Alacak | Ortaklık
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/1069 E. 2019/6711 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kesin kabul↗ karşılıksızdır işlemi↗ 5718 sayılı möhuk↗ ön inceleme aşaması↗ bekletici mesele↗ kesin delil↗ tanıma↗ möhuk 47↗ hisse senedi↗ zamanaşımı def'i↗ dürüstlük kuralı↗ def'i↗ tenfiz↗ ortaklık ilişkisi↗ haksız fiil↗ kâr payı↗ taahhütname↗ dava sebebi↗ zamanaşımı↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; zamanaşımı def’inin ileri sürülmesinin dürüstlük kurallarına aykırı olduğu, Kombassan Grubu bazı şirketlerin fiili ve hukuki irtibat halinde oldukları, birlikte hareket ederek para toplama amacıyla “Ortaklık Durum Belgesi”, “Hisse Senedi” gibi sair belgeler karşılığında istenildiğinde derhal ve işlemiş kâr payı ile birlikte iade edileceği taahhüdü ile para topladıkları, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kullanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, tahsil ettikleri parayı ise muhasebe kayıtlarına yansıtmayarak para iade taleplerini reddettikleri, taraflar arasında sahih bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının anlaşıldığı, davalı şirket yöneticisinin de davacının ödediği miktardan sorumlu bulunduğu, yabancı mahkemede taraflar arasında görülen davada verilen kararın kesin hüküm etkisi yapmayacağı, davalı Kombassan İnşaat Tarım ve San. İşl. Tic. A.Ş'nin unvan değişikliği sonrası Kombassan Holding A.Ş'ye devredilmek suretiyle birleştirilmesine karar verildiği, Kombassan Holding A.Ş'nin unvanın da Bera Holding A.Ş olarak değiştirildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davacının davalı Bera Holding A.Ş'nin şirket ortağı olmadığının tespitine, 22.907,79 TL'nin dava tarihi olan 09/11/2009 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı Bera Holding A.Ş vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve verilen paranın tahsili istemine ilişkindir. Davalı vekili, davacının hukuki sebepleri aynı olan işbu davayı daha önce yabancı mahkemede açtığını, yabancı mahkeme tarafından davanın reddine karar verildiğini ve yabancı mahkeme kararının kesinleştiğini, Konya 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/448 esas sayılı dosyası ile tanıma davası açıldığını, eldeki davanın kesin hüküm nedeniyle reddi için tanıma davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, yabancı mahkemede hâkimin önüne getirilen vakıaları şirketler hukuku sebepli zeminde inceleyip karar verdiği, eldeki dosyada yargılama aşamasında ortaya çıkan davalının kendi isteği ile Sermaye Piyasası Kuruluna sunduğu dökümanların yabancı mahkemede yapılan yargılamada tetkik edilmediği, bu vakıanın incelenmemesi karşısında kesin hüküm için aranılan hukuki sebebin aynı olma şartının bulunmadığı, yabancı mahkemece verilen kararın kesin hüküm etkisi yapmayacağı gerekçesiyle davalı vekilinin tanıma davasının bekletici mesele yapılması yönündeki savunması reddedilmiş ve işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmiştir.
5718 sayılı MÖHUK’un 50/1. maddesi gereğince, yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilâmların Türkiye'de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. Aynı Kanunun 58. maddesi gereğince, yabancı mahkeme ilâmının kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi yabancı ilâmın, karşılıklı işlem şartı hariç, tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlıdır. Yine aynı Kanunun 59. maddesi gereğince yabancı ilâmın kesin hüküm veya kesin delil etkisi yabancı mahkeme kararının kesinleştiği andan itibaren hüküm ifade eder. Bu sebeple, yabancı mahkemelerden verilmiş olup da henüz Türk mahkemesince tanınıp tenfiz edilmemiş bir yabancı karar, Türk mahkemeleri önündeki bir davada kesin hüküm itirazına konu yapılamaz. Türk mahkemesince tanınıp tenfiz edilen yabancı mahkeme kararı, Türk hukuku bakımından kesin hüküm oluşturur. Buna bağlı olarak tanınıp, tenfiz edilen yabancı karar, aynı konudaki uyuşmazlığın tekrar Türk mahkemelerinde görülmesini engeller.
Her ne kadar yargılama aşamasında tanınıp kesinleşen kesin hüküm niteliğinde bir karar bulunmasa da, tanıma davasına konu davanın işbu davadan daha önce açıldığı, yabancı mahkeme ilamında haksız fiil hükümlerine göre de inceleme yapıldığı, yargılama sırasında açılan tanıma davasının neticesinin işbu davayı etkileme ihtimali bulunduğu anlaşılmakta olup, vakıanın ileri sürülen olay ve sebeplere ilişkin bulunması, SPK'ya sunulan listelerin ise vakıa değil delil olması sebebiyle eldeki davada delil olarak kabul edilen davalı tarafça SPK'ya sunulan dökümanların yabancı mahkemece incelenmediği, bu nedenle her iki davadaki maddi vakıaların farklı olduğu yönündeki kabul doğru olmamıştır. Bu durumda, mahkemece, davacı tarafından yabancı mahkemede açılan davanın daha önce açıldığı gözetilerek Konya 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/448 Esas sayılı dosyasında görülen tanıma davasının kesinleşmesinin beklenmesine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde davalı tarafın itirazı reddedilip işin esası hakkında karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekili ve davalı Bera Holding A.Ş vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4627 E. 2019/3589 K.
Ortak:karşılıksızdır işlemi · bekletici mesele · kesin delil · tanıma · zamanaşımı def'i · dürüstlük kuralı · def'i · tenfiz · dava şartı · yetki/yetkisizlik · zamanaşımı var · Alacak, Ortaklık
İncelediğiniz karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; «zamanaşımı def»’inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kurallarına» aykırı olduğu, Kombassan Grubu bazı şirketlerin fiili ve hukuki irtibat halinde oldukları, birlikte hareket ederek para toplama amacıyla “Ortaklık Durum Belgesi”, “Hisse Senedi” gibi sair belgeler karşılığında istenildiğinde derhal ve işlemiş kâr «payı» ile birlikte iade edileceği «taahhüdü» ile para topladıkları, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kullanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, tahsil ettikleri parayı ise muhasebe kayıtlarına yansıtmayarak para iade taleplerini reddettikleri, taraflar arasında sahih bir «ortaklık ilişkisinin» bulunmadığının anlaşıldığı, davalı şirket yöneticisinin de davacının ödediği miktardan sorumlu bulunduğu, yabancı mahkemede taraflar arasında görülen davada verilen kararın «kesin» hüküm etkisi yapmayacağı, davalı Kombassan İnşaat Tarım ve San.
Aynı Kanunun 58. maddesi gereğince, yabancı mahkeme ilâmının «kesin delil» veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi yabancı ilâmın, «karşılıklı işlem» şartı hariç, «tenfiz» şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlıdır.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/448 esas sayılı dosyası ile «tanıma» davası açıldığını, eldeki davanın «kesin» hüküm nedeniyle reddi için tanıma davasının «bekletici mesele» yapılması gerektiğini savunmuştur.
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davalı tarafın «zamanaşımı def»'inin «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu, Kombassan Grubu bazı şirketlerin fiili ve hukuki irtibat halinde oldukları, birlikte hareket ederek para toplama amacıyla “Ortaklık Durum Belgesi”, “Hisse Senedi” gibi sair belgeler karşılığında istenildiğinde derhal ve işlemiş «kar payı» ile birlikte iade edileceği «taahhüdü» ile para topladıkları, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kullanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, tahsil ettikleri parayı ise muhasebe kayıtlarına yansıtmayarak para iade taleplerini reddettikleri, taraflar arasında sahih bir «ortaklık ilişkisinin» bulunmadığının anlaşıldığı, davalı şirketin davacının ödediği miktardan sorumlu bulunduğu, davalı şirketin «yönetim kurulu» başkanı ve üyelerinin de MK'nın 50. maddesi ve TTK'nın 321/«son» maddesi uyarınca zarardan sorumlu tutulabileceği, davalı ...
Aynı Kanunun 58. maddesi gereğince, yabancı mahkeme ilâmının «kesin delil» veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi yabancı ilâmın, «karşılıklı işlem» şartı hariç, «tenfiz» şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlıdır.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/127 esas sayılı dosyası ile «tanıma» davası açıldığını, eldeki davanın «kesin» hüküm nedeniyle reddi için tanıma davasının «bekletici mesele» yapılması gerektiğini savunmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kar payı · mevduat hesabı · yetki · yönetim kurulu kararı · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davalı tarafın «zamanaşımı def»'inin «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu, Kombassan Grubu bazı şirketlerin fiili ve hukuki irtibat halinde oldukları, birlikte hareket ederek para toplama amacıyla “Ortaklık Durum Belgesi”, “Hisse Senedi” gibi sair belgeler karşılığında istenildiğinde derhal ve işlemiş «kar payı» ile birlikte iade edileceği «taahhüdü» ile para topladıkları, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kullanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, tahsil ettikleri parayı ise muhasebe kayıtlarına yansıtmayarak para iade taleplerini reddettikleri, taraflar arasında sahih bir «ortaklık ilişkisinin» bulunmadığının anlaşıldığı, davalı şirketin davacının ödediği miktardan sorumlu bulunduğu, davalı şirketin «yönetim kurulu» başkanı ve üyelerinin de MK'nın 50. maddesi ve TTK'nın 321/«son» maddesi uyarınca zarardan sorumlu tutulabileceği, davalı ...
… Türk parası ile ödenmesi kaydıyla 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun 4/a maddesi gereğince Devlet bankalarından birinin bir yıl vadeli Euro «mevduat hesabına» ödediği 20/12/2010 tarihinden itibaren döviz faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece, yabancı mahkemede hâkimin önüne getirilen vakıaları tetkik etmeyip Uluslar arası «yetki» sebepli zeminde incele yapıp karar verdiği, eldeki dosyada yargılama aşamasında ortaya çıkan davalının kendi isteği ile Sermaye Piyasası Kuruluna sunduğu dökümanların yabancı mahkemede yapılan yargılamada tetkik edilmediği, bu vakıanın incelenmemesi karşısında «kesin» hüküm için aranılan hukuki «sebebin» aynı olma şartının bulunmadığı, yabancı mahkemece verilen kararın kesin hüküm etkisi yapmayacağı gerekçesiyle davalı vekilinin «tanıma» davasının «bekletici mesele» yapılması yönündeki savunması reddedilmiş ve işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmiştir.
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4497 E. 2019/1594 K.
Ortak:karşılıksızdır işlemi · bekletici mesele · kesin delil · tanıma · zamanaşımı def'i · dürüstlük kuralı · def'i · tenfiz · dava şartı · yetki/yetkisizlik · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; «zamanaşımı def»’inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kurallarına» aykırı olduğu, Kombassan Grubu bazı şirketlerin fiili ve hukuki irtibat halinde oldukları, birlikte hareket ederek para toplama amacıyla “Ortaklık Durum Belgesi”, “Hisse Senedi” gibi sair belgeler karşılığında istenildiğinde derhal ve işlemiş kâr «payı» ile birlikte iade edileceği «taahhüdü» ile para topladıkları, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kullanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, tahsil ettikleri parayı ise muhasebe kayıtlarına yansıtmayarak para iade taleplerini reddettikleri, taraflar arasında sahih bir «ortaklık ilişkisinin» bulunmadığının anlaşıldığı, davalı şirket yöneticisinin de davacının ödediği miktardan sorumlu bulunduğu, yabancı mahkemede taraflar arasında görülen davada verilen kararın «kesin» hüküm etkisi yapmayacağı, davalı Kombassan İnşaat Tarım ve San.
Aynı Kanunun 58. maddesi gereğince, yabancı mahkeme ilâmının «kesin delil» veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi yabancı ilâmın, «karşılıklı işlem» şartı hariç, «tenfiz» şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlıdır.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/448 esas sayılı dosyası ile «tanıma» davası açıldığını, eldeki davanın «kesin» hüküm nedeniyle reddi için tanıma davasının «bekletici mesele» yapılması gerektiğini savunmuştur.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların istenildiğinde derhal ve işlemiş kâr «payı» ile birlikte iade edileceği «taahhüdü» ile para topladıkları, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kullanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, ancak taraflar arasında sahih bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığı, davalılar tarafından «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kurallarına» aykırı olduğu, SPK tarafından gönderilen yazı ve CD'lerde yer alan kayıtlarda davalı şirketlerin ortaklık yapısı ve davalı şirketlerin ortaklarından yaptıkları tahsilatları gösterdiği, SPK kayıtlarına göre davalının davacıdan ....733,00 Euro tahsil ettiği, davalı yöneticilerin MK’nın 50. maddesi ve ...’nın 321/«son» maddesi gereğince de oluşan zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile davacının davalı ...
Aynı Kanunun 58. maddesi gereğince, yabancı mahkeme ilâmının «kesin delil» veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi yabancı ilâmın, «karşılıklı işlem» şartı hariç, «tenfiz» şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlıdır.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/127 esas sayılı dosyası ile «tanıma» davası açıldığını, bu davanın «kesin» hüküm nedeniyle reddi için tanıma davasının «bekletici mesele» yapılmasını savunmuş, mahkemece, davalının söz konusu savunması; davanın yabancı mahkemede açılmasından sonra yeni deliller ortaya çıktığı gerekçesiyle reddedilmiş ve işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temerrüt tarihi · avans faizi · temerrüt · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaHolding A.Ş.’nin ortağı olmadığının tespitine, 6.500,00 TL’nin «temerrüt tarihi» olan dava tarihinden itibaren değişen oranlarda «avans faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline, birleşen davanın kısmen kabulüne 11.563,20TL'nin temerrüt tarihi olan 22/11/2017 dava tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlardaki avans faiziyle davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verişmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların istenildiğinde derhal ve işlemiş kâr «payı» ile birlikte iade edileceği «taahhüdü» ile para topladıkları, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kullanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, ancak taraflar arasında sahih bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığı, davalılar tarafından «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kurallarına» aykırı olduğu, SPK tarafından gönderilen yazı ve CD'lerde yer alan kayıtlarda davalı şirketlerin ortaklık yapısı ve davalı şirketlerin ortaklarından yaptıkları tahsilatları gösterdiği, SPK kayıtlarına göre davalının davacıdan ....733,00 Euro tahsil ettiği, davalı yöneticilerin MK’nın 50. maddesi ve ...’nın 321/«son» maddesi gereğince de oluşan zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile davacının davalı ...
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/1682 E. 2019/7093 K.
Ortak:bekletici mesele · tanıma · zamanaşımı def'i · dürüstlük kuralı · def'i · tenfiz · ortaklık ilişkisi · haksız fiil · dava şartı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; «zamanaşımı def»’inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kurallarına» aykırı olduğu, Kombassan Grubu bazı şirketlerin fiili ve hukuki irtibat halinde oldukları, birlikte hareket ederek para toplama amacıyla “Ortaklık Durum Belgesi”, “Hisse Senedi” gibi sair belgeler karşılığında istenildiğinde derhal ve işlemiş kâr «payı» ile birlikte iade edileceği «taahhüdü» ile para topladıkları, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kullanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, tahsil ettikleri parayı ise muhasebe kayıtlarına yansıtmayarak para iade taleplerini reddettikleri, taraflar arasında sahih bir «ortaklık ilişkisinin» bulunmadığının anlaşıldığı, davalı şirket yöneticisinin de davacının ödediği miktardan sorumlu bulunduğu, yabancı mahkemede taraflar arasında görülen davada verilen kararın «kesin» hüküm etkisi yapmayacağı, davalı Kombassan İnşaat Tarım ve San.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/448 esas sayılı dosyası ile «tanıma» davası açıldığını, eldeki davanın «kesin» hüküm nedeniyle reddi için tanıma davasının «bekletici mesele» yapılması gerektiğini savunmuştur.
… alının kendi isteği ile Sermaye Piyasası Kuruluna sunduğu dökümanların yabancı mahkemede yapılan yargılamada tetkik edilmediği, bu vakıanın incelenmemesi karşısında «kesin» hüküm için aranılan hukuki «sebebin» aynı olma şartının bulunmadığı, yabancı mahkemece verilen kararın kesin hüküm etkisi yapmayacağı gerekçesiyle davalı vekilinin «tanıma» davasının «bekletici mesele» yapılması yönündeki savunması reddedilmiş ve işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacıda aldatma kasdıyla davalıların «haksız fiilde» bulundukları, taraflar arasında sahih bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığı, «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kuralı» ile bağdaşmayacağı, davacının davalıya, SPK'na sunulan CD’de belirtilen miktardaki parayı ödediğinin kabulü gerekeceği, gerek MK'nın 50., gerekse de TTK'nın 321/«son» maddesi uyarınca davalı yöneticinin de sorumluluğunun bulunduğu, davadan önce davalı «temerrüde» düşürülmediğinden dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiği, «kesin» hüküm için aranılan hukuki «sebebinin» aynı olma şartı bulunmadığından yabancı mahkeme kararının «tanıma» ve «tenfizinin» beklenmesi yahut verilen kararın kesin hüküm etkisi yapmayacağı için «bekletici mesele» yapılmayacağı kanaatine varıldığı, karşı dava yönünden ise, yabancı mahkemece kararının 21/05/2012 tarihinde kesinleştiği, davanın ise 28/05/2013 tarihinde açıldığı nazara alındığında MÖHUK 38. maddesinde öngörülen şartlarının oluştuğu gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulü ile, davacının davalı Bera Holding A.Ş. ‘nin ortağı olmadığının tespitine, 13.111 Euro’nun fiili ödeme günündeki Merkez Bankasınca belirlenen efektif satış kuru karşılığı üzerinden Türk Lirası ile ödenmesi kaydıyla 3095 sayılı Yasa’nın 4/a maddesi gereğince devlet bankalarından birinin bir yıl vadeli EURO «mevduat hesabına» ödediği döviz faiziyle birlikte 07/05/2013 tarihinden itibaren davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, karşı davanın kabulü ile, Almanya Aschaffenburg E …
1- Asıl dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili, karşı dava ise, yabancı mahkeme kararının tanınması istemine ilişkindir.
… al olarak aynı vakıalara dayanılarak yabancı mahkemede açılan davada verilen red kararının karşı davada tanınmasına karar verildiğinden ve işbu karşı davada verilen «tanıma» kararı temyiz edilmeyerek kesinleştiğinden ve her ne kadar mahkemece yabancı mahkemede Sermaye Piyasası Kurulu’na sunulan dökümanlar tetkik edilmeden inceleme yapıldığı, bu itibarla «kesin» hüküm için aranılan hukuki «sebebin» aynı olma şartının gerçekleşmediği kabul edilmiş ise de, dava sebebi, dayanılan vakıalar olup, asıl davada dayanılan vakıaların da aynı olduğu, yeni bir vakıaya dayanılmadığı, mahkemece yeni vakıa olarak nitelendirilen Sermaye Piyasası Kurulu’na sunulan dökümanların vakıa değil delil olduğu nazara alınmaksızın kesin hüküm itirazının reddine karar verilmesi doğru olmadığından ve kesin hüküm dava şartı olduğundan asıl davanın kesin hüküm nedeniyle dava «şartı yokluğundan» reddine karar vermek gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:maddi anlamda kesin hüküm · mevduat hesabı · dava şartı yokluğu · temerrüt · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacıda aldatma kasdıyla davalıların «haksız fiilde» bulundukları, taraflar arasında sahih bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığı, «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kuralı» ile bağdaşmayacağı, davacının davalıya, SPK'na sunulan CD’de belirtilen miktardaki parayı ödediğinin kabulü gerekeceği, gerek MK'nın 50., gerekse de TTK'nın 321/«son» maddesi uyarınca davalı yöneticinin de sorumluluğunun bulunduğu, davadan önce davalı «temerrüde» düşürülmediğinden dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiği, «kesin» hüküm için aranılan hukuki «sebebinin» aynı olma şartı bulunmadığından yabancı mahkeme kararının «tanıma» ve «tenfizinin» beklenmesi yahut verilen kararın kesin hüküm etkisi yapmayacağı için «bekletici mesele» yapılmayacağı kanaatine varıldığı, karşı dava yönünden ise, yabancı mahkemece kararının 21/05/2012 tarihinde kesinleştiği, davanın ise 28/05/2013 tarihinde açıldığı nazara alındığında MÖHUK 38. maddesinde öngörülen şartlarının oluştuğu gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulü ile, davacının davalı Bera Holding A.Ş. ‘nin ortağı olmadığının tespitine, 13.111 Euro’nun fiili ödeme günündeki Merkez Bankasınca belirlenen efektif satış kuru karşılığı üzerinden Türk Lirası ile ödenmesi kaydıyla 3095 sayılı Yasa’nın 4/a maddesi gereğince devlet bankalarından birinin bir yıl vadeli EURO «mevduat hesabına» ödediği döviz faiziyle birlikte 07/05/2013 tarihinden itibaren davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, karşı davanın kabulü ile, Almanya Aschaffenburg E …
Ancak, 6100 sayılı HMK’nın 303/1 maddesinde ''Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada «maddi anlamda kesin» hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir. '' hükmü düzenlenmiştir.
… al olarak aynı vakıalara dayanılarak yabancı mahkemede açılan davada verilen red kararının karşı davada tanınmasına karar verildiğinden ve işbu karşı davada verilen «tanıma» kararı temyiz edilmeyerek kesinleştiğinden ve her ne kadar mahkemece yabancı mahkemede Sermaye Piyasası Kurulu’na sunulan dökümanlar tetkik edilmeden inceleme yapıldığı, bu itibarla «kesin» hüküm için aranılan hukuki «sebebin» aynı olma şartının gerçekleşmediği kabul edilmiş ise de, dava sebebi, dayanılan vakıalar olup, asıl davada dayanılan vakıaların da aynı olduğu, yeni bir vakıaya dayanılmadığı, mahkemece yeni vakıa olarak nitelendirilen Sermaye Piyasası Kurulu’na sunulan dökümanların vakıa değil delil olduğu nazara alınmaksızın kesin hüküm itirazının reddine karar verilmesi doğru olmadığından ve kesin hüküm dava şartı olduğundan asıl davanın kesin hüküm nedeniyle dava «şartı yokluğundan» reddine karar vermek gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2 benzer karar daha
-
Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4863 E. 2018/3504 K.
Ortak:karşılıksızdır işlemi · bekletici mesele · kesin delil · tanıma · zamanaşımı def'i · dürüstlük kuralı · def'i · tenfiz · dava şartı · yetki/yetkisizlik · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; «zamanaşımı def»’inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kurallarına» aykırı olduğu, Kombassan Grubu bazı şirketlerin fiili ve hukuki irtibat halinde oldukları, birlikte hareket ederek para toplama amacıyla “Ortaklık Durum Belgesi”, “Hisse Senedi” gibi sair belgeler karşılığında istenildiğinde derhal ve işlemiş kâr «payı» ile birlikte iade edileceği «taahhüdü» ile para topladıkları, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kullanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, tahsil ettikleri parayı ise muhasebe kayıtlarına yansıtmayarak para iade taleplerini reddettikleri, taraflar arasında sahih bir «ortaklık ilişkisinin» bulunmadığının anlaşıldığı, davalı şirket yöneticisinin de davacının ödediği miktardan sorumlu bulunduğu, yabancı mahkemede taraflar arasında görülen davada verilen kararın «kesin» hüküm etkisi yapmayacağı, davalı Kombassan İnşaat Tarım ve San.
Aynı Kanunun 58. maddesi gereğince, yabancı mahkeme ilâmının «kesin delil» veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi yabancı ilâmın, «karşılıklı işlem» şartı hariç, «tenfiz» şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlıdır.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/448 esas sayılı dosyası ile «tanıma» davası açıldığını, eldeki davanın «kesin» hüküm nedeniyle reddi için tanıma davasının «bekletici mesele» yapılması gerektiğini savunmuştur.
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; davalıların istenildiğinde derhal ve işlemiş kâr «payı» ile birlikte iade edileceği «taahhüdü» ile para topladıkları, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kullanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, ancak taraflar arasında sahih bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığı, davalılar tarafından «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kurallarına» aykırı olduğu, SPK tarafından gönderilen yazı ve CD'lerde yer alan kayıtlarda davalı şirketlerin ortaklık yapısı ve davalı şirketlerin ortaklarından yaptıkları tahsilatları gösterdiği, SPK kayıtlarına göre davalının davacıdan 22.722,00 Euro tahsil ettiği, ancak davalı tarafından davacıya yapılan 12.424,00 Euro ödeme «mahsup» edildiğinde davacının 10.298,00 Euro alacaklı olduğu, davacının davadan önce davalıyı «temerrüde» düşürmediğinden faize dava tarihinden itibaren hükmedilmesi gerekeceği, ayrıca davalı yöneticilerin MK’nın 50. maddesi ve TTK’nın 321/«son» maddesi gereğince de oluşan zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle taleple bağlı kalınarak davanın kabulü ile davacının davalı ....’nin ortağı olmadığının tespitine, 9.602,06 Euro’nun fiili ödeme günündeki satış kuru karşılığı üzerinden TL ile ödenmesi kaydıyla 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince; devlet bankalarından birinin bir yıl vadeli Euro «mevduat hesabına» ödediği 05/03/2010 tarihinden itibaren döviz faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Aynı Kanunun 58. maddesi gereğince, yabancı mahkeme ilâmının «kesin delil» veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi yabancı ilâmın, «karşılıklı işlem» şartı hariç, «tenfiz» şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlıdır.
… bancı mahkeme tarafından davanın reddine karar verildiğini ve yabancı mahkeme kararının kesinleştiğini ve Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/132 esas sayılı dosyası ile «tanıma» davası açıldığını, bu davanın «kesin» hüküm nedeniyle reddi için tanıma davasının «bekletici mesele» yapılmasını savunmuş, mahkemece, davalının söz konusu savunması; davanın yabancı mahkemede açılmasından sonra yeni deliller ortaya çıktığı gerekçesiyle reddedilmiş …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yabancı para alacağı · para alacağı · mevduat hesabı · mahsup · kredi sözleşmesi · temerrüt · teslim · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; davalıların istenildiğinde derhal ve işlemiş kâr «payı» ile birlikte iade edileceği «taahhüdü» ile para topladıkları, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kullanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, ancak taraflar arasında sahih bir «ortaklık ilişkisi» bulunmadığı, davalılar tarafından «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kurallarına» aykırı olduğu, SPK tarafından gönderilen yazı ve CD'lerde yer alan kayıtlarda davalı şirketlerin ortaklık yapısı ve davalı şirketlerin ortaklarından yaptıkları tahsilatları gösterdiği, SPK kayıtlarına göre davalının davacıdan 22.722,00 Euro tahsil ettiği, ancak davalı tarafından davacıya yapılan 12.424,00 Euro ödeme «mahsup» edildiğinde davacının 10.298,00 Euro alacaklı olduğu, davacının davadan önce davalıyı «temerrüde» düşürmediğinden faize dava tarihinden itibaren hükmedilmesi gerekeceği, ayrıca davalı yöneticilerin MK’nın 50. maddesi ve TTK’nın 321/«son» maddesi gereğince de oluşan zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle taleple bağlı kalınarak davanın kabulü ile davacının davalı ....’nin ortağı olmadığının tespitine, 9.602,06 Euro’nun fiili ödeme günündeki satış kuru karşılığı üzerinden TL ile ödenmesi kaydıyla 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince; devlet bankalarından birinin bir yıl vadeli Euro «mevduat hesabına» ödediği 05/03/2010 tarihinden itibaren döviz faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Ayrıca, 818 sayılı BK'nın 83. maddesi uyarınca «yabancı para alacağının» ödeme tarihindeki TL karşılığını isteme hakkını haiz bulunan davacı tercihini bu yolda kullanmayıp alacağını TL'ye çevirmek suretiyle talepte bulunduğundan, karşı tarafın izni olmadan bu tercihinden dönemez.
Grubu şirketleri ile Baco Assets Inc. arasında «kredi sözleşmesi» imzalandığı, ancak bu yabancı şirketten temin edilen kredilerin kredi niteliği taşımadığı, ...
Bu durumda, mahkemece, davalı tarafından sunulan... başlıklı belgeyi, davacının, 24.300,00 DM’yi «teslim» aldığını belirterek imzaladığı yönündeki savunması ve davacının bu imzaya açıkça itirazının bulunmadığı, borcu söndüren ödeme vakıasının yargılamanın her aşamasınd …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/5429 E. 2019/4450 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/1069 E. , 2019/6711 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 21.09.2017 tarih ve 2014/1031-2017/878 sayılı kararın Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili ve davalı Bera Holding A.Ş vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 22.10.2019 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı Bera Holding A.Ş vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirket temsilcilerinin yüksek faiz verileceği ve parasını istediği zaman geri alabileceği taahhüdünde bulunmaları üzerine müvekkilinin belge karşılığında davalılara 57.810 DM verdiğini, davalıların aynı yöntemle binlerce gurbetçiden nakit para topladıklarını, kısa bir süre sonra müvekkilinin parasını istediğini, ancak bu güne kadar kendisine ödeme yapılmadığını, hisse senetlerinin izinsiz olarak halka arz edildiğini, Kombassan Grubu tarafından yapılan usulsüzlüklerin SPK ve diğer resmi kurum raporlarında açıklandığını, davalılar hakkında çeşitli suçlardan suç duyurusu yapıldığını, müvekkilinin şirket ortağı yapılmasının hukuken mümkün olmadığını, kanuna uygun bir ortaklık ilişkisinin kurulmadığını ve davalı ...’ın zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla, 57.810 DM (29.557,78 Euro) karşılığı 65.606,44 TL’nin avans faizi ile birlikte tahsiline ve geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, zamanaşımı def’inde bulunmuş, taraflar arasında herhangi bir hukuki ilişki bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; zamanaşımı def’inin ileri sürülmesinin dürüstlük kurallarına aykırı olduğu, Kombassan Grubu bazı şirketlerin fiili ve hukuki irtibat halinde oldukları, birlikte hareket ederek para toplama amacıyla “Ortaklık Durum Belgesi”, “Hisse Senedi” gibi sair belgeler karşılığında istenildiğinde derhal ve işlemiş kâr payı ile birlikte iade edileceği taahhüdü ile para topladıkları, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kullanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, tahsil ettikleri parayı ise muhasebe kayıtlarına yansıtmayarak para iade taleplerini reddettikleri, taraflar arasında sahih bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının anlaşıldığı, davalı şirket yöneticisinin de davacının ödediği miktardan sorumlu bulunduğu, yabancı mahkemede taraflar arasında görülen davada verilen kararın kesin hüküm etkisi yapmayacağı, davalı Kombassan İnşaat Tarım ve San.
İşl. Tic. A.Ş'nin unvan değişikliği sonrası Kombassan Holding A.Ş'ye devredilmek suretiyle birleştirilmesine karar verildiği, Kombassan Holding A.Ş'nin unvanın da Bera Holding A.Ş olarak değiştirildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davacının davalı Bera Holding A.Ş'nin şirket ortağı olmadığının tespitine, 22.907,79 TL'nin dava tarihi olan 09/11/2009 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı Bera Holding A.Ş vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve verilen paranın tahsili istemine ilişkindir. Davalı vekili, davacının hukuki sebepleri aynı olan işbu davayı daha önce yabancı mahkemede açtığını, yabancı mahkeme tarafından davanın reddine karar verildiğini ve yabancı mahkeme kararının kesinleştiğini, Konya 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/448 esas sayılı dosyası ile tanıma davası açıldığını, eldeki davanın kesin hüküm nedeniyle reddi için tanıma davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, yabancı mahkemede hâkimin önüne getirilen vakıaları şirketler hukuku sebepli zeminde inceleyip karar verdiği, eldeki dosyada yargılama aşamasında ortaya çıkan davalının kendi isteği ile Sermaye Piyasası Kuruluna sunduğu dökümanların yabancı mahkemede yapılan yargılamada tetkik edilmediği, bu vakıanın incelenmemesi karşısında kesin hüküm için aranılan hukuki sebebin aynı olma şartının bulunmadığı, yabancı mahkemece verilen kararın kesin hüküm etkisi yapmayacağı gerekçesiyle davalı vekilinin tanıma davasının bekletici mesele yapılması yönündeki savunması reddedilmiş ve işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmiştir.
5718 sayılı MÖHUK’un 50/1. maddesi gereğince, yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilâmların Türkiye'de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. Aynı Kanunun 58. maddesi gereğince, yabancı mahkeme ilâmının kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi yabancı ilâmın, karşılıklı işlem şartı hariç, tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlıdır. Yine aynı Kanunun 59. maddesi gereğince yabancı ilâmın kesin hüküm veya kesin delil etkisi yabancı mahkeme kararının kesinleştiği andan itibaren hüküm ifade eder. Bu sebeple, yabancı mahkemelerden verilmiş olup da henüz Türk mahkemesince tanınıp tenfiz edilmemiş bir yabancı karar, Türk mahkemeleri önündeki bir davada kesin hüküm itirazına konu yapılamaz.
Türk mahkemesince tanınıp tenfiz edilen yabancı mahkeme kararı, Türk hukuku bakımından kesin hüküm oluşturur. Buna bağlı olarak tanınıp, tenfiz edilen yabancı karar, aynı konudaki uyuşmazlığın tekrar Türk mahkemelerinde görülmesini engeller.
Her ne kadar yargılama aşamasında tanınıp kesinleşen kesin hüküm niteliğinde bir karar bulunmasa da, tanıma davasına konu davanın işbu davadan daha önce açıldığı, yabancı mahkeme ilamında haksız fiil hükümlerine göre de inceleme yapıldığı, yargılama sırasında açılan tanıma davasının neticesinin işbu davayı etkileme ihtimali bulunduğu anlaşılmakta olup, vakıanın ileri sürülen olay ve sebeplere ilişkin bulunması, SPK'ya sunulan listelerin ise vakıa değil delil olması sebebiyle eldeki davada delil olarak kabul edilen davalı tarafça SPK'ya sunulan dökümanların yabancı mahkemece incelenmediği, bu nedenle her iki davadaki maddi vakıaların farklı olduğu yönündeki kabul doğru olmamıştır. Bu durumda, mahkemece, davacı tarafından yabancı mahkemede açılan davanın daha önce açıldığı gözetilerek Konya 4.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/448 Esas sayılı dosyasında görülen tanıma davasının kesinleşmesinin beklenmesine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde davalı tarafın itirazı reddedilip işin esası hakkında karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekili ve davalı Bera Holding A.Ş vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı Bera Holding A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı Bera Holding A.Ş yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekili ile davalı Bera Holding A.Ş vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 2.037,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı Bera Holding A.Ş'ye verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 24/10/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/547798800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz