Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/4320 E. 2014/1578 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kesin mehil↗ i̇i̇k 266↗ bilirkişi ücreti↗ ek mehil↗ ortaklık sözleşmesi↗ ticari defter ve kayıtlar↗ ara karar↗ ikrar↗ dolandırıcılık↗ ortaklık ilişkisi↗ bilirkişi incelemesi↗ ticari defter↗ ibraz↗ kesin hüküm↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, dosya kapsamına göre, davacı tarafça verilen mehil ve kesin mehile rağmen bilirkişi incelemesine ilişkin bilirkişi ücreti ve diğer giderlerin karşılanmadığı, toplanan delillerle de taraflar arasındaki hukuki ilişkinin tam olarak belirlenemediği, dosyanın mevcut hali ile davacı iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalıların var olduğu ileri sürülen haksız ve hukuka aykırı fiilleri sonucu dava dışı yabancı şirkete yatırılan paranın davalılardan tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, davalı tarafın defter ve kayıtları ile dosya kapsamı üzerinde taraflar arasındaki hukuki ilişkinin mahiyeti, davacının alacağı olup olmadığı, davalıların sorumluluklarının bulunup bulunmadığı hususlarında bilirkişi incelemesi yaptırılması öngörülmüş ise de, her şeyden önce davacının yabancı şirketten alacaklı olup olmadığının davalı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar üzerinden incelenmesi davanın çözümüne elverişli nitelik taşımamaktadır. Bu durumda, söz konusu ara kararının bu yönüyle “nafile” bir incelemeye matuf olduğu açıktır. Mahkemece taraflar arasında bu konuda bir uyuşmazlık bulunduğu kanısına varılması halinde, bu hususun davacı yanın suretini ibraz ettiği ortaklık sözleşmesinin aslının ibrazı için davacı yana kesin önel verilerek, sunulduğu ve gerektiği takdirde bu belge üzerinden yabancı adli makamlardan yardım istenmek suretiyle keyfiyetin sorulup saptanması, bu husustaki uyuşmazlığın öncelikle bu yöntemle izalesi gerekirken yazılı gerekçelerin davanın reddine dayanak yapılması doğru olmamıştır.
Öte yandan, davalılar ile davadışı J. AG arasında bir ortaklık ilişkisi olduğu, gerek davalı şirketin ve gerekse de davadışı J. AG şirketinin tek yetkilisinin davalı gerçek kişi olduğu konusu dosya kapsamı ile belirgin olduğu gibi davalı yanın da kabülündedir. Keza, yine davalı yanın savunma dilekçelerinde de kabul ve ikrar olunduğu üzere anılan davadışı şirket ile davalı şirket arasında bir para akışının varlığı tartışmasızdır. Ayrıca, Dairemize intikal eden dava dosyaları ile davacı yan vekilince dosyaya ibraz edilmiş bulunulan emsal dava dosyalarında alınan bilirkişi raporlarında da bu hususlarda açık saptamalara yer verildiği ortadadır. Yine, henüz kesinleşmemiş olmakla birlikte, davalı gerçek kişi hakkında dolandırıcılık suçundan açılan ceza davasında da aynı yönde saptamalar yapılmıştır. Bu durumda, belirtilen hususların da HUMK’nın 238. maddesi anlamında bilinen ve hatta maruf olgular olduğunun kabulü gerekirken bu hususlarda da bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmesi yerinde olmamıştır.
Son olarak, HMK'nın 266. (HUMK’nın 275.) maddesinde, hakimin genel ve hukuki bilgisi ile çözümleyebileceği hususlarda bilirkişi incelemesi yaptırılamayacağı hükme bağlanmıştır. Mahkemenin kararına dayanak teşkil eden kararında “borçtan davalıların sorumlu olup olmadıkları” konusunda da bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olması, söz konusu kanun hükmüne aykırı olduğu gibi, hakimin, tarafların ibraz edecekleri tüm delilleri toplayıp serbestçe değerlendirdikten sonra vicdani kanaati ile karar vermesi biçiminde özetlenebilecek yasal ve yargısal prensibe de açıkça ters düşmektedir.
Tüm bu yasal ve gerektirici nedenler çerçevesinde, mahkemece bilirkişi incelemesi yönünde verilen ara kararının usul ve yasaya aykırı olmasından ötürü, söz konusu ara kararına uyulmamasının ya da bu çerçevede bilirkişi incelemesi yaptırılmasının istenmemesinin davacı yan aleyhine usuli sonuç doğurması söz konusu değildir. Bu nedenle, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazının kabulüyle yerel mahkeme kararının davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Tazminat 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/3176 E. 2013/20284 K.
Ortak:kesin mehil · i̇i̇k 266 · bilirkişi ücreti · ek mehil · ortaklık sözleşmesi · ara karar · ikrar · dolandırıcılık
İncelediğiniz karardaMahkemece, dosya kapsamına göre, davacı tarafça verilen «mehil» ve «kesin mehile» rağmen «bilirkişi incelemesine» ilişkin «bilirkişi ücreti» ve diğer giderlerin karşılanmadığı, toplanan delillerle de taraflar arasındaki hukuki ilişkinin tam olarak belirlenemediği, dosyanın mevcut hali ile davacı iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, söz konusu «ara» kararının bu yönüyle “nafile” bir incelemeye matuf olduğu açıktır.
Mahkemece taraflar arasında bu konuda bir uyuşmazlık bulunduğu kanısına varılması halinde, bu hususun davacı yanın suretini «ibraz» ettiği «ortaklık sözleşmesinin» aslının ibrazı için davacı yana «kesin» önel verilerek, sunulduğu ve gerektiği takdirde bu belge üzerinden yabancı adli makamlardan yardım istenmek suretiyle keyfiyetin sorulup saptanması, bu husustaki u …
Benzer bu karardaMahkemece, dosya kapsamına göre, davacı tarafça verilen «mehil» ve «kesin mehile» rağmen «bilirkişi incelemesine» ilişkin «bilirkişi ücreti» ve diğer giderlerin karşılanmadığı, toplanan delillerle de taraflar arasındaki hukuki ilişkinin tam olarak belirlenemediği, dosyanın mevcut hali ile davacı iddiası kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, söz konusu «ara» kararının bu yönüyle “nafile” bir incelemeye matuf olduğu açıktır.
Mahkemece taraflar arasında bu konuda bir uyuşmazlık bulunduğu kanısına varılması halinde, bu hususun davacı yanın suretini «ibraz» ettiği «ortaklık sözleşmesinin» aslının ibrazı için davacı yana «kesin» önel verilerek, sunulduğu ve gerektiği takdirde bu belge üzerinden yabancı adli makamlardan yardım istenmek suretiyle keyfiyetin sorulup saptanması, bu husustaki u …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/3146 E. 2013/3399 K.
Ortak:bilirkişi ücreti · ortaklık sözleşmesi · ara karar · ikrar · dolandırıcılık · ortaklık ilişkisi · bilirkişi incelemesi · ticari defter
İncelediğiniz karardaMahkemece, dosya kapsamına göre, davacı tarafça verilen «mehil» ve «kesin mehile» rağmen «bilirkişi incelemesine» ilişkin «bilirkişi ücreti» ve diğer giderlerin karşılanmadığı, toplanan delillerle de taraflar arasındaki hukuki ilişkinin tam olarak belirlenemediği, dosyanın mevcut hali ile davacı iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, davalı tarafın «defter» ve kayıtları ile dosya kapsamı üzerinde taraflar arasındaki hukuki ilişkinin mahiyeti, davacının alacağı olup olmadığı, davalıların sorumluluklarının bulunup bulunmadığı hususlarında «bilirkişi incelemesi» yaptırılması öngörülmüş ise de, her şeyden önce davacının yabancı şirketten alacaklı olup olmadığının davalı şirkete ait «ticari defter» ve kayıtlar üzerinden incelenmesi davanın çözümüne elverişli nitelik taşımamaktadır.
Tüm bu yasal ve gerektirici nedenler çerçevesinde, mahkemece «bilirkişi incelemesi» yönünde verilen «ara» kararının usul ve yasaya aykırı olmasından ötürü, söz konusu ara kararına uyulmamasının ya da bu çerçevede bilirkişi incelemesi yaptırılmasının istenmemesinin davacı yan aleyhine usuli sonuç doğurması söz konusu değildir.
Benzer bu kararda… n davalılara para akışı olup olmadığı, yine bu şirketin davalılara bağımlı olup olmadığı ve nihayet aynı borçtan davalıların sorumlu olup olmayacakları hususlarında «bilirkişi incelemesi» yaptırılması öngörülmüş ise de, her şeyden önce davacının yabancı şirketten alacaklı olup olmadığının davalı şirkete ait «ticari defter» ve kayıtlar üzerinden incelenmesi davanın çözümüne elverişli nitelik taşımamaktadır.
Mahkemece taraflar arasında bu konuda bir uyuşmazlık bulunduğu kanısına varılması halinde, bu hususun davacı yanın suretini «ibraz» ettiği «ortaklık sözleşmesinin» aslının ibrazı için davacı yana «kesin» önel verilerek, sunulduğu ve gerektiği takdirde bu belge üzerinden yabancı adli makamlardan yardım istenmek suretiyle keyfiyetin sorulup saptanması, bu husustaki uyuşmazlığın öncelikle bu yöntemle izalesi gerekirken bu konuda sözü edilen biçimde «ara» kararı verilmiş olması doğru olmamıştır.
Mahkemenin kararına dayanak teşkil eden «ara» kararında “borçtan davalıların sorumlu olup olmadıkları” konusunda da «bilirkişi incelemesi» yaptırılmasına karar verilmiş olması, söz konusu kanun hükmüne aykırı olduğu gibi, hakimin, tarafların «ibraz» edecekleri tüm delilleri toplayıp serbestçe değerlendirdikten sonra vicdani kanaati ile karar vermesi biçiminde özetlenebilecek yasal ve yargısal prensibe de açıkça ters düşmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kesin süre
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davacıya «kesin süre» verilmesine rağmen «bilirkişi ücretini» yatırmadığı, dosyadaki mevcut bilgi ve belgelerle de davacının davasını kanıtlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/3243 E. 2013/3307 K.
Ortak:bilirkişi ücreti · ortaklık sözleşmesi · ara karar · ikrar · dolandırıcılık · ortaklık ilişkisi · bilirkişi incelemesi · ticari defter
İncelediğiniz karardaMahkemece, dosya kapsamına göre, davacı tarafça verilen «mehil» ve «kesin mehile» rağmen «bilirkişi incelemesine» ilişkin «bilirkişi ücreti» ve diğer giderlerin karşılanmadığı, toplanan delillerle de taraflar arasındaki hukuki ilişkinin tam olarak belirlenemediği, dosyanın mevcut hali ile davacı iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, davalı tarafın «defter» ve kayıtları ile dosya kapsamı üzerinde taraflar arasındaki hukuki ilişkinin mahiyeti, davacının alacağı olup olmadığı, davalıların sorumluluklarının bulunup bulunmadığı hususlarında «bilirkişi incelemesi» yaptırılması öngörülmüş ise de, her şeyden önce davacının yabancı şirketten alacaklı olup olmadığının davalı şirkete ait «ticari defter» ve kayıtlar üzerinden incelenmesi davanın çözümüne elverişli nitelik taşımamaktadır.
Tüm bu yasal ve gerektirici nedenler çerçevesinde, mahkemece «bilirkişi incelemesi» yönünde verilen «ara» kararının usul ve yasaya aykırı olmasından ötürü, söz konusu ara kararına uyulmamasının ya da bu çerçevede bilirkişi incelemesi yaptırılmasının istenmemesinin davacı yan aleyhine usuli sonuç doğurması söz konusu değildir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafın «bilirkişi incelemesi» için verilen «kesin sürede» de «bilirkişi ücretini» yatırmadığı bilirkişi incelemesi yapılmadan durumun açıklığa kavuşturulamayacağı, bu haliyle davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… n davalılara para akışı olup olmadığı, yine bu şirketin davalılara bağımlı olup olmadığı ve nihayet aynı borçtan davalıların sorumlu olup olmayacakları hususlarında «bilirkişi incelemesi» yaptırılması öngörülmüş ise de, her şeyden önce davacının yabancı şirketten alacaklı olup olmadığının davalı şirkete ait «ticari defter» ve kayıtlar üzerinden incelenmesi davanın çözümüne elverişli nitelik taşımamaktadır.
Mahkemece taraflar arasında bu konuda bir uyuşmazlık bulunduğu kanısına varılması halinde, bu hususun davacı yanın suretini «ibraz» ettiği «ortaklık sözleşmesinin» aslının ibrazı için davacı yana «kesin» önel verilerek, sunulduğu ve gerektiği takdirde bu belge üzerinden yabancı adli makamlardan yardım istenmek suretiyle keyfiyetin sorulup saptanması, bu husustaki uyuşmazlığın öncelikle bu yöntemle izalesi gerekirken bu konuda sözü edilen biçimde «ara» kararı verilmiş olması doğru olmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kesin süre
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafın «bilirkişi incelemesi» için verilen «kesin sürede» de «bilirkişi ücretini» yatırmadığı bilirkişi incelemesi yapılmadan durumun açıklığa kavuşturulamayacağı, bu haliyle davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/3229 E. 2013/3549 K.
Ortak:kesin mehil · bilirkişi ücreti · ek mehil · ortaklık sözleşmesi · ara karar · ikrar · dolandırıcılık · ortaklık ilişkisi
İncelediğiniz karardaMahkemece, dosya kapsamına göre, davacı tarafça verilen «mehil» ve «kesin mehile» rağmen «bilirkişi incelemesine» ilişkin «bilirkişi ücreti» ve diğer giderlerin karşılanmadığı, toplanan delillerle de taraflar arasındaki hukuki ilişkinin tam olarak belirlenemediği, dosyanın mevcut hali ile davacı iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, söz konusu «ara» kararının bu yönüyle “nafile” bir incelemeye matuf olduğu açıktır.
Mahkemece taraflar arasında bu konuda bir uyuşmazlık bulunduğu kanısına varılması halinde, bu hususun davacı yanın suretini «ibraz» ettiği «ortaklık sözleşmesinin» aslının ibrazı için davacı yana «kesin» önel verilerek, sunulduğu ve gerektiği takdirde bu belge üzerinden yabancı adli makamlardan yardım istenmek suretiyle keyfiyetin sorulup saptanması, bu husustaki u …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalı tarafın «defter» ve kayıtları ile dosya kapsamı üzerinde taraflar arasındaki hukuki konunun irdelenmesi, davacı alacağının olup olmadığı ve bu alacaktan davalıların sorumluluklarının bulunup bulunmadığı, eğer sorumlulukları var ise alacak miktarının tespiti yönünden «bilirkişi incelemesi» yapılmasına karar verildiği, ancak davacı tarafça verilen «mehil» ve «kesin mehile» rağmen bilirkişi incelemesine ilişkin «masrafın» karşılanmadığı, bu nedenle belirlenen günlerde ve saatlerde bilirkişi incelemesi yaptırılamadığı, dosyada toplanan delillerle de taraflar arasındaki hukuki ilişkin …
Mahkemece taraflar arasında bu konuda bir uyuşmazlık bulunduğu kanısına varılması halinde, bu hususun davacı yanın «ibraz» ettiği «ortaklık sözleşmesi» ve «tahsilat makbuzları» üzerinden ve gerektiği takdirde yabancı adli makamlardan yardım istenmek suretiyle sorulup saptanması, bu husustaki uyuşmazlığın öncelikle bu yöntemle izalesi gerekirken bu konuda sözü edilen biçimde «ara» kararı verilmiş olması doğru olmamıştır.
Mahkemece, ....05.2011 tarihli oturumda verilen «kesin» önele karşın «bilirkişi ücretinin» yatırılmaması nedeniyle yukarda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tahsilat makbuzu · dosya masrafı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalı tarafın «defter» ve kayıtları ile dosya kapsamı üzerinde taraflar arasındaki hukuki konunun irdelenmesi, davacı alacağının olup olmadığı ve bu alacaktan davalıların sorumluluklarının bulunup bulunmadığı, eğer sorumlulukları var ise alacak miktarının tespiti yönünden «bilirkişi incelemesi» yapılmasına karar verildiği, ancak davacı tarafça verilen «mehil» ve «kesin mehile» rağmen bilirkişi incelemesine ilişkin «masrafın» karşılanmadığı, bu nedenle belirlenen günlerde ve saatlerde bilirkişi incelemesi yaptırılamadığı, dosyada toplanan delillerle de taraflar arasındaki hukuki ilişkin …
Mahkemece taraflar arasında bu konuda bir uyuşmazlık bulunduğu kanısına varılması halinde, bu hususun davacı yanın «ibraz» ettiği «ortaklık sözleşmesi» ve «tahsilat makbuzları» üzerinden ve gerektiği takdirde yabancı adli makamlardan yardım istenmek suretiyle sorulup saptanması, bu husustaki uyuşmazlığın öncelikle bu yöntemle izalesi gerekirken bu konuda sözü edilen biçimde «ara» kararı verilmiş olması doğru olmamıştır.
-
Banka Teminat Mektubunun İadesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/2464 E. 2013/2699 K.
Ortak:ortaklık sözleşmesi · ara karar · ikrar · dolandırıcılık · ortaklık ilişkisi · bilirkişi incelemesi · ticari defter · ibraz
İncelediğiniz karardaAncak, davalı tarafın «defter» ve kayıtları ile dosya kapsamı üzerinde taraflar arasındaki hukuki ilişkinin mahiyeti, davacının alacağı olup olmadığı, davalıların sorumluluklarının bulunup bulunmadığı hususlarında «bilirkişi incelemesi» yaptırılması öngörülmüş ise de, her şeyden önce davacının yabancı şirketten alacaklı olup olmadığının davalı şirkete ait «ticari defter» ve kayıtlar üzerinden incelenmesi davanın çözümüne elverişli nitelik taşımamaktadır.
Mahkemece taraflar arasında bu konuda bir uyuşmazlık bulunduğu kanısına varılması halinde, bu hususun davacı yanın suretini «ibraz» ettiği «ortaklık sözleşmesinin» aslının ibrazı için davacı yana «kesin» önel verilerek, sunulduğu ve gerektiği takdirde bu belge üzerinden yabancı adli makamlardan yardım istenmek suretiyle keyfiyetin sorulup saptanması, bu husustaki u …
Mahkemenin kararına dayanak teşkil eden kararında “borçtan davalıların sorumlu olup olmadıkları” konusunda da «bilirkişi incelemesi» yaptırılmasına karar verilmiş olması, söz konusu kanun hükmüne aykırı olduğu gibi, hakimin, tarafların «ibraz» edecekleri tüm delilleri toplayıp serbestçe değerlendirdikten sonra vicdani kanaati ile karar vermesi biçiminde özetlenebilecek yasal ve yargısal prensibe de açıkça ters düşmektedir.
Benzer bu karardaMahkemece taraflar arasında bu konuda bir uyuşmazlık bulunduğu kanısına varılması halinde, bu hususun davacı yanın aslını «ibraz» ettiği «ortaklık sözleşmesi» üzerinden ve gerektiği takdirde yabancı adli makamlardan yardım istenmek suretiyle sorulup saptanması, bu husustaki uyuşmazlığın öncelikle bu yöntemle izalesi gerekirken bu konuda sözü edilen biçimde «ara» kararı verilmiş olması doğru olmamıştır.
Mahkemenin kararına mesnet teşkil eden «bilirkişi incelemesine» ilişkin «ara» kararlarında “borçtan davalıların sorumlu olup olmadıkları” konusunda da bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olması, söz konusu kanun hükmüne aykırı olduğu gibi, hakimin, tarafların «ibraz» edecekleri tüm delilleri toplayıp serbestçe değerlendirdikten sonra vicdani kanaati ile karar vermesi biçiminde özetlenebilecek yasal ve yargısal prensibe de açıkç …
Ancak, mahkemece «bilirkişi incelemesine» ilişkin olarak alınan «ara» kararlarında, davacının ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/3147 E. 2013/3026 K.
Ortak:bilirkişi ücreti · ortaklık sözleşmesi · ticari defter ve kayıtlar · ara karar · ikrar · dolandırıcılık · ortaklık ilişkisi · bilirkişi incelemesi
İncelediğiniz karardaMahkemece, dosya kapsamına göre, davacı tarafça verilen «mehil» ve «kesin mehile» rağmen «bilirkişi incelemesine» ilişkin «bilirkişi ücreti» ve diğer giderlerin karşılanmadığı, toplanan delillerle de taraflar arasındaki hukuki ilişkinin tam olarak belirlenemediği, dosyanın mevcut hali ile davacı iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Tüm bu yasal ve gerektirici nedenler çerçevesinde, mahkemece «bilirkişi incelemesi» yönünde verilen «ara» kararının usul ve yasaya aykırı olmasından ötürü, söz konusu ara kararına uyulmamasının ya da bu çerçevede bilirkişi incelemesi yaptırılmasının istenmemesinin davacı yan aleyhine usuli sonuç doğurması söz konusu değildir.
Ancak, davalı tarafın «defter» ve kayıtları ile dosya kapsamı üzerinde taraflar arasındaki hukuki ilişkinin mahiyeti, davacının alacağı olup olmadığı, davalıların sorumluluklarının bulunup bulunmadığı hususlarında «bilirkişi incelemesi» yaptırılması öngörülmüş ise de, her şeyden önce davacının yabancı şirketten alacaklı olup olmadığının davalı şirkete ait «ticari defter» ve kayıtlar üzerinden incelenmesi davanın çözümüne elverişli nitelik taşımamaktadır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacı yönünden davalı şirketin «ticari defter kayıt» ve belgelerinin iddia ve savunmalar kapsamında uzman «bilirkişilerce incelenmesi» ve rapor alınması gerektiğinden başka dosyalardan alınan raporların davanın sonuçlandırılması için yeterli görülmediği, davacının verilen «kesin süreye» rağmen «bilirkişi ücretini» yatırmadığı ve davalı şirketin defterlerine, bilirkişi incelemesine dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığı, dosyada mevcut bilgi ve belgelerle davacının davasının usulen …
Mahkemece taraflar arasında bu konuda bir uyuşmazlık bulunduğu kanısına varılması halinde, bu hususun davacı yanın aslını «ibraz» ettiği «ortaklık sözleşmesi» üzerinden ve gerektiği takdirde yabancı adli makamlardan yardım istenmek suretiyle sorulup saptanması, bu husustaki uyuşmazlığın öncelikle bu yöntemle izalesi gerekirken bu konuda sözü edilen biçimde «ara» kararı verilmiş olması doğru olmamıştır.
Mahkemenin kararına dayanak teşkil eden «ara» kararında “borçtan davalıların sorumlu olup olmadıkları” konusunda da «bilirkişi incelemesi» yaptırılmasına karar verilmiş olması, söz konusu kanun hükmüne aykırı olduğu gibi, hakimin, tarafların «ibraz» edecekleri tüm delilleri toplayıp serbestçe değerlendirdikten sonra vicdani kanaati ile karar vermesi biçiminde özetlenebilecek yasal ve yargısal prensibe de açıkca ters düşmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kesin süre
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacı yönünden davalı şirketin «ticari defter kayıt» ve belgelerinin iddia ve savunmalar kapsamında uzman «bilirkişilerce incelenmesi» ve rapor alınması gerektiğinden başka dosyalardan alınan raporların davanın sonuçlandırılması için yeterli görülmediği, davacının verilen «kesin süreye» rağmen «bilirkişi ücretini» yatırmadığı ve davalı şirketin defterlerine, bilirkişi incelemesine dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığı, dosyada mevcut bilgi ve belgelerle davacının davasının usulen …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/11231 E. 2013/14685 K.
Ortak:bilirkişi ücreti · ortaklık sözleşmesi · ara karar · ikrar · dolandırıcılık · ortaklık ilişkisi · bilirkişi incelemesi · ticari defter · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece, dosya kapsamına göre, davacı tarafça verilen «mehil» ve «kesin mehile» rağmen «bilirkişi incelemesine» ilişkin «bilirkişi ücreti» ve diğer giderlerin karşılanmadığı, toplanan delillerle de taraflar arasındaki hukuki ilişkinin tam olarak belirlenemediği, dosyanın mevcut hali ile davacı iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, davalı tarafın «defter» ve kayıtları ile dosya kapsamı üzerinde taraflar arasındaki hukuki ilişkinin mahiyeti, davacının alacağı olup olmadığı, davalıların sorumluluklarının bulunup bulunmadığı hususlarında «bilirkişi incelemesi» yaptırılması öngörülmüş ise de, her şeyden önce davacının yabancı şirketten alacaklı olup olmadığının davalı şirkete ait «ticari defter» ve kayıtlar üzerinden incelenmesi davanın çözümüne elverişli nitelik taşımamaktadır.
Tüm bu yasal ve gerektirici nedenler çerçevesinde, mahkemece «bilirkişi incelemesi» yönünde verilen «ara» kararının usul ve yasaya aykırı olmasından ötürü, söz konusu ara kararına uyulmamasının ya da bu çerçevede bilirkişi incelemesi yaptırılmasının istenmemesinin davacı yan aleyhine usuli sonuç doğurması söz konusu değildir.
Benzer bu karardaAncak, gerek anılan oturumda ve gerekse de bir önceki oturumda alınan «ara» kararlarında, davacının Jetpa International Marketing and Trading AG’den alacaklı olup olmadığı, davalılar ile anılan şirket arasındaki ilişkinin mahiyeti, bu şirketten davalılara para akışı olup olmadığı, yine bu şirketin davalılara bağımlı olup olmadığı ve nihayet aynı borçtan davalıların sorumlu olup olmayacakları hususlarında «bilirkişi incelemesi» yaptırılması öngörülmüş ise de, her şeyden önce davacının yabancı şirketten alacaklı olup olmadığının davalı şirkete ait «ticari defter» ve kayıtlar üzerinden incelenmesi davanın çözümüne elverişli nitelik taşımamaktadır.
Mahkemece taraflar arasında bu konuda bir uyuşmazlık bulunduğu kanısına varılması halinde, bu hususun davacı yanın aslını «ibraz» ettiği «ortaklık sözleşmesi» üzerinden ve gerektiği takdirde yabancı adli makamlardan yardım istenmek suretiyle sorulup saptanması, bu husustaki uyuşmazlığın öncelikle bu yöntemle izalesi gerekirken bu konuda sözü edilen biçimde «ara» kararı verilmiş olması doğru olmamıştır.
Mahkemenin kararına dayanak teşkil eden «ara» kararında “borçtan davalıların sorumlu olup olmadıkları” konusunda da «bilirkişi incelemesi» yaptırılmasına karar verilmiş olması, söz konusu kanun hükmüne aykırı olduğu gibi, hakimin, tarafların «ibraz» edecekleri tüm delilleri toplayıp serbestçe değerlendirdikten sonra vicdani kanaati ile karar vermesi biçiminde özetlenebilecek yasal ve yargısal prensibe de açıkca ters düşmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dürüstlük kuralına aykırılık · ceza zamanaşımı · malvarlığına ilişkin dava · zamanaşımı def'i · dürüstlük kuralı · def'i · ihbar · haksız fiil
Benzer bu karardaBK'nun 60. maddesi uyarınca «zamanaşımı def»'inde bulunduğu, olayda «haksız fiil» tarihlerine göre anılan maddede öngörülen 1 yıllık ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin dolduğu gibi, «ceza zamanaşımı» süresinin de ıslahla artırılan miktar bakımından gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar davacı taraf davalıların sorumluluğu bakımından «haksız fiil» iddiası dışında başka hukuki «sebebler» de ileri sürmüş ise de; aşağıda ayrıntılı olarak izah edileceği üzere davacı taraf yurt dışında kurulu bulunan Jetpa AG'ye para yatırdığını ve bu paraların Türkiye'de davalılara aktarıldığını ve davalılar tarafından kullanıldığını, yurt dışında kurulu şirketin tek ortağı ve yöneticisinin... olduğunu, davalı şirketin hakim ortağının da anılan davalı olduğunu ileri sürmüş bulunduğundan davalı tarafın «zamanaşımı def»'inin mahkemenin de kabulünde olduğu üzere haksız fiil hükümleri uyarınca değerlendirilmesi gerekir.
Ancak, davada gerçekten de «zamanaşımı» sürelerinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesinden önce, davacı tarafın iddialarının ileri sürülüş şekli bakımından üzerinde durulması gereken öncelikli husus, davada «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kurallarına» aykırı olup olmadığı hususudur.
Davadaki «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kuralına» aykırı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde bu olguların göz önünde bulundurulması gerekeceği tabiidir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/11246 E. 2013/14686 K.
Ortak:bilirkişi ücreti · ortaklık sözleşmesi · ara karar · ikrar · dolandırıcılık · ortaklık ilişkisi · bilirkişi incelemesi · ticari defter
İncelediğiniz karardaMahkemece, dosya kapsamına göre, davacı tarafça verilen «mehil» ve «kesin mehile» rağmen «bilirkişi incelemesine» ilişkin «bilirkişi ücreti» ve diğer giderlerin karşılanmadığı, toplanan delillerle de taraflar arasındaki hukuki ilişkinin tam olarak belirlenemediği, dosyanın mevcut hali ile davacı iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, davalı tarafın «defter» ve kayıtları ile dosya kapsamı üzerinde taraflar arasındaki hukuki ilişkinin mahiyeti, davacının alacağı olup olmadığı, davalıların sorumluluklarının bulunup bulunmadığı hususlarında «bilirkişi incelemesi» yaptırılması öngörülmüş ise de, her şeyden önce davacının yabancı şirketten alacaklı olup olmadığının davalı şirkete ait «ticari defter» ve kayıtlar üzerinden incelenmesi davanın çözümüne elverişli nitelik taşımamaktadır.
Tüm bu yasal ve gerektirici nedenler çerçevesinde, mahkemece «bilirkişi incelemesi» yönünde verilen «ara» kararının usul ve yasaya aykırı olmasından ötürü, söz konusu ara kararına uyulmamasının ya da bu çerçevede bilirkişi incelemesi yaptırılmasının istenmemesinin davacı yan aleyhine usuli sonuç doğurması söz konusu değildir.
Benzer bu karardaAncak, gerek anılan oturumda ve gerekse de bir önceki oturumda alınan «ara» kararlarında, davacının Jetpa International Marketing and Trading AG’den alacaklı olup olmadığı, davalılar ile anılan şirket arasındaki ilişkinin mahiyeti, bu şirketten davalılara para akışı olup olmadığı, yine bu şirketin davalılara bağımlı olup olmadığı ve nihayet aynı borçtan davalıların sorumlu olup olmayacakları hususlarında «bilirkişi incelemesi» yaptırılması öngörülmüş ise de, her şeyden önce davacının yabancı şirketten alacaklı olup olmadığının davalı şirkete ait «ticari defter» ve kayıtlar üzerinden incelenmesi davanın çözümüne elverişli nitelik taşımamaktadır.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca fazla hak saklı tutulmuş olsa bile kısmi davada «zamanaşımının» sadece dava konusu edilen miktar için kesileceği, saklı tutulan miktar için işlemeye devam edeceği, paraların aktarıldığı tarih, dava tarihi ve «ıslah» tarihi uyarınca Borçlar Kanunu'nun 60. maddesinde belirtilen 1 yıllık ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin ıslah edilen «bölüm» için dolduğu gerekçesiyle bu bölüme ilişkin davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, davacının ortak olduğu yurt dışındaki şirketten alacaklı olup .ığı var ise ne miktarda alacaklı olduğunun tespiti ile «muaccel» olup olmadığı, yabancı şirket ile davalılar arasındaki ilişkinin incelenerek yabancı şirkete ait gelirlerin davalılara aktarılıp aktarılmadığı, yabancı şirketin davalılara bağımlı olup olmadığı ve davalıların aynı borçtan dolayı sorumlu olup olmadıkları hususunda «bilirkişi incelemesine» karar verildiği, verilen süre ve «kesin» sürelere rağmen davacı tarafın «bilirkişi ücretlerini» yatırmadığı, başka bir dosyada alınan bilirkişi raporuna istinaden karar verilemeyeceği, her davanın kendine özgü durumlarının bulunduğu, buna göre davacının daval …
Mahkemece taraflar arasında bu konuda bir uyuşmazlık bulunduğu kanısına varılması halinde, bu hususun davacı yanın aslını «ibraz» ettiği «ortaklık sözleşmesi» üzerinden ve gerektiği takdirde yabancı adli makamlardan yardım istenmek suretiyle sorulup saptanması, bu husustaki uyuşmazlığın öncelikle bu yöntemle izalesi gerekirken bu konuda sözü edilen biçimde «ara» kararı verilmiş olması doğru olmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dürüstlük kuralına aykırılık · ceza zamanaşımı · malvarlığına ilişkin dava · zamanaşımı def'i · muacceliyet · iş bölümü · dürüstlük kuralı · def'i
Benzer bu karardaMahkemece uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklandığı ve davalı tarafın 818 sayılı BK'nın 60. maddesi uyarınca «zamanaşımı def»'inde bulunduğu, olayda «haksız fiil» tarihlerine göre anılan maddede öngörülen 1 yıllık ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin dolduğu gibi, «ceza zamanaşımı» süresinin de ıslahla artırılan miktar bakımından gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, davada gerçekten de «zamanaşımı» sürelerinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesinden önce, davacı tarafın iddialarının ileri sürülüş şekli bakımından üzerinde durulması gereken öncelikli husus, davada «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kurallarına» aykırı olup olmadığı hususudur.
482) «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin hangi hallerde «dürüstlük kuralına» aykırı bulunduğu hususunda normatif bir düzenleme bulunmadığından bu hususun varid olup olmadığının her somut uyuşmazlığın özellikleri nazara alınarak değerlendirilmesi gerekir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca fazla hak saklı tutulmuş olsa bile kısmi davada «zamanaşımının» sadece dava konusu edilen miktar için kesileceği, saklı tutulan miktar için işlemeye devam edeceği, paraların aktarıldığı tarih, dava tarihi ve «ıslah» tarihi uyarınca Borçlar Kanunu'nun 60. maddesinde belirtilen 1 yıllık ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin ıslah edilen «bölüm» için dolduğu gerekçesiyle bu bölüme ilişkin davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, davacının ortak olduğu yurt dışındaki şirketten alacaklı olup .ığı var ise ne miktarda alacaklı olduğunun tespiti ile «muaccel» olup olmadığı, yabancı şirket ile davalılar arasındaki ilişkinin incelenerek yabancı şirkete ait gelirlerin davalılara aktarılıp aktarılmadığı, yabancı şirketin davalılara bağımlı olup olmadığı ve davalıların aynı borçtan dolayı sorumlu olup olmadıkları hususunda «bilirkişi incelemesine» karar verildiği, verilen süre ve «kesin» sürelere rağmen davacı tarafın «bilirkişi ücretlerini» yatırmadığı, başka bir dosyada alınan bilirkişi raporuna istinaden karar verilemeyeceği, her davanın kendine özgü durumlarının bulunduğu, buna göre davacının daval …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/4320 E. , 2014/1578 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 01/12/2011
NUMARASI 2009/197-2011/654
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 01.12.2011 tarih ve 2009/197-2011/654 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 24.01.2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. D. S. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı F. A.’ün Türkiye ve Almanya’da bir çok şirket kurduğunu, özellikle Almanya’da kurduğu şirketler vasıtasıyla talep edildiği an geri ödeneceği ve karşılığında yüksek faiz verileceği garantileriyle bu ülkede çalışan kişilerden para topladığını, müvekkilinden de aynı şekilde para tahsil edildiğini, talep edilmesine rağmen parasının iade edilmediğini, davalı gerçek kişinin SPK mevzuatına aykırı davranışları nedeniyle mahkum edildiğini, ayrıca yurt dışında kurduğu şirketler vasıtasıyla para toplaması ve bu parayı davalı şirkete aktarması nedeniyle hakkında dolandırıcılık suçundan ceza davası açıldığını, J. GmbH ile J. A.G’nin iflas ederek Almanya’daki ticaret sicilinden kayıtlarının silindiğinin ortaya çıktığını, müvekkilinin bu şirketlere başvurma şansının olmadığını, davalı gerçek kişi tarafından yurt dışında kurulan şirketlerin içlerinin boşaltılarak diğer davalı şirkete aktarıldığını, müvekkilinin iradesinin sakatlandığını, davalıların fiillerinin TTK, SPK, BK ve Bankalar Kanunu hükümlerine aykırı bulunduğunu ileri sürerek, davalıların doğrudan sorumluluklarının bulunduğuna, müvekkili ile davalılar arasında kurulan ilişkinin hükümsüzlüğüne ve 20.000 DM karşılığı 23.159,48 TL’nin tahsil tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, husumetin J. İnternational Marketing and Trading AG’ye yöneltilmesi gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkilleri ile davacı arasında bir ilişkinin bulunmadığını, davacının yurt dışındaki şirkete ortak olup olmadığının belli olmadığını savunarak, davanın husumet, yetki ve esas yönünden reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, davacı tarafça verilen mehil ve kesin mehile rağmen bilirkişi incelemesine ilişkin bilirkişi ücreti ve diğer giderlerin karşılanmadığı, toplanan delillerle de taraflar arasındaki hukuki ilişkinin tam olarak belirlenemediği, dosyanın mevcut hali ile davacı iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalıların var olduğu ileri sürülen haksız ve hukuka aykırı fiilleri sonucu dava dışı yabancı şirkete yatırılan paranın davalılardan tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, davalı tarafın defter ve kayıtları ile dosya kapsamı üzerinde taraflar arasındaki hukuki ilişkinin mahiyeti, davacının alacağı olup olmadığı, davalıların sorumluluklarının bulunup bulunmadığı hususlarında bilirkişi incelemesi yaptırılması öngörülmüş ise de, her şeyden önce davacının yabancı şirketten alacaklı olup olmadığının davalı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar üzerinden incelenmesi davanın çözümüne elverişli nitelik taşımamaktadır. Bu durumda, söz konusu ara kararının bu yönüyle “nafile” bir incelemeye matuf olduğu açıktır.
Mahkemece taraflar arasında bu konuda bir uyuşmazlık bulunduğu kanısına varılması halinde, bu hususun davacı yanın suretini ibraz ettiği ortaklık sözleşmesinin aslının ibrazı için davacı yana kesin önel verilerek, sunulduğu ve gerektiği takdirde bu belge üzerinden yabancı adli makamlardan yardım istenmek suretiyle keyfiyetin sorulup saptanması, bu husustaki uyuşmazlığın öncelikle bu yöntemle izalesi gerekirken yazılı gerekçelerin davanın reddine dayanak yapılması doğru olmamıştır.
Öte yandan, davalılar ile davadışı J. AG arasında bir ortaklık ilişkisi olduğu, gerek davalı şirketin ve gerekse de davadışı J. AG şirketinin tek yetkilisinin davalı gerçek kişi olduğu konusu dosya kapsamı ile belirgin olduğu gibi davalı yanın da kabülündedir. Keza, yine davalı yanın savunma dilekçelerinde de kabul ve ikrar olunduğu üzere anılan davadışı şirket ile davalı şirket arasında bir para akışının varlığı tartışmasızdır. Ayrıca, Dairemize intikal eden dava dosyaları ile davacı yan vekilince dosyaya ibraz edilmiş bulunulan emsal dava dosyalarında alınan bilirkişi raporlarında da bu hususlarda açık saptamalara yer verildiği ortadadır. Yine, henüz kesinleşmemiş olmakla birlikte, davalı gerçek kişi hakkında dolandırıcılık suçundan açılan ceza davasında da aynı yönde saptamalar yapılmıştır.
Bu durumda, belirtilen hususların da HUMK’nın 238. maddesi anlamında bilinen ve hatta maruf olgular olduğunun kabulü gerekirken bu hususlarda da bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmesi yerinde olmamıştır.
Son olarak, HMK'nın 266. (HUMK’nın 275.) maddesinde, hakimin genel ve hukuki bilgisi ile çözümleyebileceği hususlarda bilirkişi incelemesi yaptırılamayacağı hükme bağlanmıştır. Mahkemenin kararına dayanak teşkil eden kararında “borçtan davalıların sorumlu olup olmadıkları” konusunda da bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olması, söz konusu kanun hükmüne aykırı olduğu gibi, hakimin, tarafların ibraz edecekleri tüm delilleri toplayıp serbestçe değerlendirdikten sonra vicdani kanaati ile karar vermesi biçiminde özetlenebilecek yasal ve yargısal prensibe de açıkça ters düşmektedir.
Tüm bu yasal ve gerektirici nedenler çerçevesinde, mahkemece bilirkişi incelemesi yönünde verilen ara kararının usul ve yasaya aykırı olmasından ötürü, söz konusu ara kararına uyulmamasının ya da bu çerçevede bilirkişi incelemesi yaptırılmasının istenmemesinin davacı yan aleyhine usuli sonuç doğurması söz konusu değildir. Bu nedenle, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazının kabulüyle yerel mahkeme kararının davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102081100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz