir sözleşmesi · istirdat · ortaklık ilişkisi · haksız fiil · taşıyan · İstirdat
İncelediğiniz karardaNitekim uyulan bozma ilamımızda da sahih bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığı, olayın «haksız fiil» olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş olup davalı şirketin ismini «taşıyan» belgede hisse devraldığının belirtilmesi ve bu bedelin miktarı konusunda davalı tarafın bir itirazının da bulunmaması karşısında davalıların ödenen bedelden soruml …
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, davacının özgür iradesi ve yazılı «temlik» beyanı ile dava dışı Nurgül İnanır'a ait pay bedelini ona ödemek suretiyle devralmak istediği, her ne kadar bozma ilamında davalı şirketin «tacir» olup bir muhasebe «kaydı» olması gerektiği, muhasebe ile ilgili «defterlerinde» «hisse devrinin» muhasebeleştirilmediği, bu suretle davacı ile davalı arasında geçerli bir «ortaklık ilişkisinin» bulunmadığı üzerinde durulmuş ise de, dava konusu olayda hisse bedelinin davalı şirkete değil şahsa ödenmesi ve davalı şirketin kendi kasasına yapılan bir ödeme olmaması hususu gözetildiğinde, bu durumun davalıya ait mizan kaydında görülmemesinin doğal olduğu, davalı tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürülmesi ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan davacı tarafından dava dışı «hisse devir sözleşmesinin» tarafı bulunan şahsa haksız çıkar sağlanması olgusunun da delille ispatlanması gerektiği, ancak bu yönde her hangi bir delil elde edilemediği, davalı şirketçe çifte defter tutulduğunun, «ticari defter» ve kayıtlarda «tahrifat» yapıldığının, yanıltıcı belgeler düzenlendiğinin tespit edilemediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davacı ile taraflar arasında geçerli bir ortaklık ilişki …
2-Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaNitekim uyulan bozma ilamımızda da sahih bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığı, olayın «haksız fiil» olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş olup davalı şirketin unvanını «taşıyan» belgede hisse devraldığının belirtilmesi ve bu bedelin miktarı konusunda davalı tarafın bir itirazının da bulunmaması karşısında davalıların ödenen bedelden soruml …
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında hukuki sonuç doğuracak biçimde sahih bir «ortaklık ilişkisinin» mevcut olmadığı anlaşılmış ancak davaya konu devir belgesinin doğrudan davalı şirketlerden değil dava dışı üçüncü kişilerden alındığından hisse bedelinin - davalı şirkete değil şahsa ödenmesi davalı şirketin kendi kasasına yapılan bir ödeme olmaması olgusu gözetildiğinde - davalı şirketlere ait mizan kaydında görülmesinin mümkün olmadığı, davalılar tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürülmesi ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan davacı tarafından dava dışı «hisse devir sözleşemesinin» tarafı bulunan şahsa haksız çıkar sağlanması olgusunun da delille ispatlanması gerektiği ancak bu yönde her hangi bir delil elde edilemediği -«müterafik kusur» durumunun bulunmadığı-,davacı tarafça davalılara ödünç para verildiğinin de kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile, davacıyla davalı taraflar aras …
2-Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müterafik kusur · kusur · eksik inceleme · dahili dava · karar verilmesine yer olmadığına · husumet
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında hukuki sonuç doğuracak biçimde sahih bir «ortaklık ilişkisinin» mevcut olmadığı anlaşılmış ancak davaya konu devir belgesinin doğrudan davalı şirketlerden değil dava dışı üçüncü kişilerden alındığından hisse bedelinin - davalı şirkete değil şahsa ödenmesi davalı şirketin kendi kasasına yapılan bir ödeme olmaması olgusu gözetildiğinde - davalı şirketlere ait mizan kaydında görülmesinin mümkün olmadığı, davalılar tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürülmesi ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan davacı tarafından dava dışı «hisse devir sözleşemesinin» tarafı bulunan şahsa haksız çıkar sağlanması olgusunun da delille ispatlanması gerektiği ancak bu yönde her hangi bir delil elde edilemediği -«müterafik kusur» durumunun bulunmadığı-,davacı tarafça davalılara ödünç para verildiğinin de kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile, davacıyla davalı taraflar aras …
3- Öte yandan, Dairemizin ilk bozma ilamıyla «eksik inceleme» nedeniyle davanın reddi kararı bozulmuş, bozmaya uyularak verilen ikinci kararda davalı ...Ş. yönünden davanın «husumet» sebebiyle reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Grubu'na «dahil» bazı şirketlerin fiili ve hukuki irtibat halinde oldukları, birlikte hareket ederek para toplama amacıyla yukarıda belirtilen belgeler gibi belgeler karşılığında para tahsil ettikleri, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kulllanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, tahsil ettikleri parayı ise muhasebe kayıtlarına yansıtmayarak para iade taleplerini reddettikleri böylelikle «haksız fiilde» bulundukları anlaşılmaktadır.
A.Ş. ile ... vekili temyiz etmiş, bu şekilde davalı ...Ş. hakkında verilen «husumetten» red kararı kesinleşmiştir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2710 E. 2016/6462 K.
Ortak:temlik · istirdat · ortaklık ilişkisi · haksız fiil · taşıyan · İstirdat
İncelediğiniz karardaNitekim uyulan bozma ilamımızda da sahih bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığı, olayın «haksız fiil» olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş olup davalı şirketin ismini «taşıyan» belgede hisse devraldığının belirtilmesi ve bu bedelin miktarı konusunda davalı tarafın bir itirazının da bulunmaması karşısında davalıların ödenen bedelden soruml …
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, davacının özgür iradesi ve yazılı «temlik» beyanı ile dava dışı Nurgül İnanır'a ait pay bedelini ona ödemek suretiyle devralmak istediği, her ne kadar bozma ilamında davalı şirketin «tacir» olup bir muhasebe «kaydı» olması gerektiği, muhasebe ile ilgili «defterlerinde» «hisse devrinin» muhasebeleştirilmediği, bu suretle davacı ile davalı arasında geçerli bir «ortaklık ilişkisinin» bulunmadığı üzerinde durulmuş ise de, dava konusu olayda hisse bedelinin davalı şirkete değil şahsa ödenmesi ve davalı şirketin kendi kasasına yapılan bir ödeme olmaması hususu gözetildiğinde, bu durumun davalıya ait mizan kaydında görülmemesinin doğal olduğu, davalı tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürülmesi ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan davacı tarafından dava dışı «hisse devir sözleşmesinin» tarafı bulunan şahsa haksız çıkar sağlanması olgusunun da delille ispatlanması gerektiği, ancak bu yönde her hangi bir delil elde edilemediği, davalı şirketçe çifte defter tutulduğunun, «ticari defter» ve kayıtlarda «tahrifat» yapıldığının, yanıltıcı belgeler düzenlendiğinin tespit edilemediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davacı ile taraflar arasında geçerli bir ortaklık ilişki …
2-Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaNitekim uyulan bozma ilamımızda da sahih bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığı, olayın «haksız fiil» olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş olup davalı şirketin unvanını «taşıyan» belgede hisse devraldığının belirtilmesi ve bu bedelin miktarı konusunda davalı tarafın bir itirazının da bulunmaması karşısında davalıların ödenen bedelden soruml …
Mahkemece, uyulan bozma ilamı, alınan bilirkişi raporu, tüm dosya kapsamına göre, davacının yazılı «temlik» beyanı ile dava dışı «üçüncü kişiye» ait hisseleri hisse bedelini ona (...'e) ödemek suretiyle devralmak istediği ancak devir sonrası geçerli surette «ortaklık ilişkisi» kurulamadığı, hisse bedelinin davalı şirkete değil şahsa ödenmesi davalı şirketin kendi kasasına yapılan bir ödeme olmaması olgusu gözetildiğinde bu durumun davalıya ait mizan kaydında görülmemesinin doğal olduğu, davalı tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürülmesi ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan davacı tarafından davalı ya da bir başkasına haksız çıkar sağlanması olgusunun da delille ispatlanması gerektiği ancak bu yönde herhangi bir delil elde edilemediği-«müterafik kusur» durumunun bulunmadığı-davacı tarafça davalıya ödünç para verildiğinin de kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile davacı ile taraflar arasında geçer …
1-Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müterafik kusur · üçüncü kişi · kusur · dahili dava
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı, alınan bilirkişi raporu, tüm dosya kapsamına göre, davacının yazılı «temlik» beyanı ile dava dışı «üçüncü kişiye» ait hisseleri hisse bedelini ona (...'e) ödemek suretiyle devralmak istediği ancak devir sonrası geçerli surette «ortaklık ilişkisi» kurulamadığı, hisse bedelinin davalı şirkete değil şahsa ödenmesi davalı şirketin kendi kasasına yapılan bir ödeme olmaması olgusu gözetildiğinde bu durumun davalıya ait mizan kaydında görülmemesinin doğal olduğu, davalı tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürülmesi ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan davacı tarafından davalı ya da bir başkasına haksız çıkar sağlanması olgusunun da delille ispatlanması gerektiği ancak bu yönde herhangi bir delil elde edilemediği-«müterafik kusur» durumunun bulunmadığı-davacı tarafça davalıya ödünç para verildiğinin de kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile davacı ile taraflar arasında geçer …
Grubuna «dahil» bazı şirketlerin fiili ve hukuki irtibat halinde oldukları, birlikte hareket ederek para toplama amacıyla yukarıda belirtilen belgeler gibi belgeler karşılığında para tahsil ettikleri, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kulllanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, tahsil ettikleri parayı ise muhasebe kayıtlarına yansıtmayarak para iade taleplerini reddettikleri böylelikle «haksız fiilde» bulundukları anlaşılmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1742 E. 2016/6463 K.
Ortak:tahrifat · hisse devir sözleşmesi · temlik · istirdat · ortaklık ilişkisi · haksız fiil · ticari defter · taşıyan · İstirdat
İncelediğiniz karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, davacının özgür iradesi ve yazılı «temlik» beyanı ile dava dışı Nurgül İnanır'a ait pay bedelini ona ödemek suretiyle devralmak istediği, her ne kadar bozma ilamında davalı şirketin «tacir» olup bir muhasebe «kaydı» olması gerektiği, muhasebe ile ilgili «defterlerinde» «hisse devrinin» muhasebeleştirilmediği, bu suretle davacı ile davalı arasında geçerli bir «ortaklık ilişkisinin» bulunmadığı üzerinde durulmuş ise de, dava konusu olayda hisse bedelinin davalı şirkete değil şahsa ödenmesi ve davalı şirketin kendi kasasına yapılan bir ödeme olmaması hususu gözetildiğinde, bu durumun davalıya ait mizan kaydında görülmemesinin doğal olduğu, davalı tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürülmesi ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan davacı tarafından dava dışı «hisse devir sözleşmesinin» tarafı bulunan şahsa haksız çıkar sağlanması olgusunun da delille ispatlanması gerektiği, ancak bu yönde her hangi bir delil elde edilemediği, davalı şirketçe çifte defter tutulduğunun, «ticari defter» ve kayıtlarda «tahrifat» yapıldığının, yanıltıcı belgeler düzenlendiğinin tespit edilemediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davacı ile taraflar arasında geçerli bir ortaklık ilişki …
Nitekim uyulan bozma ilamımızda da sahih bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığı, olayın «haksız fiil» olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş olup davalı şirketin ismini «taşıyan» belgede hisse devraldığının belirtilmesi ve bu bedelin miktarı konusunda davalı tarafın bir itirazının da bulunmaması karşısında davalıların ödenen bedelden soruml …
2-Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamı ve uyulan bozma ilamı doğrultusunda, davacının özgür iradesi ve yazılı «temlik» beyanı ile davalı ...'e ait «payı» bedelini ona ödemek suretiyle devraldığı, devrin usulüne uygun olduğu, dava konusu olayda hisse bedelinin davalı şirkete değil şahsa ödenmesi davalı şirketin kendi kasasına yapılan bir ödeme olmaması olgusu gözetildiğinde bu durumun davalıya ait mizan kaydında görülemeyeceği, davalı tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürülmesi ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan davacı tarafından davalı ya da bir başkasına haksız çıkar sağlanması olgusunun da delille ispatlanması gerektiği ancak bu yönde her hangi bir delil elde edilememesi, davalı şirketce çifte «defter» tutulduğunun, «ticari defter» ve kayıtlarda «tahrifat» yapıldığının, yanıltıcı belgeler düzenlendiğinin tespit edilememesi, «pay defteri» ile «hazirun cetvelinde» yer alan kayıtların farklılık göstermemesi, ortaklık ana sözleşesinde bağlam hükmünün öngörülmemesi, davaya konu «hisse devir sözleşmesindeki» «pay devrinin» şirket tarafından benimsenip pay defterine kaydedilmesi, davacının isteminin «pay devir sözleşmesine» dayandığından sözleşmenin tarafı olmayan davalı şirketlere «husumet» düşmeyeceği gerekçeleri ile davalılar ...
1- Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
Grubu'na «dahil» bazı şirketlerin fiili ve hukuki irtibat halinde oldukları, birlikte hareket ederek para toplama amacıyla yukarıda belirtilen belgeler gibi belgeler karşılığında para tahsil ettikleri, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kulllanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, tahsil ettikleri parayı ise muhasebe kayıtlarına yansıtmayarak para iade taleplerini reddettikleri böylelikle «haksız fiilde» bulundukları anlaşılmış olup, davalı şirketin unvanını «taşıyan» belgede hisse devraldığının belirtilmesi ve bu bedelin miktarı konusunda davalı tarafın bir itirazının da bulunmaması karşısında davalıların ödenen bedelden soruml …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pay devir sözleşmesi · hazirun cetveli · pay devri · pasif husumet yokluğu · pay defteri · pasif husumet · husumet yokluğu · anonim şirket
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamı ve uyulan bozma ilamı doğrultusunda, davacının özgür iradesi ve yazılı «temlik» beyanı ile davalı ...'e ait «payı» bedelini ona ödemek suretiyle devraldığı, devrin usulüne uygun olduğu, dava konusu olayda hisse bedelinin davalı şirkete değil şahsa ödenmesi davalı şirketin kendi kasasına yapılan bir ödeme olmaması olgusu gözetildiğinde bu durumun davalıya ait mizan kaydında görülemeyeceği, davalı tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürülmesi ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan davacı tarafından davalı ya da bir başkasına haksız çıkar sağlanması olgusunun da delille ispatlanması gerektiği ancak bu yönde her hangi bir delil elde edilememesi, davalı şirketce çifte «defter» tutulduğunun, «ticari defter» ve kayıtlarda «tahrifat» yapıldığının, yanıltıcı belgeler düzenlendiğinin tespit edilememesi, «pay defteri» ile «hazirun cetvelinde» yer alan kayıtların farklılık göstermemesi, ortaklık ana sözleşesinde bağlam hükmünün öngörülmemesi, davaya konu «hisse devir sözleşmesindeki» «pay devrinin» şirket tarafından benimsenip pay defterine kaydedilmesi, davacının isteminin «pay devir sözleşmesine» dayandığından sözleşmenin tarafı olmayan davalı şirketlere «husumet» düşmeyeceği gerekçeleri ile davalılar ...
… TTK'nın 336/5. maddesinde tarif edilen gerek kanunların gerekse sözleşmelerin kendisine yüklediği sair vazifelerin kasten ve ihmal neticesi yapılmaması, TTK'nın 321/«son» maddesinde de, «temsile» ve idareye salahiyetli olanların vazifelerini yaptıkları sırada işledikleri haksız fiillerden «anonim şirketin» sorumlu olacağı hükme bağlandığından davalı ...'ın da davalı şirketlerin «yönetim kurulu» başkanı olarak gerek MK'nın 50. maddesi gerekse de TTK'nın 321/son maddesi uyarınca zarardan sorumlu tutulabileceği ve bu nedenle kendisine «husumet» yöneltilebileceği gözetilmeksizin bu davalı yönünden dahi «pasif husumet yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
2- Ayrıca, olay tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 336. maddesi uyarınca davalı ... hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğundan» yazılı gerekçeyle reddi de doğru değildir.
… ünmemesinin doğal olduğu, davalılar tarafından kullanılan hilelerle davacının yanılgıya düşürüldüğü yönünde herhangi bir delil elde edilemediği, davacının isteminin «pay devri» sözleşmesine dayandığı, sözleşmenin tarafı olmayan davalı şirketlere «husumet» yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, şirketler yönünden davanın husumetten reddine, davalı ... yönünden ise ispatlanamadığından reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3208 E. 2017/5315 K.
Ortak:istirdat · ortaklık ilişkisi · haksız fiil · taşıyan · İstirdat
İncelediğiniz karardaNitekim uyulan bozma ilamımızda da sahih bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığı, olayın «haksız fiil» olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş olup davalı şirketin ismini «taşıyan» belgede hisse devraldığının belirtilmesi ve bu bedelin miktarı konusunda davalı tarafın bir itirazının da bulunmaması karşısında davalıların ödenen bedelden soruml …
2-Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, davacının özgür iradesi ve yazılı «temlik» beyanı ile dava dışı Nurgül İnanır'a ait pay bedelini ona ödemek suretiyle devralmak istediği, her ne kadar bozma ilamında davalı şirketin «tacir» olup bir muhasebe «kaydı» olması gerektiği, muhasebe ile ilgili «defterlerinde» «hisse devrinin» muhasebeleştirilmediği, bu suretle davacı ile davalı arasında geçerli bir «ortaklık ilişkisinin» bulunmadığı üzerinde durulmuş ise de, dava konusu olayda hisse bedelinin davalı şirkete değil şahsa ödenmesi ve davalı şirketin kendi kasasına yapılan bir ödeme olmaması hususu gözetildiğinde, bu durumun davalıya ait mizan kaydında görülmemesinin doğal olduğu, davalı tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürülmesi ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan davacı tarafından dava dışı «hisse devir sözleşmesinin» tarafı bulunan şahsa haksız çıkar sağlanması olgusunun da delille ispatlanması gerektiği, ancak bu yönde her hangi bir delil elde edilemediği, davalı şirketçe çifte defter tutulduğunun, «ticari defter» ve kayıtlarda «tahrifat» yapıldığının, yanıltıcı belgeler düzenlendiğinin tespit edilemediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davacı ile taraflar arasında geçerli bir ortaklık ilişki …
Benzer bu karardaNitekim uyulan bozma ilamımızda da sahih bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığı, olayın «haksız fiil» olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş olup davalı şirketin ismini «taşıyan» belgede hisse devraldığının belirtilmesi ve bu bedelin miktarı konusunda davalı tarafın bir itirazının da bulunmaması karşısında davalıların ödenen bedelden soruml …
2- Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tespiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsülüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; davacı ile taraflar arasında geçerli bir «ortaklık ilişkisinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın bu talep yönden kabulüne, bedel istemine yönelik yapılan talebin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın bu yönden reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dahili dava
Benzer bu karardaGrubu'na «dahil» bazı şirketlerin fiili ve hukuki irtibat halinde oldukları, birlikte hareket ederek para toplama amacıyla yukarıda belirtilen belgeler gibi belgeler karşılığında para tahsil ettikleri, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kullanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, tahsil ettikleri parayı ise muhasebe kayıtlarına yansıtmayarak para iade taleplerini reddettikleri böylelikle «haksız fiilde» bulundukları anlaşılmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4707 E. 2016/5692 K.
Ortak:istirdat · ortaklık ilişkisi · haksız fiil · taşıyan · İstirdat
İncelediğiniz karardaNitekim uyulan bozma ilamımızda da sahih bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığı, olayın «haksız fiil» olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş olup davalı şirketin ismini «taşıyan» belgede hisse devraldığının belirtilmesi ve bu bedelin miktarı konusunda davalı tarafın bir itirazının da bulunmaması karşısında davalıların ödenen bedelden soruml …
2-Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, davacının özgür iradesi ve yazılı «temlik» beyanı ile dava dışı Nurgül İnanır'a ait pay bedelini ona ödemek suretiyle devralmak istediği, her ne kadar bozma ilamında davalı şirketin «tacir» olup bir muhasebe «kaydı» olması gerektiği, muhasebe ile ilgili «defterlerinde» «hisse devrinin» muhasebeleştirilmediği, bu suretle davacı ile davalı arasında geçerli bir «ortaklık ilişkisinin» bulunmadığı üzerinde durulmuş ise de, dava konusu olayda hisse bedelinin davalı şirkete değil şahsa ödenmesi ve davalı şirketin kendi kasasına yapılan bir ödeme olmaması hususu gözetildiğinde, bu durumun davalıya ait mizan kaydında görülmemesinin doğal olduğu, davalı tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürülmesi ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan davacı tarafından dava dışı «hisse devir sözleşmesinin» tarafı bulunan şahsa haksız çıkar sağlanması olgusunun da delille ispatlanması gerektiği, ancak bu yönde her hangi bir delil elde edilemediği, davalı şirketçe çifte defter tutulduğunun, «ticari defter» ve kayıtlarda «tahrifat» yapıldığının, yanıltıcı belgeler düzenlendiğinin tespit edilemediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davacı ile taraflar arasında geçerli bir ortaklık ilişki …
Benzer bu karardaNitekim uyulan bozma ilamımızda da sahih bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığı, olayın «haksız fiil» olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş olup davalı şirketin ismini «taşıyan» belgede hisse devraldığının belirtilmesi ve bu bedelin miktarı konusunda davalı tarafın bir itirazının da bulunmaması karşısında davalıların ödenen bedelden soruml …
2-Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
… kaydında görülmemesinin doğal olduğu, davalı tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürüldüğü yönünde herhangi bir delil elde edilemediği, «müterafik kusur» durumunun bulunmadığı, davacı tarafça davalıya ödünç para verildiğinin de kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davacı ile taraflar arasında geçerli bir «ortaklık ilişkisinin» bulunmadığının tespitine, bedel istemine yönelik talebin ispatlanamadığından reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müterafik kusur · kusur · vekalet ücreti
Benzer bu kararda… kaydında görülmemesinin doğal olduğu, davalı tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürüldüğü yönünde herhangi bir delil elde edilemediği, «müterafik kusur» durumunun bulunmadığı, davacı tarafça davalıya ödünç para verildiğinin de kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davacı ile taraflar arasında geçerli bir «ortaklık ilişkisinin» bulunmadığının tespitine, bedel istemine yönelik talebin ispatlanamadığından reddine karar verilmiştir.
3-Bozma sebep ve şekline göre davalılar vekilinin, reddedilen kısma yönelik «vekalet ücretine» ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4714 E. 2016/6438 K.
Ortak:istirdat · ortaklık ilişkisi · haksız fiil · taşıyan · İstirdat
İncelediğiniz karardaNitekim uyulan bozma ilamımızda da sahih bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığı, olayın «haksız fiil» olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş olup davalı şirketin ismini «taşıyan» belgede hisse devraldığının belirtilmesi ve bu bedelin miktarı konusunda davalı tarafın bir itirazının da bulunmaması karşısında davalıların ödenen bedelden soruml …
2-Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, davacının özgür iradesi ve yazılı «temlik» beyanı ile dava dışı Nurgül İnanır'a ait pay bedelini ona ödemek suretiyle devralmak istediği, her ne kadar bozma ilamında davalı şirketin «tacir» olup bir muhasebe «kaydı» olması gerektiği, muhasebe ile ilgili «defterlerinde» «hisse devrinin» muhasebeleştirilmediği, bu suretle davacı ile davalı arasında geçerli bir «ortaklık ilişkisinin» bulunmadığı üzerinde durulmuş ise de, dava konusu olayda hisse bedelinin davalı şirkete değil şahsa ödenmesi ve davalı şirketin kendi kasasına yapılan bir ödeme olmaması hususu gözetildiğinde, bu durumun davalıya ait mizan kaydında görülmemesinin doğal olduğu, davalı tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürülmesi ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan davacı tarafından dava dışı «hisse devir sözleşmesinin» tarafı bulunan şahsa haksız çıkar sağlanması olgusunun da delille ispatlanması gerektiği, ancak bu yönde her hangi bir delil elde edilemediği, davalı şirketçe çifte defter tutulduğunun, «ticari defter» ve kayıtlarda «tahrifat» yapıldığının, yanıltıcı belgeler düzenlendiğinin tespit edilemediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davacı ile taraflar arasında geçerli bir ortaklık ilişki …
Benzer bu karardaNitekim uyulan bozma ilamımızda da sahih bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığı, olayın «haksız fiil» olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş olup davalı şirketin ismini «taşıyan» belgede hisse devraldığının belirtilmesi ve bu bedelin miktarı konusunda davalı tarafın bir itirazının da bulunmaması karşısında davalıların ödenen bedelden soruml …
2-Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
… kaydında görülmemesinin doğal olduğu, davalı tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürüldüğü yönünde herhangi bir delil elde edilemediği, «müterafik kusur» durumunun bulunmadığı, davacı tarafça davalıya ödünç para verildiğinin de kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davacı ile taraflar arasında geçerli bir «ortaklık ilişkisinin» bulunmadığının tespitine, bedel istemine yönelik yapılan talebin ispatlanamadığından reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müterafik kusur · kusur · dahili dava
Benzer bu kararda… kaydında görülmemesinin doğal olduğu, davalı tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürüldüğü yönünde herhangi bir delil elde edilemediği, «müterafik kusur» durumunun bulunmadığı, davacı tarafça davalıya ödünç para verildiğinin de kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davacı ile taraflar arasında geçerli bir «ortaklık ilişkisinin» bulunmadığının tespitine, bedel istemine yönelik yapılan talebin ispatlanamadığından reddine karar verilmiştir.
Grubu'na «dahil» bazı şirketlerin fiili ve hukuki irtibat halinde oldukları, birlikte hareket ederek para toplama amacıyla yukarıda belirtilen belgeler gibi belgeler karşılığında para tahsil ettikleri, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kulllanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, tahsil ettikleri parayı ise muhasebe kayıtlarına yansıtmayarak para iade taleplerini reddettikleri böylelikle «haksız fiilde» bulundukları anlaşılmaktadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/1735 E. , 2017/4922 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 26/11/2015 tarih ve 2015/446-2015/718 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 21.242,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK 3156 sayılı Kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların her istendiği an geri ödeneceği ve yatırılan paralar karşılığı yüksek faiz verileceği garantisiyle binlerce kişiden para topladıklarını, bu kapsamda müvekkilinden de hisse senedi devir ve kabul sözleşmesi başlıklı belge karşılığında para alındığını, ancak müvekkilince istenmesine rağmen alınan paranın geri ödenmediğini, davalıların eylemlerinin hukuki dayanağının bulunmadığını, TTK, Bankalar Kanunu ve SPK hükümlerinin ihlal edildiğini, anılan kanunlar uyarınca müvekkilinin şirket ortağı yapılmasının mümkün bulunmadığını, şirket yönetim kurulu üyelerinin yürütülen bu faaliyetler nedeniyle defalarca yargılandıklarını ve mahkum edildiklerini, yapılan bu yargılamalar neticesinde şirket defterlerinde bulunan kayıtların gerçeği yansıtmadığının tespit edildiğini, TTK'nın 336.
maddesi uyarınca davalı ...'ın da ortaya çıkan zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespitine, kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğüne, 20.000 DM karşılığı 17.713,18 TL alacağın en yüksek ticari faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacının iradesi ile ödediği bedel karşılığında davalı şirkete ortak olduğunu ve payların ortaklık pay defterine kaydedildiğini, davacının taleplerine 6762 sayılı TTK'nin 329 ve 405. maddelerinin engel olduğunu, davacı taraf iddialarının gerçeği yansıtmadığı gibi talebin de zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, davacının özgür iradesi ve yazılı temlik beyanı ile dava dışı Nurgül İnanır'a ait pay bedelini ona ödemek suretiyle devralmak istediği, her ne kadar bozma ilamında davalı şirketin tacir olup bir muhasebe kaydı olması gerektiği, muhasebe ile ilgili defterlerinde hisse devrinin muhasebeleştirilmediği, bu suretle davacı ile davalı arasında geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığı üzerinde durulmuş ise de, dava konusu olayda hisse bedelinin davalı şirkete değil şahsa ödenmesi ve davalı şirketin kendi kasasına yapılan bir ödeme olmaması hususu gözetildiğinde, bu durumun davalıya ait mizan kaydında görülmemesinin doğal olduğu, davalı tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürülmesi ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan davacı tarafından dava dışı hisse devir sözleşmesinin tarafı bulunan şahsa haksız çıkar sağlanması olgusunun da delille ispatlanması gerektiği, ancak bu yönde her hangi bir delil elde edilemediği, davalı şirketçe çifte defter tutulduğunun, ticari defter ve kayıtlarda tahrifat yapıldığının, yanıltıcı belgeler düzenlendiğinin tespit edilemediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davacı ile taraflar arasında geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespitine, bedel istemine yönelik talebin ispatlanamadığından reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılar vekilinin yargılama giderleri dışındaki tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisi kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın istirdadı istemine ilişkindir. Mahkemece, davacının "... Tic. A.Ş. Hisse Senedi Devir ve Kabul Sözleşmesi" başlıklı belgeye istinaden hisseyi dava dışı üçüncü kişiden devraldığı, bedelin davalı şirkete ait mizan kaydında görünmemesinin doğal olduğu, davalılar tarafından kullanılan hilelerle davacının yanılgıya düşürüldüğü yönünde herhangi bir delil elde edilemediği gerekçesiyle, taraflar arasında geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığının tespitine, bedel istemine ilişkin talebin ispatlanamadığından reddine karar verilmiştir.
Ancak, Dairemizden geçen diğer emsal dosyalardan da anlaşılacağı üzere ... Grubu şirketlerin fiili ve hukuki irtibat halinde oldukları, birlikte hareket ederek para toplama amacıyla yukarıda belirtilen belgeler gibi belgeler karşılığında para tahsil ettikleri, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kullanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, tahsil ettikleri parayı ise muhasebe kayıtlarına yansıtmayarak para iade taleplerini reddettikleri böylelikle haksız fiilde bulundukları anlaşılmaktadır. Nitekim uyulan bozma ilamımızda da sahih bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı, olayın haksız fiil olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş olup davalı şirketin ismini taşıyan belgede hisse devraldığının belirtilmesi ve bu bedelin miktarı konusunda davalı tarafın bir itirazının da bulunmaması karşısında davalıların ödenen bedelden sorumlu olduğu kabul edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamına uygun düşmeyen yazılı gerekçeyle geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığının tespitine, bedel istemine ilişkin talebin reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre davalılar vekilinin yargılama giderlerine yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) no'lu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin yargılama giderleri dışındaki tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) no'lu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (3) no'lu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin yargılama giderlerine yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 02/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/371849800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz