Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/88 E. 2018/6188 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
- Zamanaşımı
- bir yıl
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
dürüstlük kuralına aykırılık↗ ön inceleme aşaması↗ kâr payı dağıtımı↗ ceza zamanaşımı↗ davanın açılmamış sayılması↗ zamanaşımı def'i↗ açılmamış sayılma↗ dürüstlük kuralı↗ dolandırıcılık↗ def'i↗ kâr dağıtımı↗ ortaklık ilişkisi↗ haksız fiil↗ kâr payı↗ yetki↗ ıslah↗ taahhütname↗ yetkisizlik kararı↗ zamanaşımı↗ ibraz↗ teslim↗ e-defter↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından daha önce davalılar aleyhinde 14.08.2008 tarihinde aynı hukuki ilişkiye dayanılarak ... Asliye 1. Ticaret Mahkemesinin 2011/513 esas (eski esas: 2008/697)
sayılı dosyada dava açtığı, bu davanın yapılan yargılaması sonucunda yetkisizlik kararı verildiği, verilen kararın 28.11.2011 tarihinde kesinleştiği, dosyanın yetkili ve görevli mahkemeye intikal ettirilmemesi nedeniyle ....2015 tarihinde davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, haksız fiile dayalı alacak davalarında dava zamanaşımının bir yıl olarak düzenlendiği, davacının davaya konu ettiği alacağın kendisinden haksız olarak kandırılmak suretiyle alındığına 14.08.2008 tarihinde vakıf olduğu, bu tarihten itibaren 1 yıllık süre içerisinde davanın açılması gerektiği, ancak davacının 14.08.2008 tarihinden yaklaşık 7 yıl geçtikten sonra açtığı gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve katılma yoluyla davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davacı tarafça daha önce davalılar aleyhinde aynı hukuki ilişkiye dayalı olarak dava açıldığı, davacının davaya konu alacağın kendisinden haksız olarak alındığını yaklaşık olarak 7 yıl önce öğrendiği gerekçesiyle davanın zamanaşımından reddine karar verilmiştir.
Dairemize intikal eden emsal dosyalardan bilindiği üzere, ... 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde ve ... .... Ağır Ceza Mahkemesi'nde davalı şirketlerin yöneticileri suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve dolandırıcılık suçlarından yargılanmış, her iki kamu davasında da zamanaşımı nedeni ile ortadan kaldırma kararları verilmiştir. (... 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ....03.2011 gün ve 2007/155 E.-2011/127 K. sayılı kamu davasının düşürülmesine dair kararı Yargıtay .... Ceza Dairesi'nin ....11.2012 gün ve 2012/13279 E.-44069 K. sayılı kararı ile onanmış, ... .... Ağır Ceza Mahkemesi'nin 08.11.2006 gün ve 2003/145 E.-2006/323 K. sayılı beraat kararı Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 31...2007 gün ve 2007/4622 E.-9553 K. sayılı kararı ile kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılması gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur). ... 1. Ağır Ceza Mahkemesi dosyasında düzenlenen iddianamede ve dayanak 07.09.1999 tarihli denetim raporunda, şirketin yasal defter ve kayıtlarında görülmesine rağmen 1995, 1996, 1997 yıllarında ortak olmak amacıyla para toplanan tasarruf sahiplerine ... Markı bazında sırayla yıllık %18, %18 ve %20 oranında kâr payı dağıtımlarının şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu, Holding tarafından tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, Holding'in aracı rol üstlendiği ancak böyle bir yetki belgesinin olmadığı, ... Holding A.Ş.'nin geçmiş yıllara ait mali tablolarına göre şirketlerin yüklü miktarlarda zarar ettikleri, faaliyet kârı olmamasına rağmen kâr payları dağıttıkları tespitlerine yer verilmiştir.
BK'nın 53. maddesi uyarınca zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma kararı kesinleşmiş bir ceza hükmü olmadığından hukuk hakimini bağlamaz. Ancak hukuk hakiminin ceza dosyasındaki delilleri de değerlendirerek neticeye varması gereklidir. Somut uyuşmazlıkta da mahkemece bu husus nazara alınarak, ceza dosyalarında alınan bilirkişi raporlarında tespit edilen maddi vakaların neler olduğunun belirlenmesi, tespit edilen maddi vakıalar varsa, bu maddi vakıaların dosyada mevcut, davacı tarafından ibraz edilen deliller ile birlikte değerlendirilerek davacının uğradığını iddia ettiği zarardan davalıların sorumlu olup olmayacağının saptanması, her bir davalının hukuki durumunun ve davalılar vekilinin zamanaşımı def'inin buna göre tayin ve takdir edilmesi gereklidir.
Her ne kadar bir borçlunun borcunun zamanaşımına uğradığını ileri sürmesi ve bu yolla borcunu ödemekten kaçınması, tüm çağdaş hukuk sistemlerinde olduğu gibi Türk hukuku bakımından da kanunen kendisine tanınan bir hak olup, zamanaşımı def'inin ileri sürülmesi tek başına borçlunun dürüstlüğe aykırı bir davranışı olarak kabul edilemez ise de bazı hallerde zamanaşımı def'inin ileri sürülmesi dürüstlük kuralıyla bağdaşmayabilir (K.Oğuzman, T.Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler 2009, s. 482). Zamanaşımı def'inin ileri sürülmesinin hangi hallerde dürüstlük kuralına aykırı bulunduğu hususunda normatif bir düzenleme bulunmadığından, bu hususun varit olup olmadığının her somut uyuşmazlığın özellikleri nazara alınarak değerlendirilmesi gerekir.
Bilimsel ve yargısal içtihatlarda davacının dava açmaması için oyalanması durumu dürüstlük kuralına aykırılık olarak kabul edilmektedir (age, s:482 vd.). Somut uyuşmazlıkta da davalı taraf davacının ortak yapıldığını savunmuşsa da, bu konumdaki kişilerin gerçekten ortak olup olmadığının ve davalıların bu anlamda bir haksız fiillerinin bulunup bulunmadığının anlaşılması, ancak uzun süren hukuk ve ceza davalarında yapılacak incelemeler sonucunda mümkün olacaktır. Davadaki zamanaşımı def'inin ileri sürülmesinin dürüstlük kuralına aykırı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde bu olguların göz önünde bulundurulması gerekeceği tabiidir. Burada nazara alınması gereken bir başka husus da davalılarca toplanan paralarla yatırımcılarına önemli ölçüde kâr payı verileceği, paraların istendiği an geri ödeneceği, şirkete para yatırıldığını ispat etmeye yönelik ortaklık durum belgesi ve ... Holding A.Ş.'ne ait hisse senetlerinin sonradan teslim edileceği yönünde reklamlar yapması ve taahhütlerde bulunulmasıdır. Davacı taraf da davada bu nedenle davalı şirketlere para verildiği iddiasındadır. Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davalı taraf davada bir yandan davacıların davalı şirketlerin ortağı olduğunu bildirirken, diğer yandan yatırılan paranın istendiği an geri alınabileceğine inandırılıp, güven telkin edilen ve yatırdığı parasını alamayacağının anlaşılması üzerine işbu davayı açtığı ileri sürülen davacıya karşı, zamanaşımı süresinin dolduğunu savunmaktadır. Bu şekilde zamanaşımı def'inin ileri sürülmesinin dürüstlük kuralı ile bağdaşır bir tutum olmadığı açıktır.
Bu itibarla, mahkemece davalı tarafın zamanaşımı defini ileri sürmesi dürüstlük kuralı ile bağdaşır bir tutum olmadığından davalıların zamanaşımına yönelik savunmalarının Medeni Kanun'un .... maddesi hükümleriyle bağdaşmayacak olmadığının kabulü gerektiğinden yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
...- Bozma sebep ve şekline göre, katılma yoluyla kararı temyiz eden davalılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, (...) numaralı bentte açıklanan nedenlerle katılma yoluyla kararı temyiz eden davalılar vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, .../.../2018 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, istenildiğinde geri verileceği taahhüdü ile davacı tarafından davalılara verilen paranın iadesi istemine ilişkindir.
Somut uyuşmazlıkta, aynı davacı tarafından aynı davalılar aleyhine 14/08/2008 tarihinde ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde kısmi dava açılmış, yargılama sonucunda mahkemenin 2011/513-465 sayı .../.../2015 günlü ek kararı ile "yetkisizlik kararının 28/.../2011 tarihinde kesinleştiği, yasal sürede tahrik dilekçesi verilmediği gerekçesi ile" davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Bu kez 30/09/2015 tarihinde aynı davacı tarafından aynı davalılar aleyhinde, aynı alacağa ilişkin dava açılmış olup, davalılar süresinde zamanaşımı def'ini ileri sürmüşler, mahkemece yazılı şekilde zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, davacının temyizi üzerine yerel mahkeme kararı yazılı gerekçe ile davacı yararına bozulmuştur.
Çoğunluğun bozma gerekçesine katılamıyorum.
Emsal tüm dosyalarda, Dairenin yerleşik uygulaması davalıların eylemlerinin haksız fiil teşkil ettiği ve uyuşmazlığa haksız fiil zamanaşımı uygulaması yönündedir.
Bununla birlikte açılan kısmi davalarda, zamanaşımının gerçekleşmiş olmasına rağmen, davalıların zamanaşımı def'ini ileri sürmelerinin TMK .... maddesi anlamında dürüstlük kuralına aykırı olduğu gerekçesiyle zamanaşımı def'i reddedilmekte, kısmi davalılar ile kısmi davadaki ıslah talepleri kabulle sonuçlanmaktadır.
Gerçekleşen zamanaşımına rağmen açılan kısmi davada, davalının zamanaşımı def'ini ileri sürmesi, dürüstlük kuralına aykırı olmakla birlikte, kısmi davada dava değerini ıslah suretiyle arttırılması veya ek dava ile istenmesi durumunda artık dürüstlük kuralına aykırılıktan söz edilmesi mümkün olmayacaktır.
Uyuşmazlıkta, dosyadaki ortaklık durum belgesinde, davacının, davalılara para verdiği iddia olunan tarih 14/04/2000 tarihidir.
Davalıların eyleminin haksız fiil teşkil etmesine göre, bu tarihte yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı B.K. 60. maddesi gereğince zamanaşımı süresi herhalde on yıl olup, paranın davalılara verildiği tarih 14/04/2000 tarihi ile eldeki davanın açıldığı 30/09/2015 tarihi arasında ... yıllık zamanaşımı süresi gerçekleşmiştir.
Keza, eylemin suç teşkil etmesi durumunda uygulanması gereken mülga 765 sayılı TCK göre de ceza zamanaşımı 5 yıl olup, bu iddia ile ilgili olarak açılan ceza davaları zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmıştır.
Bu durumda, 30/09/2015 tarihi itibariyle davada zamanaşımı gerçekleşmiştir.
Davacı, dolandırıldığını iddia ederek davalılar aleyhinde ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde 14/08/2008 tarihinde dava açmış olup, zarara ve faile en geç bu tarihte muttali olduğu kabul edilse dahi, B.K. 60. maddesinde öngörülen 1 yıllık zamanaşımı süresi geçirildikten sonra eldeki dava açılmıştır.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/13293 E. 2014/15076 K.
Ortak:dürüstlük kuralına aykırılık · kâr payı dağıtımı · zamanaşımı def'i · dürüstlük kuralı · dolandırıcılık · def'i · kâr dağıtımı · ortaklık ilişkisi · zamanaşımı bir yıl
İncelediğiniz karardaDavadaki «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kuralına» aykırı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde bu olguların göz önünde bulundurulması gerekeceği tabiidir.
Bu şekilde «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kuralı» ile bağdaşır bir tutum olmadığı açıktır.
Bununla birlikte açılan kısmi davalarda, «zamanaşımının» gerçekleşmiş olmasına rağmen, davalıların «zamanaşımı def»'ini ileri sürmelerinin TMK .... maddesi anlamında «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu gerekçesiyle zamanaşımı def'i reddedilmekte, kısmi davalılar ile kısmi davadaki «ıslah» talepleri kabulle sonuçlanmaktadır.
Benzer bu karardaBu noktada üzerinde durulması gereken öncelikli husus, davada «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kurallarına» aykırı olup olmadığıdır.
Davadaki «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kuralına» aykırı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde bu olguların göz önünde bulundurulması gerekeceği tabiidir.
Bu şekilde «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kuralı» ile bağdaşır bir tutum olmadığı açıktır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ortaklık ilişkisinden doğan dava · yönetici sorumluluğu · istirdat davası · tefrik · sermaye artırımı · hile · hisse senedi · ara karar
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davacıların K.İnşaat A.Ş. ortaklar «pay defterine» göre 140 adet «hisse senedine» sahip oldukları, «ortaklık ilişkisinden doğan» talep haklarının BK'nın 126. maddesine göre zaman aşımına uğradığı, ayrıca davalı tarafın hilesinin varlığından söz edilse dahi «hileye» dayalı davanın ortaklık ilişkisinin doğmasından itibaren bir yıl içinde açılmasının gerektiği, olayda bu «hak düşürücü sürenin» geçirilmiş olduğu, ceza zaman aşımı süresinin de dolduğu, davanın açılışı itibari ile «istirdat davası» olup bu hali ile değerlendirildiğinde, davacıların davalı şirketin muhasebe kayıtlarına göre kurucular arasında bulunmadığı, «sermaye artırımına» iştirak etmek sureti ile de pay sahibi olmadığı ve davalı şirketlere hisse alımı karşılığı para yatırma iddiasını geçerli belgelerle ispatlayamadığı, davacıların d …
Dosyada mübrez bilirkişi kurulu raporunda, davacıların her iki davalı şirkete ait ortaklar «pay defterlerinde» de kayıtlarının bulunduğu, şirketlerin kâr «dağıtımı» yapmadığı, ortaklık pay defterindeki kayıtların bilgisayardan çıkartılmış föyler halinde defterlere yapıştırıldığı, ortaklık durum belgesi ve ortaklar pay defterindeki kayıtların davacıların ortak olduğunu gösterdiği belirtilmiş, mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek davacıların davalı şirketlerin ortağı olduğu, davalı «yöneticinin sorumluluğuna» yönelik bir delilin bulunmadığı, davacıların «ortaklık ilişkisinden doğan» talep haklarının BK.'nın 126. maddesine göre zaman aşımına uğradığı, BK.'nın 31. maddesinde düzenlenen iradenin fesada uğratıldığı iddiasına dayalı 1 yıllık «hak düşürücü sürenin» ve ceza zaman aşımı süresinin de dolduğu, davacıların davalı şirketlere para yatırdığı kabul edilse bile ortak olduktan sonra 8 yıldan fazla bir sürenin geçtiği na …
Öncelikle mahkemece 12.06.2009 tarihli oturumda anılan davalılar hakkındaki davanın «tefriki» ile mahkemenin yeni bir esasına kayıt edilmesine karar verilmiş, davacılar vekilinin tefrik «ara» kararından «rücu» edilmesi talebi de 09.10.2009 tarihli oturumda reddedilmiştir.
Bu durum karşısında mahkemece, haklarında «tefrik» kararı verilen ve bu «ara» kararından dönülmeyen davalılar K.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/4717 E. 2014/7735 K.
Ortak:dürüstlük kuralına aykırılık · zamanaşımı def'i · dürüstlük kuralı · def'i · haksız fiil · kâr payı · taahhütname · zamanaşımı · zamanaşımı bir yıl
İncelediğiniz karardaDavadaki «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kuralına» aykırı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde bu olguların göz önünde bulundurulması gerekeceği tabiidir.
Bu şekilde «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kuralı» ile bağdaşır bir tutum olmadığı açıktır.
Bununla birlikte açılan kısmi davalarda, «zamanaşımının» gerçekleşmiş olmasına rağmen, davalıların «zamanaşımı def»'ini ileri sürmelerinin TMK .... maddesi anlamında «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu gerekçesiyle zamanaşımı def'i reddedilmekte, kısmi davalılar ile kısmi davadaki «ıslah» talepleri kabulle sonuçlanmaktadır.
Benzer bu karardaA. olduğunu, davalı şirketin hakim ortağının da anılan davalı olduğunu ileri sürmüş bulunduğundan davalı tarafın «zamanaşımı def»'inin «haksız fiil» hükümleri uyarınca değerlendirilmesi gerekir.
Ancak, davada gerçekten de «zamanaşımı» sürelerinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesinden önce, davacı tarafın iddialarının ileri sürülüş şekli bakımından üzerinde durulması gereken öncelikli husus, davada «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kurallarına» aykırı olup olmadığı hususudur.
… telkin edilen ve yurt dışında yatırdığı parasını alamayacağının anlaşılması üzerine işbu davayı açtığı ileri sürülen davacıya karşı paranın yatırılış tarihine göre «zamanaşımı» süresinin dolduğunu belirterek «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kuralı» ile bağdaşır bir tutum olmadığının kabulü gerekir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:organik bağ · ortaklık sözleşmesi · malvarlığına ilişkin dava · ihbar · dava sebebi · temerrüt
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca davacının sessiz ortak sıfatı ile ödemiş olduğu paralara ilişkin makbuzlar, «ortaklık sözleşmesi» tarihlerinin 2000 yılına ait olduğu, davadan önce davalıların «temerrüde» düşürülmediği ve «zamanaşımını» kesen herhangi bir işlemin de bulunmadığı gerekçesiyle davanın zamanaşımı «sebebi» ile reddine karar verilmiştir.
Dava, tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, gerek «ortaklık sözleşmesinin» yapıldığı, gerek katılım «payının» ödendiği, gerekse dava dışı ortaklara söz konusu paraların aktarıldığı belirtilen tarihler gözetildiğinde 10 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… ırılan tutarın yabancı holdingdeki ortaklıktan kaynaklanan yükümlülüğe karşı kullanılacağı, yatırımcının kâr ve zarara ortak olacağı, sessiz ortağın 12 aylık fesh-i «ihbar» müddetine riayet etmek suretiyle akdi feshedebileceği ve payına düşen meblağın yabancı holdingden isteneceği ve taraflarına ulaştığında davacı ortağa ödeneceği, kâr «payı» paylaşımında ortağın hissesinin %80 olacağının «taahhüt» edildiği anlaşılmaktadır.
A. olup, dava tarihi itibariyle anılan şirketin herhangi bir «malvarlığı» ve ödeme gücü mevcut değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/4274 E. 2013/20194 K.
Ortak:dürüstlük kuralına aykırılık · zamanaşımı def'i · dürüstlük kuralı · def'i · haksız fiil · kâr payı · taahhütname · zamanaşımı · zamanaşımı bir yıl
İncelediğiniz karardaDavadaki «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kuralına» aykırı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde bu olguların göz önünde bulundurulması gerekeceği tabiidir.
Bu şekilde «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kuralı» ile bağdaşır bir tutum olmadığı açıktır.
Bununla birlikte açılan kısmi davalarda, «zamanaşımının» gerçekleşmiş olmasına rağmen, davalıların «zamanaşımı def»'ini ileri sürmelerinin TMK .... maddesi anlamında «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu gerekçesiyle zamanaşımı def'i reddedilmekte, kısmi davalılar ile kısmi davadaki «ıslah» talepleri kabulle sonuçlanmaktadır.
Benzer bu karardaAG'ye para yatırdığını ve bu paraların Türkiye'de davalılara aktarıldığını ve davalılar tarafından kullanıldığını, yurt dışında kurulu şirketin tek ortağı ve yöneticisinin... olduğunu, davalı şirketin hakim ortağının da anılan davalı olduğunu ileri sürmüş bulunduğundan davalı tarafın «zamanaşımı def»'inin «haksız fiil» hükümleri uyarınca değerlendirilmesi gerekir.
Ancak, davada gerçekten de «zamanaşımı» sürelerinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesinden önce, davacı tarafın iddialarının ileri sürülüş şekli bakımından üzerinde durulması gereken öncelikli husus, davada «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kurallarına» aykırı olup olmadığı hususudur.
Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davalı taraf davada bir yandan davacının «organik bağ» içinde olduğu ve davalı ...'ün yöneticisi ve tek ortağı bulunduğu şirketin ortağı olduğunu ve hakkın o şirkete karşı kullanılması gerektiğini savunurken, diğer yandan; imzaladığı sözleşmeyle 12 aylık sürede bir hak ileri sürmesinin mümkün bulunmadığına inandırılıp, güven telkin edilen ve yurt dışında yatırdığı parasını alamayacağının anlaşılması üzerine işbu davayı açtığı ileri sürülen davacıya karşı paranın yatırılış tarihine göre «zamanaşımı» süresinin dolduğunu belirterek «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kuralı» ile bağdaşır bir tutum olmadığının kabulü gerekir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:organik bağ · ortaklık sözleşmesi · malvarlığına ilişkin dava · ihbar · temerrüt
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının sessiz ortak sıfatı ile ödemiş olduğu paralara ilişkin olarak sunduğu banka dekontları ve «ortaklık sözleşmesinin» birlikte değerlendirilmesinde gerek ortaklık sözleşmesinin yapıldığı, gerek katılım paylarının ödenmiş olduğu, gerekse dava dışı ortaklara söz konusu paraların aktarıldığının iddia edildiği tarihler göz önüne alındığında davadan önce davalı tarafın «temerrüde» düşürülmediği ve «zamanaşımını» kesen herhangi bir işlemin bulunulmadığı, 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. .../... -2- K …
Dava, tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, gerek «ortaklık sözleşmesinin» yapıldığı, gerek katılım «payının» ödendiği, gerekse dava dışı ortaklara söz konusu paraların aktarıldığı belirtilen tarihler gözetildiğinde 10 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… ırılan tutarın yabancı holdingdeki ortaklıktan kaynaklanan yükümlülüğe karşı kullanılacağı, yatırımcının kâr ve zarara ortak olacağı, sessiz ortağın 12 aylık fesh-i «ihbar» müddetine riayet etmek suretiyle akdi feshedebileceği ve payına düşen meblağın yabancı holdingden isteneceği ve taraflarına ulaştığında davacı ortağa ödeneceği, kâr «payı» paylaşımında ortağın hissesinin %80 olacağının «taahhüt» edildiği anlaşılmaktadır.
Yine davada çekişmesiz olduğu üzere yurt dışında kurulu şirketin tek ortağı ve yöneticisi davalılardan... olup, dava tarihi itibariyle anılan şirketin herhangi bir «malvarlığı» ve ödeme gücü mevcut değildir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/10351 E. 2014/48 K.
Ortak:dürüstlük kuralına aykırılık · zamanaşımı def'i · dürüstlük kuralı · dolandırıcılık · def'i · kâr dağıtımı · kâr payı · zamanaşımı · zamanaşımı bir yıl
İncelediğiniz karardaDavadaki «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kuralına» aykırı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde bu olguların göz önünde bulundurulması gerekeceği tabiidir.
Bu şekilde «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kuralı» ile bağdaşır bir tutum olmadığı açıktır.
Bununla birlikte açılan kısmi davalarda, «zamanaşımının» gerçekleşmiş olmasına rağmen, davalıların «zamanaşımı def»'ini ileri sürmelerinin TMK .... maddesi anlamında «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu gerekçesiyle zamanaşımı def'i reddedilmekte, kısmi davalılar ile kısmi davadaki «ıslah» talepleri kabulle sonuçlanmaktadır.
Benzer bu karardaAncak, davada gerçekten de «zamanaşımı» sürelerinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesinden önce, davacı tarafın iddialarının ileri sürülüş şekli bakımından üzerinde durulması gereken öncelikli husus, davada «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kurallarına» aykırı olup olmadığı hususudur.
Şu halde, yüksek faiz «garantisi» ve paraların her istediği an geri çekilebileceği garantisi ile inandırılıp, güven telkin edilen ve yatırdığı parasını alamayacağının anlaşılması üzerine işbu davayı açtığı ileri sürülen davacıya karşı paranın yatırılış tarihine göre «zamanaşımı» süresinin dolduğunu belirterek «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kuralı» ile bağdaşır bir tutum olmadığının kabulü gerekir.
Her ne kadar bir borçlunun borcunun «zamanaşımına» uğradığını ileri sürmesi, bu yolla borcunu ödemekten kaçınması tüm çağdaş hukuk sistemlerinde olduğu gibi Türk hukuku bakımından da kanunen kendisine tanınan bir hak ve «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesi tek başına borçlunun dürüstlüğe aykırı bir davranışı olarak kabul edilemez ise de bazı hallerde zamanaşımı def'inin ileri sürülmesi dürüstlükl …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kar payı alacağı · kâr payı alacağı · kar payı · garantörlük · hamil · yönetim kurulu kararı · dava sebebi
Benzer bu karardaDavalı taraf, ise «hamiline» yazılı hisse senetleri ile davacının şirket ortağı olduğunu, şirketin kar elde etmesi durumunda elde edilecek kardan ortakların da «kar payı alacağını» savunmuştur.
Davacı taraf, davalılar tarafından Almanya başta olmak üzere birçok ülkede yüksek faiz «garantisi» ve paraların her istediği an geri çekilebileceği sözü verilerek bir banka gibi binlerce insandan mevduat toplanıp, yüksek oranlarda faiz «dağıtılacağı» vaad edildiğini, bu garantilere inanarak davalı şirkete 9.600 DM tutarında yatırım yaptığını, karşılığında kendisine 21.
Holding ibaresi bulunan «teslim»-tesellüm belgesi verildiğini, davalı şirket ve yetkilileri tarafından yürütülen faaliyetlerin usulsüzlüklerinin SPK tarafından çıkarılan haftalık bültenlere konu olduğunu, şirketin «yönetim kurulu» başkanı diğer davalı Y..
Mahkemece, 818 sayılı BK'nın 60. maddesi uyarınca 1 ve 10 yıllık «zamanaşımı» sürelerinin dolduğu gerekçesi ile davanın zamanaşımı «sebebi» ile reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8103 E. 2017/2874 K.
Ortak:dürüstlük kuralına aykırılık · zamanaşımı def'i · dürüstlük kuralı · def'i · kâr dağıtımı · haksız fiil · kâr payı · taahhütname · zamanaşımı bir yıl
İncelediğiniz karardaDavadaki «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kuralına» aykırı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde bu olguların göz önünde bulundurulması gerekeceği tabiidir.
Bu şekilde «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kuralı» ile bağdaşır bir tutum olmadığı açıktır.
Bununla birlikte açılan kısmi davalarda, «zamanaşımının» gerçekleşmiş olmasına rağmen, davalıların «zamanaşımı def»'ini ileri sürmelerinin TMK .... maddesi anlamında «dürüstlük kuralına» aykırı olduğu gerekçesiyle zamanaşımı def'i reddedilmekte, kısmi davalılar ile kısmi davadaki «ıslah» talepleri kabulle sonuçlanmaktadır.
Benzer bu kararda2- Ayrıca, mahkemece, davalıların eylemi «haksız fiil» olarak değerlendirilse dahi davalıların «zamanaşımı def»’inde bulunduğu ve zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle de davanın reddine karar verilmiştir.
Bu noktada üzerinde durulması gereken öncelikli husus, davada «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kurallarına» aykırı olup olmadığıdır.
Davadaki «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kuralına» aykırı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde de bu olguların göz önünde bulundurulması gerekeceği tabiidir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:istirdat davası · takas · hile · tüzel kişilik · hak düşürücü süre · istirdat · bilirkişi incelemesi · kredi sözleşmesi
Benzer bu karardaGrubu şirketlerinin hisselerini devralarak tahsil etmesinin ve Türkiye'de kurulu şirketlere iştirak etmesinin tek başına «tüzel kişilik» perdesinin bulunduğu ve davacının davalılar ile alacak ilişkisinin tespiti için yeterli olmadığı, «hileye» ilişkin iddiaların ise «hak düşürücü süre» nedeniyle dikkate alınamayacağı bildirilmiş, mahkemece de bu bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş ise de, söz konusu bi …
Grubu şirketlere aktardıkları iddia olunup dava, organize haksız fiilden kaynaklanan alacak («istirdat) davası» olduğuna ve gerek yabancı devlet kurumları raporları gerekse «bilirkişi incelemesiyle» ...
Group AG isimli yabancı menşeili şirkete ortak olduğu, yabancı şirket ile davalı şirketler arasında herhangi bir hukuki irtibat ve bağın ispat edilemediği, davacının davalıların «haksız fiillerinin» yani hata ve «hileye» yönelik eylemlerine ilişkin iddiasını yasal delillerle ispatlayamadığı gibi «zamanaşımı» ve «hak düşürücü sürenin» de geçmiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Grubuna kredi vererek bilinçli olarak azaltıldığı, kredi ve iştiraklerin muhasebe «defterine» usulüne uygun kaydedilmediği açıklanmış olup bilirkişi heyetince yasal defter ve belgeler ile «kredi sözleşmeleri» ve ikraz sözleşmeleri incelendiğinde de ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/88 E. , 2018/6188 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada ... .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen .../07/2016 tarih ve 2015/193-2016/481 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ... dışında çalışmak için gurbetçi olarak gittiğini, kazancını değerlendirmek için davalılara bir belge karşılığında 32.800 DM yatırdığını, davalıların halen müvekkilinin parasını ödemediklerini, bir süre sonra ödediği parayı davalılardan talep ettiğini, ancak her defasında sonraki bir tarihte ödeme yapılacağının bildirildiğini, para ödemesinin reddedilmesi üzerine paranın geri alınabilmesi için ... Asliye 4. Ticaret Mahkemesinin 2012/337 esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, ancak davanın alacağın ispatlanmamış olması nedeniyle reddedildiğini ileri sürerek 32.800 DM'den fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla fazladan alındığı ortaya çıkan 41.570 Euro'nun ödendiği tarih itibariyle işleyecek ticari faizi ile müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacının 14/08/2008 tarihinde ... Asliye 1. Ticaret Mahkemesinin 2008/697 esas sayılı dosyası ile davalı şirket aleyhine dava ikame ettiğini, yapılan yargılama sonucunda davacının davasının yetkisizlik nedeni ile reddine karar verildiğini, davacının ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/697 esas sayılı dosyasında ikame etmiş olduğu davanın üzerinden 7 yıl sonra ikame edilen bu davanın zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından daha önce davalılar aleyhinde 14.08.2008 tarihinde aynı hukuki ilişkiye dayanılarak ... Asliye 1. Ticaret Mahkemesinin 2011/513 esas (eski esas: 2008/697)
sayılı dosyada dava açtığı, bu davanın yapılan yargılaması sonucunda yetkisizlik kararı verildiği, verilen kararın 28.11.2011 tarihinde kesinleştiği, dosyanın yetkili ve görevli mahkemeye intikal ettirilmemesi nedeniyle ....2015 tarihinde davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, haksız fiile dayalı alacak davalarında dava zamanaşımının bir yıl olarak düzenlendiği, davacının davaya konu ettiği alacağın kendisinden haksız olarak kandırılmak suretiyle alındığına 14.08.2008 tarihinde vakıf olduğu, bu tarihten itibaren 1 yıllık süre içerisinde davanın açılması gerektiği, ancak davacının 14.08.2008 tarihinden yaklaşık 7 yıl geçtikten sonra açtığı gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve katılma yoluyla davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davacı tarafça daha önce davalılar aleyhinde aynı hukuki ilişkiye dayalı olarak dava açıldığı, davacının davaya konu alacağın kendisinden haksız olarak alındığını yaklaşık olarak 7 yıl önce öğrendiği gerekçesiyle davanın zamanaşımından reddine karar verilmiştir.
Dairemize intikal eden emsal dosyalardan bilindiği üzere, ...
1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde ve ... .... Ağır Ceza Mahkemesi'nde davalı şirketlerin yöneticileri suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve dolandırıcılık suçlarından yargılanmış, her iki kamu davasında da zamanaşımı nedeni ile ortadan kaldırma kararları verilmiştir. (...
1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ....03.2011 gün ve 2007/155 E.-2011/127 K. sayılı kamu davasının düşürülmesine dair kararı Yargıtay .... Ceza Dairesi'nin ....11.2012 gün ve 2012/13279 E.-44069 K. sayılı kararı ile onanmış, ... .... Ağır Ceza Mahkemesi'nin 08.11.2006 gün ve 2003/145 E.-2006/323 K. sayılı beraat kararı Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 31...2007 gün ve 2007/4622 E.-9553 K. sayılı kararı ile kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılması gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur). ...
1. Ağır Ceza Mahkemesi dosyasında düzenlenen iddianamede ve dayanak 07.09.1999 tarihli denetim raporunda, şirketin yasal defter ve kayıtlarında görülmesine rağmen 1995, 1996, 1997 yıllarında ortak olmak amacıyla para toplanan tasarruf sahiplerine ... Markı bazında sırayla yıllık %18, %18 ve %20 oranında kâr payı dağıtımlarının şirket faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak gerçekleştirildiği, anılan yıllarda şirketin önemli tutarda zarar ettiği halde bu oranda kâr payı dağıtmasının ancak sisteme yeni giren katılımcılardan toplanan paralarla karşılanmasının mümkün olduğu, Holding tarafından tasarruf sahiplerine verilen hisselerin daha sonra geri alındığı ve yeni ortak olmak isteyenlere satıldığı, Holding'in aracı rol üstlendiği ancak böyle bir yetki belgesinin olmadığı, ...
Holding A.Ş.'nin geçmiş yıllara ait mali tablolarına göre şirketlerin yüklü miktarlarda zarar ettikleri, faaliyet kârı olmamasına rağmen kâr payları dağıttıkları tespitlerine yer verilmiştir.
BK'nın 53. maddesi uyarınca zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma kararı kesinleşmiş bir ceza hükmü olmadığından hukuk hakimini bağlamaz. Ancak hukuk hakiminin ceza dosyasındaki delilleri de değerlendirerek neticeye varması gereklidir. Somut uyuşmazlıkta da mahkemece bu husus nazara alınarak, ceza dosyalarında alınan bilirkişi raporlarında tespit edilen maddi vakaların neler olduğunun belirlenmesi, tespit edilen maddi vakıalar varsa, bu maddi vakıaların dosyada mevcut, davacı tarafından ibraz edilen deliller ile birlikte değerlendirilerek davacının uğradığını iddia ettiği zarardan davalıların sorumlu olup olmayacağının saptanması, her bir davalının hukuki durumunun ve davalılar vekilinin zamanaşımı def'inin buna göre tayin ve takdir edilmesi gereklidir.
Her ne kadar bir borçlunun borcunun zamanaşımına uğradığını ileri sürmesi ve bu yolla borcunu ödemekten kaçınması, tüm çağdaş hukuk sistemlerinde olduğu gibi Türk hukuku bakımından da kanunen kendisine tanınan bir hak olup, zamanaşımı def'inin ileri sürülmesi tek başına borçlunun dürüstlüğe aykırı bir davranışı olarak kabul edilemez ise de bazı hallerde zamanaşımı def'inin ileri sürülmesi dürüstlük kuralıyla bağdaşmayabilir (K.Oğuzman, T.Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler 2009, s. 482). Zamanaşımı def'inin ileri sürülmesinin hangi hallerde dürüstlük kuralına aykırı bulunduğu hususunda normatif bir düzenleme bulunmadığından, bu hususun varit olup olmadığının her somut uyuşmazlığın özellikleri nazara alınarak değerlendirilmesi gerekir.
Bilimsel ve yargısal içtihatlarda davacının dava açmaması için oyalanması durumu dürüstlük kuralına aykırılık olarak kabul edilmektedir (age, s:482 vd.). Somut uyuşmazlıkta da davalı taraf davacının ortak yapıldığını savunmuşsa da, bu konumdaki kişilerin gerçekten ortak olup olmadığının ve davalıların bu anlamda bir haksız fiillerinin bulunup bulunmadığının anlaşılması, ancak uzun süren hukuk ve ceza davalarında yapılacak incelemeler sonucunda mümkün olacaktır. Davadaki zamanaşımı def'inin ileri sürülmesinin dürüstlük kuralına aykırı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde bu olguların göz önünde bulundurulması gerekeceği tabiidir. Burada nazara alınması gereken bir başka husus da davalılarca toplanan paralarla yatırımcılarına önemli ölçüde kâr payı verileceği, paraların istendiği an geri ödeneceği, şirkete para yatırıldığını ispat etmeye yönelik ortaklık durum belgesi ve ...
Holding A.Ş.'ne ait hisse senetlerinin sonradan teslim edileceği yönünde reklamlar yapması ve taahhütlerde bulunulmasıdır. Davacı taraf da davada bu nedenle davalı şirketlere para verildiği iddiasındadır. Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davalı taraf davada bir yandan davacıların davalı şirketlerin ortağı olduğunu bildirirken, diğer yandan yatırılan paranın istendiği an geri alınabileceğine inandırılıp, güven telkin edilen ve yatırdığı parasını alamayacağının anlaşılması üzerine işbu davayı açtığı ileri sürülen davacıya karşı, zamanaşımı süresinin dolduğunu savunmaktadır. Bu şekilde zamanaşımı def'inin ileri sürülmesinin dürüstlük kuralı ile bağdaşır bir tutum olmadığı açıktır.
Bu itibarla, mahkemece davalı tarafın zamanaşımı defini ileri sürmesi dürüstlük kuralı ile bağdaşır bir tutum olmadığından davalıların zamanaşımına yönelik savunmalarının Medeni Kanun'un .... maddesi hükümleriyle bağdaşmayacak olmadığının kabulü gerektiğinden yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
...- Bozma sebep ve şekline göre, katılma yoluyla kararı temyiz eden davalılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, (...) numaralı bentte açıklanan nedenlerle katılma yoluyla kararı temyiz eden davalılar vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, .../.../2018 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, istenildiğinde geri verileceği taahhüdü ile davacı tarafından davalılara verilen paranın iadesi istemine ilişkindir.
Somut uyuşmazlıkta, aynı davacı tarafından aynı davalılar aleyhine 14/08/2008 tarihinde ...
1. Asliye Ticaret Mahkemesinde kısmi dava açılmış, yargılama sonucunda mahkemenin 2011/513-465 sayı .../.../2015 günlü ek kararı ile "yetkisizlik kararının 28/.../2011 tarihinde kesinleştiği, yasal sürede tahrik dilekçesi verilmediği gerekçesi ile" davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Bu kez 30/09/2015 tarihinde aynı davacı tarafından aynı davalılar aleyhinde, aynı alacağa ilişkin dava açılmış olup, davalılar süresinde zamanaşımı def'ini ileri sürmüşler, mahkemece yazılı şekilde zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, davacının temyizi üzerine yerel mahkeme kararı yazılı gerekçe ile davacı yararına bozulmuştur.
Çoğunluğun bozma gerekçesine katılamıyorum.
Emsal tüm dosyalarda, Dairenin yerleşik uygulaması davalıların eylemlerinin haksız fiil teşkil ettiği ve uyuşmazlığa haksız fiil zamanaşımı uygulaması yönündedir.
Bununla birlikte açılan kısmi davalarda, zamanaşımının gerçekleşmiş olmasına rağmen, davalıların zamanaşımı def'ini ileri sürmelerinin TMK .... maddesi anlamında dürüstlük kuralına aykırı olduğu gerekçesiyle zamanaşımı def'i reddedilmekte, kısmi davalılar ile kısmi davadaki ıslah talepleri kabulle sonuçlanmaktadır.
Gerçekleşen zamanaşımına rağmen açılan kısmi davada, davalının zamanaşımı def'ini ileri sürmesi, dürüstlük kuralına aykırı olmakla birlikte, kısmi davada dava değerini ıslah suretiyle arttırılması veya ek dava ile istenmesi durumunda artık dürüstlük kuralına aykırılıktan söz edilmesi mümkün olmayacaktır.
Uyuşmazlıkta, dosyadaki ortaklık durum belgesinde, davacının, davalılara para verdiği iddia olunan tarih 14/04/2000 tarihidir.
Davalıların eyleminin haksız fiil teşkil etmesine göre, bu tarihte yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı B.K.
60. maddesi gereğince zamanaşımı süresi herhalde on yıl olup, paranın davalılara verildiği tarih 14/04/2000 tarihi ile eldeki davanın açıldığı 30/09/2015 tarihi arasında ... yıllık zamanaşımı süresi gerçekleşmiştir.
Keza, eylemin suç teşkil etmesi durumunda uygulanması gereken mülga 765 sayılı TCK göre de ceza zamanaşımı 5 yıl olup, bu iddia ile ilgili olarak açılan ceza davaları zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmıştır.
Bu durumda, 30/09/2015 tarihi itibariyle davada zamanaşımı gerçekleşmiştir.
Davacı, dolandırıldığını iddia ederek davalılar aleyhinde ...
1. Asliye Ticaret Mahkemesinde 14/08/2008 tarihinde dava açmış olup, zarara ve faile en geç bu tarihte muttali olduğu kabul edilse dahi, B.K.
60. maddesinde öngörülen 1 yıllık zamanaşımı süresi geçirildikten sonra eldeki dava açılmıştır.
Sonuç olarak, 30/09/2015 dava tarihi itibariyle gerek hukuk, gerekse ceza zamanaşımı süreleri gerçekleşmiştir.
İlk davada, davalıların zamanaşımı def'ini ileri sürmeleri dürüstlük kuralına aykırı olmakla birlikte davacının bu davayı takip etmemek suretiyle aynı konuda açtığı eldeki davada da TMK .... maddesindeki dürüstlük kuralından yararlanması artık mümkün değildir.
İlk dava tarihi itibariyle davacı zararı faillerini ve iddiasına göre dolandırıldığını bilmektedir.
Açtığı ilk davayı takip etmeyen davacı, bunun hukuki sonuçlarına da katlanmalıdır.
Çoğunluk düşüncesinin kabulü, hukuki bir kurum olan zamanaşımı müessesini işlevsizleştirecektir.
Açıklanan nedenlerle, usul ve yasaya uygun yerel mahkeme kararının onanması gerekirken yazılı gerekçe ile bozulmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyız.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/480718400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz