İstirdat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/10351 E. 2014/48 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 10 yıl
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kar payı alacağı↗ dürüstlük kuralına aykırılık↗ kâr payı alacağı↗ kar payı↗ zamanaşımı def'i↗ dürüstlük kuralı↗ dolandırıcılık↗ garantörlük↗ def'i↗ hamil↗ kâr dağıtımı↗ kâr payı↗ yönetim kurulu kararı↗ dava sebebi↗ zamanaşımı↗ ibraz↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, söz konusu para davacı tarafından davalıya 13.11.2000 tarihinde verildiği, davanın ise 30.12.2011 tarihinde açıldığı, davacı tarafın eski BK'nın 60. maddesi kapsamında, zararı öğrendiğinden itibaren 1 yıl her halükarda 10 yıl içerisinde sözkonusu davayı açması gerektiği, oysa ki davacı taraf söz konusu davasını 10 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açmadığı, ayrıca davacı tarafından ibraz edilen belgelerden de görüldüğü üzere davalı şirketin kendilerini dolandırmaya yönelik faaliyet içerisinde bulunduklarını 2001 yıllarına ait deliller de sunması dikkate alınarak süresi içerisinde dava açmadığı, gerekçesi ile davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davalıların var olduğu ileri sürülen haksız ve hukuka aykırı fiilleri sonucu davalı şirkete yatırılan paranın davalılardan tahsiline ilişkin bir tazminat davasıdır.
Davacı taraf, davalılar tarafından Almanya başta olmak üzere birçok ülkede yüksek faiz garantisi ve paraların her istediği an geri çekilebileceği sözü verilerek bir banka gibi binlerce insandan mevduat toplanıp, yüksek oranlarda faiz dağıtılacağı vaad edildiğini, bu garantilere inanarak davalı şirkete 9.600 DM tutarında yatırım yaptığını, karşılığında kendisine 21. […] A. Holding ibaresi bulunan teslim-tesellüm belgesi verildiğini, davalı şirket ve yetkilileri tarafından yürütülen faaliyetlerin usulsüzlüklerinin SPK tarafından çıkarılan haftalık bültenlere konu olduğunu, şirketin yönetim kurulu başkanı diğer davalı Y.. Y.. hakkında dolandırıcılık suçundan suç duyurusunda bulunulduğunu, ileri sürmüştür. Mahkemece, 818 sayılı BK'nın 60. maddesi uyarınca 1 ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin dolduğu gerekçesi ile davanın zamanaşımı sebebi ile reddine karar verilmiştir.
Ancak, davada gerçekten de zamanaşımı sürelerinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesinden önce, davacı tarafın iddialarının ileri sürülüş şekli bakımından üzerinde durulması gereken öncelikli husus, davada zamanaşımı def'inin ileri sürülmesinin dürüstlük kurallarına aykırı olup olmadığı hususudur. Her ne kadar bir borçlunun borcunun zamanaşımına uğradığını ileri sürmesi, bu yolla borcunu ödemekten kaçınması tüm çağdaş hukuk sistemlerinde olduğu gibi Türk hukuku bakımından da kanunen kendisine tanınan bir hak ve zamanaşımı def'inin ileri sürülmesi tek başına borçlunun dürüstlüğe aykırı bir davranışı olarak kabul edilemez ise de bazı hallerde zamanaşımı def'inin ileri sürülmesi dürüstlükle bağdaşmayabilir.( K.Oğuzman, T.Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler 2009, s. 482) Zamanaşımı def'inin ileri sürülmesinin hangi hallerde dürüstlük kuralına aykırı bulunduğu hususunda normatif bir düzenleme bulunmadığından bu hususun varid olup olmadığının her somut uyuşmazlığın özellikleri nazara alınarak değerlendirilmesi gerekir. Bilimsel ve yargısal içtihatlarda davacının dava açmaması için oyalanması durumu dürüstlük kuralına aykırılık olarak kabul edilmektedir (age,s. 482 vd.)
Somut uyuşmazlıkta, davacıdan 21. […] A. Holding Teslim ve Tesellüm Belgesi başlıklı belge karşılığında para tahsil edilmiş olup, dosya içerisinde bulunan belgenin içeriğinden ise davacının belgede seri numaraları yazılı olan hisse senetlerini teslim aldığı yazılıdır. Davalı taraf, ise hamiline yazılı hisse senetleri ile davacının şirket ortağı olduğunu, şirketin kar elde etmesi durumunda elde edilecek kardan ortakların da kar payı alacağını savunmuştur.
Şu halde, yüksek faiz garantisi ve paraların her istediği an geri çekilebileceği garantisi ile inandırılıp, güven telkin edilen ve yatırdığı parasını alamayacağının anlaşılması üzerine işbu davayı açtığı ileri sürülen davacıya karşı paranın yatırılış tarihine göre zamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek zamanaşımı def'inin ileri sürülmesinin dürüstlük kuralı ile bağdaşır bir tutum olmadığının kabulü gerekir.
Bu itibarla, mahkemece davalı tarafın yerinde bulunmayan zamanaşımı def'inin reddiyle uyuşmazlığın esasına girilmek gerekirken, anılan hususlar gözden kaçırılarak davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/4717 E. 2014/7735 K.
Ortak:dürüstlük kuralına aykırılık · zamanaşımı def'i · dürüstlük kuralı · def'i · kâr payı · dava sebebi · zamanaşımı · zamanaşımı 10 yıl
İncelediğiniz karardaAncak, davada gerçekten de «zamanaşımı» sürelerinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesinden önce, davacı tarafın iddialarının ileri sürülüş şekli bakımından üzerinde durulması gereken öncelikli husus, davada «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kurallarına» aykırı olup olmadığı hususudur.
Şu halde, yüksek faiz «garantisi» ve paraların her istediği an geri çekilebileceği garantisi ile inandırılıp, güven telkin edilen ve yatırdığı parasını alamayacağının anlaşılması üzerine işbu davayı açtığı ileri sürülen davacıya karşı paranın yatırılış tarihine göre «zamanaşımı» süresinin dolduğunu belirterek «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kuralı» ile bağdaşır bir tutum olmadığının kabulü gerekir.
Her ne kadar bir borçlunun borcunun «zamanaşımına» uğradığını ileri sürmesi, bu yolla borcunu ödemekten kaçınması tüm çağdaş hukuk sistemlerinde olduğu gibi Türk hukuku bakımından da kanunen kendisine tanınan bir hak ve «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesi tek başına borçlunun dürüstlüğe aykırı bir davranışı olarak kabul edilemez ise de bazı hallerde zamanaşımı def'inin ileri sürülmesi dürüstlükl …
Benzer bu karardaAncak, davada gerçekten de «zamanaşımı» sürelerinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesinden önce, davacı tarafın iddialarının ileri sürülüş şekli bakımından üzerinde durulması gereken öncelikli husus, davada «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kurallarına» aykırı olup olmadığı hususudur.
… telkin edilen ve yurt dışında yatırdığı parasını alamayacağının anlaşılması üzerine işbu davayı açtığı ileri sürülen davacıya karşı paranın yatırılış tarihine göre «zamanaşımı» süresinin dolduğunu belirterek «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kuralı» ile bağdaşır bir tutum olmadığının kabulü gerekir.
A. olduğunu, davalı şirketin hakim ortağının da anılan davalı olduğunu ileri sürmüş bulunduğundan davalı tarafın «zamanaşımı def»'inin «haksız fiil» hükümleri uyarınca değerlendirilmesi gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:organik bağ · ortaklık sözleşmesi · malvarlığına ilişkin dava · ihbar · haksız fiil · taahhütname · temerrüt
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca davacının sessiz ortak sıfatı ile ödemiş olduğu paralara ilişkin makbuzlar, «ortaklık sözleşmesi» tarihlerinin 2000 yılına ait olduğu, davadan önce davalıların «temerrüde» düşürülmediği ve «zamanaşımını» kesen herhangi bir işlemin de bulunmadığı gerekçesiyle davanın zamanaşımı «sebebi» ile reddine karar verilmiştir.
… ırılan tutarın yabancı holdingdeki ortaklıktan kaynaklanan yükümlülüğe karşı kullanılacağı, yatırımcının kâr ve zarara ortak olacağı, sessiz ortağın 12 aylık fesh-i «ihbar» müddetine riayet etmek suretiyle akdi feshedebileceği ve payına düşen meblağın yabancı holdingden isteneceği ve taraflarına ulaştığında davacı ortağa ödeneceği, kâr «payı» paylaşımında ortağın hissesinin %80 olacağının «taahhüt» edildiği anlaşılmaktadır.
Dava, tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, gerek «ortaklık sözleşmesinin» yapıldığı, gerek katılım «payının» ödendiği, gerekse dava dışı ortaklara söz konusu paraların aktarıldığı belirtilen tarihler gözetildiğinde 10 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
A. olduğunu, davalı şirketin hakim ortağının da anılan davalı olduğunu ileri sürmüş bulunduğundan davalı tarafın «zamanaşımı def»'inin «haksız fiil» hükümleri uyarınca değerlendirilmesi gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/4274 E. 2013/20194 K.
Ortak:dürüstlük kuralına aykırılık · zamanaşımı def'i · dürüstlük kuralı · def'i · kâr payı · zamanaşımı · zamanaşımı 10 yıl
İncelediğiniz karardaAncak, davada gerçekten de «zamanaşımı» sürelerinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesinden önce, davacı tarafın iddialarının ileri sürülüş şekli bakımından üzerinde durulması gereken öncelikli husus, davada «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kurallarına» aykırı olup olmadığı hususudur.
Şu halde, yüksek faiz «garantisi» ve paraların her istediği an geri çekilebileceği garantisi ile inandırılıp, güven telkin edilen ve yatırdığı parasını alamayacağının anlaşılması üzerine işbu davayı açtığı ileri sürülen davacıya karşı paranın yatırılış tarihine göre «zamanaşımı» süresinin dolduğunu belirterek «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kuralı» ile bağdaşır bir tutum olmadığının kabulü gerekir.
Her ne kadar bir borçlunun borcunun «zamanaşımına» uğradığını ileri sürmesi, bu yolla borcunu ödemekten kaçınması tüm çağdaş hukuk sistemlerinde olduğu gibi Türk hukuku bakımından da kanunen kendisine tanınan bir hak ve «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesi tek başına borçlunun dürüstlüğe aykırı bir davranışı olarak kabul edilemez ise de bazı hallerde zamanaşımı def'inin ileri sürülmesi dürüstlükl …
Benzer bu karardaAncak, davada gerçekten de «zamanaşımı» sürelerinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesinden önce, davacı tarafın iddialarının ileri sürülüş şekli bakımından üzerinde durulması gereken öncelikli husus, davada «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kurallarına» aykırı olup olmadığı hususudur.
Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davalı taraf davada bir yandan davacının «organik bağ» içinde olduğu ve davalı ...'ün yöneticisi ve tek ortağı bulunduğu şirketin ortağı olduğunu ve hakkın o şirkete karşı kullanılması gerektiğini savunurken, diğer yandan; imzaladığı sözleşmeyle 12 aylık sürede bir hak ileri sürmesinin mümkün bulunmadığına inandırılıp, güven telkin edilen ve yurt dışında yatırdığı parasını alamayacağının anlaşılması üzerine işbu davayı açtığı ileri sürülen davacıya karşı paranın yatırılış tarihine göre «zamanaşımı» süresinin dolduğunu belirterek «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kuralı» ile bağdaşır bir tutum olmadığının kabulü gerekir.
AG'ye para yatırdığını ve bu paraların Türkiye'de davalılara aktarıldığını ve davalılar tarafından kullanıldığını, yurt dışında kurulu şirketin tek ortağı ve yöneticisinin... olduğunu, davalı şirketin hakim ortağının da anılan davalı olduğunu ileri sürmüş bulunduğundan davalı tarafın «zamanaşımı def»'inin «haksız fiil» hükümleri uyarınca değerlendirilmesi gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:organik bağ · ortaklık sözleşmesi · malvarlığına ilişkin dava · ihbar · haksız fiil · taahhütname · temerrüt
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının sessiz ortak sıfatı ile ödemiş olduğu paralara ilişkin olarak sunduğu banka dekontları ve «ortaklık sözleşmesinin» birlikte değerlendirilmesinde gerek ortaklık sözleşmesinin yapıldığı, gerek katılım paylarının ödenmiş olduğu, gerekse dava dışı ortaklara söz konusu paraların aktarıldığının iddia edildiği tarihler göz önüne alındığında davadan önce davalı tarafın «temerrüde» düşürülmediği ve «zamanaşımını» kesen herhangi bir işlemin bulunulmadığı, 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. .../... -2- K …
… ırılan tutarın yabancı holdingdeki ortaklıktan kaynaklanan yükümlülüğe karşı kullanılacağı, yatırımcının kâr ve zarara ortak olacağı, sessiz ortağın 12 aylık fesh-i «ihbar» müddetine riayet etmek suretiyle akdi feshedebileceği ve payına düşen meblağın yabancı holdingden isteneceği ve taraflarına ulaştığında davacı ortağa ödeneceği, kâr «payı» paylaşımında ortağın hissesinin %80 olacağının «taahhüt» edildiği anlaşılmaktadır.
Dava, tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, gerek «ortaklık sözleşmesinin» yapıldığı, gerek katılım «payının» ödendiği, gerekse dava dışı ortaklara söz konusu paraların aktarıldığı belirtilen tarihler gözetildiğinde 10 yıllık «zamanaşımı» süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
AG'ye para yatırdığını ve bu paraların Türkiye'de davalılara aktarıldığını ve davalılar tarafından kullanıldığını, yurt dışında kurulu şirketin tek ortağı ve yöneticisinin... olduğunu, davalı şirketin hakim ortağının da anılan davalı olduğunu ileri sürmüş bulunduğundan davalı tarafın «zamanaşımı def»'inin «haksız fiil» hükümleri uyarınca değerlendirilmesi gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/17933 E. 2014/6603 K.
Ortak:dürüstlük kuralına aykırılık · zamanaşımı def'i · dürüstlük kuralı · def'i · kâr payı · dava sebebi · zamanaşımı · zamanaşımı 10 yıl
İncelediğiniz karardaAncak, davada gerçekten de «zamanaşımı» sürelerinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesinden önce, davacı tarafın iddialarının ileri sürülüş şekli bakımından üzerinde durulması gereken öncelikli husus, davada «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kurallarına» aykırı olup olmadığı hususudur.
Şu halde, yüksek faiz «garantisi» ve paraların her istediği an geri çekilebileceği garantisi ile inandırılıp, güven telkin edilen ve yatırdığı parasını alamayacağının anlaşılması üzerine işbu davayı açtığı ileri sürülen davacıya karşı paranın yatırılış tarihine göre «zamanaşımı» süresinin dolduğunu belirterek «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kuralı» ile bağdaşır bir tutum olmadığının kabulü gerekir.
Her ne kadar bir borçlunun borcunun «zamanaşımına» uğradığını ileri sürmesi, bu yolla borcunu ödemekten kaçınması tüm çağdaş hukuk sistemlerinde olduğu gibi Türk hukuku bakımından da kanunen kendisine tanınan bir hak ve «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesi tek başına borçlunun dürüstlüğe aykırı bir davranışı olarak kabul edilemez ise de bazı hallerde zamanaşımı def'inin ileri sürülmesi dürüstlükl …
Benzer bu karardaAncak, davada gerçekten de «zamanaşımı» sürelerinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesinden önce, davacı tarafın iddialarının ileri sürülüş şekli bakımından üzerinde durulması gereken öncelikli husus, davada «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kurallarına» aykırı olup olmadığı hususudur.
482) «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin hangi hallerde «dürüstlük kuralına» aykırı bulunduğu hususunda normatif bir düzenleme bulunmadığından bu hususun varid olup olmadığının her somut uyuşmazlığın özellikleri nazara alınarak değerlendirilmesi gerekir.
Davadaki «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kuralına» aykırı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde bu olguların göz önünde bulundurulması gerekeceği tabiidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:organik bağ · ortaklık sözleşmesi · malvarlığına ilişkin dava · iş bölümü · ihbar · haksız fiil · ıslah · taahhütname
Benzer bu kararda… i bağın bulunduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin kısmi davası ile talep ettiği 7.500,00.-TL yönünden davanın kabulüne, davacı vekilinin 21/03/2012 tarihinde sunduğu «ıslah» dilekçesi ile talep sonucunu 163.700,00 TL arttırarak 171.200,00 TL'ye çıkartmışsa da, ıslah tarihi olan 21/03/2002 tarihi itibariyle Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 03/07/2002 tarih ve 9-564/572 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, «zamanaşımı», fazlaya dair hak saklı tutulmuş olsa bile, kısmi davada zamanaşımının sadece dava konusu miktar için kesileceği, saklı tutulan miktar için işlemeye devam edileceği, paraların aktarıldığı tarih, dava tarihi ve ıslah tarihi gözönünde tutulduğunda, BK 60. maddesinde belirtilen 1 ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin ıslah edilen «bölüm» için dolduğu, bu nedenle ıslah edilen bölüm için zamanaşımı itirazının yerinde olduğu gerekçesiyle, davacının ıslah ile talep ettiği 163.700,00 TL'nin zamanaşamı n …
… ırılan tutarın yabancı holdingdeki ortaklıktan kaynaklanan yükümlülüğe karşı kullanılacağı, yatırımcının kâr ve zarara ortak olacağı, sessiz ortağın 60 aylık fesh-i «ihbar» müddetine riayet etmek suretiyle akdi feshedebileceği ve payına düşen meblağın yabancı holdingden isteneceği ve taraflarına ulaştığında davacı ortağa ödeneceği, kâr «payı» paylaşımında ortağın hissesinin %80 olacağının «taahhüt» edildiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, mahkemece davalı tarafın yerinde bulunmayan «zamanaşımı def»'inin reddiyle uyuşmazlığın esasına girilmek gerekirken, anılan hususlar gözden kaçırılarak «ıslah» edilen «bölümün» zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece «ıslah» ile artırılan miktarın «zamanaşamına» uğradığı gerekçesiyle davanın bu kısmının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/15761 E. 2013/14688 K.
Ortak:dürüstlük kuralına aykırılık · zamanaşımı def'i · dürüstlük kuralı · def'i · kâr payı · dava sebebi · zamanaşımı · zamanaşımı 10 yıl
İncelediğiniz karardaAncak, davada gerçekten de «zamanaşımı» sürelerinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesinden önce, davacı tarafın iddialarının ileri sürülüş şekli bakımından üzerinde durulması gereken öncelikli husus, davada «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kurallarına» aykırı olup olmadığı hususudur.
Şu halde, yüksek faiz «garantisi» ve paraların her istediği an geri çekilebileceği garantisi ile inandırılıp, güven telkin edilen ve yatırdığı parasını alamayacağının anlaşılması üzerine işbu davayı açtığı ileri sürülen davacıya karşı paranın yatırılış tarihine göre «zamanaşımı» süresinin dolduğunu belirterek «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kuralı» ile bağdaşır bir tutum olmadığının kabulü gerekir.
Her ne kadar bir borçlunun borcunun «zamanaşımına» uğradığını ileri sürmesi, bu yolla borcunu ödemekten kaçınması tüm çağdaş hukuk sistemlerinde olduğu gibi Türk hukuku bakımından da kanunen kendisine tanınan bir hak ve «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesi tek başına borçlunun dürüstlüğe aykırı bir davranışı olarak kabul edilemez ise de bazı hallerde zamanaşımı def'inin ileri sürülmesi dürüstlükl …
Benzer bu karardaHer ne kadar davacı taraf davalıların sorumluluğu bakımından «haksız fiil» iddiası dışında başka hukuki «sebebler» de ileri sürmüş ise de; aşağıda ayrıntılı olarak izah edileceği üzere davacı taraf yurt dışında kurulu bulunan Jetpa AG'ye para yatırdığını ve bu paraların Türkiye'de davalılara aktarıldığını ve davalılar tarafından kullanıldığını, yurt dışında kurulu şirketin tek ortağı ve yöneticisinin Fadıl Akgündüz olduğunu, davalı şirketin hakim ortağının da anılan davalı olduğunu ileri sürmüş bulunduğundan davalı tarafın «zamanaşımı def»'inin mahkemenin de kabulünde olduğu üzere haksız fiil hükümleri uyarınca değerlendirilmesi gerekir.
Ancak, davada gerçekten de «zamanaşımı» sürelerinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesinden önce, davacı tarafın iddialarının ileri sürülüş şekli bakımından üzerinde durulması gereken öncelikli husus, davada «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kurallarına» aykırı olup olmadığı hususudur.
Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davalı taraf davada bir yandan davacının «organik bağ» içinde olduğu ve davalı ...'ün yöneticisi ve tek ortağı bulunduğu şirketin ortağı olduğunu ve hakkın o şirkete karşı kullanılması gerektiğini savunurken, diğer yandan; imzaladığı sözleşmeyle 60 aylık sürede bir hak ileri sürmesinin mümkün bulunmadığına inandırılıp, güven telkin edilen ve yurt dışında yatırdığı parasını alamayacağının anlaşılması üzerine işbu davayı açtığı ileri sürülen davacıya karşı paranın yatırılış tarihine göre «zamanaşımı» süresinin dolduğunu belirterek «zamanaşımı def»'inin ileri sürülmesinin «dürüstlük kuralı» ile bağdaşır bir tutum olmadığının kabulü gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:organik bağ · ortaklık sözleşmesi · ceza zamanaşımı · malvarlığına ilişkin dava · ihbar · haksız fiil · taahhütname
Benzer bu kararda… ırılan tutarın yabancı holdingdeki ortaklıktan kaynaklanan yükümlülüğe karşı kullanılacağı, yatırımcının kâr ve zarara ortak olacağı, sessiz ortağın 60 aylık fesh-i «ihbar» müddetine riayet etmek suretiyle akdi feshedebileceği ve payına düşen meblağın yabancı holdingden isteneceği ve taraflarına ulaştığında davacı ortağa ödeneceği, kâr «payı» paylaşımında ortağın hissesinin %80 olacağının «taahhüt» edildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece iddia,savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafından yatırıldığı belirtilen ödemelerin 1999 yılında yapıldığı, BK 60. maddesinde öngörülen 1 ve 10 yıllık «zamanaşımı» sürelerinin aynı zamanda «ceza zamanaşımı» itibariyle de davanın açıldığı tarihte dolduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
BK'nun 60. maddesi uyarınca «zamanaşımı def»'inde bulunduğu, olayda paranın yatırılış tarihine göre anılan maddede öngörülen 1 yıllık ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin dolduğu gibi, «ceza zamanaşımı» süresinin de gerek kısmi davada talep edilen ve gerekse de ıslahla artırılan miktar bakımından gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar davacı taraf davalıların sorumluluğu bakımından «haksız fiil» iddiası dışında başka hukuki «sebebler» de ileri sürmüş ise de; aşağıda ayrıntılı olarak izah edileceği üzere davacı taraf yurt dışında kurulu bulunan Jetpa AG'ye para yatırdığını ve bu paraların Türkiye'de davalılara aktarıldığını ve davalılar tarafından kullanıldığını, yurt dışında kurulu şirketin tek ortağı ve yöneticisinin Fadıl Akgündüz olduğunu, davalı şirketin hakim ortağının da anılan davalı olduğunu ileri sürmüş bulunduğundan davalı tarafın «zamanaşımı def»'inin mahkemenin de kabulünde olduğu üzere haksız fiil hükümleri uyarınca değerlendirilmesi gerekir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/10351 E. , 2014/48 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 11/04/2013
NUMARASI 2011/681-2013/192
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11.04.2013 tarih ve 2011/681-2013/192 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalılar tarafından Almanya başta olmak üzere birçok ülkede yüksek faiz garantisi ve paraların her istediği an geri çekilebileceği sözü verilerek adeta bir banka gibi binlerce insandan cami, kahvehane gibi yerlerde mevduat toplandığı ve bu paralar karşılığında yüksek oranlarda faiz dağıtılacağı vaad edildiğini, müvekkilinin de davalı şirket ve çalışanları tarafından verilen bu garantilere inanarak davalı şirkete 9.600 DM tutarında bir yatırım yaptığını, bu para karşılığında üzerinde 21.[…] A. Holding ibaresi bulunan teslim tesellüm belgesi adlı makbuz niteliğinde bir belge verildiğini, müvekkilinin yatırdığı parayı çekmek istediğinde paranın iade edilmediğini, davanın davalı şirket adına yurt dışında yapılan para toplama faaliyetine ilişkin olup bu nedenle milletlerarası niteliğe sahip olduğunu, açılan davanın bir yanı ile haksız fiile dayanan tazminat davası olup MÖHUK.
34/1 maddesi uyarınca Alman Hukuku'nun uygulanması gerektiğini, yürütülen faaliyetler Alman kanunlarına aykırı olduğunu, Alman Kanunları uyarınca davacının kandırılması sonucu davalıların sebepsiz zenginleştiklerini, davalı şirket ve yetkilileri tarafından yürütülen faaliyetlerin usulsüz olduğu resmi kurumlar tarafından yayınlanan belgeler ile sabit olduğunu, davalı şirket yönetim kurulu başkanı davalı Y.. Y..'in de davacının zararından doğrudan doğruya kendi malvarlığı ile sorumlu olduğunu, ileri sürerek 12.147,31 TL'nin tahsilini, talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkili Yakup'a husumet yöneltilemeyeceğini, davacının teslim ve tesellüm belgesi ile pay senetlerini teslim alıp davalı şirkete ortak olduğunu, davacının şirketlerinden hamiline yazılı hisse senedi alıp bu hisse senedi ortaklık pay defterine kaydedildiğini, davacının kötüniyetli olduğunu, savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, söz konusu para davacı tarafından davalıya 13.11.2000 tarihinde verildiği, davanın ise 30.12.2011 tarihinde açıldığı, davacı tarafın eski BK'nın 60. maddesi kapsamında, zararı öğrendiğinden itibaren 1 yıl her halükarda 10 yıl içerisinde sözkonusu davayı açması gerektiği, oysa ki davacı taraf söz konusu davasını 10 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açmadığı, ayrıca davacı tarafından ibraz edilen belgelerden de görüldüğü üzere davalı şirketin kendilerini dolandırmaya yönelik faaliyet içerisinde bulunduklarını 2001 yıllarına ait deliller de sunması dikkate alınarak süresi içerisinde dava açmadığı, gerekçesi ile davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davalıların var olduğu ileri sürülen haksız ve hukuka aykırı fiilleri sonucu davalı şirkete yatırılan paranın davalılardan tahsiline ilişkin bir tazminat davasıdır.
Davacı taraf, davalılar tarafından Almanya başta olmak üzere birçok ülkede yüksek faiz garantisi ve paraların her istediği an geri çekilebileceği sözü verilerek bir banka gibi binlerce insandan mevduat toplanıp, yüksek oranlarda faiz dağıtılacağı vaad edildiğini, bu garantilere inanarak davalı şirkete 9.600 DM tutarında yatırım yaptığını, karşılığında kendisine 21. […] A. Holding ibaresi bulunan teslim-tesellüm belgesi verildiğini, davalı şirket ve yetkilileri tarafından yürütülen faaliyetlerin usulsüzlüklerinin SPK tarafından çıkarılan haftalık bültenlere konu olduğunu, şirketin yönetim kurulu başkanı diğer davalı Y.. Y.. hakkında dolandırıcılık suçundan suç duyurusunda bulunulduğunu, ileri sürmüştür.
Mahkemece, 818 sayılı BK'nın 60. maddesi uyarınca 1 ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin dolduğu gerekçesi ile davanın zamanaşımı sebebi ile reddine karar verilmiştir.
Ancak, davada gerçekten de zamanaşımı sürelerinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesinden önce, davacı tarafın iddialarının ileri sürülüş şekli bakımından üzerinde durulması gereken öncelikli husus, davada zamanaşımı def'inin ileri sürülmesinin dürüstlük kurallarına aykırı olup olmadığı hususudur. Her ne kadar bir borçlunun borcunun zamanaşımına uğradığını ileri sürmesi, bu yolla borcunu ödemekten kaçınması tüm çağdaş hukuk sistemlerinde olduğu gibi Türk hukuku bakımından da kanunen kendisine tanınan bir hak ve zamanaşımı def'inin ileri sürülmesi tek başına borçlunun dürüstlüğe aykırı bir davranışı olarak kabul edilemez ise de bazı hallerde zamanaşımı def'inin ileri sürülmesi dürüstlükle bağdaşmayabilir.( K.Oğuzman, T.Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler 2009, s.
482) Zamanaşımı def'inin ileri sürülmesinin hangi hallerde dürüstlük kuralına aykırı bulunduğu hususunda normatif bir düzenleme bulunmadığından bu hususun varid olup olmadığının her somut uyuşmazlığın özellikleri nazara alınarak değerlendirilmesi gerekir. Bilimsel ve yargısal içtihatlarda davacının dava açmaması için oyalanması durumu dürüstlük kuralına aykırılık olarak kabul edilmektedir (age,s. 482 vd.)
Somut uyuşmazlıkta, davacıdan 21. […] A. Holding Teslim ve Tesellüm Belgesi başlıklı belge karşılığında para tahsil edilmiş olup, dosya içerisinde bulunan belgenin içeriğinden ise davacının belgede seri numaraları yazılı olan hisse senetlerini teslim aldığı yazılıdır. Davalı taraf, ise hamiline yazılı hisse senetleri ile davacının şirket ortağı olduğunu, şirketin kar elde etmesi durumunda elde edilecek kardan ortakların da kar payı alacağını savunmuştur.
Şu halde, yüksek faiz garantisi ve paraların her istediği an geri çekilebileceği garantisi ile inandırılıp, güven telkin edilen ve yatırdığı parasını alamayacağının anlaşılması üzerine işbu davayı açtığı ileri sürülen davacıya karşı paranın yatırılış tarihine göre zamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek zamanaşımı def'inin ileri sürülmesinin dürüstlük kuralı ile bağdaşır bir tutum olmadığının kabulü gerekir.
Bu itibarla, mahkemece davalı tarafın yerinde bulunmayan zamanaşımı def'inin reddiyle uyuşmazlığın esasına girilmek gerekirken, anılan hususlar gözden kaçırılarak davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101869800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz