Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/863 E. 2019/2684 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hesap kat ihtarnamesi↗ taleple bağlılık ilkesi↗ kat ihtarnamesi↗ taleple bağlılık↗ akdi faiz↗ hesap kat↗ tahsilde tekerrür olmaması↗ tahsilde tekerrür↗ genel kredi sözleşmesi↗ mahsup↗ kefil↗ ihbar↗ temerrüt faizi↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ kredi sözleşmesi↗ ihtarname↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davalı ... hakkındaki davanın reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın ise kısmen kabulü ile, 15.522,42 TL alacağın davalı ...’dan tahsiline, davacının asıl borçlu ...'dan olan 15.522,42 TL alacağının 12.352,22 TL'lik kısmının da tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalılar ... ve ...'dan müteselsilen tahsiline, taleple bağlılık ilkesi gereğince faiz hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki (2) ve (3) numaralı bentler dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, asıl borçlu ... tarafından yapılan ödemeler sebebiyle, sözleşmeyi kefil olarak imzalayan davalı ...’nın davacı bankaya herhangi bir borcunun kalmadığı gerekçesiyle adı geçen davalı hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, mahkemenin de kabulünde olduğu üzere söz konusu ödemeler ... tarafından değil asıl borçlu olan ... tarafından yapılmıştır. Bu itibarla, davalı ... tarafından yapılan kısmi ödemelerin sadece onun borcundan mahsubu gerekirken ...’nın borcundan da mahsup edilmesi doğru görülmemiş, hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Öte yandan, taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinin 6/b maddesiyle, kullanılan kredinin ana para veya faiz ödemelerinin zamanında yerine getirilmemesi halinde ayrıca bir ihbara ve hüküm istihsaline hacet kalmaksızın ödenmeyen taksit tutarının ayrı bir hesaba alınarak bu hesaplara sözleşmeyle belirlenen temerrüt faiz oranının uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Anılan sözleşme hükmüne göre, hesabın kat edildiği tarih ile hesap kat ihtarnamesinin davalılara tebliğ edildiği tarih arasına da sözleşmeyle belirlenen temerrüt faizinin işletilmesi gerekirken anılan tarih için akdi faiz işletilmesi doğru görülmemiş, hükmün anılan nedenle de davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/11436 E. 2012/17871 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taşıma senedi · yetki itirazı · cari hesap · ticari defter kayıtları · ticari defter · yetki · taahhütname · icra inkar tazminatı
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, tarafların «cari hesap» şeklinde çalıştıkları, aralarındaki gönderi «taahhütnamelerine» göre davalının «taşıma senedi» ile Almanya’ya dava dışı firmaya gönderi gönderdiği, davalıya taşıma hizmeti ile ilgili gönderilen faturalarda alıcının ödeme yapmadığının belirtildiği, gönderi taahhütnamesi gereğince davalının müşterisine gönderdiği gönderilerin ilgili kişi tarafından ödenmemesi halinde bedelini ödemeyi taahhüt ettiği, faturaların davacının «ticari defterlerinde kayıtlı» olduğu ve icra takip tarihi itibari ile davalının 5.522.85 TL borcu bulunduğu gerekçesiyle 5.522.85 TL üzerinden yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, bu miktar üzerinden %40 «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1) Dava, İİK’nun 67. maddesine dayalı itirazın iptaline ilişkindir İİK’nun 50. maddesi gereğince «yetki itirazı» esas hakkındaki itirazla birlikte yapılır ve öncelikle yetki itirazı incelenip sonuca bağlanır.
Somut olayda davalının «yetki itirazı» üzerine, mahkemenin özellikle icra müdürlüğünün «yetkisine» ilişkin itirazı incelemek suretiyle yetkili icra müdürlüğünde yapılmış bir icra takibi bulunup bulunmadığını belirlemesi, daha sonra mahkemenin yetkisine de itiraz …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/1138 E. 2013/2899 K.
Ortak:Alacak
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taşıyıcı
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlara göre, taşımanın ... hükümlerine tabi olduğu, «taşıyıcının» yükleme ve istiflemeye nezaret ve özen borcunu yerine getirmemesinden dolayı ortaya çıkan zarardan sorumlu bulunduğu, ... ye göre sorumluluk üst sınırı olarak beli …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/6595 E. 2014/12659 K.
Ortak:ihbar · ihtarname
İncelediğiniz kararda3- Öte yandan, taraflar arasında akdedilen «genel kredi sözleşmesinin» 6/b maddesiyle, kullanılan kredinin ana para veya faiz ödemelerinin zamanında yerine getirilmemesi halinde ayrıca bir «ihbara» ve hüküm istihsaline hacet kalmaksızın ödenmeyen taksit tutarının ayrı bir hesaba alınarak bu hesaplara sözleşmeyle belirlenen «temerrüt faiz» oranının uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.
Anılan sözleşme hükmüne göre, hesabın kat edildiği tarih ile «hesap kat ihtarnamesinin» davalılara tebliğ edildiği tarih arasına da sözleşmeyle belirlenen «temerrüt faizinin» işletilmesi gerekirken anılan tarih için «akdi faiz» işletilmesi doğru görülmemiş, hükmün anılan nedenle de davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu kararda… emece, tüm dosya kapsamına göre; dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 522/1 maddesi gereğince ortaklardan birinin payını haczettirmiş olan alacaklının «şirketin feshini» isteyebileceğini, davacı alacaklı tarafından borçlu şirket ortağına karşı yapılan icra takibinde, alacaklının talebi üzerine borçlunun şirketteki hissesine «haciz» konulduğu, şirket ortaklarına gönderilen «ihtarname» ile borcun ödenmesi için 6 aylık süre verildiği sürenin bitiminde borcun ödenmemesi halinde şirketin feshinin talep edileceğinin «ihtar» edildiği ancak buna rağmen borcun ödenmediği gerekçesiyle davanın kabulü ile 6762 sayılı TTK'nın 522 maddesi uyarınca davalı şirketin «fesih» ve tasfiyesine karar verilmiştir.
Davalı şirketin ortağının davacıya olan borcunun tahsili için başlatılan icra takibinde, borçlunun davalı şirketteki hisselerine «haciz» konulduğu ve ortaklara TTK'nın 522. maddesine göre feshi «ihbar» «tebligatlarının» yapılarak süresi içinde işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Bu tür uyuşmazlıklarda, alacaklının feshi «ihbar» yapması, «limited şirketin» «münfesih» duruma gelmiş sayılmasını gerektirmez.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:münfesihlik · şirketin feshi · fesih · ihtar · limited şirket · tebligat · haciz · husumet
Benzer bu kararda… emece, tüm dosya kapsamına göre; dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 522/1 maddesi gereğince ortaklardan birinin payını haczettirmiş olan alacaklının «şirketin feshini» isteyebileceğini, davacı alacaklı tarafından borçlu şirket ortağına karşı yapılan icra takibinde, alacaklının talebi üzerine borçlunun şirketteki hissesine «haciz» konulduğu, şirket ortaklarına gönderilen «ihtarname» ile borcun ödenmesi için 6 aylık süre verildiği sürenin bitiminde borcun ödenmemesi halinde şirketin feshinin talep edileceğinin «ihtar» edildiği ancak buna rağmen borcun ödenmediği gerekçesiyle davanın kabulü ile 6762 sayılı TTK'nın 522 maddesi uyarınca davalı şirketin «fesih» ve tasfiyesine karar verilmiştir.
Ayrıca «fesih» davasının açılması gerekir ve bu fesih davasında, alacaklı davacı olup, davalı olarak da «limited şirketin» yanında limited ortaklığın tüm ortaklarına «husumet» yöneltilmesi gerekmektedir.
Somut davada «husumet» yalnızca «fesih» ve tasfiyesi istenen «limited şirkete» yöneltilmiş, şirketin ortakları davada yer almamıştır.
1- Dava, dava tarihinde yürürlükte bulunan mülga TTK'nın 522. maddesi uyarınca açılan «limited şirketin» «fesih» ve tasfiyesi davasıdır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/863 E. , 2019/2684 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Edirne 2. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 12/10/2017 tarih ve 2016/632-2017/427 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların tasfiye halinde Türk Ticaret Bankası Edirne Şubesi ile 12.04.1996 tarihinde genel kredi sözleşmesi, 06.08.1997 tarihinde de zeyilname imzaladıklarını, kredinin asıl borçlusunun davalı ... olup, diğer davalıların müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduklarını, davalıların hem sözleşme hem de zeyilname gereğince borçlarını ödemediklerinden davalılara ihtarname gönderildiğini, buna rağmen borcun ödenmemesi nedeniyle davalılar hakkında icra takibi başlatıldığını, davalıların takipte faiz oranı ve tutarı ile BSMV miktarına itiraz ettiklerini oysa, kredi sözleşmesinde uygulanacak faiz oranlarının açıkça belirtildiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve tekerrüre sebebiyet vermemek kaydıyla davalı ...
için, 18.748,29 TL faiz ve BSMV alacağının, ana para 1.481,48 TL'ne 15.10.2012 tarihinden itibaren işleyecek yıllık %105 temerrüt faizi, BSMV ve fer'ileri, davalı ... için, 15.777,33 TL faiz ve BSMV alacağının, ana para 1.264,94 TL'ne 15.10.2012 tarihinden itibaren işleyecek yıllık %105 temerrüt faizi, BSMV ve fer'ileri, davalı ... için, 8.917, 33 TL faiz ve BSMV alacağının, ana para 764,94 TL'ye 15.10.2012 tarihinden itibaren işleyecek yıllık %105 temerrüt faizi, BSMV ve fer'ileri ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılarca cevap dilekçesi sunulmamıştır.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davalı ... hakkındaki davanın reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın ise kısmen kabulü ile, 15.522,42 TL alacağın davalı ...’dan tahsiline, davacının asıl borçlu ...'dan olan 15.522,42 TL alacağının 12.352,22 TL'lik kısmının da tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalılar ... ve ...'dan müteselsilen tahsiline, taleple bağlılık ilkesi gereğince faiz hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki (2) ve (3) numaralı bentler dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, asıl borçlu ... tarafından yapılan ödemeler sebebiyle, sözleşmeyi kefil olarak imzalayan davalı ...’nın davacı bankaya herhangi bir borcunun kalmadığı gerekçesiyle adı geçen davalı hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, mahkemenin de kabulünde olduğu üzere söz konusu ödemeler ... tarafından değil asıl borçlu olan ... tarafından yapılmıştır. Bu itibarla, davalı ... tarafından yapılan kısmi ödemelerin sadece onun borcundan mahsubu gerekirken ...’nın borcundan da mahsup edilmesi doğru görülmemiş, hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Öte yandan, taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinin 6/b maddesiyle, kullanılan kredinin ana para veya faiz ödemelerinin zamanında yerine getirilmemesi halinde ayrıca bir ihbara ve hüküm istihsaline hacet kalmaksızın ödenmeyen taksit tutarının ayrı bir hesaba alınarak bu hesaplara sözleşmeyle belirlenen temerrüt faiz oranının uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Anılan sözleşme hükmüne göre, hesabın kat edildiği tarih ile hesap kat ihtarnamesinin davalılara tebliğ edildiği tarih arasına da sözleşmeyle belirlenen temerrüt faizinin işletilmesi gerekirken anılan tarih için akdi faiz işletilmesi doğru görülmemiş, hükmün anılan nedenle de davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 08/04/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/505226700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz