Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2017/52 E. 2018/7916 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
davanın konusu↗ temerrüt faizi↗ ıslah↗ asıl alacak↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; asıl alacak davadan sonra 22/12/2014 tarihinde ödenmiş olduğundan asıl alacak ile ilgili dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davacının ıslah sureti ile talep ettiği temerrüt faizi talebinin kabulüne, 911.002,53 TL'lik faiz alacağının tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, davacının davalı banka nezdinde bulunan hesabındaki paradan 20/10/2014 tarihi itibariyle 478.000.000 TL'sinin ... Bankası ... Şubesine aktarılması talimatının yerine getirilmemesi nedeniyle söz konusu meblağın ödenmesi talebine ilişkin olup, ıslah dilekçesiyle alacağın yargılama sırasında ödenmesi nedeniyle temerrüt faiziyle bankaca alacağa yürütülen mevduat faizi arasındaki farkın tahsili istenmiştir. Davalı banka, davacının talimatı ile birlikte temerrüde düşmüş olup talep edilen alacağın temerrüt faiziyle birlikte iadesi gerekmektedir. Ancak, her davanın, açıldığı tarihteki şartlara ve duruma göre yürütülerek sonuçlandırılması yasal zorunluluk olup dava açıldıktan sonra meydana gelen olaylar ve ortaya çıkan sonuçlar o davanın konusu yapılamaz ve bu durumun ıslah ile de temini mümkün değildir. Dava konusu alacak dava devam ederken davacının hesabına ödendiğine göre, mahkemece alacağa temerrüt tarihinden dava tarihine kadar olan süre içerisinde işleyecek temerrüt faizi ile bu süre için bankaca ödenen mevduat faizi arasındaki farkın belirlenerek sonucuna göre belirlenen bedele karar verilmesi gerekirken, yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde dava tarihinden alacağın davacıya ödendiği tarihe kadar oluşan faiz alacağına da hükmedilmiş olması doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Alacak 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/2112 E. 2021/1383 K.
Ortak:temerrüt faizi · ıslah · asıl alacak · karar verilmesine yer olmadığına · temerrüt · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; «asıl alacak» davadan sonra 22/12/2014 tarihinde ödenmiş olduğundan asıl alacak ile ilgili dava konusuz kaldığından karar «verilmesine yer olmadığına», davacının «ıslah» sureti ile talep ettiği «temerrüt faizi» talebinin kabulüne, 911.002,53 TL'lik faiz alacağının tahsiline karar verilmiştir.
Şubesine aktarılması talimatının yerine getirilmemesi nedeniyle söz konusu meblağın ödenmesi talebine ilişkin olup, «ıslah» dilekçesiyle alacağın yargılama sırasında ödenmesi nedeniyle «temerrüt» faiziyle bankaca alacağa yürütülen mevduat faizi arasındaki farkın tahsili istenmiştir.
Dava konusu alacak dava devam ederken davacının hesabına ödendiğine göre, mahkemece alacağa «temerrüt» tarihinden dava tarihine kadar olan süre içerisinde işleyecek «temerrüt faizi» ile bu süre için bankaca ödenen mevduat faizi arasındaki farkın belirlenerek sonucuna göre belirlenen bedele karar verilmesi gerekirken, yanlış değerlendirme ile y …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; «asıl alacak» davadan sonra 22.12.2014 tarihinde ödenmiş olduğundan asıl alacak ile ilgili dava konusuz kaldığından karar «verilmesine yer olmadığına», davacının «ıslah» sureti ile talep ettiği «temerrüt faizi» talebinin kabulüne, 911.002,53 TL'lik faiz alacağının tahsiline dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/485 E. 2013/2930 K.
Ortak:Alacak
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/2163 E. 2015/7347 K.
Ortak:Alacak
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yasal faiz · vekalet ücreti · temsil
Benzer bu karardaMahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılamaya göre, şirket ortağı davalılar yönünden ayrıca bir sorumluluk hukuki nedeni ileri sürülmediği, gönderilen paradan şirketin sorumlu olduğu gerekçesiyle 27.000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalı B..
T.. kendisini vekil aracılığıyla «temsil» ettirmiştir.
T.. yönünden dava reddedildiğine göre, bu davalı lehine «vekalet ücretine» hükmedilmemesi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davalı K..
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4651 E. 2024/1951 K.
Ortak:davanın konusu · temerrüt faizi · ıslah · asıl alacak · karar verilmesine yer olmadığına · temerrüt · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; «asıl alacak» davadan sonra 22/12/2014 tarihinde ödenmiş olduğundan asıl alacak ile ilgili dava konusuz kaldığından karar «verilmesine yer olmadığına», davacının «ıslah» sureti ile talep ettiği «temerrüt faizi» talebinin kabulüne, 911.002,53 TL'lik faiz alacağının tahsiline karar verilmiştir.
Şubesine aktarılması talimatının yerine getirilmemesi nedeniyle söz konusu meblağın ödenmesi talebine ilişkin olup, «ıslah» dilekçesiyle alacağın yargılama sırasında ödenmesi nedeniyle «temerrüt» faiziyle bankaca alacağa yürütülen mevduat faizi arasındaki farkın tahsili istenmiştir.
Ancak, her davanın, açıldığı tarihteki şartlara ve duruma göre yürütülerek sonuçlandırılması yasal zorunluluk olup dava açıldıktan sonra meydana gelen olaylar ve ortaya çıkan sonuçlar o «davanın konusu» yapılamaz ve bu durumun «ıslah» ile de temini mümkün değildir.
Benzer bu kararda… 016 tarihli, 2014/730 E. ve 2016/189 K. sayılı kararı ile asıl alacağın davadan sonra 22.12.2014 tarihinde ödenmiş olduğu, davacı kurumun hesabı 62 gün vadeli olup, «vadenin» sonunda hesabın davalı bankada tutulmayacağı hususunun 20.10.2014 tarihinde davalı bankaya bildirildiği, dolayısıyla vadenin «yenilenmeyeceği» davalı tarafa bildirilmiş olmakla, davalı bankanın mudilinin talimatı doğrultusunda parayı aktarması gerekirken 22.10.2014 tarihinde vade başlattığı, vade başlatmanın davacının irade ve talimatına aykırı bir işlem olup, vade bitiminde çekilmek istenen paranın aktarılmayarak hesapta tutulup davalı banka tarafından yeniden vade başlatılmasının bankacılık uygulamalarına ve yasaya aykırı olduğu, vadeden önce paranın çekilmesi istenmesinin sözkonusu olmadığı, vade bitiminde yeni vade tanınmayarak hesabın aktarılmasının talep edildiği, dolayısıyla vadenin bitiminden paranın aktarıldığı tarihe kadar geçen süre içerisinde davalı bankanın tek taraflı olarak yıllık %8,68 üzerinden faiz uyguladığı, paranın banka nezdinde tutulduğu sürenin 62 gün olduğu konusunda bir uyuşmazlık bulunmadığı, ancak davacı kurumun talimata rağmen aktarılmayan paranın 478.000,000 TL olduğunu ve vade sona erdiğinden %10 oranında 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanuna (3095 sayılı Kanun) göre «temerrüt faizi» talep ettiğini bildirerek «ıslah» suretiyle temerrüt faizi talebinde bulunduğu, nitekim aynı dönemde ticari işlerdeki temerrüt faiz oranı davacının talep ettiği, temerrüt faizi oranı tutarında olup, "Faiz=Ana paraxGecikilen Gün SayısıxFaiz Oranı/360x100" formülünden hareketle yapılan hesaplamada davacının uygulanan faiz oranı farklılığı nedeniyle faiz gelirinin 6.901.534,05 TL olması gerekirken 5.990.531,73TL olduğu, dolayısıyla aradaki farkın 911.002,52TL olduğu, davacının talebinde 365 gün esası üzerinden talepte bulunduğu, talepten fazlaya hüküm verme «yasağı» nedeniyle 360 gün üzerinden yapılan hesaplamada daha yüksek miktar oluşmasına rağmen davacının talebi ile bağlı kalınarak ana para, gecikilen gün sayısı, faiz oranı belirli olduğundan ıslah suretiyle talep edilen 911.002,53 TL'nin tahsiline karar vermek gerektiği gerekçesi ile «asıl alacak» davadan sonra 22.12.2014 tarihinde ödenmiş olduğundan asıl alacak ile ilgili dava konusuz kaldığından karar «verilmesine yer olmadığına», davacının ıslah sureti ile talep ettiği temerrüt faizi talebinin kabulü ile 911.002,53TL'lik faiz alacağının davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine karar v …
… 000.000,00 TL'sinin Vakıflar Bankası Kavaklıdere Şubesine aktarılması talimatının yerine getirilmemesi nedeniyle söz konusu meblağın ödenmesi talebine ilişkin olup, «ıslah» dilekçesiyle alacağın yargılama sırasında ödenmesi nedeniyle «temerrüt» faiziyle bankaca alacağa yürütülen mevduat faizi arasındaki farkın tahsilinin istendiğini, davalı bankanın, davacının talimatı ile birlikte temerrüde düştüğünü, talep edilen alacağın temerrüt faiziyle birlikte iadesinin gerektiğini, ancak, her davanın, açıldığı tarihteki şartlara ve duruma göre yürütülerek sonuçlandırılmasının yasal zorunluluk olduğu, dava açıldıktan sonra meydana gelen olaylar ve ortaya çıkan sonuçların o «davanın konusu» yapılamayacağı ve bu durumun ıslah ile temininin de mümkün olmadığı, dava konusu alacak dava devam ederken davacının hesabına ödendiğine göre, mahkemece alacağa temerrüt tarihinden dava tarihine kadar olan süre içerisinde işleyecek «temerrüt faizi» ile bu süre için bankaca ödenen mevduat faizi arasındaki farkın belirlenerek sonucuna göre belirlenen bedele karar verilmesi gerekirken, yanlış değerlendirme ile y …
… n yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından %10 faizle banka tarafından uygulanan %8,68 faiz oranı arasında farkın tahsilinin talep edildiği, «dava konusu» olup davadan sonra ödenen 478.000,00 TL'ye «temerrüt tarihi» ile dava tarihi arasında geçen süre için %1,32 (davacı tarafından talep edilen %10 - banka tarafından uygulanan %8,68 ) oranı üzerinden yapılan hesaplama sonucunda davacının talep edebileceği faiz miktarının 262.900,00 TL olduğu, bu miktarın ödenmesinden davalı bankanın sorumlu olduğu, dava konusu asıl alacağa ilişkin davanın ödeme nedeniyle konusuz kaldığı gerekçesi ile asıl alacağa ilişkin dava konusuz kaldığından «asıl alacak» yönünden karar «verilmesine yer olmadığına», faiz alacağı yönünden davacının davasının kısmen kabulü ile 262.900,00 TL alacağın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, faiz alacağı yönünden fazlaya ilişki …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:borçlunun temerrüdü · teamül · temerrüt tarihi · mevduat hesabı · oy yasağı · yenileme · sebepsiz zenginleşme · vade
Benzer bu karardaDavalı ... vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin «temerrüdünden» söz edilemeyeceğini, davacıya %8,68 oran üzerinden faiz ödeneceği belli olduğundan davacının uğradığı bir zararı bulunmadığını, «sebepsiz zenginleşme» doğuracak şekilde kısmen kabul kararının hatalı olduğunu, 861.000.000,00 TL için %8,68 faiz oranı verildiğini, bu işlem yapıldıktan sonra 478.000.000,00 TL'sinin başka bankaya aktarılmasını talep etmenin ve böylece 383.000.000,00 TL'ye toplam miktar için tespit edilen faiz oranının uygulanmasını sağlamaya çalışmanın «teamüllere» aykırı ve bankayı zarar uğratacak bir talep olduğunu, vadeli mevduat hesabındaki tutarın vadesinden önce ancak bankaca kabul edilmesi halinde çekilebileceğini, buna rağmen davacının «vadenin» ilk günü hesaptaki ana paranın büyük bir bölümünü çekmek istediğini beyan ettiğini, hesabını başka bankaya «taşıyacak» mudilerin bu hususu önceden bildirmelerinin teamül gereği olduğunu, müvekkil bankanın aktif pasif dengesini, bilançosunu zedeleyecek bir tutarın davacı tarafından başka bankaya aktarılmasının talep edilmesinin teamüllere, bankacılık sistemine ve realiteye aykırı olduğunu, müvekkilinin davacının «mevduat hesabına» ilişkin uygulamasının hukuka ve teamüllere uygun olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
… 016 tarihli, 2014/730 E. ve 2016/189 K. sayılı kararı ile asıl alacağın davadan sonra 22.12.2014 tarihinde ödenmiş olduğu, davacı kurumun hesabı 62 gün vadeli olup, «vadenin» sonunda hesabın davalı bankada tutulmayacağı hususunun 20.10.2014 tarihinde davalı bankaya bildirildiği, dolayısıyla vadenin «yenilenmeyeceği» davalı tarafa bildirilmiş olmakla, davalı bankanın mudilinin talimatı doğrultusunda parayı aktarması gerekirken 22.10.2014 tarihinde vade başlattığı, vade başlatmanın davacının irade ve talimatına aykırı bir işlem olup, vade bitiminde çekilmek istenen paranın aktarılmayarak hesapta tutulup davalı banka tarafından yeniden vade başlatılmasının bankacılık uygulamalarına ve yasaya aykırı olduğu, vadeden önce paranın çekilmesi istenmesinin sözkonusu olmadığı, vade bitiminde yeni vade tanınmayarak hesabın aktarılmasının talep edildiği, dolayısıyla vadenin bitiminden paranın aktarıldığı tarihe kadar geçen süre içerisinde davalı bankanın tek taraflı olarak yıllık %8,68 üzerinden faiz uyguladığı, paranın banka nezdinde tutulduğu sürenin 62 gün olduğu konusunda bir uyuşmazlık bulunmadığı, ancak davacı kurumun talimata rağmen aktarılmayan paranın 478.000,000 TL olduğunu ve vade sona erdiğinden %10 oranında 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanuna (3095 sayılı Kanun) göre «temerrüt faizi» talep ettiğini bildirerek «ıslah» suretiyle temerrüt faizi talebinde bulunduğu, nitekim aynı dönemde ticari işlerdeki temerrüt faiz oranı davacının talep ettiği, temerrüt faizi oranı tutarında olup, "Faiz=Ana paraxGecikilen Gün SayısıxFaiz Oranı/360x100" formülünden hareketle yapılan hesaplamada davacının uygulanan faiz oranı farklılığı nedeniyle faiz gelirinin 6.901.534,05 TL olması gerekirken 5.990.531,73TL olduğu, dolayısıyla aradaki farkın 911.002,52TL olduğu, davacının talebinde 365 gün esası üzerinden talepte bulunduğu, talepten fazlaya hüküm verme «yasağı» nedeniyle 360 gün üzerinden yapılan hesaplamada daha yüksek miktar oluşmasına rağmen davacının talebi ile bağlı kalınarak ana para, gecikilen gün sayısı, faiz oranı belirli olduğundan ıslah suretiyle talep edilen 911.002,53 TL'nin tahsiline karar vermek gerektiği gerekçesi ile «asıl alacak» davadan sonra 22.12.2014 tarihinde ödenmiş olduğundan asıl alacak ile ilgili dava konusuz kaldığından karar «verilmesine yer olmadığına», davacının ıslah sureti ile talep ettiği temerrüt faizi talebinin kabulü ile 911.002,53TL'lik faiz alacağının davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine karar v …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, vadeli «mevduat hesabının» talimata rağmen ödenmemesi nedeniyle tahsili ve «vade» sonunda davacının talebine rağmen talepte belirtilen bankaya paranın aktarılmaması nedeniyle meydana gelen gecikmeden kaynaklanan faiz alacağına ilişkin «ıslah» suretiyle artırılan miktarın tahsili istemine ilişkindir.
… n yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından %10 faizle banka tarafından uygulanan %8,68 faiz oranı arasında farkın tahsilinin talep edildiği, «dava konusu» olup davadan sonra ödenen 478.000,00 TL'ye «temerrüt tarihi» ile dava tarihi arasında geçen süre için %1,32 (davacı tarafından talep edilen %10 - banka tarafından uygulanan %8,68 ) oranı üzerinden yapılan hesaplama sonucunda davacının talep edebileceği faiz miktarının 262.900,00 TL olduğu, bu miktarın ödenmesinden davalı bankanın sorumlu olduğu, dava konusu asıl alacağa ilişkin davanın ödeme nedeniyle konusuz kaldığı gerekçesi ile asıl alacağa ilişkin dava konusuz kaldığından «asıl alacak» yönünden karar «verilmesine yer olmadığına», faiz alacağı yönünden davacının davasının kısmen kabulü ile 262.900,00 TL alacağın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, faiz alacağı yönünden fazlaya ilişki …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/14171 E. 2011/3319 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtarname · dosya masrafı · yasal faiz · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece davanın kabulü ile 130.478,28 YTL’nın 27.04.2007 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte ve 72,79 YTL'nin «ihtarname» «masrafının» da 27.04.2007 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilen karar Dairemizin 12.07.2010 tarihli kararında yazılı gerekçeyle davalı yararına bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2017/52 E. , 2018/7916 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada ...
2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30/03/2016 tarih ve 2014/730-2016/189 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olduğu anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 11/12/2018 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalılar vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacıya ait mevduatın ... Bankası ... Şubesi'nde değerlendirildiğini, 20/10/2014 tarihinde mevduatın bulunduğu hesabın vadesi dolduğundan ihaleye çıkıldığını, 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu'na tabi olmayan, kapalı zarf usulü yapılan ihalede ... Bankası ... Şubesi ile ... Bankası ... Şubesi'nin eşit faiz oranı bildirdiğini, ihale sonucunda TDK Başkanlığınca mevduatın eşit faiz oranı bildirilen her iki bankada değerlendirilmesi uygun görülerek bu yönde karar alındığını, ... Bankası ... Şubesine 20/10/2014 tarihinde yazılı olarak şubeleri nezdinde bulunan meblağın 20/10/2014 tarihi itibariyle 478.000.000 TL'sinin ... Bankası ... Şubesine aktarılması talimatı verildiğini, yazılan talimata rağmen paranın aktarılmadığını, 23/10/2014 tarihinde ihtar çekildiğini, buna rağmen davacının iradesine aykırı şekilde talimat gereğinin yerine getirilmediğini ileri sürerek, davalı nezdinde bulunan mevduatın 478.000.000 TL'sinin ödenmesini talep etmiş;
davadan sonra davaya konu mevduat hesaba 22/12/2014 tarihinde ödenmiş olduğundan ıslah dilekçesi ile paranın ödenmesinde temerrüde düşülmesi nedeniyle işlemiş temerrüt faizi talep edilmiştir.
Davalı vekili, Ekim 2012 tarihinden itibaren davacının vadeli/vadesiz mevduatının değerlendirilerek 20/10/2014 tarihi itibariyle 872.622.391 TL'ye ulaştığını, davacının menfaati doğrultusunda işlem gerçekleştirildiğini, davalı bankadan 861.000.000 TL için oran istenildiğini, bu miktar üzerinden oran verildikten sonra belirtilen meblağın 478.000.000 TL'sinin bir başka bankaya aktarılmasını talep etmenin böylece şube nezdinde kalacak olan 383.000.000 TL'ye toplam miktar için tespit edilen faiz oranının uygulanmasını sağlamaya çalışmanın hakkın kötüye kullanımı olduğunu, bankayı da zarara uğratacağını, bir başka bankaya gönderilmesi talep edilen 478.000.000 TL ile davalı bankanın Kavaklıdere Şubesinde kalacak olan 383.000.000 TL'ye ayrı ayrı uygulanacak faiz oranının aynı olması nedeniyle davacının herhangi bir zararının oluşmadığını, bu suretle açılan davada davacının hukuki yararının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; asıl alacak davadan sonra 22/12/2014 tarihinde ödenmiş olduğundan asıl alacak ile ilgili dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davacının ıslah sureti ile talep ettiği temerrüt faizi talebinin kabulüne, 911.002,53 TL'lik faiz alacağının tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, davacının davalı banka nezdinde bulunan hesabındaki paradan 20/10/2014 tarihi itibariyle 478.000.000 TL'sinin ... Bankası ... Şubesine aktarılması talimatının yerine getirilmemesi nedeniyle söz konusu meblağın ödenmesi talebine ilişkin olup, ıslah dilekçesiyle alacağın yargılama sırasında ödenmesi nedeniyle temerrüt faiziyle bankaca alacağa yürütülen mevduat faizi arasındaki farkın tahsili istenmiştir. Davalı banka, davacının talimatı ile birlikte temerrüde düşmüş olup talep edilen alacağın temerrüt faiziyle birlikte iadesi gerekmektedir. Ancak, her davanın, açıldığı tarihteki şartlara ve duruma göre yürütülerek sonuçlandırılması yasal zorunluluk olup dava açıldıktan sonra meydana gelen olaylar ve ortaya çıkan sonuçlar o davanın konusu yapılamaz ve bu durumun ıslah ile de temini mümkün değildir.
Dava konusu alacak dava devam ederken davacının hesabına ödendiğine göre, mahkemece alacağa temerrüt tarihinden dava tarihine kadar olan süre içerisinde işleyecek temerrüt faizi ile bu süre için bankaca ödenen mevduat faizi arasındaki farkın belirlenerek sonucuna göre belirlenen bedele karar verilmesi gerekirken, yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde dava tarihinden alacağın davacıya ödendiği tarihe kadar oluşan faiz alacağına da hükmedilmiş olması doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.630,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 13/12/2018 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(M) (M)
KARŞI OY
Dava dilekçesinde, doğmuş ve doğacak tüm zararların tazmini ve fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması istemiyle ana paranın davalıdan tahsili istenmiş,
Yargılama sırasında, davalı bankaca ana paranın % 8.68 faizi ile ödenmesi üzerine davacı % 10 temerrüt faizi üzerinden aradaki faiz farkını ıslah dilekçesi ile talep etmiştir.
Mahkemece ıslah isteminin kabulüne karar verilmiş,
Davalı vekilinin temyizi üzerine, yerel mahkeme kararı ıslah edilen bölüm yönünden bozulmuştur.
Sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılamıyorum.
Fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması kaydıyla ana para alacağının tahsili istemi ile açılan davada ana para yargılama sırasında tahsil edilmiş olup, davacının ana paranın geç tahsilinden kaynaklanan zararlarının tahsilini talep etmesi mümkündür.
Davacı bakiye zararını ek dava açarak talep edebileceği gibi derdest davada ıslah suretiyle de talep edebilir.
Nitekim somut uyuşmazlık yönünden ıslah, ek dava niteliğindedir.
./..
Kaldıki, ıslah suretiyle bu hakkın ileri sürülmesi, ek dava açılmasına göre usul hukuku ilkelerine daha uygundur.
Nitekim yerel mahkemece de usul hukuku kuralları gözönünde bulundurularak ıslah talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle usul ve yasaya uygun yerel mahkeme kararının onanması yerine, yazılı gerekçe ile bozulmasına ilişkin çoğunluk görüşüne karşıyım.
KARŞI OY
1- Davacı Kurum vekili, müvekkili kuruma ait 478.000.000 TL mevduatın davalı Banka’da değerlendirildiğini, vade sonunda paranın bir başka bankaya aktarılmasının istenilmesine rağmen aktarılmadığını ileri sürerek işlemin yapılmaması nedeniyle doğmuş veya doğacak zararının giderilmesini talep etmiştir.
2- Mahkemece, asıl alacak yargılama sırasında ödendiğinden davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, ıslah suretiyle talep edilen temerrüt faizinin davalıdan tahsiline karar verilmiş, bu karar Daire çoğunluğunca, dava tarihinden sonraki dönem için temerrüt faizine hüküm olunması ve temerrüt tarihi ile dava tarihi arasındaki dönem yönünden ise, davalı bankadan elde edilen faiz gelirinin temerrüt faizinden düşülmemiş olması gerekçesiyle bozulmuştur.
3- Somut olayda, davacı Kurum’un kendi mevzuatı gereği, portföyündeki meblağı mutlaka bir kamu bankasında değerlendirmesi gerektiği, toplamda 861.000.000 TL olan meblağ için, vadeden önce, yeni dönem için faiz oranının bildirilmesi talebinde bulunduğu, davalı Banka’nın 8,68 oranını bildirdiği, daha önceden bildirim yapmaksızın hesap vadesinin dolduğu gün, 478.000.000 TL meblağın, bir başka bankaya aktarılmasını talep ettiği, davalı Banka’nın ise talimata uymadan hesaptaki paranın vadesini yenilediği böylelikle temerrüde düştüğü konusunda Daire heyeti üyeleri arasında bir görüş ayrılığı bulunmamaktadır.
4- Taraflar arasında mevduat sözleşmesi bulunmakta olup, TBK’nın sözleşmelere ilişkin genel hükümleri arasında yer alan 125.maddesi uyarınca, sözleşmeye aykırılık halinde borcun ifası ve gecikme tazminatı talep edebileceği gibi bunun yerine, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesi de istenebilecektir.
5- Somut olayda, davacı taraf seçimlik hakkını kullanarak, talimata uygun işlem yapılmaması nedeniyle DOĞMUŞ VEYA DOĞACAK ZARARININ giderilmesi seçimlik hakkını kullanmıştır. Söz konusu hakkın bir kez kullanılmasıyla yenilik doğurucu bir durum meydana geldiğinden bu tercihin bilahare ıslah veya ek dava yoluyla değiştirilmesi dahi mümkün değildir. Bu durumda, Mahkemece, gecikme tazminatı yerine, davacının talebi doğrultusunda, sözleşmeye aykırılık nedeniyle davacı tarafın doğmuş ve doğacak zararının bulunup bulunmadığı hususunu irdelemek yerine, talepten başkasına olarak, gecikme tazminatına hüküm kurması HMK’nın 26.maddesinde yer alan “taleple bağlılık” ilkesine açıkça aykırılık teşkil etmiştir.
6- Öte yandan, davacı tarafın talimatı yerine getirilseydi, paranın gönderileceği kamu bankasının da davacı Kurum’a 8,68 oranı üzerinden faiz ödeyeceği bizzat davacı tarafın yazılı beyanlarından ve dosyaya yansıyan diğer delil ve belgelerden açıkça anlaşılması karşısında davacı tarafın uğradığı bir zararın da bulunmadığı açık olduğundan, davanın reddi yerine, talepten başkasına ve sebepsiz zenginleştirme sonucu doğuracak şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması nedeniyle Mahkeme kararının bozulması gerekirken, yukarıda zikredilen farklı gerekçeyle bozma kararı verilmesi yönündeki Dairemiz çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/467030400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz