İstirdat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/1742 E. 2016/6463 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
pay devir sözleşmesi↗ tahrifat↗ hazirun cetveli↗ pay devri↗ ticari defter ve kayıtlar↗ pasif husumet yokluğu↗ hisse senedi↗ pay defteri↗ hisse devir sözleşmesi↗ pasif husumet↗ husumet yokluğu↗ temlik↗ anonim şirket↗ istirdat↗ ortaklık ilişkisi↗ haksız fiil↗ kâr payı↗ ticari defter↗ yönetim kurulu kararı↗ taşıyan↗ eksik inceleme↗ dahili dava↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ temsil↗ husumet↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, tüm dosya kapsamı ve uyulan bozma ilamı doğrultusunda, davacının özgür iradesi ve yazılı temlik beyanı ile davalı ...'e ait payı bedelini ona ödemek suretiyle devraldığı, devrin usulüne uygun olduğu, dava konusu olayda hisse bedelinin davalı şirkete değil şahsa ödenmesi davalı şirketin kendi kasasına yapılan bir ödeme olmaması olgusu gözetildiğinde bu durumun davalıya ait mizan kaydında görülemeyeceği, davalı tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürülmesi ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan davacı tarafından davalı ya da bir başkasına haksız çıkar sağlanması olgusunun da delille ispatlanması gerektiği ancak bu yönde her hangi bir delil elde edilememesi, davalı şirketce çifte defter tutulduğunun, ticari defter ve kayıtlarda tahrifat yapıldığının, yanıltıcı belgeler düzenlendiğinin tespit edilememesi, pay defteri ile hazirun cetvelinde yer alan kayıtların farklılık göstermemesi, ortaklık ana sözleşesinde bağlam hükmünün öngörülmemesi, davaya konu hisse devir sözleşmesindeki pay devrinin şirket tarafından benimsenip pay defterine kaydedilmesi, davacının isteminin pay devir sözleşmesine dayandığından sözleşmenin tarafı olmayan davalı şirketlere husumet düşmeyeceği gerekçeleri ile davalılar ... Gıda San. ve Tic. A.Ş., ... Holding A.Ş, ve ... aleyhine açılan davanın husumetten, ... yönünden açılan davanın ispatlanamadığından reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisi kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın istirdadı istemine ilişkindir. Mahkemece, davacının "... Gıda San. ve Tic. A.Ş. Hisse Senedi Devir ve Kabul Sözleşmesi" başlıklı belgeye istinaden hisseyi devreden Kadir'den aldığı, bedelin davalı şirkete ait mizan kaydında görünmemesinin doğal olduğu, davalılar tarafından kullanılan hilelerle davacının yanılgıya düşürüldüğü yönünde herhangi bir delil elde edilemediği, davacının isteminin pay devri sözleşmesine dayandığı, sözleşmenin tarafı olmayan davalı şirketlere husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, şirketler yönünden davanın husumetten reddine, davalı ... yönünden ise ispatlanamadığından reddine karar verilmiştir.
Ancak, Dairemizden geçen diğer emsal dosyalardan da anlaşılacağı üzere ... Grubu'na dahil bazı şirketlerin fiili ve hukuki irtibat halinde oldukları, birlikte hareket ederek para toplama amacıyla yukarıda belirtilen belgeler gibi belgeler karşılığında para tahsil ettikleri, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kulllanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, tahsil ettikleri parayı ise muhasebe kayıtlarına yansıtmayarak para iade taleplerini reddettikleri böylelikle haksız fiilde bulundukları anlaşılmış olup, davalı şirketin unvanını taşıyan belgede hisse devraldığının belirtilmesi ve bu bedelin miktarı konusunda davalı tarafın bir itirazının da bulunmaması karşısında davalıların ödenen bedelden sorumlu olduğu kabul edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Ayrıca, olay tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 336. maddesi uyarınca davalı ... hakkındaki davanın pasif husumet yokluğundan yazılı gerekçeyle reddi de doğru değildir. Zira, 6762 sayılı TTK'nın 336/5. maddesinde tarif edilen gerek kanunların gerekse sözleşmelerin kendisine yüklediği sair vazifelerin kasten ve ihmal neticesi yapılmaması, TTK'nın 321/son maddesinde de, temsile ve idareye salahiyetli olanların vazifelerini yaptıkları sırada işledikleri haksız fiillerden anonim şirketin sorumlu olacağı hükme bağlandığından davalı ...'ın da davalı şirketlerin yönetim kurulu başkanı olarak gerek MK'nın 50. maddesi gerekse de TTK'nın 321/son maddesi uyarınca zarardan sorumlu tutulabileceği ve bu nedenle kendisine husumet yöneltilebileceği gözetilmeksizin bu davalı yönünden dahi pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
3- Öte yandan, Dairemizin ilk bozma ilamıyla eksik inceleme nedeniyle davanın reddi kararı bozulmuş, bozmaya uyularak verilen ikinci kararda davalı ...Ş. yönünden davanın husumet sebebiyle reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İkinci kararı davacı vekili temyiz etmeyip davalılardan ...ile ... vekili temyiz etmiş, bu şekilde davalı ...Ş. hakkında verilen husumetten red kararı ile davalı ... hakkında verilen kısmen kabul kararı kesinleşmiştir.
Bu durumda, davalı ...Ş. hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulması gerekirken bu davalı hakkında yine davanın husumetten reddine karar verilmesi doğru olmadığı gibi, davalı ... yönünden verilen kısmen kabul kararının kesinleştiği gözetilmeksizin anılan davalı hakkında da ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İstirdat 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2883 E. 2016/6460 K.
Ortak:tahrifat · hazirun cetveli · pay devri · pay defteri · hisse devir sözleşmesi · temlik · istirdat · ortaklık ilişkisi · dava şartı · İstirdat
İncelediğiniz karardaMahkemece, tüm dosya kapsamı ve uyulan bozma ilamı doğrultusunda, davacının özgür iradesi ve yazılı «temlik» beyanı ile davalı ...'e ait «payı» bedelini ona ödemek suretiyle devraldığı, devrin usulüne uygun olduğu, dava konusu olayda hisse bedelinin davalı şirkete değil şahsa ödenmesi davalı şirketin kendi kasasına yapılan bir ödeme olmaması olgusu gözetildiğinde bu durumun davalıya ait mizan kaydında görülemeyeceği, davalı tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürülmesi ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan davacı tarafından davalı ya da bir başkasına haksız çıkar sağlanması olgusunun da delille ispatlanması gerektiği ancak bu yönde her hangi bir delil elde edilememesi, davalı şirketce çifte «defter» tutulduğunun, «ticari defter» ve kayıtlarda «tahrifat» yapıldığının, yanıltıcı belgeler düzenlendiğinin tespit edilememesi, «pay defteri» ile «hazirun cetvelinde» yer alan kayıtların farklılık göstermemesi, ortaklık ana sözleşesinde bağlam hükmünün öngörülmemesi, davaya konu «hisse devir sözleşmesindeki» «pay devrinin» şirket tarafından benimsenip pay defterine kaydedilmesi, davacının isteminin «pay devir sözleşmesine» dayandığından sözleşmenin tarafı olmayan davalı şirketlere «husumet» düşmeyeceği gerekçeleri ile davalılar ...
1- Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
… ünmemesinin doğal olduğu, davalılar tarafından kullanılan hilelerle davacının yanılgıya düşürüldüğü yönünde herhangi bir delil elde edilemediği, davacının isteminin «pay devri» sözleşmesine dayandığı, sözleşmenin tarafı olmayan davalı şirketlere «husumet» yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, şirketler yönünden davanın husumetten reddine, davalı ... yönünden ise ispatlanamadığından reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamı ve uyulan bozma ilamı doğrultusunda, davacının özgür iradesi ve yazılı «temlik» beyanı ile davalı ...'e ait «payı» bedelini ona ödemek suretiyle devraldığı devrin usulüne uygun olduğu, dava konusu olayda hisse bedelinin davalı şirkete değil şahsa ödendiği, bu durumun davalıya ait mizan kaydında görülemeyeceği, davalı tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürülmesi ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan davacı tarafından davalı ya da bir başkasına haksız çıkar sağlandığının, davalı şirketce çifte «defter» tutulduğunun, «ticari defter» ve kayıtlarda «tahrifat» yapıldığının, yanıltıcı belgeler düzenlendiğinin tespit edilemediği, «pay defteri» ile «hazirun cetvelinde» yer alan kayıtların farklılık gösterdiği, ortaklık ana sözleşmesinde bağlam hükmünün öngörülmediği, davaya konu «hisse devir sözleşmesindeki» «pay devrinin» şirket tarafından benimsenip pay defterine kaydedildiği gerekçesi ile ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
1- Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4724 E. 2016/6466 K.
Ortak:hisse devir sözleşmesi · istirdat · ortaklık ilişkisi · haksız fiil · taşıyan · eksik inceleme · dahili dava · karar verilmesine yer olmadığına · dava şartı · İstirdat
İncelediğiniz karardaGrubu'na «dahil» bazı şirketlerin fiili ve hukuki irtibat halinde oldukları, birlikte hareket ederek para toplama amacıyla yukarıda belirtilen belgeler gibi belgeler karşılığında para tahsil ettikleri, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kulllanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, tahsil ettikleri parayı ise muhasebe kayıtlarına yansıtmayarak para iade taleplerini reddettikleri böylelikle «haksız fiilde» bulundukları anlaşılmış olup, davalı şirketin unvanını «taşıyan» belgede hisse devraldığının belirtilmesi ve bu bedelin miktarı konusunda davalı tarafın bir itirazının da bulunmaması karşısında davalıların ödenen bedelden soruml …
1- Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamı ve uyulan bozma ilamı doğrultusunda, davacının özgür iradesi ve yazılı «temlik» beyanı ile davalı ...'e ait «payı» bedelini ona ödemek suretiyle devraldığı, devrin usulüne uygun olduğu, dava konusu olayda hisse bedelinin davalı şirkete değil şahsa ödenmesi davalı şirketin kendi kasasına yapılan bir ödeme olmaması olgusu gözetildiğinde bu durumun davalıya ait mizan kaydında görülemeyeceği, davalı tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürülmesi ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan davacı tarafından davalı ya da bir başkasına haksız çıkar sağlanması olgusunun da delille ispatlanması gerektiği ancak bu yönde her hangi bir delil elde edilememesi, davalı şirketce çifte «defter» tutulduğunun, «ticari defter» ve kayıtlarda «tahrifat» yapıldığının, yanıltıcı belgeler düzenlendiğinin tespit edilememesi, «pay defteri» ile «hazirun cetvelinde» yer alan kayıtların farklılık göstermemesi, ortaklık ana sözleşesinde bağlam hükmünün öngörülmemesi, davaya konu «hisse devir sözleşmesindeki» «pay devrinin» şirket tarafından benimsenip pay defterine kaydedilmesi, davacının isteminin «pay devir sözleşmesine» dayandığından sözleşmenin tarafı olmayan davalı şirketlere «husumet» düşmeyeceği gerekçeleri ile davalılar ...
Benzer bu karardaNitekim uyulan bozma ilamımızda da sahih bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığı, olayın «haksız fiil» olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş olup davalı şirketin unvanını «taşıyan» belgede hisse devraldığının belirtilmesi ve bu bedelin miktarı konusunda davalı tarafın bir itirazının da bulunmaması karşısında davalıların ödenen bedelden soruml …
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında hukuki sonuç doğuracak biçimde sahih bir «ortaklık ilişkisinin» mevcut olmadığı anlaşılmış ancak davaya konu devir belgesinin doğrudan davalı şirketlerden değil dava dışı üçüncü kişilerden alındığından hisse bedelinin - davalı şirkete değil şahsa ödenmesi davalı şirketin kendi kasasına yapılan bir ödeme olmaması olgusu gözetildiğinde - davalı şirketlere ait mizan kaydında görülmesinin mümkün olmadığı, davalılar tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürülmesi ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan davacı tarafından dava dışı «hisse devir sözleşemesinin» tarafı bulunan şahsa haksız çıkar sağlanması olgusunun da delille ispatlanması gerektiği ancak bu yönde her hangi bir delil elde edilemediği -«müterafik kusur» durumunun bulunmadığı-,davacı tarafça davalılara ödünç para verildiğinin de kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile, davacıyla davalı taraflar aras …
2-Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müterafik kusur · kusur
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında hukuki sonuç doğuracak biçimde sahih bir «ortaklık ilişkisinin» mevcut olmadığı anlaşılmış ancak davaya konu devir belgesinin doğrudan davalı şirketlerden değil dava dışı üçüncü kişilerden alındığından hisse bedelinin - davalı şirkete değil şahsa ödenmesi davalı şirketin kendi kasasına yapılan bir ödeme olmaması olgusu gözetildiğinde - davalı şirketlere ait mizan kaydında görülmesinin mümkün olmadığı, davalılar tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürülmesi ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan davacı tarafından dava dışı «hisse devir sözleşemesinin» tarafı bulunan şahsa haksız çıkar sağlanması olgusunun da delille ispatlanması gerektiği ancak bu yönde her hangi bir delil elde edilemediği -«müterafik kusur» durumunun bulunmadığı-,davacı tarafça davalılara ödünç para verildiğinin de kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile, davacıyla davalı taraflar aras …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1735 E. 2017/4922 K.
Ortak:tahrifat · hisse devir sözleşmesi · temlik · istirdat · ortaklık ilişkisi · haksız fiil · ticari defter · taşıyan · İstirdat
İncelediğiniz karardaMahkemece, tüm dosya kapsamı ve uyulan bozma ilamı doğrultusunda, davacının özgür iradesi ve yazılı «temlik» beyanı ile davalı ...'e ait «payı» bedelini ona ödemek suretiyle devraldığı, devrin usulüne uygun olduğu, dava konusu olayda hisse bedelinin davalı şirkete değil şahsa ödenmesi davalı şirketin kendi kasasına yapılan bir ödeme olmaması olgusu gözetildiğinde bu durumun davalıya ait mizan kaydında görülemeyeceği, davalı tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürülmesi ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan davacı tarafından davalı ya da bir başkasına haksız çıkar sağlanması olgusunun da delille ispatlanması gerektiği ancak bu yönde her hangi bir delil elde edilememesi, davalı şirketce çifte «defter» tutulduğunun, «ticari defter» ve kayıtlarda «tahrifat» yapıldığının, yanıltıcı belgeler düzenlendiğinin tespit edilememesi, «pay defteri» ile «hazirun cetvelinde» yer alan kayıtların farklılık göstermemesi, ortaklık ana sözleşesinde bağlam hükmünün öngörülmemesi, davaya konu «hisse devir sözleşmesindeki» «pay devrinin» şirket tarafından benimsenip pay defterine kaydedilmesi, davacının isteminin «pay devir sözleşmesine» dayandığından sözleşmenin tarafı olmayan davalı şirketlere «husumet» düşmeyeceği gerekçeleri ile davalılar ...
1- Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
Grubu'na «dahil» bazı şirketlerin fiili ve hukuki irtibat halinde oldukları, birlikte hareket ederek para toplama amacıyla yukarıda belirtilen belgeler gibi belgeler karşılığında para tahsil ettikleri, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kulllanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, tahsil ettikleri parayı ise muhasebe kayıtlarına yansıtmayarak para iade taleplerini reddettikleri böylelikle «haksız fiilde» bulundukları anlaşılmış olup, davalı şirketin unvanını «taşıyan» belgede hisse devraldığının belirtilmesi ve bu bedelin miktarı konusunda davalı tarafın bir itirazının da bulunmaması karşısında davalıların ödenen bedelden soruml …
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, davacının özgür iradesi ve yazılı «temlik» beyanı ile dava dışı Nurgül İnanır'a ait pay bedelini ona ödemek suretiyle devralmak istediği, her ne kadar bozma ilamında davalı şirketin «tacir» olup bir muhasebe «kaydı» olması gerektiği, muhasebe ile ilgili «defterlerinde» «hisse devrinin» muhasebeleştirilmediği, bu suretle davacı ile davalı arasında geçerli bir «ortaklık ilişkisinin» bulunmadığı üzerinde durulmuş ise de, dava konusu olayda hisse bedelinin davalı şirkete değil şahsa ödenmesi ve davalı şirketin kendi kasasına yapılan bir ödeme olmaması hususu gözetildiğinde, bu durumun davalıya ait mizan kaydında görülmemesinin doğal olduğu, davalı tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürülmesi ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan davacı tarafından dava dışı «hisse devir sözleşmesinin» tarafı bulunan şahsa haksız çıkar sağlanması olgusunun da delille ispatlanması gerektiği, ancak bu yönde her hangi bir delil elde edilemediği, davalı şirketçe çifte defter tutulduğunun, «ticari defter» ve kayıtlarda «tahrifat» yapıldığının, yanıltıcı belgeler düzenlendiğinin tespit edilemediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davacı ile taraflar arasında geçerli bir ortaklık ilişki …
Nitekim uyulan bozma ilamımızda da sahih bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığı, olayın «haksız fiil» olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş olup davalı şirketin ismini «taşıyan» belgede hisse devraldığının belirtilmesi ve bu bedelin miktarı konusunda davalı tarafın bir itirazının da bulunmaması karşısında davalıların ödenen bedelden soruml …
2-Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hisse devri · yargılama giderleri · yargılama gideri · tacir · cy/cy kaydı
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, davacının özgür iradesi ve yazılı «temlik» beyanı ile dava dışı Nurgül İnanır'a ait pay bedelini ona ödemek suretiyle devralmak istediği, her ne kadar bozma ilamında davalı şirketin «tacir» olup bir muhasebe «kaydı» olması gerektiği, muhasebe ile ilgili «defterlerinde» «hisse devrinin» muhasebeleştirilmediği, bu suretle davacı ile davalı arasında geçerli bir «ortaklık ilişkisinin» bulunmadığı üzerinde durulmuş ise de, dava konusu olayda hisse bedelinin davalı şirkete değil şahsa ödenmesi ve davalı şirketin kendi kasasına yapılan bir ödeme olmaması hususu gözetildiğinde, bu durumun davalıya ait mizan kaydında görülmemesinin doğal olduğu, davalı tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürülmesi ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan davacı tarafından dava dışı «hisse devir sözleşmesinin» tarafı bulunan şahsa haksız çıkar sağlanması olgusunun da delille ispatlanması gerektiği, ancak bu yönde her hangi bir delil elde edilemediği, davalı şirketçe çifte defter tutulduğunun, «ticari defter» ve kayıtlarda «tahrifat» yapıldığının, yanıltıcı belgeler düzenlendiğinin tespit edilemediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davacı ile taraflar arasında geçerli bir ortaklık ilişki …
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılar vekilinin «yargılama giderleri» dışındaki tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre davalılar vekilinin «yargılama giderlerine» yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2710 E. 2016/6462 K.
Ortak:temlik · istirdat · ortaklık ilişkisi · haksız fiil · taşıyan · dahili dava · İstirdat
İncelediğiniz karardaGrubu'na «dahil» bazı şirketlerin fiili ve hukuki irtibat halinde oldukları, birlikte hareket ederek para toplama amacıyla yukarıda belirtilen belgeler gibi belgeler karşılığında para tahsil ettikleri, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kulllanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, tahsil ettikleri parayı ise muhasebe kayıtlarına yansıtmayarak para iade taleplerini reddettikleri böylelikle «haksız fiilde» bulundukları anlaşılmış olup, davalı şirketin unvanını «taşıyan» belgede hisse devraldığının belirtilmesi ve bu bedelin miktarı konusunda davalı tarafın bir itirazının da bulunmaması karşısında davalıların ödenen bedelden soruml …
1- Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamı ve uyulan bozma ilamı doğrultusunda, davacının özgür iradesi ve yazılı «temlik» beyanı ile davalı ...'e ait «payı» bedelini ona ödemek suretiyle devraldığı, devrin usulüne uygun olduğu, dava konusu olayda hisse bedelinin davalı şirkete değil şahsa ödenmesi davalı şirketin kendi kasasına yapılan bir ödeme olmaması olgusu gözetildiğinde bu durumun davalıya ait mizan kaydında görülemeyeceği, davalı tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürülmesi ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan davacı tarafından davalı ya da bir başkasına haksız çıkar sağlanması olgusunun da delille ispatlanması gerektiği ancak bu yönde her hangi bir delil elde edilememesi, davalı şirketce çifte «defter» tutulduğunun, «ticari defter» ve kayıtlarda «tahrifat» yapıldığının, yanıltıcı belgeler düzenlendiğinin tespit edilememesi, «pay defteri» ile «hazirun cetvelinde» yer alan kayıtların farklılık göstermemesi, ortaklık ana sözleşesinde bağlam hükmünün öngörülmemesi, davaya konu «hisse devir sözleşmesindeki» «pay devrinin» şirket tarafından benimsenip pay defterine kaydedilmesi, davacının isteminin «pay devir sözleşmesine» dayandığından sözleşmenin tarafı olmayan davalı şirketlere «husumet» düşmeyeceği gerekçeleri ile davalılar ...
Benzer bu karardaNitekim uyulan bozma ilamımızda da sahih bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığı, olayın «haksız fiil» olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş olup davalı şirketin unvanını «taşıyan» belgede hisse devraldığının belirtilmesi ve bu bedelin miktarı konusunda davalı tarafın bir itirazının da bulunmaması karşısında davalıların ödenen bedelden soruml …
Mahkemece, uyulan bozma ilamı, alınan bilirkişi raporu, tüm dosya kapsamına göre, davacının yazılı «temlik» beyanı ile dava dışı «üçüncü kişiye» ait hisseleri hisse bedelini ona (...'e) ödemek suretiyle devralmak istediği ancak devir sonrası geçerli surette «ortaklık ilişkisi» kurulamadığı, hisse bedelinin davalı şirkete değil şahsa ödenmesi davalı şirketin kendi kasasına yapılan bir ödeme olmaması olgusu gözetildiğinde bu durumun davalıya ait mizan kaydında görülmemesinin doğal olduğu, davalı tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürülmesi ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan davacı tarafından davalı ya da bir başkasına haksız çıkar sağlanması olgusunun da delille ispatlanması gerektiği ancak bu yönde herhangi bir delil elde edilemediği-«müterafik kusur» durumunun bulunmadığı-davacı tarafça davalıya ödünç para verildiğinin de kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile davacı ile taraflar arasında geçer …
1-Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müterafik kusur · üçüncü kişi · kusur
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı, alınan bilirkişi raporu, tüm dosya kapsamına göre, davacının yazılı «temlik» beyanı ile dava dışı «üçüncü kişiye» ait hisseleri hisse bedelini ona (...'e) ödemek suretiyle devralmak istediği ancak devir sonrası geçerli surette «ortaklık ilişkisi» kurulamadığı, hisse bedelinin davalı şirkete değil şahsa ödenmesi davalı şirketin kendi kasasına yapılan bir ödeme olmaması olgusu gözetildiğinde bu durumun davalıya ait mizan kaydında görülmemesinin doğal olduğu, davalı tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürülmesi ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan davacı tarafından davalı ya da bir başkasına haksız çıkar sağlanması olgusunun da delille ispatlanması gerektiği ancak bu yönde herhangi bir delil elde edilemediği-«müterafik kusur» durumunun bulunmadığı-davacı tarafça davalıya ödünç para verildiğinin de kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile davacı ile taraflar arasında geçer …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4705 E. 2016/6741 K.
Ortak:istirdat · ortaklık ilişkisi · haksız fiil · taşıyan · dahili dava · İstirdat
İncelediğiniz karardaGrubu'na «dahil» bazı şirketlerin fiili ve hukuki irtibat halinde oldukları, birlikte hareket ederek para toplama amacıyla yukarıda belirtilen belgeler gibi belgeler karşılığında para tahsil ettikleri, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kulllanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, tahsil ettikleri parayı ise muhasebe kayıtlarına yansıtmayarak para iade taleplerini reddettikleri böylelikle «haksız fiilde» bulundukları anlaşılmış olup, davalı şirketin unvanını «taşıyan» belgede hisse devraldığının belirtilmesi ve bu bedelin miktarı konusunda davalı tarafın bir itirazının da bulunmaması karşısında davalıların ödenen bedelden soruml …
1- Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaNitekim uyulan bozma ilamımızda da sahih bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığı, olayın «haksız fiil» olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş olup davalı şirketin unvanını «taşıyan» belgede hisse devraldığının belirtilmesi ve bu bedelin miktarı konusunda davalı tarafın bir itirazının da bulunmaması karşısında davalıların ödenen bedelden soruml …
2-Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
Grubu'na «dahil» bazı şirketlerin fiili ve hukuki irtibat halinde oldukları, birlikte hareket ederek para toplama amacıyla yukarıda belirtilen belgeler gibi belgeler karşılığında para tahsil ettikleri, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kulllanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, tahsil ettikleri parayı ise muhasebe kayıtlarına yansıtmayarak para iade taleplerini reddettikleri böylelikle «haksız fiilde» bulundukları anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müterafik kusur · kusur
Benzer bu kararda… ında görülmemesinin mümkün olduğu, davalılar tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürüldüğü yönünde herhangi bir delil elde edilemediği, «müterafik kusur» durumunun bulunmadığı, davacı tarafça davalıya ödünç para verildiğinin de kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davacı ile taraflar arasında geçerli bir «ortaklık ilişkisinin» bulunmadığının tespitine, bedel istemine yönelik yapılan talebin ispatlanamadığından reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11477 E. 2018/5641 K.
Ortak:temlik · ortaklık ilişkisi
İncelediğiniz karardaMahkemece, tüm dosya kapsamı ve uyulan bozma ilamı doğrultusunda, davacının özgür iradesi ve yazılı «temlik» beyanı ile davalı ...'e ait «payı» bedelini ona ödemek suretiyle devraldığı, devrin usulüne uygun olduğu, dava konusu olayda hisse bedelinin davalı şirkete değil şahsa ödenmesi davalı şirketin kendi kasasına yapılan bir ödeme olmaması olgusu gözetildiğinde bu durumun davalıya ait mizan kaydında görülemeyeceği, davalı tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürülmesi ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan davacı tarafından davalı ya da bir başkasına haksız çıkar sağlanması olgusunun da delille ispatlanması gerektiği ancak bu yönde her hangi bir delil elde edilememesi, davalı şirketce çifte «defter» tutulduğunun, «ticari defter» ve kayıtlarda «tahrifat» yapıldığının, yanıltıcı belgeler düzenlendiğinin tespit edilememesi, «pay defteri» ile «hazirun cetvelinde» yer alan kayıtların farklılık göstermemesi, ortaklık ana sözleşesinde bağlam hükmünün öngörülmemesi, davaya konu «hisse devir sözleşmesindeki» «pay devrinin» şirket tarafından benimsenip pay defterine kaydedilmesi, davacının isteminin «pay devir sözleşmesine» dayandığından sözleşmenin tarafı olmayan davalı şirketlere «husumet» düşmeyeceği gerekçeleri ile davalılar ...
1- Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının yazılı «temlik» beyanı ile dava dışı «üçüncü kişiye» ait hisseleri hisse bedelini ona (...'e) ödemek suretiyle devralmak istediği ancak devir sonrası geçerli surette «ortaklık ilişkisi» kurulamadığı, hisse bedelinin davalı şirkete değil şahsa ödenmesi davalı şirketin kendi kasasına yapılan bir ödeme olmaması olgusu gözetildiğinde bu durumun davalıya ait mizan kaydında görülmemesinin doğal olduğu, davalı tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürülmesi ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan davacı tarafından davalı ya da bir başkasına haksız çıkar sağlanması olgusunun da delille ispatlanması gerektiği ancak bu yönde herhangi bir delil elde edilemediği-«müterafik kusur» durumunun bulunmadığı-davacı tarafça davalıya ödünç para verildiğinin de kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davacı ile taraflar arasında geçer …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müterafik kusur · üçüncü kişi · kusur
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının yazılı «temlik» beyanı ile dava dışı «üçüncü kişiye» ait hisseleri hisse bedelini ona (...'e) ödemek suretiyle devralmak istediği ancak devir sonrası geçerli surette «ortaklık ilişkisi» kurulamadığı, hisse bedelinin davalı şirkete değil şahsa ödenmesi davalı şirketin kendi kasasına yapılan bir ödeme olmaması olgusu gözetildiğinde bu durumun davalıya ait mizan kaydında görülmemesinin doğal olduğu, davalı tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürülmesi ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan davacı tarafından davalı ya da bir başkasına haksız çıkar sağlanması olgusunun da delille ispatlanması gerektiği ancak bu yönde herhangi bir delil elde edilemediği-«müterafik kusur» durumunun bulunmadığı-davacı tarafça davalıya ödünç para verildiğinin de kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davacı ile taraflar arasında geçer …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4707 E. 2016/5692 K.
Ortak:istirdat · ortaklık ilişkisi · haksız fiil · taşıyan · İstirdat
İncelediğiniz kararda1- Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
Grubu'na «dahil» bazı şirketlerin fiili ve hukuki irtibat halinde oldukları, birlikte hareket ederek para toplama amacıyla yukarıda belirtilen belgeler gibi belgeler karşılığında para tahsil ettikleri, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kulllanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, tahsil ettikleri parayı ise muhasebe kayıtlarına yansıtmayarak para iade taleplerini reddettikleri böylelikle «haksız fiilde» bulundukları anlaşılmış olup, davalı şirketin unvanını «taşıyan» belgede hisse devraldığının belirtilmesi ve bu bedelin miktarı konusunda davalı tarafın bir itirazının da bulunmaması karşısında davalıların ödenen bedelden soruml …
Benzer bu karardaNitekim uyulan bozma ilamımızda da sahih bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığı, olayın «haksız fiil» olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş olup davalı şirketin ismini «taşıyan» belgede hisse devraldığının belirtilmesi ve bu bedelin miktarı konusunda davalı tarafın bir itirazının da bulunmaması karşısında davalıların ödenen bedelden soruml …
2-Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
… kaydında görülmemesinin doğal olduğu, davalı tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürüldüğü yönünde herhangi bir delil elde edilemediği, «müterafik kusur» durumunun bulunmadığı, davacı tarafça davalıya ödünç para verildiğinin de kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davacı ile taraflar arasında geçerli bir «ortaklık ilişkisinin» bulunmadığının tespitine, bedel istemine yönelik talebin ispatlanamadığından reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müterafik kusur · kusur · vekalet ücreti
Benzer bu kararda… kaydında görülmemesinin doğal olduğu, davalı tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürüldüğü yönünde herhangi bir delil elde edilemediği, «müterafik kusur» durumunun bulunmadığı, davacı tarafça davalıya ödünç para verildiğinin de kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davacı ile taraflar arasında geçerli bir «ortaklık ilişkisinin» bulunmadığının tespitine, bedel istemine yönelik talebin ispatlanamadığından reddine karar verilmiştir.
3-Bozma sebep ve şekline göre davalılar vekilinin, reddedilen kısma yönelik «vekalet ücretine» ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4701 E. 2016/5301 K.
Ortak:istirdat · ortaklık ilişkisi · haksız fiil · taşıyan · eksik inceleme · dahili dava · karar verilmesine yer olmadığına · husumet · dava şartı · İstirdat
İncelediğiniz karardaGrubu'na «dahil» bazı şirketlerin fiili ve hukuki irtibat halinde oldukları, birlikte hareket ederek para toplama amacıyla yukarıda belirtilen belgeler gibi belgeler karşılığında para tahsil ettikleri, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kulllanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, tahsil ettikleri parayı ise muhasebe kayıtlarına yansıtmayarak para iade taleplerini reddettikleri böylelikle «haksız fiilde» bulundukları anlaşılmış olup, davalı şirketin unvanını «taşıyan» belgede hisse devraldığının belirtilmesi ve bu bedelin miktarı konusunda davalı tarafın bir itirazının da bulunmaması karşısında davalıların ödenen bedelden soruml …
1- Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
3- Öte yandan, Dairemizin ilk bozma ilamıyla «eksik inceleme» nedeniyle davanın reddi kararı bozulmuş, bozmaya uyularak verilen ikinci kararda davalı ...Ş. yönünden davanın «husumet» sebebiyle reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaNitekim uyulan bozma ilamımızda da sahih bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığı, olayın «haksız fiil» olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş olup davalı şirketin unvanını «taşıyan» belgede hisse devraldığının belirtilmesi ve bu bedelin miktarı konusunda davalı tarafın bir itirazının da bulunmaması karşısında davalıların ödenen bedelden soruml …
Holding A.Ş. yönünden davanın «husumetten» reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulü ile taraflar arasında geçerli bir «ortaklık ilişkisinin» bulunmadığının tespitine, bedel istemine yönelik yapılan talebin ispatlanamadığından reddine karar verilmiştir.
2-Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mükerrer tahsilat · müterafik kusur · mükerrerlik · kusur · vekalet ücreti
Benzer bu karardaHolding A.Ş . yönünden karar «verilmesine yer olmadığına» dair hüküm kurulması gerekirken bu davalı hakkında da yeniden davanın «husumetten» reddine karar verilip, davacı aleyhine «mükerrer tahsilata» yol açacak şekilde bu davalı yararına «vekalet ücretine» hükmedilmesi yerinde görülmemiş, kararın temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
… kaydında görülmemesinin doğal olduğu, davalı tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürüldüğü yönünde herhangi bir delil elde edilemediği, «müterafik kusur» durumunun bulunmadığı, davacı tarafça davalıya ödünç para verildiğinin de kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davalı ......
U.. vekilinin, reddedilen kısma yönelik «vekalet ücretine» ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/1742 E. , 2016/6463 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
(TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA)
Taraflar arasında görülen davada ...
2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 15/10/2015 tarih ve 2014/63-2015/455 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 10/06/2016 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ..., davalı Şirketler ve ... vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların her istendiği an geri ödeneceği ve yatırılan paralar karşılığı yüksek faiz verileceği garantisiyle binlerce kişiden para topladıklarını, bu kapsamda müvekkilinden de hisse senedi devir ve kabul sözleşmesi başlıklı belge karşılığında para alındığını, ancak müvekkilince istenmesine rağmen alınan paranın geri ödenmediğini, davalıların eylemlerinin hukuki dayanağının bulunmadığını, TTK, Bankalar Kanunu ve SPK hükümlerinin ihlal edildiğini, anılan kanunlar uyarınca müvekkilinin şirket ortağı yapılmasının mümkün bulunmadığını, şirket yönetim kurulu üyelerinin yürütülen bu faaliyetler nedeniyle defalarca yargılandıklarını ve mahkum edildiklerini, yapılan bu yargılamalar neticesinde şirket defterlerinde bulunan kayıtların gerçeği yansıtmadığının tespit edildiğini, TTK'nun 336.
maddesi uyarınca davalı ...'ın da ortaya çıkan zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespitine, 50.050 DM karşılığı 48.577,78 TL alacağın yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacının müvekkili ... Gıda San ve Tic. A.Ş'nin ortağı olduğunu, bu ortaklığın mevzuata uygun geçerli bir ortaklık niteliğinde bulunduğunu, müvekkili şirketlerin Sermaye Piyasası Kurulu kaydında olan, bu kurul ve diğer ilgili tüm resmi makamlar ile özel denetçiler tarafından faaliyetleri denetlenen çok ortaklı halka açık anonim şirketler olduklarını, TTK'nun 329. ve 405. maddeleri gereğince anonim şirket ortaklarının sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyeceklerini, müvekkili şirketlerin tasfiye halinde olmadıklarını, zamanaşımı süresinin dolduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamı ve uyulan bozma ilamı doğrultusunda, davacının özgür iradesi ve yazılı temlik beyanı ile davalı ...'e ait payı bedelini ona ödemek suretiyle devraldığı, devrin usulüne uygun olduğu, dava konusu olayda hisse bedelinin davalı şirkete değil şahsa ödenmesi davalı şirketin kendi kasasına yapılan bir ödeme olmaması olgusu gözetildiğinde bu durumun davalıya ait mizan kaydında görülemeyeceği, davalı tarafından kullanılan hileli davranışlarla davacının yanılgıya düşürülmesi ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan davacı tarafından davalı ya da bir başkasına haksız çıkar sağlanması olgusunun da delille ispatlanması gerektiği ancak bu yönde her hangi bir delil elde edilememesi, davalı şirketce çifte defter tutulduğunun, ticari defter ve kayıtlarda tahrifat yapıldığının, yanıltıcı belgeler düzenlendiğinin tespit edilememesi, pay defteri ile hazirun cetvelinde yer alan kayıtların farklılık göstermemesi, ortaklık ana sözleşesinde bağlam hükmünün öngörülmemesi, davaya konu hisse devir sözleşmesindeki pay devrinin şirket tarafından benimsenip pay defterine kaydedilmesi, davacının isteminin pay devir sözleşmesine dayandığından sözleşmenin tarafı olmayan davalı şirketlere husumet düşmeyeceği gerekçeleri ile davalılar ...
Gıda San. ve Tic. A.Ş., ... Holding A.Ş, ve ... aleyhine açılan davanın husumetten, ... yönünden açılan davanın ispatlanamadığından reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisi kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın istirdadı istemine ilişkindir. Mahkemece, davacının "... Gıda San. ve Tic. A.Ş. Hisse Senedi Devir ve Kabul Sözleşmesi" başlıklı belgeye istinaden hisseyi devreden Kadir'den aldığı, bedelin davalı şirkete ait mizan kaydında görünmemesinin doğal olduğu, davalılar tarafından kullanılan hilelerle davacının yanılgıya düşürüldüğü yönünde herhangi bir delil elde edilemediği, davacının isteminin pay devri sözleşmesine dayandığı, sözleşmenin tarafı olmayan davalı şirketlere husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, şirketler yönünden davanın husumetten reddine, davalı ...
yönünden ise ispatlanamadığından reddine karar verilmiştir.
Ancak, Dairemizden geçen diğer emsal dosyalardan da anlaşılacağı üzere ... Grubu'na dahil bazı şirketlerin fiili ve hukuki irtibat halinde oldukları, birlikte hareket ederek para toplama amacıyla yukarıda belirtilen belgeler gibi belgeler karşılığında para tahsil ettikleri, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kulllanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, tahsil ettikleri parayı ise muhasebe kayıtlarına yansıtmayarak para iade taleplerini reddettikleri böylelikle haksız fiilde bulundukları anlaşılmış olup, davalı şirketin unvanını taşıyan belgede hisse devraldığının belirtilmesi ve bu bedelin miktarı konusunda davalı tarafın bir itirazının da bulunmaması karşısında davalıların ödenen bedelden sorumlu olduğu kabul edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Ayrıca, olay tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 336. maddesi uyarınca davalı ... hakkındaki davanın pasif husumet yokluğundan yazılı gerekçeyle reddi de doğru değildir. Zira, 6762 sayılı TTK'nın 336/5. maddesinde tarif edilen gerek kanunların gerekse sözleşmelerin kendisine yüklediği sair vazifelerin kasten ve ihmal neticesi yapılmaması, TTK'nın 321/son maddesinde de, temsile ve idareye salahiyetli olanların vazifelerini yaptıkları sırada işledikleri haksız fiillerden anonim şirketin sorumlu olacağı hükme bağlandığından davalı ...'ın da davalı şirketlerin yönetim kurulu başkanı olarak gerek MK'nın 50. maddesi gerekse de TTK'nın 321/son maddesi uyarınca zarardan sorumlu tutulabileceği ve bu nedenle kendisine husumet yöneltilebileceği gözetilmeksizin bu davalı yönünden dahi pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
3- Öte yandan, Dairemizin ilk bozma ilamıyla eksik inceleme nedeniyle davanın reddi kararı bozulmuş, bozmaya uyularak verilen ikinci kararda davalı ...Ş. yönünden davanın husumet sebebiyle reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İkinci kararı davacı vekili temyiz etmeyip davalılardan ...ile ... vekili temyiz etmiş, bu şekilde davalı ...Ş. hakkında verilen husumetten red kararı ile davalı ... hakkında verilen kısmen kabul kararı kesinleşmiştir.
Bu durumda, davalı ...Ş. hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulması gerekirken bu davalı hakkında yine davanın husumetten reddine karar verilmesi doğru olmadığı gibi, davalı ... yönünden verilen kısmen kabul kararının kesinleştiği gözetilmeksizin anılan davalı hakkında da ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) ve (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, takdir olunan 1.350 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınıp davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10/06/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/226296400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz