Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/2136 E. 2019/1426 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bozmaya uyma↗ hmk 297↗ usuli kazanılmış hak↗ kazanılmış hak↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, uyulan bozma ilamı sonrasında yapılan yargılamada iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca davanın kabulüne, 1.170.403 USD’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
(1) Dairemizin 2013/2776 Esas, 2014/10008 Karar sayılı bozma ilamında, HUMK 388'nci maddesinin ...-5 nci bentleri (HMK'nın 297. m.) hükümlerine göre, mahkeme kararlarının en azından iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, mahkemece incelenen maddi ve hukuki olayların özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçenin ne olduğu hususlarını içermesi gerektiği, Anayasanın 141'nci maddesinin ...'ncü fıkrası hükmü de, tüm mahkeme kararlarının gerekçeli olmasının gerektiğinin vurgulandığı, Yargıtay denetiminin de ancak mahkeme kararında gösterilen bu gerekçenin ışığında yapılabileceği, mahkeme hükmünde ise sadece tarafların iddia ve savunmalarının belirtildiği ve mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunun özetlenerek başkaca hiçbir gerekçe gösterilmeksizin karar verildiği belirtilerek, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle, yerel mahkemenin davanın reddine ilişkin kararının gerekçe içermemesi nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyulmuş olmasına rağmen, red kararından dönülerek, davanın kabulüne karar verilmiştir. Öncelikle belirtmek gerekir ki, yerel mahkemece verilen davanın reddine ilişkin kısa karar, bir davayı sona erdiren temyizi mümkün olan son kararlardandır. Bu kararla mahkeme, davadan elini çeker ve davayı sona erdirmiş olur. Bu aşamada yapılması zorunlu iş, gerekçeli kararı kısa karar doğrultusunda ve yasal gerekçeleriyle birlikte yazmaktan ibarettir. Artık bu karardan dönme olanaklı olmadığı gibi, kararın asli unsurlarından olan gerekçenin de hüküm fıkrasında uygun biçimde yer alması gerekir. Davanın reddine ya da kabulüne dair karar tefhim edildikten sonra bundan dönülerek yeni ve bundan farklı bir hüküm kurulamayacağı gibi, gerekçe de kısa kararla çelişik olamaz ve daha da önemlisi karar gerekçesiz bırakılamaz. Aksinin kabulü mahkemelere güveni sarsacağı gibi, Anayasa ve yasalarda yer alan kurallara aykırılık oluşturur. Diğer taraftan, mahkemece bozma ilamına uyulmakla bir taraf yararına usuli kazanılmış hak doğacağından bozma dışına çıkılarak karar vermenin usuli kazanılmış hakkın ihlali anlamına geleceği de açıktır. Nitekim, mahkemenin redde ilişkin ilk kararı diğer yönleri incelenmeksizin sadece yasaya uygun olarak gerekçe taşımadığından bahisle bozulmuş, mahkemece bu bozmaya uyma kararı verilmiştir. Burada mahkemece yapılacak iş, hüküm sonucuna uygun olarak gerekçe içeren gerekçeli kararın yazılması olmalıdır.
Bu genel açıklamalar ışığında, mahkemece davanın reddine ilişkin Dairemiz bozma ilamına uygun ve gerekçe içerir bir şekilde karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
(...) Bozma sebep ve şekline göre, davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/7622 E. 2014/14453 K.
Ortak:bozmaya uyma · usuli kazanılmış hak · kazanılmış hak · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaDiğer taraftan, mahkemece bozma ilamına uyulmakla bir taraf yararına «usuli kazanılmış hak» doğacağından bozma dışına çıkılarak karar vermenin usuli kazanılmış hakkın ihlali anlamına geleceği de açıktır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, yerel mahkemece verilen davanın reddine ilişkin kısa karar, bir davayı sona erdiren temyizi mümkün olan «son» kararlardandır.
Nitekim, mahkemenin redde ilişkin ilk kararı diğer yönleri incelenmeksizin sadece yasaya uygun olarak gerekçe taşımadığından bahisle bozulmuş, mahkemece bu «bozmaya uyma» kararı verilmiştir.
Benzer bu karardaDiğer taraftan, mahkemece bozma ilamına uyulmakla bir taraf yararına «usuli kazanılmış hak» doğacağından bozma dışına çıkılarak karar vermenin usuli kazanılmış hakkın ihlali anlamına geleceği de açıktır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, yerel mahkemece verilen davanın reddine ilişkin kısa karar, bir davayı sona erdiren temyizi mümkün olan «son» kararlardandır.
Nitekim, mahkemenin redde ilişkin ilk kararı diğer yönleri incelenmeksizin sadece yasaya uygun olarak gerekçe taşımadığından bahisle bozulmuş, mahkemece bu «bozmaya uyma» kararı verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iskonto · keşide tarihi · hamil · çek · kusur
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamı ve uyulan bozma ilamı doğrultusunda, davacının «hamili» olduğu çekin davalı banka tarafından kaybedilmesi nedeniyle davacının tahsil edemediği faiz ile müşterisine ödemek zorunda kaldığı «iskonto» iptal bedelinin zarara sebebiyet veren davalıdan tahsilinin talep edildiği, davacı tarafından «çek» bedelinin tahsil edildiğinin anlaşıldığı ve bu bedeli tahsil ederken faiz hakkının mahfuz tutulmadığı hususu ve BK 113/1 ve 2 maddeleri nazara alındığında faiz talebinin yerine olmadığı, davacının müşterisine ödemek zorunda kaldığı iskonto bedelinin tahsili yönündeki talebinde ise dava dışı şirket kayıtlarına göre davacının dava dışı şirkete 189.174,73 TL, kendi kayıtlarına göre ise 187.978,86 TL borçlu olduğu, söz konusu çek bedelinin 98.320,24 USD olduğu, «keşide tarihi» itibariyle 124.521,74 TL'ye tekabül ettiği, dava dışı şirket tarafından davacı şirkete kesilen iskonto miktarının 15.033,20 TL olduğu, davacı şirketin dava dışı şi …
Kararı davalı banka vekili temyiz etmiştir. (1) Dava, davacının «hamili» olduğu çekin, davalı bankaca kaybedilmesi nedeniyle davacının tahsil edemediği faiz ile müşterisine ödemek zorunda kaldığı «iskonto» bedelinin, zarara sebebiyet veren davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Dairemizin 2012/16349 Esas, 2013/13022 Karar sayılı bozma ilamında, «iskonto» iptal faturasındaki bedelin davalı bankadan tahsiline yönelik talebe ilişkin ve varılan sonuca nasıl ulaşıldığı konusunda gerekçede herhangi bir açıklama yapılmadığı belirtilerek, mahkemece davacının ikinci alacak kalemi olan ve davalının «kusuru» nedeniyle ödenmek zorunda kalınan iskonto iptal bedeli konusunda Dairemiz bozma ilamına uygun ve gerekçe içerir bir şekilde karar verilmesi amacıyla mahkeme kararı …
Bu genel açıklamalar ışığında, mahkemece davacının ikinci alacak kalemi olan ve davalının «kusuru» nedeniyle ödenmek zorunda kalınan «iskonto» iptal bedeli konusunda Dairemiz bozma ilamına uygun ve gerekçe içerir bir şekilde karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. (2) Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/14353 E. 2010/12566 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:i̇i̇k 265 · ihtiyati haciz · haciz
Benzer bu karardaDava «ihtiyati haciz» kararına itiraz davasıdır.
Somut olayda mahkeme kararında, sadece «ihtiyati haciz» kararına itiraz nedenleri belirtilmiş ve hiçbir gerekçe gösterilmeksizin karar verildiği anlaşılmıştır.
«265». maddesindeki hususları taşımadığı için istemin reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/2776 E. 2014/10008 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu · kusur sorumluluğu · şirket zararı · yönetim kurulu kararı · kusur
Benzer bu karardaOysa «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu» ters çevrilmiş bir «kusur sorumluluğudur».
Buna göre davacı «şirketin zarara» uğradığını ispatlaması yeterli olup, bundan sonra yöneticilerin zarardan kendilerinin sorumlu bulunmadıklarını ispat etmesi gerekmektedir.
Ç..'in 08.04.2002 tarihli «yönetim kurulu» kararı ile mali işlerden sorumlu genel müdür olarak atandığı, davalı Z.. de diğer iki davalının sorumluluğunu üstlendiği gözetildiğinde, tüm davalıların sorumluluklarının aynı esaslara göre değerlendirilmesi gerektiği tabiidir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/439 E. 2010/6477 K.
Ortak:bozmaya uyma · usuli kazanılmış hak · kazanılmış hak
İncelediğiniz karardaDiğer taraftan, mahkemece bozma ilamına uyulmakla bir taraf yararına «usuli kazanılmış hak» doğacağından bozma dışına çıkılarak karar vermenin usuli kazanılmış hakkın ihlali anlamına geleceği de açıktır.
Nitekim, mahkemenin redde ilişkin ilk kararı diğer yönleri incelenmeksizin sadece yasaya uygun olarak gerekçe taşımadığından bahisle bozulmuş, mahkemece bu «bozmaya uyma» kararı verilmiştir.
Benzer bu karardaAra kararından dönülebilmesinin tek istisnası ise, verilen «ara» kararının taraflardan biri yararına «usuli kazanılmış hak» doğurması halidir.
Mahkemenin hem «bozmaya uyması», hem de gereklerini yerine getirmemesi yukarıda belirtildiği üzere tarafların biri yararına oluşan usuli kazanılmış hakkı ihlali niteliğinde olduğu gibi, «kamu düzenine» de aykırıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ara karar · kamu düzeni · bilirkişi incelemesi
Benzer bu kararda… n verilen karar temyizi üzerine, Dairemizce, davacıların ne miktar bir ödemede bulundukları ve dolayısıyla fazla bir ödeme olup olmadığının banka kayıtları üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak varılan sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece, bozma ilamının uyulduktan sonra banka kayıtları üzerinde bi …
1- Bozma kararına uyulmasına ilişkin karar, bir «ara» kararı niteliğinde olup, kural olarak ara kararlarından dönülmesi mümkündür.
Ara kararından dönülebilmesinin tek istisnası ise, verilen «ara» kararının taraflardan biri yararına «usuli kazanılmış hak» doğurması halidir.
Dava konusu olayda mahkemece verilen davanın reddine dair ilk karar, davacıların ne miktar bir ödemede bulundukları ve dolaysıyla fazla ödeme yapıp yapmadıklarının banka kayıtları üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi yönünden bozulmuş ve yukarıda da belirtildiği üzere mahkemece bozmaya uyulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/2874 E. 2010/9252 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/2136 E. , 2019/1426 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada ... .... Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 22/.../2016 tarih ve 2015/380-2016/954 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olduğu anlaşılmakla, duruşma için belirlenen ....02.2019 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ..., davalılardan ... vekili Av. ..., davalı asil ... ve vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalılardan ...'ün müvekkil şirketin ortağı olduğunu, aynı zamanda mali işlerini yönettiği dönemde, şirketin müdürlüğüne atanan davalı ... ve ... ile anlaştığını, davalıların şirketin parasını bankalardan tahsil ederek zimmetlerine geçirdiklerini, şirketin mallarını da şirketin ... Hava Limanı Serbest Bölgesi Şubesi'ne göndermiş gibi gösterip, yine aynı şubeden ... Finansal Kiralama A.Ş.'ye satışını yaparak, anılan şubeden fatura keşide ettiklerini, faturayı şirket kayıtlarına intikal ettirmediklerini, satış yapılan şirketten gelen bedelleri ise şirketin hesabı olmakla birlikte aktif olarak kullanmadıkları ... Bankası ... Şubesi'ne 08.09.2004 tarihinde 570.403 USD'yi ....09.2004 tarihinde 600.000 USD'yi transfer ederek, yine 08.09.2004 ve ....09.2004 tarihlerinde anılan bankadan nakden çekmek sureti ile zimmetlerine geçirdiklerini, davalıların toplam 1.170.403 USD'yi kendi aralarında pay ettiklerini ve şirket hesaplarına intikal ettirmediklerini ileri sürerek, 1.170.403 USD'nin davalılardan müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı sonrasında yapılan yargılamada iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca davanın kabulüne, 1.170.403 USD’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
(1) Dairemizin 2013/2776 Esas, 2014/10008 Karar sayılı bozma ilamında, HUMK 388'nci maddesinin ...-5 nci bentleri (HMK'nın 297. m.) hükümlerine göre, mahkeme kararlarının en azından iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, mahkemece incelenen maddi ve hukuki olayların özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçenin ne olduğu hususlarını içermesi gerektiği, Anayasanın 141'nci maddesinin ...'ncü fıkrası hükmü de, tüm mahkeme kararlarının gerekçeli olmasının gerektiğinin vurgulandığı, Yargıtay denetiminin de ancak mahkeme kararında gösterilen bu gerekçenin ışığında yapılabileceği, mahkeme hükmünde ise sadece tarafların iddia ve savunmalarının belirtildiği ve mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunun özetlenerek başkaca hiçbir gerekçe gösterilmeksizin karar verildiği belirtilerek, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle, yerel mahkemenin davanın reddine ilişkin kararının gerekçe içermemesi nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyulmuş olmasına rağmen, red kararından dönülerek, davanın kabulüne karar verilmiştir. Öncelikle belirtmek gerekir ki, yerel mahkemece verilen davanın reddine ilişkin kısa karar, bir davayı sona erdiren temyizi mümkün olan son kararlardandır. Bu kararla mahkeme, davadan elini çeker ve davayı sona erdirmiş olur. Bu aşamada yapılması zorunlu iş, gerekçeli kararı kısa karar doğrultusunda ve yasal gerekçeleriyle birlikte yazmaktan ibarettir. Artık bu karardan dönme olanaklı olmadığı gibi, kararın asli unsurlarından olan gerekçenin de hüküm fıkrasında uygun biçimde yer alması gerekir. Davanın reddine ya da kabulüne dair karar tefhim edildikten sonra bundan dönülerek yeni ve bundan farklı bir hüküm kurulamayacağı gibi, gerekçe de kısa kararla çelişik olamaz ve daha da önemlisi karar gerekçesiz bırakılamaz.
Aksinin kabulü mahkemelere güveni sarsacağı gibi, Anayasa ve yasalarda yer alan kurallara aykırılık oluşturur. Diğer taraftan, mahkemece bozma ilamına uyulmakla bir taraf yararına usuli kazanılmış hak doğacağından bozma dışına çıkılarak karar vermenin usuli kazanılmış hakkın ihlali anlamına geleceği de açıktır. Nitekim, mahkemenin redde ilişkin ilk kararı diğer yönleri incelenmeksizin sadece yasaya uygun olarak gerekçe taşımadığından bahisle bozulmuş, mahkemece bu bozmaya uyma kararı verilmiştir. Burada mahkemece yapılacak iş, hüküm sonucuna uygun olarak gerekçe içeren gerekçeli kararın yazılması olmalıdır.
Bu genel açıklamalar ışığında, mahkemece davanın reddine ilişkin Dairemiz bozma ilamına uygun ve gerekçe içerir bir şekilde karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
(...) Bozma sebep ve şekline göre, davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) no'lu bentte açıklanan nedenle hükmün re'sen BOZULMASINA, (...) no'lu bentte açıklanan nedenle bozma sebep ve şekline göre, davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan ....037,00 TL duruşma vekalet ücretinin herbir taraftan alınıp yek diğerine verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekeri halinde temyiz eden taraflara iadesine, .../02/2019 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi
KARŞI OY
Uyuşmazlıkta,
Yerel mahkemenin 14.05.2012 gün 2005/996 esas, 2012/129 karar sayılı "davanın reddine" ilişkin kararının davacı vekilince temyizi üzerine Dairenin 29.05.2014 gün ve 2013/2776 esas, 2014/10008 sayılı kararı ile "yerel mahkeme kararının gerekçeyi içermemesi" nedeniyle bozulması sonucu, yerel mahkemece bozmaya uyularak 22.....2016 gün 2015/380 esas, 2016/954 sayılı kararla, bu kez davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı vekilince temyizi üzerine çoğunluk görüşü doğrultusunda yazılı gerekçe ile yerel mahkeme kararı tekrar bozulmuştur.
Sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılamıyorum.
Dairenin 29.05.2017 günlü bozma kararı ile yerel mahkemenin 14.05.2012 günlü kararı, hukuk aleminden silinmiş olup, yerel mahkeme usule yönelik bozma ilamına uymakla birlikte, "usulü müktesep hak" "aleyhe bozma yasağı" kurallarına uymak kaydıyla dosya içeriğine uygun her türlü kararı vermekte serbesttir.
Yerel mahkemenin 22.....2016 günlü kararında usule ilişkin kazanılmış hakların ihlalinden ve aleyhe bozma yasağı kuralından söz edilemeyecek olmasına göre mahkemenin bozulan ilk karardan farklı bir karar vermesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile yerel mahkeme kararının bozulmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyız.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/493230400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz