Şube tescili
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/4049 E. 2019/1054 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
resen inceleme↗ hmk 222↗ hayat sigortası↗ ticaret sicili tescili↗ tanıma↗ ticari defter↗ ticaret sicili↗ sigorta poliçesi↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davaya konu irtibat bürosunun merkezden ayrı olarak kendi başına müşterilere hayat sigortası poliçesi teklif edip kabul etmediği, büroda poliçe tanzim edilmediği, ofisin şube olarak tescilinin yapılamayacağı, davalı şirket kayıtlarının delil olarak dayanılmaması nedeniyle incelenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
... Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davacı vekilinin istinaf başvurusunun, davacının delil olarak davalının kayıtlarına dayanmadığı, kanunda belirtilen süreden sonra delil gösterilemeyeceği, dosyada mevcut delil durumu ve tespitler itibariyle Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 118/1. maddesi uyarınca davaya konu irtibat bürosunun kendi başına sınai veya ticari faaliyetin yürüttüğünün ispat edilemediği, ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden kanuna uygun olduğu gerekçesiyle esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, dava konusu yerin şube olarak ticaret siciline tescili istemine ilişkindir. Şube bir merkeze bağlı olduğu halde, ister merkezin bulunduğu odanın, ister başka odanın çalışma alanı içinde olan, müstakil sermayesi ve müstakil muhasebesi bulunan ve/veya muhasebesi merkezde tutulduğu ve müstakil sermayesi bulunmadığı halde, kendi başına sınaî faaliyet ve ticarî muamele yapan yerler ve satış mağazaları olup, buna göre şubenin unsurları 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 9. maddesinde yapılan tanımda ve Ticaret Sicil Tüzüğü'nün 118. maddesinde belirlenmiştir. Bu belirlemeye göre, şubenin unsurları; merkeze bağlı olmak, dış ilişkilerde bağımsızlık, faaliyet yönünden merkezle benzerlik, aynı kişiye ait olma, idare ve mekanın ayrılığı, ayrı muhasebeye sahip olması ve muhasebenin şubede tutulması zorunluluğunun bulunmaması, ayrı bir sermaye tahsisi zorunluluğunun bulunmamasıdır. Bu bağlamda davalı yerin şube sayılıp sayılamayacağının belirlenmesinde, belirtilen unsurların delillendirilmesi zorunluluğu ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle 6102 sayılı ...'nın 83. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 222/1. maddesi uyarınca mahkemece, davalının ticari defterlerinin resen incelenip yukarıda belirtilen unsurların gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Şube tescili 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4050 E. 2019/2429 K.
Ortak:resen inceleme · ticaret sicili tescili · tanıma · ticari defter · ticaret sicili · e-defter · Şube tescili
İncelediğiniz karardaBu nedenle 6102 sayılı ...'nın 83. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 222/1. maddesi uyarınca mahkemece, davalının «ticari defterlerinin» «resen incelenip» yukarıda belirtilen unsurların gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Dava, dava konusu yerin şube olarak «ticaret siciline tescili» istemine ilişkindir.
… n yerler ve satış mağazaları olup, buna göre şubenin unsurları 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 9. maddesinde yapılan «tanımda» ve Ticaret Sicil Tüzüğü'nün 118. maddesinde belirlenmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle 6102 sayılı TTK'nın 83. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 222/1. maddesi uyarınca mahkemece, davalının sigorta şirketinin genel merkez «ticari defterlerinin» «resen incelenip» yukarıda belirtilen unsurların gerçekleşip gerçekleşmediğinin, bölge müdürlüğünün poliçe düzenleyip düzenlemediğinin ve 3.kişilerle bağımsız ticari faaliyet yürütü …
Dava, dava konusu yerin şube olarak «ticaret siciline tescili» istemine ilişkindir.
… n yerler ve satış mağazaları olup, buna göre şubenin unsurları 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 9. maddesinde yapılan «tanımda» ve Ticaret Sicil Tüzüğü'nün 118. maddesinde belirlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8354 E. 2013/21924 K.
Ortak:ticaret sicili tescili · ticari defter · ticaret sicili · e-defter
İncelediğiniz karardaDava, dava konusu yerin şube olarak «ticaret siciline tescili» istemine ilişkindir.
Bu nedenle 6102 sayılı ...'nın 83. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 222/1. maddesi uyarınca mahkemece, davalının «ticari defterlerinin» «resen incelenip» yukarıda belirtilen unsurların gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece yapılan yargılama sonunda iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirkete ait satış mağazasının tek başına ticari faaliyette bulunduğu, mağazanın şube niteliğinde olduğu ve «ticaret siciline tescilinin» kanunen zorunlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava, Ticaret Sicili Memurluğu’nca yapılan «ihtara» rağmen satış mağazasının «ticaret siciline tescil» ettirilmemesi sebebiyle resen tescil istemine ilişkindir.
… ticari faaliyette bulunduğu ve mağazanın şube niteliğinde olduğu kabul edilmiş ise de, sözkonusu mağazanın yukarıda belirtilen kanun hükmü karşısında şube niteliği «taşıyıp» taşımadığının tespiti yönünden davalının «ticari defterleri» ile mağazanın «yetki» ve işlemleri incelenmeksizin ve gerekirse konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmaksızın «eksik inceleme» ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taşıyıcı · ihtar · yetki · eksik inceleme
Benzer bu kararda… ticari faaliyette bulunduğu ve mağazanın şube niteliğinde olduğu kabul edilmiş ise de, sözkonusu mağazanın yukarıda belirtilen kanun hükmü karşısında şube niteliği «taşıyıp» taşımadığının tespiti yönünden davalının «ticari defterleri» ile mağazanın «yetki» ve işlemleri incelenmeksizin ve gerekirse konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmaksızın «eksik inceleme» ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Dava, Ticaret Sicili Memurluğu’nca yapılan «ihtara» rağmen satış mağazasının «ticaret siciline tescil» ettirilmemesi sebebiyle resen tescil istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8443 E. 2018/1745 K.
Ortak:tanıma · ticaret sicili · e-defter
İncelediğiniz karardaDava, dava konusu yerin şube olarak «ticaret siciline tescili» istemine ilişkindir.
… n yerler ve satış mağazaları olup, buna göre şubenin unsurları 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 9. maddesinde yapılan «tanımda» ve Ticaret Sicil Tüzüğü'nün 118. maddesinde belirlenmiştir.
Bu nedenle 6102 sayılı ...'nın 83. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 222/1. maddesi uyarınca mahkemece, davalının «ticari defterlerinin» «resen incelenip» yukarıda belirtilen unsurların gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, ...’da şubenin «tanımının» yapılmadığı ancak 5174 Sayılı Kanunda şubenin tanımlanmış olduğu, bu Kanun’un 9/.... maddesine göre "Bir merkeze bağlı olduğu halde, ister merkezin bulunduğu odanı …
Türk Ticaret Kanunu şube «tanımına» yer vermemiş olmakla birlikte, 5174 Sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun 9. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca "bir merkeze …
… in merkezden yürütüldüğü, dava konusu birimin bağımsız hareket kabiliyeti olmadığı belirtilmiş olup, mahkemece yazılan müzekkere cevabında ise muhasebe kayıtlarının «şirket merkezinde» tek bir «defterde» tutulduğu, ... birimine ait olarak ayrıca bir muhasebe «kaydının» olmadığının bildirildiği anlaşılmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirket merkezi mahkemesi · cy/cy kaydı
Benzer bu kararda… in merkezden yürütüldüğü, dava konusu birimin bağımsız hareket kabiliyeti olmadığı belirtilmiş olup, mahkemece yazılan müzekkere cevabında ise muhasebe kayıtlarının «şirket merkezinde» tek bir «defterde» tutulduğu, ... birimine ait olarak ayrıca bir muhasebe «kaydının» olmadığının bildirildiği anlaşılmıştır.
… davalının ... ilçesinde bulunan biriminin dış ilişkilerde merkezden bağımsız olmadığı, kendi başına ticari faaliyette bulunmadığı, ayrı bir sermayesinin ve muhasebe «kaydının» söz konusu olmadığı gözetilerek, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış hükmün davalı …
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/8181 E. 2016/2272 K.
Ortak:ticaret sicili tescili · ticari defter · ticaret sicili · e-defter
İncelediğiniz karardaDava, dava konusu yerin şube olarak «ticaret siciline tescili» istemine ilişkindir.
Bu nedenle 6102 sayılı ...'nın 83. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 222/1. maddesi uyarınca mahkemece, davalının «ticari defterlerinin» «resen incelenip» yukarıda belirtilen unsurların gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaMemurluğu’nca yapılan «ihtara» rağmen davalıya ait fabrikanın «ticaret siciline tescil» ettirilmemesi sebebiyle resen tescil istemine ilişkindir.
… in şube vasfının bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de, sözkonusu mağazanın yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri karşısında şube niteliği «taşıyıp» taşımadığının tespiti yönünden davalının «ticari defterleri», fabrikanın «yetki», işlem, üretim ve satış faaliyetlerinin mahallinde uzman bilirkişi heyeti marifetiyle yapılacak «keşif» ile tespiti ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:keşif · taşıyıcı · ihtar · yetki · eksik inceleme
Benzer bu kararda… in şube vasfının bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de, sözkonusu mağazanın yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri karşısında şube niteliği «taşıyıp» taşımadığının tespiti yönünden davalının «ticari defterleri», fabrikanın «yetki», işlem, üretim ve satış faaliyetlerinin mahallinde uzman bilirkişi heyeti marifetiyle yapılacak «keşif» ile tespiti ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Memurluğu’nca yapılan «ihtara» rağmen davalıya ait fabrikanın «ticaret siciline tescil» ettirilmemesi sebebiyle resen tescil istemine ilişkindir.
-
Menfi tespit | Şube tesciline karar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/582 E. 2020/4446 K.
Ortak:tanıma
İncelediğiniz kararda… n yerler ve satış mağazaları olup, buna göre şubenin unsurları 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 9. maddesinde yapılan «tanımda» ve Ticaret Sicil Tüzüğü'nün 118. maddesinde belirlenmiştir.
Benzer bu karardaTürk Ticaret Kanunu şube «tanımına» yer vermemiş olmakla birlikte, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun 9. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca "bir merkeze …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:cy/cy kaydı · eksik inceleme
Benzer bu kararda… ar verilmişse de, bu birimin dış ilişkilerde merkezden bağımsız olup olmadığı, kendi başına ticari faaliyette bulunup bulunmadığı, ayrı bir sermayesinin ve muhasebe «kaydının» söz konusu olup olmadığı, çalışanların alımı, maaş ödemeleri, işten çıkarılmaları vb. işlemlerin merkezden mi yoksa şubeden mi yapıldığı, ticari işlemlerin nereden yürütüldüğüne dair gerekli araştırmalar yapılmadan «eksik inceleme» ile karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
-
Ticaret Sicili Memurunun Kararına İtiraz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8578 E. 2018/2027 K.
Ortak:ticaret sicili tescili · tanıma · ticaret sicili
İncelediğiniz karardaDava, dava konusu yerin şube olarak «ticaret siciline tescili» istemine ilişkindir.
… n yerler ve satış mağazaları olup, buna göre şubenin unsurları 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 9. maddesinde yapılan «tanımda» ve Ticaret Sicil Tüzüğü'nün 118. maddesinde belirlenmiştir.
Benzer bu karardaTicaret Sicil Memurluğunca tescil için yapılan davete rağmen tescilin yapılmadığı, ...'nin 42 maddesi gereğince merkezi Türkiye de bulunan «ticari işletmelerin» şubelerinin bulundukları yerin «ticaret siciline tescil» ve «ilan» olması gerekti, ...
Hidroelektrik Santrali işletmesinin şube olarak Ticaret Sicili Memurunca «ticaret siciline» kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Türk Ticaret Kanunu şube «tanımına» yer vermemiş olmakla birlikte, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun 9. maddesinin ikinci fıkrasında uyarınca "bir merke …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari işletme · ilan · cy/cy kaydı · eksik inceleme
Benzer bu karardaTicaret Sicil Memurluğunca tescil için yapılan davete rağmen tescilin yapılmadığı, ...'nin 42 maddesi gereğince merkezi Türkiye de bulunan «ticari işletmelerin» şubelerinin bulundukları yerin «ticaret siciline tescil» ve «ilan» olması gerekti, ...
… ar verilmişse de, bu birimin dış ilişkilerde merkezden bağımsız olup olmadığı, kendi başına ticari faaliyette bulunup bulunmadığı, ayrı bir sermayesinin ve muhasebe «kaydının» söz konusu olup olmadığı, çalışanların alımı, maaş ödemeleri, işten çıkarılmaları vb. işlemlerin merkezden mi yoksa şubeden mi yapıldığı, ticari işlemlerin nereden yürütüldüğüne dair gerekli araştırmalar yapılmadan «eksik inceleme» ile karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6531 E. 2023/1016 K.
Ortak:ticaret sicili tescili · tanıma · ticari defter · ticaret sicili · istinaf yoluna başvurulabilirlik · e-defter
İncelediğiniz karardaDava, dava konusu yerin şube olarak «ticaret siciline tescili» istemine ilişkindir.
Bu nedenle 6102 sayılı ...'nın 83. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 222/1. maddesi uyarınca mahkemece, davalının «ticari defterlerinin» «resen incelenip» yukarıda belirtilen unsurların gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Karara karşı davacı tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur». ...
Benzer bu kararda… ığını, müvekkili şirketin Posta Hizmetleri Kanunu kapsamında posta sektöründe faaliyet göstermek üzere yetkilendirilmiş bir hizmet sağlayıcısı olduğunu, davaya konu «acente» işyerinde müvekkili şirketin kurumsal ambleminin logosunun bulunmasının yasal bir zorunluluk olduğunu, «acentelik» faaliyetlerinin icrasında acentelik faaliyeti yürüten «ticari işletme» ile ticari unvan ve marka kullanım anlaşması yapılmasının zorunlu olduğunu, bu kapsamda dava dışı acente ile müvekkili şirket arasında «ticaret unvan» ve marka kullanım anlaşması yapıldığı ve dava dışı acente tarafından 24.03.2015 tarihinde, 7.000,00 TL isim hakkı bedelinin müvekkili şirket hesabına yatırılmak suretiyle ödendiğini, bu uygulamanın tüm kargo işletmeciliğinde aynı olduğunu, yerel Mahkemenin bağımsızlık unsurundan yola çıkarak dava dışı acente olan...'a ait işyerinin bağımsız olmadığı ve şube olarak tescil edilmesi gerektiği yönündeki tespit ve kanaatine varılmasının mümkün olmadığını, ...'na 12.10.2012 tarihinde 12300 oda sicil numarası tescil edilmiş olarak gösterilen bir iş yeri olduğunu, işveren sıfatına «haciz» olan acentenin işyerine ait tüm yönetim hakkını tek başına kullanma hakkına sahip olan bir «tüzel kişilik» olduğunu, dava dışı acenteye davanın «ihbar» edilmesi taleplerinin reddedildiği için ayrı bir tüzel kişiliği olan ve tescilli bir ticari işletme olarak faaliyet gösteren acentenin haberi bile olmaksızın ticari faaliyetinin sona erdirilmesinin Anayasal hakkı olan mülkiyet hakkının ihlal edilmesi anlamına geldiğini, ticari faaliyetini acentelik üzerinden yürütme tercihini kullanan müvekkili şirketin de ticari faaliyetine müdahale anlamına geldiğini, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunu hazırlayan bilirkişinin ihtilaf konusunda uzmanlığı bulunmadığı gibi Mahkemece söz konusu iş yerinin hukuki durumunun tespiti için müvekkilinin ve dava dışı acentenin «ticari defterleri incelenmeksizin» «eksik incelemeye» dayalı olarak karar verildiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, dava dilekçesinde belirtilen adreste faaliyet gösteren iş yerinin davalı şirketin şubesi olup olmadığı ve bu sıfatla «ticaret sicile tescil» edilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
Değerlendirme 1.Dava, dava konusu iş yerinin şube olarak «ticaret siciline tescili» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:acentelik ilişkisi · ticari defter incelemesi · acentelik sözleşmesi · keşif · ticari işletme · acente · acentelik · ticaret unvanı
Benzer bu kararda… ığını, müvekkili şirketin Posta Hizmetleri Kanunu kapsamında posta sektöründe faaliyet göstermek üzere yetkilendirilmiş bir hizmet sağlayıcısı olduğunu, davaya konu «acente» işyerinde müvekkili şirketin kurumsal ambleminin logosunun bulunmasının yasal bir zorunluluk olduğunu, «acentelik» faaliyetlerinin icrasında acentelik faaliyeti yürüten «ticari işletme» ile ticari unvan ve marka kullanım anlaşması yapılmasının zorunlu olduğunu, bu kapsamda dava dışı acente ile müvekkili şirket arasında «ticaret unvan» ve marka kullanım anlaşması yapıldığı ve dava dışı acente tarafından 24.03.2015 tarihinde, 7.000,00 TL isim hakkı bedelinin müvekkili şirket hesabına yatırılmak suretiyle ödendiğini, bu uygulamanın tüm kargo işletmeciliğinde aynı olduğunu, yerel Mahkemenin bağımsızlık unsurundan yola çıkarak dava dışı acente olan...'a ait işyerinin bağımsız olmadığı ve şube olarak tescil edilmesi gerektiği yönündeki tespit ve kanaatine varılmasının mümkün olmadığını, ...'na 12.10.2012 tarihinde 12300 oda sicil numarası tescil edilmiş olarak gösterilen bir iş yeri olduğunu, işveren sıfatına «haciz» olan acentenin işyerine ait tüm yönetim hakkını tek başına kullanma hakkına sahip olan bir «tüzel kişilik» olduğunu, dava dışı acenteye davanın «ihbar» edilmesi taleplerinin reddedildiği için ayrı bir tüzel kişiliği olan ve tescilli bir ticari işletme olarak faaliyet gösteren acentenin haberi bile olmaksızın ticari faaliyetinin sona erdirilmesinin Anayasal hakkı olan mülkiyet hakkının ihlal edilmesi anlamına geldiğini, ticari faaliyetini acentelik üzerinden yürütme tercihini kullanan müvekkili şirketin de ticari faaliyetine müdahale anlamına geldiğini, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunu hazırlayan bilirkişinin ihtilaf konusunda uzmanlığı bulunmadığı gibi Mahkemece söz konusu iş yerinin hukuki durumunun tespiti için müvekkilinin ve dava dışı acentenin «ticari defterleri incelenmeksizin» «eksik incelemeye» dayalı olarak karar verildiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu adreste «keşif» icra edildiği, keşfe gidilen iş yerinin tabelasının "Aras Kargo Sütçü İmam" ibarelerini içerdiği, iş yeri içerisinde bulunan kargo poşetleri, kutuları, etiketlerinin tümünde Aras Kargo ibaresinin bulunduğu, keza işyerinin duvarlarında asılı panolarda ve vitrin camında Aras Kargo ürün ve hizmetlerinin reklamlarının yer aldığı, her ne kadar davalı ile dava dışı... arasında «acentelik sözleşmesi» bulunsa ve adı geçen kişi yurt içi kargo taşımacılığı alanında faaliyette bulunma «yetkisini» havi G3 isimli belgenin sahibi olsa da, iş yerindeki faaliyetin merkeze bağlı olarak davalı şirketin onay, emir ve talimatına tabî olarak sürdürüldüğü, iş yerini müşteriler ile hukuki sonuç doğuran işlemler yaparak dış ilişkilerde bağımsız davrandığı, iş yerinde gerçekleştirilen ticari faaliyetin davalı şirketin iştigal ettiği faaliyet konusuyla aynı olduğu, taraflar arasındaki sözleşmeyle muhasebe kayıtlarının davalı şirketin onayladığı serbest muhasebeci ve mali müşavir tarafından tutulmasının kararlaştırıldığı, tüm bu hususlar gözetildiğinde söz konusu iş yerinin şube olarak kabul edilebilmesi için aranan tüm şartlara sahip olduğu, keza belirtilen hususlar karşısında bağımsızlık koşulu gerçekleşmediğinden «acente» olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlgili Hukuk 6102 sayılı Kanun'un 33 üncü ve «acentelik ilişkisine» ilişkin 102 nci vd. maddeleri, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun (5174 sayılı Kanun) 9 uncu maddesinin ikinci fıkrası, Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 118 ve 119 uncu maddeleri.
3.Mahkemece, davalı tarafın «acentesi» olduğunu savunduğu işletmenin davalının şubesi olarak hareket ettiğinden bahisle davanın kabulüne karar verilmişse de, bu birimin dış ilişkilerde merkezden bağımsız olup olmadığı, kendi başına ticari faaliyette bulunup bulunmadığı, ayrı bir sermayesinin ve muhasebe «kaydının» olup olmadığı, çalışanların işe alımı, maaş ödemeleri, işten çıkarmalar vb. işlemlerin merkezden mi; yoksa şubeden mi yapıldığı, ticari işlemlerin nereden yürütüld …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/4049 E. , 2019/1054 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada ... .... Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 16/02/2017 tarih ve 2015/2225 E. - 2017/241 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 29/06/2017 tarih ve 2017/669-2017/714 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davalının .../... adresinde açtığı yerini şube olarak tescil ettirmesi için talepte bulunulduğunu, Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 118. maddesine göre şubenin tescilinin gerektiğini, kendi başına sınai veya ticari faaliyetin yürütüldüğü yerin şube olduğunu, davalının önceki şubesini kapattığını, halen ... İlinde başka şubesinin bulunmadığını, sigorta şirketlerinin illerdeki bölge müdürlüklerinin şubelerin yaptığı işlemleri yaptığını ileri sürerek davalının .../... adresinde faaliyet gösteren yerinin şube olarak tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; .../...'da faaliyet gösteren yerin irtibat ofisi olduğunu, şube vasfında olmadığını, ayrı bir muhasebesi ve sermayesi olmadığını, kendi başına bağımsız ticari faaliyette bulunmadığını, hayat sigortası ve bireysel emeklilik sözleşmelerinin tanıtımını ve tekliflerini alan kadronun ofis işlerini yürüttüğünü, irtibat ofislerinin teklifleri değerlendirme ve kabul yetkisi olmadığını, sözleşmelerin sisteme girişlerinin ve prim tahsilatlarının merkezden yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davaya konu irtibat bürosunun merkezden ayrı olarak kendi başına müşterilere hayat sigortası poliçesi teklif edip kabul etmediği, büroda poliçe tanzim edilmediği, ofisin şube olarak tescilinin yapılamayacağı, davalı şirket kayıtlarının delil olarak dayanılmaması nedeniyle incelenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
... Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davacı vekilinin istinaf başvurusunun, davacının delil olarak davalının kayıtlarına dayanmadığı, kanunda belirtilen süreden sonra delil gösterilemeyeceği, dosyada mevcut delil durumu ve tespitler itibariyle Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 118/1. maddesi uyarınca davaya konu irtibat bürosunun kendi başına sınai veya ticari faaliyetin yürüttüğünün ispat edilemediği, ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden kanuna uygun olduğu gerekçesiyle esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, dava konusu yerin şube olarak ticaret siciline tescili istemine ilişkindir. Şube bir merkeze bağlı olduğu halde, ister merkezin bulunduğu odanın, ister başka odanın çalışma alanı içinde olan, müstakil sermayesi ve müstakil muhasebesi bulunan ve/veya muhasebesi merkezde tutulduğu ve müstakil sermayesi bulunmadığı halde, kendi başına sınaî faaliyet ve ticarî muamele yapan yerler ve satış mağazaları olup, buna göre şubenin unsurları 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 9. maddesinde yapılan tanımda ve Ticaret Sicil Tüzüğü'nün 118. maddesinde belirlenmiştir. Bu belirlemeye göre, şubenin unsurları; merkeze bağlı olmak, dış ilişkilerde bağımsızlık, faaliyet yönünden merkezle benzerlik, aynı kişiye ait olma, idare ve mekanın ayrılığı, ayrı muhasebeye sahip olması ve muhasebenin şubede tutulması zorunluluğunun bulunmaması, ayrı bir sermaye tahsisi zorunluluğunun bulunmamasıdır.
Bu bağlamda davalı yerin şube sayılıp sayılamayacağının belirlenmesinde, belirtilen unsurların delillendirilmesi zorunluluğu ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle 6102 sayılı ...'nın 83. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 222/1. maddesi uyarınca mahkemece, davalının ticari defterlerinin resen incelenip yukarıda belirtilen unsurların gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 11.02.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/480858800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz