6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/4274 E. 2013/20194 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Zamanaşımı
10 yıllık

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
dürüstlük kuralına aykırılık organik bağ ortaklık sözleşmesi malvarlığına ilişkin dava zamanaşımı def'i dürüstlük kuralı def'i ihbar haksız fiil kâr payı taahhütname temerrüt zamanaşımı

Atıf yapılan mevzuat: HMK — HMK 187 · HUMK — HUMK 235

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının sessiz ortak sıfatı ile ödemiş olduğu paralara ilişkin olarak sunduğu banka dekontları ve ortaklık sözleşmesinin birlikte değerlendirilmesinde gerek ortaklık sözleşmesinin yapıldığı, gerek katılım paylarının ödenmiş olduğu, gerekse dava dışı ortaklara söz konusu paraların aktarıldığının iddia edildiği tarihler göz önüne alındığında davadan önce davalı tarafın temerrüde düşürülmediği ve zamanaşımını kesen herhangi bir işlemin bulunulmadığı, 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. .../...

-2-

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, gerek ortaklık sözleşmesinin yapıldığı, gerek katılım payının ödendiği, gerekse dava dışı ortaklara söz konusu paraların aktarıldığı belirtilen tarihler gözetildiğinde 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Aşağıda ayrıntılı olarak izah edileceği üzere davacı taraf yurt dışında kurulu bulunan ... AG'ye para yatırdığını ve bu paraların Türkiye'de davalılara aktarıldığını ve davalılar tarafından kullanıldığını, yurt dışında kurulu şirketin tek ortağı ve yöneticisinin... olduğunu, davalı şirketin hakim ortağının da anılan davalı olduğunu ileri sürmüş bulunduğundan davalı tarafın zamanaşımı def'inin haksız fiil hükümleri uyarınca değerlendirilmesi gerekir. Ancak, davada gerçekten de zamanaşımı sürelerinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesinden önce, davacı tarafın iddialarının ileri sürülüş şekli bakımından üzerinde durulması gereken öncelikli husus, davada zamanaşımı def'inin ileri sürülmesinin dürüstlük kurallarına aykırı olup olmadığı hususudur. Her ne kadar bir borçlunun borcunun zamanaşımına uğradığını ileri sürmesi, bu yolla borcunu ödemekten kaçınması tüm çağdaş hukuk sistemlerinde olduğu gibi Türk hukuku bakımından da kanunen kendisine tanınan bir hak ve zamanaşımı def'inin ileri sürülmesi tek başına borçlunun dürüstlüğe aykırı bir davranışı olarak kabul edilemez ise de bazı hallerde zamanaşımı def'inin ileri sürülmesi dürüstlükle bağdaşmayabilir.( K.Oğuzman, T.Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler 2009, s. 482) Zamanaşımı def'inin ileri sürülmesinin hangi hallerde dürüstlük kuralına aykırı bulunduğu hususunda normatif bir düzenleme bulunmadığından bu hususun varid olup olmadığının her somut uyuşmazlığın özellikleri nazara alınarak değerlendirilmesi gerekir.

Bilimsel ve yargısal içtihatlarda davacının dava açmaması için oyalanması durumu dürüstlük kuralına aykırılık olarak kabul edilmektedir. (age,s. 482 vd.) Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında çekişmesiz olduğu üzere yurt dışında çalışan davacıdan "..." ibarelerinin büyük puntolarla "ınternational marketing and tradıng AG" ibarelerinin küçük harflerle yazıldığı "Ortaklık Sözleşmesi" başlıklı belge karşılığında para tahsil edilmiş olup, dosya içerisinde bulunan belgenin içeriğinden ise firmanın yani yurt dışında kurulu firmanın otomotiv, inşaat, tekstil, turizm, medya, ilaç ve hizmet sektörlerinde faaliyet gösteren yabancı bir holdingin ortağı olduğu (ki bahsi geçen Holdingin davalı ... olduğu da çekişmesizdir.), yatırılan tutarın yabancı holdingdeki ortaklıktan kaynaklanan yükümlülüğe karşı kullanılacağı, yatırımcının kâr ve zarara ortak olacağı, sessiz ortağın 12 aylık fesh-i ihbar müddetine riayet etmek suretiyle akdi feshedebileceği ve payına düşen meblağın yabancı holdingden isteneceği ve taraflarına ulaştığında davacı ortağa ödeneceği, kâr payı paylaşımında ortağın hissesinin %80 olacağının taahhüt edildiği anlaşılmaktadır. Yine davada çekişmesiz olduğu üzere yurt dışında kurulu şirketin tek ortağı ve yöneticisi davalılardan... olup, dava tarihi itibariyle anılan şirketin herhangi bir malvarlığı ve ödeme gücü mevcut değildir. Yine davalı tarafın kabulünde olduğu ve ortaklık sözleşmesinde yazılı olduğu üzere toplanan paralar da Türkiye'ye gönderilmiş bulunmaktadır. Davadaki zamanaşımı def'inin ileri sürülmesinin dürüslük kuralına aykırı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde bu olguların göz önünde bulundurulması gerekeceği tabiidir. Bu noktada nazara alınması gereken bir başka husus da (HUMK'nın 235 ve HMK'nın 187/2'inci maddesi uyarınca herkesce bilinmesi nedeniyle çekişmesiz olan) davalılardan...'ün diğer davalı ... vasıtasıyla Türkiye'de çok büyük yatırımlar yapacağı yönünde reklamlar yapması ve yatırımcılarına önemli ölçüde kâr vereceği taahhüdünde bulunması hususudur. Davacı taraf da davada bu nedenle yurt dışındaki şirkete para verdiği iddiasındadır. Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davalı taraf davada bir yandan davacının organik bağ içinde olduğu ve davalı ...'ün yöneticisi ve tek ortağı bulunduğu şirketin ortağı olduğunu ve hakkın o şirkete karşı kullanılması gerektiğini savunurken, diğer yandan; imzaladığı sözleşmeyle 12 aylık sürede bir hak ileri sürmesinin mümkün bulunmadığına inandırılıp, güven telkin edilen ve yurt dışında yatırdığı parasını alamayacağının anlaşılması üzerine işbu davayı açtığı ileri sürülen davacıya karşı paranın yatırılış tarihine göre zamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek zamanaşımı def'inin ileri sürülmesinin dürüstlük kuralı ile bağdaşır bir tutum olmadığının kabulü gerekir.

Bu itibarla, mahkemece davalı tarafın yerinde bulunmayan zamanaşımı def'inin reddiyle uyuşmazlığın esasına girilmek gerekirken, anılan hususlar gözden kaçırılarak davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/4717 E. 2014/7735 K.

    Ortak: · zamanaşımı 10 yıllık · Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/15761 E. 2013/14688 K.

    Ortak: · zamanaşımı 10 yıllık · Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Dürüstlük kuralına aykırılık

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/17933 E. 2014/6603 K.

    Ortak: · zamanaşımı 10 yıllık

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

2 benzer karar daha
  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/11247 E. 2013/14689 K.

    Ortak: · zamanaşımı 10 yıllık · Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Dürüstlük kuralına aykırılık

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/11246 E. 2013/14686 K.

    Ortak: · zamanaşımı 10 yıllık

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2013/4274 E.  ,  2013/20194 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02.11.2012 tarih ve 2012/213-2012/527 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin 02.03.1998 tarihli sessiz ortaklık katılım fonu ile davalı şirket bünyesindeki ... İnternational Marketing and Trading AG şirketine sessiz ortak olarak katılma talebinde bulunduğunu, ortaklık sözleşmesinin yapıldığını, müvekkilinin 06.03.1998 tarihinde 3.000,00 DM, 24.04.1998 tarihinde 5.000,00 DM, 29.05.1998 tarihinde 2.000,00 DM olmak üzere toplam 10.000,00 DM tutarındaki ortaklık katılım payını ödeyerek davalı şirkete ortak olduğunu, taahhüt edilmesine ve müvekkilince istenmesine rağmen katılım miktarının ve bundan doğan kar ve zararın müvekkiline ödenmediğini, paranın yatırıldığı ... AG'nin davalı şirket ve ortağına para aktarmak amacıyla kurulduğunu, davalıların sermaye piyasası kuruluna başvuru yapmadığını, halka arz izni almadığını, defterlerini usulune uygun şekilde tutmadığını, mevzuatın kendilerine yüklediği vazifeleri kasten yapmadıklarını, bu sebeplerle birinci dereceden sorumlu olduklarını ileri sürerek 10.000,00 DM karşılığı 12.015,00 TL katılım payının ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, davacı ile müvekkillerinin hiçbir ticari/hukuki ilişkisinin, para alışverişinin bulunmadığını, müvekkillerine husumet yöneltilemeyeceğini, davacının parasını yatırdığı ayrı tüzel kişiliğe sahip şirketin müvekkil şirkete ortak olduğunu, usulsüz para aktarımının bulunmadığını, olayda Alman hukukunun uygulanması gerektiğini, Almanya mahkemelerinin yetkili olduğunu, zamanaşımı sürelerinin dolduğunu, davacının kar/zarara ortak olduğunu bilerek para yatırdığını, zarar etme riskini de göze aldığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının sessiz ortak sıfatı ile ödemiş olduğu paralara ilişkin olarak sunduğu banka dekontları ve ortaklık sözleşmesinin birlikte değerlendirilmesinde gerek ortaklık sözleşmesinin yapıldığı, gerek katılım paylarının ödenmiş olduğu, gerekse dava dışı ortaklara söz konusu paraların aktarıldığının iddia edildiği tarihler göz önüne alındığında davadan önce davalı tarafın temerrüde düşürülmediği ve zamanaşımını kesen herhangi bir işlemin bulunulmadığı, 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. .../...

-2-

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, gerek ortaklık sözleşmesinin yapıldığı, gerek katılım payının ödendiği, gerekse dava dışı ortaklara söz konusu paraların aktarıldığı belirtilen tarihler gözetildiğinde 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Aşağıda ayrıntılı olarak izah edileceği üzere davacı taraf yurt dışında kurulu bulunan ... AG'ye para yatırdığını ve bu paraların Türkiye'de davalılara aktarıldığını ve davalılar tarafından kullanıldığını, yurt dışında kurulu şirketin tek ortağı ve yöneticisinin... olduğunu, davalı şirketin hakim ortağının da anılan davalı olduğunu ileri sürmüş bulunduğundan davalı tarafın zamanaşımı def'inin haksız fiil hükümleri uyarınca değerlendirilmesi gerekir. Ancak, davada gerçekten de zamanaşımı sürelerinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesinden önce, davacı tarafın iddialarının ileri sürülüş şekli bakımından üzerinde durulması gereken öncelikli husus, davada zamanaşımı def'inin ileri sürülmesinin dürüstlük kurallarına aykırı olup olmadığı hususudur.

Her ne kadar bir borçlunun borcunun zamanaşımına uğradığını ileri sürmesi, bu yolla borcunu ödemekten kaçınması tüm çağdaş hukuk sistemlerinde olduğu gibi Türk hukuku bakımından da kanunen kendisine tanınan bir hak ve zamanaşımı def'inin ileri sürülmesi tek başına borçlunun dürüstlüğe aykırı bir davranışı olarak kabul edilemez ise de bazı hallerde zamanaşımı def'inin ileri sürülmesi dürüstlükle bağdaşmayabilir.( K.Oğuzman, T.Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler 2009, s. 482) Zamanaşımı def'inin ileri sürülmesinin hangi hallerde dürüstlük kuralına aykırı bulunduğu hususunda normatif bir düzenleme bulunmadığından bu hususun varid olup olmadığının her somut uyuşmazlığın özellikleri nazara alınarak değerlendirilmesi gerekir.

Bilimsel ve yargısal içtihatlarda davacının dava açmaması için oyalanması durumu dürüstlük kuralına aykırılık olarak kabul edilmektedir. (age,s. 482 vd.) Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında çekişmesiz olduğu üzere yurt dışında çalışan davacıdan "..." ibarelerinin büyük puntolarla "ınternational marketing and tradıng AG" ibarelerinin küçük harflerle yazıldığı "Ortaklık Sözleşmesi" başlıklı belge karşılığında para tahsil edilmiş olup, dosya içerisinde bulunan belgenin içeriğinden ise firmanın yani yurt dışında kurulu firmanın otomotiv, inşaat, tekstil, turizm, medya, ilaç ve hizmet sektörlerinde faaliyet gösteren yabancı bir holdingin ortağı olduğu (ki bahsi geçen Holdingin davalı ... olduğu da çekişmesizdir.), yatırılan tutarın yabancı holdingdeki ortaklıktan kaynaklanan yükümlülüğe karşı kullanılacağı, yatırımcının kâr ve zarara ortak olacağı, sessiz ortağın 12 aylık fesh-i ihbar müddetine riayet etmek suretiyle akdi feshedebileceği ve payına düşen meblağın yabancı holdingden isteneceği ve taraflarına ulaştığında davacı ortağa ödeneceği, kâr payı paylaşımında ortağın hissesinin %80 olacağının taahhüt edildiği anlaşılmaktadır.

Yine davada çekişmesiz olduğu üzere yurt dışında kurulu şirketin tek ortağı ve yöneticisi davalılardan... olup, dava tarihi itibariyle anılan şirketin herhangi bir malvarlığı ve ödeme gücü mevcut değildir. Yine davalı tarafın kabulünde olduğu ve ortaklık sözleşmesinde yazılı olduğu üzere toplanan paralar da Türkiye'ye gönderilmiş bulunmaktadır. Davadaki zamanaşımı def'inin ileri sürülmesinin dürüslük kuralına aykırı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde bu olguların göz önünde bulundurulması gerekeceği tabiidir. Bu noktada nazara alınması gereken bir başka husus da (HUMK'nın 235 ve HMK'nın 187/2'inci maddesi uyarınca herkesce bilinmesi nedeniyle çekişmesiz olan) davalılardan...'ün diğer davalı ...

vasıtasıyla Türkiye'de çok büyük yatırımlar yapacağı yönünde reklamlar yapması ve yatırımcılarına önemli ölçüde kâr vereceği taahhüdünde bulunması hususudur. Davacı taraf da davada bu nedenle yurt dışındaki şirkete para verdiği iddiasındadır. Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davalı taraf davada bir yandan davacının organik bağ içinde olduğu ve davalı ...'ün yöneticisi ve tek ortağı bulunduğu şirketin ortağı olduğunu ve hakkın o şirkete karşı kullanılması gerektiğini savunurken, diğer yandan; imzaladığı sözleşmeyle 12 aylık sürede bir hak ileri sürmesinin mümkün bulunmadığına inandırılıp, güven telkin edilen ve yurt dışında yatırdığı parasını alamayacağının anlaşılması üzerine işbu davayı açtığı ileri sürülen davacıya karşı paranın yatırılış tarihine göre zamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek zamanaşımı def'inin ileri sürülmesinin dürüstlük kuralı ile bağdaşır bir tutum olmadığının kabulü gerekir.

Bu itibarla, mahkemece davalı tarafın yerinde bulunmayan zamanaşımı def'inin reddiyle uyuşmazlığın esasına girilmek gerekirken, anılan hususlar gözden kaçırılarak davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 11.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1028813400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.