Ttk 447
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/3749 E. 2022/9107 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': '3 aylık', 'kanun': ['6102/445']}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 447↗ ttk 445↗ kayyım tayini↗ kayyım atanması↗ iyiniyet kuralı↗ şirket müdürlüğü↗ butlan↗ sorumluluk davası↗ yokluk↗ aktif husumet ehliyeti↗ şirketin tasfiyesi↗ kayyım↗ şirket müdürü↗ ortaklar kurulu kararı↗ aktif husumet↗ iyiniyet↗ husumet ehliyeti↗ şirket zararı↗ tespit davası↗ hak düşürücü süre↗ taraf ehliyeti↗ hukuki yarar↗ menfi tespit↗ temsil↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, şirketin tasfiyeye sokulmasına ilişkin ortaklar kurulu kararının TTK'nın 447. maddesi gereği ortağın kanundan doğan vazgeçilmez nitelikteki haklarını sınırlayan veya tamamen ortadan kaldıran nitelikte ve iyiniyet kurallarına tamamen aykırı olması nedeniyle yok hükmünde olduğu, şirketin kayıtlara işlendiği şekilde ...'a 43.094,32 TL, ...'a 75.733 TL borçlu bulunmadığı, şirkete kayyım tayinine gerek olmadığı, davalı şirketi 10 yıl süreyle münferit imza ile temsil ve ilzama yetkili şirket müdürü ... tarafından şirketin belgeye dayalı olmayan kayıtlarla borçlandırılıp tasfiyeye sokulduğu, müdürlük görevinin basiretli bir şekilde yerine getirilmediği, şirket demirbaşlarının bir kısmının satıldığı, sermaye ve ortaklara borç işlemlerinin belgelere dayanmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin 2012 yılı olağan genel kuruluna ilişkin 20.08.2013 tarihli genel kurul kararının yok hükmünde olduğunun ve davalı şirketin davalılar ... ve ...'a borçlu bulunmadıklarının tespitine, davalı ...'ın şirket müdürlük görevinden azline, sair taleplerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, ortaklar kurulu kararının butlanının, yokluğunun tespiti, iptali, şirket yöneticisinin azli, şirkete kayyım atanması, şirketin uğradığı zararın tespiti ile davalı şirket müdüründen tahsili ve şirketin ortaklarına borçlu olmadığının tespiti istemlerine ilişkindir.
Dairemiz uygulamalarına göre kural olarak çağrı olmaksızın veya yetkili organlarca yapılmış çağrı bulunmaksızın yapılan genel kurul toplantılarında alınan karar dışında çağrıda usulsüzlük yokluk ya da butlan sonucu doğurmayıp iptal sebebidir. Mahkemece şirketin tasfiyeye sokulmasına ilişkin usulsüz çağrı ile toplanan ortaklar kurulu kararının yok hükmünde olduğunun kabulü bu nedenle doğru görülmemiştir.
Öte yandan 6102 sayılı TTK’nın 447. maddesinde düzenlenen hukuka aykırılıkların yaptırımı butlan olup, mahkemece TTK’nın 447. maddesi gereği kararın yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesi de doğru olmamıştır. Bu durumda davanın 22.11.2013 tarihinde açıldığı, dava konusu ortaklar kurulu kararının ise 20.08.2013 tarihinde alındığı gözetilerek TTK 445. maddesinde öngörülen 3 aylık hak düşürücü süre içinde açılmayan ortaklar kurulu kararı ile ilgili iptal talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davalılar yararına bozulmasını gerektirmiştir.
2- Davacı ortak, dava dilekçesinde ayrıca davalı şirketin, ortakları olan diğer davalılar ... ve ...'a borçlu olmadığının tespitini istemişse de bu talebin ancak borçlu şirket tarafından açılacak bir davada alacaklı ortaklara yöneltilebileceği, davacının bu davayı açmaya aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı nazara alınmadan işin esasına girilerek menfi tespit isteminin kabulü yerinde görülmemiş, kararın bu yönden de bozulmasını gerektirmiştir.
3- Her davanın açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirilmesi gerekir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK’nın Belirsiz Alacak ve Tespit Davası başlıklı 107/3. maddesinde "Kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, tespit davasının da açılabileceği, bu durumda hukuki yararın varlığının kabul edileceği" düzenlenmiştir. Davacı, diğer taleplerinin yanında ortağı olduğu şirketin uğradığı zararın tespiti ile zarar miktarının davalı şirket müdüründen alınarak Kepez Halı Saha ve Sos. Tes. İnş. Nak. Tur. Gıda Taah. San. Tic. Ltd. Şti.’ne verilmesini de istemiştir. Davacının, davalı şirketin müdürüne yönelttiği bu dava dolaylı sorumluluk davası niteliğinde olup mahkemece, davalı şirket müdürünün davacının ortağı olduğu şirkete zarar verip vermediği, vermiş ise zararın miktarının tespiti gerekirken sorumluluk davasının reddi sonucuna yola açan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2734 E. 2019/1816 K.
Ortak:kayyım tayini · kayyım atanması · iyiniyet kuralı · butlan · şirketin tasfiyesi · kayyım · şirket müdürü · ortaklar kurulu kararı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, «şirketin tasfiyeye» sokulmasına ilişkin «ortaklar kurulu» kararının TTK'nın 447. maddesi gereği ortağın kanundan doğan vazgeçilmez nitelikteki haklarını sınırlayan veya tamamen ortadan kaldıran nitelikte ve «iyiniyet kurallarına» tamamen aykırı olması nedeniyle yok hükmünde olduğu, şirketin kayıtlara işlendiği şekilde ...'a 43.094,32 TL, ...'a 75.733 TL borçlu bulunmadığı, şirkete «kayyım tayinine» gerek olmadığı, davalı şirketi 10 yıl süreyle münferit imza ile «temsil» ve ilzama yetkili «şirket müdürü» ... tarafından şirketin belgeye dayalı olmayan kayıtlarla borçlandırılıp tasfiyeye sokulduğu, müdürlük görevinin basiretli bir şekilde yerine getirilmediği, şirket demirbaşlarının bir kısmının satıldığı, sermaye ve ortaklara borç işlemlerinin belgelere dayanmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin 2012 yılı olağan genel kuruluna ilişkin 20.08.2013 tarihli genel kurul kararının yok hükmünde olduğunun ve davalı şirketin davalılar ... ve ...'a borçlu bulunmadıklarının tespitine, davalı ...'ın «şirket müdürlük» görevinden azline, sair taleplerin reddine karar verilmiştir.
1- Dava, «ortaklar kurulu» kararının «butlanının», yokluğunun tespiti, iptali, şirket yöneticisinin azli, şirkete «kayyım atanması», şirketin uğradığı zararın tespiti ile davalı şirket müdüründen tahsili ve şirketin ortaklarına borçlu olmadığının tespiti istemlerine ilişkindir.
Mahkemece «şirketin tasfiyeye» sokulmasına ilişkin usulsüz çağrı ile toplanan «ortaklar kurulu» kararının yok hükmünde olduğunun kabulü bu nedenle doğru görülmemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «şirketin tasfiyeye» sokulmasına ilişkin «ortaklar kurulu» kararının TTK'nın 447. m. gereği ortağın kanundan ... vazgeçilmez nitelikteki haklarını sınırlayan veya tamamen ortadan kaldıran nitelikte ve «iyiniyet kurallarına» tamamen aykırı olması nedeniyle yok hükmünde olduğundan davalı şirketin 2012 yılı Olağan Genel Kurulu'na ilişkin 20/08/2013 tarihli Genel Kurul Kararı'nın yok hükmünde olduğunun tespiti gerektiği, davalı şirketin kayıtlara işlendiği şekilde... 'a 43.094,32 TL, ... 'a 75.733,00 TL borçlu bulunmadığı, şirkete «kayyım tayinine» gerek olmadığı, davalı şirketi 10 yıl süreyle münferit imza ile «temsil» ve ilzama yetkili «şirket müdürü»... tarafından şirketin belgeye dayalı olmayan kayıtlarla borçlandırıldığı ve tasfiyeye sokulduğu, müdürlük görevinin basiretli bir şekilde yerine getirilmediği, şi …
1-Davacı tarafça, davalı şirketin 20.08.2013 tarihli «genel kurul kararlarının butlanı», yokluğu veya iptali, davalı şirket müdürünün müdürlükten ve «tasfiye» memurluğundan azli, şirkete «yönetim kayyımı atanması», şirketin davalı gerçek kişilere borçlu olmadığı ile uğradığı zarar ve «ziyanın» tespit edilerek tahsili ve tarafların ortağı olduğu davalı şirkete ödenmesi istemleriyle açılan işbu davada, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Somut olayda mahkemece, kararın gerekçe kısmında, davalı şirketi 10 yıl süreyle münferit imza ile «temsil» ve ilzama yetkili davalı «şirket müdürü» tarafından şirketin belgeye dayalı olmayan kayıtlarla borçlandırıldığı ve tasfiyeye sokulduğu, müdürlük görevinin basiretli bir şekilde yerine getirilmediği, şirket demirbaşlarının bir kısmının satıldığı, sermaye ve ortaklara borç işlemlerinin belgelere dayalı olmadığı, şirketin davalı ortaklara borçlu gösterilerek tasfiyeye sokulması işlemleri nedeniyle şirket müdürü olan davalının müdürlük görevinden azli gerektiği belirtilmekte ise de, kararın hüküm kısmında «azil» talebi yönünden davanın reddine karar verilmek suretiyle gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratır şekilde karar verilmesi doğru olmamış, davacı vekilinin temyiz …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel kurul kararının butlanı · yönetim kayyımı · azil · ziya · infaz · ek tasfiye
Benzer bu kararda1-Davacı tarafça, davalı şirketin 20.08.2013 tarihli «genel kurul kararlarının butlanı», yokluğu veya iptali, davalı şirket müdürünün müdürlükten ve «tasfiye» memurluğundan azli, şirkete «yönetim kayyımı atanması», şirketin davalı gerçek kişilere borçlu olmadığı ile uğradığı zarar ve «ziyanın» tespit edilerek tahsili ve tarafların ortağı olduğu davalı şirkete ödenmesi istemleriyle açılan işbu davada, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde «infazı» kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.
Somut olayda mahkemece, kararın gerekçe kısmında, davalı şirketi 10 yıl süreyle münferit imza ile «temsil» ve ilzama yetkili davalı «şirket müdürü» tarafından şirketin belgeye dayalı olmayan kayıtlarla borçlandırıldığı ve tasfiyeye sokulduğu, müdürlük görevinin basiretli bir şekilde yerine getirilmediği, şirket demirbaşlarının bir kısmının satıldığı, sermaye ve ortaklara borç işlemlerinin belgelere dayalı olmadığı, şirketin davalı ortaklara borçlu gösterilerek tasfiyeye sokulması işlemleri nedeniyle şirket müdürü olan davalının müdürlük görevinden azli gerektiği belirtilmekte ise de, kararın hüküm kısmında «azil» talebi yönünden davanın reddine karar verilmek suretiyle gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratır şekilde karar verilmesi doğru olmamış, davacı vekilinin temyiz …
-
Şirketin feshi | Genel kurul kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3547 E. 2015/10765 K.
Ortak:kayyım tayini · kayyım
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, «şirketin tasfiyeye» sokulmasına ilişkin «ortaklar kurulu» kararının TTK'nın 447. maddesi gereği ortağın kanundan doğan vazgeçilmez nitelikteki haklarını sınırlayan veya tamamen ortadan kaldıran nitelikte ve «iyiniyet kurallarına» tamamen aykırı olması nedeniyle yok hükmünde olduğu, şirketin kayıtlara işlendiği şekilde ...'a 43.094,32 TL, ...'a 75.733 TL borçlu bulunmadığı, şirkete «kayyım tayinine» gerek olmadığı, davalı şirketi 10 yıl süreyle münferit imza ile «temsil» ve ilzama yetkili «şirket müdürü» ... tarafından şirketin belgeye dayalı olmayan kayıtlarla borçlandırılıp tasfiyeye sokulduğu, müdürlük görevinin basiretli bir şekilde yerine getirilmediği, şirket demirbaşlarının bir kısmının satıldığı, sermaye ve ortaklara borç işlemlerinin belgelere dayanmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin 2012 yılı olağan genel kuruluna ilişkin 20.08.2013 tarihli genel kurul kararının yok hükmünde olduğunun ve davalı şirketin davalılar ... ve ...'a borçlu bulunmadıklarının tespitine, davalı ...'ın «şirket müdürlük» görevinden azline, sair taleplerin reddine karar verilmiştir.
1- Dava, «ortaklar kurulu» kararının «butlanının», yokluğunun tespiti, iptali, şirket yöneticisinin azli, şirkete «kayyım atanması», şirketin uğradığı zararın tespiti ile davalı şirket müdüründen tahsili ve şirketin ortaklarına borçlu olmadığının tespiti istemlerine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kısmen kabulüne, davalı «şirketin feshine», şirket müdürünün müdürlük görevinin kaldırılak şirkete «kayyım tayinine», fazlaya ilişkin taleplerinin reddine dair verilen karar, davalı H..
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirketin feshi
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kısmen kabulüne, davalı «şirketin feshine», şirket müdürünün müdürlük görevinin kaldırılak şirkete «kayyım tayinine», fazlaya ilişkin taleplerinin reddine dair verilen karar, davalı H..
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4408 E. 2020/1355 K.
Ortak:şirket müdürlüğü
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, «şirketin tasfiyeye» sokulmasına ilişkin «ortaklar kurulu» kararının TTK'nın 447. maddesi gereği ortağın kanundan doğan vazgeçilmez nitelikteki haklarını sınırlayan veya tamamen ortadan kaldıran nitelikte ve «iyiniyet kurallarına» tamamen aykırı olması nedeniyle yok hükmünde olduğu, şirketin kayıtlara işlendiği şekilde ...'a 43.094,32 TL, ...'a 75.733 TL borçlu bulunmadığı, şirkete «kayyım tayinine» gerek olmadığı, davalı şirketi 10 yıl süreyle münferit imza ile «temsil» ve ilzama yetkili «şirket müdürü» ... tarafından şirketin belgeye dayalı olmayan kayıtlarla borçlandırılıp tasfiyeye sokulduğu, müdürlük görevinin basiretli bir şekilde yerine getirilmediği, şirket demirbaşlarının bir kısmının satıldığı, sermaye ve ortaklara borç işlemlerinin belgelere dayanmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin 2012 yılı olağan genel kuruluna ilişkin 20.08.2013 tarihli genel kurul kararının yok hükmünde olduğunun ve davalı şirketin davalılar ... ve ...'a borçlu bulunmadıklarının tespitine, davalı ...'ın «şirket müdürlük» görevinden azline, sair taleplerin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı ...’in şirkete ait «defterleri» mahkemeye sunmadığı, TTK’nın 82. maddesine uygun şekilde defterlerin «zayi» olduğu konusunda talepte bulunmadığı ayrıca davalı «şirket müdürünün azli» için haklı nedenlerin oluştuğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı ...’in «şirket müdürlüğü» görevinden azline dair verilen kararın davalılar vekili tarafından temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirket müdürünün azli · zayi · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı ...’in şirkete ait «defterleri» mahkemeye sunmadığı, TTK’nın 82. maddesine uygun şekilde defterlerin «zayi» olduğu konusunda talepte bulunmadığı ayrıca davalı «şirket müdürünün azli» için haklı nedenlerin oluştuğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı ...’in «şirket müdürlüğü» görevinden azline dair verilen kararın davalılar vekili tarafından temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/3749 E. , 2022/9107 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Çanakkale 1. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 17.09.2020 tarih ve 2019/442 E. - 2020/402 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından duruşmalı, davalılar vekilince duruşmasız olarak istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 13.12.2022 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı asil ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ...'ın 10 yıl süre ile davalı şirkete müdür seçildiğini, davalı müdürün şirketin hep zarar ettiğini söylediğini, müvekkilinden şirketin kazançları ile muhasebe kayıtlarının gizlendiğini, şirketin içinin tamamen boşaltıldığını, borca batık hale getirildiğini, 2012 yılı sonu itibari ile davalı ...'ın 79.000 TL, diğer davalı ...'ın da 75.732 TL şirketten alacaklı göründüklerini, bu alacakların muhasebe hareketleri ile oluşturulup gerçeği yansıtmadığını, davalı ... tarafından müvekkiline haber verilmeden yapılan 20.08.2013 tarihli genel kurul toplantısında şirketin tasfiyesine, tasfiye memuru olarak da davalı ...’ın seçilmesine karar verildiğini, şirket müdürünün basiretsizliği, ağır ihmalleri ve kastıyla şirketin zarara uğratılıp tasfiyeye sokulduğunu ileri sürerek 20.08.2013 tarihli genel kurul kararlarının butlanını, yokluğunu veya iptalini, davalı ...’ın şirket müdürlüğünden ve tasfiye memurluğundan azlini, şirkete yönetim kayyımı atanmasını, şirketin davalı gerçek kişilere borçlu olmadığının tespitini, şirketin uğradığı zarar ve ziyanının tespit edilerek davalı ...'dan ticari faiziyle birlikte tahsili ile davalı şirkete verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, işletme maliyetlerinin aşağı çekilmesi için tasfiyeye girildiğini, müvekkillerinin kredi çekip şirkete aktardığını, şirketin sürekli zarar ettiğini, genel kurulun yasal şartlarına uygun gerçekleştirildiğini, 3 aylık hak düşürücü süre içinde genel kurulun iptalinin istenmediğini, tebligatın doğru adrese gönderilmesine rağmen davacıya ulaşılamadığını, müvekkili... ve...’nin de 75.732,99 TL şirket masraflarının karşılanması için şirkete borç verdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, şirketin tasfiyeye sokulmasına ilişkin ortaklar kurulu kararının TTK'nın 447. maddesi gereği ortağın kanundan doğan vazgeçilmez nitelikteki haklarını sınırlayan veya tamamen ortadan kaldıran nitelikte ve iyiniyet kurallarına tamamen aykırı olması nedeniyle yok hükmünde olduğu, şirketin kayıtlara işlendiği şekilde ...'a 43.094,32 TL, ...'a 75.733 TL borçlu bulunmadığı, şirkete kayyım tayinine gerek olmadığı, davalı şirketi 10 yıl süreyle münferit imza ile temsil ve ilzama yetkili şirket müdürü ... tarafından şirketin belgeye dayalı olmayan kayıtlarla borçlandırılıp tasfiyeye sokulduğu, müdürlük görevinin basiretli bir şekilde yerine getirilmediği, şirket demirbaşlarının bir kısmının satıldığı, sermaye ve ortaklara borç işlemlerinin belgelere dayanmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin 2012 yılı olağan genel kuruluna ilişkin 20.08.2013 tarihli genel kurul kararının yok hükmünde olduğunun ve davalı şirketin davalılar ...
ve ...'a borçlu bulunmadıklarının tespitine, davalı ...'ın şirket müdürlük görevinden azline, sair taleplerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, ortaklar kurulu kararının butlanının, yokluğunun tespiti, iptali, şirket yöneticisinin azli, şirkete kayyım atanması, şirketin uğradığı zararın tespiti ile davalı şirket müdüründen tahsili ve şirketin ortaklarına borçlu olmadığının tespiti istemlerine ilişkindir.
Dairemiz uygulamalarına göre kural olarak çağrı olmaksızın veya yetkili organlarca yapılmış çağrı bulunmaksızın yapılan genel kurul toplantılarında alınan karar dışında çağrıda usulsüzlük yokluk ya da butlan sonucu doğurmayıp iptal sebebidir. Mahkemece şirketin tasfiyeye sokulmasına ilişkin usulsüz çağrı ile toplanan ortaklar kurulu kararının yok hükmünde olduğunun kabulü bu nedenle doğru görülmemiştir.
Öte yandan 6102 sayılı TTK’nın 447. maddesinde düzenlenen hukuka aykırılıkların yaptırımı butlan olup, mahkemece TTK’nın 447. maddesi gereği kararın yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesi de doğru olmamıştır. Bu durumda davanın 22.11.2013 tarihinde açıldığı, dava konusu ortaklar kurulu kararının ise 20.08.2013 tarihinde alındığı gözetilerek TTK 445. maddesinde öngörülen 3 aylık hak düşürücü süre içinde açılmayan ortaklar kurulu kararı ile ilgili iptal talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davalılar yararına bozulmasını gerektirmiştir.
2- Davacı ortak, dava dilekçesinde ayrıca davalı şirketin, ortakları olan diğer davalılar ... ve ...'a borçlu olmadığının tespitini istemişse de bu talebin ancak borçlu şirket tarafından açılacak bir davada alacaklı ortaklara yöneltilebileceği, davacının bu davayı açmaya aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı nazara alınmadan işin esasına girilerek menfi tespit isteminin kabulü yerinde görülmemiş, kararın bu yönden de bozulmasını gerektirmiştir.
3- Her davanın açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirilmesi gerekir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK’nın Belirsiz Alacak ve Tespit Davası başlıklı 107/3. maddesinde "Kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, tespit davasının da açılabileceği, bu durumda hukuki yararın varlığının kabul edileceği" düzenlenmiştir. Davacı, diğer taleplerinin yanında ortağı olduğu şirketin uğradığı zararın tespiti ile zarar miktarının davalı şirket müdüründen alınarak Kepez Halı Saha ve Sos. Tes. İnş. Nak. Tur. Gıda Taah. San. Tic. Ltd. Şti.’ne verilmesini de istemiştir. Davacının, davalı şirketin müdürüne yönelttiği bu dava dolaylı sorumluluk davası niteliğinde olup mahkemece, davalı şirket müdürünün davacının ortağı olduğu şirkete zarar verip vermediği, vermiş ise zararın miktarının tespiti gerekirken sorumluluk davasının reddi sonucuna yola açan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödedikleri peşin temyiz harçlarının istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 14.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/875353900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz