Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/3147 E. 2013/3026 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bilirkişi ücreti↗ ortaklık sözleşmesi↗ ticari defter ve kayıtlar↗ ara karar↗ ikrar↗ kesin süre↗ dolandırıcılık↗ ortaklık ilişkisi↗ bilirkişi incelemesi↗ ticari defter↗ ibraz↗ kesin hüküm↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacı yönünden davalı şirketin ticari defter kayıt ve belgelerinin iddia ve savunmalar kapsamında uzman bilirkişilerce incelenmesi ve rapor alınması gerektiğinden başka dosyalardan alınan raporların davanın sonuçlandırılması için yeterli görülmediği, davacının verilen kesin süreye rağmen bilirkişi ücretini yatırmadığı ve davalı şirketin defterlerine, bilirkişi incelemesine dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığı, dosyada mevcut bilgi ve belgelerle davacının davasının usulen kanıtlanmış sayılamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalıların var olduğu ileri sürülen haksız ve hukuka aykırı fiilleri sonucu davadışı yabancı şirkete yatırılan paranın davalılardan tahsiline ilişkin bir tazminat davasıdır.
Mahkemece, ....2010 tarihli oturumda verilen kesin önele karşın bilirkişi ücretinin yatırılmaması nedeniyle yukarda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, gerek anılan oturumda ve gerekse de bir önceki oturumda alınan ara kararlarında, davacının ... International Marketing and Trading ...’den alacaklı olup olmadığı, davalılar ile anılan şirket arasındaki ilişkinin mahiyeti, bu şirketten davalılara para akışı olup olmadığı, yine bu şirketin davalılara bağımlı olup olmadığı ve nihayet aynı borçtan davalıların sorumlu olup olmayacakları hususlarında bilirkişi incelemesi yaptırılması öngörülmüş ise de, her şeyden önce davacının yabancı şirketten alacaklı olup olmadığının davalı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar üzerinden incelenmesi davanın çözümüne elverişli nitelik taşımamaktadır. Bu durumda, söz konusu ara kararının bu yönüyle “nafile” bir incelemeye matuf olduğu açıktır. Mahkemece taraflar arasında bu konuda bir uyuşmazlık bulunduğu kanısına varılması halinde, bu hususun davacı yanın aslını ibraz ettiği ortaklık sözleşmesi üzerinden ve gerektiği takdirde yabancı adli makamlardan yardım istenmek suretiyle sorulup saptanması, bu husustaki uyuşmazlığın öncelikle bu yöntemle izalesi gerekirken bu konuda sözü edilen biçimde ara kararı verilmiş olması doğru olmamıştır.
Öte yandan, davalılar ile davadışı ... ... arasında bir ortaklık ilişkisi olduğu, gerek davalı şirketin ve gerekse de davadışı ... ... şirketinin tek yetkilisinin davalı gerçek kişi olduğu konusu dosya kapsamı ile belirgin olduğu gibi davalı yanın da kabülündedir. Keza, yine davalı yanın savunma dilekçelerinde de kabul ve ikrar olunduğu üzere anılan davadışı şirket ile davalı şirket arasında bir para akışının varlığı tartışmasızdır. Ayrıca, Dairemize de intikal eden dava dosyaları ile davacı yan vekilince dosyaya ibraz edilmiş bulunulan emsal dava dosyalarında alınan bilirkişi raporlarında da bu hususlarda açık saptamalara yer verildiği ortadadır. Yine, henüz kesinleşmemiş olmakla birlikte, davalı gerçek kişi hakkında dolandırıcılık suçundan açılan ceza davasında da aynı yönde saptamalar yapıldığı ortadadır. Bu durumda, belirtilen hususların da HUMK’nın 238. maddesi anlamında bilinen ve hatta maruf olgular olduğunun kabulü gerekirken bu hususlarda da bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmesi yerinde olmamıştır.
Son olarak, HUMK’nın 275. maddesinde, hakimin genel ve hukuki bilgisi ile çözümleyebileceği hususlarda bilirkişi incelemesi yaptırılamayacağı hükme bağlanmıştır. Mahkemenin kararına dayanak teşkil eden ara kararında “borçtan davalıların sorumlu olup olmadıkları” konusunda da bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olması, söz konusu kanun hükmüne aykırı olduğu gibi, hakimin, tarafların ibraz edecekleri tüm delilleri toplayıp serbestçe değerlendirdikten sonra vicdani kanaati ile karar vermesi biçiminde özetlenebilecek yasal ve yargısal prensibe de açıkca ters düşmektedir.
Tüm bu yasal ve gerektirici nedenler çerçevesinde, mahkemece bilirkişi incelemesi yönünde verilen ara kararının usul ve yasaya aykırı olmasından ötürü, söz konusu ara kararına uyulmamasının davacı yan aleyhine usuli sonuç doğurması söz konusu değildir. Bu nedenle, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/3146 E. 2013/3399 K.
Ortak:bilirkişi ücreti · ortaklık sözleşmesi · ticari defter ve kayıtlar · ara karar · ikrar · kesin süre · dolandırıcılık · ortaklık ilişkisi
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacı yönünden davalı şirketin «ticari defter kayıt» ve belgelerinin iddia ve savunmalar kapsamında uzman «bilirkişilerce incelenmesi» ve rapor alınması gerektiğinden başka dosyalardan alınan raporların davanın sonuçlandırılması için yeterli görülmediği, davacının verilen «kesin süreye» rağmen «bilirkişi ücretini» yatırmadığı ve davalı şirketin defterlerine, bilirkişi incelemesine dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığı, dosyada mevcut bilgi ve belgelerle davacının davasının usulen …
Mahkemece taraflar arasında bu konuda bir uyuşmazlık bulunduğu kanısına varılması halinde, bu hususun davacı yanın aslını «ibraz» ettiği «ortaklık sözleşmesi» üzerinden ve gerektiği takdirde yabancı adli makamlardan yardım istenmek suretiyle sorulup saptanması, bu husustaki uyuşmazlığın öncelikle bu yöntemle izalesi gerekirken bu konuda sözü edilen biçimde «ara» kararı verilmiş olması doğru olmamıştır.
Mahkemece, ....2010 tarihli oturumda verilen «kesin» önele karşın «bilirkişi ücretinin» yatırılmaması nedeniyle yukarda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davacıya «kesin süre» verilmesine rağmen «bilirkişi ücretini» yatırmadığı, dosyadaki mevcut bilgi ve belgelerle de davacının davasını kanıtlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece taraflar arasında bu konuda bir uyuşmazlık bulunduğu kanısına varılması halinde, bu hususun davacı yanın suretini «ibraz» ettiği «ortaklık sözleşmesinin» aslının ibrazı için davacı yana «kesin» önel verilerek, sunulduğu ve gerektiği takdirde bu belge üzerinden yabancı adli makamlardan yardım istenmek suretiyle keyfiyetin sorulup saptanması, bu husustaki uyuşmazlığın öncelikle bu yöntemle izalesi gerekirken bu konuda sözü edilen biçimde «ara» kararı verilmiş olması doğru olmamıştır.
Mahkemece, ....2010 tarihli oturumda verilen «kesin» önele karşın «bilirkişi ücretinin» yatırılmaması nedeniyle yukarda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/3243 E. 2013/3307 K.
Ortak:bilirkişi ücreti · ortaklık sözleşmesi · ticari defter ve kayıtlar · ara karar · ikrar · kesin süre · dolandırıcılık · ortaklık ilişkisi
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacı yönünden davalı şirketin «ticari defter kayıt» ve belgelerinin iddia ve savunmalar kapsamında uzman «bilirkişilerce incelenmesi» ve rapor alınması gerektiğinden başka dosyalardan alınan raporların davanın sonuçlandırılması için yeterli görülmediği, davacının verilen «kesin süreye» rağmen «bilirkişi ücretini» yatırmadığı ve davalı şirketin defterlerine, bilirkişi incelemesine dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığı, dosyada mevcut bilgi ve belgelerle davacının davasının usulen …
Mahkemece taraflar arasında bu konuda bir uyuşmazlık bulunduğu kanısına varılması halinde, bu hususun davacı yanın aslını «ibraz» ettiği «ortaklık sözleşmesi» üzerinden ve gerektiği takdirde yabancı adli makamlardan yardım istenmek suretiyle sorulup saptanması, bu husustaki uyuşmazlığın öncelikle bu yöntemle izalesi gerekirken bu konuda sözü edilen biçimde «ara» kararı verilmiş olması doğru olmamıştır.
Mahkemece, ....2010 tarihli oturumda verilen «kesin» önele karşın «bilirkişi ücretinin» yatırılmaması nedeniyle yukarda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafın «bilirkişi incelemesi» için verilen «kesin sürede» de «bilirkişi ücretini» yatırmadığı bilirkişi incelemesi yapılmadan durumun açıklığa kavuşturulamayacağı, bu haliyle davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece taraflar arasında bu konuda bir uyuşmazlık bulunduğu kanısına varılması halinde, bu hususun davacı yanın suretini «ibraz» ettiği «ortaklık sözleşmesinin» aslının ibrazı için davacı yana «kesin» önel verilerek, sunulduğu ve gerektiği takdirde bu belge üzerinden yabancı adli makamlardan yardım istenmek suretiyle keyfiyetin sorulup saptanması, bu husustaki uyuşmazlığın öncelikle bu yöntemle izalesi gerekirken bu konuda sözü edilen biçimde «ara» kararı verilmiş olması doğru olmamıştır.
Mahkemece, ......2010 tarihli oturumda verilen «kesin» önele karşın «bilirkişi ücretinin» yatırılmaması nedeniyle yukarda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Banka Teminat Mektubunun İadesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/2464 E. 2013/2699 K.
Ortak:ortaklık sözleşmesi · ticari defter ve kayıtlar · ara karar · ikrar · dolandırıcılık · ortaklık ilişkisi · bilirkişi incelemesi · ticari defter
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacı yönünden davalı şirketin «ticari defter kayıt» ve belgelerinin iddia ve savunmalar kapsamında uzman «bilirkişilerce incelenmesi» ve rapor alınması gerektiğinden başka dosyalardan alınan raporların davanın sonuçlandırılması için yeterli görülmediği, davacının verilen «kesin süreye» rağmen «bilirkişi ücretini» yatırmadığı ve davalı şirketin defterlerine, bilirkişi incelemesine dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığı, dosyada mevcut bilgi ve belgelerle davacının davasının usulen …
… n davalılara para akışı olup olmadığı, yine bu şirketin davalılara bağımlı olup olmadığı ve nihayet aynı borçtan davalıların sorumlu olup olmayacakları hususlarında «bilirkişi incelemesi» yaptırılması öngörülmüş ise de, her şeyden önce davacının yabancı şirketten alacaklı olup olmadığının davalı şirkete ait «ticari defter» ve kayıtlar üzerinden incelenmesi davanın çözümüne elverişli nitelik taşımamaktadır.
Mahkemece taraflar arasında bu konuda bir uyuşmazlık bulunduğu kanısına varılması halinde, bu hususun davacı yanın aslını «ibraz» ettiği «ortaklık sözleşmesi» üzerinden ve gerektiği takdirde yabancı adli makamlardan yardım istenmek suretiyle sorulup saptanması, bu husustaki uyuşmazlığın öncelikle bu yöntemle izalesi gerekirken bu konuda sözü edilen biçimde «ara» kararı verilmiş olması doğru olmamıştır.
Benzer bu karardaAncak, mahkemece «bilirkişi incelemesine» ilişkin olarak alınan «ara» kararlarında, davacının ...
… n davalılara para akışı olup olmadığı, yine bu şirketin davalılara bağımlı olup olmadığı ve nihayet aynı borçtan davalıların sorumlu olup olmayacakları hususlarında «bilirkişi incelemesi» yaptırılması öngörülmüş ise de, her şeyden önce davacının yabancı şirketten alacaklı olup olmadığının davalı şirkete ait «ticari defter» ve kayıtlar üzerinden incelenmesi davanın çözümüne elverişli nitelik taşımamaktadır.
Mahkemece taraflar arasında bu konuda bir uyuşmazlık bulunduğu kanısına varılması halinde, bu hususun davacı yanın aslını «ibraz» ettiği «ortaklık sözleşmesi» üzerinden ve gerektiği takdirde yabancı adli makamlardan yardım istenmek suretiyle sorulup saptanması, bu husustaki uyuşmazlığın öncelikle bu yöntemle izalesi gerekirken bu konuda sözü edilen biçimde «ara» kararı verilmiş olması doğru olmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/3229 E. 2013/3549 K.
Ortak:bilirkişi ücreti · ortaklık sözleşmesi · ticari defter ve kayıtlar · ara karar · ikrar · dolandırıcılık · ortaklık ilişkisi · bilirkişi incelemesi
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacı yönünden davalı şirketin «ticari defter kayıt» ve belgelerinin iddia ve savunmalar kapsamında uzman «bilirkişilerce incelenmesi» ve rapor alınması gerektiğinden başka dosyalardan alınan raporların davanın sonuçlandırılması için yeterli görülmediği, davacının verilen «kesin süreye» rağmen «bilirkişi ücretini» yatırmadığı ve davalı şirketin defterlerine, bilirkişi incelemesine dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığı, dosyada mevcut bilgi ve belgelerle davacının davasının usulen …
Mahkemece taraflar arasında bu konuda bir uyuşmazlık bulunduğu kanısına varılması halinde, bu hususun davacı yanın aslını «ibraz» ettiği «ortaklık sözleşmesi» üzerinden ve gerektiği takdirde yabancı adli makamlardan yardım istenmek suretiyle sorulup saptanması, bu husustaki uyuşmazlığın öncelikle bu yöntemle izalesi gerekirken bu konuda sözü edilen biçimde «ara» kararı verilmiş olması doğru olmamıştır.
Mahkemenin kararına dayanak teşkil eden «ara» kararında “borçtan davalıların sorumlu olup olmadıkları” konusunda da «bilirkişi incelemesi» yaptırılmasına karar verilmiş olması, söz konusu kanun hükmüne aykırı olduğu gibi, hakimin, tarafların «ibraz» edecekleri tüm delilleri toplayıp serbestçe değerlendirdikten sonra vicdani kanaati ile karar vermesi biçiminde özetlenebilecek yasal ve yargısal prensibe de açıkca ters düşmektedir.
Benzer bu karardaMahkemece taraflar arasında bu konuda bir uyuşmazlık bulunduğu kanısına varılması halinde, bu hususun davacı yanın «ibraz» ettiği «ortaklık sözleşmesi» ve «tahsilat makbuzları» üzerinden ve gerektiği takdirde yabancı adli makamlardan yardım istenmek suretiyle sorulup saptanması, bu husustaki uyuşmazlığın öncelikle bu yöntemle izalesi gerekirken bu konuda sözü edilen biçimde «ara» kararı verilmiş olması doğru olmamıştır.
Mahkemenin kararına dayanak teşkil eden «ara» kararında “dosya kapsamı üzerinde hukuki konunun da irdelenerek borçtan davalıların sorumlu olup olmadıkları” konusunda da «bilirkişi incelemesi» yaptırılmasına karar verilmiş olması, söz konusu kanun hükmüne aykırı olduğu gibi, hakimin, tarafların «ibraz» edecekleri tüm delilleri toplayıp serbestçe değerlendirdikten sonra vicdani kanaati ile karar vermesi biçiminde özetlenebilecek yasal ve yargısal prensibe de açıkç …
Tüm bu yasal ve gerektirici nedenler çerçevesinde, mahkemece «bilirkişi incelemesi» yönünde verilen «ara» kararının usul ve yasaya aykırı olmasından ötürü, söz konusu ara kararına uyulmamasının davacı yan aleyhine usuli sonuç doğurması söz konusu değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kesin mehil · tahsilat makbuzu · ek mehil · dosya masrafı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalı tarafın «defter» ve kayıtları ile dosya kapsamı üzerinde taraflar arasındaki hukuki konunun irdelenmesi, davacı alacağının olup olmadığı ve bu alacaktan davalıların sorumluluklarının bulunup bulunmadığı, eğer sorumlulukları var ise alacak miktarının tespiti yönünden «bilirkişi incelemesi» yapılmasına karar verildiği, ancak davacı tarafça verilen «mehil» ve «kesin mehile» rağmen bilirkişi incelemesine ilişkin «masrafın» karşılanmadığı, bu nedenle belirlenen günlerde ve saatlerde bilirkişi incelemesi yaptırılamadığı, dosyada toplanan delillerle de taraflar arasındaki hukuki ilişkin …
Mahkemece taraflar arasında bu konuda bir uyuşmazlık bulunduğu kanısına varılması halinde, bu hususun davacı yanın «ibraz» ettiği «ortaklık sözleşmesi» ve «tahsilat makbuzları» üzerinden ve gerektiği takdirde yabancı adli makamlardan yardım istenmek suretiyle sorulup saptanması, bu husustaki uyuşmazlığın öncelikle bu yöntemle izalesi gerekirken bu konuda sözü edilen biçimde «ara» kararı verilmiş olması doğru olmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/3176 E. 2013/20284 K.
Ortak:bilirkişi ücreti · ortaklık sözleşmesi · ticari defter ve kayıtlar · ara karar · ikrar · dolandırıcılık · ortaklık ilişkisi · bilirkişi incelemesi
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacı yönünden davalı şirketin «ticari defter kayıt» ve belgelerinin iddia ve savunmalar kapsamında uzman «bilirkişilerce incelenmesi» ve rapor alınması gerektiğinden başka dosyalardan alınan raporların davanın sonuçlandırılması için yeterli görülmediği, davacının verilen «kesin süreye» rağmen «bilirkişi ücretini» yatırmadığı ve davalı şirketin defterlerine, bilirkişi incelemesine dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığı, dosyada mevcut bilgi ve belgelerle davacının davasının usulen …
Mahkemece taraflar arasında bu konuda bir uyuşmazlık bulunduğu kanısına varılması halinde, bu hususun davacı yanın aslını «ibraz» ettiği «ortaklık sözleşmesi» üzerinden ve gerektiği takdirde yabancı adli makamlardan yardım istenmek suretiyle sorulup saptanması, bu husustaki uyuşmazlığın öncelikle bu yöntemle izalesi gerekirken bu konuda sözü edilen biçimde «ara» kararı verilmiş olması doğru olmamıştır.
Mahkemenin kararına dayanak teşkil eden «ara» kararında “borçtan davalıların sorumlu olup olmadıkları” konusunda da «bilirkişi incelemesi» yaptırılmasına karar verilmiş olması, söz konusu kanun hükmüne aykırı olduğu gibi, hakimin, tarafların «ibraz» edecekleri tüm delilleri toplayıp serbestçe değerlendirdikten sonra vicdani kanaati ile karar vermesi biçiminde özetlenebilecek yasal ve yargısal prensibe de açıkca ters düşmektedir.
Benzer bu karardaMahkemece, dosya kapsamına göre, davacı tarafça verilen «mehil» ve «kesin mehile» rağmen «bilirkişi incelemesine» ilişkin «bilirkişi ücreti» ve diğer giderlerin karşılanmadığı, toplanan delillerle de taraflar arasındaki hukuki ilişkinin tam olarak belirlenemediği, dosyanın mevcut hali ile davacı iddiası kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Tüm bu yasal ve gerektirici nedenler çerçevesinde, mahkemece «bilirkişi incelemesi» yönünde verilen «ara» kararının usul ve yasaya aykırı olmasından ötürü, söz konusu ara kararına uyulmamasının ya da bu çerçevede bilirkişi incelemesi yaptırılmasının istenmemesinin davacı yan aleyhine usuli sonuç doğurması söz konusu değildir.
Ancak, davalı tarafın «defter» ve kayıtları ile dosya kapsamı üzerinde taraflar arasındaki hukuki ilişkinin mahiyeti, davacının alacağı olup olmadığı, davalıların sorumluluklarının bulunup bulunmadığı hususlarında «bilirkişi incelemesi» yaptırılması öngörülmüş ise de, her şeyden önce davacının yabancı şirketten alacaklı olup olmadığının davalı şirkete ait «ticari defter» ve kayıtlar üzerinden incelenmesi davanın çözümüne elverişli nitelik taşımamaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kesin mehil · i̇i̇k 266 · ek mehil
Benzer bu karardaMahkemece, dosya kapsamına göre, davacı tarafça verilen «mehil» ve «kesin mehile» rağmen «bilirkişi incelemesine» ilişkin «bilirkişi ücreti» ve diğer giderlerin karşılanmadığı, toplanan delillerle de taraflar arasındaki hukuki ilişkinin tam olarak belirlenemediği, dosyanın mevcut hali ile davacı iddiası kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Son olarak, HMK'nın «266». (HUMK’nun 275.) maddesinde, hakimin genel ve hukuki bilgisi ile çözümleyebileceği hususlarda «bilirkişi incelemesi» yaptırılamayacağı hükme bağlanmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/4320 E. 2014/1578 K.
Ortak:bilirkişi ücreti · ortaklık sözleşmesi · ticari defter ve kayıtlar · ara karar · ikrar · dolandırıcılık · ortaklık ilişkisi · bilirkişi incelemesi
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacı yönünden davalı şirketin «ticari defter kayıt» ve belgelerinin iddia ve savunmalar kapsamında uzman «bilirkişilerce incelenmesi» ve rapor alınması gerektiğinden başka dosyalardan alınan raporların davanın sonuçlandırılması için yeterli görülmediği, davacının verilen «kesin süreye» rağmen «bilirkişi ücretini» yatırmadığı ve davalı şirketin defterlerine, bilirkişi incelemesine dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığı, dosyada mevcut bilgi ve belgelerle davacının davasının usulen …
Mahkemece taraflar arasında bu konuda bir uyuşmazlık bulunduğu kanısına varılması halinde, bu hususun davacı yanın aslını «ibraz» ettiği «ortaklık sözleşmesi» üzerinden ve gerektiği takdirde yabancı adli makamlardan yardım istenmek suretiyle sorulup saptanması, bu husustaki uyuşmazlığın öncelikle bu yöntemle izalesi gerekirken bu konuda sözü edilen biçimde «ara» kararı verilmiş olması doğru olmamıştır.
Mahkemenin kararına dayanak teşkil eden «ara» kararında “borçtan davalıların sorumlu olup olmadıkları” konusunda da «bilirkişi incelemesi» yaptırılmasına karar verilmiş olması, söz konusu kanun hükmüne aykırı olduğu gibi, hakimin, tarafların «ibraz» edecekleri tüm delilleri toplayıp serbestçe değerlendirdikten sonra vicdani kanaati ile karar vermesi biçiminde özetlenebilecek yasal ve yargısal prensibe de açıkca ters düşmektedir.
Benzer bu karardaMahkemece, dosya kapsamına göre, davacı tarafça verilen «mehil» ve «kesin mehile» rağmen «bilirkişi incelemesine» ilişkin «bilirkişi ücreti» ve diğer giderlerin karşılanmadığı, toplanan delillerle de taraflar arasındaki hukuki ilişkinin tam olarak belirlenemediği, dosyanın mevcut hali ile davacı iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Tüm bu yasal ve gerektirici nedenler çerçevesinde, mahkemece «bilirkişi incelemesi» yönünde verilen «ara» kararının usul ve yasaya aykırı olmasından ötürü, söz konusu ara kararına uyulmamasının ya da bu çerçevede bilirkişi incelemesi yaptırılmasının istenmemesinin davacı yan aleyhine usuli sonuç doğurması söz konusu değildir.
Ancak, davalı tarafın «defter» ve kayıtları ile dosya kapsamı üzerinde taraflar arasındaki hukuki ilişkinin mahiyeti, davacının alacağı olup olmadığı, davalıların sorumluluklarının bulunup bulunmadığı hususlarında «bilirkişi incelemesi» yaptırılması öngörülmüş ise de, her şeyden önce davacının yabancı şirketten alacaklı olup olmadığının davalı şirkete ait «ticari defter» ve kayıtlar üzerinden incelenmesi davanın çözümüne elverişli nitelik taşımamaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kesin mehil · i̇i̇k 266 · ek mehil
Benzer bu karardaMahkemece, dosya kapsamına göre, davacı tarafça verilen «mehil» ve «kesin mehile» rağmen «bilirkişi incelemesine» ilişkin «bilirkişi ücreti» ve diğer giderlerin karşılanmadığı, toplanan delillerle de taraflar arasındaki hukuki ilişkinin tam olarak belirlenemediği, dosyanın mevcut hali ile davacı iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Son olarak, HMK'nın «266». (HUMK’nın 275.) maddesinde, hakimin genel ve hukuki bilgisi ile çözümleyebileceği hususlarda «bilirkişi incelemesi» yaptırılamayacağı hükme bağlanmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/11246 E. 2013/14686 K.
Ortak:bilirkişi ücreti · ortaklık sözleşmesi · ticari defter ve kayıtlar · ara karar · ikrar · dolandırıcılık · ortaklık ilişkisi · bilirkişi incelemesi
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacı yönünden davalı şirketin «ticari defter kayıt» ve belgelerinin iddia ve savunmalar kapsamında uzman «bilirkişilerce incelenmesi» ve rapor alınması gerektiğinden başka dosyalardan alınan raporların davanın sonuçlandırılması için yeterli görülmediği, davacının verilen «kesin süreye» rağmen «bilirkişi ücretini» yatırmadığı ve davalı şirketin defterlerine, bilirkişi incelemesine dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığı, dosyada mevcut bilgi ve belgelerle davacının davasının usulen …
Mahkemece taraflar arasında bu konuda bir uyuşmazlık bulunduğu kanısına varılması halinde, bu hususun davacı yanın aslını «ibraz» ettiği «ortaklık sözleşmesi» üzerinden ve gerektiği takdirde yabancı adli makamlardan yardım istenmek suretiyle sorulup saptanması, bu husustaki uyuşmazlığın öncelikle bu yöntemle izalesi gerekirken bu konuda sözü edilen biçimde «ara» kararı verilmiş olması doğru olmamıştır.
Mahkemenin kararına dayanak teşkil eden «ara» kararında “borçtan davalıların sorumlu olup olmadıkları” konusunda da «bilirkişi incelemesi» yaptırılmasına karar verilmiş olması, söz konusu kanun hükmüne aykırı olduğu gibi, hakimin, tarafların «ibraz» edecekleri tüm delilleri toplayıp serbestçe değerlendirdikten sonra vicdani kanaati ile karar vermesi biçiminde özetlenebilecek yasal ve yargısal prensibe de açıkca ters düşmektedir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca fazla hak saklı tutulmuş olsa bile kısmi davada «zamanaşımının» sadece dava konusu edilen miktar için kesileceği, saklı tutulan miktar için işlemeye devam edeceği, paraların aktarıldığı tarih, dava tarihi ve «ıslah» tarihi uyarınca Borçlar Kanunu'nun 60. maddesinde belirtilen 1 yıllık ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin ıslah edilen «bölüm» için dolduğu gerekçesiyle bu bölüme ilişkin davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, davacının ortak olduğu yurt dışındaki şirketten alacaklı olup .ığı var ise ne miktarda alacaklı olduğunun tespiti ile «muaccel» olup olmadığı, yabancı şirket ile davalılar arasındaki ilişkinin incelenerek yabancı şirkete ait gelirlerin davalılara aktarılıp aktarılmadığı, yabancı şirketin davalılara bağımlı olup olmadığı ve davalıların aynı borçtan dolayı sorumlu olup olmadıkları hususunda «bilirkişi incelemesine» karar verildiği, verilen süre ve «kesin» sürelere rağmen davacı tarafın «bilirkişi ücretlerini» yatırmadığı, başka bir dosyada alınan bilirkişi raporuna istinaden karar verilemeyeceği, her davanın kendine özgü durumlarının bulunduğu, buna göre davacının daval …
Ancak, gerek anılan oturumda ve gerekse de bir önceki oturumda alınan «ara» kararlarında, davacının Jetpa International Marketing and Trading AG’den alacaklı olup olmadığı, davalılar ile anılan şirket arasındaki ilişkinin mahiyeti, bu şirketten davalılara para akışı olup olmadığı, yine bu şirketin davalılara bağımlı olup olmadığı ve nihayet aynı borçtan davalıların sorumlu olup olmayacakları hususlarında «bilirkişi incelemesi» yaptırılması öngörülmüş ise de, her şeyden önce davacının yabancı şirketten alacaklı olup olmadığının davalı şirkete ait «ticari defter» ve kayıtlar üzerinden incelenmesi davanın çözümüne elverişli nitelik taşımamaktadır.
Mahkemece taraflar arasında bu konuda bir uyuşmazlık bulunduğu kanısına varılması halinde, bu hususun davacı yanın aslını «ibraz» ettiği «ortaklık sözleşmesi» üzerinden ve gerektiği takdirde yabancı adli makamlardan yardım istenmek suretiyle sorulup saptanması, bu husustaki uyuşmazlığın öncelikle bu yöntemle izalesi gerekirken bu konuda sözü edilen biçimde «ara» kararı verilmiş olması doğru olmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dürüstlük kuralına aykırılık · ceza zamanaşımı · malvarlığına ilişkin dava · zamanaşımı def'i · muacceliyet · iş bölümü · dürüstlük kuralı · def'i
Benzer bu karardaMahkemece uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklandığı ve davalı tarafın 818 sayılı BK'nın 60. maddesi uyarınca «zamanaşımı def»'inde bulunduğu, olayda «haksız fiil» tarihlerine göre anılan maddede öngörülen 1 yıllık ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin dolduğu gibi, «ceza zamanaşımı» süresinin de ıslahla artırılan miktar bakımından gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, davada gerçekten de «zamanaşımı» sürelerinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesinden önce, davacı tarafın iddialarının ileri sürülüş şekli bakımından üzerinde durulması gereken öncelikli husus, davada «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kurallarına» aykırı olup olmadığı hususudur.
482) «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin hangi hallerde «dürüstlük kuralına» aykırı bulunduğu hususunda normatif bir düzenleme bulunmadığından bu hususun varid olup olmadığının her somut uyuşmazlığın özellikleri nazara alınarak değerlendirilmesi gerekir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca fazla hak saklı tutulmuş olsa bile kısmi davada «zamanaşımının» sadece dava konusu edilen miktar için kesileceği, saklı tutulan miktar için işlemeye devam edeceği, paraların aktarıldığı tarih, dava tarihi ve «ıslah» tarihi uyarınca Borçlar Kanunu'nun 60. maddesinde belirtilen 1 yıllık ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin ıslah edilen «bölüm» için dolduğu gerekçesiyle bu bölüme ilişkin davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, davacının ortak olduğu yurt dışındaki şirketten alacaklı olup .ığı var ise ne miktarda alacaklı olduğunun tespiti ile «muaccel» olup olmadığı, yabancı şirket ile davalılar arasındaki ilişkinin incelenerek yabancı şirkete ait gelirlerin davalılara aktarılıp aktarılmadığı, yabancı şirketin davalılara bağımlı olup olmadığı ve davalıların aynı borçtan dolayı sorumlu olup olmadıkları hususunda «bilirkişi incelemesine» karar verildiği, verilen süre ve «kesin» sürelere rağmen davacı tarafın «bilirkişi ücretlerini» yatırmadığı, başka bir dosyada alınan bilirkişi raporuna istinaden karar verilemeyeceği, her davanın kendine özgü durumlarının bulunduğu, buna göre davacının daval …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/11231 E. 2013/14685 K.
Ortak:bilirkişi ücreti · ortaklık sözleşmesi · ticari defter ve kayıtlar · ara karar · ikrar · dolandırıcılık · ortaklık ilişkisi · bilirkişi incelemesi
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacı yönünden davalı şirketin «ticari defter kayıt» ve belgelerinin iddia ve savunmalar kapsamında uzman «bilirkişilerce incelenmesi» ve rapor alınması gerektiğinden başka dosyalardan alınan raporların davanın sonuçlandırılması için yeterli görülmediği, davacının verilen «kesin süreye» rağmen «bilirkişi ücretini» yatırmadığı ve davalı şirketin defterlerine, bilirkişi incelemesine dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığı, dosyada mevcut bilgi ve belgelerle davacının davasının usulen …
Mahkemece taraflar arasında bu konuda bir uyuşmazlık bulunduğu kanısına varılması halinde, bu hususun davacı yanın aslını «ibraz» ettiği «ortaklık sözleşmesi» üzerinden ve gerektiği takdirde yabancı adli makamlardan yardım istenmek suretiyle sorulup saptanması, bu husustaki uyuşmazlığın öncelikle bu yöntemle izalesi gerekirken bu konuda sözü edilen biçimde «ara» kararı verilmiş olması doğru olmamıştır.
Mahkemenin kararına dayanak teşkil eden «ara» kararında “borçtan davalıların sorumlu olup olmadıkları” konusunda da «bilirkişi incelemesi» yaptırılmasına karar verilmiş olması, söz konusu kanun hükmüne aykırı olduğu gibi, hakimin, tarafların «ibraz» edecekleri tüm delilleri toplayıp serbestçe değerlendirdikten sonra vicdani kanaati ile karar vermesi biçiminde özetlenebilecek yasal ve yargısal prensibe de açıkca ters düşmektedir.
Benzer bu karardaAncak, gerek anılan oturumda ve gerekse de bir önceki oturumda alınan «ara» kararlarında, davacının Jetpa International Marketing and Trading AG’den alacaklı olup olmadığı, davalılar ile anılan şirket arasındaki ilişkinin mahiyeti, bu şirketten davalılara para akışı olup olmadığı, yine bu şirketin davalılara bağımlı olup olmadığı ve nihayet aynı borçtan davalıların sorumlu olup olmayacakları hususlarında «bilirkişi incelemesi» yaptırılması öngörülmüş ise de, her şeyden önce davacının yabancı şirketten alacaklı olup olmadığının davalı şirkete ait «ticari defter» ve kayıtlar üzerinden incelenmesi davanın çözümüne elverişli nitelik taşımamaktadır.
Mahkemece taraflar arasında bu konuda bir uyuşmazlık bulunduğu kanısına varılması halinde, bu hususun davacı yanın aslını «ibraz» ettiği «ortaklık sözleşmesi» üzerinden ve gerektiği takdirde yabancı adli makamlardan yardım istenmek suretiyle sorulup saptanması, bu husustaki uyuşmazlığın öncelikle bu yöntemle izalesi gerekirken bu konuda sözü edilen biçimde «ara» kararı verilmiş olması doğru olmamıştır.
Mahkemenin kararına dayanak teşkil eden «ara» kararında “borçtan davalıların sorumlu olup olmadıkları” konusunda da «bilirkişi incelemesi» yaptırılmasına karar verilmiş olması, söz konusu kanun hükmüne aykırı olduğu gibi, hakimin, tarafların «ibraz» edecekleri tüm delilleri toplayıp serbestçe değerlendirdikten sonra vicdani kanaati ile karar vermesi biçiminde özetlenebilecek yasal ve yargısal prensibe de açıkca ters düşmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dürüstlük kuralına aykırılık · ceza zamanaşımı · malvarlığına ilişkin dava · zamanaşımı def'i · dürüstlük kuralı · def'i · ihbar · haksız fiil
Benzer bu karardaBK'nun 60. maddesi uyarınca «zamanaşımı def»'inde bulunduğu, olayda «haksız fiil» tarihlerine göre anılan maddede öngörülen 1 yıllık ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin dolduğu gibi, «ceza zamanaşımı» süresinin de ıslahla artırılan miktar bakımından gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar davacı taraf davalıların sorumluluğu bakımından «haksız fiil» iddiası dışında başka hukuki «sebebler» de ileri sürmüş ise de; aşağıda ayrıntılı olarak izah edileceği üzere davacı taraf yurt dışında kurulu bulunan Jetpa AG'ye para yatırdığını ve bu paraların Türkiye'de davalılara aktarıldığını ve davalılar tarafından kullanıldığını, yurt dışında kurulu şirketin tek ortağı ve yöneticisinin... olduğunu, davalı şirketin hakim ortağının da anılan davalı olduğunu ileri sürmüş bulunduğundan davalı tarafın «zamanaşımı def»'inin mahkemenin de kabulünde olduğu üzere haksız fiil hükümleri uyarınca değerlendirilmesi gerekir.
Ancak, davada gerçekten de «zamanaşımı» sürelerinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesinden önce, davacı tarafın iddialarının ileri sürülüş şekli bakımından üzerinde durulması gereken öncelikli husus, davada «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kurallarına» aykırı olup olmadığı hususudur.
Davadaki «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kuralına» aykırı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde bu olguların göz önünde bulundurulması gerekeceği tabiidir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/3147 E. , 2013/3026 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27...2011 tarih ve 2011/514-2011/729 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının davalılara makbuz karşılığında ....564,00 euro yatırdığını, davalı şirket temsilcileri tarafından müvekkiline parasını her istediği an geri alabileceği ve yüksek oranda kar verileceği taahhüdünde bulunulduğunu, davalıların Sermaye Piyasası Kanununa aykırı olarak aracılık faaliyetinde bulunduğunu, SPK ve diğer kanun hükümlerine aykırı olarak hisse senetlerinin izinsiz halka arz edildiğini, taraflar arasında yapılan sözleşmenin ortaklık değil bir borç ya da kredi anlaşması niteliğinde olduğunu, davacıdan alınan paralar ... ... adına alınmış olsa da şirketin müvekkiline gönderdiği yazıların içeriği, şirketlerin ortakları ve yönetim kurulunun aynı olması, toplanan paraların Türkiye'ye aktarılmış olması ve ...
Holding yararına kullanılmış olması dolayısıyla ... Holding A.Ş. ve diğer davalı ...'ün sorumluluğunun bulunduğunu, davalılardan ...'ün paravan olarak kullanılan şirketlerin yönetim kurulu üyesi olduğunu ileri sürerek, ....564,00 Euro alacağın karşılığı olan 51.128,00 TL'nin şimdilik 6.500,00 TL lik kısmının temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, davacının davalı şirketle kurulmuş geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespitine, kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, taraflar arasında hiçbir ticari ya da hukuki ilişki veya para alışverişi bulunmadığını, müvekkilinin yetkilisi olduğu ... A.G. şirketine para yatıran ortakların sessiz ortaklık sistemine katıldıklarını, şirketler tarafından kar dağıtımı yapıldığını, davalılar tarafından mevduat toplanmadığını, davalıların kusurlu olmadıklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacı yönünden davalı şirketin ticari defter kayıt ve belgelerinin iddia ve savunmalar kapsamında uzman bilirkişilerce incelenmesi ve rapor alınması gerektiğinden başka dosyalardan alınan raporların davanın sonuçlandırılması için yeterli görülmediği, davacının verilen kesin süreye rağmen bilirkişi ücretini yatırmadığı ve davalı şirketin defterlerine, bilirkişi incelemesine dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığı, dosyada mevcut bilgi ve belgelerle davacının davasının usulen kanıtlanmış sayılamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalıların var olduğu ileri sürülen haksız ve hukuka aykırı fiilleri sonucu davadışı yabancı şirkete yatırılan paranın davalılardan tahsiline ilişkin bir tazminat davasıdır.
Mahkemece, ....2010 tarihli oturumda verilen kesin önele karşın bilirkişi ücretinin yatırılmaması nedeniyle yukarda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, gerek anılan oturumda ve gerekse de bir önceki oturumda alınan ara kararlarında, davacının ... International Marketing and Trading ...’den alacaklı olup olmadığı, davalılar ile anılan şirket arasındaki ilişkinin mahiyeti, bu şirketten davalılara para akışı olup olmadığı, yine bu şirketin davalılara bağımlı olup olmadığı ve nihayet aynı borçtan davalıların sorumlu olup olmayacakları hususlarında bilirkişi incelemesi yaptırılması öngörülmüş ise de, her şeyden önce davacının yabancı şirketten alacaklı olup olmadığının davalı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar üzerinden incelenmesi davanın çözümüne elverişli nitelik taşımamaktadır.
Bu durumda, söz konusu ara kararının bu yönüyle “nafile” bir incelemeye matuf olduğu açıktır. Mahkemece taraflar arasında bu konuda bir uyuşmazlık bulunduğu kanısına varılması halinde, bu hususun davacı yanın aslını ibraz ettiği ortaklık sözleşmesi üzerinden ve gerektiği takdirde yabancı adli makamlardan yardım istenmek suretiyle sorulup saptanması, bu husustaki uyuşmazlığın öncelikle bu yöntemle izalesi gerekirken bu konuda sözü edilen biçimde ara kararı verilmiş olması doğru olmamıştır.
Öte yandan, davalılar ile davadışı ... ... arasında bir ortaklık ilişkisi olduğu, gerek davalı şirketin ve gerekse de davadışı ... ... şirketinin tek yetkilisinin davalı gerçek kişi olduğu konusu dosya kapsamı ile belirgin olduğu gibi davalı yanın da kabülündedir. Keza, yine davalı yanın savunma dilekçelerinde de kabul ve ikrar olunduğu üzere anılan davadışı şirket ile davalı şirket arasında bir para akışının varlığı tartışmasızdır. Ayrıca, Dairemize de intikal eden dava dosyaları ile davacı yan vekilince dosyaya ibraz edilmiş bulunulan emsal dava dosyalarında alınan bilirkişi raporlarında da bu hususlarda açık saptamalara yer verildiği ortadadır. Yine, henüz kesinleşmemiş olmakla birlikte, davalı gerçek kişi hakkında dolandırıcılık suçundan açılan ceza davasında da aynı yönde saptamalar yapıldığı ortadadır.
Bu durumda, belirtilen hususların da HUMK’nın 238. maddesi anlamında bilinen ve hatta maruf olgular olduğunun kabulü gerekirken bu hususlarda da bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmesi yerinde olmamıştır.
Son olarak, HUMK’nın 275. maddesinde, hakimin genel ve hukuki bilgisi ile çözümleyebileceği hususlarda bilirkişi incelemesi yaptırılamayacağı hükme bağlanmıştır. Mahkemenin kararına dayanak teşkil eden ara kararında “borçtan davalıların sorumlu olup olmadıkları” konusunda da bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olması, söz konusu kanun hükmüne aykırı olduğu gibi, hakimin, tarafların ibraz edecekleri tüm delilleri toplayıp serbestçe değerlendirdikten sonra vicdani kanaati ile karar vermesi biçiminde özetlenebilecek yasal ve yargısal prensibe de açıkca ters düşmektedir.
Tüm bu yasal ve gerektirici nedenler çerçevesinde, mahkemece bilirkişi incelemesi yönünde verilen ara kararının usul ve yasaya aykırı olmasından ötürü, söz konusu ara kararına uyulmamasının davacı yan aleyhine usuli sonuç doğurması söz konusu değildir. Bu nedenle, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle yerel mahkeme kararının BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,... TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 20.02.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Bilirkişi incelemesi yaptırılmasına ilişkin 30...2010 tarihli ara kararı ile, davacının ortak olduğu yurtdışındaki şirketten alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarının ve muaccel olup olmadığının tespiti, yabancı şirket ile davalılar arasındaki ilişki incelenerek, yabancı şirkete ait gelirlerin davalılara aktarılıp aktarılmadığı, yabancı şirketin davalılara bağımlı olup olmadığı değerlendirilerek, aynı borçtan davalıların sorumlu olup olmadıkları konusunda inceleme yapılmasına karar verilmiştir.
Davalı şirket kayıtları incelenmek suretiyle, davacının, dava dışı yabancı şirketten alacaklı olup olmadığının belirlenmesi mümkün değil ise de, davacının dava dışı yabancı şirketten alacaklı olduğunun belirlenmesi halinde, aynı borçtan davalıların sorumlu olup olmadıklarının tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılması gereklidir.
Yine 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 53. maddesine göre, ceza mahkemesi tarafından belirlenen maddi vakıaların hukuk hakimini bağlaması için, ceza mahkemesi tarafından verilen kararın kesinleşmiş olması gerekir.
Dairemiz, benzer nitelikteki bir başka uyuşmazlığa ilişkin verdiği 30.03.2012 gün 2010/5583 Esas 2012/5064 Karar sayılı ilamında "BK’nın 53. maddesi gereğince ceza mahkemesi tarafından belirlenen maddi vakıaların hukuk hakimini bağlayacağı gözetilerek, ceza mahkemesi tarafından verilen kararın kesinleşip kesinleşmediği araştırılarak, kesinleşmesi halinde tespit edilen maddi vakıaların neler olduğunun belirlenmesi, ceza mahkemesi kararının kesinleşmemesi halinde ise taraf vekillerine kanıtlarını sunması için süre verilerek, sunulacak kanıtlar ile ceza mahkemesi dosyasındaki tüm belgeler birlikte incelenmek ve gerektiğinde uzman kişilerden oluşan heyetten bilirkişi raporu alınarak, davacının uğradığını iddia ettiği zarardan davalıların sorumlu olup olmayacağının saptanması gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir." denilmek suretiyle, davanın reddine dair verilen yerel mahkeme kararı davacı yararına bozulmuştur.
Bu nedenle, öncelikle davacının yabancı şirketten alacağı olup olmadığının belirlenmesi, bu belirleme yapıldıktan sonra, aynı borçtan davalıların sorumlu olup olmadıklarının tespiti için, emsal kararımız doğrultusunda bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekli olduğundan, bozma ilamının yukarıda açıklanan hususlara aykırı olan kısımlarına katılmıyorum.20.02.2013
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/485240400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz