Ttk 447
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/2734 E. 2019/1816 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 447↗ genel kurul kararının butlanı↗ yönetim kayyımı↗ kayyım tayini↗ azil↗ kayyım atanması↗ iyiniyet kuralı↗ butlan↗ şirketin tasfiyesi↗ kayyım↗ olağanüstü genel kurul↗ şirket müdürü↗ ortaklar kurulu kararı↗ ziya↗ iyiniyet↗ infaz↗ ek tasfiye↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, şirketin tasfiyeye sokulmasına ilişkin ortaklar kurulu kararının TTK'nın 447. m. gereği ortağın kanundan ... vazgeçilmez nitelikteki haklarını sınırlayan veya tamamen ortadan kaldıran nitelikte ve iyiniyet kurallarına tamamen aykırı olması nedeniyle yok hükmünde olduğundan davalı şirketin 2012 yılı Olağan Genel Kurulu'na ilişkin 20/08/2013 tarihli Genel Kurul Kararı'nın yok hükmünde olduğunun tespiti gerektiği, davalı şirketin kayıtlara işlendiği şekilde... 'a 43.094,32 TL, ... 'a 75.733,00 TL borçlu bulunmadığı, şirkete kayyım tayinine gerek olmadığı, davalı şirketi 10 yıl süreyle münferit imza ile temsil ve ilzama yetkili şirket müdürü... tarafından şirketin belgeye dayalı olmayan kayıtlarla borçlandırıldığı ve tasfiyeye sokulduğu, müdürlük görevinin basiretli bir şekilde yerine getirilmediği, şirket demirbaşlarının bir kısmının satıldığı, sermaye ve ortaklara borç işlemlerinin belgelere dayalı olmadığı, şirketin davalı ortaklara borçlu gösterilerek tasfiyeye sokulması işlemleri nedeniyle şirket müdürü ...'ın müdürlük görevinden azli gerekmekte ise de, tefhim edilen kısa karara uygun olarak bu talebin reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalı Kepez Halı Saha ve Sosyal Tesisleri İnş. Nak. Tur. Gıda. Taah. San. Tic. Ltd. Şti.'nin 2012 yılı olağan genel kuruluna ilişkin 20/08/2013 tarihli genel kurul kararının yok hükmünde olduğunun ve davalı şirketin, davalı ortakları olan... ve ... 'a borçlu olmadığının tespitine, sair taleplerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Davacı tarafça, davalı şirketin 20.08.2013 tarihli genel kurul kararlarının butlanı, yokluğu veya iptali, davalı şirket müdürünün müdürlükten ve tasfiye memurluğundan azli, şirkete yönetim kayyımı atanması, şirketin davalı gerçek kişilere borçlu olmadığı ile uğradığı zarar ve ziyanın tespit edilerek tahsili ve tarafların ortağı olduğu davalı şirkete ödenmesi istemleriyle açılan işbu davada, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Gerek mülga 1086 sayılı HUMK’nın 382 ve devamı maddelerinde gerekse yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş olacaktır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, HMK'nın 298/2. maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi, verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır.
Somut olayda mahkemece, kararın gerekçe kısmında, davalı şirketi 10 yıl süreyle münferit imza ile temsil ve ilzama yetkili davalı şirket müdürü tarafından şirketin belgeye dayalı olmayan kayıtlarla borçlandırıldığı ve tasfiyeye sokulduğu, müdürlük görevinin basiretli bir şekilde yerine getirilmediği, şirket demirbaşlarının bir kısmının satıldığı, sermaye ve ortaklara borç işlemlerinin belgelere dayalı olmadığı, şirketin davalı ortaklara borçlu gösterilerek tasfiyeye sokulması işlemleri nedeniyle şirket müdürü olan davalının müdürlük görevinden azli gerektiği belirtilmekte ise de, kararın hüküm kısmında azil talebi yönünden davanın reddine karar verilmek suretiyle gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratır şekilde karar verilmesi doğru olmamış, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair, davalılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/3749 E. 2022/9107 K.
Ortak:kayyım tayini · kayyım atanması · iyiniyet kuralı · butlan · şirketin tasfiyesi · kayyım · şirket müdürü · ortaklar kurulu kararı
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «şirketin tasfiyeye» sokulmasına ilişkin «ortaklar kurulu» kararının TTK'nın 447. m. gereği ortağın kanundan ... vazgeçilmez nitelikteki haklarını sınırlayan veya tamamen ortadan kaldıran nitelikte ve «iyiniyet kurallarına» tamamen aykırı olması nedeniyle yok hükmünde olduğundan davalı şirketin 2012 yılı Olağan Genel Kurulu'na ilişkin 20/08/2013 tarihli Genel Kurul Kararı'nın yok hükmünde olduğunun tespiti gerektiği, davalı şirketin kayıtlara işlendiği şekilde... 'a 43.094,32 TL, ... 'a 75.733,00 TL borçlu bulunmadığı, şirkete «kayyım tayinine» gerek olmadığı, davalı şirketi 10 yıl süreyle münferit imza ile «temsil» ve ilzama yetkili «şirket müdürü»... tarafından şirketin belgeye dayalı olmayan kayıtlarla borçlandırıldığı ve tasfiyeye sokulduğu, müdürlük görevinin basiretli bir şekilde yerine getirilmediği, şi …
1-Davacı tarafça, davalı şirketin 20.08.2013 tarihli «genel kurul kararlarının butlanı», yokluğu veya iptali, davalı şirket müdürünün müdürlükten ve «tasfiye» memurluğundan azli, şirkete «yönetim kayyımı atanması», şirketin davalı gerçek kişilere borçlu olmadığı ile uğradığı zarar ve «ziyanın» tespit edilerek tahsili ve tarafların ortağı olduğu davalı şirkete ödenmesi istemleriyle açılan işbu davada, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Somut olayda mahkemece, kararın gerekçe kısmında, davalı şirketi 10 yıl süreyle münferit imza ile «temsil» ve ilzama yetkili davalı «şirket müdürü» tarafından şirketin belgeye dayalı olmayan kayıtlarla borçlandırıldığı ve tasfiyeye sokulduğu, müdürlük görevinin basiretli bir şekilde yerine getirilmediği, şirket demirbaşlarının bir kısmının satıldığı, sermaye ve ortaklara borç işlemlerinin belgelere dayalı olmadığı, şirketin davalı ortaklara borçlu gösterilerek tasfiyeye sokulması işlemleri nedeniyle şirket müdürü olan davalının müdürlük görevinden azli gerektiği belirtilmekte ise de, kararın hüküm kısmında «azil» talebi yönünden davanın reddine karar verilmek suretiyle gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratır şekilde karar verilmesi doğru olmamış, davacı vekilinin temyiz …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, «şirketin tasfiyeye» sokulmasına ilişkin «ortaklar kurulu» kararının TTK'nın 447. maddesi gereği ortağın kanundan doğan vazgeçilmez nitelikteki haklarını sınırlayan veya tamamen ortadan kaldıran nitelikte ve «iyiniyet kurallarına» tamamen aykırı olması nedeniyle yok hükmünde olduğu, şirketin kayıtlara işlendiği şekilde ...'a 43.094,32 TL, ...'a 75.733 TL borçlu bulunmadığı, şirkete «kayyım tayinine» gerek olmadığı, davalı şirketi 10 yıl süreyle münferit imza ile «temsil» ve ilzama yetkili «şirket müdürü» ... tarafından şirketin belgeye dayalı olmayan kayıtlarla borçlandırılıp tasfiyeye sokulduğu, müdürlük görevinin basiretli bir şekilde yerine getirilmediği, şirket demirbaşlarının bir kısmının satıldığı, sermaye ve ortaklara borç işlemlerinin belgelere dayanmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin 2012 yılı olağan genel kuruluna ilişkin 20.08.2013 tarihli genel kurul kararının yok hükmünde olduğunun ve davalı şirketin davalılar ... ve ...'a borçlu bulunmadıklarının tespitine, davalı ...'ın «şirket müdürlük» görevinden azline, sair taleplerin reddine karar verilmiştir.
1- Dava, «ortaklar kurulu» kararının «butlanının», yokluğunun tespiti, iptali, şirket yöneticisinin azli, şirkete «kayyım atanması», şirketin uğradığı zararın tespiti ile davalı şirket müdüründen tahsili ve şirketin ortaklarına borçlu olmadığının tespiti istemlerine ilişkindir.
Mahkemece «şirketin tasfiyeye» sokulmasına ilişkin usulsüz çağrı ile toplanan «ortaklar kurulu» kararının yok hükmünde olduğunun kabulü bu nedenle doğru görülmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirket müdürlüğü · sorumluluk davası · yokluk · aktif husumet ehliyeti · aktif husumet · husumet ehliyeti · şirket zararı · hak düşürücü süre
Benzer bu kararda… lu olmadığının tespitini istemişse de bu talebin ancak borçlu şirket tarafından açılacak bir davada alacaklı ortaklara yöneltilebileceği, davacının bu davayı açmaya «aktif husumet ehliyetinin» bulunmadığı nazara alınmadan işin esasına girilerek «menfi tespit» isteminin kabulü yerinde görülmemiş, kararın bu yönden de bozulmasını gerektirmiştir.
Davacının, davalı şirketin müdürüne yönelttiği bu dava dolaylı «sorumluluk davası» niteliğinde olup mahkemece, davalı şirket müdürünün davacının ortağı olduğu «şirkete zarar» verip vermediği, vermiş ise zararın miktarının tespiti gerekirken sorumluluk davasının reddi sonucuna yola açan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, «şirketin tasfiyeye» sokulmasına ilişkin «ortaklar kurulu» kararının TTK'nın 447. maddesi gereği ortağın kanundan doğan vazgeçilmez nitelikteki haklarını sınırlayan veya tamamen ortadan kaldıran nitelikte ve «iyiniyet kurallarına» tamamen aykırı olması nedeniyle yok hükmünde olduğu, şirketin kayıtlara işlendiği şekilde ...'a 43.094,32 TL, ...'a 75.733 TL borçlu bulunmadığı, şirkete «kayyım tayinine» gerek olmadığı, davalı şirketi 10 yıl süreyle münferit imza ile «temsil» ve ilzama yetkili «şirket müdürü» ... tarafından şirketin belgeye dayalı olmayan kayıtlarla borçlandırılıp tasfiyeye sokulduğu, müdürlük görevinin basiretli bir şekilde yerine getirilmediği, şirket demirbaşlarının bir kısmının satıldığı, sermaye ve ortaklara borç işlemlerinin belgelere dayanmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin 2012 yılı olağan genel kuruluna ilişkin 20.08.2013 tarihli genel kurul kararının yok hükmünde olduğunun ve davalı şirketin davalılar ... ve ...'a borçlu bulunmadıklarının tespitine, davalı ...'ın «şirket müdürlük» görevinden azline, sair taleplerin reddine karar verilmiştir.
Dairemiz uygulamalarına göre kural olarak çağrı olmaksızın veya yetkili organlarca yapılmış çağrı bulunmaksızın yapılan genel kurul toplantılarında alınan karar dışında çağrıda usulsüzlük «yokluk» ya da «butlan» sonucu doğurmayıp iptal sebebidir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18627 E. 2015/857 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kabul beyanı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın yazılı talimatı yerine getirdiği, diğer davalı yönünden «kabul beyanı» nedeniyle kabulünün gerektiği gerekçesiyle,.... .... ve ... vekilinin kabul beyanı doğrultusunda açılan davanın kabulü ile 24.300 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı ..... yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10370 E. 2018/2627 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Somut uyuşmazlıkta davacı tarafça «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespiti, durdurulması ve men'i ile manevi tazminata karar verilmesi talep olunmuş, mahkemece gerekçeli kararda marka hakkına tecavüz eyleminin bulunmadığı ve haksız rekabet eyleminin bulunduğu kabul edildiği halde, kısa kararda ise haksız rekabetin yanında eylemin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, markalı ürünlerin toplatılmasına ve hükmün «ilanına» karar verilmesi çelişkili olduğundan Yargıtay «denetimine elverişli» ve «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde gerekçeli karar verilmesi için hükmün re'sen bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infazda tereddüt · denetime elverişlilik · marka hakkına tecavüz · haksız fiil · ilan · haksız rekabet
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlıkta davacı tarafça «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespiti, durdurulması ve men'i ile manevi tazminata karar verilmesi talep olunmuş, mahkemece gerekçeli kararda marka hakkına tecavüz eyleminin bulunmadığı ve haksız rekabet eyleminin bulunduğu kabul edildiği halde, kısa kararda ise haksız rekabetin yanında eylemin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, markalı ürünlerin toplatılmasına ve hükmün «ilanına» karar verilmesi çelişkili olduğundan Yargıtay «denetimine elverişli» ve «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde gerekçeli karar verilmesi için hükmün re'sen bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalının «marka hakkına tecavüzü» bulunmayıp «haksız fiili» «haksız rekabet» teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
1-Dava, «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespit ve men'i ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2 benzer karar daha
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4107 E. 2015/10995 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gerekçe-hüküm çelişkisi · marka hakkına tecavüz · ilan · haksız rekabet
Benzer bu kararda… ullanımı niteliğinde olduğu, internet alan adı tescil ve kullanımı da bu kapsamda kabul edildiği, markasal kullanımın ispatlanamadığı, davalı-karşı davacı eyleminin «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» oluşturmadığı gerekçesiyle davalı-karşı davacı adına kayıtlı 2011/04329 nolu “N. b.” ibareli markanın tescil tarihindeki sınıflandırmaya göre 35. ve 42. sınıftaki hizmetler bakımından hükümsüzlüğüne, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, sonuçlarının ortadan kaldırılması, alan adının kullanılmasının yasaklanması ve iptali talepleri ile koşulları oluşmayan «ilan» talebinin reddine ayrıca karşı davanın da reddine karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece verilen hüküm ile «gerekçenin çelişkili» olması doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4660 E. 2019/3822 K.
Ortak:azil · temsil
İncelediğiniz karardaSomut olayda mahkemece, kararın gerekçe kısmında, davalı şirketi 10 yıl süreyle münferit imza ile «temsil» ve ilzama yetkili davalı «şirket müdürü» tarafından şirketin belgeye dayalı olmayan kayıtlarla borçlandırıldığı ve tasfiyeye sokulduğu, müdürlük görevinin basiretli bir şekilde yerine getirilmediği, şirket demirbaşlarının bir kısmının satıldığı, sermaye ve ortaklara borç işlemlerinin belgelere dayalı olmadığı, şirketin davalı ortaklara borçlu gösterilerek tasfiyeye sokulması işlemleri nedeniyle şirket müdürü olan davalının müdürlük görevinden azli gerektiği belirtilmekte ise de, kararın hüküm kısmında «azil» talebi yönünden davanın reddine karar verilmek suretiyle gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratır şekilde karar verilmesi doğru olmamış, davacı vekilinin temyiz …
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «şirketin tasfiyeye» sokulmasına ilişkin «ortaklar kurulu» kararının TTK'nın 447. m. gereği ortağın kanundan ... vazgeçilmez nitelikteki haklarını sınırlayan veya tamamen ortadan kaldıran nitelikte ve «iyiniyet kurallarına» tamamen aykırı olması nedeniyle yok hükmünde olduğundan davalı şirketin 2012 yılı Olağan Genel Kurulu'na ilişkin 20/08/2013 tarihli Genel Kurul Kararı'nın yok hükmünde olduğunun tespiti gerektiği, davalı şirketin kayıtlara işlendiği şekilde... 'a 43.094,32 TL, ... 'a 75.733,00 TL borçlu bulunmadığı, şirkete «kayyım tayinine» gerek olmadığı, davalı şirketi 10 yıl süreyle münferit imza ile «temsil» ve ilzama yetkili «şirket müdürü»... tarafından şirketin belgeye dayalı olmayan kayıtlarla borçlandırıldığı ve tasfiyeye sokulduğu, müdürlük görevinin basiretli bir şekilde yerine getirilmediği, şi …
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesi tarafından da, davacı-karşı davalı da münferit yetkiyle şirketi «temsile» yetkili müdür ise de, bizzat davalı yanın beyanlarıyla da anlaşıldığı üzere şirketin fiilen davalı tarafından yönetilmiş olduğu da gözetildiğinde, İlk Derece Mahkemesince dinlenen tanıklar, müzekkere yanıtları, toplanan deliller ile alınan bilirkişi raporu içeriğindeki tespitler ışığında kurulan hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi, «kamu düzenine aykırılık» da görülmediği gerekçesi ile davalı-karşı davacı vekilinin «istinaf başvurusunun reddine» karar verilmiştir.
Dosyada mübrez asıl ve ek bilirkişi raporlarında; şirkete ait «ticari defter» ve kayıtların tam olarak usulüne uygun tutulmadığı belirlenmekle birlikte ticari defter ve kayıtların tutulmasından davacı ile davalı yöneticilerin her ikisinin de TTK'nun 623, 626. maddeleri hükümleri kapsamında sorumluluğu bulunmakta olup, bu gerekçe ile «azil» talebinde bulunulması ve yine bu gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi MK 2'ye aykırı olup, asıl dava yönünden verilen hükmün davalı yararına bozulmasına ka …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bağlılık yükümlülüğü · şirket müdürünün azli · istinaf başvurusunun reddi · kamu düzenine aykırılık · şirket zararı · kamu düzeni · ticari defter · e-defter
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesi tarafından da, davacı-karşı davalı da münferit yetkiyle şirketi «temsile» yetkili müdür ise de, bizzat davalı yanın beyanlarıyla da anlaşıldığı üzere şirketin fiilen davalı tarafından yönetilmiş olduğu da gözetildiğinde, İlk Derece Mahkemesince dinlenen tanıklar, müzekkere yanıtları, toplanan deliller ile alınan bilirkişi raporu içeriğindeki tespitler ışığında kurulan hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi, «kamu düzenine aykırılık» da görülmediği gerekçesi ile davalı-karşı davacı vekilinin «istinaf başvurusunun reddine» karar verilmiştir.
… e Mahkemesince, davacı-karşı davalının şirkete sokulmadığı ve şirket hesap ve kayıtlarının gösterilmediği yönündeki iddialarının sabit olmadığı tespit edilmiş ancak «şirketin zarar» ettiği, iyi yönetilmediği, şirketin kayıtlarının usulüne uygun tutulmadığını, şirketin yönetilmesi ile daha yoğun ilgilenen davalı-karşı davacının bilirkişi raporlarındaki saptanan işlem ve eylemlerinin yöneticinin özen ve «bağlılık yükümlülüğüne» aykırı olduğu gerekçesiyle, asıl davanın kabulüne karar vermiştir.
Dosyada mübrez asıl ve ek bilirkişi raporlarında; şirkete ait «ticari defter» ve kayıtların tam olarak usulüne uygun tutulmadığı belirlenmekle birlikte ticari defter ve kayıtların tutulmasından davacı ile davalı yöneticilerin her ikisinin de TTK'nun 623, 626. maddeleri hükümleri kapsamında sorumluluğu bulunmakta olup, bu gerekçe ile «azil» talebinde bulunulması ve yine bu gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi MK 2'ye aykırı olup, asıl dava yönünden verilen hükmün davalı yararına bozulmasına ka …
dava, «şirket müdürünün azli» istemine ilişkin olup, mahkemece asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/2734 E. , 2019/1816 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada ...
1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 19/07/2016 tarih ve 2013/408-2016/491 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olduğu anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 05.03.2019 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı asil ve vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ve davalılar tarafından davalı şirketin kurulduğunu, davalı ...'ın 10 yıl süre ile müdür olarak seçildiğini, müvekkili ile davalı ... arasında yapılan görüşmelerde davalının şirketin hep zarar ettiğini söylediğini, davalı tarafından şirketin zararda olduğu gösterilerek müvekkilinden şirketin kazançları ile muhasebe kayıtlarının gizlendiğini, şirketin muhasebe kayıtları incelendiğinde şirketin içinin tamamen boşaltıldığının görüleceğini, şirketin öz kaynaklarının eksiye düştüğünü ve şirketin borca batık hale getirildiğini, kasada nakit bulunmadığını ve şirketin demirbaşlarının satıldığını, 2012 yılı sonu itibari ile davalı ...'ın 79.000,00 TL, diğer davalı ...'ın da 75.732,00 TL şirketten alacaklı göründüklerini, bu alacakların muhasebe hareketleri ile yaratıldığını ve gerçek olmadığını, davalı ...
tarafından müvekkiline haber verilmeden 20/08/2013 tarihinde genel kurul toplantısı yapıldığını ve genel kurulda şirketin tasfiye edilmesine, tasfiye memuru olarak şirket müdürü ...'ın seçilmesine karar verildiğini, müvekkiline genel kurula ilişkin hiçbir tebligat yapılmadığını, şirket müdürü olan davalı ...'ın basiretsizliği, ağır ihmalleri ve kasten şirketin zarara uğratılması ile şirketin tasfiye aşamasına sokulduğunu ileri sürerek, 20/08/2013 tarihli genel kurul kararlarının butlanına, yokluğuna veya iptaline, tasfiye işlemlerinin tedbiren durdurulmasına, davalı ...'ın şirket müdürlüğünden ve tasfiye memurluğundan azline, şirkete yönetim kayyımı atanmasına, şirketin davalı gerçek kişilere borçlu olmadığının tespiti ile şirketin uğradığı zarar ve ziyanının tespit edilerek davalı ...'dan ticari faiziyle birlikte tahsili ile davalı şirkete verilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, şirketin tasfiyeye sokulmasına ilişkin ortaklar kurulu kararının TTK'nın 447. m. gereği ortağın kanundan ... vazgeçilmez nitelikteki haklarını sınırlayan veya tamamen ortadan kaldıran nitelikte ve iyiniyet kurallarına tamamen aykırı olması nedeniyle yok hükmünde olduğundan davalı şirketin 2012 yılı Olağan Genel Kurulu'na ilişkin 20/08/2013 tarihli Genel Kurul Kararı'nın yok hükmünde olduğunun tespiti gerektiği, davalı şirketin kayıtlara işlendiği şekilde... 'a 43.094,32 TL, ... 'a 75.733,00 TL borçlu bulunmadığı, şirkete kayyım tayinine gerek olmadığı, davalı şirketi 10 yıl süreyle münferit imza ile temsil ve ilzama yetkili şirket müdürü...
tarafından şirketin belgeye dayalı olmayan kayıtlarla borçlandırıldığı ve tasfiyeye sokulduğu, müdürlük görevinin basiretli bir şekilde yerine getirilmediği, şirket demirbaşlarının bir kısmının satıldığı, sermaye ve ortaklara borç işlemlerinin belgelere dayalı olmadığı, şirketin davalı ortaklara borçlu gösterilerek tasfiyeye sokulması işlemleri nedeniyle şirket müdürü ...'ın müdürlük görevinden azli gerekmekte ise de, tefhim edilen kısa karara uygun olarak bu talebin reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalı Kepez Halı Saha ve Sosyal Tesisleri İnş. Nak. Tur. Gıda. Taah. San. Tic. Ltd. Şti.'nin 2012 yılı olağan genel kuruluna ilişkin 20/08/2013 tarihli genel kurul kararının yok hükmünde olduğunun ve davalı şirketin, davalı ortakları olan...
ve ... 'a borçlu olmadığının tespitine, sair taleplerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Davacı tarafça, davalı şirketin 20.08.2013 tarihli genel kurul kararlarının butlanı, yokluğu veya iptali, davalı şirket müdürünün müdürlükten ve tasfiye memurluğundan azli, şirkete yönetim kayyımı atanması, şirketin davalı gerçek kişilere borçlu olmadığı ile uğradığı zarar ve ziyanın tespit edilerek tahsili ve tarafların ortağı olduğu davalı şirkete ödenmesi istemleriyle açılan işbu davada, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Gerek mülga 1086 sayılı HUMK’nın 382 ve devamı maddelerinde gerekse yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş olacaktır.
Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, HMK'nın 298/2. maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi, verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır.
Somut olayda mahkemece, kararın gerekçe kısmında, davalı şirketi 10 yıl süreyle münferit imza ile temsil ve ilzama yetkili davalı şirket müdürü tarafından şirketin belgeye dayalı olmayan kayıtlarla borçlandırıldığı ve tasfiyeye sokulduğu, müdürlük görevinin basiretli bir şekilde yerine getirilmediği, şirket demirbaşlarının bir kısmının satıldığı, sermaye ve ortaklara borç işlemlerinin belgelere dayalı olmadığı, şirketin davalı ortaklara borçlu gösterilerek tasfiyeye sokulması işlemleri nedeniyle şirket müdürü olan davalının müdürlük görevinden azli gerektiği belirtilmekte ise de, kararın hüküm kısmında azil talebi yönünden davanın reddine karar verilmek suretiyle gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratır şekilde karar verilmesi doğru olmamış, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair, davalılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair, davalılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 2.037,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 05/03/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/497245500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz