6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ortaklık uyuşmazlığı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/14256 E. 2013/3235 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hmk 344 bilirkişi ücreti organik bağ yapılmamış sayılma kar payı hisse senedi ara karar zamanaşımı def'i kesin süre dolandırıcılık def'i istirdat ortaklık ilişkisi bilirkişi incelemesi kâr payı harç dosya masrafı yasal faiz ilan vekalet ücreti zamanaşımı kesin hüküm husumet e-defter

Atıf yapılan mevzuat: HUMK · İİK · HMK — HMK 94HMK 344 · SPK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketlerin yasal defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketlerin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirketlere pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli hisse senedi çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında "çoğun içinde az da vardır kuralı" gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyulmuş, ancak masrafı yatırılmadığından bilirkişi raporu alınmaksızın davalıların yüksek kar payı verme ve her istenildiğinde geri alınması vaadi ile davacıdan para aldıkları, davalıların eylemlerinin nitelikli dolandırıcılık vasfında olduğu, bu itibarla geçerli bir ortaklık ilişkisinin kurulmadığı, davalı ... Gıda San. ve Tic. A.Ş. ile davacının hukuki bir ilişkisinin mevcut olmadığı gerekçesiyle, bu davalı hakkındaki davanın husumetten reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulü ile taraflar arasında ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tesbitine, kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğüne, 42.812,... TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte anılan davalılardan tahsiline karar verilmiştir.

Davacı vekilinin temyiz harcını yatırmaması nedeniyle 07.08.2012 tarihinde temyiz talebinin yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir.

Davacı vekili 07.08.2012 tarihli ek kararı, ... Gıda San. ve Tic. A.Ş. dışındaki davalılar vekili asıl kararı temyiz etmiştir.

1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, mümeyyiz davalılar vekilinin aşağıdaki (...) nolu bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

...- Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın istirdadına ilişkin olup mahkemece davanın reddine ilişkin verilen ilk karar Dairemizin 2009/8072 Esas, 2011/7169 Karar sayılı ilamı ile yukarıda açıklanan gerekçe ile bozulmuştur. Mahkemece, bozma ilamına uyulmuş ve verilen kesin süre içinde bilirkişi ücretinin yatırılmadığı gerekçesiyle bozma ilamında açıklanan biçimde bilirkişi incelemesi yapılmaksızın davalıların eyleminin nitelikli dolandırıcılık niteliğinde bulunduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne kabul verilmiştir. Bu haliyle, mahkemenin uyulmasına karar verdiği bozma ilamının gereklerini yerine getirdiğinin kabulü mümkün değildir.

Öncelikle, HMK'nun 94. maddesine göre, kanunun belirlediği süreler kesin olduğu halde, hakimin tayin ettiği süreler, kural olarak kesin nitelikte değildir. Hakim belirlediği süreyi, süre geçmeden azaltıp, çoğaltabileceği gibi süre geçtikten sonra da tarafın isteği üzerine ikinci bir süre de verebilir. Hakim, vermiş olduğu sürenin kesin olduğuna karar vermiş ise, bu sürenin kesin olduğunun ara kararında hiçbir tereddüde yer vermeyecek

derecede açık şekilde ifade edilmesi, yapılması gereken işlerin teker teker açıklanması, tayin edilen sürenin bu işlemleri yapmaya elverişli bulunması ve de süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak tarafların uyarılması gerekir. Somut olayda mahkemece, 28.02.2012 tarihli oturumda davacı vekiline, bilirkişi ücretini yatırması için 30 gün kesin süre verilmiş ve bu süre içinde ücret yatırılmadığından davacının bu delilden vazgeçmiş sayıldığı kabul edilmiştir. Ancak mahkemece, kesin süreye ilişkin verilen ara kararı, HMK'nun 94. maddesindeki unsurları içermediğinden usulüne uygun bulunmamaktadır.

Öte yandan davalılar, davacının ortak olmak amacıyla para verdiğini, kendisine hisse senedi verildiğini ve geçerli bir şekilde ortaklık ilişkisinin kurulduğunu savunduklarına göre evvelemirde davacının davalı şirkete gerçekten ortak olup olmadığının tesbiti ve davalıların zamanaşımı def'inin de buna göre değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu itibarla, mahkemece, uyulmasına karar verilen bozma ilamı gereğince davalı şirketin yasal kayıt ve defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması hususunda ara kararı oluşturularak davacı tarafa buna ilişkin ücretin yatırılması için yukarıda açıklandığı şekilde usulüne uygun kesin süre verilmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle mümeyyiz davalılar yararına bozulması gerekmiştir.

...-Mahkemece 07.08.2012 tarihli ek kararla, dava konusunun para ile ölçülebilir olması karşısında işbu davada verilen kararın temyizi halinde nispi temyiz harcının yatırılmasının gerektiği, bu hususta davacıya kesin süre verilmesine rağmen temyiz harcının yatırılmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı HMK'nun 344. maddesi uyarınca davacı vekilinin temyiz isteminin yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir.

6100 sayılı HMK'nun Geçici .... maddesinde, “Bölge adliye mahkemelerinin, .../9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici .... maddesi uyarınca Resmî Gazete'de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” hükmü mevcut olup henüz bölge adliye mahkemeleri göreve başlamadığından 6100 sayılı HMK'nun temyize ilişkin hükümleri yürürlüğe girmemiştir. Bu nedenle, mahkemenin bu hususu gözden kaçırarak davacının temyiz isteminin 6100 sayılı HMK'nun 344. maddesi uyarınca yapılmamış sayılmasına karar vermesi doğru olmadığı gibi esasen davacı taraf, yalnızca hükmün kısmen reddine ilişkin kısmını maktu temyiz harcını yatırarak temyiz ettiğinden ve 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli 1 sayılı Tarife gereğince davanın reddi halinde maktu temyiz harcının yatırılması gerektiğinden mahkemece davacı vekilinin temyiz isteminin yapılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz isteminin yapılmamış sayılmasına dair tesis edilen 07.08.2012 tarihli hükmün bozularak ortadan kaldırılması gerekmiştir.

4-Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141/.... maddesinde mahkeme kararlarının gerekçeli olmaları gerektiği düzenlenmiş olup somut olayda, mahkemece davacının alacak talebinin tamamının kabul edilmiş olmasına rağmen gerekçesi gösterilmeksizin davanın kısmen reddine karar verilmiş olması ve davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle de davacı yararına bozulması gerekmiştir.

5-Ayrıca, davacı ile davalı ... Gıda San. ve Tic. A.Ş. arasında bir hukuki ilişki olmadığı gerekçesiyle bu davalı yönünden davanın husumetten reddine karar verilmiş ise de davacı taraf, davalıların birlikte hareket ederek usulsüz şekilde müvekkilinden para tahsil ettiklerini ve aralarında organik bağ bulunduğunu ileri sürdüğüne göre mahkemece bu iddia üzerinde durulup değerlendirilme yapılmamış olması da hükmün davacı yararına bozulmasını gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Ortaklık uyuşmazlığı 🔁 aynen tekrar

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14264 E. 2013/3243 K.

    Ortak: · dava şartı · zamanaşımı var · Ortaklık uyuşmazlığı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Ortaklık uyuşmazlığı 🔁 aynen tekrar

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14261 E. 2013/3240 K.

    Ortak: · zamanaşımı var · Ortaklık uyuşmazlığı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Ortaklık uyuşmazlığı 🔁 aynen tekrar

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/18619 E. 2013/6346 K.

    Ortak: · zamanaşımı var · Ortaklık uyuşmazlığı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

5 benzer karar daha
  • Ortaklık uyuşmazlığı 🔁 aynen tekrar

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/12739 E. 2013/4540 K.

    Ortak: · zamanaşımı var · Ortaklık uyuşmazlığı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Ortaklık uyuşmazlığı 🔁 aynen tekrar

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/17082 E. 2013/6337 K.

    Ortak: · zamanaşımı var · Ortaklık uyuşmazlığı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Ortaklık uyuşmazlığı 🔁 aynen tekrar

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/17080 E. 2013/6335 K.

    Ortak: · zamanaşımı var · Ortaklık uyuşmazlığı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Ortaklık uyuşmazlığı 🔁 aynen tekrar

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/18623 E. 2013/6348 K.

    Ortak: · dava şartı · zamanaşımı var · Ortaklık uyuşmazlığı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Ortaklık uyuşmazlığı 🔁 aynen tekrar

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/18624 E. 2013/6349 K.

    Ortak: · dava şartı · zamanaşımı var · Ortaklık uyuşmazlığı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2012/14256 E.  ,  2013/3235 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada ... .... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen .../04/2012 tarih ve 2011/860-2012/327 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili işbu kararı ... Gıda San. ve Tic. A.Ş. dışındaki davalılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 22.02.2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalılar vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalıların her istendiği an geri ödeneceği ve yatırılan paralar karşılığı yüksek faiz verileceği garantisiyle binlerce kişiden para topladıklarını, bu kapsamda müvekkilinden de hisse senedi devir ve kabul sözleşmesi başlıklı belge karşılığında para alındığını, ancak müvekkilince istenmesine rağmen alınan paranın geri ödenmediğini, davalıların eylemlerinin hukuki dayanağının bulunmadığını, ..., Bankalar Kanunu ve SPK hükümlerinin ihlal edildiğini, anılan kanunlar uyarınca müvekkilinin şirket ortağı yapılmasının mümkün bulunmadığını, şirket yönetim kurulu üyelerinin yürütülen bu faaliyetler nedeniyle defalarca yargılandıklarını ve mahkum edildiklerini, yapılan bu yargılamalar neticesinde şirket defterlerinde bulunan kayıtların gerçeği yansıtmadığının tespit edildiğini, ...'nun 336.

maddesi uyarınca davalı ...'ın da ortaya çıkan zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespitine, 54.500 DM karşılığı 43.812,... TL alacağın en yüksek ticari faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, davacının müvekkili şirketlerin ortağı olduğunu, bu ortaklığın mevzuata uygun geçerli bir ortaklık niteliğinde bulunduğunu, müvekkili şirketlerin Sermaye Piyasası Kurulu kaydında olan, bu kurul ve diğer ilgili tüm resmi makamlar ile özel denetçiler tarafından faaliyetleri denetlenen çok ortaklı halka açık anonim şirketler olduklarını, ...'nun 329. ve 405. maddeleri gereğince anonim şirket ortaklarının sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyeceklerini, müvekkili şirketlerin tasfiye halinde olmadıklarını, zamanaşımı süresinin dolduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketlerin yasal defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketlerin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirketlere pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli hisse senedi çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında "çoğun içinde az da vardır kuralı" gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyulmuş, ancak masrafı yatırılmadığından bilirkişi raporu alınmaksızın davalıların yüksek kar payı verme ve her istenildiğinde geri alınması vaadi ile davacıdan para aldıkları, davalıların eylemlerinin nitelikli dolandırıcılık vasfında olduğu, bu itibarla geçerli bir ortaklık ilişkisinin kurulmadığı, davalı ...

Gıda San. ve Tic. A.Ş. ile davacının hukuki bir ilişkisinin mevcut olmadığı gerekçesiyle, bu davalı hakkındaki davanın husumetten reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulü ile taraflar arasında ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tesbitine, kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğüne, 42.812,... TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte anılan davalılardan tahsiline karar verilmiştir.

Davacı vekilinin temyiz harcını yatırmaması nedeniyle 07.08.2012 tarihinde temyiz talebinin yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir.

Davacı vekili 07.08.2012 tarihli ek kararı, ... Gıda San. ve Tic. A.Ş. dışındaki davalılar vekili asıl kararı temyiz etmiştir.

1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, mümeyyiz davalılar vekilinin aşağıdaki (...) nolu bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

...- Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın istirdadına ilişkin olup mahkemece davanın reddine ilişkin verilen ilk karar Dairemizin 2009/8072 Esas, 2011/7169 Karar sayılı ilamı ile yukarıda açıklanan gerekçe ile bozulmuştur. Mahkemece, bozma ilamına uyulmuş ve verilen kesin süre içinde bilirkişi ücretinin yatırılmadığı gerekçesiyle bozma ilamında açıklanan biçimde bilirkişi incelemesi yapılmaksızın davalıların eyleminin nitelikli dolandırıcılık niteliğinde bulunduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne kabul verilmiştir. Bu haliyle, mahkemenin uyulmasına karar verdiği bozma ilamının gereklerini yerine getirdiğinin kabulü mümkün değildir.

Öncelikle, HMK'nun 94. maddesine göre, kanunun belirlediği süreler kesin olduğu halde, hakimin tayin ettiği süreler, kural olarak kesin nitelikte değildir. Hakim belirlediği süreyi, süre geçmeden azaltıp, çoğaltabileceği gibi süre geçtikten sonra da tarafın isteği üzerine ikinci bir süre de verebilir. Hakim, vermiş olduğu sürenin kesin olduğuna karar vermiş ise, bu sürenin kesin olduğunun ara kararında hiçbir tereddüde yer vermeyecek

derecede açık şekilde ifade edilmesi, yapılması gereken işlerin teker teker açıklanması, tayin edilen sürenin bu işlemleri yapmaya elverişli bulunması ve de süreye uymamanın sonuçlarının açıklanarak tarafların uyarılması gerekir. Somut olayda mahkemece, 28.02.2012 tarihli oturumda davacı vekiline, bilirkişi ücretini yatırması için 30 gün kesin süre verilmiş ve bu süre içinde ücret yatırılmadığından davacının bu delilden vazgeçmiş sayıldığı kabul edilmiştir. Ancak mahkemece, kesin süreye ilişkin verilen ara kararı, HMK'nun 94. maddesindeki unsurları içermediğinden usulüne uygun bulunmamaktadır.

Öte yandan davalılar, davacının ortak olmak amacıyla para verdiğini, kendisine hisse senedi verildiğini ve geçerli bir şekilde ortaklık ilişkisinin kurulduğunu savunduklarına göre evvelemirde davacının davalı şirkete gerçekten ortak olup olmadığının tesbiti ve davalıların zamanaşımı def'inin de buna göre değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu itibarla, mahkemece, uyulmasına karar verilen bozma ilamı gereğince davalı şirketin yasal kayıt ve defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması hususunda ara kararı oluşturularak davacı tarafa buna ilişkin ücretin yatırılması için yukarıda açıklandığı şekilde usulüne uygun kesin süre verilmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle mümeyyiz davalılar yararına bozulması gerekmiştir.

...-Mahkemece 07.08.2012 tarihli ek kararla, dava konusunun para ile ölçülebilir olması karşısında işbu davada verilen kararın temyizi halinde nispi temyiz harcının yatırılmasının gerektiği, bu hususta davacıya kesin süre verilmesine rağmen temyiz harcının yatırılmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı HMK'nun 344. maddesi uyarınca davacı vekilinin temyiz isteminin yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir.

6100 sayılı HMK'nun Geçici .... maddesinde, “Bölge adliye mahkemelerinin, .../9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici .... maddesi uyarınca Resmî Gazete'de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” hükmü mevcut olup henüz bölge adliye mahkemeleri göreve başlamadığından 6100 sayılı HMK'nun temyize ilişkin hükümleri yürürlüğe girmemiştir. Bu nedenle, mahkemenin bu hususu gözden kaçırarak davacının temyiz isteminin 6100 sayılı HMK'nun 344. maddesi uyarınca yapılmamış sayılmasına karar vermesi doğru olmadığı gibi esasen davacı taraf, yalnızca hükmün kısmen reddine ilişkin kısmını maktu temyiz harcını yatırarak temyiz ettiğinden ve 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli 1 sayılı Tarife gereğince davanın reddi halinde maktu temyiz harcının yatırılması gerektiğinden mahkemece davacı vekilinin temyiz isteminin yapılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz isteminin yapılmamış sayılmasına dair tesis edilen 07.08.2012 tarihli hükmün bozularak ortadan kaldırılması gerekmiştir.

4-Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141/.... maddesinde mahkeme kararlarının gerekçeli olmaları gerektiği düzenlenmiş olup somut olayda, mahkemece davacının alacak talebinin tamamının kabul edilmiş olmasına rağmen gerekçesi gösterilmeksizin davanın kısmen reddine karar verilmiş olması ve davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle de davacı yararına bozulması gerekmiştir.

5-Ayrıca, davacı ile davalı ... Gıda San. ve Tic. A.Ş. arasında bir hukuki ilişki olmadığı gerekçesiyle bu davalı yönünden davanın husumetten reddine karar verilmiş ise de davacı taraf, davalıların birlikte hareket ederek usulsüz şekilde müvekkilinden para tahsil ettiklerini ve aralarında organik bağ bulunduğunu ileri sürdüğüne göre mahkemece bu iddia üzerinde durulup değerlendirilme yapılmamış olması da hükmün davacı yararına bozulmasını gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle mümeyyiz davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (...) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin yapılmamış sayılmasına dair tesis edilen 07.08.2012 tarihli hükmün bozularak ortadan kaldırılmasına, (...) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin, (4) ve (5) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın taraflar yararına BOZULMASINA, taktir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak mümeyyiz davalılara verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden mümeyyiz davalılara iadesine, 22.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/487136300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.