Alacak | Ortaklık
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/4627 E. 2019/3589 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kesin kabul↗ karşılıksızdır işlemi↗ 5718 sayılı möhuk↗ ön inceleme aşaması↗ bekletici mesele↗ kesin delil↗ kar payı↗ tanıma↗ 3095 sayılı kanun↗ mevduat hesabı↗ möhuk 47↗ hisse senedi↗ zamanaşımı def'i↗ dürüstlük kuralı↗ def'i↗ tenfiz↗ temerrüt faizi↗ ortaklık ilişkisi↗ kâr payı↗ yetki↗ yönetim kurulu kararı↗ taahhütname↗ dava sebebi↗ temerrüt↗ zamanaşımı↗ kesin hüküm↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davalı tarafın zamanaşımı def'inin dürüstlük kuralına aykırı olduğu, Kombassan Grubu bazı şirketlerin fiili ve hukuki irtibat halinde oldukları, birlikte hareket ederek para toplama amacıyla “Ortaklık Durum Belgesi”, “Hisse Senedi” gibi sair belgeler karşılığında istenildiğinde derhal ve işlemiş kar payı ile birlikte iade edileceği taahhüdü ile para topladıkları, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kullanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, tahsil ettikleri parayı ise muhasebe kayıtlarına yansıtmayarak para iade taleplerini reddettikleri, taraflar arasında sahih bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının anlaşıldığı, davalı şirketin davacının ödediği miktardan sorumlu bulunduğu, davalı şirketin yönetim kurulu başkanı ve üyelerinin de MK'nın 50. maddesi ve TTK'nın 321/son maddesi uyarınca zarardan sorumlu tutulabileceği, davalı ... İnşaat Tarım ve San. İşl. Tic. A.Ş.'nin unvan değişikliği sonrası Kombassan Holding A.Ş.'ye devredilmek suretiyle birleştirilmesine karar verildiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, davacının davalı ...Ş. nin şirket ortağı olmadığının tespitine, 10.351 Euronun Türk Borçlar Kanununun 99. maddesi gereğince fiili ödeme günündeki Merkez Bankasınca belirlenen efektif satış kuru karşılığı üzerinden Türk parası ile ödenmesi kaydıyla 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun 4/a maddesi gereğince Devlet bankalarından birinin bir yıl vadeli Euro mevduat hesabına ödediği 20/12/2010 tarihinden itibaren döviz faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı ...Ş. vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve verilen paranın tahsili istemine ilişkindir. Davalı vekili, davacının hukuki sebepleri aynı olan işbu davayı daha önce yabancı mahkemede açtığını, yabancı mahkeme tarafından davanın reddine karar verildiğini ve yabancı mahkeme kararının kesinleştiğini, Konya 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/127 esas sayılı dosyası ile tanıma davası açıldığını, eldeki davanın kesin hüküm nedeniyle reddi için tanıma davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, yabancı mahkemede hâkimin önüne getirilen vakıaları tetkik etmeyip Uluslar arası yetki sebepli zeminde incele yapıp karar verdiği, eldeki dosyada yargılama aşamasında ortaya çıkan davalının kendi isteği ile Sermaye Piyasası Kuruluna sunduğu dökümanların yabancı mahkemede yapılan yargılamada tetkik edilmediği, bu vakıanın incelenmemesi karşısında kesin hüküm için aranılan hukuki sebebin aynı olma şartının bulunmadığı, yabancı mahkemece verilen kararın kesin hüküm etkisi yapmayacağı gerekçesiyle davalı vekilinin tanıma davasının bekletici mesele yapılması yönündeki savunması reddedilmiş ve işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmiştir.
5718 sayılı MÖHUK’un 50/1. maddesi gereğince, yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilâmların Türkiye'de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. Aynı Kanunun 58. maddesi gereğince, yabancı mahkeme ilâmının kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi yabancı ilâmın, karşılıklı işlem şartı hariç, tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlıdır. Yine aynı Kanunun 59. maddesi gereğince yabancı ilâmın kesin hüküm veya kesin delil etkisi yabancı mahkeme kararının kesinleştiği andan itibaren hüküm ifade eder. Bu sebeple, yabancı mahkemelerden verilmiş olup da henüz Türk mahkemesince tanınıp tenfiz edilmemiş bir yabancı karar, Türk mahkemeleri önündeki bir davada kesin hüküm itirazına konu yapılamaz. Türk mahkemesince tanınıp tenfiz edilen yabancı mahkeme kararı, Türk hukuku bakımından kesin hüküm oluşturur. Buna bağlı olarak tanınıp, tenfiz edilen yabancı karar, aynı konudaki uyuşmazlığın tekrar Türk mahkemelerinde görülmesini engeller.
Her ne kadar yargılama aşamasında tanınıp kesinleşen kesin hüküm niteliğinde bir karar bulunmasa da, vakıanın ileri sürülen olay ve sebeplere ilişkin bulunması, SPK ya sunulan listelerin ise vakıa değil delil olması sebebiyle eldeki davada delil olarak kabul edilen davalı tarafça SPK ya sunulan dökümanların yabancı mahkemece incelenmediği, bu nedenle her iki davadaki maddi vakıaların farklı olduğu yönündeki kabul doğru olmamıştır. Dolayısıyla, sunulan yabancı mahkeme kararının tercümesinin yeterli açıklıkta olmadığı da anlaşıldığından, mahkemece, Konya 4. Asliye
Hukuk Mahkemesinin 2015/127 esas sayılı dosyasının getirtilerek tanıma şartlarının 5718 sayılı MÖHUK’ta açıklanan ilkeler çerçevesinde değerlendirilmesi, eldeki davaya etkisi olduğu sonucuna ulaşılırsa tanıma davasının kesinleşmesinin beklenmesine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde davalının itirazı reddedilip işin esası hakkında karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı ...Ş. vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/1069 E. 2019/6711 K.
Ortak:karşılıksızdır işlemi · bekletici mesele · kesin delil · tanıma · zamanaşımı def'i · dürüstlük kuralı · def'i · tenfiz · dava şartı · yetki/yetkisizlik · zamanaşımı var · Alacak, Ortaklık
İncelediğiniz karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davalı tarafın «zamanaşımı def»'inin «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu, Kombassan Grubu bazı şirketlerin fiili ve hukuki irtibat halinde oldukları, birlikte hareket ederek para toplama amacıyla “Ortaklık Durum Belgesi”, “Hisse Senedi” gibi sair belgeler karşılığında istenildiğinde derhal ve işlemiş «kar payı» ile birlikte iade edileceği «taahhüdü» ile para topladıkları, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kullanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, tahsil ettikleri parayı ise muhasebe kayıtlarına yansıtmayarak para iade taleplerini reddettikleri, taraflar arasında sahih bir «ortaklık ilişkisinin» bulunmadığının anlaşıldığı, davalı şirketin davacının ödediği miktardan sorumlu bulunduğu, davalı şirketin «yönetim kurulu» başkanı ve üyelerinin de MK'nın 50. maddesi ve TTK'nın 321/«son» maddesi uyarınca zarardan sorumlu tutulabileceği, davalı ...
Aynı Kanunun 58. maddesi gereğince, yabancı mahkeme ilâmının «kesin delil» veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi yabancı ilâmın, «karşılıklı işlem» şartı hariç, «tenfiz» şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlıdır.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/127 esas sayılı dosyası ile «tanıma» davası açıldığını, eldeki davanın «kesin» hüküm nedeniyle reddi için tanıma davasının «bekletici mesele» yapılması gerektiğini savunmuştur.
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; «zamanaşımı def»’inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kurallarına» aykırı olduğu, Kombassan Grubu bazı şirketlerin fiili ve hukuki irtibat halinde oldukları, birlikte hareket ederek para toplama amacıyla “Ortaklık Durum Belgesi”, “Hisse Senedi” gibi sair belgeler karşılığında istenildiğinde derhal ve işlemiş kâr «payı» ile birlikte iade edileceği «taahhüdü» ile para topladıkları, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kullanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, tahsil ettikleri parayı ise muhasebe kayıtlarına yansıtmayarak para iade taleplerini reddettikleri, taraflar arasında sahih bir «ortaklık ilişkisinin» bulunmadığının anlaşıldığı, davalı şirket yöneticisinin de davacının ödediği miktardan sorumlu bulunduğu, yabancı mahkemede taraflar arasında görülen davada verilen kararın «kesin» hüküm etkisi yapmayacağı, davalı Kombassan İnşaat Tarım ve San.
Aynı Kanunun 58. maddesi gereğince, yabancı mahkeme ilâmının «kesin delil» veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi yabancı ilâmın, «karşılıklı işlem» şartı hariç, «tenfiz» şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlıdır.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/448 esas sayılı dosyası ile «tanıma» davası açıldığını, eldeki davanın «kesin» hüküm nedeniyle reddi için tanıma davasının «bekletici mesele» yapılması gerektiğini savunmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haksız fiil
Benzer bu karardaHer ne kadar yargılama aşamasında tanınıp kesinleşen «kesin» hüküm niteliğinde bir karar bulunmasa da, «tanıma» davasına konu davanın işbu davadan daha önce açıldığı, yabancı mahkeme ilamında «haksız fiil» hükümlerine göre de inceleme yapıldığı, yargılama sırasında açılan tanıma davasının neticesinin işbu davayı etkileme ihtimali bulunduğu anlaşılmakta olup, vakıanın …
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4497 E. 2019/1594 K.
Ortak:karşılıksızdır işlemi · bekletici mesele · kesin delil · tanıma · zamanaşımı def'i · dürüstlük kuralı · def'i · tenfiz · dava şartı · yetki/yetkisizlik · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davalı tarafın «zamanaşımı def»'inin «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu, Kombassan Grubu bazı şirketlerin fiili ve hukuki irtibat halinde oldukları, birlikte hareket ederek para toplama amacıyla “Ortaklık Durum Belgesi”, “Hisse Senedi” gibi sair belgeler karşılığında istenildiğinde derhal ve işlemiş «kar payı» ile birlikte iade edileceği «taahhüdü» ile para topladıkları, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kullanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, tahsil ettikleri parayı ise muhasebe kayıtlarına yansıtmayarak para iade taleplerini reddettikleri, taraflar arasında sahih bir «ortaklık ilişkisinin» bulunmadığının anlaşıldığı, davalı şirketin davacının ödediği miktardan sorumlu bulunduğu, davalı şirketin «yönetim kurulu» başkanı ve üyelerinin de MK'nın 50. maddesi ve TTK'nın 321/«son» maddesi uyarınca zarardan sorumlu tutulabileceği, davalı ...
Aynı Kanunun 58. maddesi gereğince, yabancı mahkeme ilâmının «kesin delil» veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi yabancı ilâmın, «karşılıklı işlem» şartı hariç, «tenfiz» şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlıdır.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/127 esas sayılı dosyası ile «tanıma» davası açıldığını, eldeki davanın «kesin» hüküm nedeniyle reddi için tanıma davasının «bekletici mesele» yapılması gerektiğini savunmuştur.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların istenildiğinde derhal ve işlemiş kâr «payı» ile birlikte iade edileceği «taahhüdü» ile para topladıkları, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kullanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, ancak taraflar arasında sahih bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığı, davalılar tarafından «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kurallarına» aykırı olduğu, SPK tarafından gönderilen yazı ve CD'lerde yer alan kayıtlarda davalı şirketlerin ortaklık yapısı ve davalı şirketlerin ortaklarından yaptıkları tahsilatları gösterdiği, SPK kayıtlarına göre davalının davacıdan ....733,00 Euro tahsil ettiği, davalı yöneticilerin MK’nın 50. maddesi ve ...’nın 321/«son» maddesi gereğince de oluşan zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile davacının davalı ...
Aynı Kanunun 58. maddesi gereğince, yabancı mahkeme ilâmının «kesin delil» veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi yabancı ilâmın, «karşılıklı işlem» şartı hariç, «tenfiz» şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlıdır.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/127 esas sayılı dosyası ile «tanıma» davası açıldığını, bu davanın «kesin» hüküm nedeniyle reddi için tanıma davasının «bekletici mesele» yapılmasını savunmuş, mahkemece, davalının söz konusu savunması; davanın yabancı mahkemede açılmasından sonra yeni deliller ortaya çıktığı gerekçesiyle reddedilmiş ve işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temerrüt tarihi · avans faizi
Benzer bu karardaHolding A.Ş.’nin ortağı olmadığının tespitine, 6.500,00 TL’nin «temerrüt tarihi» olan dava tarihinden itibaren değişen oranlarda «avans faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline, birleşen davanın kısmen kabulüne 11.563,20TL'nin temerrüt tarihi olan 22/11/2017 dava tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlardaki avans faiziyle davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verişmiştir.
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4863 E. 2018/3504 K.
Ortak:karşılıksızdır işlemi · bekletici mesele · kesin delil · tanıma · mevduat hesabı · zamanaşımı def'i · dürüstlük kuralı · def'i · dava şartı · yetki/yetkisizlik · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davalı tarafın «zamanaşımı def»'inin «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu, Kombassan Grubu bazı şirketlerin fiili ve hukuki irtibat halinde oldukları, birlikte hareket ederek para toplama amacıyla “Ortaklık Durum Belgesi”, “Hisse Senedi” gibi sair belgeler karşılığında istenildiğinde derhal ve işlemiş «kar payı» ile birlikte iade edileceği «taahhüdü» ile para topladıkları, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kullanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, tahsil ettikleri parayı ise muhasebe kayıtlarına yansıtmayarak para iade taleplerini reddettikleri, taraflar arasında sahih bir «ortaklık ilişkisinin» bulunmadığının anlaşıldığı, davalı şirketin davacının ödediği miktardan sorumlu bulunduğu, davalı şirketin «yönetim kurulu» başkanı ve üyelerinin de MK'nın 50. maddesi ve TTK'nın 321/«son» maddesi uyarınca zarardan sorumlu tutulabileceği, davalı ...
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/127 esas sayılı dosyası ile «tanıma» davası açıldığını, eldeki davanın «kesin» hüküm nedeniyle reddi için tanıma davasının «bekletici mesele» yapılması gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, yabancı mahkemede hâkimin önüne getirilen vakıaları tetkik etmeyip Uluslar arası «yetki» sebepli zeminde incele yapıp karar verdiği, eldeki dosyada yargılama aşamasında ortaya çıkan davalının kendi isteği ile Sermaye Piyasası Kuruluna sunduğu dökümanların yabancı mahkemede yapılan yargılamada tetkik edilmediği, bu vakıanın incelenmemesi karşısında «kesin» hüküm için aranılan hukuki «sebebin» aynı olma şartının bulunmadığı, yabancı mahkemece verilen kararın kesin hüküm etkisi yapmayacağı gerekçesiyle davalı vekilinin «tanıma» davasının «bekletici mesele» yapılması yönündeki savunması reddedilmiş ve işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; davalıların istenildiğinde derhal ve işlemiş kâr «payı» ile birlikte iade edileceği «taahhüdü» ile para topladıkları, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kullanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, ancak taraflar arasında sahih bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığı, davalılar tarafından «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kurallarına» aykırı olduğu, SPK tarafından gönderilen yazı ve CD'lerde yer alan kayıtlarda davalı şirketlerin ortaklık yapısı ve davalı şirketlerin ortaklarından yaptıkları tahsilatları gösterdiği, SPK kayıtlarına göre davalının davacıdan 22.722,00 Euro tahsil ettiği, ancak davalı tarafından davacıya yapılan 12.424,00 Euro ödeme «mahsup» edildiğinde davacının 10.298,00 Euro alacaklı olduğu, davacının davadan önce davalıyı «temerrüde» düşürmediğinden faize dava tarihinden itibaren hükmedilmesi gerekeceği, ayrıca davalı yöneticilerin MK’nın 50. maddesi ve TTK’nın 321/«son» maddesi gereğince de oluşan zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle taleple bağlı kalınarak davanın kabulü ile davacının davalı ....’nin ortağı olmadığının tespitine, 9.602,06 Euro’nun fiili ödeme günündeki satış kuru karşılığı üzerinden TL ile ödenmesi kaydıyla 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince; devlet bankalarından birinin bir yıl vadeli Euro «mevduat hesabına» ödediği 05/03/2010 tarihinden itibaren döviz faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
… bancı mahkeme tarafından davanın reddine karar verildiğini ve yabancı mahkeme kararının kesinleştiğini ve Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/132 esas sayılı dosyası ile «tanıma» davası açıldığını, bu davanın «kesin» hüküm nedeniyle reddi için tanıma davasının «bekletici mesele» yapılmasını savunmuş, mahkemece, davalının söz konusu savunması; davanın yabancı mahkemede açılmasından sonra yeni deliller ortaya çıktığı gerekçesiyle reddedilmiş …
Aynı Kanunun 58. maddesi gereğince, yabancı mahkeme ilâmının «kesin delil» veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi yabancı ilâmın, «karşılıklı işlem» şartı hariç, «tenfiz» şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yabancı para alacağı · para alacağı · mahsup · kredi sözleşmesi · teslim
Benzer bu karardaAyrıca, 818 sayılı BK'nın 83. maddesi uyarınca «yabancı para alacağının» ödeme tarihindeki TL karşılığını isteme hakkını haiz bulunan davacı tercihini bu yolda kullanmayıp alacağını TL'ye çevirmek suretiyle talepte bulunduğundan, karşı tarafın izni olmadan bu tercihinden dönemez.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; davalıların istenildiğinde derhal ve işlemiş kâr «payı» ile birlikte iade edileceği «taahhüdü» ile para topladıkları, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kullanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, ancak taraflar arasında sahih bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığı, davalılar tarafından «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kurallarına» aykırı olduğu, SPK tarafından gönderilen yazı ve CD'lerde yer alan kayıtlarda davalı şirketlerin ortaklık yapısı ve davalı şirketlerin ortaklarından yaptıkları tahsilatları gösterdiği, SPK kayıtlarına göre davalının davacıdan 22.722,00 Euro tahsil ettiği, ancak davalı tarafından davacıya yapılan 12.424,00 Euro ödeme «mahsup» edildiğinde davacının 10.298,00 Euro alacaklı olduğu, davacının davadan önce davalıyı «temerrüde» düşürmediğinden faize dava tarihinden itibaren hükmedilmesi gerekeceği, ayrıca davalı yöneticilerin MK’nın 50. maddesi ve TTK’nın 321/«son» maddesi gereğince de oluşan zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle taleple bağlı kalınarak davanın kabulü ile davacının davalı ....’nin ortağı olmadığının tespitine, 9.602,06 Euro’nun fiili ödeme günündeki satış kuru karşılığı üzerinden TL ile ödenmesi kaydıyla 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince; devlet bankalarından birinin bir yıl vadeli Euro «mevduat hesabına» ödediği 05/03/2010 tarihinden itibaren döviz faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Grubu şirketleri ile Baco Assets Inc. arasında «kredi sözleşmesi» imzalandığı, ancak bu yabancı şirketten temin edilen kredilerin kredi niteliği taşımadığı, ...
Bu durumda, mahkemece, davalı tarafından sunulan... başlıklı belgeyi, davacının, 24.300,00 DM’yi «teslim» aldığını belirterek imzaladığı yönündeki savunması ve davacının bu imzaya açıkça itirazının bulunmadığı, borcu söndüren ödeme vakıasının yargılamanın her aşamasınd …
3 benzer karar daha
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/1682 E. 2019/7093 K.
Ortak:bekletici mesele · tanıma · mevduat hesabı · zamanaşımı def'i · dürüstlük kuralı · def'i · tenfiz · ortaklık ilişkisi · dava şartı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davalı tarafın «zamanaşımı def»'inin «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu, Kombassan Grubu bazı şirketlerin fiili ve hukuki irtibat halinde oldukları, birlikte hareket ederek para toplama amacıyla “Ortaklık Durum Belgesi”, “Hisse Senedi” gibi sair belgeler karşılığında istenildiğinde derhal ve işlemiş «kar payı» ile birlikte iade edileceği «taahhüdü» ile para topladıkları, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kullanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, tahsil ettikleri parayı ise muhasebe kayıtlarına yansıtmayarak para iade taleplerini reddettikleri, taraflar arasında sahih bir «ortaklık ilişkisinin» bulunmadığının anlaşıldığı, davalı şirketin davacının ödediği miktardan sorumlu bulunduğu, davalı şirketin «yönetim kurulu» başkanı ve üyelerinin de MK'nın 50. maddesi ve TTK'nın 321/«son» maddesi uyarınca zarardan sorumlu tutulabileceği, davalı ...
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/127 esas sayılı dosyası ile «tanıma» davası açıldığını, eldeki davanın «kesin» hüküm nedeniyle reddi için tanıma davasının «bekletici mesele» yapılması gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, yabancı mahkemede hâkimin önüne getirilen vakıaları tetkik etmeyip Uluslar arası «yetki» sebepli zeminde incele yapıp karar verdiği, eldeki dosyada yargılama aşamasında ortaya çıkan davalının kendi isteği ile Sermaye Piyasası Kuruluna sunduğu dökümanların yabancı mahkemede yapılan yargılamada tetkik edilmediği, bu vakıanın incelenmemesi karşısında «kesin» hüküm için aranılan hukuki «sebebin» aynı olma şartının bulunmadığı, yabancı mahkemece verilen kararın kesin hüküm etkisi yapmayacağı gerekçesiyle davalı vekilinin «tanıma» davasının «bekletici mesele» yapılması yönündeki savunması reddedilmiş ve işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacıda aldatma kasdıyla davalıların «haksız fiilde» bulundukları, taraflar arasında sahih bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığı, «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kuralı» ile bağdaşmayacağı, davacının davalıya, SPK'na sunulan CD’de belirtilen miktardaki parayı ödediğinin kabulü gerekeceği, gerek MK'nın 50., gerekse de TTK'nın 321/«son» maddesi uyarınca davalı yöneticinin de sorumluluğunun bulunduğu, davadan önce davalı «temerrüde» düşürülmediğinden dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiği, «kesin» hüküm için aranılan hukuki «sebebinin» aynı olma şartı bulunmadığından yabancı mahkeme kararının «tanıma» ve «tenfizinin» beklenmesi yahut verilen kararın kesin hüküm etkisi yapmayacağı için «bekletici mesele» yapılmayacağı kanaatine varıldığı, karşı dava yönünden ise, yabancı mahkemece kararının 21/05/2012 tarihinde kesinleştiği, davanın ise 28/05/2013 tarihinde açıldığı nazara alındığında MÖHUK 38. maddesinde öngörülen şartlarının oluştuğu gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulü ile, davacının davalı Bera Holding A.Ş. ‘nin ortağı olmadığının tespitine, 13.111 Euro’nun fiili ödeme günündeki Merkez Bankasınca belirlenen efektif satış kuru karşılığı üzerinden Türk Lirası ile ödenmesi kaydıyla 3095 sayılı Yasa’nın 4/a maddesi gereğince devlet bankalarından birinin bir yıl vadeli EURO «mevduat hesabına» ödediği döviz faiziyle birlikte 07/05/2013 tarihinden itibaren davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, karşı davanın kabulü ile, Almanya Aschaffenburg E …
1- Asıl dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili, karşı dava ise, yabancı mahkeme kararının tanınması istemine ilişkindir.
… al olarak aynı vakıalara dayanılarak yabancı mahkemede açılan davada verilen red kararının karşı davada tanınmasına karar verildiğinden ve işbu karşı davada verilen «tanıma» kararı temyiz edilmeyerek kesinleştiğinden ve her ne kadar mahkemece yabancı mahkemede Sermaye Piyasası Kurulu’na sunulan dökümanlar tetkik edilmeden inceleme yapıldığı, bu itibarla «kesin» hüküm için aranılan hukuki «sebebin» aynı olma şartının gerçekleşmediği kabul edilmiş ise de, dava sebebi, dayanılan vakıalar olup, asıl davada dayanılan vakıaların da aynı olduğu, yeni bir vakıaya dayanılmadığı, mahkemece yeni vakıa olarak nitelendirilen Sermaye Piyasası Kurulu’na sunulan dökümanların vakıa değil delil olduğu nazara alınmaksızın kesin hüküm itirazının reddine karar verilmesi doğru olmadığından ve kesin hüküm dava şartı olduğundan asıl davanın kesin hüküm nedeniyle dava «şartı yokluğundan» reddine karar vermek gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:maddi anlamda kesin hüküm · dava şartı yokluğu · haksız fiil
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacıda aldatma kasdıyla davalıların «haksız fiilde» bulundukları, taraflar arasında sahih bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığı, «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kuralı» ile bağdaşmayacağı, davacının davalıya, SPK'na sunulan CD’de belirtilen miktardaki parayı ödediğinin kabulü gerekeceği, gerek MK'nın 50., gerekse de TTK'nın 321/«son» maddesi uyarınca davalı yöneticinin de sorumluluğunun bulunduğu, davadan önce davalı «temerrüde» düşürülmediğinden dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiği, «kesin» hüküm için aranılan hukuki «sebebinin» aynı olma şartı bulunmadığından yabancı mahkeme kararının «tanıma» ve «tenfizinin» beklenmesi yahut verilen kararın kesin hüküm etkisi yapmayacağı için «bekletici mesele» yapılmayacağı kanaatine varıldığı, karşı dava yönünden ise, yabancı mahkemece kararının 21/05/2012 tarihinde kesinleştiği, davanın ise 28/05/2013 tarihinde açıldığı nazara alındığında MÖHUK 38. maddesinde öngörülen şartlarının oluştuğu gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulü ile, davacının davalı Bera Holding A.Ş. ‘nin ortağı olmadığının tespitine, 13.111 Euro’nun fiili ödeme günündeki Merkez Bankasınca belirlenen efektif satış kuru karşılığı üzerinden Türk Lirası ile ödenmesi kaydıyla 3095 sayılı Yasa’nın 4/a maddesi gereğince devlet bankalarından birinin bir yıl vadeli EURO «mevduat hesabına» ödediği döviz faiziyle birlikte 07/05/2013 tarihinden itibaren davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, karşı davanın kabulü ile, Almanya Aschaffenburg E …
Ancak, 6100 sayılı HMK’nın 303/1 maddesinde ''Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada «maddi anlamda kesin» hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir. '' hükmü düzenlenmiştir.
… al olarak aynı vakıalara dayanılarak yabancı mahkemede açılan davada verilen red kararının karşı davada tanınmasına karar verildiğinden ve işbu karşı davada verilen «tanıma» kararı temyiz edilmeyerek kesinleştiğinden ve her ne kadar mahkemece yabancı mahkemede Sermaye Piyasası Kurulu’na sunulan dökümanlar tetkik edilmeden inceleme yapıldığı, bu itibarla «kesin» hüküm için aranılan hukuki «sebebin» aynı olma şartının gerçekleşmediği kabul edilmiş ise de, dava sebebi, dayanılan vakıalar olup, asıl davada dayanılan vakıaların da aynı olduğu, yeni bir vakıaya dayanılmadığı, mahkemece yeni vakıa olarak nitelendirilen Sermaye Piyasası Kurulu’na sunulan dökümanların vakıa değil delil olduğu nazara alınmaksızın kesin hüküm itirazının reddine karar verilmesi doğru olmadığından ve kesin hüküm dava şartı olduğundan asıl davanın kesin hüküm nedeniyle dava «şartı yokluğundan» reddine karar vermek gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/13540 E. 2014/5598 K.
Ortak:kesin delil · tenfiz · kesin hüküm · dava şartı · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaAynı Kanunun 58. maddesi gereğince, yabancı mahkeme ilâmının «kesin delil» veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi yabancı ilâmın, «karşılıklı işlem» şartı hariç, «tenfiz» şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlıdır.
Yine aynı Kanunun 59. maddesi gereğince yabancı ilâmın «kesin» hüküm veya «kesin delil» etkisi yabancı mahkeme kararının kesinleştiği andan itibaren hüküm ifade eder.
Bu sebeple, yabancı mahkemelerden verilmiş olup da henüz Türk mahkemesince tanınıp «tenfiz» edilmemiş bir yabancı karar, Türk mahkemeleri önündeki bir davada «kesin» hüküm itirazına konu yapılamaz.
Benzer bu kararda… n hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilâmların Türkiye'de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesi tarafından «tenfiz» kararı verilmesine bağlı olduğu gibi yine aynı Kanun'un 58. maddesine göre de yabancı mahkeme ilâmının «kesin delil» olarak olarak kabul edilebilmesi, yabancı ilâmın mahkemece tanınmasına bağlı bulunmaktadır.
Somut olayda, icra takibine dayanak yabancı mahkeme ilamının tanınmasına ya da «tenfizine» karar verilmediğinden, bu ilamın «kesin delil» olarak kabul edilmesi mümkün değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ilamsız icra takibi · derdestlik · alacak davası · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · eksik inceleme
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı aleyhine Almanya Dortmund Asliye Mahkemesi'nde «alacak davası» açtığı ve bu davanın davacı lehine sonuçlanarak kesinleştiği, davacının bu ilama dayalı olarak davalı aleyhine «ilamsız icra takibi» başlattığı, yabancı mahkeme kararlarının ilamsız icra takibine konulması hususunda herhangi bir engel bulunmadığı, ayrıca davalının «derdestlik» itirazının da yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının icra takibine yaptığı itirazın iptaline, %40 oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dava, kesinleşmiş yabancı mahkeme ilamına konu alacağın tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup mahkemece, yabancı mahkeme ilamının kesinleştiği ve bu ilama dayalı olarak «ilamsız icra takibi» yapılabileceği gerekçesiyle başkaca hiçbir araştırma yapılmaksızın davanın kabulüne karar verilmiştir.
O halde mahkemece, davanın icra takibine yapılan itirazın iptali istemine yönelik olduğu dikkate alınarak genel hükümler çerçevesinde taraf delillerinin toplanması ve davacının icra takibine konu ettiği alacağının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nednele bozulması gerekmiştir.
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2361 E. 2022/5971 K.
Ortak:kesin delil · tanıma · tenfiz · kesin hüküm · dava şartı · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaAynı Kanunun 58. maddesi gereğince, yabancı mahkeme ilâmının «kesin delil» veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi yabancı ilâmın, «karşılıklı işlem» şartı hariç, «tenfiz» şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlıdır.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/127 esas sayılı dosyası ile «tanıma» davası açıldığını, eldeki davanın «kesin» hüküm nedeniyle reddi için tanıma davasının «bekletici mesele» yapılması gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, yabancı mahkemede hâkimin önüne getirilen vakıaları tetkik etmeyip Uluslar arası «yetki» sebepli zeminde incele yapıp karar verdiği, eldeki dosyada yargılama aşamasında ortaya çıkan davalının kendi isteği ile Sermaye Piyasası Kuruluna sunduğu dökümanların yabancı mahkemede yapılan yargılamada tetkik edilmediği, bu vakıanın incelenmemesi karşısında «kesin» hüküm için aranılan hukuki «sebebin» aynı olma şartının bulunmadığı, yabancı mahkemece verilen kararın kesin hüküm etkisi yapmayacağı gerekçesiyle davalı vekilinin «tanıma» davasının «bekletici mesele» yapılması yönündeki savunması reddedilmiş ve işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmiştir.
Benzer bu karardaAncak, 5718 sayılı MÖHUK 50-59 maddeleri «tanıma» ve «tenfiz» kurumlarını düzenlemekte olup buna göre yabancı mahkeme ilâmının «kesin delil» veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi yabancı ilâmın tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlı tutulmuş ve yabancı mahkemelerden hukuk davaların …
Somut olayda, «tanıma» ve «tenfizi» istenen yabancı mahkeme kararı alacak hükmüne haiz olup aynı konuda Türkiye’de açılan bu tür davalarda dosya hangi aşamada olursa olsun 7194 sayılı Yasa gereğince davacıların, davalı şirkete ortak olduğu kabul edilerek “karar «verilmesine yer olmadığına»” kararı verilmekte ve kararlar bu şekilde kesinleşmektedir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada «tenfize» konu yabancı mahkeme kararının «usulüne uygun tebliğ» işlemlerinin gerçekleştirilmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:usulüne uygun tebliğ · emredici hüküm · münhasırlık · kamu düzeni · yetkisizlik kararı · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaBuna göre, yabancı mahkeme kararının verildiği devlet ile Türkiye arasında mütekabiliyet bulunmalı, ilam Türk mahkemelerinin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuya ilişkin olmalı, davalının savunma haklarına uygun davranılarak verilen hüküm Türk «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmamalıdır.
Buna karşın yabancı ülkede açılan ve karara bağlanan aynı tür davalarda verilen yabancı mahkeme kararlarının «tenfizine» karar verilmesi halinde Türkiye’de açılan davalar ile yabancı ülkede açılan davalarda tamamen zıt sonuçlara ulaşılacak olup, Türk Mahkemelerinin «emredici» yasal düzenleme sonucu verdikleri çok sayıdaki kararlara tezat teşkil edecek yabancı mahkeme kararlarına Türkiye’de icra kabiliyeti kazandırılması MÖHUK’un 54/1-c maddesinde düzenlenen ve yukarıda özetlendiği üzere Türk «kamu düzenine» açık aykırılık teşkil edecektir.
… maddesi ve MÖHUK’un 54/1-c maddesi birlikte değerlendirilerek, ortak olmadığının tespiti ve alacak isteminin kabulüne ilişkin yabancı mahkeme kararının tanınması ve «tenfizinin» Türk «kamu düzenine» açık aykırılık teşkil edeceği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» dair hüküm kurulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulmasna karar vermek gerekmiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada «tenfize» konu yabancı mahkeme kararının «usulüne uygun tebliğ» işlemlerinin gerçekleştirilmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/4627 E. , 2019/3589 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 08/06/2017 tarih ve 2013/265-2017/564 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı ...Ş vekili tarafından istenmiş olduğu anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 07.05.2019 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ..., davalılar Kombassan Holding A.Ş vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirket temsilcilerinin yüksek faiz verileceği ve parasını istediği zaman geri alabileceği taahhüdünde bulunmaları üzerine müvekkilinin belge karşılığında davalılara 21.910 DM verdiğini, davalıların aynı yöntemle binlerce gurbetçiden nakit para topladıklarını, kısa bir süre sonra müvekkilinin parasını istediğini, ancak bu güne kadar kendisine ödeme yapılmadığını, hisse senetlerinin izinsiz olarak halka arz edildiğini, Kombassan Grubu tarafından yapılan usulsüzlüklerin SPK ve diğer resmi kurum raporlarında açıklandığını, davalılar hakkında çeşitli suçlardan suç duyurusu yapıldığını, müvekkilinin şirket ortağı yapılmasının hukuken mümkün olmadığını, kanuna uygun bir ortaklık ilişkisinin kurulmadığını ve davalı ...’ın yönetim kurulu başkanı olarak diğer davalılarla birlikte zarardan sorumlu olduklarını ileri sürerek, 11.202,41 Euronun karşılığı 22.784,58 TL’nin ödeme tarihten itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/A maddesi uyarınca devlet bankalarının yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, zamanaşımı def'i ile birlikte davacının davalı ...Ş.’nin ortağı olduğunu, diğer şirkette ortaklığının bulunmadığını, ortağın sermaye olarak koyduğu parayı istemesinin mümkün bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davalı tarafın zamanaşımı def'inin dürüstlük kuralına aykırı olduğu, Kombassan Grubu bazı şirketlerin fiili ve hukuki irtibat halinde oldukları, birlikte hareket ederek para toplama amacıyla “Ortaklık Durum Belgesi”, “Hisse Senedi” gibi sair belgeler karşılığında istenildiğinde derhal ve işlemiş kar payı ile birlikte iade edileceği taahhüdü ile para topladıkları, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kullanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, tahsil ettikleri parayı ise muhasebe kayıtlarına yansıtmayarak para iade taleplerini reddettikleri, taraflar arasında sahih bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının anlaşıldığı, davalı şirketin davacının ödediği miktardan sorumlu bulunduğu, davalı şirketin yönetim kurulu başkanı ve üyelerinin de MK'nın 50.
maddesi ve TTK'nın 321/son maddesi uyarınca zarardan sorumlu tutulabileceği, davalı ... İnşaat Tarım ve San. İşl. Tic. A.Ş.'nin unvan değişikliği sonrası Kombassan Holding A.Ş.'ye devredilmek suretiyle birleştirilmesine karar verildiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, davacının davalı ...Ş. nin şirket ortağı olmadığının tespitine, 10.351 Euronun Türk Borçlar Kanununun 99. maddesi gereğince fiili ödeme günündeki Merkez Bankasınca belirlenen efektif satış kuru karşılığı üzerinden Türk parası ile ödenmesi kaydıyla 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun 4/a maddesi gereğince Devlet bankalarından birinin bir yıl vadeli Euro mevduat hesabına ödediği 20/12/2010 tarihinden itibaren döviz faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı ...Ş. vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve verilen paranın tahsili istemine ilişkindir. Davalı vekili, davacının hukuki sebepleri aynı olan işbu davayı daha önce yabancı mahkemede açtığını, yabancı mahkeme tarafından davanın reddine karar verildiğini ve yabancı mahkeme kararının kesinleştiğini, Konya 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/127 esas sayılı dosyası ile tanıma davası açıldığını, eldeki davanın kesin hüküm nedeniyle reddi için tanıma davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, yabancı mahkemede hâkimin önüne getirilen vakıaları tetkik etmeyip Uluslar arası yetki sebepli zeminde incele yapıp karar verdiği, eldeki dosyada yargılama aşamasında ortaya çıkan davalının kendi isteği ile Sermaye Piyasası Kuruluna sunduğu dökümanların yabancı mahkemede yapılan yargılamada tetkik edilmediği, bu vakıanın incelenmemesi karşısında kesin hüküm için aranılan hukuki sebebin aynı olma şartının bulunmadığı, yabancı mahkemece verilen kararın kesin hüküm etkisi yapmayacağı gerekçesiyle davalı vekilinin tanıma davasının bekletici mesele yapılması yönündeki savunması reddedilmiş ve işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmiştir.
5718 sayılı MÖHUK’un 50/1. maddesi gereğince, yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilâmların Türkiye'de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. Aynı Kanunun 58. maddesi gereğince, yabancı mahkeme ilâmının kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi yabancı ilâmın, karşılıklı işlem şartı hariç, tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlıdır. Yine aynı Kanunun 59. maddesi gereğince yabancı ilâmın kesin hüküm veya kesin delil etkisi yabancı mahkeme kararının kesinleştiği andan itibaren hüküm ifade eder. Bu sebeple, yabancı mahkemelerden verilmiş olup da henüz Türk mahkemesince tanınıp tenfiz edilmemiş bir yabancı karar, Türk mahkemeleri önündeki bir davada kesin hüküm itirazına konu yapılamaz.
Türk mahkemesince tanınıp tenfiz edilen yabancı mahkeme kararı, Türk hukuku bakımından kesin hüküm oluşturur. Buna bağlı olarak tanınıp, tenfiz edilen yabancı karar, aynı konudaki uyuşmazlığın tekrar Türk mahkemelerinde görülmesini engeller.
Her ne kadar yargılama aşamasında tanınıp kesinleşen kesin hüküm niteliğinde bir karar bulunmasa da, vakıanın ileri sürülen olay ve sebeplere ilişkin bulunması, SPK ya sunulan listelerin ise vakıa değil delil olması sebebiyle eldeki davada delil olarak kabul edilen davalı tarafça SPK ya sunulan dökümanların yabancı mahkemece incelenmediği, bu nedenle her iki davadaki maddi vakıaların farklı olduğu yönündeki kabul doğru olmamıştır. Dolayısıyla, sunulan yabancı mahkeme kararının tercümesinin yeterli açıklıkta olmadığı da anlaşıldığından, mahkemece, Konya 4. Asliye
Hukuk Mahkemesinin 2015/127 esas sayılı dosyasının getirtilerek tanıma şartlarının 5718 sayılı MÖHUK’ta açıklanan ilkeler çerçevesinde değerlendirilmesi, eldeki davaya etkisi olduğu sonucuna ulaşılırsa tanıma davasının kesinleşmesinin beklenmesine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde davalının itirazı reddedilip işin esası hakkında karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı ...Ş. vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ...Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı ...Ş. yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ...Ş. vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 2.037,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...Ş'ye verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 09/05/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/508915000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz