Kambiyo hukuku
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/13009 E. 2017/2269 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- ['6102/590']
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kambiyo hukuku↗ müracaat borçlusu↗ çekin ibrazı↗ avalist↗ temsil yetkisi↗ ciranta↗ zamanaşımı def'i↗ def'i↗ hamil↗ sebepsiz zenginleşme↗ keşideci↗ çek↗ dahili dava↗ zamanaşımı↗ ibraz↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozmaya uyularak davalının zamanaşımı savunması reddedilmiş, TTK. 730/3 göndermesiyle TTK 590 md. gereğince davalının imzasından sorumlu olduğu kabul edilerek her iki davanın da kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, çeke dayalı alacak istemine ilişkindir.
Türk Ticaret Kanunu'nun 590. maddesi uyarınca, temsil yetkisi bulunmadığı halde, temsilciymiş gibi hareket ederek bir senedi keşideci veya ciranta olarak imzalayan kimse, o senetten dolayı bizzat sorumlu olur. Bu sorumluluk kambiyo hukukundan doğan ve onun koşullarına tabi bir sorumluluktur. Zamanaşımı def'i, sebepsiz zenginleşme davasının koşulları kambiyo hukuku kurallarına göre değerlendirilir. Ayrıca davacı alacaklının davasının dayanağı çek olmakla, hamilin keşideci dahil tüm müracaat borçlularına; bu anlamda cirantalar ile avalistlere sahip olduğu başvuru hakkı açısından, ibraz müddetinin bitiminden itibaren 6 aylık bir zamanaşımı süresi öngörülmüştür (TTK m. 726). Ayrıca TTK m. 644'de düzenlenen sebepsiz zenginleşme davası ancak keşideciye karşı açılır.
Bu açıklamalar sonrası somut olaya gelindiğinde; davada hamilin temel ilişkiye dayanmaksızın, çeke dayalı olarak istemde bulunduğu ve davalının keşideci olmadığı göz önüne alındığında, öncelikle TTK m. 644'de düzenlenen sebepsiz zenginleşme davasına uygulanan zamanaşımının, bu davada uygulanması olanağı yoktur. Bunun yanında, TTK m. 726 uyarınca, hamilin müracaat borçlusuna başvurusu için öngörülen ve çekin ibraz müddetinin bitiminden itibaren başlayan 6 aylık zamanaşımı süresi de somut olayda asıl ve birleşen dava tarihi itibariyle dolmuştur. Bu durum karşısında davalının zamanaşımı def'inin kabulü ile asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/10115 E. 2013/8439 K.
Ortak:çekin ibrazı · zamanaşımı def'i · def'i · sebepsiz zenginleşme · zamanaşımı · ibraz · zamanaşımı ['6102/590']
İncelediğiniz kararda726 uyarınca, «hamilin» «müracaat borçlusuna» başvurusu için öngörülen ve «çekin ibraz» müddetinin bitiminden itibaren başlayan 6 aylık «zamanaşımı» süresi de somut olayda asıl ve birleşen dava tarihi itibariyle dolmuştur.
Bu durum karşısında davalının «zamanaşımı def»'inin kabulü ile asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Zamanaşımı «def»'i, «sebepsiz zenginleşme» davasının koşulları «kambiyo hukuku» kurallarına göre değerlendirilir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu edilen «çekin ibraz» süresinin ....04.2009 tarihinde dolduğu, bu tarihten davanın açıldığı tarihe kadar bir yıllık «zamanaşımı» süresinin dolduğu gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, her ne kadar mahkemece, davalının süresi içerisinde «zamanaşımı def»'inde bulunduğu değerlendirilmiş ise de, davalıya dava dilekçesinin ....05.2011 tarihinde tebliğ edildiği, davalının vekili aracılığıyla süresinden çok sonra 07...2011 tarihinde verdiği cevap dilekçesiyle zamanaşımı def'inde bulunduğu ve davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde karar aşamasında ileri sürülen zamanaşımı def'ine «muvafakatlerinin» olmadığını beyan ederek itiraz ettiği göz önüne alındığında, süresinde yapılmayan ve usulüne uygun şekilde itiraza uğrayan zamanaşımı savunması esas alınarak hüküm …
Öte yandan kabule göre de, dava konusu çeke dayalı olarak yapılan icra takip dosyasındaki «son» işlem tarihi olan 02.07.2009 tarihi itibariyle çekin 6762 sayılı ...'nın 726/.... maddesi uyarınca 02.01.2010 tarihinde «zamanaşımına» uğradığı, aynı yasanın 644. maddesi uyarınca çekten ... hakkın zamanaşımına uğradığı bu tarihten itibaren başlayan ... yıllık dava açma süresinin de 02.01.2011 tarihinde dolacağı ve davanın da süresi içerisinde 30...2010 tarihinde açıldığı dosya kapsamından anlaşılmakla, mahkemece işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme sonucunda dava zamanaşımı süresinin, «çekin ibraz» süresinin bitiminden itibaren işlemeye başladığı kabul edilerek davanın zamanaşımı nedeniyle reddi doğru görülmeyip bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cevap süresi · ilk itiraz · muvafakat · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaDava tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nın 187. maddesinde düzenlenen «ilk itirazlar» arasında sayılmadığından yasal «cevap süresi» içerisinde ileri sürülmesi zorunluluğu da yoktur.
Somut olayda, her ne kadar mahkemece, davalının süresi içerisinde «zamanaşımı def»'inde bulunduğu değerlendirilmiş ise de, davalıya dava dilekçesinin ....05.2011 tarihinde tebliğ edildiği, davalının vekili aracılığıyla süresinden çok sonra 07...2011 tarihinde verdiği cevap dilekçesiyle zamanaşımı def'inde bulunduğu ve davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde karar aşamasında ileri sürülen zamanaşımı def'ine «muvafakatlerinin» olmadığını beyan ederek itiraz ettiği göz önüne alındığında, süresinde yapılmayan ve usulüne uygun şekilde itiraza uğrayan zamanaşımı savunması esas alınarak hüküm …
Öte yandan kabule göre de, dava konusu çeke dayalı olarak yapılan icra takip dosyasındaki «son» işlem tarihi olan 02.07.2009 tarihi itibariyle çekin 6762 sayılı ...'nın 726/.... maddesi uyarınca 02.01.2010 tarihinde «zamanaşımına» uğradığı, aynı yasanın 644. maddesi uyarınca çekten ... hakkın zamanaşımına uğradığı bu tarihten itibaren başlayan ... yıllık dava açma süresinin de 02.01.2011 tarihinde dolacağı ve davanın da süresi içerisinde 30...2010 tarihinde açıldığı dosya kapsamından anlaşılmakla, mahkemece işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme sonucunda dava zamanaşımı süresinin, «çekin ibraz» süresinin bitiminden itibaren işlemeye başladığı kabul edilerek davanın zamanaşımı nedeniyle reddi doğru görülmeyip bozmayı gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/13009 E. , 2017/2269 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 18/12/2014 tarih ve 2014/404-2014/584 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, asıl ve birleşen davadaki çeklerdeki imzanın oğlu yerine davalı tarafından atıldığını ileri sürerek yetkisiz temsilci olarak imzası nedeniyle 17.000,- ve 21.000,- TL çek bedellerinin tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, öncelikle zamanaşımı nedeniyle davanın reddini istemiştir.
Mahkemenin davaların kabulüne ilişkin 05.11.2010 tarihli kararı Dairemizin 2013/12106 esas 2014/1066 karar sayılı kararıyla zamanaşımı savunması hakkında karar verilmediği nedeniyle bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak davalının zamanaşımı savunması reddedilmiş, TTK. 730/3 göndermesiyle TTK 590 md. gereğince davalının imzasından sorumlu olduğu kabul edilerek her iki davanın da kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, çeke dayalı alacak istemine ilişkindir.
Türk Ticaret Kanunu'nun 590. maddesi uyarınca, temsil yetkisi bulunmadığı halde, temsilciymiş gibi hareket ederek bir senedi keşideci veya ciranta olarak imzalayan kimse, o senetten dolayı bizzat sorumlu olur. Bu sorumluluk kambiyo hukukundan doğan ve onun koşullarına tabi bir sorumluluktur. Zamanaşımı def'i, sebepsiz zenginleşme davasının koşulları kambiyo hukuku kurallarına göre değerlendirilir. Ayrıca davacı alacaklının davasının dayanağı çek olmakla, hamilin keşideci dahil tüm müracaat borçlularına; bu anlamda cirantalar ile avalistlere sahip olduğu başvuru hakkı açısından, ibraz müddetinin bitiminden itibaren 6 aylık bir zamanaşımı süresi öngörülmüştür (TTK m. 726). Ayrıca TTK m. 644'de düzenlenen sebepsiz zenginleşme davası ancak keşideciye karşı açılır.
Bu açıklamalar sonrası somut olaya gelindiğinde; davada hamilin temel ilişkiye dayanmaksızın, çeke dayalı olarak istemde bulunduğu ve davalının keşideci olmadığı göz önüne alındığında, öncelikle TTK m. 644'de düzenlenen sebepsiz zenginleşme davasına uygulanan zamanaşımının, bu davada uygulanması olanağı yoktur. Bunun yanında, TTK m. 726 uyarınca, hamilin müracaat borçlusuna başvurusu için öngörülen ve çekin ibraz müddetinin bitiminden itibaren başlayan 6 aylık zamanaşımı süresi de somut olayda asıl ve birleşen dava tarihi itibariyle dolmuştur. Bu durum karşısında davalının zamanaşımı def'inin kabulü ile asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/334206800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz