Marka Hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/2056 E. 2013/2394 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hmk 297↗ delillerin toplanmaması↗ kamu düzeni↗ içtihadı birleştirme kararı↗ haksız rekabet↗ yükleten (shipper)↗ iltibas↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalıya ait 2008 21276 tescil numaralı marka ile davacıya ait markalar arasında, 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında benzerlik ve iltibas tehlikesi bulunmadığı, 35.08. alt grubundaki “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, kataloglar ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)” hizmetler yönünden davalı markasının tescili halinde 556 sayılı KHK’nın 8/4 hükmünde belirtilen haksız rekabet ihtimallerinin söz konusu olabileceği, ... kararının 35.08. alt grubundaki hizmetler yönünden iptali ve hükümsüzlük koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulu ile ... ...’nın 14/01/2010 tarih 2009/M-6224 sayılı kararının iptaline, davalı adına tescilli 2008/21276 kod nolu “DURMAZ VİP CENTER ALIŞ VERİŞ MERKEZİ” ibareli markanın tescilli olduğu 35.08 sınıf yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine [(35.08 alt gruptaki; müşterilerin malları elverişli birşekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, kataloglar ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)] karar verilmiştir.
Kararı, davalı ... vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 1086 Sayılı HUMK'nun 376. maddesi (6100 Sayılı HMK'nun 186.maddesi) uyarınca, tarafların tüm delilleri toplanıp inceledikten ve son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 388. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 389. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır. Ne var ki, uygulamada Yasa'nın 381/son fıkrası hükmüne dayanılarak, zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.
İşte bu gibi hallerde, HUMK'nun 389. maddesine (HMK'nun 297 nci maddesi) uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara uygun olarak gerekçeli kararın yazılması zorunludur. Esasen, kısa karar yazıp tefhim etmekle davadan el çekmiş olan hakimin, artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak yoktur. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması yargılamanın aleniyetine, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa'nın 141. maddesi ile HUMK'nun yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksi düşünce ve uygulama yargının, yargıcın ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.
Somut olayda ise mahkemece, kısa kararda, davalı adına tescilli markanın 35. sınıf hizmetleri yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verildiği halde, gerekçeli kararda 35.08. alt sınıftaki hizmetler bakımından kısmi hükümsüzlük kararı verilmiştir. Bu durum karşısında, kısa ve gerekçeli kararlar arasında çelişki oluştuğundan, mahkemece ....04.1992 gün ve 1992/7 esas, 1992/4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararı çerçevesinde, bu kısa kararla bağlı kalınmadan, yeni bir kısa ve buna uygun gerekçeli karar verilmek üzere hükmün davacı ve davalı ... yararına bozulması gerekmiştir.
...-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekili ve davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/9274 E. 2012/16322 K.
Ortak:delillerin toplanmaması · kamu düzeni · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda1- Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 1086 Sayılı HUMK'nun 376. maddesi (6100 Sayılı HMK'nun 186.maddesi) uyarınca, tarafların tüm «delilleri toplanıp» inceledikten ve «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 388. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 389. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ne var ki, uygulamada Yasa'nın 381/«son» fıkrası hükmüne dayanılarak, zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.
Ayrıca anılan husus «kamu düzeni» ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Benzer bu kararda1- Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan HUMK'nun 376. maddesi (HMK'nun 186.maddesi) uyarınca, tarafların tüm «delilleri toplanıp» inceledikten ve «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 388. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 389. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ne var ki, uygulamada Yasa'nın 381/«son» fıkrası hükmüne dayanılarak, zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.
Ayrıca anılan husus «kamu düzeni» ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yasal faiz
Benzer bu karardaSomut olayda ise mahkemece, kısa kararda, hükmedilen manevi tazminatlara faiz uygulanmasına karar verilmediği halde, gerekçeli kararda hükmedilen manevi tazminatlara olay tarihinden itibaren «yasal faiz» uygulanmasına karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/8822 E. 2010/957 K.
Ortak:delillerin toplanmaması · kamu düzeni · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda1- Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 1086 Sayılı HUMK'nun 376. maddesi (6100 Sayılı HMK'nun 186.maddesi) uyarınca, tarafların tüm «delilleri toplanıp» inceledikten ve «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 388. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 389. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ne var ki, uygulamada Yasa'nın 381/«son» fıkrası hükmüne dayanılarak, zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.
Ayrıca anılan husus «kamu düzeni» ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Benzer bu kararda1-Tarafların tüm «delilleri toplanıp», inceledikten ve HUMK’nun 376. maddesine göre, «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hakimin, aynı Yasa’nın 388. maddesi uyarınca kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucu 389. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ne var ki, uygulamada Yasa’nın 381/«son» fıkrası hükmüne dayanılarak, zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip, tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.
Ayrıca, anılan husus «kamu düzeni» ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infisah · tasfiye memuru atanması · tasfiye memuru · ek tasfiye
Benzer bu karardaSomut olayda, kısa kararda davalı şirketin «infisahına» ve tasfiyesine, «tasfiye memuru atanmasına», tasfiye memuruna ücret takdirine ve bu ücretin davalı şirketçe karşılanmasına karar verilmiş iken, gerekçeli kararda sadece şirketin infisahına karar verilmiş olup, kısa ve gerekçeli karar arasında farklılık ve çelişki yaratılmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/15682 E. 2015/1946 K.
Ortak:delillerin toplanmaması · kamu düzeni · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda1- Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 1086 Sayılı HUMK'nun 376. maddesi (6100 Sayılı HMK'nun 186.maddesi) uyarınca, tarafların tüm «delilleri toplanıp» inceledikten ve «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 388. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 389. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ne var ki, uygulamada Yasa'nın 381/«son» fıkrası hükmüne dayanılarak, zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.
Ayrıca anılan husus «kamu düzeni» ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Benzer bu kararda1- Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 186. maddesi uyarınca, tarafların tüm «delilleri toplanıp» inceledikten ve «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 298. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 297. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ayrıca anılan husus «kamu düzeni» ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kanuni rehin hakkı · rehin hakkı · rehin · açılmamış sayılma
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; gemi üzerinde «kanuni rehin hakkı» tesisi talebinin alacaktan bağımsız olarak ileri sürelemeyeceği, davalılar ...hakkında açılan davaların takip edilmediği gerekçesiyle; davalı ... hakkındaki asıl ve birleşen davaların reddine, diğer davalılar hakkındaki davaların HMK'nın 150/5. maddesi gereğince «açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Somut olayda mahkemece, kısa kararda, “...davacının asıl ve birleşen davasının reddine...” karar verilmiş iken, gerekçeli kararda “...Asıl davada; 1-Davacının 3 nolu davalı ... hakkındaki davasının reddine, 2-1 nolu davalı ... hakkındaki davanın HMK 150/5.maddesi gereğince «açılmamış sayılmasına», 3-2 nolu davalı ... hakkındaki davanın HMK 150/5. maddesi gereğince açılmamış sayılmasına,...
Birleşen davada; 1-Davacının 1 nolu davalı ... hakkındaki davasının reddine, 2-2 nolu davalı ... hakkındaki davanın HMK 150/5.maddesi gereğince «açılmamış sayılmasına»,...” şeklinde hüküm kurulduğu görülmüştür.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/12933 E. 2010/4245 K.
Ortak:delillerin toplanmaması · kamu düzeni · iltibas · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda1- Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 1086 Sayılı HUMK'nun 376. maddesi (6100 Sayılı HMK'nun 186.maddesi) uyarınca, tarafların tüm «delilleri toplanıp» inceledikten ve «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 388. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 389. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
… u ve dosya kapsamına göre, davalıya ait 2008 21276 tescil numaralı marka ile davacıya ait markalar arasında, 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında benzerlik ve «iltibas» tehlikesi bulunmadığı, 35.08. alt grubundaki “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, kataloglar ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)” hizmetler yönünden davalı markasının tescili halinde 556 sayılı KHK’nın 8/4 hükmünde belirtilen «haksız rekabet» ihtimallerinin söz konusu olabileceği, ... kararının 35.08. alt grubundaki hizmetler yönünden iptali ve hükümsüzlük koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabu …
Ne var ki, uygulamada Yasa'nın 381/«son» fıkrası hükmüne dayanılarak, zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.
Benzer bu kararda1-Tarafların tüm «delilleri toplanıp», inceledikten ve HUMK’nun 376. maddesine göre, «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hakimin, aynı yasanın 388. maddesi uyarınca kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucu 389. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
… ka tescili ile kazanıldığı, bir markayı ihdas veya istimal eden ya da piyasada bilinen hale getiren kişinin o markanın gerçek hak sahipliğini de kazandığı, tescilin «üçüncü kişiler» bakımından açıklayıcı nitelikte olduğu, taraf markalarında bulunan "CHAOS" ibaresinin esaslı unsur olduğu, karşı davalı markasının karıştırılmaya ve «iltibasa» neden olacağı ve karşı davalının marka üzerinde öncelik hakkının bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ne var ki, uygulamada yasanın 381/«son» fıkrası hükmüne dayanılarak, zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip, tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:maddi hata · üçüncü kişi · dosya masrafı · ilan
Benzer bu kararda… anın kabulüne, 2004/08927 nolu BLACK CHAOS ibareli markanın 25. sınıf emtialara yönünden kısmen hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, karar kesinleştiğinde özetinin «masrafı» davalıdan alınmak suretiyle Türkiye genelinde yayın yapan tirajı yüksek üç büyük gazeteden birinde bir kez «ilanına»” karar verilmiş olmasına karşın, gerekçeli kararda, sadece asıl davanın reddine karşı davanın kabulüne karar verilmiş olup, kısa ve gerekçeli karar arasında farklı …
… ka tescili ile kazanıldığı, bir markayı ihdas veya istimal eden ya da piyasada bilinen hale getiren kişinin o markanın gerçek hak sahipliğini de kazandığı, tescilin «üçüncü kişiler» bakımından açıklayıcı nitelikte olduğu, taraf markalarında bulunan "CHAOS" ibaresinin esaslı unsur olduğu, karşı davalı markasının karıştırılmaya ve «iltibasa» neden olacağı ve karşı davalının marka üzerinde öncelik hakkının bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu farklılık ve çelişkinin, «maddi hataya» dayalı olduğunun kabulü ise mümkün değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/3301 E. 2013/19620 K.
Ortak:delillerin toplanmaması · kamu düzeni · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda1- Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 1086 Sayılı HUMK'nun 376. maddesi (6100 Sayılı HMK'nun 186.maddesi) uyarınca, tarafların tüm «delilleri toplanıp» inceledikten ve «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 388. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 389. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ne var ki, uygulamada Yasa'nın 381/«son» fıkrası hükmüne dayanılarak, zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.
Ayrıca anılan husus «kamu düzeni» ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Benzer bu kararda1- Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan HUMK'nun 376. maddesi (HMK'nun 186.maddesi) uyarınca, tarafların tüm «delilleri toplanıp» inceledikten ve «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 388. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 389. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının esas «taşıyıcı» olması nedeniyle «husumet itirazının» yerinde olmadığı, «son» iki bilirkişi raporundaki «kusur» oranları dikkate alınarak, davalının «hasarın» %50'sinden sorumlu olduğu gerekçesiyle, 8.675,84 TL'nin faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Ne var ki, uygulamada Yasa'nın 381/«son» fıkrası hükmüne dayanılarak, zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:husumet itirazı · kusur oranı · ticari faiz · taşıyıcı · kusur · hasar · avans faizi · husumet
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının esas «taşıyıcı» olması nedeniyle «husumet itirazının» yerinde olmadığı, «son» iki bilirkişi raporundaki «kusur» oranları dikkate alınarak, davalının «hasarın» %50'sinden sorumlu olduğu gerekçesiyle, 8.675,84 TL'nin faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Somut olayda ise, mahkemece, kısa kararda, "Davacının davasının kısmen kabulü ile , %50 «kusur oranına» göre davacının sigortalısına ödediği 8.675,84 TL'nin ödeme tarihi olan 06.03.2009 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin reddine" dendiği, gerekçeli karar da ise " Davacının davasının kısmen kabulü ile 8.675,84 TL'lik taleple bağlı kalınarak dava tarihinden itibaren «ticari faizi» ile birlikte davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine" ifadelerinin kullanıldığı görülmüştür.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/12941 E. 2010/11288 K.
Ortak:delillerin toplanmaması · kamu düzeni · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda1- Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 1086 Sayılı HUMK'nun 376. maddesi (6100 Sayılı HMK'nun 186.maddesi) uyarınca, tarafların tüm «delilleri toplanıp» inceledikten ve «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 388. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 389. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ne var ki, uygulamada Yasa'nın 381/«son» fıkrası hükmüne dayanılarak, zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.
Ayrıca anılan husus «kamu düzeni» ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Benzer bu kararda1-Tarafların tüm «delilleri toplanıp», inceledikten ve HUMK’nun 376 ncı maddesi göre, «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hakimin, aynı yasanın 388. maddesi uyarınca kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucu 389. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ne var ki, uygulamada yasanın 381/«son» fıkrası hükmüne dayanılarak, zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip, tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.
Ayrıca, anılan husus «kamu düzeni» ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pasif husumet ehliyeti · husumet ehliyeti · iş bölümü · pasif husumet · taraf ehliyeti · husumet
Benzer bu karardaMahkemece, dosya kapsamına göre, asıl davada davalı ... aleyhine açılan davanın «pasif husumet ehliyetinin» olmadığından reddine, diğer davalılar aleyhine açılan asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiştir.
Bu durumda, 10.04.1992 gün ve 1991/7 esas, 1992/4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme kararı çerçevesinde, kısa kararın bu «bölümü» ile bağlı kalınmadan, yeni bir kısa ve buna uygun gerekçeli karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
-
Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5807 E. 2013/20795 K.
Ortak:delillerin toplanmaması · kamu düzeni · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda1- Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 1086 Sayılı HUMK'nun 376. maddesi (6100 Sayılı HMK'nun 186.maddesi) uyarınca, tarafların tüm «delilleri toplanıp» inceledikten ve «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 388. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 389. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ne var ki, uygulamada Yasa'nın 381/«son» fıkrası hükmüne dayanılarak, zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.
Ayrıca anılan husus «kamu düzeni» ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Benzer bu kararda1- Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 Sayılı HMK'nın 186.maddesi uyarınca, tarafların tüm «delilleri toplanıp» incelendikten ve «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 298. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 297. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ayrıca anılan husus «kamu düzeni» ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kötüniyet tazminatı · kötü niyet tazminatı · kötü niyet · kötüniyet
Benzer bu karardaMahkemece iddia ve tüm dosya kapsamına göre, şirket borcu nedeni ile şirket yöneticisi aleyhinde takip yapıldığı, ancak şirket borcundan dolayı davacı aleyhine takip yapmanın mümkün olmadığı, davacının «kötüniyet tazminatına» ilişkin talebi ile ilgili olarak davalının açık bir «kötü niyetinin» ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kabulüne, «kötü niyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Somut olayda; davacı taraf, dava dilekçesinde davalının yaptığı icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitinin yanısıra «kötüniyet tazminatının» da tahsilini talep etmiş olup, mahkemece yapılan yargılama sonunda kısa kararda "davanın kabulüne" karar verilmek suretiyle kötüniyet tazminatının da kabulünü kapsayacak şekilde hüküm kurulmuştur.
Ancak gerekçeli kararın 4 nolu bendinde talep edilen «kötü niyet tazminatının» reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5328 E. 2013/20864 K.
Ortak:delillerin toplanmaması · kamu düzeni · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda1- Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 1086 Sayılı HUMK'nun 376. maddesi (6100 Sayılı HMK'nun 186.maddesi) uyarınca, tarafların tüm «delilleri toplanıp» inceledikten ve «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 388. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 389. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ne var ki, uygulamada Yasa'nın 381/«son» fıkrası hükmüne dayanılarak, zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.
Ayrıca anılan husus «kamu düzeni» ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Benzer bu karardaHüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nın 376. maddesi (6100 sayılı HMK'nın 186. maddesi) uyarınca, tarafların tüm «delilleri toplanıp» inceledikten ve «son» sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 388. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 389. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ne var ki, uygulamada Yasa'nın 381/«son» fıkrası hükmüne dayanılarak, zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.
Ayrıca anılan husus «kamu düzeni» ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ceza zamanaşımı · zamanaşımı
Benzer bu kararda… vunma ve dosya kapsamına göre, tecavüzün tespit edildiği tarih dikkate alındığında 818 sayılı BK'nın 60. maddesi uyarınca davanın açıldığı tarih itibariyle 1 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolduğu, Anayasa Mahkemesi'nin 03.01.2008 tarih 2005/15 Esas, 2008/2 sayılı kararıyla 556 sayılı KHK'nın 61-A-c maddesi iptal edildiğinden «ceza zamanaşımının» uygulanamayacağı, fazla hakların saklı tutulması beyanının zamanaşımını tek başına kesmeyeceği gerekçesiyle, ispat edilmeyen davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, mahkemece, kısa kararda sabit olmayan davanın reddine denmesine rağmen, gerekçeli kararda markaya tecavüz tarihi dikkate alındığında dava tarihi itibariyle dava «zamanaşımının» dolduğu, davalının süresinde yaptığı zamanaşımı itirazının kabul edildiği belirtilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/2056 E. , 2013/2394 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen .../05/2011 tarih ve 2010/42-2011/121 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 1968 yılından bu yana "VIP" unvanını kullandığını, “VIP” markasının müvekkili adına 1994 yılından itibaren 155162 ve 181082 sayı ile tescilli olduğunu, davalı ...'ın “DURMAZ VIP CENTER ALIŞVERİŞ MERKEZİ” markasını tescil ettirmek için başvurduğunu, müvekkilinin, tanınmış ve tescilli "VIP" markasına dayanarak davalı tarafın tescil talebinin reddi yönünde itirazda bulunduğunu, itirazlarının nihai olarak ... ... tarafından reddedildiğini ileri sürerek, 2009-M-6224 sayılı ret kararın 556 sayılı KHK’nın 53.maddesi delaletiyle “7/b”, “7-ı”, “8-a” ve “8/b”, 8/4 ve sair ilgili maddelerine istinaden iptaline, davalılardan ... adına 2008/21276 Kod numarası ile yapılan marka tescil başvurusunun reddedilmesine ve tescil edilmişse markanın hükümsüzlüğü ile terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, ... kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ..., davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalıya ait 2008 21276 tescil numaralı marka ile davacıya ait markalar arasında, 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında benzerlik ve iltibas tehlikesi bulunmadığı, 35.08. alt grubundaki “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, kataloglar ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)” hizmetler yönünden davalı markasının tescili halinde 556 sayılı KHK’nın 8/4 hükmünde belirtilen haksız rekabet ihtimallerinin söz konusu olabileceği, ... kararının 35.08.
alt grubundaki hizmetler yönünden iptali ve hükümsüzlük koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulu ile ... ...’nın 14/01/2010 tarih 2009/M-6224 sayılı kararının iptaline, davalı adına tescilli 2008/21276 kod nolu “DURMAZ VİP CENTER ALIŞ VERİŞ MERKEZİ” ibareli markanın tescilli olduğu 35.08 sınıf yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine [(35.08 alt gruptaki; müşterilerin malları elverişli birşekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, kataloglar ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)] karar verilmiştir.
Kararı, davalı ... vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 1086 Sayılı HUMK'nun 376. maddesi (6100 Sayılı HMK'nun 186.maddesi) uyarınca, tarafların tüm delilleri toplanıp inceledikten ve son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı Yasa'nın 388. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 389. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır. Ne var ki, uygulamada Yasa'nın 381/son fıkrası hükmüne dayanılarak, zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.
İşte bu gibi hallerde, HUMK'nun 389. maddesine (HMK'nun 297 nci maddesi) uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara uygun olarak gerekçeli kararın yazılması zorunludur. Esasen, kısa karar yazıp tefhim etmekle davadan el çekmiş olan hakimin, artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak yoktur. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması yargılamanın aleniyetine, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa'nın 141. maddesi ile HUMK'nun yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Aksi düşünce ve uygulama yargının, yargıcın ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.
Somut olayda ise mahkemece, kısa kararda, davalı adına tescilli markanın 35. sınıf hizmetleri yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verildiği halde, gerekçeli kararda 35.08. alt sınıftaki hizmetler bakımından kısmi hükümsüzlük kararı verilmiştir. Bu durum karşısında, kısa ve gerekçeli kararlar arasında çelişki oluştuğundan, mahkemece ....04.1992 gün ve 1992/7 esas, 1992/4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararı çerçevesinde, bu kısa kararla bağlı kalınmadan, yeni bir kısa ve buna uygun gerekçeli karar verilmek üzere hükmün davacı ve davalı ... yararına bozulması gerekmiştir.
...-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekili ve davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekili ve davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı ve davalı ... yararına BOZULMASINA, (...) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekili ve davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davacı ve davalı ...'ye iadesine, ....02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/482867200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz