Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/5159 E. 2019/1861 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kesin delil↗ mahsup↗ işlemiş faiz↗ fer'i müdahil↗ havale↗ avans faizi↗ kesin hüküm↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 8.180,00 TL'nin davacı tarafça çekilmiş bulunduğuna ilişkin getirtilen 1277 no'lu mahsup fişi üzerinde Ankara Kriminal Polis Lab.da yapılan inceleme sonucunda davacıya ait herhangi bir imzanın bulunmadığının tespit edildiği, imza ya da paranın davacıya tevdiine dair somut ve kesin delil bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile, 8.180,00 TL’nin 18.09.1999 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda uygulanacak avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve fer'i müdahiller vekilleri temyiz etmiştir.
Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, davacı taraf, Sümerbank A.Ş şubesindeki hesabına yatırdığı meblağın offshore hesabına aktarıldığı ve bankaya el konulduktan sonra kendisine ödenmediği iddiasıyla işbu davayı açmıştır.
14.12.2015 tarihli bilirkişi raporundan ve dosyaya mübrez hesap özetinden, dava konusu 8.180,00 TL’nin offshore hesaplarına gidişinin bulunmadığı, 8.180,00 TL’nin 18.08.1999 tarihinde 7 günlük süre için repo yapıldığı, 25.08.1999 repo dönüş tarihinde meblağın faizi ile 8.284,13 TL’ye ulaştığı ve aynı gün 42 gün vadeli repo işlemi yapıldığı, 06.10.1999 tarihinde 8.980,00 TL olarak hesaba geri döndüğü ve diğer küçük meblağlı repo dönüşleri ile birleştirilerek 10.200,00 TL üzerinden 42 gün vadeli repo işlemi daha yapıldığı, 17.11.1999 tarihinde 11.146,53 TL olarak repodan geri dönen meblağın da diğer küçük meblağlı repo dönüşleri ile birleştirilerek 15.500,00 TL olduğu ve 17.11.1999 tarihinde vadesiz mevduat hesabından çekildiği, hesap bakiyesinin 17.11.1999 tarihinde 47 kuruş kaldığı, 09.04.2001 tarihinde hesaba 1.000,00 TL yatırıldığı ve hesap bakiyesinin 18.04.2001 tarihinde çekildiği, en son hesapta 3,21 kuruş kaldığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, 18.08.1999 tarihli dekontta davacıya ait imza bulunmadığı, 8.180,00 TL’nin davacıya ödendiği ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de, davacı yanca inkar edilmeyen 17.11.1999 tarihli dekont içeriğinden hesaptaki 15.500,00 TL meblağın 17.11.1999’da davacı tarafından çekildiği ve off-shore hesabına havale işlemi yapılmadığı, 18.08.1999 tarihli dekontta davacı imzasının bulunmamasının da bu meblağın işlemiş faizi ile birlikte hesaba alacak kaydedilmesi nedeniyle sonuca etkisi olmadığından, davanın reddi gerekirken eksik ve hatalı incelemeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmeyip bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/12244 E. 2012/3157 K.
Ortak:avans faizi · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 8.180,00 TL'nin davacı tarafça çekilmiş bulunduğuna ilişkin getirtilen 1277 no'lu «mahsup» fişi üzerinde Ankara Kriminal Polis Lab.da yapılan inceleme sonucunda davacıya ait herhangi bir imzanın bulunmadığının tespit edildiği, imza ya da paranın davacıya tevdiine dair somut ve «kesin delil» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile, 8.180,00 TL’nin 18.09.1999 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda uygulanacak «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalı arasında imzalanan sözleşmeler gereğince davacıya ait tutarın repoda değerlendirilmesinin gerektiği ancak davalının bu edimini yerine getirmediği gerekçesiyle davanın kabulü ile 2.550 TL’nın dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kar mahrumiyeti · kâr mahrumiyeti · hisse senedi
Benzer bu karardaBu durumda, söz konusu dönemde ortaya çıkan «kar mahrumiyetinden» davalı bankanın sorumlu tutulabilmesi için yine bu döneme ilişkin bir talebin mevcudiyeti gerekli olup, hatalı bilirkişi raporuna dayalı olarak, her hangi bir talep bulunmamasına karşın doğrudan banka tarafından repo, ters repo uygulamasının yapılması gerektiğinden bahisle davanın kabulü cihetine gidilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Taraflar arasında yapılmış olan sözleşme içerikleri incelendiğinde, davalı bankaya «hisse senedi» alım satımı dışında tutulan paranın, davacının talimatı olmaksızın, repo ya da benzer bir yatırım aracında değerlendirilmesi konusunda bir yükümlülük yüklenmediği ayrıca bu konuda davacı tarafça davalı bankaya hitaben düzenlenmiş her hangi bir talimatın da bulunmadığı anlaşılmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/9213 E. 2013/8483 K.
Ortak:işlemiş faiz · avans faizi · i̇i̇k 72/son · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 8.180,00 TL'nin davacı tarafça çekilmiş bulunduğuna ilişkin getirtilen 1277 no'lu «mahsup» fişi üzerinde Ankara Kriminal Polis Lab.da yapılan inceleme sonucunda davacıya ait herhangi bir imzanın bulunmadığının tespit edildiği, imza ya da paranın davacıya tevdiine dair somut ve «kesin delil» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile, 8.180,00 TL’nin 18.09.1999 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda uygulanacak «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… hesap bakiyesinin 17.11.1999 tarihinde 47 kuruş kaldığı, 09.04.2001 tarihinde hesaba 1.000,00 TL yatırıldığı ve hesap bakiyesinin 18.04.2001 tarihinde çekildiği, en «son» hesapta 3,21 kuruş kaldığı anlaşılmaktadır.
… , davacı yanca inkar edilmeyen 17.11.1999 tarihli dekont içeriğinden hesaptaki 15.500,00 TL meblağın 17.11.1999’da davacı tarafından çekildiği ve off-shore hesabına «havale» işlemi yapılmadığı, 18.08.1999 tarihli dekontta davacı imzasının bulunmamasının da bu meblağın «işlemiş faizi» ile birlikte hesaba alacak kaydedilmesi nedeniyle sonuca etkisi olmadığından, davanın reddi gerekirken eksik ve hatalı incelemeyle davanın kabulüne karar verilmesi …
Benzer bu karardaŞubesi'nin «mevduat hesabına» repo yapılmak üzere 200,00 TL yatırdığı, davalı banka tarafından repo dönemi sonunda paranın 239,00 TL olarak davacıya ödendiğine dair bir belge «ibraz» edilemediği, davalı tarafça «son» ispat vasıtası «yemin deliline» dayanıldığı, davacının paranın kendisine iade olunmadığı konusunda yeminli beyanda bulunduğu gererkçesiyle davanın kabulüne 200,00 TL asıl alacağın dava tarihine k …
Söz konusu miktarın dava tarihine kadar işleyecek faizi ile «müddeabih» haline getirilerek harcının yatırılmamasına rağmen mahkemece «işlemiş faize» de hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
O halde, «vade» sonunda alacağın vadesiz hesapta tutulacağı kabul edilerek karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde «avans faizi» nispetinde faiz alacağı kabul edilmek suretiyle hesaplama yapılması da doğru olmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müddeabih · yemin delili · mevduat hesabı · yemin · vade · asıl alacak · harç · ibraz
Benzer bu karardaŞubesi'nin «mevduat hesabına» repo yapılmak üzere 200,00 TL yatırdığı, davalı banka tarafından repo dönemi sonunda paranın 239,00 TL olarak davacıya ödendiğine dair bir belge «ibraz» edilemediği, davalı tarafça «son» ispat vasıtası «yemin deliline» dayanıldığı, davacının paranın kendisine iade olunmadığı konusunda yeminli beyanda bulunduğu gererkçesiyle davanın kabulüne 200,00 TL asıl alacağın dava tarihine k …
Davacı, ....09.1998 tarihinde davalı banka nezdindeki hesabında 200,00 TL repo yaptığını, «vadenin» 35 gün olarak kararlaştırıldığını, 35 günün sonunda bu parayı almadığını ve bankada kaldığını ileri sürerek parasının o tarihteki mevduata uygulanan en ... faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş, mahkemece 200,00 TL «asıl alacak» ile ....770,00 TL faizin tahsiline karar verilmiştir.
Ancak davacı, dava dilekçesinde 200,00 TL alacağın faizi ile birlikte tahsilini talep etmekle bu miktar için «harç» yatırmıştır.
Söz konusu miktarın dava tarihine kadar işleyecek faizi ile «müddeabih» haline getirilerek harcının yatırılmamasına rağmen mahkemece «işlemiş faize» de hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/468 E. 2012/20170 K.
Ortak:Alacak
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:zimmet · ceza zamanaşımı · zamanaşımı · teslim
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalı banka arasında bulunan güvene dayalı ilişki nedeniyle, davacının davalı Banka çalışanı diğer davalı ...'e Eylül-Ekim 1999 tarihinde 3.250,00 TL'nı «teslim» ederek repoda değerlendirilmesini talep ettiği, ancak davalı ...'in teslim edilen parayı «zimmetine» geçirdiği, anılan davalının Adana 2.
… 'nin 2001/307 Esas sayılı dosyası ile alınan beyanı ile bu durumun teyit edildiği, davaya konu alacak aynı zamanda cezayı gerektiren bir eylemden kaynaklandığından, «ceza zamanaşımına» tabi olduğu ve bu sürenin de dolmadığı gerekçesiyle zamanaşımı itirazı kabul edilmeyerek, davanın kabulü ile 3.250,00 TL'nin 07.04.2000 tarihinden itibaren işleyec …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/5159 E. , 2019/1861 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada...
3. Asliye Hukuk Mahkemesi Mahkemesince verilen 17/07/2018 tarih ve 2016/887-2018/492 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalı vekili ve Fer'i müdahiller vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Sümerbank A.Ş'nin... Şubesine 19.08.1999 tarihinde 8.180,00 TL parasını yatırdığını, karşılığında bir belge ve banka cüzdanı verildiğini, 21.12.1999 tarihinde Sümerbank A.Ş yönetimine BDDK tarafından el konularak TMSF'ye devredildiğini, bankacılık yapma ve mevduat kabul etme izni kaldırılarak önce Yurtbank A.Ş ile daha sonra Oyakbank A.Ş ile birleştirildiğini, Oyakbank A.Ş'nin ise bütün aktifi ve pasifi ile davalıya satıldığını, banka yöneticilerinin ceza mahkemesinde yargılandıkları davada Efektif Bank Ltd.adına topladıkları mevduatları hiçbir teminat almadan grup şirketlere aktardıklarının ikrar edildiğini, söz konusu mevduatlardaki bu paraların Kıbrıs'ta bulunan Efektif Bank Ltd.
Şti.'ne gitmediğinin tespit edildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 8.180,00 TL mevduat alacağının paranın bankaya yatırıldığı 19.08.1999 tarihinden vade sonu olan tarihe kadar yıllık %66 akdi faiz, vade sonu 25.08.1999 tarihinden fiili ödeme tarihine kadar 3095 Sayılı Yasanın 2.maddesi gereğince yıllık %38 akdi faizden az olmamak üzere ticari işlerde uygulanan avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka ve feri müdahil vekilleri, husumet, yetki, zamanaşımı, hak düşürücü süre itirazlarında bulunmuş, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 8.180,00 TL'nin davacı tarafça çekilmiş bulunduğuna ilişkin getirtilen 1277 no'lu mahsup fişi üzerinde Ankara Kriminal Polis Lab.da yapılan inceleme sonucunda davacıya ait herhangi bir imzanın bulunmadığının tespit edildiği, imza ya da paranın davacıya tevdiine dair somut ve kesin delil bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile, 8.180,00 TL’nin 18.09.1999 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda uygulanacak avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve fer'i müdahiller vekilleri temyiz etmiştir.
Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, davacı taraf, Sümerbank A.Ş şubesindeki hesabına yatırdığı meblağın offshore hesabına aktarıldığı ve bankaya el konulduktan sonra kendisine ödenmediği iddiasıyla işbu davayı açmıştır.
14.12.2015 tarihli bilirkişi raporundan ve dosyaya mübrez hesap özetinden, dava konusu 8.180,00 TL’nin offshore hesaplarına gidişinin bulunmadığı, 8.180,00 TL’nin 18.08.1999 tarihinde 7 günlük süre için repo yapıldığı, 25.08.1999 repo dönüş tarihinde meblağın faizi ile 8.284,13 TL’ye ulaştığı ve aynı gün 42 gün vadeli repo işlemi yapıldığı, 06.10.1999 tarihinde 8.980,00 TL olarak hesaba geri döndüğü ve diğer küçük meblağlı repo dönüşleri ile birleştirilerek 10.200,00 TL üzerinden 42 gün vadeli repo işlemi daha yapıldığı, 17.11.1999 tarihinde 11.146,53 TL olarak repodan geri dönen meblağın da diğer küçük meblağlı repo dönüşleri ile birleştirilerek 15.500,00 TL olduğu ve 17.11.1999 tarihinde vadesiz mevduat hesabından çekildiği, hesap bakiyesinin 17.11.1999 tarihinde 47 kuruş kaldığı, 09.04.2001 tarihinde hesaba 1.000,00 TL yatırıldığı ve hesap bakiyesinin 18.04.2001 tarihinde çekildiği, en son hesapta 3,21 kuruş kaldığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, 18.08.1999 tarihli dekontta davacıya ait imza bulunmadığı, 8.180,00 TL’nin davacıya ödendiği ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de, davacı yanca inkar edilmeyen 17.11.1999 tarihli dekont içeriğinden hesaptaki 15.500,00 TL meblağın 17.11.1999’da davacı tarafından çekildiği ve off-shore hesabına havale işlemi yapılmadığı, 18.08.1999 tarihli dekontta davacı imzasının bulunmamasının da bu meblağın işlemiş faizi ile birlikte hesaba alacak kaydedilmesi nedeniyle sonuca etkisi olmadığından, davanın reddi gerekirken eksik ve hatalı incelemeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmeyip bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle davalı vekili ve fer'i müdahiller vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 06/03/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/504072400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz