YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/2231 E. 2019/3706 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ziya↗ ortalama tüketici↗ kötüniyet↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ iltibas↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; tescilli marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları ve münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesinin gerektiği, davacının "DAVET" asıl unsurlu markaları ile davalı gerçek kişinin "davetrik+şekil" ibareli başvurusu arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal
olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, başvuru konusu işaret ile davacı markaları arasında işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden herhangi bir unsurun da olmadığı, 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi koşullarının gerçekleşmediği, işaretler arasında benzerlik bulunmadığından aynı KHK'nın 8/4 maddesinde düzenlenen koşulllarının da oluşmadığı, davalının marka başvurusunu kötüniyetle yaptığının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine; iptali istenilen YİDK kararının davacıya tebliğine ilişkin belge getirtilerek dosyada mevcut eksiklik giderilmekle davacı vekilinin istinaf nedenlerinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, TPMK Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurul kararının iptali ve hükümsüzlük istemine ilişkin olup mahkemece, davalıya ait başvuru markası ile davacıya ait itiraza mesnet marka arasında 556 sayılı KHK’nin 8/1-b anlamında iltibas bulunmadığı ve YİDK kararının iptali ile hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş Bölge Adliye Mahkemesince de mahkemenin kararı kaldırılmakla birlikte yine davanın esastan reddine karar verilmiştir.
Davalıya ait “davetrik+şekil” ibareli başvuru markasında, “davet” ibaresinin aynı harf sırası ile markanın başında yer alması ve davalıya ait markada bulunan “RİK” ekinin ayırtedicilik sağlayacak nitelikte olmaması nedeniyle, markalar arasında emtiaların ve hizmet sınıflarının da aynı / benzer olduğu gözetildiğinde 556 sayılı KHK 8/1-b maddesi anlamında karıştırılma ve ilişkilendirilme ihtimalinin varlığının kabulü gerekirken aksi gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmamış, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1385 E. 2019/7988 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:davanın yenilenmesi · dosyanın işlemden kaldırılması · adil yargılanma hakkı · aktif husumet ehliyeti · işlemden kaldırma · usulüne uygun tebliğ · aktif husumet · davanın açılmamış sayılması
Benzer bu karardaBu durumda, usulüne göre davet edilmeyen taraf duruşmaya katılmadığı için «dosyanın işlemden kaldırılması» ve neticesinde süresi içinde «dava yenilenmediğinden» «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi hukuka uygun olmayacaktır.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; dosyanın 11/09/2018 tarihinde «işlemden kaldırıldığı» bu tarihten itibaren 3 ay içinde «davanın yenilenmediği» gerekçesiyle H.M.K.'nın 150/«son» maddesi gereğince «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Mahkemece, «dosyanın işlemden kaldırıldığı» tarihten itibaren yasal süre içerisinde «yenilenmediği» gerekçesiyle «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 150/1 nci madde hükmü «dosyanın işlemden kaldırılmasını», usulüne göre davet edilmiş tarafların duruşmaya gelmemesi ya da duruşmaya gelmesine rağmen davayı takip etmemesi şartına bağlamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/2754 E. 2015/10922 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ön inceleme duruşması · şirket zararı · tüzel kişilik · taraf ehliyeti · usulden reddi · haksız rekabet
Benzer bu karardaMahkemece, davacıların iddiası doğru kabul edilirse «haksız rekabete» ve davacı «şirketlerin zararına» davalının kurucu ortağı bulunduğu, «tüzel kişiliği» ve açılacak herhangi bir davada taraf «ehliyeti» olan dava dışı şirketlerin neden olduğu, davanın dava dışı şirketler aleyhine açılması gerektiği, dava şartının mevcut olup olmadığının davanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden araştırılacağı, tarafların ön «inceleme duruşmasına» davet edilmesine gerek görülmediği, davacıların davalı gerçek kişi aleyhine dava açmakta hukuki yararları bulunmadığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» dair verilen karar davacılar vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 23.09.2014 tarihli kararı ile bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/9300 E. 2013/12476 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtiyati tedbire itiraz · tedbire itiraz · ihtiyati hacze itiraz · ihtiyati tedbir
Benzer bu kararda1- Dava, «ihtiyati tedbire itiraz» istemine ilişkin olup, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 394. maddesi hükmü gereğince karşı taraf dinlenilmeden verilmiş olan ihtiyati tedbir kararlarına itiraz edilebilir.
Kararı, «ihtiyati tedbir» kararına itiraz eden/davalı vekili temyiz etmiştir.
Somut olayda, mahkemece «ihtiyati tedbir» talep eden davacının talebi üzerine, ihtiyati tedbire karar verilmiş, aleyhine tedbir kararı verilen davalının itirazı üzerine ilgililer davet edilip duruşma yapılmaksızın evrak üzerinde karar verilmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre «ihtiyati hacze itiraz» eden vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/2231 E. , 2019/3706 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 12/07/2017 tarih ve 2016/129 E. - 2017/266 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 08/02/2018 tarih ve 2017/1223-2018/134 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin tanınmış "TORKU", "TORKU DAVET" ve "DAVET" ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı gerçek kişinin ise "DAVETRİK" ibaresinin tescili için diğer davalı kuruma başvurduğunu, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı kurum tarafından nihai olarak reddedildiğini, oysa müvekkili markaları ile dava konusu başvuru arasında görsel, işitsel ve kavramsal bakımdan iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik olduğunu, dava konusu başvurunun müvekkilinin seri markalarından biri olarak algılanacağını, davalı gerçek kişinin kötü niyetli başvuru yaptığını ileri sürerek, YİDK'in 2016-M-634 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPMK vekili, iptali istenen kararın usul ve yasaya uygun olduğunu, başvuru konusu ibare ile davacının itirazına mesnet markalara arasında iltibasa yol açacak bir benzerliğin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin dava konusu başvurusu ile davacı markaları arasında iltibasa yol açacak düzeyde bir benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; tescilli marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları ve münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesinin gerektiği, davacının "DAVET" asıl unsurlu markaları ile davalı gerçek kişinin "davetrik+şekil" ibareli başvurusu arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal
olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, başvuru konusu işaret ile davacı markaları arasında işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden herhangi bir unsurun da olmadığı, 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi koşullarının gerçekleşmediği, işaretler arasında benzerlik bulunmadığından aynı KHK'nın 8/4 maddesinde düzenlenen koşulllarının da oluşmadığı, davalının marka başvurusunu kötüniyetle yaptığının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine; iptali istenilen YİDK kararının davacıya tebliğine ilişkin belge getirtilerek dosyada mevcut eksiklik giderilmekle davacı vekilinin istinaf nedenlerinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, TPMK Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurul kararının iptali ve hükümsüzlük istemine ilişkin olup mahkemece, davalıya ait başvuru markası ile davacıya ait itiraza mesnet marka arasında 556 sayılı KHK’nin 8/1-b anlamında iltibas bulunmadığı ve YİDK kararının iptali ile hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş Bölge Adliye Mahkemesince de mahkemenin kararı kaldırılmakla birlikte yine davanın esastan reddine karar verilmiştir.
Davalıya ait “davetrik+şekil” ibareli başvuru markasında, “davet” ibaresinin aynı harf sırası ile markanın başında yer alması ve davalıya ait markada bulunan “RİK” ekinin ayırtedicilik sağlayacak nitelikte olmaması nedeniyle, markalar arasında emtiaların ve hizmet sınıflarının da aynı / benzer olduğu gözetildiğinde 556 sayılı KHK 8/1-b maddesi anlamında karıştırılma ve ilişkilendirilme ihtimalinin varlığının kabulü gerekirken aksi gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmamış, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine,
13/05/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/508363500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz