6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/12941 E. 2010/11288 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
delillerin toplanmaması pasif husumet ehliyeti husumet ehliyeti iş bölümü pasif husumet kamu düzeni içtihadı birleştirme kararı taraf ehliyeti yükleten (shipper) husumet i̇i̇k 72/son

Atıf yapılan mevzuat: HUMK — HUMK 376HUMK 389

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, dosya kapsamına göre, asıl davada davalı ... aleyhine açılan davanın pasif husumet ehliyetinin olmadığından reddine, diğer davalılar aleyhine açılan asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiştir.

Kararı, asıl ve birleşen davada davalı ... vekili temyiz etmiştir.

1-Tarafların tüm delilleri toplanıp, inceledikten ve HUMK’nun 376 ncı maddesi göre, son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hakimin, aynı yasanın 388. maddesi uyarınca kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucu 389. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır. Ne var ki, uygulamada yasanın 381/son fıkrası hükmüne dayanılarak, zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip, tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.

İşte bu gibi hallerde, HUMK’nun 389. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyeti ve hukuki varlık kazanan kısa karara uygun olarak gerekçeli kararın yazılması zorunludur. Esasen, kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan el çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak bulunmamaktadır. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili ya da farklı olması yargılamanın aleniyetine, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa’nın 141. maddesi ile HUMK’nun yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca, anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksi düşünce ve uygulama yargının, yargıcın ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile bağdaşmaz.

Somut olayda, 8.297,33 TL'lık kısmının davalı ... ve ...'dan 24.891,99 TL'lık kısmının ise davalı ... ve birleşen dosyada davalı ...'tan ....tahsiline karar verilmişken, gerekçeli kararda tedavi gideri olarak toplam 2.886,29 TL ile davacı zararı olarak 30.303,04 TL'nın tahsili yönünde hüküm tesis edilmiş olup, kısa ve gerekçeli karar arasında farklılık ve çelişki yaratılmıştır. Bu durumda, 10.04.1992 gün ve 1991/7 esas, 1992/4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme kararı çerçevesinde, kısa kararın bu bölümü ile bağlı kalınmadan, yeni bir kısa ve buna uygun gerekçeli karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.

2-Öte yandan, asıl ve iki adet birleşen dava olmak üzere üç dava olduğuna göre, mahkemece her dava için ayrı hüküm kurulması gerekirken, bu hususun nazara alınmaması doğru olmamıştır.

3-Bozma neden ve şekline göre, asıl ve birleşen davada davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Manevi Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/9274 E. 2012/16322 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Ticari Şirket Feshi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/8822 E. 2010/957 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Marka hükümsüzlüğü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/12933 E. 2010/4245 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

5 benzer karar daha
  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/3301 E. 2013/19620 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/15682 E. 2015/1946 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5328 E. 2013/20864 K.

    Ortak: · Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Menfi Tespit

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/499 E. 2014/8224 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/12627 E. 2016/1599 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2009/12941 E.  ,  2010/11288 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi

1-BİRLEŞEN DAVA : Antalya Asliye 2. Hukuk Mahkemesi

SAYISI 2008/13 - 2008/1

2-BİRLEŞEN DAVA : Antalya Asliye 7.Hukuk Mahkemesi

SAYISI 2005/148 - 119

Taraflar arasında görülen davada Antalya 7. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30.10.2008 tarih ve 2005/70 - 2008/298 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl ve birleşen davada davalı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Asıl ve birleşen davalarda davacı vekili, müvekkilinin davalılardan ...'in işleteni,...'ın sürücüsü olduğu araçla yolculuk yaptığı sırada, asıl davada davalılardan ...'nın işleteni, ...'un sürücüsü, birleşen davada ise aracı noter senedi ile satın alan davalı ...'nin işleteni olduğu aracın çarpışması sonucunda yaralandığını, tedavi giderinin olduğunu, işgörmezlik durumunun doğduğunu ve olay tarihi itibariyle evlenmeyen davacının büyük acı çektiğini ileri sürerek, asıl ve davalı ... aleyhine açılan birleşen davada 2.886,78 TL tedavi gideri ile 4.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini, birleşen davada ise 30.302,55 TL işgörmezlik tazminatının davalı ... dışındaki davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılardan ... vekili, müvekkilinin kusurunun olmadığını, ...vekili ise, müvekkilinin olay tarihinden önce aracı noter senedi aracı devrettiğini savunarak, davanın reddini istemişler, diğer davalılar davaya yanıt vermemişlerdir.

Mahkemece, dosya kapsamına göre, asıl davada davalı ... aleyhine açılan davanın pasif husumet ehliyetinin olmadığından reddine, diğer davalılar aleyhine açılan asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiştir.

Kararı, asıl ve birleşen davada davalı ... vekili temyiz etmiştir.

1-Tarafların tüm delilleri toplanıp, inceledikten ve HUMK’nun 376 ncı maddesi göre, son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hakimin, aynı yasanın 388. maddesi uyarınca kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucu 389. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır. Ne var ki, uygulamada yasanın 381/son fıkrası hükmüne dayanılarak, zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip, tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.

İşte bu gibi hallerde, HUMK’nun 389. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyeti ve hukuki varlık kazanan kısa karara uygun olarak gerekçeli kararın yazılması zorunludur. Esasen, kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan el çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak bulunmamaktadır. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili ya da farklı olması yargılamanın aleniyetine, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa’nın 141. maddesi ile HUMK’nun yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca, anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.

Aksi düşünce ve uygulama yargının, yargıcın ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile bağdaşmaz.

Somut olayda, 8.297,33 TL'lık kısmının davalı ... ve ...'dan 24.891,99 TL'lık kısmının ise davalı ... ve birleşen dosyada davalı ...'tan ....tahsiline karar verilmişken, gerekçeli kararda tedavi gideri olarak toplam 2.886,29 TL ile davacı zararı olarak 30.303,04 TL'nın tahsili yönünde hüküm tesis edilmiş olup, kısa ve gerekçeli karar arasında farklılık ve çelişki yaratılmıştır. Bu durumda, 10.04.1992 gün ve 1991/7 esas, 1992/4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme kararı çerçevesinde, kısa kararın bu bölümü ile bağlı kalınmadan, yeni bir kısa ve buna uygun gerekçeli karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.

2-Öte yandan, asıl ve iki adet birleşen dava olmak üzere üç dava olduğuna göre, mahkemece her dava için ayrı hüküm kurulması gerekirken, bu hususun nazara alınmaması doğru olmamıştır.

3-Bozma neden ve şekline göre, asıl ve birleşen davada davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda 1 ve 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, 3 nolu bentte açıklanan nedenlerle, diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1042559900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.